24 Şubat 2014 Pazartesi

Aydın Doğan yine kaybedenlerin tarafında Yazar:Rasim Kütahyali


Aydın Doğan'ın tüm yayın organları hafta sonunu SABAH'a ve bana küfrederek geçirdi. Hürriyet dışındaki yayınlar da topyekûn seferber oldu. Dün Doğan'ın üç gazetesi birden birinci sayfasında bir küfürnameye yer verdi. Doğan'ın TV kanallarının haber bülteninde de bu metin aynen okundu. 
***

Avukatım Esennur Ezgi de yarın bana edilen küfürler için suç duyurusunda bulunuyor. Aydın Doğan'a iftira davası açıyorum. Aydın Bey benim cumartesi günkü yazımın yazdırıldığını söyleyerek iftira atıyor. Benim talimat almayan, kendi inandığı yolda inisiyatif alan bir şahsiyet olduğumu çok iyi bildiği halde kasten bunu yapıyor. Kendi beyniyle hareket etmeyip talimat alan tetikçiler 10 milyon euroluk yatlarda krallar gibi ağırlanmaz, önlerine kırmızı halılar serilmez ve öyle tiplerin evlerine kadar da gidilmez. Bilmem anlatabiliyor muyum Aydın Bey? Tabii bu arada sanırım Doğan da iyi anladı ki her kuşun eti de yenmez. 
***
Ben Babıali denen kokuşmuş âlemin içinden gelmiyorum. Dolayısıyla Babıali numaraları bana sökmez. Türk medyası yoz Babıali zihniyetinden kurtulmadıkça bu ülke medyası adam olmaz. Aydın Bey'in çok sık alıntıladığı Necip Fazıl sözünde olduğu gibi Dünyanın her yerinde lağımlar aşağıdan akar Babıali'de yukarıdan akar. İşte artık bu lağımların yeniden aşağı indirilme vakti gelmiştir. 
***
Aydın Doğan yıllarca haber alma hakkı kavramından bahsetti. Fakat kendisiyle ilgili yargı haberleri bir köşe yazısında alıntılanınca çıldırıyor. Benim söylediğim yeni bir şey yok. 2012 yılı içinde Aydın Doğan'ın çok kritik iki davası Yargıtay'dan döndü. Aldığı beraat kararları bozuldu. Bu davalar yeniden yargılama sürecine girdi.
Temmuz 2013'te bunlardan biri yeniden beraatla sonuçlandı. Öbürünün davası sürüyor.
Beraatla sonuçlanan ise yeniden Yargıtay'a gitti.
Eğer iki dava da Doğan'ın aleyhine sonuçlanırsa Doğan Holding değerinde bir mali yük Aydın Doğan'ın sırtına binecek. 
***

Yazılarımda bu somut gerçekleri belirttim diye Doğan rahatsız oluyor. Yargıtay sürecini etkilemeye çalışan ben değilim. Ben herkes için olduğu gibi Doğan için de adaletten yanayım. Yargıtay sürecini Aydın Doğan'ı kontrol altında tutmak için kullanan paralel örgütün ta kendisidir. Bunu en iyi bilen de Aydın Bey başta olmak üzere tüm Doğan Ailesi ve Doğan Holding üst düzey yöneticileridir. Ben Doğan'ın mağduriyetini ifade ederken Doğan bizzat kendi cellatlarıyla işbirliğine girme yolunu tercih ediyor. 
***

Bu beraat kararlarının Aydın Doğan'ı kafeslemek için kasten paralel örgüt tarafından bozulduğunu Türk medyasındaki meczuplar hariç tüm millet biliyor artık. Çünkü Fethullah Gülen'in ses kaydında söylenen İKİ HUSUS meselesi çok açık. Aydın Doğan İKİ HUSUS ile Gülen'in bizzat ilgilenmesini istiyor. Çünkü Doğan da biliyor ki Yargıtay'ın ve Türk yargı sisteminin patronu Fethullah Gülen idi. Gülen isterse o iki dava beraatla sonuçlanırdı; istemezse Doğan mahkûm olurdu. 
***

Gel etrafınla paylaştığın bu gerçekleri bildiğini kamuoyuna da ifade et artık Aydın Doğan. Fakat şunu da bil ki Gülenist yargı rejimi artık çöktü. Her ne kadar Gülen'in patronajındaki yüksek yargı sistemi aynen yerinde dursa da artık bu paralel kadro deşifre oldu.
Verecekleri kararlar artık yok hükmündedir.
Türk yargı sistemi baştan sona şeffaflaşacak ve yeniden yapılanacak. Milletin kararıyla paralel yargı tasfiye edilecek. Sen yine kaybedenlerin tarafındasın.

1 yorum:


  1. Aydın Doğan'ın bu savaşta ne tarafta durduğunu kanıtlarıyla yazıyorum. Doğan gerçekleri ifade eden bu yazılarıma çıldırıyor. En başta üzerime yalakası bir tetikçiyi salmıştı. Elbette muhatap almadım. Son kullanma tarihi dolan ve bir yıl içinde medyadan tamamen tasfiye olacak bu Deniz Feneri mücrimi tetikçinin işe yaramadığını anlayınca doğrudan kendi kavgaya girdi Aydın Doğan. O satılık köleye "Çekil aradan bıdıklık. Burada babalar kapışıyor. Çimenler bu kavgada ezilir" dedik ve gerçek kavgaya başladık.
    ***

    Aydın Doğan Yargıtay'ı benim etkilemeye çalıştığım gibi bir komediyi dillendiriyor. Artık rasyonalite hasletini de kaybettin Aydın Bey.
    Doğan Yayın Holding'in yüzde 25'inin Alman firması Axel Springer'e satışının kayıtlara hileli olarak işlendiğini savunan ben değilim, paralel yargı böyle söylüyor.

    ***
    Aydın Doğan ile Doğan Yayın Holding Yönetim Kurulu üyeleri hakkındaki beraat kararının bozulması yönünde tebliğname hazırlayan da ben değilim. Paralel yargı hazırladı. Doğan Yayın Holding'in yüzde 25'inin Alman firması Axel Springer'e satışı işlemlerinin kayıtlara geçirilmesinde "hile yapıldığını" belirterek, Aydın Doğan ve Doğan Yayın Holding Yönetim Kurulu üyelerinden 3'üne verilen beraat kararının bozulmasını isteyen Rasim Ozan değil yine paralel yargı.
    ***

    Malum satış işleminden sonra, "Satış yevmiye defterine 2006 yerine 2007'de yapılmış gibi kaydedilerek, vergi döneminin ötelenip, devletin vergi zararına uğratıldığı" iddiasında olan da ben değilim. Kim bu iddia sahibi? Bildinizz. Yine paralel yargı.
    ***

    Doğan Yayın Holding A.Ş.'nin yüzde 25'inin Axel Springer AG'ye satışı konusunda 16 Kasım 2006'da anlaşmaya varıldığı, aynı tarihte pay alımı ve ortaklar sözleşmesinin hazırlandığı, bu sözleşmenin de Doğan Yayın Holding Yönetim Kurulu'nun 26 Aralık 2006 tarihli toplantısında onaylandığını hatırlatan ve satışa ilişkin hasılat kaydının önce 26 Aralık 2006 tarihli yevmiye defterine yapıldığı ancak "ters kayıt" yöntemi ile hasılat kaydının iptal edildiği, daha sonra 2 Ocak 2007 tarihli yevmiye defterine kaydedildiği ve bu yolla vergi kaybı oluştuğu ve işlemlerin "hileli" olduğunu anlatan kişi Rasim Ozan mıdır?
    Hayır... Bütün bunlar paralel örgüte bağlı bir yargısal kararda geçiyor.

    YanıtlaSil