8 Haziran 2014 Pazar

“Otomobil” yapmadan önce,“uçak”


OTOMOBİLDEN ÖNCE UÇAK!
Türkiye’nin önüne “takoz” koyanlar, bu ülkenin ilerlemesini engellemek için “çelme” takanlar, elbette “PKK”dan, “Gezi Zekâlı”lardan ve “Paralelci”lerden ibaret değildir!..
Bir de, bu ülkede öyle bir “medya” var ki, sürekli “Batı’nın borazanı” olmuş ve Türkiye’yi hiç sevmemiş!.. Açık ve net, “Türkiye’nin ilk yerli otomobili Devrim”in önünü kesen de,“medya”da çıkan haberlerdir!..
“Devrim” demiş, “otomobil” demişken, “yüzleşmemiz” gereken bir “acı gerçek” daha var!..
Biliyorsunuz değil mi;
“Türkiye, otomobilini yapmadan önce uçağını yapan bir ülkeydi!”
Evet, evet;
“Otomobil” yapmadan önce,“uçak” yapmıştık biz... Vecihi Hürkuş adlı işadamımız“Hürkuş” adını verdiği, Nuri Demirağ adlı işadamımız da“Nu.D.38” adını verdiği“uçak”ları yapmışlardı...
İNÖNÜ ENGEL OLDU!
Gelin görün ki;
Bu uçakların birer “Boeing”olmasının önündeki tek engel de, “Milli Şef İsmet İnönü”den başkası değildir.
Önce Vecihi Hürkuş’tan söz edelim...
Hayatını uçmaya adamışHürkuş, bütün ömrünüTürkiye havacılığını geliştirmek için harcamıştı.Daha 1928 yılında ilk uçağını yapmış ve bu uçakla Çekoslovakya’dan Türkiye’ye uçarakdönmeyi başarmıştı. 1969’da vefatına kadar da havacılıkla ilgili bütün projelerin içinde yer almış, varını yoğunu bu uğurda harcamıştı.
Hürkuş hayalci değildi... Hayata geçirmeye çalıştığı işler kâr getirecek projelerdi. İlk yerli sivil uçağı yaptı ama uçuş lisansı vermediler. Türk Hava Yolları’nın uçmadığı noktalara sefer düzenlemek için havayolu şirketi kurdu, ruhsat vermediler.
Havayoluyla posta dağıtımı için 8 uçaklık filo kurdu, önce bu işe izin çıktı, ardından 7 uçağını seferden alıkoydular!..
Anlayacağınız;
Hürkuş bütün hayatı boyunca “kendisini sürekli çelmeleyen bürokrasi” ile uğraşmak zorunda kaldı. Ama, bu yolda yalnız değildi.
DEMİRAĞ’I DA İNÖNÜ ENGELLEDİ!
Cumhuriyet’in ilk müteahhitlerinden, müteşebbis ve sanayici Nuri Demirağ da uçmaya gönül vermiş, “ilk havaalanını, ilk uçak fabrikasını kurmuş, uçuş okulu açmış bir isim”di...
Demirağ da, attığı her adımda görünmez bir el tarafından engellenmiş, teşebbüsleri akim bırakılmıştı.
İstanbul fabrikalarında yapılan ilk yerli Türk uçağı, 1941 Ağustos’unda Demirağ’ın doğduğu yer olan Divriği’ye uçarak gidip gelmiştir. Nuri Bey, aynı yılın Eylül ayında on iki uçaklık filoyu Bursa, Kütahya, Eskişehir, Ankara, Konya, Adana, Elazığ ve Malatya rotasında uçurarak halka kendi uçaklarımızla göklerimizi koruyabileceğimizi göstermiştir.
Nu.D.38 adı verilen bu yolcu uçağı, tamamen Türk mühendis ve işçilerinin ortaya çıkardıkları Türk tipi bir uçaktır. Altı kişilik yolcu uçağının çift pilot kumandası bulunmaktadır. Saatte 325 kilometre hız yapabilmekte ve 1000 kilometre mesafeyle havada kalabilmektedir. Buna rağmenTHK, bu uçakları almaktan vazgeçer.
1936’da bir Çekoslovak firması ile anlaşarak Beşiktaş’ta proje atölyesini kurmuş. İş büyüdükçe, atölyeler yetmeyerek uçakların testleri için bir piste ihtiyaç hasıl olmuş ve bunun için Yeşilköy’de bugün Atatürk Havalimanı olarak kullanılan Elmas Paşa Çiftliği satın alınmış. 
Burada geleceğin pilotlarının yetişmesi için Nuri Demirağ Gök Okulu, uçak tamir atölyesi ve hangarlar inşa edilmiş. Tarihin garip cilvesi, Yeşilköy’deki Gök Okulu’nun ilk öğrencileri arasında zamanın cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün oğulları Ömer ve Erdal İnönü de vardır... Ancak, her ne hikmetse bir hafta sonra İnönü kardeşler okulu terk etmişler...
SİPARİŞLER İPTAL
Türk Hava Kurumu (THK) Nuri Demirağ’a 10 adet eğitim uçağı ile65 adet planör siparişi vermiş. Demirağ ve ekibi, bir yandan bu siparişleri yetiştirirken, bir yandan da Nu.D.38 ismi verilen altı kişilik, çift motorlu ve gövdesi alüminyum kaplı yeni bir model geliştirmiş. 
Demirağ’ın bu başarısı, Türkiye’de olduğu kadar yurtdışında da büyük yankılar uyandırmış. Son teknoloji ile donatılan ‘Nu.D.38’in yapılması, dünya uçak sanayicilerinin dikkatini çekmiş...
Ve çok geçmeden dünya havacılığında A sınıfı yolcu uçağı kategorisine alınmış. Ayrıca yolcu uçağı olarak tasarlanan “Nu.D.38”in, savaşta mükemmel bir bombardıman uçağı olarak hizmet verebilmesi meselenin farklı bir boyutu. 
İlginç olan, hiçbir zaman Demirağ’ın bu uçağının THK tarafından kabul görmemiş olması. 
Peki, neden ve nasıl?..
Ufuk Uras’ın babası Hasip Uras’ın bir kitapta aktardığına göre;
Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönüNuri Demirağ’ın yaptırdığı havaalanını ve okulu gezdikten sonra Nuri Demirağ’la ilginç bir diyaloğa giriyor. 
İnönü, ‘Nuri Bey, her şey çok mükemmel, daha ileriye gitmek için niçin devletle işbirliği yapmıyorsunuz’ diye soruyor. Nuri Demirağ da; bunun için senelerce uğraştığını, ama başaramadığını söyleyerek, devlet mensuplarının rüşvet taleplerini dile getiriyor. İnönü bozuluyor ve bunun ispat edilip edilemeyeceğini soruyor. Demirağ; bunun için gerekli evrakları getirmek için müsaade isteyip ayrıldıktan sonra, İnönü, yanındakilere, “Zenginliği başını döndürdü. Havaalanını istimlak edin. Uçakları sattırmayın” diyor. 
Zaten sonra; Türk Hava Kurumu da verdiği uçak siparişlerini iptal ediyor.
Lütfen dikkat;
Demirağ’ın uçakları hem “yolcu uçağı” olarak hem “ambulans uçak” olarak, hem de “savaş uçağı” olarak kullanılmak üzere dizayn edilmiş!..
İnönü, “THK’ya baskı” yapıp, “uçak siparişlerini iptal ettirdiği” gibi, Demirağ’ın “uçakları ihraç etmek” istemesine de, şu gerekçeyle karşı çıkıyor:
“Bunlar stratejik ürünlerdir.
Dışarı çıkmalarına izin veremeyiz!”
Öyleyse, sen al!..
Almıyor!..
Satayım!..
Sattırmıyor!..
Ve sonunda, “iflâs” edip, uçak işinden vazgeçiyor Nuri Demirağ!..
BİR DE NURİ KİLLİGİL VAR
Sadece Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ mı?.. Bir de Nuri Killigil var...
Nuri Demirağ, Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Killigil’in de yakın arkadaşıdır... Nuri Killigil Paşada; Türkiye’nin ilk silah ve patlayıcı imal eden fabrikatörüydü. Ordunun bazı siparişlerini üstlenen Paşa’nın Sütlüce’deki fabrikası; hem de, Nuri Demirağ’ın uçak imalatı serüveni ile aynı tarihlerde, yani 1949 yılında esrarengiz şekilde infilak eder... Nuri Paşa’nın cesedi bile bulunamaz... Nuri Paşa’nın İsrail’le savaş halinde olan Mısır’dan yüklüce bir  cephane siparişi aldığı için fabrikasının sabotaj sonucu infilak ettiği, hâlâ konuşulur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder