19 Şubat 2015 Perşembe

Kasetlerin söyledigi;Hakaret edenler nerede?




İşte CHPlileri korkutan o görüntü!
Parti adına Fuat Avni ile yazışmaları yürüttüğü iddia edilen Umut Oran ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve diğer partililerden, şu ana kadar, kamuoyunu tatmin edici bir açıklama gelmedi. Bu sessizlik akıllara, CHP'nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal ile Genel Başkan Yardımcısı Akif Hamzaçebi'nin internete düşen görüntülerini getirdi. 45 CHP'liye ait görüntüler, "Sonumuz Baykal ve Hamzaçebi gibi olur mu?" endişesini uyandırdı.

45 CHP'LİNİN KASETİ VAR
Fuat Avni'nin görüşme kayıtlarında, CHP'ye Gülen örgütü tarafından nasıl şantaj yapıldığı da şu diyalogla ortaya çıktı:
Fuat Avni: Hoca'nın bilgisayar ekibini gördün mü? Dünyanın en iyileri burada. Bizi burada bulmaları imkansız.
Kotilaji: Aynen abi. Bizde sıkıntı yok ya. Rahatız. Şu Tayyip'i de kaldırsak. Offf...
Fuat Avni: Merak etme halledeceğiz.
Kotilaje: Abi bu CHP niye bu kadar bize bağlı.
Fuat Avni: Kasetleri var.
Kotilaje: Ne kaseti abi.
Fuat Avni: +18 içerikli. CHP'de 45 kişinin var. Kemal Kılıçdaroğlu da dahil.

İŞTE PARALEL ÖRGÜT MEDYASINDA YAYINLANAN O GÖRÜNTÜLER
Kaset lobisi
45 CHP'linin +18 kasedi var!


Tarih 5 Aralık 2013...
“Fetullah Gülen’e bağlı” ve hatta“Fetullah Gülen’in Onursal Başkanı”olduğu Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, o gün bir açıklama yapmış ve demişti ki;
“Önceki seçimler arefesinde denenmiş olan özel hayatın mahremiyetini ihlal edici ahlâk dışı metod ve girişimlerin, tekrar denenebileceğine dair endişe verici işaretler görülmektedir... 
Haklı, meşru ve demokratik taleplere gölge düşürmeye matuf olmak üzere, gerginlikten istifade etmek isteyecek bu yöndeki her türlü art niyetli girişim, herkes tarafından şiddetle reddedilmeli ve lânetlenmelidir.”
“Cemaat’in Vakfı” bu açıklamayı yapmıştı ama,“Cemaat’in kalemlerinden biri” olan Önder Aytaç; bu açıklamadan “tam 84 gün önce” tam tersi bir yazı kaleme almıştı..
KASETLERİ ÇIKAN KİŞİLER!
Aytaç, 12 Eylül 2013 tarihli “Kasetçiler kim?.. Camia mı, Camia’ya oyun kuranlar mı?” başlıklı yazısında, ortada henüz “kaset” mevzuları bile yokken, “kaseti çıkan kişiler”den örnekler verip, demişti ki;
l “Hatırlayanınız vardır muhakkak; eski DGM savcısı Sn. Nuh Mete Yüksel, görevde bulunduğu süreçte Sn. Fethullah Gülen’e bir dava açtı. Sn. Gülen’in açılan bu davadan beraat etmesinin hemen arkasından, onun hakkında Sn. Yüksel yeni bir dava daha açtı. Bu savcı neredeyse mesaisinin tamamını Sn. Gülen’e dava açmakla geçirdi, ki daha sonrasında linkini aşağıda verdiğimiz şekliyle, Nuh Mete Yüksel’in kendisi ile ilgili bir kaset ortaya çıktı. (...)
l Hatırlayacaksınız; 17 Haziran 1999’da “düğmeci” anlatımıyla özdeşleşen bir iftira kampanyası başlatıldı. Adeta bir düğmeye basılmışçasına malum bir gazete ve meşum bir televizyon kanalı ve bazı dergiler, Sn. Fethullah Gülen ile ilgili türlü iftiralar ortaya attı. Hiçbir dayanağı ve mesnedi olmadan yapılan bu karalamacı yayınlar, Sn. Gülen’in sağlığının bozulmasına ve yıllarca yurtdışında kalmasına sebep oldu. ‘Düğmeye kimin bastığı’ sonradan kendi itirafıyla ortaya çıkmasına rağmen, Ali Kırca “Düğmeye ben bastım” dedi. (...)
Ve hemen sonrasında da Ali Kırca’nın kendisine ait olan bir kaseti ortaya çıkıverdi. (...)
l “Fatih Altaylı’nın TEKETEK programına çıkan Cübbeli Ahmet Hoca’nın, Nur Cemaati ve Risalei Nurlarla ilgili sorulan bir soruya verdiği cevapta, (...) “diyalogcular” diyerek belli çevrelere net bir şekilde dokundurması / ilişmesi söz konusu oldu. Daha sonra Cübbeli’nin (...) bazı kasetleri ortaya çıktı.  (...)
l 12 Eylül 2010 Referandumu öncesi tavrını açıktan ifade eden Sn. Fethullah Gülen, “İmkân olsa mezardakileri bile kaldırarak referandumda ‘Evet’ oyu kullandırmak lazım. Ben zannediyorum kalkarlar da” dedi.
Bu açıklamaya en büyük tepki ise Sn. Devlet BAHÇELİ’den geldi.
Sn. Gülen’in açıklamasında MHP’ye karşı hiçbir eleştiri yok iken, cevabın Sn. Bahçeli’den gelmesi, çoğu milliyetçi-muhafazakâr olan pek çok insanı şaşırttı. Bu olaylardan kısa bir süre sonra da MHP’li yöneticilerin kasetleri internete düşmeye başladı.
Sn. Devlet BAHÇELİ’nin MHP’ye atadığı 16 Genel Başkan Yardımcısının neredeyse 10 tanesinin kaseti ortaya çıktı ve bu kişiler 2011 seçimlerinde aday olamayarak, siyaset sahnesine veda ettiler.”
Özetleyecek olursak;
Önder Aytaç demek istiyordu ki;
“Bu kasetleri çekip yayınlayanlar,
Camia’ya oyun kuranlardır!”
Mı acaba?..
Evet, evet;
“Bu kasetleri çekip yayınlayanlar, Cemaat’in adamları ya da kasetleri çekip Cemaatçilerin ellerine tutuşturanlar mı, yoksa; Cemaat’e oyun kuranlar mı?”
HARUN TOKAK’IN TELEFONU
Soru çok basit...
“Kasetleri kim çekiyor?”
Ya da;
“Kasetleri pazarlayan kim?”
Bugün;
“İnsanların mahrem görüntülerini kaydetmek, şantaj yapmak ve bunları siyasi menfaat için kullanmak alçaklıktır.”
Şeklinde açıklama yapanlar, acaba şimdi anlatacağım “ispatlı-şahitli olay” için ne der?..
Tarih 2002 Haziran ayının başları...
O günlerde “Cemaat ile son derece iyiyiz” ya, aramızda “hal-hatır ilişkisi” var ya, bazen“telefon” açıyorlar,“Elimizde şöyle bir haber var, kullanabilir misiniz?” diyorlar!..
“Peki ama” diyoruz;
“Zaman gazetesi niye yayınlamıyor?”
“Malûm” diyorlar;
“Bizim okullarımız var, dershanelerimiz var... Bu haberi biz kullanırsak, okullar-dershaneler sıkıntıya düşer!”
“Tamam” diyoruz ve gönderdikleri haberlerden bazılarını yayınlıyoruz...
Bundan sonrasını, lütfen daha dikkatli okuyun ve “kasetlerin kaynağı”nın neresi olduğunu “belgesiyle” görün...
Dediğim gibi;
Tarih, 2002 Haziran ayının başları...
O günlerde, yine bir telefon geldi.
Telefon eden, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın o günlerdeki Başkanı Harun Tokak’tan başkası değil!..
Lütfen dikkat;
Telefon eden, “Zaman Gazetesi” veya “Cihan Haber Ajansı”ndan biri değil,Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın Başkanı Harun Tokak’tı...
Yani;
“Fetullah Gülen’in Onursal Başkanı olduğu Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı!”
Harun Tokak telefonda diyordu ki;
“DGM Hakimi Nuh Mete Yüksel, ahlâksız bir ilişkiye girmiş...  Malûm; Nuh Mete; Hocaefendi aleyhinde sürekli dâvâlar açıyor... Şu günlerde bir dâvâ daha açmaya hazırlanıyor!.. Eğer, bu ahlâksız ilişki haberini yayınlarsanız, herhalde mesajı alır ve Hocaefendi ile uğraşmaktan vazgeçer!”
Kendisine dedik ki;
“Bu, çok kritik bir konu... Nuh Mete Yüksel de; astığı astık, kestiği kestik bir adam!.. Haber sağlam mı?.. Yoksa, başımıza iş açar!”
Harun Tokak dedi ki;
“Haber çok sağlam... Elimizde kaseti var!.. O kasetten bir-iki kare göndereceğiz size!.. Ne olur, bu haberi yayınlayın!”
Kendisine dedik ki;
“Gönderin de bir bakalım!..”
AMAÇ HASIL OLDU, YAYINLAMAYIN!
Öyle ya;
Nuh Mete Yüksel denilen adama; “Merve Kavakçı’nın evini basıp, kapısını kırmaya yeltendiği” için bir“gıcıklığımız” var!..
Ama, yine de; “Yayınlayıp – yayınlamama”konusunda “tereddüt” yaşıyoruz!.. Tereddüt yaşıyoruz, çünkü; “Dini bir Cemaat mensubu” bildiğimiz insanlar, niye “seks kaseti” gibi, “belden aşağı işler”le uğraşırlar?!?.. 
Bu, “dini bir yöntem” midir?..
Biz bunları düşünürken... 
Harun Tokak tekrar aradı...
“O haberi yayınlamanıza gerek kalmadı... Biz, ilgili yerlere; bu haberin Akit’te yayınlanabileceğini söyleyince, Nuh Mete Yüksel geri adım atmış ve bundan sonra Hocaefendi ile uğraşmayacağını  söylemiş!.. Dolayısıyla, o haberi geri çekebilirsiniz!”
Öyle yaptık...
Haberi geri çektik...
Zaten, “yayınlamamaya” karar vermiştik!..
AAA, HABER HÜRRİYET’TE MANŞET!
Aradan “136 gün” geçti...
Bizim o gün yayınlamadığımız “Savcı Nuh Mete Yüksel’in seks kaseti” haberi; ne ilginçtir ki, 22-23 Ekim 2002’de Hürriyet’in manşetinde yayınlandı ve denildi ki;
“Bir gecelik zevk uğruna!..
Yüksel’in seks kaseti gerçek!
O kadın, Türk çıktı!”
İşte bu haberin yayınlandığı gün, Nuh Mete Yüksel’e hem“kınama”, hem de“sürgün” çıktı!..
Evet, Nuh Mete Yüksel;“DGM Savcılığı”görevinden alındı,“Ankara Savcılığı”na getirildi!..
Uzun lâfın kısası;
“Harun Tokak’ın arzusu”yerine gelmişti... Bizim “yayınlamadığımız” haberle “Nuh Mete’ye mesaj”gönderen ve belki de, kendisine “kaset”ini yollayan Harun Tokak, öyle anlaşılıyor ki; ona “geri adım” attıramamış, bu defa da Hürriyet’i devreye sokmuş!..
Ve amacına ulaşmış!..
Bu arada;
O dönemde “Başbakanlık koltuğunda Bülent Ecevit’in oturduğunu” da hatırlatalım!.. Yani, Nuh Mete Yüksel’i “DGM Savcılığı”ndan alıp, “düz savcı”yapan “Ecevit Hükümeti”dir!.. 
Evet, Fetullah Gülen’in; “Şefaatçi olacağım!” dediği Ecevit!..
KASETLER, FUAT AVNİ VE MİT!
Bütün bu yazdıklarım, kafalarınızı karıştırmış olabilir...
O halde, özetle söyleyelim:
“12 Eylül 2013 tarihli yazısında, “Kasetçiler kim...  Camia mı, Camia’ya oyun kuranlar” mı diye soran Önder Aytaç’ın sorusunun cevabı “Nuh Mete Yüksel’in kaset olayı” ile verilmiştir!..
Aksini iddia eden;
“Harun Tokak’a sorabilir!..
Bugün kalkıp;
“İnsanların mahrem görüntülerini kaydetmek, şantaj yapmak ve bunları siyasi menfaat için kullanmak alçaklıktır” diyen “Cemaat’in Vakıf’ları ve Avukat’ları”, ilk önce “ayna”ya, yani “kendilerine” bakmalı değil midir?..
Diğerlerini bilmem ama, “Nuh Mete Yüksel’in seks kaseti olayı”nı kimin tezgâhladığı ortada!..
Sormak lâzım değil mi;
“Seks kasetini çekip, yayınlayanlar, Fuat Avni’nin yazışmalarını niye yalanlıyor, niye ve hangi yüzle aslının olmadığını iddia ediyorlar?”
“Seks kasetleri” de doğru,
“Fuat Avni’nin yazışmaları” da!..
Bu “kaset ve yazışma”lar için;
“Şantaj kasetleri MİT üzerinden servis ediliyor” demek ve bu işlerde “Paralel’in dahli olmadığını” söylemek; “kargaların bile, münasip yerleriyle güleceği bir komiklik”tir!..
Biz, “kaynağı” çok iyi biliyoruz...
İstedim ki, halkımız da bilsin!.. 
******************************************************************************
Yazışmalardan “Sümeyye Erdoğan’a suikast plânları” da çıktı!
Herhalde hatırlarsınız... Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 6 Şubat 2015 tarihindeBursa’daydı ve “STK temsilcilerinin organize ettiği yemek”te yaptığı konuşmada diyordu ki; “Ailem ve beni, ölümle tehdit ediyorlar!”
Doğrusunu söylemek gerekirse; Erdoğan’ın bu sözü fazla yankı yapmadı... Niye yapmadı?.. Çünkü, Erdoğan’ın “kelle koltukta” mücadele verdiği için, “ölümle tehdit” edilmesi, gayet normaldi!.. “Erdoğan’a tehdit” haberleri “kanıksanmış” olsa da; Erdoğan, ilk defa “ölümle tehdit edildiğini” söylüyordu ki; bu, “çok ciddi bir iddia” idi...  Öyle  ya; elinde “ciddi bir bilgi ve bulgu” olmasa, böyle bir “ifşaat”ta bulunmazdı... Derken, dünkü bazı gazetelerin birinci sayfalarında, “tam sayfa”haberler çıktı... Deniliyordu ki; “Pensilvanya’dan Sümeyye’ye suikast emri!.. Sümeyye Erdoğan’a suikast!.. Pensilvanya’dan suikast talimatı: Sümeyye’nin icabına bakın!..” Bu haberlerin kaynağı; yine “Fuat Avni” ya da “Emre Uslu” ile“CHP’li Umut Oran’ın yazışmaları” idi!..
Fuat Avni, Umut Oran’a; “Hoca, Sümeyye’nin icabına bakılmasını istiyor” diye yazıyor, Emre Uslu da; “Katil ABD’den!.. Tam bir psikopat!.. ABD’den İstanbul’a gelecek ve Sümeyye’nin icabına bakacak!.. Sümeyye’nin korumalarından biri de adamımız!” diye twit atıyor ve ekliyor: “Seçime adapte olun!.. İsrail ve ABD’ye yalancı çıkmayalım!” Bu “yazışma”lar çok yeni... 
Daha “19 gün önce”, yani 31 Ocak 2015’te yapılmış!.. 
Yani, Erdoğan’ın “ifşaat”ından 6 gün önce!..
Biliyorum, böyle bir “hain plân” yaptıklarını yine “inkâr” edecekler, yine “yalan, iftira, alçaklık” diyecekler!..
Peki; “Hakan Fidan’ı tutuklama” olayı da mı yalan?.. 
“Gezi tezgâhı” da mı yalan?.. 
“Kirli 17-25 Aralık operasyonu” da mı yalan?.. 
“30 Mart ve 10 Haziran’daki ittifaklar” da mı yalan!..
Tüm bunlar “yalan”sa; 
“1 Numara” niye hâlâ Pensilvanya’dan gelmiyor?!?..


    Hiç yorum yok:

    Yorum Gönder