18 Şubat 2014 Salı

Tüm Hayatı elinden çalınmış bir mağdurum.


İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi'nde görev yaptığı sürede paralel yapılanmanın talimatlarına uymayarak kanunun gerektirdiğini yerine getirmeye çalışan Komiser Fatih Mehmet Çolak'ın hayatı karardı. Önce gasp ve yağma çetesi üyesi olarak sanık sandalyesine oturtulan genç komiser sonradan uydurma delillerle meslekten atıldı. Çolak'ın yaşadıkları Emniyet içindeki paralel yapının emirlerine uymayan polislerin nasıl bir işkence ile karşı karşıya kaldığını gözler önüne serdi.
SINAV HAKKI ENGELLENDİ
İstanbul Narkotik Şube'de görevliyken paralel yapılanmaya mensup şeflerinin talimatlarına uymayan Komiser Çolak önce Emniyette mobbinge maruz bırakıldı. Büyük uyuşturucu operasyonlarında başarıyla görev yapmasına rağmen amirlerince taltif listelerinden adı çıkarılan Çolak'ın hakettiği takdirnameler resmi olarak kendisine tebliğ edilmeyerek imha edildi. İstihbarat Şube Müdürlüğü'nden çalışma teklifi alan Çolak'a sınav gününü bildiren resmi yazı çalıştığı Narkotik Şubesi'ne gönderildi fakat evrak Çolak'tan saklandı. Böylece komiser istihbarat şubesinin sınavlarına giriş hakkını kaybetti. Çolak, hukuksuz bir şekilde Bakırköy'de bir karakola sürgün edildi.
NARKOTİK'E İHBAR ETTİLER
Önce Narkotik Şube'ye kayıtlı muhbirlerce yaptırılan bir gasp ihbarında Çolak'ın M.Ç isimli bir şahsı gasp ettiği iddia edildi. İddianın narkotik muhbirlerinden başka tanığı yoktu ve ihbar gasp iddiasından iki gün sonra 155'e değil Narkotik Şube'ye yapılmıştı. Dosya Narkotik Şube'nin görev alanına girmemesine rağmen gasp olayıyla Çolak'ın daha önce çalıştığı Narkotik bizzat ilgilendi.
CEMAATİ DEŞİFRE ETTİ
Başlatılan soruşturmanın ardından 2008 yılında İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaya başlayan Çolak, davanın 10.07.2009 tarihli 4. duruşmasında Narkotik Şube'de çalışan amirlerinin 'cemaat' adına yaptıkları faaliyetler nedeniyle onlarla ters düştüğünü, Narkotik şeflerinin ve mahkemenin önünde açık açık anlattı. Çolak' ın kendisini gasp ettiğini ileri süren Serdar Gültekin ise İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde mahkeme heyeti önüne Çolak yerine, ona hiç benzemeyen başka birisini teşhis etti ancak Çolak hapse girmekten kurtulamadı. Tüm bu yaşananlar ise Samanyolu Televizyonu'nda yapılan haberlerle desteklendi.
İhbarcı hep aynı kişi
Çolak hapse atıldıktan sonra aynı koğuşta yatan iki polisin daha ihbarcı Serdar Gültekin tarafından verilen ve aynı suçlamaları içeren ifadelerle hapse atıldığı ortaya çıktı. Konuyla ilgili Beyoğlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne yapılan başvuru üzerine iki polis serbest bırakılırken Gültekin hakkında 'görev başındaki memura iftira attığı gerekçesiyle' kamu davası açıldı. Yargılandığı mahkeme Çolak'ı serbest bırakmamakta direndi. Çolak hakkında savcı tüm celselerde tahliye ve beraat istemesine rağmen genç komisere 10 yıl hapis cezası verildi.
Başbakan'a mektup yazdı
Paralel çeteyle ters düştüğü için hayatı karartılıp mesleğinden atılan Çolak son çare olarak Başbakan'a mektup yazdı. Mektubunda maruz kaldığı haksızlıklara değinen Çolak şu ifadeleri kullandı: 'Ben İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nde 265851 sicil sayılı Komiser olarak görev yaptığım 2008 yılı Eylül ayında, Fethullah Gülen Cemaatinin İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nde kümelenmiş üyeleri tarafından tutuklanarak cezaevine atılmış, ardından da mesleği ve Türkiye'deki tüm hayatı elinden çalınmış bir mağdurum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder