24 Mart 2015 Salı

Ersoy Dede den kapak olacak tespidler


Sonda söylenecek lafı başa çekelim. Hiçbir şey yokmuş gibi, olmamış gibi davranmanın anlamı yok. Ortada bir problem var ve tam da orta yerde durmaya devam ediyor.. Ne analize muhtaç ne de kişisel birtakım yorumlarla tevil edilebilecek kadar payı var.. Tamamen ve belirgin bir biçimde sorun var ortada.. Arınç ve laflarından söz ediyoruz..
Muhteva bu bahiste çok da önemli değil. Önemli olan Hükümet-Beştepe arasındaki ilişkidir. Bu ilişkinin de iki aktörü vardır. Davutoğlu ve Erdoğan..Arada kimler ne söylerse söylesin, seçmen sadece iki kişiye fokuslanır; Başbakan ve Cumhurbaşkanı’na.. (Eğer dün, ben yazıyı baskı için gazeteye yolladıktan sonra görevden alınmadıysa) Bugün Arınç’ın hükümet sözcüsü görevinin biteceğini söyleyebilirim.. Bu tavır, mevcut Cumhuriyet Hükümeti’nin, alabileceği en akıllıca tavır olacaktır..  Çünkü açıkça ortaya konmuş olan siyasi duruş, geniş kitlelere; “Davutoğlu adına” alınmış bir duruş gibi pazarlanıyor.. Sanki Davutoğlu bir şeyler söylemek istiyor ve nezaketinden söyleyemiyor da, Arınç üzerinden mesaj veriyor gibi.. Davaya ve Cumhurbaşkanı’na sadakatinden kimsenin zerre kadar şüphe duymadığı Ahmet Davutoğlu’nun, böyle bir paratonere ihtiyaç duyabileceği gelir mi aklınıza?.. Ben hiç ihtimal vermiyorum. Ancak yakasında ‘hükümet sözcüsü’ rozetiyle Recep Tayyip Erdoğan’a parmak sallayan bir Bülent Arınç; ‘Başbakan’ı her tehlikeye karşı savunurum’ gibi konumunun ve özgül ağırlığının üzerinde bir söz söylerse, onun hiyerarşik olarak üzerinde olan Başbakan’dan ‘gereğini yapması’ beklenir.. Yani Davutoğlu’nun çıkıp; ‘Sayın Arınç siz beni hangi tehlikeye karşı koruyorsunuz acaba?’ diye sorması ve ‘gerekirse kendimi koruyabilecek durumdayım’ demesi gerekmez mi?.. 
Bakın eğer hâlâ, yani siz bu yazıyı okuduğunuz vakte kadar Hükümet’ten bu krize yönelik açıklama gelmemişse, yani dünkü Bakanlar Kurulu sonrası da konu kamuoyunu tatmin ve ikna edecek şekilde ortaya konmamışsa, AK Parti seçmeni, eleştiri oklarını Davutoğlu’na yöneltir. Kimse kusura bakmasın.. 
Arınç hakkında, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in, sanıyorum bugün paralel medyada çarşaf çarşaf okuyabileceğiniz twitter mesajlarına gelince.. Şüphesiz ki en az Arınç kadar Gökçek’in de özgül ağırlığı vardır siyasette. Dolayısıyla herhangi bir belediye başkanı değildir Gökçek.. Sözü kıdemli bir politikacının sözü gibi algılanmalı.. Ama öyle bir tonda girdi ki meseleye, dışarıdan bakınca inandırıcılığını yitirecek kadar sert ve net.. Sanki Erdoğan’ı savunmaktan çok kişisel bir hesaplaşma yapılıyormuş gibi… Biraz daha hükümetin elini kolaylaştıracak ve Arınç’a da ‘müsaade isteyecek kadar’ fırsat verecek bir dil ve üslup iyi olurdu.. 
Son not bu meseleyle ilgili.. Recep Tayyip Erdoğan, sadece Recep Tayyip Erdoğan değildir..O arkasında 20 küsur milyon seçmenin ( - ki aileleriyle birlikte bu sayı 40 milyon demektir) oyunu taşıyan bir isimdir.. Erdoğan tek başına bir figür değildir. Arkasında ondan icraat bekleyen bir millet vardır.. Siz kendi kafanıza göre ‘sen ona karış ama buna karışma’ diyebilecek konumda değilsiniz.. Özellikle de bulundukları konumları Erdoğan’a borçlu olan bazı isimlerin şimdi Erdoğan’ı Köşk’e hapsetme operasyonuna kalkışmış olmasının, anlaşılabilir bir tarafı yok..  Yüce Divan oylamasındaki tutum ve tavır,  seçmenin (Erdoğan’a 10 Ağustos’ta oy veren seçmenin)hâlâ hafızasındadır.. Erdoğan bu işi büyütmediği için büyümedi bu iş..  Akıllardan çıkmasın.. Kalın sağlıcakla.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder