Bu linkten tarihi bilgilere ulasabilirsiniz: http://yayinlar.gsb.gov.tr/public/Online/0037_RumveMuseviSporcularTR/files/assets/basic-html/page11.html
ermeni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ermeni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Eylül 2017 Pazartesi
14 Ocak 2017 Cumartesi
Ermenilerin Osmanlı’daki Altınlarını Fransızlar Gaspetmiş!
Kimsenin parası Osmanlı’da kalmadıErmeniler’e ait taşınmazlardan elde edilen 5 milyon Osmanlı altınına İngilizler’in el koyduğunun ortaya çıkması büyük yankı uyandırdı.
İngilizler’in zorunlu göçe tabi tutulan Ermeniler’in taşınmazlarının satışından elde edilen 5 milyon Osmanlı altınına el koymasının ortaya çıkması büyük yankı uyandırdı.
Osmanlı’nın göç eden Ermeniler’e paralarını ödediğine dair arşivlerde binlerce makbuz bulunduğunu belirten uzman tarihçiler “Osmanlı’da kimsenin parası kalmadı” fikrinde birleşti.
Dışişleri Bakanlığı’nı da harekete geçiren BUGÜN’ün haberini tarih profesörleri değerlendirdi. Türk Tarih Kurumu (TTK) araştırmacısı Prof. Dr. İbrahim Ethem Atnur, Alman bankalarına yatan Osmanlı altınlarına Versaille Anlaşması’ndan sonra İngilizler’in el koyduğunu söyledi.
Ankara Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Kurt, Osmanlı’nın Ermenilere paralarını ödediğini kaydederken, İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ali Arslan, Osmanlı’da hiçbir milletin parasının kalmadığını ifade etti. Tarihçi Prof. Dr. Sina Akşin ise paranın Anadolu’da yer alan göçmenler için kullanılmış olabileceğini aktardı.
İNGİLİZLER PARALARA EL KOYDU
Türk Tarih Kurumu (TTK) araştırmacısı Prof. Dr. İbrahim Ethem Atnur:“Tehcirden sonra giden vatandaşların mallarına el konuluyor. Ama bu tamamen sahipsizlikten kurtarma anlamında yapıldı. Devlet alıp da kendi hazinesine koymadı. Herkesin kendi adına kayıtlar alınıp yapıldı. Araştırmalarımızda bunlara ulaştık. Ama bunlarla ilgili büyük sorunlar ortaya çıkıyor.
Ermenilerin Almanya ve Avusturya ülkeleri vatandaşlarına borçları var. Onlar da parasını isteyince 1915 Eylül’ünde Ermenilerden alacaklı olanlara dair bir kararname çıkarılıyor. Ondan sonra da alacaklarla verecekler karşılaştırılıyor.
Bunun kayıtları zaten Osmanlı Devleti’nde var. Almanya’da bankaya yatan paralara Versaille anlaşmasından sonra İngilizler el koydular. Osmanlı Devleti savaş bittikten sonra bu malları iade ediyor. Bazı Ermeniler kaldıkları yere geri dönemediklerinden bunlar paralarını İstanbul’da almış. Maliye Ermenilere paralarını ödemiş. Osmanlı arşivlerinde bu konuyla ilgili binlerce belge ve makbuz var.”
HİÇBİR MİLLETE BORCUMUZ YOK
İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ali Arslan:“Osmanlı Devleti kesinlikle Ermenilerin parasına el koymadı. Onlar zaten göçe zorlandıklarında mallarını satıp parasını alıp gitti. Zaten tüm Ermeniler de göçe zorlanmadı. Riskli bölgelerde yer alan Ermeniler tehcire zorlandı. Göç edenler 1918 yılında geri döndü ve yerlerini satmayanlar aynı yerlere geri yerleştiler. Zaten bunlara eski mallarını geri alma hakkı da verildi. Bütün Ermenilerin malları satıldı diyemeyiz. Ama Ermenilerden kalan okullar satılmış olabilir. Bir yolsuzluk yapıldı mı onu bilmiyoruz. Para Osmanlı’nın elinde kalmadı Ermenilere geri verildi. İtilaf devletleri Ermenilerin elindeki o paralara el koymuş olabilir. Ama Osmanlı’da hiçbir milletin parası kalmadı.”
BELGELERİYLE ORTAYA KOYDU
Tarihçi Prof. Dr. Sina Akşin: “Bu konuda ben çalışma yapmadım ama Prof. Dr. Kemal Çiçek uzun zamandır bu konuda çalışmalar yapıyor. Kemal hocamız çalışmasında 5 milyon Osmanlı altını liranın Alman bankalarına yatırıldığına dair belgelere ulaştı.
İtilaf devletlerinden özellikle İngiltere’nin paraya el koyduğunu ortaya çıkardı. Ayrıca o zamanlar Anadolu göçmen doluydu bu para onları yerleştirmek için de kullanılmış olabilir.”
TÜRKİYE’NİN ÖDEYECEĞİ BEDEL YOK
Ankara Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Kurt:“Prof. Dr. Kemal Çiçek’in bu konudaki çalışmaları ve görüşleri çok önemli. Ayrıca bu konuda Oktay Özel’in de araştırmaları var. Ermeniler tehcire gönderildiklerinde mallarını satıp parasını alıp gitti.
Ermenilerin de bu konuyla ilgili çeşitli iddiaları var ama Türkiye bu iddiaları muhatap almamalı. Özellikle o dönemde Diyarbakır’daki Ermeni topraklarının çeşitli kişilerin ellerine geçtiğini biliyoruz. Orada aslında karanlık noktalar var. Orada belki toprak satılmış olabilir. Ama Osmanlı’da kimsenin parası veya toprağı kalmadı. Düşünülürse Suriye’de, Irak’ta ve başka birçok yerde de Osmanlı parası ya da toprağı kaldı. Türkiye’nin bu konuda ödeyeceği bedel yoktur.”
HABER: HASAN BOZKURT /BUGÜN GAZETESİ
——————————————————-
Fransa Ermeni altınlarını verecek mi?
Bugün Gazetesi’nin “Ermeni altınlarının akıbeti belli oldu” manşeti ses getirdi. Müttefik ülkelerin 23 Kasım 1923’te imzaladıkları gizli bir anlaşma ile bu altınları kendi aralarında paylaştıklarının belirlenmesi gözleri o ülkelere çevirdi.
Ermeni soykırımı iddialarını sürekli gündeme getirip Türkiye’yi uluslararası arenada köşeye sıkıştırmaya çalışan Fransa peki şimdi ne yapacak. “Fransa aldığı paraları ödeyecek mi?”
İşte bu soru hem önemli hem de kritik. Zira Ermeniler’in bu paraların peşine düşmeleri pekala mümkün…
Bugün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erhan Başyurt yazdı…
Ermeniler’in kayıp altınları…
Ermeni sorununa ilişkin araştırmalarıyla bilinen Prof. Dr. Kemal Çiçek son açıklamalarıyla ezber bozdu.
Ermeniler’in zorunlu göç (Tehcir) nedeniyle terk ettikleri taşınmaz malların (Emval-i Metruke) satışından elde edilen 5 milyon Osmanlı altın lirasına meğer İngiltere ve müttefikleri el koymuş.
Ermeniler’in zorunlu göç (Tehcir) nedeniyle terk ettikleri taşınmaz malların (Emval-i Metruke) satışından elde edilen 5 milyon Osmanlı altın lirasına meğer İngiltere ve müttefikleri el koymuş.
Prof. Çiçek’in tespitlerine göre, 5 milyon Osmanlı altın lirası Talat, Enver ve Cemal paşalar tarafından Eylül 1916’da Berlin’de gizli hesaplara yatırılmış.
Ermeni araştırmacılar, şahısların kendi isimlerine bu paraları aktardıklarını ileri sürüyor ve bu nedenle paralara ulaşılamadığını, bunun tazminat olarak Ermeniler’e ödenmesi gerektiğini ileri sürüyorlardı.
Hatta Merkez Bankası ve Ziraat Bankası’na yönelik “Bu altınları sermaye olarak kullandıklarına dair” Amerika’da açılmış davalar var.
Yeni ulaşılan bilgiler bu konudaki kafa karışıklığını ortadan kaldırıyor.
Fransa aldıklarını ödeyecek mi?
O dönemde banknot paraların bedeli olarak Alman bankalarına yatırılan 6.5 milyon Osmanlı altın lirası ile bu altınlara da İngilizler ve müttefikler tarafından el konulduğu ortaya çıkarıldı.
Versail Anlaşması‘nı müteakip, Alman bankalarındaki bu paralara el konulduğu ve müttefiklerin de 5 milyon Osmanlı altınının Ermeniler’in “Emlak-i Metruke” parası olduğunu bildiği anlaşıldı.
Müttefik ülkelerin 23 Kasım 1923’te imzaladıkları gizli bir anlaşma ile bu altınları kendi aralarında paylaştıkları belirlendi.
Prof. Çiçek’in çalışması, Kanada’ya göç eden ve Britanya vatandaşı sayılan bir grup Ermeni gencin o yıllarda dava açtıklarını ve maddi zararlarının söz konusu paradan telafi edilmesini istediklerini, mahkemenin 5 bin sterlinin kendilerine ödenmesine karar verdiğini gösterdi.
Bu durumda İngiltere de Ermeniler’in kayıp altınlarının kendisinde olduğunu kabul etmiş oluyor.
Yine Ermenistan’ın Dostları Derneği’nde görevli eski istihbaratçı F.C.Corbyn’in 1932’de yaptığı araştırmada, müttefiklerin bu parayı Osmanlı’dan zarar gören kendi vatandaşlarının tazminatları için kullandıklarını, o dönemde İngiltere’ye aktarılan kısmından sadece 200 bin sterlin kaldığını belirtiyor.
Başka bir deyişle, Ermeniler’in kayıp 5 milyon Osmanlı altın lirası İngiltere, Fransa ve İtalya arasında paylaşılmış.
Fransa’nın soykırımını tanıdığı hatta inkârını bile suç saymaya çalıştığı düşünülürse, Fransız vatandaşı Ermeniler’in rahatlıkla bu paralarının peşine düşmeleri mümkün…
Tarihçiler komisyonu kurulsaydı
Prof. Çiçek’in araştırması bir gerçeği daha ortaya çıkarıyor.
Osmanlı Ermeni tehciri konusunda kayıtlarını eksiksiz tutmuş.
Emval-i Metruke kayıtları bile sapasağlam duruyor.
Yani, kimin malları satıldı ise kayıt altında.
Malları satılanlar arasında ödeme yapılanlar da defterlere geçirilmiş.
Malları satılmayanların eski tapu kayıtları ise halen duruyor.
Şayet Türkiye’nin önerdiği tarihçiler komisyonu kurulur, tüm ülke ve taraflar arşivlerini tam olarak açarlarsa,
mağduriyetlerin tamamını ortaya çıkarmak mümkün.
mağduriyetlerin tamamını ortaya çıkarmak mümkün.
Sadece olayların sebep ve sonuçları değil, tazmin edilmesi gereken kayıplar da ortak komisyon tarafından tespit edilmiş olur.
Bütün bunlar yaşanan acıları ortadan kaldırmaz ama bir nebze hafifletir.
Ortak geçmişe bakışımızı ve gelecek tasavvurlarımızı da değiştirir.
——————————————————-
Ermenilerin kayıp altınları bulundu
Ermenilerin kayıp altınları bulundu
Zorunlu göçe tabi tutulan Ermeniler’in taşınmazlarının satışından elde edilen 5 milyon Osmanlı altınının akıbeti belli oldu.
Diaspora Ermenilerinin sık sık dile getirdiği Ermeniler’in satılan mallarına ait paranın izine ulaşıldı. Alman bankası Reichsbank’a transfer edilen paraya Müttefik devletleri savaş tazminatı olarak el koymuş.
I. Dünya Savaşı’nda Anadolu’dan göç eden Ermeniler’e ait olduğu belirtilen 5 milyon Osmanlı altını değerindeki kayıp paranın sırrı çözüldü.
Türk Tarih Kurumu’nun (TTK) Emval-i Metruke Komisyonu’na ait belgeler üzerinde yaptığı iki yıllık araştırma sonucunda bugünkü değeriyle 1 milyar 300 milyon sterlin olan Osmanlı altınına I. Dünya Savaşı’nın galip devletlerince el konulduğu ortaya çıktı.
Savaş tazminatı olarak paraya el koydukları anlaşılan İngiltere’nin bir grup Britanya vatandaşı Kanadalı Ermeni’ye bu paradan ödeme bile yaptığı belirlendi.
TAZMİNATIN EN ÖNEMLİ KALEMİ
TTK Ermeni Araştırmaları Merkezi’nde çalışan Prof. Dr. Kemal Çiçek paranın akıbetini ortaya çıkardı.
Ermeniler’in tazminat taleplerinin en önemli kalemi olan parayla ilgili sürecin başlangıcı I. Dünya Savaşı’na gidiyor. Ermenilerin geride bıraktıkları ev, arsa ve tarla gibi gayrimenkulleri ‘Emval-i Metruke’ yani geride bırakılan mal ilan edilerek tasfiye ediliyor. Bugünkü değeri 1 milyar 300 milyon sterlini bulan 5 milyon Osmanlı altını para elde ediliyor.
İttihatçılar bu parayı (1915’te 22 milyon dolara denk geliyor) Eylül 1916 tarihinde Berlin’de Reichsbank’a transfer ediyor. Ermeniler’in iddiasına göre para, İttihat ve Terakki’nin üç önemli ismi Cemal, Talat ve Enver Paşaların müstear ismiyle Alman bankasındaki şahsi ortak hesaplarına yatırılıyor.
Yine Ermenilerin iddialarına göre Osmanlı’nın kendilerinden aldığı mallardan elde edilen 5 milyon altın liraya ittifak devletleri İngiltere, Fransave İtalya, galip geldikleri I. Dünya Savaşı sonunda tazminat olarakel koyuyor.
“PARAYI İNGİLTERE’DEN İSTESİN”
Bütün bu tartışmaları değerlendiren Prof. Kemal Çiçek, Ermeniler’in olduğu iddia edilen 5 milyon liranın izini 2 yıl boyunca sürdüklerini söyledi.
Çiçek, ABD, İngiltere ve Almanya arşivlerinde el konulan paranın nasıl harcandığına dair bilgiye ulaşamadıklarını aktardı. Osmanlı’dan Alman bankalarına yatırılan 5 milyon ve 6,5 milyon liralık iki farklı meblağ bulunduğuna dikkat çeken Çiçek, “Ermeniler’in olduğu iddia edilen 5 milyon liraya İngiltere ve müttefikleri savaş tazminatı olarak el koymuş ve bu parayı nerelerde harcadığına dair bir vesika bırakmamış.
Bildiğimiz kadarıyla bu 5 milyon liradan bütün Ermeniler’in haberi var, zira Kanadalı bir grup genç Ermeni, Britanya vatandaşı olmalarından cesaret alarak bu parayı talep ediyor ve İngiltere’den 5000 sterlin almayı başarıyorlar. Bu durumda İngiltere o tarihte el konan paranın Ermeni parası olduğunu kabul etmiş olmalı. Yoksa neden Ermeniler’e ödeme yapsın. Ayrıca Ermeni Dostları Derneği’nin genel sekreterliğini yapan İngiliz Yarbay Corbyn Ermeniler’e dayanarak 1930 itibariyle paradan sadece 200 bin lira kaldığını belirtiyor. Türkiye’den tazminat talep eden Ermeni diasporası paraya el koyan İngiltere’den veya müttefiklerden neden talepte bulunmuyor? Asıl adres müttefikler, özellikle de İngiltere” değerlendirmeler yaptı.
Senatörler devreye giriyor
Lozan Barış Anlaşması sonrasındabazı ABD senatörleri de1921 yılında Müttefiklerin hesaplarına transfer ettikleri 5 milyonun Ermenilerin el konan emval-i metrukemallarının parası olduğunu iddiaediyor. İddialar üzerineABD Dışişleri Bakanlığı, Londra, Berlin ve İstanbul elçiliklerini yeni ve bağımsız bir araştırma yürütmekle görevlendiriyor. Bu soruşturma 1925 yılının Mart-Temmuz ayları arasında yapılıyor. Yine Amiral Bristol tarafından titizlikle hazırlanmış bir rapor olarak Washington’agönderiliyor.
ABD 5 MİLYON LİRANIN PEŞİNDE
ABD 5 MİLYON LİRANIN PEŞİNDE
Ermeniler’in kayıp parasının peşine 1920’li yıllarda ABD’nin de düştüğü anlaşıldı. O dönemde Ermeni tehcirini konu eden haberlerin sık sık gündeme gelmesi üzerine ABD Dışişleri Bakanlığı da tazminat olarak itilaf devletlerince transfer edilen 5 milyon altın liranın kökeni konusunda çalışmalar yaptığı tarihi belgelere yansıdı.
ABD Dışişleri Bakanı Evan Hughes’ın İstanbul’daki elçi Amiral Bristol’den 12 Şubat 1921 tarihinde ‘Müttefik hesaplarına aktarılan 5 milyon lira altının kaynağını araştırması ve aydınlatması” içerikli gönderdiği telgraf bulunuyor. Bristol’ün Dışişleri Bakanlığı’nın isteği üzerine hazırladığı 22 Mayıs 1925 tarihli raporunda, banknot için ayrılan 6,5 milyon liradan 5,2 milyon liraya müttefikleri tarafından el konulduğu teyit ediliyor.
Para Müttefikler’e pay edildi
Emval-i Metruke parasına müttefiklerce el konulduğuna İngiliz donanmasında deniz yarbayı rütbesinde bir asker ve aynı zamanda “Ermenistan’ın Dostları” adındaki bir derneğinde sekreteri olduğu anlaşılan F.C. Corbyn’nin araştırması da ışık tuttu. 1932 yılında yayımlanan Corbyn’nin araştırmasına göre ise 5 milyon Osmanlı altını 23 Kasım 1923 yılında Osmanlı devletinden tazminat hakkı olan vatandaşlarına dağıtılmak üzere müttefiklerce pay edildi. Üstelik yapılan anlaşmaya göre bu tazminat parasından Ermeniler’in bir kuruş bile alma hakları yoktu. Yine Corbyn’nin araştırmalarına göre o tarihlerde İngiltere’nin elinde sadece 200 bin sterlin kalmıştı.
5 Eylül 2016 Pazartesi
Hrant Dink cinayetini aydınlatacak görüntüler
Hrant Dink cinayetinden 9 yıl sonra yayınlanan görüntüler, tetikçi Ogün Samast'ı azmettiren ve destek veren dönemin subaylarının kimler olduğunu tek tek ortaya çıkardı. A Haber'de yayınlanan yeni görüntülerde bu subaylar cinayetin işlendiği yerde keşif yaparken güvenlik kameralarına takıldı. Soruşturmanın derinleştirilmesine neden olan görüntülerde, İstanbul ve Trabzon İl Jandarma Alay Komutanlığı'nda görevli bazı askerlerin suikast günü ve öncesinde olay yerinde oldukları tespit edildi.
26 Haziran 2016 Pazar
Maryam Şahinyan
Fotoğraf
'İstiklal Caddesi'ndeki Hıdivyal Palas'ın ikinci katında topu topu 15 metrekarelik bir deponun zemininde, üzerine kitap kolileri yığılmış halde, 20 yıla yakın süredir, dokuz büyük koli içerisinde, 1139 kutu dolusu negatif film bekliyordu beni. Unutulduğu yerde, kaybolmuş halde, son bırakıldığı biçimde.
(Tayfun Serttaş, Maryam Şahinyan araştırmacısı, http://tayfunserttas.blogspot.com/2011/09/foto-galatasaray.html)
Maryam Şahinyan, yarım asır boyunca bir gün dahi aksatmadan Şişli'deki evinden yürüyerek gidip geliyor stüdyoya, her öğlen yalnızca bir kırmızı elma yiyor, siyah iş önlüğünü ve kolçaklarını hiç çıkartmadan, 1. Dünya Savaşı'ndan kalma körüklü kamerasıyla, 1985'e dek siyah beyaz fotoğraf çekmeye devam ederek, sessizce, fark edilmeden sürdürüyor bu işi. (...) Ben çok fotoğraf arşivi gördüm ama böyle çeyiz dizer gibi her birisi tek tek numaralandırılmış, aralarına pelür kâğıtları serilmiş, yarım asır boyunca dokusunda tek bir değişiklik olmayan arşiv görmedim.
(Tayfun Serttaş)
Lara Fresko, "İstanbulluları Hüzne Boğabilir", Radikal, 13.12.2011
Maryam Şahinyan, kardeşlerinden farklı olarak erken yaşta babasından stüdyo fotoğrafçılığının tüm inceliklerini öğrendi ve 1937 yılından itibaren babasının stüdyosunu tek başına işletmeye karar verdi. Bu durum, dönemin muhafazakar koşulları altında İstanbullu birçok kadın açısından tercih nedeni sayılarak stüdyoya çeşitli avantajlar sağladı ve yarım asırlık meslek hayatında, Galatasaray'da üç ayrı mekânda işlettiği stüdyosunda kesintisiz çalıştı.
(Tayfun Serttaş)
Berna Akcan, "Tayfun Serttaş İle Röportaj: Maryam Şahinyan, Foto Galatasaray", Fotoritim e-Fotoğraf Dergisi, 1/2012,http://www.fotoritim.com/yazi/tayfun-serttas-ile-roportaj--maryam-sahinyan-foto-galatasaray
Maryam Şahinyan belli ki kimseleri yargılamamış. O yüzden herkes, her nasılsa o haliyle bu kadının karşısına geçmiş. Şehrin en şık kadınları, gayrimüslim aileleri, Bolşevik Devrimi'nden kaçıp İstanbul'a sığınan Ruslar, tiyatro grupları, müzisyenler, subaylar, vaftizlik ve sünnetlik çocuklar, transeksüeller, düğün günündeki çiftler, iç çamaşırlarıyla kadınlar ve iki yandan tuttukları etekleriyle kendilerini kelebek yapan küçük kızlar..."
(Karin Karakaşlı, "Zamanı Bekleyen Fotoğraflar", Radikal 2, 11.12.2011)
Ödülleri
"Maryam Şahinyan hayatı boyunca hiç ödüllendirilmemiştir."
(Tayfun Serttaş, Maryam Şahinyan araştırmacısı)
Üyelikleri
Eğitimi
Esayan İlkokulu, İstanbul
Sainte Pulchérie Fransız Lisesi (tamamlamadı)
Sosyal Sorumluluk Çalışmaları
Farklı kurumlarda görev yapmak üzere İstanbul'a yerleşen birçok rahibe, İtalyan sör, rahip, Ermeni Kalfayan Yetimhanesi ve Anarat Hığutyun kuyr'ları (Anarat Hığutyun yardımsever dindar kadınlar kurumu) ile yakın arkadaştı ve yaşamı boyunca bu çevrelere bila ücret hizmet verdi."
(Tayfun Serttaş, Maryam Şahinyan araştırmacısı, http://tayfunserttas.blogspot.com/2011/09/foto-galatasaray.html)
Akraba ve Dostları
- Annesi:Dikranuhi Abacıyan
- Babası:Mihran Şahinyan (Foto Galatasaray fotoğrafhanesinin sahibi)
- Kız kardeşleri:Zabel Şahinyan, Araksi Şahinyan, Zıvart Şahinyan
- Erkek kardeşleri:Keğam Şahinyan, Sebuh Şahinyan, Vruyr Şahinyan
- Dedesi:Agop Şahinyan Paşa (ilk Osmanlı İmparatorluğu'nun 1877 yılındaki ilk parlamentosunda Sivas Milletvekili)
- Dostları:(Bilgiye ulaşılamadı)
Anısını Yaşatan Projeler
Foto Galatasaray Sergisi
Foto Galatasaray Sergisi, 22.11.2011 - 22 .1. 2012, SALT Galata, İstanbul
http://www.saltonline.org/tr/#!/tr/141/maryam-sahinyan-kimdir_break/
http://www.saltonline.org/tr/#!/tr/141/maryam-sahinyan-kimdir_break/
Proje yürütücüsü SALT Galata'nın internet sitesindeki Foto Galatasaray Sergisi bilgileri
http://www.saltonline.org/tr/#!/tr/90/acik-arsiv-1-foto-galatasaray
http://www.saltonline.org/tr/#!/tr/90/acik-arsiv-1-foto-galatasaray
Foto Galatasaray sergisinden görüntüler
http://www.youtube.com/watch?v=CDv-M_QDuHE
http://www.youtube.com/watch?v=CDv-M_QDuHE
Foto Galatasaray – Açık arşiv (Open Archive)
Maryam Şahinyan fotoğraf arşivi, Foto Galatasaray – Açık Arşiv (Open Archive) adıyla 2012 yılında online olarak kamusal katılıma açılma çalışmaları içindedir. Katılımcı bir bilgi bankası oluşturmayı amaçlayan Foto Galatasaray – Açık Arşiv (Open Archive) projesi bir kent tarihi projesidir.
Foto Galatasaray – Açık Arşiv (Open Archive) projesini, Maryam Şahinyan araştırmacısı Tayfun Serttaş ve proje yürütücüsü olan SALT Galata şöyle tanımlıyorlar:
Tarihsel kesintiler toplumsal hafızayı derinden etkiler.
Bir Açık Arşiv projesi olan Foto Galatasaray, Maryam Şahinyan'ın fotoğrafları üzerinden yeni bir yakın tarih okumasına olanak tanır ve toplumsal hafızaya kural koyan saptamalara, eleştirel bir yaklaşım geliştirmeyi amaçlar.
Açık Arşiv projesi Foto Galatasaray sergisi ile başlamıştır.
Bu proje "arşiv"," demokrasi" ve "şeffaflık" arasındaki ilişkiyi irdeler ve arşiv olgusunun son yıllarda internet teknolojileriyle birlikte dağıtık ağlar üzerinde, katılımla zenginleşen ve çoklu kullanım sayesinde sürekli geliştirilen bir olguya dönüştüğü fikrini vurgular.
SALT, sürdürdüğü projeleri tartışmanın seyrine bırakarak arşivin hiçbir zaman tamamlanmayacak bir olgu olduğunu kabul eder ve ancak kullanıcıyla kesişim noktasında değer kazanabileceğini varsayar.
(Kaynak: tayfunserttas.blogspot.com)
Tayfun Serttaş, Foto Galatasaray Açık arşiv (Open Archive) projesi hakkında bilgi veriyor
http://www.saltonline.org/tr/#!/tr/90/acik-arsiv-1-foto-galatasaray
http://www.saltonline.org/tr/#!/tr/90/acik-arsiv-1-foto-galatasaray
Maryam Şahinyan anısına kitap
Tayfun Serttaş, Foto Galatasaray - Studio Practice by Maryam Şahinyan, Türkçe-İngilizce, Çeviri: Merve Ünsal, Aras Yayıncılık, İstanbul, 2011.
Hakkında Yazılanlar
- Tayfun Serttaş, "Foto Galatasaray; woman to woman", tayfunserttas.blogspot.com, 11.04.2013,http://tayfunserttas.blogspot.com/2013/04/maryam-sahinyaniz.html
- tayfunserttas.blogspot.com: http://tayfunserttas.blogspot.com/2011/09/foto-galatasaray.html
- SALT Galata http://www.saltonline.org/tr/90/
- Berna Akcan, "Tayfun Serttaş İle Röportaj: Maryam Şahinyan, Foto Galatasaray", Fotoritim e-Fotoğraf Dergisi, 1/2012,http://www.fotoritim.com/yazi/tayfun-serttas-ile-roportaj--maryam-sahinyan-foto-galatasaray
- "İstanbullu Maryam Şahinyan'ın çektiği fotoğraflar SALT Galata'da sergilendi",nihatkaradag.com. 31.1.2012,http://www.nihatkaradag.com.tr/fotograf-haberleri/tum-kategoriler/haber-ve-duyurular/istanbullu-maryam-sahinyanin-cektigi-fotograflar-salt-galatada-sergilendi/
- Interview with Tayfun Serttaş: "Diaspora Komşundu", Agos, 30.1.2012.
- "Bir Zamanlar Beyoğlu'nda", posta.com, 29.1.2012.
- Ani Çelik Arevyan, "Bir Maryam Şahinyan Projesi", agos.com.tr, 23.12.2011.
- Lara Fresko, "İstanbulluları Hüzne Boğabilir", Radikal, 13.12.2011 http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&VersionID=7690&Date=18.06.2008&ArticleID=1072303
- Ece Aydın, "Emeğin Kareleri: Foto GalatasarayEmeğin Kareleri: Foto Galatasaray", Bianet, 10.12.2011,http://bianet.org/biamag/sanat/134662-emegin-kareleri-foto-galatasaray
- Karin Karakaşlı, "Zamanı Bekleyen Fotoğraflar", Radikal 2, 11.12.2011, http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=HaberYazdir&ArticleID=1072240
- Hatice Utkan Archive presents a half-century of Istanbul's faces, Hurriyet Daily News, 29. 11. 2011,http://tayfunserttas.blogspot.de/2011/11/archive-presents-half-century-of.html
- Armenian photographer Maryam Şahinyan's works displayed in Istanbul, Panarmenian.net, 29. 11. 2011,http://www.panarmenian.net/eng/news/85142/
- Saliha Cüvelek, Galata'nın gizli fotoğrafçısı SALT Galata'da, ZAMAN Pazar, 27.11. 2011http://tayfunserttas.blogspot.de/2011/11/galatann-gizli-fotografcs-salt-galatada.html
- Ararat Şekeryan, Foto Galatasaray'ın 60 yılı, Agos, Sayı: 814, 18.11. 2011, http:// tayfunserttas.blogspot.de/2011/11/foto-galatasarayn-60-yl-agos-ararat.html
- Maryam Şahinyan Arşivi Tarihi Osmanlı Bankasında Sergileniyor, Nor Marmara, Yıl:71, Sayı:19127/3, 2.11.2011,http://tayfunserttas.blogspot.de/2011/11/nor-marmara-maryam- sahinyan-arsivi.html
- Tayfun Serttaş, Foto Galatasaray - Studio Practice by Maryam Şahinyan, Türkçe-İngilizce, Çeviri: Merve Ünsal, Aras Yayıncılık, İstanbul, 2011.
- Maryam Şahinyan konulu televizyon arşivi: http://tvarsivi.com/player.php?i=2012020129899
Kaynakça
Maryam Şahinyan tanıtım sayfasında yararlanılan kaynaklar
- Tayfun Serttaş'la görüşme
- Tayfun Serttaş kişisel blog'u: http://tayfunserttas.blogspot.com/2011/09/foto-galatasaray.html
- SALT Galata: http://www.saltonline.org/tr/#!/tr/90/acik-arsiv-1-foto-galatasaray
- Lara Fresko, "İstanbulluları hüzne boğabilir", Radikal, 13.12.2011
- Berna Akcan, "Tayfun Serttaş İle Röportaj: Maryam Şahinyan, Foto Galatasaray", Fotoritim e-Fotoğraf Dergisi, 1/2012,http://www.fotoritim.com/yazi/tayfun-serttas-ile-roportaj--maryam-sahinyan-foto-galatasaray
- Karin Karakaşlı, "Zamanı Bekleyen Fotoğraflar", Radikal 2, 11.12.2011.
Maryam Şahinyan tanıtım sayfasındaki görseller için kaynak
- Maryam Şahinyan Arşivi, Tayfun Serttaş seçkisi ile.
