26 Şubat 2014 Çarşamba

Birer birer batan: İngiliz’in HMS Aboukir gemisi batarken Donanma Haber dergisi



**********

ŞİLİ MUZAFFERİYETİ BAHRİYESİ

Yevmi gazetelerde meserretle (sevinç) okunduğu üzere müttefikimiz olan Almanya hükümet fahimesinin (itibarlı) bir müfrezeyi bahriyesi cenubi Amerika’da Şili sahilinde kendine faik bir İngiliz kuvvetiyle harbe girişmiş, hakkın galebeyi katiye si emri muhakkak olduğundan muzaffer olmuştur.
Müttefiklerimiz, cesaretle harp etmişler, HMS Monmouth ismindeki bir İngiliz kruvazörünü batırmışlar. HMS Good Hope ismindeki cesim zırhlı kruvazörü ortadan kayıp etmişlerdir. HMS Glasgow ismindeki kruvazör ise yaralı olarak kaçabilmiştir.
HMS Good Hope zırhlı kruvazörü 14000 ton cesametinde büyük bir gemidir. İki adet 23,4 , 45 çapında 15 santimlik 16 büyük topu vardır. HMS Monmouth kruvazörünün ise 9000 tondan fazla hacmi var idi.
Muhterem müttefikimizin galebeyi azimesinden mütevellit serverimizi (lider) alenen izhar ve Almanya bahriyesini tebrik ederiz.
Tabii kendileri için daha birçok muvaffakiyetler temenni ediyoruz.

KISÂSDA HAYAT VARDIR

******

Kuranı hâkimin bu hitap celili mucize ( hikmeti hukukun dibacesidir (önsöz). Nazariyat cezaiye ile meşgul olanlar ne derlerse desinler, beşeriyet haslet seba ânesini muhafaza ettikçe; kısas, hayattır. Kısasta hayat vardır. Refikülkalb olanlar bir tarak dursun – onlar bile kalblerinde fıtri bir meyl-il vahşet duyarlar – kısas; ırkı beşerde cevelan eden haksızlık kanının ilacıdır.
Bu gün de öyle oluyor. Hilafeti İslamiye ile pirâyedar olan devleti âliye; kısas hakkını ifa ediyor. Müslümanın hayatına kast etmekten başka hiçbir meziyetleri olmayan üç caniyi siyasetgaha götürür.
Moskof, İngiliz, Fransız.
Üç cani meydanda. Devleti âliye ise hakkını, vazifesini ifa ediyor. Kısas emrini yapıyor. İyi düşünelim. Bugün Moskofun vâzı milyonlarca Müslümanın kanını içen bir caniden başka nedir? Moskof; devleti âliye ile esbak (ders) eden bunca muharebatında gadren şehit ettiği binlerce Müslümanın kanıyla aludedest (bulaşmış) iken zir istilasına aldığı bunca memalik İslâmiye’nin bedbaht sekinesini o suretle oldurmuştur ki, maneviyatları cehil ile mütevazıyi ter ab; maddiyetleri Moskof çizmesi altında haraptır.
İşte İngiliz: Hindistan’da kırbaçla, topla, Mısırda hile ile cebir ile ne kadar Müslümanın kanına girdi.
İşte Fransız: Cezayir çöllerinde ot bitmez, var ise oraları ziyan eden hun nahak Müslim’inin açtığı kırmızı güllerdir. Bu güller ise İslam’a, dağ-ı Hemret nümûn kalb olsa yeri vardır.
Haritayı göz önüne getirelim. Dünya yüzünde ne kadar Müslüman varsa yüzde kaçı bu üç hükümetin esiri değildir. Müslümanlığın son istinatgâhı burasıdır.
Kaç sene hatta kaç asır vardır ki bu üç hükümet, devleti âliyenin varlığına hücum etmekte yekdiğeriyle müsabaka ile müşardır (gösterilen). Tarihi açın: Pek meşhur olduğu üzere on iki melhame-i kübrâ (kanlı savaş) görürsünüz ki, Moskof seferi kaydı hiçbir sahifeden eksik değildir. İngiltere’ye mi soruyorsunuz? Biz, Avrupa’da mukim elçi ihdasımız o alanda ilk defa devlet sıfatıyla Londra’ya elçi göndermişiz. O bize İstanbul’a donanma göndermeğe kalkışarak topla mukabele etmiş. Bu gün Bağdat’taki konsoloshanesine silah dolduran İngiltere, hilafetin en büyük düşmanıdır. Vukuat zaman ile bir dereceye kadar meşgul olanlar pek güzel bilirler ki; İngiltere Mekke ve Medine’ye sahip olmak hayâl-i hamından (boş hayal) bir türlü vaz geçememiştir. Buna ise doğrudan doğruya el uzatmak pek tehlikeli olduğunu bildiği içindir ki, her tür vesait hususiye müracaattan çekinmemiştir.
Fransa mı aklınıza geldi? Kanuni sultan Süleyman zamanı V.Karl Şarlken’e esir olan François istimdat name gönderirken, divanı hümayunda sadrazam Pargalı Makbul İbrahim Paşa uzun bir nutuk irad ederek Fransa politikasındaki dönekliği pek acı bir lisanla ihtar etmiş. (tarih Cevdet’in tab’ nuyininde birinci ciltte bu nutuk mezkûrdur. Fransa politikasının ne demek olduğunu tarihten anlamak isteyenler bunu okumalıdırlar). Selim sâlis zamanında Napoleon dost imiş, Mısır’a, Akka’ya istila için hicap etmemiş, devleti âliyenin bu dostlardan o kadar canı yanmış ki Viyana kongresine murahhas bile gönderememiş.
İyi düşünelim. Bu gün bu üç devletin tahtı idaresinde bulunan hangi Müslüman memleketi vardır ki orada her Müslim hukuku diniye ve medeniye sine tamamıyla malik olsun? En serbest idare eden İngiltere mi? İşte Hindistan ve Mısır. Andlarında mukaddes tanıdıkları kazları önlerine takarak “Kudüs, Kudüs” feryadıyla düşe kalka Avrupa’dan gelen ehl-i salib’in, ekseri İngiltere ve Fransa’dan buralara kadar sürüklenmiş, erbabı taassup idi. Bu günün o günden ne farkı var?
Hâsılı devleti âliye, bugün hayatına kast edenlerin mukabeleyi meşruiyesindedir. Hilafet İslamiye bu gün öyle bir cihadı celil ile meşguldür ki, kısas şer’i olduğu için her Müslümanın ona yardımı farzdır. Yaşamak isteyen her Müslüman yardıma borçludur. Çünkü “kısasta hayat vardır”.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder