22 Mart 2015 Pazar

Karnimiz tok olunca

Tok Türkler
Selim Efe Erdem
Evin mutfağında Filipinli aşçı suşi hazırlarken, salonda Özbek dadı çocuklara bakıyor. Sitenin bahçesi Asyalı bahçıvana emanet. Çocuğun okulunda İngiliz öğretmenler ders veriyor. Seyyar satıcılık Afrikalılardan soruluyor. İşyerlerinde; konfeksiyonda Suriyeli, maden ocaklarında Çinli, bilişimde Hintli, pilotlukta Makedon ve Bulgar, finansta Avrupalı, bakıcılıkta Asyalılar, turizmde Yunanlar çalışıyor... Bir Hollywood filminde Amerikan ailesi veya işverenini izler gibi oldunuz değil mi? Aslında Türkiye’nin bütün büyük şehirlerinde orta gelir grubu ailelerde ve üretim sektörlerinde yabancı uyruklu çalışanları görmek mümkün. Peki ama hangi sosyal refah seviyesine ulaştık ki evlerimizde yabancı uyruklu yardımcılar tutuyoruz, gelişmekte olan ve işsizliğin yüzde 10’da olduğu ülkemizde işveren, işçi bulamadığı için neden işçi ithal etmek istiyor? Farkında değiliz ama artık başka bir toplum var...
Geçen hafta bir haber için Fatih’in sokaklarında dolaşırken gördüğüm çöp tenekesini kurcalayan adamın nasıl bir hayatı olduğunu anlamak istedim. Selamıma İngilizce yanıt verince şaşırdım. Baharam Amir Han, Afganistan’dan gelmiş 25 yaşında bir genç. Çöplerden topladığı atık kağıt ve şişelerle günde 5-15 lira para kazanarak yaşıyor. İstisnai bir durum olup olmadığını sorguluyorum, çok sayıda Afgan’ın aynı işi yaptığını anlatıyor. Artık çöp toplayıcılarımız bile ithal...
Mütevazı bir ilçe olan Avcılar’da oturan annemi ziyaretimde, telefonla verdiği siparişi getiren bakkal çırağının bozuk Türkçesiyle karşılaşıyorum kapıda. Meğer bakkal Türk işçi bulamadığı için Kırgız çalıştırıyormuş. Öncesinde de Gürcü ve Azeri çırak varmış. Evimin yer aldığı Alemdağ’daki orta halli site sakini ofis çalışanı çiftlerin çocuklarına  Gürcü, Özbek, Türkmen kadınların dadılık yaptığını görüyorum. Çok yüksek ücret ve çalışma saatlerinin sınırlı olması nedeniyle Türk bakıcılar yerine yabancıları tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta, ikinci ana dilleri İngilizce olduğu ve evin yabancı dil sorununu da çözdüklerinden Filipinli bakıcılar çok moda olmuş bu dönemde. Hafta sonu bir kahve içmek için Taksim’e gittiğimde, temizlikte Moldovalı kadınların çalıştırılmaya başlandığını fark ediyorum. İşletmeciler, aynı paraya Türk işçi bulamamaktan şikayetçi.
NEREDE BU TÜRKLER?
Gazetelerin ilan sayfaları da bir gerçeğin altını çizen “Eleman aranıyor” duyurularıyla dolu. Tarım Bakanlığı’nın 3 bin lira maaşla çoban bulamadığı için ilanını ‘Sürü yöneticisi aranıyor’ şeklinde değiştirdiğini görünce, olayın ekonomik ve sosyal boyutunu öğrenmek için araştırmaya koyuluyoruz. İş adamlarına, sosyologlara, kamu yöneticilerine ve yabancı uyruklu işçilere “Nerede bu Türkler ve neden bazı mesleklerde artık sadece yabancı uyruklular çalışıyor?” diye soruyoruz.
Bireylerin, devletin ve işadamlarının yapması gereken ödevlerin yanı sıra değişen toplum ve yaşantıyla birlikte ortaya çıkan ‘Tok Türkler’ kavramıyla tanışmaya hazır mısınız?
ARTIK GURBETE GİDİLMİYOR
Yaşam tarzımızdaki değişim, yurt içi ve yurt dışı işçi rakamlarından da anlaşılıyor. İhraç ettiğimiz işçi sayısı yüz binlerden on binlere düşmüş. Sadece Almanya’ya 40 yılda 3 milyon göç veren Türkiye, 2014’te bu ülkeye sadece 552 işçi gönderirken Almanya’dan bin 442 işçi ithal etmiş. Tüm dünyaya 2013’te 55 bin, 2014’te ise sadece 39 bin işçi ihraç etmişiz. Kaçak 600 bininin yanı sıra izinli yabancı işçi 2003’te 855 iken 2014 yılında 52 bine ulaşmış. 
AÇLIK SINIRI AŞILDI
BM standartlarına göre, günlük bir dolar, bir insan için açlık sınırı. TÜİK rakamlarına göre, Türkiye’de 2010 yılından itibaren günlük 1 doların altında yaşayan insan kalmadı. Yoksulluk sınırlarında kullanılan günlük 2.15 doların altında gelirle yaşayan sayısı 0.06, kişi başı günlük 4.3 doların altında geliri olanların sayısıysa 2.06’ya düştü. ‘Harcama esasına’ göre de 2010 yılı itibariyle aşıldı.
İŞVEREN 1 MİLYON İŞÇİ ARIYOR, YABANCIYI İSTİYOR
Sosyal  değişimi anlamak için bilgisine başvurduğumuz İŞKUR Genel Müdürü Nusret Yazıcı’nın verdiği bilgiler, toplumdaki değişimin aynası gibi: 2014 yılında işveren 1.7 milyon işçi talebinde bulundu ve büyük çabalarla bunun ancak 700 bini karşılanabildi. İşçinin niteliği de değişti.
- Son dönemde işverenin, ilanla işçi bulamadığı için yabancı işçi talep ettiği görülüyor. Türkiye’de istihdam konusunda nasıl bir tablo var?
2014 yılı itibariyle işverenden 1 milyon 735 bin kişilik iş talebi alındı.
- İşveren, hangi meslek gruplarında işçi talebine yeterli yanıt alamıyor?
2014 yılında 51 bin 731 açık işle satış danışmanı, 48 bin 813 kişilik açık işle güvenlik görevlisi, 41 bin 19 kişilik açık işle ise makineci (dikiş) meslekleri ön plana çıkıyor. Ocak 2015 rakamlarıyla ise güvenlik görevlisi açığı 6 bin 153 kişiyle ilk sırada. Onu 4 bin 655 kişiyle satış danışmanı, üçüncü sırada 3 bin 911 kişilik büro memuru izliyor.
- İşçi açığı bulunan mesleklerde son 15 yılda, yıllara göre nasıl bir değişim yaşanıyor? 
İşgücü talebini gösteren açık işler ekonomik gelişmelerle yakından ilgili. Bu değişim içerisinde meslekler bazında da ekonomik konjonktüre bağlı olarak birtakım gelişmeler olmuştur. 2000 yılında 195 bin olan açık iş talebinin de beden işçisi mesleği 129 binle ilk sırada, 47 bin kişiyle tarım, orman işçisi, balıkçı avcı mesleği ikinci, 3 bin kişiyle büro elemanları üçüncü sırada yer alıyordu. İŞKUR olarak büyük önem verdiğimiz mesleki eğitim kursları ve işbaşı eğitim programlarıyla çok sayıda işsizimizin istihdamı sağlandı.
BİR ZAMANLAR ALMANYA GURBETÇİSİ TÜRKLER GİBİ
Sanayileşmiş Avrupa ülkelerine gittiğimizde, asgari ücretli mesleklerde o ülkenin vatandaşları yerine göçmenlerin çalıştığı görülür. Biz gelişmekte olan bir ülke olduğumuz halde, neden Türkiye’de de asgari ücretle çalışılan işlerde Türkleri değil yabancıları görüyoruz? Aksaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Acar, Türkiye’de toplumsal yapının ekonomiye paralel hızla değiştiğini ifade ediyor. Prof. Acar, orta üst gelir seviyesini temsil eden şehirli ‘Beyaz Türkler’in yanı sıra dar gelir grubundaki ‘Tok Türkler’e ve meslek liselerinin kapatılmasıyla doğan nitelikli işçi sorununa’ dikkat çekiyor.
- Türkiye de üretim ve hizmet sektöründe işveren artık ilanla Türk işçi bulamadığı için yabancı işçi ithal etmekten, işçilerse düzgün bir iş bulamamaktan şikayetçi. Sorun nerede? Nerede bu Türkler?
Birincisi, Türkiye’nin 2001’de 3 bin dolar olan kişi başı milli gelir seviyesi bugün 11 bin dolara ulaştı. Yani kişilerin refah seviyesinde gözle görülür zenginleşme yaşandı. Artık açık konuşalım, bazı işler için ‘Onu başkası yapsın, ben daha iyi işlere layığım’ diyor insanlar. İkincisi, Türkiye’de 28 Şubat sürecinde imam hatiplerin önü kesilmek istenirken bütün meslek liseleri kapatıldığı için sanayicinin aradığı makinacı, tornacı gibi nitelikli ara eleman ihtiyacı karşılanamadı. Eğitim ve gelir seviyesi arttığı için gençler her mesleği de beğenmiyor. Hani bizim 60’lı yıllarda Almanya’ya giden işçilerimiz nasıl Almanların beğenmediği üçüncü sınıf işleri yapmak zorunda kaldı ise şu anda Türkiye’de yabancılar, Türklerin beğenmediği o işleri yapıyor.
ÇÜNKÜ ARTIK AÇLIK SINIRINDA YAŞAYAN İNSAN YOK
- Gençler neden çalışmak yerine işsiz kalmayı tercih ediyor?
Birincisi Türkiye’de çok ciddi aile içi dayanışma ruhu var. İnsanlar işsiz kalan akrabasına bakmayı boynunun borcu biliyor ve gençlerimiz işsiz gezerken de rahatlıkla hayatını devam ettirebiliyor. Eğer AB’de ABD’de yetişkin bir genç, işsizse aç kalacak demektir o yüzden iyi kötü bir işi kabul etmek zorunda kalıyor. İkincisi hükümetin son yıllarda verdiği ciddi sosyal yardımlar var. Artık Türkiye’de ekmeğe muhtaç, açlık sınırında yaşayan insan yok.
- Yani artık ‘Aç Türk’ yok mu? ‘Tok Türkler’ iş beğenmiyor, bu yüzden bazı mesleklerde yabancılar çalışmaya başladı’ diyebilir miyiz? 
Aynen öyle. ‘Tok Türkler’ ve iş dünyasının aradığı niteliklerle uyuşmayan ara eleman yoksulu bir Türkiye var.
ŞÖYLE MASA BAŞI İŞ YOK MU?
Türkiye İçgiyim Sanayicileri Derneği Başkan Yardımcısı Bahri Özdinç, ‘İşadamı olarak memleketine hizmet’ önerisi üzerine kurduğu fabrikaya şimdi yabancı işçi arıyor. Özdinç, sorunun kökeninde meslek liseleri ve sosyal yardımlar olduğunu düşünüyor: “Ben Konyalıyım. Bizim orada, çoban bulunamadığı için kaçak olarak Türkmenler çalıştırılıyor. Memleketime davetle fabrika kurdum ama işçi bulamadım. ‘Sen makinacı arıyorsun, şöyle masa başı iş yok mu?’ diyen çok oldu. Memlekette işçi bulamıyoruz. Toplum biraz sosyal yardıma, yeşil karta alıştı. Avrupa’da çöpçülük yapanın da bir değeri var çünkü emeğiyle çalışıyor. Ama Türkiye’de meslek saygısı yok, aşağılanarak bakılıyor. Şu anda yabancı işçi çalıştırmayı, Suriyelilerle çalışmayı teklif ediyoruz”
İŞİN ÜCRETİ DÜŞÜK
Resmi rakamlara göre yüzde 10 olan işsizliğin DİSK’e göre yüzde 23 olduğunu ifade eden Sosyolog Prof. Dr. Neşe Özgen ise sorunun nitelikli işgücüne sunulan niteliksiz iş ve düşük ücretler ile belirli standartları olmayan sosyal yardımlardan kaynaklandığını söylüyor: “Öncelikle patron piyasası kendi yarattığı işin niteliksizliğini görmeli ve nitelikli işçiyi çekebilmek için kendi işini ve parasını yükseltmeli. Sosyal bilimciler adres verir: Hükümet sosyal yardımları ulufe gibi dağıtmamalı”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder