Somali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Somali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2015 Salı

iki Gofret


Cumhurbaşkanı’nın Afrika seyahati vesilesiyle  bir tanıklığımı paylaşmak istiyorum. Dört yıl önce Ramazan ayında Erdoğan Başbakan sıfatıyla Somali’ye ailesi ve çok geniş bir heyetle birlikte gittiğinde biz de oradaydık. O vakitler henüz sorgusuzca güvendiğim bir cemaat yapılanmasının yardım kuruluşu benim gibi birkaç yazarı da Ramazan’daki yardım faaliyetlerine dahil etmişti. Bu vesileyle çeşitli kuruluşlardan pek çok fedakar insan tanıdım.
Başbakan’ın uçağıyla değil, onlardan bir gün önce Nairobi’den kalkan Afrika Havayolları'na ait yerel bir uçakla deniz kenarında pist gibi bir açık alana ağaçlar arasından inerek geldik Mogadişu’ya. Bu, şu anlama geliyordu. Orada bir gece kalmak durumundaydık. Gelgelelim havalimanı gibi, araçların geçişine elverişli yol da yoktu. Toprak yolda çöplerden hayvanlara, araçlardan insanlara, tezgahtarlardan güvenlik görevlilerine, tuvaletten yatacak yere... Her şey iç içeydi.
Bir de tabii güvenli bir biçimde kalacak yer yoktu. Eskiden yabancı diplomatların kaldığı, sonradan şehre gelenleri ağırlamaya çalıştıkları, yıkık dökük, içinde ihtiyaç giderecek yeterli gereçler (temiz havlu, çarşaf, perde, iftarlık, sahurluk vs...)  olmayan bir bina vardı, birkaç katlı. Oraya zar zor varabildik. Ne internet çekiyordu doğru düzgün, ne telefonlar.
Bombalı saldırılar yüzünden açık alanlarda hareket etmeden topluca durmamamız öğütleniyordu. Ramazan olduğu için, etrafta pek hareket yoktu. Çamur, toz toprak, çer çöp, harabe yapılar, yalınayak ve atletli gençler, Kaddafi’nin paralı askerlerinin gezdiği araçlar... Derken bir süre sonra toz toprağın insanın fıtratına yakın olduğunu hatırladım ve kendimi ‘içeride’ hissetmeye başladım.
Ne kadar ‘beyaz’ olursanız olun, kara toprak sizi içine alıyor işte! Gittiğimiz sığınma kamplarının önünde iç savaştan kaçarak uzun yürüyüşler sonucu başkente ulaşabilen ama yer olmadığı için içeriye alınamayan binlerce insan ve çocuk aç, susuz, hasta, öylece bekleşiyordu. Biz girip çıkacak, ertesi gün de ayrılacaktık oradan.
Dağıttığımız yardım paketlerini ‘Batılı adam’ın yaptığı gibi kamyonun tepesinden yığınların üzerine fırlatmak yerine çadırdakilerle konuşarak, göz temasında ilişki kurarak, çocuklara sarılarak vesaire tek tek ihtiyaç sahiplerine veriyorduk. Bunun asıl büyük yardım olduğunu, dört yıl sonra şehirde asfalt yol yapmış, havalimanı inşa etmiş ve Afrika’nın en teşekküllü hastanesini açmış Türkiye devletine ve Erdoğan’a duyulan samimi sevgi kanıtlayacaktı.
Zira Türk ekipleri dışında yardımları böyle dağıtana pek rastlanmadığını duyacaktım orada. Bir sonraki öğünde yiyecek bir şey bulup bulmayacağı bilinmeyen insanların izdiham halinde üzerlerine fırlatılan paketlere üşüşüp birbirlerini yemesini izlemek kelimenin tam anlamıyla ‘beyaz kibir’di. Zenginler, dünyanın fakirlerinin ilkel ve hayvani olduklarını, gerek görüldüğünde kaynaklarına el konulacağını veya canlarına topluca kıyılacağını içselleştirmişlerdi çoktan.
Oysa dünyanın bu en fakirleri kelimenin tam anlamıyla fakr sahibi olmuşlardı. Tam teslimiyetin tezahürü; rızkına rıza göstermek, tevazu, dayanışmacılık, diğergamlık, vakarlık göz kamaştırıyordu toz toprak arasında. Kucağında bebek kardeşi olan bir kıza elimdeki üç gofretten bir yerine iki tane uzattığımda, yan çadırdaki arkadaşını işaret ederek, bunu ona ver demişti. Cebine indirmek yerine. Fazladan gelen bir gofret manevi gıdaya dönüşebiliyordu böyle işte.
İftarda yerel meyve, birkaç konserve ile karnımızı doyurduğumuzda, sahura pek bir şey kalmadığını düşünürken bir et yemeği geldi sofraya. Çok kalabalıktık. Hepimiz tıka basa doyduk. Sahurda ise iftardan kalan artıklarla bir daha güzelce doyduk. Fakat bu öyle bir doymaktı ki, elimizdekiyle yetinmek için kimse ihtiyacından fazlasını almıyordu önüne. Tam bir ibadet olmuştu iftar ve sahur.
Geceleyin beni (ekipteki tek kadın olduğumdan) ayrı bir odada tek olarak yatıracaklardı. Fakat odanın perdesi yoktu ve karşıdaki camiden gelen teravih sesleriyle uzaklardan duyulan kurşun sesleri birbirine karışıyordu. Bir oğlan çocuğu kendini bana perde bulmaya vakfetti. Evet sabun da, örtü de, sivrisinekler için sineklik de yoktu odada. Etraf kir içindeydi. Ama perdenin buradaki en önemli ayrıntı olduğunu anlamıştım. Dışarısıyla içerisi arasında bir güvenlik kalkanı oluşturuyordu.
Oğlana, bir örtü de olur, perde nereden bulacaksın demeye çalışmama rağmen saatlerce aranıp tarandıktan sonra bana rengarenk bir Afrika kumaşından şahane perde ile onu geçirecek bir de çıta getiriverdi. Fakat çıta küçük geldi, oğlan çok üzüldü. İdare ederim dediysem de pes etmeyecekti. Bekle dedi bana. Ve yine gitti.
Çok sonra elinde perdeye cuk oturan bir çıtayla geldi, gülümsüyordu.
Yoksunluk ve çaresizlik insana her şeyin nimet olduğunu gösteriyor. Elini yıkayacak bir sabunun yoksa da perdene uygun boy bir çıtan olabiliyordu ve şikayet yerine şükrediyordun. Bir gece önce Kenya’da kaldığımız konforlu otelde bir türlü uyuyamamışken, sahura dek bir güzel uyku bile çektim, oğlanın emeği zayi olmadı.
Ertesi gün Erdoğan ve ekibi geldiğinde, bir sahra hastanesi kuruldu kamplardan birinde. Anında anneler ve hasta çocukları kuyruk olmuşlardı. Hiçbirinde isyan ve itiraz yoktu. Öylece bir umut, bekliyorlardı.
Analarının kucağında ölen bebeklerin gömüldüğü çadırların altından bir kaynak suyu fışkırdı o gün orada, biz tanık olduk. Bir Başbakan, karısı ve kızı dahil, sivillerden oluşan bir ekiple orada yerli halkla sarmaş dolaş olmuştu. Kimileri sömürmek maksadıyla yardım yapsındı bu dünyada: Zulme şahit olma sorumluluğunu nasıl taşıdığımız belirliyordu insanlığımızı.

25 Ocak 2015 Pazar

Somalideki Türkiye


Somali’nin adeta kaderini değiştiren 2011 ziyaretinden sonra bu ülkeye bugün ikinci defa gelecek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bölgenin heyecanını yükseltti. Ziyareti için büyük hazırlıkların yürütüldüğü Mogadişu’da Erdoğan, havaalanı, hastane ve büyükelçilik açılışları yapacak. Erdoğan ayrıca Somalili meslektaşı ile deniz ulaştırma, savunma sanayii ve spor alanlarında 3 ayrı anlaşmaya imza atacak. Ülkede iş yapan yatırımcılar da büyük bir heyecanla Erdoğan’ın ziyaretini bekliyor. Somali Büyükelçisi Olgan Bekar, Türkiye’nin ülkede Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başlattığı ve devam ettirdiği girişimleri sayesinde büyük bir prestij kazandığını vurguladı. 
400 MİLYON DOLAR YARDIM
Tarihi ziyaret öncesi Yeni Şafak’a konuşan Büyükelçi Bekar, Türkiye’nin bu ülkede çok farklı bir yerinin olduğunu vurguladı. “Sayın Cumhurbaşkanımızın girişimleri sonrası Türkiye halkı 400 milyon dolar yardım yaptı. Bu yardımların yanında yatırımlar da yine devletimizin öncülüğü ve teşvikiyle hızla sürüyor. Somali’yi anlayabilmek için 2011 yılı Somali’sini bilmek gerekiyor. O günden bugüne kadar ne kadar değişiklik olduğu hemen görülecektir” diyen Bekar, ülkenin her yanında Türk izinin bulunduğunu aktardı. Somali Büyükelçisi olmadan önce Dışişleri Bakanlığı’nda Doğu Afrika Bölge Başkanı olarak görev yaptığını ve bölgeyi çok iyi bildiğini söyleyen Bekar şunları kaydetti: 
HERKES PATLAMA YERİNDEYDİ
“Türkiye’nin hem resmi hem de sivil toplum örgütlerinin bölgeye yaptığı yardımlar ve yatırımlar Mogadişu’yu ayağa kaldırmaya başladı. Yollardan limana, çöp toplamadan hastanelere, fabrikalardan fırınlara kadar her yerde Türk izine rastlarsınız. Mogadişu’da adamlar bize ‘Bizim çöpümüzü bile topluyorlar’ diyor. Burada yaşayan insanların en büyük endişesi Türklerin buradan gitmesidir. Bunu samimiyetle söylüyorum. Bize öyle ihbarlar geliyor ki şaşırırsınız. Bazı zamanlar Somalililer büyükelçiliğimizi arayarak, ‘Şurada Türkler var. Onlar oradan uzaklaşsın. Oralar tekin yerler değil. Onları kaçırırlar veya başka kötülük yapabilirler” bizi uyarıyorlar. Ellerinden ancak bu geliyor. Buradaki bombalı saldırı Somalili yetkilileri ayağa kaldırdı. Patlamadan hemen sonra Cumhurbaşkanı, Dışişleri Bakanı, Afrika Birliği Komutanı ve Genelkurmay Başkanı patlama yerine geldi. Patlamadan sonra büyük bir çalışma başlatıldı. Sürekli irtibat halindeyiz. Gelişmeleri an be an takip ediyoruz.” 
Bizi hükümet gibi görüyorlar
Türkiye’nin yalnızca yardımla yetinmeyip aynı zamanda Somali’nin kalkınması için büyük yatırımlar yapıldığının altını çizen Büyükelçi Bekar, şöyle konuştu: “Cumhurbaşkanımızın talimatıyla burada yalnızca yardım yapılmıyor. Somali’de büyük yatırımlar yapan, ülkenin kalkınmasına katkıda bulunan yatırımcılarımız var. Bunlar burada çok başarılı faaliyetlere imza attılar. Sivil toplum örgütlerimiz ve Kızılay aynı zamanda eğitimden sağlığa kadar, temiz içme suyu kuyuları açmadan diğer kalkındırma çalışmalarına kadar önemli katkılar sundular. Tabi Türkiye olarak da önemli katkılarımız oldu. Böyle olunca burada bir şeye ihtiyaç duyulduğunda veya bir şey yapılması gerektiğinde devlet yetkililerinden sivil örgütlere ve hatta halka kadar herkesin ilk aklına Türkiye geliyor. Bizim Büyükelçiliğimiz abartmıyorum 24 saat çalışıyor. Bizi burada hükümet gibi görüyorlar.”
Dünyanın en büyüğü
Albayrak İnşaat tarafından yapımı süren Mogadişu Büyükelçiliği binası, tamamlandığında Türkiye’nin dünyadaki en büyük temsilciliği olacak. Büyükelçi Olgan Bekar, inşaatı gezerek Albayraklar Grubu İdari Müdürü Zekeriya Demirci ve Proje Müdürü Turgay Suat Ellibeş’ten çalışmalar hakkında bilgi aldı. Somali’ye en büyük yatırımı yapan şirketlerden Albayraklar Grubu, ülkeye 200 yataklı hastaneyi kazandırdı, duble yollar yaptı. Gruba bağlı Alport şirketi de Somali Limanı’nı işletiyor. 
Ay-yıldız teyakkuz
Türkiye’nin Somali’deki etkinliğinden rahatsız olan ülkelerin taşeron terör örgütlerini kullanarak imza attığı bombalı saldırıya rağmen Mogadişu’yu, Cumhurbaşkanı Erdoğan heyecanı sardı. Patlamanın olduğu otelin çevresi başta olmak üzere sokaklar, ay-yıldız bayraklarla gelin gibi süslendi. Güvenlik güçleri muhtemel bir provokasyona karşı bölgede kuş uçurtmuyor. Sık sık arama ve kontrol noktaları oluşturan Somali polisi, bir provokasyon yaşanmaması için Türk ekiplerle işbirliği halinde çalışıyor.

24 Ocak 2015 Cumartesi

Erdoğan'ın talimatıyla yapılan hastane o ülkeye umut oldu

Sudan’da 9 ay boyunca gönüllü doktorluk yapan İzmirli Üroloji Uzmanı Deniz Arslan, mülteci kampında yaşayan bir gencin böbreğinden, gergedan figürüne benzeyen bir taş çıkardı. Arslan, 3 buçuk milyon nüfusa sahip bölgedeki tek ürolog olduğunu ve su sıkıntısı nedeniyle çocuklarda bile böbrek taşı hastalığı görüldüğünü kaydetti.
İzmirli Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Deniz Arslan, 2006 yılında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla inşaatına başlanan ve 2013 yılında hizmete giren Sudan Nyala Türkiye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 9 ay gönüllü doktorluk yaptı. Yedi gönüllü doktorla birlikte, çoğunluğunu Darfur Otaş Mülteci Kampı’nda kalan kişilerin oluşturduğu binlerce hastayı sağlığına kavuşturan Arslan’ın en dikkat çekici ameliyatı ise bir hastasının böbreklerinden taş çıkardığı operasyon oldu. Sudan’daki su sıkıntısı nedeniyle, bölgede böbrek taşı rahatsızlığının çok sık görüldüğünü belirten Arslan, 23 yaşındaki hastasının böbreğinden yaklaşık 5 santimetre büyüklüğünde, gergedan figürüne benzeyen bir taş çıkardı.
ÇOCUKLARDA BİLE TAŞ VAR
Su sıkıntısı nedeniyle, mülteci kamplarında yaşayan çocuklarda da böbrek taşı olduğunu söyleyen Arslan, yaşadığı olayı şu sözlerle ifade etti: “O kadar değişik taşlar gördük ki eğer o taşları getirmiş olsaydım, bir bavulla daha gelmem gerekecekti. Gergedana benzeyen taş da ilginç taşlardan biriydi. İlk çıkardığımızda hemen fark ettik. ‘Yavru gergedan gibi’ dedik. Bu kadar büyük taş, Türkiye gibi imkanları olan ülkede nadir rastlanan bir durum ama orada doktor imkanı olmadığı için, taş olduğu zaman hasta ağrısına katlanıyor. Çünkü yakın bir hastaneye ulaşması mümkün değil. Onlar da mecburen beklemişler. Bekleyince bu kadar büyümüş. Orada bu tarz şeyleri görmek şaşırtıcı değil ama Türkiye için şaşırtıcı bir durum. Hasta da taşı vermek istemedi. ‘Kolye yapıp hatıra olarak saklayacağım’ dedi.”
3 BUÇUK MİLYON NÜFUSLU BÖLGEDE TEK ÜROLOG
Gönüllü doktor Opr. Dr. Deniz Arslan, üç aylığına gittikleri Sudan’da doktor eksiği olduğunu görünce, sürelerini 9 aya çıkardıklarını belirtti. Sudan’daki koşulların Türkiye’dekinden çok farklı olduğunu söyleyen Arslan, “Orada çok fazla doktor yok. Yaklaşık 3 buçuk milyon nüfusluk bölgede tek ürolog bendim. Bizim orada olmamız, insanların hayatını kurtarma açısından çok önemliydi” dedi.
AMELİYAT ETMESEYDİK ÖLECEKTİ
Opr. Dr. Arslan, şöyle devam etti:“Hayatımda ilk defa 9 aylık bir bebeğin iki tarafında taş olduğunu gördüm. Böbreğinin iki tarafı da tıkalıydı ve onu ameliyat etmeseydik 3-5 gün içerisinde ölecekti. Şu anda hayatta ve sağlıklı. 300 bin insan o kamplarda yerleşik ve yarısından çoğu çocuk. Bu çocukların su ve yemek kaynaklarına erişimi, bizim ülkemize kıyasla son derece kısıtlı. O yüzden o çocuklarda bulaşıcı hastalıklar, böbrek hastalıkları, bağırsak hastalıkları gibi birçok hastalık görülüyor.”
HASTANE AÇAN TEK ÜLKE TÜRKİYE
Bölgede hastane açan tek ülkenin Türkiye olduğunu ve hastanede çeşitli branşlarda 17 doktorun görev aldığını ifade eden Arslan, 300 bin kişinin kaldığı Darfur Otaş Mülteci Kampı’ndaki hastaların 5 yıl boyunca hastanede ücretsiz tedavi göreceğini, diğer hastaların da çok düşük ücretle tedavi olabildiğini kaydetti. 150 yatak kapasiteli ve 10 dönümlük alana kurulan hastanenin, bölgenin önemli bir ihtiyacını karşıladığına dikkat çeken Arslan, “O kadar modern bir hastane açılmış ki Orta Afrika’dan, Çad’dan, Sudan’ın başketi Hartum’dan hasta geliyor. Kapalı böbrek ameliyatları ve kapalı safra kesesi ameliyatlarını Orta Afrika’da ilk defa bizim hastane başlattı. Şu anda bile hala o ameliyatların başka bir hastanede yapılma şansı yok. Bu hastane bu hizmetlerine devam ettiği sürece eminim Türkiye, Orta Afrika bölgesinde adından sıkça söz ettirecektir” diye konuştu

Somaliler için Türk Hastanesi açılacak





Somaliler için Türk Hastanesi açılacak

Türkiye'nin binlerce kilometre uzakta yardım elini uzattığı ülkelerden Somali'de yarın açılacak eğitim ve araştırma hastanesinde, bugüne kadar bölgede tedavi edilemeyen hastalar şifa bulacak. 
 
Sağlık Bakanlığından alınan bilgiye göre, TİKA tarafından başkent Mogadişu'da yaptırılan 200 yataklı Mogadişu Somali-Türkiye Eğitim ve Araştırma Hastanesinin resmi açılışı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun da katılacağı törenle yapılacak.
 
İki ülke arasında, hastanenin ortaklaşa işletilmesi için imzalanan protokole göre, Sağlık Bakanlığı 5 yıl boyunca uzman personel ve finansal destek verecek.
 
Geçen yıl eylül ayından beri hasta kabul edilen hastanede, kasımda da ameliyatlar başladı ve yataklı tedavi servisi hizmete açıldı. Hastane, 5 yıl süreyle iki ülke tarafından müştereken işletilecek ve süre sonunda Somali'ye bedelsiz devredilecek.
 
Beş yıllık süreçte, bölgede tedavisi mümkün olmayan hastaların tedavileri yerinde yapılacak, Somali'de üçüncü basamak modern hastane işletme modeli oluşturulacak, ülke halkına sürdürülebilir, güvenli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulacak, sağlık sistemine yetişmiş insan gücü kazandırılacak.
 
Hastanede her yıl 36 Somalili asistanın eğitim programına alınması hedefleniyor.
 
Mogadişu Somali-Türkiye Eğitim ve Araştırma Hastanesinin işletme dönemi sürecinde tahmini bütçesi, 135 milyon 734 bin 468 dolar olarak belirlendi. Türkiye, 5 yıllık dönemde 85 milyon 650 bin 145 dolar katkıda bulunacak, Somali hükümeti katkı yapmayacak. Ayrıca, aynı dönem içerisinde vatandaştan elde edilecek gelirin 50 milyon 84 bin 323 dolar olacağı tahmin ediliyor.
 
Hastanenin yönetici personeli 6 ay ve 1 yıllık, tabip ve diğer sağlık personeli ise 3 aylık periyotlar halinde görevlendirilecek.
 
Hastane halen hastane yöneticisi, başhekim, idari ve mali işler müdürü, sağlık bakım hizmetleri müdürü ve finans müdürü dahil toplam 52 Türk personel ve 91 yerel personel ile hizmet veriyor. Güvenlik hizmeti ise 40 yerel ve 5 Türk personelle sağlanıyor.
 
Hastanede kadın doğum, çocuk, üroloji, beyin cerrahi, plastik cerrahi, dahiliye, genel cerrahi, anestezi, göz ve diş hekimliği branşlarında hasta kabul ediliyor.
 
Hastane, 13 bin 500 metrekare kapalı alana sahip olmasının yanı sıra 12 yoğun bakım, 14 yenidoğan yoğun bakım yatağı, 20 kuvöz, 4 ameliyathane, 1 doğum odası, radyoloji ve laboratuvar ünitelerini barındırıyor.
 
(AA)

15 Aralık 2014 Pazartesi

ihtimali olmayan aşk


İki ülke arasındaki ihtimali olmayan aşk ilişkisi
BBC muhabiri Mary Harper Somali gezisini yazdı, gazeteci Türkiye ve Somali arasındaki ilişkiyi 'ihtimali olmayan aşk' olarak niteledi.
İngiliz yayın kuruluşu BBC muhabirlerinden Mary Harper, Somali'nin başkenti Mogadişu'ya yaptığı ziyareti yazdı. Türkiye ve Somali arasındaki ilişkiyi 'ihtimali olmayan aşk' olarak niteleyen gazeteci, Somaliler'in Türk sevgisine oldukça şaşırmış görünüyor. Türkler'in ülkedeki başarılarından söz eden Harper, bir bölümde doğal kaynaklara vurgu yaparak Türkiye'nin bu yaklaşımının hedefinde bu kaynakların olduğunu iddia ediyor. İşte o yazı:

Bir zamanlar Mogadişu limanını bitiren kaos ve çatışma bitti. Yabancı yatırımcılar Somali'ye doğru yola çıkmaya başladı, Türkiye'nin teşvikleri ise büyük katkı sağlıyor. Ama neden iki ülke arasında böyle güçlü bir bağ var?

Bir zamanlar rakip milislerin kontrol ettiği ve çatışmaların yaşandığı rıhtıma, şimdi dev gemiler inşaat ve gıda yüklü konteynerlar taşıyor. Liman, Türkler ve Somaliler tarafından işletiliyor.

Başımızın üzerinden geçen konteynerlar haliyle rahatsız edici ama liman oldukça canlı görünüyor. Limanı işleten Türk şirketin müdürü, limanın devralındığı Eylül ayından bu yana gelirin 4 milyon doları aştığını ve daha da artacağını belirtiyor. Bu paranın yüzde 55'i ise Somali hükümetine gidiyor.



Sadece liman değil, Türkler Mogadişu'nun her yerinde. Yalnız Türkler değil, Türk bayrağı da. Bu ziyarette Somali bayrağından çok Türk bayrağı gördüğümü söyleyebilirim.
20 YILDAN BERİ İLK KEZ
Türkler havaalanını işletiyor ve yeni bir terminal yapıyorlar. Türk Hava Yolları (Somali'nin başkenti) Mogadişu'ya haftada 4 kez uçuyor, bu bir havayolu şirketi tarafından 20 yıldan beri ilk kez yapılıyor.

Türkler tarafından inşa edilen pırıl pırıl bir hastane görüyoruz, Türk doktorların bir kolunda Türk, diğer kolunda ise Somali bayrakları var.

Dışarıda yırtık elbiseli, kovboy şapkalı inşaatçılar var. İki bin inanan için inşa edilen Osmanlı tarzı caminin inşaatında son rötuşları yapıyorlar. Zengin mavi, kırmızı ve altın rengi boyalar ise Türkiye'den.



Çalışan çöp kamyonları bile Türkiye'den, 20 yıllık moloz ve çöp yığınlarını bunlar temizliyor. Bu tarz bir kamyonu, bir intihar saldırısı sonrası caddeyi temizlerken görmüştüm.



SOMALİ SOKAKLARINDA KORKUSUZCA YÜRÜYEN TEK LİDER
Herşey 2011 yılındaki kıtlık ile başladı. Sonra dönemin Türk Başbakanı, şimdi ise Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan, Somali'ye uçtu. Somali'nin komşusu Kenya bile bu ülkeye mesafeli dururken, bir Türk lider Mogadişu sokaklarında yürüdü. Diğerlerinin aksine onun çelik yeleği yoktu.

Konuştuğum Somaliler, Erdoğan çiftinin bakımsızlıktan perişan haldeki çocukları hiç yadırgamadan kucaklarına alıp sevdiklerini ve öptüklerini anlatıyor.



Ve dolayısıyla, aşk  böyle başladı. Şimdi Somalililer kızlarını İstanbul, oğullarını ise Erdoğan ismiyle çağırıyor.

Yabancı bir ülkeden böylesine bir sevgi, Somali için son derece sıradışı. Somaliler genellikle yabancıları sevmez ve onları kötü niyetli olarak tanımlar, isimler takar. Ama Türkiye için durum farklı, konuştuğum insanlar, Batılıların aşırı taraf ve çıkarcı olduğunu belirtirken, Türkiye'den övgüyle söz ediyorlar. 
TÜRKİYE'NİN YENİ PAZAR ARAYIŞI
Türkiye'nin Somali'ye yardımlarını 'bölgedeki hakimiyeti güçlendirme' hamlesi olarak niteleyen BBC muhabiri şöyle devam etti: 
Türkiye diğer ülkeler gibi, Afrika'nın doğal kaynakları üzerindeki hakimiyetini güçlendirmek ve kıta geliştikçe yeni pazarlar oluşturmakta istekli görünüyor. Somali dünyanın en tehlikeli ülkerinden biri olarak kabul edilirken, Türkiye eksantrik bir yol seçmiş gibi.



Mogadişu'daki Türkler tehlikelere karşı farklı bir tutum sergiliyor. Mesela, intihar saldırısını olduğu bir gün İngiliz büyükelçisiyle görüşmek için gittiğim havaalınına girişim yasaklanmıştı. Ama bir Türk okulunda hayat normal bir şekilde devam ediyordu. Hafif silahlı Somali güçlerinin koruduğu okulda, Türk çocukları papaya ağaçları arasında saklambaç oynuyor, koşuşuyordu.

Ülkedeki Türkler rahat tavırlarının bedelini ödedi. Birkaç Türk terör örgütü El-Şebab saldırılarında öldü ya da yaralandı.

Ertesi gün havaalanında Birleşmiş Milletler yetkilileriyle bir görüşme almak için oldukça zorlandım, ancak başarılı oldum. Biraz utanç verici bir an yaşadım, kalemim yoktu. BM personelinden kalem ödünç aldım, onu geri vermeyi unuttum ve Somalili bir arkadaşıma verdim. Bağırarak arkadaşlarına koştu, 'Bakın 20 yıldan daha fazla süredir, BM'nin bize sunduğu tek şey.' Türkler ise, 3 yılda Mogadişu'yu tekrardan inşa etmişti.

Tabii ki o kadar basit değil. BM, Somali ve Afrika Birliği askerleri bu ülkeyi daha güvenli yapmak için çalışıyor. Türklerin projeleri ise oldukça fazla görünüyor.
TÜRK HALKINDAN, SOMALİ HALKINA HEDİYE
Ayrılırken Türk Hava Yolları uçağına bindim. Hostesin ikramı olan Türk lokumuna bakıp, bir de Mogadişu'ya baktığında anladım ki, Türkler'den öğreneceğimiz çok şey var. Bu arada, havalimanının girişinde, 'Türk halkından, Somali halkına hediye' yazıyordu.



KAYNAK: BBC

31 Ağustos 2014 Pazar

Erdoğan halkımın rol modeli oldu



Cumhurbaşkanlığı resepsiyonuna katılan 15 devlet başkanından biri olan Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud Erdoğan'ın ülkesindeki umutların yeşermesinde büyük bir emeği olduğunu söyledi. Mahmud, 'Kendisi sadece halkım için değil tüm dünya için rol madel oldu'

Sokakta birlikte çalışıyoruz
Türklerin Somalilerle omuz omuza yaşadıkları ifade eden Mahmud, 'Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye'nin lideridir ve Somali halkı da kendisini bir rol modeli olarak görmektedir. Sadece Somali için de değil tüm dünya için bir rol modelidir. Ben her zaman için kendi Türk arkadaşlarıma diyorum, sokaklarda gördüğünüz beyaz yüzler Türklerdir. Amerikalı, İngiliz, İtalyan değiller. Bu insanlar sokaklarda Somalililerle omuz omuza çalışıyorlar. Yolları rehabilite ediyorlar, sokakları temizliyorlar, aydınlatıyorlar, hastanelerde çalışıyorlar, annelere, çocuklara, yardıma muhtaç olanlara yardım ediyorlar. Diğer ülkelere karşı o kadar tezahürat olmazken Türkiye'nin ismi söylendiği zaman insanlar çok büyük bir sevgi tezahüratı yapıyorlar' 

22 Haziran 2014 Pazar

Somali diasporasından teşekkür mektubu


Mektup, şu şekilde:
"Sayın Recep Tayyip Erdoğan
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı
Ekselansları ve sevgili kardeşimiz,
Somali Diaspora mensupları olarak, yirmi yıllık huzursuzluk ortamından iyileşmeye doğru ilerleyen Somali halkına verdiğiniz destek ve kararlılığınız için, en derin şükranlarımızı Somali halkı adına sunmak istiyoruz.
2011 yılının Ağustos ayında eşiniz, çocuklarınız ve gönüllüler eşliğinde kuraklığa karşı destek olmak amacıyla Mogadişu'ya gerçekleştirdiğiniz ziyaret, sadece sembolik bir değer değil aynı zamanda orada, koşulları önemli ölçüde iyileştirmeye neden olan bir ziyaret olmuştur. Mogadişu'ya gerçekleştirdiğiniz ziyareti unutmadık, unutmayacağız.
Sizin liderliğinizde Türk halkı, insani yardımlarını ulaştırmış, yollar, hastaneler, okullar inşa ederek kritik önemi haiz kalkınma desteği sunmuştur. Binlerce Somalili öğrencinin burs programları kapsamında yükseköğrenim için desteklenmeleri, ülkemizin iyileşme sürecinde fevkalade olumlu etkiler oluşturacaktır. Siz Somali'de insani yardımı yeniden tanımladınız.
Biz, burada Somali halkı için yapmış olduğunuz herşeyi sıralayamayız ancak tüm dünyadaki Somalililer şunu bilmektedir ki; sizin politikalarınız insanlarımızın hayatları ve geleceği üzerinde eşsiz olumlu etkiler bırakmıştır. Bunun için de sonsuz minnettarız. Bugün, Türk Hava Yolları, Somali'yi dünyanın geri kalanına bağlayan tek uluslararası hava yolu şirketidir. Sizin elçiliğiniz, Mogadişu içindeki tek büyükelçiliktir ve onlarca Türk kurumu halen Somali'nin kalkınmasına, gelişmesine ve büyümesine yardım etmeye devam etmektedir.
Ekselansları, ziyaretinizden 3 yıl sonra, Somali daha iyi bir durumdadır ve bu sizin cesur ziyaretiniz olmadan mümkün olmazdı. Somali halkı, Somalili insanlar arasındaki uzlaşma sürecinde oynadığınız bu büyük rolü, sonsuza dek hatırlayacaktır. Ayrıca kardeş Türk veSomali halkını birbirine bağlayan liderliğinizi de hatırlayacaktır. Somali diasporasının temsilcileri olarak, daha etkili olma adına kurumsallaşma çabalarımıza verdiğiniz desteklerden ötürü de minnettarız. Allah Türk halkını, hükümetini ve liderliğini korusun."

20 Haziran 2014 Cuma

Kara kıtadaki Türk izleri

Türkiye'ye binlerce km uzakta olmasına karşın ta Osmanlı'ya dayanan ortak bir kültüre sahibiz Somali'yle..

Kanuni Sultan Süleyman zamanın sömürgeci milletlerinden biri olan Portekizlilerden kurtarmak amacıyla Somali'ye askeri bir güç göndermiş ve burada yaşayan mazlumlara destek olmuştur.

Ecdadın bu bölgede yaptırdığı yaptırdığı, cami ve fener olarakta kullanılan minare Somali'de halen dimdik ayakta duruyor.
Bu yardımlar bunlarla sınırlı kalmamış tabiî ki..Sonraki yüzyıllarda da akla gelebilecek her türlü insani krizde Türkler bölgenin yardımına koşmuş. Sorunlara bir nebzede olsa merhem olmaya çalışmış..

Somali Afrika kıtasının en ilginç ülkelerinden biri adeta..Bir dönem komünizmle idare edilen ülke günümüzde İslami hassasiyetlerin hakim olduğu bir çizgiye gelmiş durumda.

SOMALİ'DEN ÇOK ÖZEL FOTOĞRAFLAR - TIKLAYIN

Bölge insanının böyle bir hassasiyete sahip olması; Batılı ülkelerin Somali halkı üzerinde her türlü enstrümanı kullanarak kurmaya çalıştığı baskının başarısız olmasına sebep olmuştur diyebiliriz.

Batılıların bölge halkı üzerinde yüzyıllar boyunca gerçekleştirdiği misyonerlik faaliyetlerine rağmen Hıristiyanlığın kabul görmemesi kayda değer bir sonuç. Tüm bu baskılardan ötürü de Somali'de özellikle beyaz adama karşı bir ön yargı oluşmuş ve bu önyargı her geçen gün giderek artmaya devam ediyor. 

Bölgenin en zengin doğalgaz ve petrol rezervine sahip bölgesi de burası..Bunun yanında uranyum, bakır,demirin fazlalığı Somalililer için bir şans olarak görülse de; kapitalizmi kendisine yontmaya çalışan art niyetli bir çok Batı ülkesinin dikkatini çekerek huzurunun bozulmasınıda zemin hazırlamış durumda diyebiliriz. Buna rağmen dost ülke Türkiye sayesinde bölge halkı huzuru yakalama adına önemli adımlar atmaya devam ediyor.Bu nedenle Somali sokaklarında görülecek tek beyaz ırk Türklerden oluşuyor açıkçası..

Batılı ülkeler Somali'yi zengin yer altı kaynakları yanında birde ünlü bir film sayesindede tanıma fırsatı bulmuş.. hatta ''Black Hawk Down'' filmi Somali halkına göre hafif bile kaçmış. Çünkü Amerikan güçlerini daha şiddetli şekilde söküp atmış bu bölgeden Somalililer..

Bölgede rahat bir şekilde yaşamlarını sürdüren tek beyaz olan Türkler oldukça saygı görüyor.Hatta yeryüzünde ki en tehlikeli yerlerden biri olan Mogadişu da Afrika barış gücü askerleri bile ortada görünmezken bu bölgede de saygı gören hep Türkler oluyor.Yerel halk kendi gibi siyahta olsa yabancı askerlere bile tahammul edemezken bölgede Türkiye Cumhuriyeti'nden başka açıktan faaliyet gösterebilen ve insani yardımları aracısız ulaştırabilen tek bir ülke yok ve olması da pek mümkün görünmüyor.Bu durumda Türkiye'nin son sınırları dışında ne kadar doğru bir dış politika izlediğinin en güzel kanıtlarından biri olsa gerek.

Türkiye , Somali'nin her karış toprağında gerçekleştirdiği kalıcı hizmetlerle adından sıkça söz ettirirken; Hastaneler,okullar modern yapılardan oluşan inşaatlar;gıda sağlık ve akla gelebilecek her alanda faaliyet gösteriyor ve Somali halkının gönlünü fethetmeye devam ediyor.

Bu hizmetlerle yetinmeyen Türkiye; yol yapımı,ışıklandırma,çöp toplama ve ustalaşmış belediyecilik hizmetleri dahil olmak üzere Somali halkının yanında olduğunu her şartta ve konumda hiç kimseden çekinmeden gösteriyor.

Bütün bu gelişmeler ışığında ülkenin büyük bir kısmında hakim olduğu iddia edilen El Şebaba sempati duyan halk kesimiyle görüştüğümüzde Türkiyedeki seçimleri takip ettiklerini ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı desteklediklerini söylemeleri açıkçası bizleri hiç şaşırtmıyor.

Daha öncede söylediğimiz gibi bölge ciddi anlamda bir yer altı zenginliğine sahip..yalnız bu zenginliğe rağmen enerji problemi dikkat çekiyor ve elektrik pahalı olduğu içinde jeneratör tercih ediliyor.Elektrik probleminin yanı sıra halkın tüm dünya ile ilişkisini kuracak televizyon sayısı da yok denecek kadar az burada.

İngilizler bu açığı iyi değerlendirmekte ve radyo yayını ile tek sesli bir iletişim ağını bölge halkına sunuyorlar ne yazıkki..
Yer altı kaynaklarının yanı sıra Hint Okyanusu'na da kıyısı olan ülkenin ülkenin bir türlü bitmeyen savaşlar yüzünden kıymeti bilinmiyor açıkçası. Savaşların son bulduğu,huzurun hakim olduğu bir bölge olsa turizm açısından pek çok Avrupa ülkesiyle yarışacak bir potansiyele sahip burası.

Ama ne varki bölge halen dünyanın en tehlikeli suları sayılmakta, denizlerinde korumasız ticari gemilerin yol alamadığı ve korsanlık faaliyetlerinin sürdüğü kıyılar olarak tanınıyor..

Somali'de okyanusun sahip olduğu bütün deniz canlıları mevcut.. Fakat balıkçılık olanaklar açısından gerçek değerini bulamamış henüz. Halkın balıkçı tekneleri yok denecek kadar az. Ancak dalgasız rüzgarsız günlerde fazla açılmadan balık tutabilecekleri küçük kayık ve sandallarla kendilerine yetecek kadar bir balıkçılık yapılabiliyor. Bunun yanında yakıt pahalı olduğundan elektrik sıkıntısı da çözülemediğinden dolayı su ürünlerinin ekonomik değeri de azalmış oluyor.

Bugüne kadar uğraşsalar da bir türlü beceremedikleri bir hümanizm ve nezaket maskesi taşıyan sömürgeci Batılının bölgede barınması mümkün gözükmüyor açıkçası.

Buna rağmen batılı zihniyet dünyanın muhtelif yerlerinde yürüttükleri siyasetin aynısını, ellerinde ki her türlü enstrümanı ve binlerce yıllık deneyimlerini kullanarak bölgede ki iç dengeleri kaşımaya devam edecekler gibi görünüyor. Amaç huzuru ve barışı bölge halkından uzak tutmak.

Tüm bu olumsuz koşullara rağmen Türkiye Cumhuriyeti'nin sivil ve resmi kurumlarının çabalarının sonuç vermesi ve ülkenin yeniden ayağa kalkması için elbirliğinin devam etmesi gerekiyor. Hepimizin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin tek dileği yer altı ve yerüstü zenginliklerine sahip bu güzel ülke bir an önce barışa kavuşup halkın huzur içinde yaşadığı topraklara merhaba demesidir.

1 Haziran 2014 Pazar

Maimuna Abdi Gelle, acı çeken hastaları görünce doktor olmaya karar vermiş


1990'lı yıllarda başlayan sivil iç savaş nedeniyle başta sağlık ve eğitim olmak üzere tüm sistemleri yıkılan Somali'nin yaraları gönüllülerin desteğiyle yeniden inşa ediliyor. Savaş nedeniyle uzman doktor sıkıntısı çekilen Somali'de, TİKA ve Yeryüzü Doktorları'nın girişimleri sayesinde başlatılan Tıpta Uzmanlık Projesi kapsamında ilk kadın cerrah da göreve başladı.  Yeryüzü Doktorlarının Genel Cerrahi ve Acil Durum Travma Cerrahisi alanında verdiği uzmanlık eğitimini başarıyla tamamlayan ilk kadın cerrah olan Maimuna Abdi Gelle, Somali'nin yeniden inşasında Türkiye'nin büyük destek sağladığını söylüyor. Gelle, Somali'deki bu çalışmaların bir neslin yaşamını değiştirdiğine inanıyor.
ANNESİ DESTEK OLDU  
Somali'de henüz iç savaş başlamamışken doktor olmaya karar verir Gelle. Annesinin kronik astım hastası olması nedeniyle sık sık hastanenin yolunu tutması, bu kararı almasında büyük pay sahibidir. Hastane çevresinin, orada gördüğü insanların ve hastaların çektiği acılar çocuk yaştaki Gelle'ye ilham olur. Bugün 37 yaşında ve iki çocuk annesi olan Gelle, Somali'nin ilk kadın cerrahi olmak için ilham aldığı annesinden, doktor olma sürecinde de çok destek gördüğünü söylüyor. 
İLK KADIN ADAY OLMAK BENİ GURURLANDIRDI  
Okulla ilk olarak Somali'de tanışan Gelle, daha sonraki yıllarda tıp bursu kazanarak Pakistan'ın yolunu tutar. Eğitiminden hemen sonra da uzman olmanın yollarını arar. Bu süreçte Yeryüzü Doktorlarıyla tanışır. Yeryüzü Doktorlarının Somali'de yaptığı işlerden oldukça etkilenen Gelle, 'Sonra Genel Cerrahi ve Acil Durum Travma Cerrahisi alanında uzmanlık eğitimi vereceklerini öğrendim. Bu tip bir eğitimi Somali'de alabileceğim için kendimi çok şanslı hissettim. Cerrahi alanındaki korkunç boşluğu dolduracak büyük bir fırsattı. Ayrıca Somali'de bir cerrah olacak ilk kadın aday olmak da beni çok gururlandırdı. Aslında Somali'deki tüm kadınlar adına bir sorumluluk almıştım. Umarım onların uzman bir doktor olabileceklerine dair inançlarını güçlendirebilirim' diyor. 
ACILARA TANIK OLDU
Gelle, Somali'nin sağlık kapasitesinin yetersiz olması nedeniyle pek çok kişinin zor durumda kaldığını görmüş. 'Tanıdıklarım, arkadaşlarım ve onların aileleri, hastalandıkları ya da yaralandıkları zaman tedavi edilemiyordu. Küçücük bir operasyon yapılamadığı için ölen hamile kadınlar tanıyorum. Çocuklar için hayat kurtarıcı önlemler geliştirilemediği için yaşamını yitiren minik bedenler gördüm' diyor ve ekliyor Gelle: 'Somali'de doktorlar eğitimini almadıkları alanlarda da sağlık hizmeti vermek zorunda kalıyor, çünkü başka çare yok.' 
SOMALİ'DE ÇALIŞACAĞIM
Somali'nin ilk kadın cerrahi olarak, kendi ülkesinde çalışacak Gelle, çalışan kadın sayısının yeterli olmamasından da şikâyet ediyor. ve 'Kız çocuklarının okuması hala ülkedeki pek çok aile için bir öncelik değil. Kızlarımızı eğitmeliyiz, onların eğitime ulaşmasında öncelik sahibi olmalarını sağlamalıyız' diyor. 
Türk mutfağını çok sevdim
2013 yılında iki ay süreyle Türkiye'ye gelen Gelle, Somalili olduğunu duyan Türklerin kendisine çok dostane yaklaştığını anlatıyor. Türkiye'nin çok zengin bir kültüre sahip olduğuna değinen Gelle, 'Türkiye'de yaşadığım süreç benim için muhteşem bir deneyimdi. Kültürü çok zengin, tarihini ve mutfağını çok sevdim. Özellikle Somalili olduğumu öğrendiklerinde inanılmaz dostane yaklaşıyorlar. Konuksever bir ülke Türkiye' diye ifade ediyor. Somalililerin de Türkleri çok sevdiğini söyleyen Gelle, 'Türkler sadece insani yardım getirmediler, ülkeyi yeniden inşa etmemize yardım ettiler. Sağlıktan eğitime her konuda bize destek oldular. Türkiye'nin Somali çalışmaları çok fazla hayat kurtardı. Tarımdan balıkçılığa pek çok konuda öğrendikleri ile insanlar bilgilerini ülkenin her bölgesine yaymaya başladılar' diye açıklıyor.

15 Şubat 2014 Cumartesi

Kaynak:Reuters Konu:para kutusu


Haber şöyle: Para dolu kutular Somali'de çıktı.
Kaynak Reuters ama bizim gazetelerimiz, Halkbank olayı ile bağlantılı imaj uyandırarak bu haberin üstüne atlıyor ve coşkuyla pazarlıyor. Reuters'ın haberinde Türkiye'nin Somali'ye yaptığı doğrudan bütçe yardımını 2013 itibariyle kestiği belirtiliyor.
Ama şu cümle önemli: 'Somalili yetkililerin 'Mogadişu Büyükelçiliği'ne gider ve 4,5 milyon doları kutular içinde alırdık' sözleri ise 'kutu içinde para' tartışmalarını bir kez daha hatırlattı.'
Hinliği anladınız mı şimdi.
Kötü niyeti, Somali üzerinden Türkiye'yi vurma çabasını, dolar dolu bir kutu resmi ile sunulan haber üzerinden bir yolsuzluk çıkarmaya nasıl çalışıldığını, nasıl bir algı çalışması yapıldığını gördünüz mü?
İşin tuhafı, burada da kutu içinde 4.5 milyon dolar var!
Haftalardır Türkiye toplumunun zihnini iğfal eden dezenformasyon ve yalanların hangi kötülük duygusundan beslendiğini gördünüz mü?
ABD Irak işgalini meşrulaştırmak için 'Saddam Nijer'den uranyum aldı' iddiasında bulunmuştu. Haber dünyaya servis edilmiş, ardından skandallar patlamış, ABD istihbaratı birbirine düşmüş, sonrasında büyük utanç yaşamışlardı.
BU KUTUDA DA 4.5 MİLYON DOLAR VAR..
Bizimkiler de Halkbank olayı yetmemiş olacak ki, 4.5 milyon dolarlık başka bir 'kutu' bulmuşlar. Bu sefer Somali'den...
Olsun, işe yarar. Ne de olsa Somali'yi ayağa kaldırmaya, birleştirmeye çalışmıyor mu Türkiye! Nijer oluyor da Somali neden olmasın!
Son aylarda ardı ardına saldırıların patlak verdiği, Eş-Şebab kullanılarak Türkiye'nin Somali'deki direncinin kırılmak istendiği, sadece havaalanı üzerinde Türkiye ile İngiltere'nin kapıştığı, Türkiye misyonlarının hedef olduğu bir ülkede, Türkiye'nin ellerini kırmak isteyenler Reuters üzerinden haber servis ediyor.
Bizimkiler de hemen üstüne atlıyor. Bunu hükümetle hesaplaşma aracı olarak kullanıyor. Kimlerle yan yana, kimlerle ortak görünmüşler, umurlarında değil. Zaten bu kavga gürültü arasında insanların gerçeği bulması mümkün değil, diye düşünüyor olmalılar.
Dışişleri'ne sordum, nedir bu yardım meselesi diye. Aldığım cevap şöyle:
'Türkiye daha önce Somali'ye yardım taahhüt etmiş. Altı aylık bir periyot öngörülmüş. Altı ay boyunca da bu yardımlar yapılmış. Süre bittiği için yardım durmuş. Bu, yardımların devam etmeyeceği anlamına gelmiyormuş. Yeni bir yardım paketi üzerinde çalışmalar yapılıyormuş. Belki yine altı aylık ya da daha uzun sürelik bir periyot öngörülecekmiş.
Somali'de bankacılık sistemi olmadığı için yardımlar kurye ile gönderiliyormuş.'
Haberi İngiliz aksanıyla, siyasetiyle sunanlar Dışişleri'ni arayıp bunu sormaya bile tenezzül etmemiş. Oysa orada İngiltere'nin hesapları başka, Türkiye'nin yapıp ettikleri başka.
Hesaplar Türkiye'yi Somali'den dışlama üzerine kurulmuş. Bizimkiler İngiltere'nin enformasyon bürosu gibi hareket etmekten rahatsız olmamışlar. 'Kutu var, 4.5 milyon dolar var, yetmez mi' demişler ve bir Halkbank algı operasyonu yapmışlar.
Ayıptır. Kötülüktür bu.