14 Şubat 2015 Cumartesi

Batı medyası


Batı dünyasının / medyasının ikiyüzlü davranış ve tutumları, ortak şikâyetimiz, müşterek derdimiz. Murat Sözer’in yazdığı gibi: “Ölen kişi onlardansa mesela / Ölüm şaşılacak bir şey oluyor.” (İtibar, sayı 40) İşte bu tutumu ve ustalıklı çarpıtmayı sürekli görmekteyiz. Osmanlı devlet adamlarının ve devrin münevverlerinin en çok sitem ettikleri, şaşırdıkları konulardan biridir bu.
Vaziyeti pekiştirmek adına, defalarca yazılanı biz de yazalım: Katil onlardansa, mutlaka akli dengesi bozuk, sorunlu, inançsız falan oluyor. Suçlu İslam milletindense, hemen terör ve terörist. O halde soralım: Afganistan, Irak gibi ülkelere gönderdiğiniz işgal askerleri akli dengesi bozuk veya ateist vatandaşlarınızdan mı oluşuyor? Silah altına aldıklarınızı ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinden mi seçiyorsunuz?
***
Paris’teki birlik yürüyüşünden öğrendiğimiz bir şey var: Batı dünyasının adil ve hakkaniyetli olmadığı. Gerçi buna, bildiğimizi yeniden hatırlamak veya uygulamalı görmek diyelim. Sadece ‘kendilerine’ yapılanı terör olarak görüyorlar. Böyle olmasaydı, terörist başının ön sırada ve kahraman gibi yürümesine asla müsaade etmezlerdi.
Hep söyleniyor, yazılıyor: ‘Batı medeniyetini öne çıkaran, üstün kılan; şiddeti organize ve sürekli uygulayabilme becerisidir.’ Şunu da biz söylemiştik: Müslümanlar geri kalmadı, batı dünyası çok ileri gitti.
Peki, bizler ne yapıyoruz? Mütedeyyin kesime hitap eden ve sahiplerinin de öyle olduğunu bildiğimiz bir televizyon kanalı, ana haber bülteninde ve dakikalar boyunca, Amerika’da bir köpeğin sel sularından kurtarılma görüntüsünü veriyor. Spiker, haberi şu cümleyle bitiriyor: “Köpeğin sağlığı iyi.” Aynı Amerika’nın o gün Afganistan ve Pakistan’da neler yaptığını ise izleyicilerine söylemiyorlar. Kaç Müslüman’ın hayatından yahut sağlığından olduğunu. Bunu bilmeyen insan ne yapar? Orası ile burasını kıyaslayıp yanlı ve yanlış sonuçlara varabilir. Bir köpeği kurtarmak için bütün imkânlarını seferber edenlerin, binlerce güzel ve masum insanın hayatını nasıl kararttığını anlayamaz.
Artık imaj ve mesaj devrindeyiz. Misal: Amerika’daki polislerin suçluları kovalama ve sonunda yakalama görüntülerinin haber bültenlerimizde sıklıkla yer almasının nedenini hiç düşündünüz mü? Bu görüntüler neredeyse her gün karşımıza çıkıyor. ‘Bizden kaçamazsınız, sizi mutlaka yakalarız’ diyorlar. Bunu aklımıza, kalbimize iyice yerleştiriyorlar. İslam beldelerindeki fenalıklarını / operasyonlarını kaydedip sunmaları da aynı amaca hizmet ediyor. Kusursuz silahlarla yapılan nokta atışları, caydırıcı isabet oranları...
Kaynak:http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/ibrahim_tenekeci/batinin-gercek-yuzu-2007863

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ABD'de 3 Müslüman kardeşin öldürülmesi sonrası sessiz kalan ABD makamlarına tepkisini sürdürdü. Erdoğan,  Dışişleri Bakanlığı'na bağlı Matias Romero Enstitüsü'nde konuştu. Konuşması sık sık alkışlarla kesilen Erdoğan'ın açıklamaları şöyle: 

 Terör konusundaki çifte standart, giderek tüm insanlığı tehdit eder bir hal aldı. Biz Türkiye olarak, bu hayati sorun karşısında, "iyi terörist-kötü terörist" ayrımı yapmadan, tüm insanlığın sesi, vicdanı olmaya çalışıyoruz. Carolina'da 3 Müslüman'ı geldi bir terörist öldürdü. Ben Amerikan yönetimine sesleniyorum. DEAŞ konusunda konuşuyorsun. Peki Annesi, babası Amerikan vatandaşı 3 kişi öldürülüyor. Sayın niye susuyorsun? Biden, Keryy niye susuyorsun? 

 Dünya artık sadece Batı'dan ibaret, tek merkezli bir yer olmadığını, Doğusuyla, Kuzeyiyle, Güneyiyle çok merkezli bir yapıya dönüştüğünü artık herkesin kabul etmesi gerekir. Hala sayın Obama'nın da yardımcısı Biden, Kerry'nin de bu 3 tane mazlum, masum insanın öldürülmesinde takibini, sesini bekliyorum. Bu kişiyi lanetliyorum bu bir vahşettir, ama aynı şeyi de yönetimden bekliyorum. 

 Türkiye ile ilgili sana 80 tane kiralık kişi (Terör örgütü lideri Gülen, parayla tuttuğu 80 kongre üyesine imzalattığı Türkiye karşıtlığı mektubu ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'e gönderdi) buluyorlar, bir mektup gönderiyorlar, Türkiye'nin aleyhine kalkıp orada kampanya yürütüyorsunuz. Bakın burada Dışişleri'nde, özellikle akademik çalışmayı yürütenler istikbale çok farklı bakmalısınız. İradenizi kimseye kiralık vermemelisin, bu irade sizin olmalı. İradenizi sadece hak, hakkaniyet, adalet, özgürlük, bunların çerçevesi içinde değerlendirmelisiniz. 

BM'Yİ GÖREN VAR MI? 
 Uluslararası dayanışma ile barış ve güvenliğin sağlanmasında Birleşmiş Milletler tek yetkili platform olmaya devam edecektir. Ama Suriye'de 350 bin insan ölüyor, BM nerede? Yok. İsrail Gazze'yi vuruyor, 2 bin 500 çocuk, kadın öldürülüyor. BM nerede, sesi çıkıyor mu? Şu ana kadar 150'ye yakın İsrail'in aleyhinde BM'de Güvenlik Konseyi'nin aldığı karar vardır. 

 Nerede adalet, nerede adalet. Küba, dün oradaydım, sayın Raul şunu söylüyor 138 BM üyesi bize uygulanan ambargoya hayır diyor, buna rağmen hala Küba'ya ambargo uygulanıyor. Adaletin bu mu dünya? Böyle adalet olur mu? Aynı şekilde Filistin. Gazze'deki, Filistin'de insanlar için bir sandık domates gidecekse onların izni gerekiyor, bir de terör devleti var. 

 Fransa'daki olay sıradan değildi, ama bunu kimse bir inanç özgürlüğü adı altında sergileyemez, bir fikir özgürlüğü adı altında sergileyemez. Bu ne inanç, ne de fikir özgürlüğüdür. Hiçbir gazeteci bir başka inanç sahibinin veya düşünce sahibinin özgürlük alanına müdahale edemez...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder