26 Eylül 2017 Salı

Değerli Taş


Ling, küçük yaşlardan beri hep mücevherci olmak istiyormuş. Ne zaman bir mücevher dükkanına girse incelikli işlemeler başını döndürüyor, taşların parlaklığı onu büyülüyor, renkler kendinden geçiriyormuş. Kendisini bir masada oturmuş, müşterilerinin getirdiği taşları bir uzman gibi incelerken ve bilgili bir şekilde taşlara değer biçerken hayal edebiliyormuş. “Bu taş” diyecekmiş, “Bir kuruş bile etmez. Kesimi güzel ama taşın çakıldan farkı yok!” Taşı getiren kişinin hayal kırıklığına uğramış suratını bile adeta görür gibiymiş. Birilerinin değerli taşlarına çakıl taşı demek ha! Ama kimse onunla tartışmaya cesaret bile edemeyecekmiş; herkes ününü öyle çok duymuş olacakmış ki ikinci bir görüş almaya gerek duymayacaklarmış.
Böylece bir ustaya çıraklık etme zamanı geldiğinde hiç tereddüt etmeden babasına onu şehirdeki en iyi mücevherciye, söz konusu taşlar olduğunda bütün bölgede sözü kanun sayılan yaşlı bir adam olan Yu Usta’ya götürmesini söylemiş. Yu Usta yeni çırağına şöyle bakmış.
“Duyduğuma göre taşları öğrenmek istiyorsun” demiş.
“Evet, taşlarla ilgili her şeyi öğrenmek istiyorum. Onları senin kadar iyi tanımak istiyorum.”
“Tamam öyleyse. Al sana bir yeşim parçası. Onu bir yıl avucunda tut ve sonra beni görmeye gel.”
Ling biraz şaşırmış. Birkaç ay geçmeden artık tezgahın arkasında duracağını ve bütün taşları tanıyor olacağını düşünüyormuş. Sadece bir yeşim mi? Bütün bir yıl. Ve ona verilen görev taşı şekillendirmek bile değilmiş; sadece avucunda tutmakmış. Hiç de beklediği gibi heyecanlı değilmiş verilen iş ama bunun bir sınama olabileceğini düşünmüş. Bu yüzden hayal kırıklığını gizleyip ustanın emirlerine uymaya karar vermiş ve taşı bir yıl boyunca avucunda sımsıkı tutmuş, parmaklarıyla hissetmiş ve uyurken bile elinden bırakmamış.
Bir yıl sonra Yu Usta’nın karşısına çıkmış ve taşı geri vermiş.
“Şimdi ne yapayım?”
Usta ona sadece başka bir taş vermiş ve bunu da bir yıl boyunca avucunda tutmasını söylemiş.
Ling daha fazla dayanamamış.
“Ne zamana kadar vaktimi çakıl taşları tutarak harcayacağım, ne zaman sanatını gerçekten öğretmeye başlayacaksın?” diye sormuş.
Konuşurken bir yandan parmaklarıyla avucundaki yeni taşı hissediyormuş ve kendiliğinden fark etmiş: “Hımm, bu yeşim değil.” ”
Mesaj: Bir şeyi düşünsel olarak anlamakla bedeninin gerçekten onu bilmesi, onun bir parçan olmasına izin vermen arasında fark vardır. İçselleştirerek öğrenmek, bütün varlığıyla öğrenmektir. Hayatına nasıl daha fazla derinlik katabileceğini hiç düşündün mü?
Doğan Novus
  

                                               Değerli Taşlar 2
Küçük çocuk, deniz kenarında gördüğü yassı bir taşın güzelliğine hayran olmuştu. Mutlaka bir mücevherdi bulduğu. Şekli de bir insan kalbi gibiydi. Üstelik parıl parıl parlamaktaydı.
Çocuk taşı avuçlayıp eve koştu. Ve onu büyük bir heyecanla babasına uzattı. Adam, yavrusunun soğuktan morarmış avucundaki taşın, birbirine sürtüldüğünde kıvılcım çıkaran bir çakmak taşı olduğunu hemen anladı. Fakat bunu ona söylemedi.
Küçük çocuk, rüyalarını süsleyen bisiklete kavuşmak için elindeki taşı satmak istiyor ve o paranın bir bölümüyle bir de top alacağına inanıyordu. Fakat babası buna yanaşmıyordu. Çocuk, işin kendisine düştüğünü anladığında, tatilde simit sattığı çarşıya gitti. Kuyumcu vitrinleri, göz kamaştıran ışıkların aydınlattığı altın kolyelerle doluydu. Bir de, elindeki taşın çok daha küçük olanlarıyla süslenen pahalı yüzüklerle.
Çocuk en gösterişli mağazayı gözüne kestirdikten sonra, bir süre vitrin önünde bekledi. İçeride, dükkan sahibi olduğu anlaşılan bir adam vardı. Müşteri olarak da kürk mantolu bir hanım. Küçük çocuk biraz sonra içeri girdi. Ve cebinden çıkardığı taşı dükkan sahibine uzatarak:
"Bu pırlantayı deniz kenarında buldum efendim. Eğer isterseniz size satarım." dedi.
Adam taşa uzaktan bir göz atıp:
"O sadece basit bir çakmak taşı. Bütün sahil o taşlarla doludur." dedi.
"Hayır!" diye atıldı küçük çocuk. "İsterseniz ıslatın, ne kadar parladığını göreceksiniz."
Dükkan sahibi, zengin müşterisini kaçırmaktan korkuyor ve çocuğu kolundan tutup atmayı planlıyordu. Kadın onun niyetini sezmişti. Çocuğun taşına yakından bakıp:
"Tam istediğim şey!" diye gülümsedi. "Onu bana satar mısın?"
Küçük çocuk, taşının gerçek değerini anlayan biriyle karşılaşmış olmaktan son derece mutluydu. Kadının cebine doldurduğu paralar ise, aklını başından almıştı. Defalarca teşekkür ettikten sonra, koşarak uzaklaştı.
Kadın, elindeki taşı kuyumcuya vererek ona bir zincir takmasını istedi. Belli ki mücevher gibi taşıyacaktı. Dükkan sahibi, yapmış olduğu ikazı anlamadığı için, kadının aldandığını düşünüyordu. Bu yüzden:
"Söylemiştim, ama tekrar edeyim! Satın aldığınız şey basit bir taştır."
Kadın, önce pırlanta kolyesine, daha sonra da yüzüğüne bakarak:
"Zannetmiyorum. O taş bence bunlardan daha değerli, çünkü küçük bir çocuğun ümidini taşıyor" dedi

1 yorum:

  1. Golden Nugget Hotel and Casino - Mapyro
    Golden Nugget Hotel and Casino in 제천 출장안마 Las 논산 출장샵 Vegas offers its guests the 안양 출장안마 ultimate in gaming and luxury. The 용인 출장샵 hotel's 1662 제주 출장샵 room hotel rooms offer modern amenities such as

    YanıtlaSil