Ortak hafızanın fotoğraf albümü
İstanbullu Ermeni Maryam Şahinyan'ın bir ömür çektiği fotoğraflar SALT Galata'da sergilendi. 1935-1985 yılları arasındaki dönemi kapsayan dev veri bankasında neler yok ki? Cumhuriyetin ilk yılları, 1942 Varlık Vergisi, 6-7 Eylül 1955 olayları, 1974 Kıbrıs Savaşı, köyden kente göç gibi pek çok toplumsal olayın yanı sıra gündelik hayatın ayrıntıları da fotoğraflarda yer buluyor. 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının inkarını suç sayan yasa tasarısı, Fransız Senatosu'ndan 127 oyla geçerken 1 milyona yakın insanın fotoğrafını çeken Şahinyan'ın arşivi sanatçı, yazar, araştırmacı Tayfun Serttaş'ın dönüştürdüğü sergide geçmişini, yakınlarını arayan insanlarla buluştu. Tarihe not düşen 200 bin siyah beyaz fotoğrafsa, dış politik kavgalardan uzak 'ortak hafıza'ya çağrı yaptıBülent ŞANLIKAN / İSTANBUL
Maryam Şahinyan 1935 ile 1985 yılları arasında yaklaşık 1 milyona yakın insanın hayatından kesitleri Galatarasay Meydanı'nda adını 'Foto Galatasaray' koyduğu stüdyosunda belgeledi. Şahinyan'ın Birinci Dünya Savaşı'ndan kalma körüklü kamerasından yansıyan 200 bin siyah beyaz kareyi, sanatçı Tayfun Serttaş, teknolojiden de faydalanarak dev bir veri bankası haline dönüştürdü. Şahinyan'ın kutuladığı cam negatifler Serttaş ve çalışmasına yardım eden 30'a yakın asistan tarafından 3 yıl süresince teker teker temizlendi, tasnif edildi, dijitalizasyonu yapıldı, işlendi ve aylara, yıllara göre sıralandı. Serttaş bununla da kalmadı. Şahinyan fotoğraflarını, Aras Yayıncılık'tan çıkan 'Foto Galatasaray, Studio Practice by Maryam Şahinyan' adıyla kitaplaştırıldı. 3 yıl süren bu çalışmanın ardından Şahinyan Arşivi, 22 Kasım 2011- 22 Ocak 2012 tarihleri arasında, Karaköy'de, SALT Galata'da meraklılarıyla buluştu. Serginin son gününde, yüzlerce insan 'Maryam'ın objektifine yansıyan kareler arasında acaba, annemi, babamı, dedemi, teyzemi ya da kendimi bulabilir miyim' umuduyla geldi. Aradığını bulan da oldu, bulamayan da...
GEÇMİŞİN İZİNİ SÜRDÜLER Hangi facianın Kurbanları Ali Cihanoğlu emekli bir bankacı, Aydın'da yaşıyor. Onu SALT Galata'ya götüren şey 1951'de Şahinyan'ın çektiği anne ve babasının düğün fotoğrafı olmuş. Cihanoğlu'nda fotoğrafın bir benzerinin basılmış hali var. Serginin açıldığını duyunca 'Acaba farklı pozu da bulabilir miyim' diyerek soluğu İstanbul'da alan Cihanoğlu'nun dileği gerçek oldu ve annesi Belkıs'la babası Nihat'ın fotoğrafını arşivde bulabildi.
Cihanoğlu'nun aklını esas kurcalayan fotoğrafsa İzmir'de aile fotoğrafları arasından çıkan ve arkasında 'Bir facianın kurbanıyız' yazılı not bulunan 1940 yılına ait bir aile fotoğrafı. Fotoğraf acaba kimlere aitti? Ailenin başına ne gelmişti? 1924-1050 yılları arasında Trabzon ve Aydın Milletvekilliği yapan Yüksek Mühendis Mithat Aydın'a gönderilen bu fotoğrafın peşine düştüğünü söyleyen Cihanoğlu, Şahinyan arşiviyle ilgili 'Tarihi belge niteliği taşıyor. Birbirini uzun süre görmeyen insanlar olmayacak bir şeyi bu arşivde bulabiliyor. Babasına, annesine, teyzesine ya da akrabasına ulaşmak heyecan veriyor' dedi.
Cihanoğlu'nun aklını esas kurcalayan fotoğrafsa İzmir'de aile fotoğrafları arasından çıkan ve arkasında 'Bir facianın kurbanıyız' yazılı not bulunan 1940 yılına ait bir aile fotoğrafı. Fotoğraf acaba kimlere aitti? Ailenin başına ne gelmişti? 1924-1050 yılları arasında Trabzon ve Aydın Milletvekilliği yapan Yüksek Mühendis Mithat Aydın'a gönderilen bu fotoğrafın peşine düştüğünü söyleyen Cihanoğlu, Şahinyan arşiviyle ilgili 'Tarihi belge niteliği taşıyor. Birbirini uzun süre görmeyen insanlar olmayacak bir şeyi bu arşivde bulabiliyor. Babasına, annesine, teyzesine ya da akrabasına ulaşmak heyecan veriyor' dedi.
YOLU STÜDYODAN GEÇENLER
Kimler gelip geçmiyor ki Şahinyan'ın objektifinden. Katolik din görevlileri, Ermeni rahibeler, Bat Mitzvaha (Ergenlik töreni) giren Musevi çocuklar, hatıra fotoğrafı çektiren Rum kızlar, Bolşevik Devrimi'nden kaçıp İstanbul'a sığınan Beyaz Ruslar, opera sanatçıları, eşcinseller, müzisyenler, göçlerle İstanbul'u mesken tutan taşralılar...Ve tanıdık bir isim. Türk sinemasının ilk kadın yönetmeni ve ilk kadın yıldızı Cahide Sonku...
Kimler gelip geçmiyor ki Şahinyan'ın objektifinden. Katolik din görevlileri, Ermeni rahibeler, Bat Mitzvaha (Ergenlik töreni) giren Musevi çocuklar, hatıra fotoğrafı çektiren Rum kızlar, Bolşevik Devrimi'nden kaçıp İstanbul'a sığınan Beyaz Ruslar, opera sanatçıları, eşcinseller, müzisyenler, göçlerle İstanbul'u mesken tutan taşralılar...Ve tanıdık bir isim. Türk sinemasının ilk kadın yönetmeni ve ilk kadın yıldızı Cahide Sonku...
FOTO GALATASARAY ONUN HAYATIYDIUzun yıllar Fransa'da yaşadıktan sonra Türkiye'ye yerleşen Şahinyan'ın yeğeni müzayedeci -galerici Christine Tarpin, teyzesini anlattı: 'Çok küçüktüm. Her yaz İstanbul'a geliyorduk. Hikayelerini, yaşadıklarını anlatırdı. Mesleğini çok severdi. Son zamanlarında Parkinson hastalığına yakalanmıştı. Fotoğraf çekemiyordu. Fotoğraf çekilmeyi sevmezdi. Çok az fotoğrafı var. Başkalarını çekmeyi severdi. 1994'te aramızdan ayrıldı. Çocuğu yoktu evlenmemişti. Foto Galatasaray onun hayatıydı.'
SERGİNİN FORMATI: Sergİnİn bir bölümünde Sertaş'ın negatifleri temizlerken kullandığı aparatlar, kimyevi maddeler ve temizlik sırasında kullandığı 200 bin adet pamuğun gösterildiği bir camekan yer alıyor. Karşısındaysa dev ekranda Serttaş ve Aras Yayıncılığın Sahibi Yetvart Tomasyan çalışmanın sosyolojik ve teknik çözümlemeleri anlattığı kısa filmler gösteriliyor. Serginin bir başka interaktif bölümü de dev arşivin insanlar ile buluşmasın olanak sağlayan bilgisayar sistemi. İnsanlar bu sistemde aradıkları fotoğrafları tarıyor. Karanlık odada da ekranlara yansıtılan fotoğrafların slayt gösterimi yapılıyor.
SERGİNİN FORMATI: Sergİnİn bir bölümünde Sertaş'ın negatifleri temizlerken kullandığı aparatlar, kimyevi maddeler ve temizlik sırasında kullandığı 200 bin adet pamuğun gösterildiği bir camekan yer alıyor. Karşısındaysa dev ekranda Serttaş ve Aras Yayıncılığın Sahibi Yetvart Tomasyan çalışmanın sosyolojik ve teknik çözümlemeleri anlattığı kısa filmler gösteriliyor. Serginin bir başka interaktif bölümü de dev arşivin insanlar ile buluşmasın olanak sağlayan bilgisayar sistemi. İnsanlar bu sistemde aradıkları fotoğrafları tarıyor. Karanlık odada da ekranlara yansıtılan fotoğrafların slayt gösterimi yapılıyor.
56 YIL ÖNCE ÇEKİLEN FOTOĞRAF
Şahinyan'ın siyah beyaz kareleri arasında zaman yolculuğuna çıkanlardan birisi de özel bir şirkette genel müdürlük yapan 58 yaşındaki Sarkis Çadırcıoğlu'ydu. Çadırcıoğlu yaptığı tarama sonucunda bulduğu çocukluk fotoğrafıyla büyük heyecan yaşadı. O da çocukluğuna dönenler arasında yer aldı. 2 yaşındayken Şahinyan'ın objektifinin karşısına geçen Çadırcıoğlu, başka kareler de bulmak ümidiyle ekrana kilitlendi. Çadırcıoğlu ile Şahinyan akraba. Çocukluk yıllarında Şahinyan'ın kendisini çok sevdiğini anlatan Çadırcıoğlu, '1956 yılına ait bu kare bir dönemi yansıtıyor. Çocukluğum Kurtuluş'ta geçti. Benim de yolum o yıllarda pek çok kişinin geçtiği gibi Foto Galatasaray ile kesişti. Bu unutulmaya yüz tutmuş karelerin tarihin tozlu raflardan çıkarak günümüzü aydınlatıyor olması bizleri mutlu etti' dedi.
Şahinyan'ın siyah beyaz kareleri arasında zaman yolculuğuna çıkanlardan birisi de özel bir şirkette genel müdürlük yapan 58 yaşındaki Sarkis Çadırcıoğlu'ydu. Çadırcıoğlu yaptığı tarama sonucunda bulduğu çocukluk fotoğrafıyla büyük heyecan yaşadı. O da çocukluğuna dönenler arasında yer aldı. 2 yaşındayken Şahinyan'ın objektifinin karşısına geçen Çadırcıoğlu, başka kareler de bulmak ümidiyle ekrana kilitlendi. Çadırcıoğlu ile Şahinyan akraba. Çocukluk yıllarında Şahinyan'ın kendisini çok sevdiğini anlatan Çadırcıoğlu, '1956 yılına ait bu kare bir dönemi yansıtıyor. Çocukluğum Kurtuluş'ta geçti. Benim de yolum o yıllarda pek çok kişinin geçtiği gibi Foto Galatasaray ile kesişti. Bu unutulmaya yüz tutmuş karelerin tarihin tozlu raflardan çıkarak günümüzü aydınlatıyor olması bizleri mutlu etti' dedi.
ÇOCUKLUĞUNA DÖNDÜ
Şahinyan'ın 1970'li yıllarda düğün sonrası çektiği fotoğraflardan birini ilginç kılan pozda yer alan kız çocuğunun o anın peşine düşmüş olması. 50 yaşındaki Feryal Salehi, fotoğrafta solda duran küçük kız. Sadece kendi fotoğrafını bulmakla kalmadı aynı zamanda yolları Şahinyan ile Büyükada'da kesişen annesiylededesinin de fotoğraflarını buldu. Salehi, Şahinyan'ın Büyükadada oturduğu yıllarda yazlıklarında kiracı olarak bir süre yaşadığını anlatıyor. Salehi, 'Çok özel bir insandı. İşini çok severdi. Profesyoneldi. Stüdyosunda bir tarihe şahitlik etti. Fotoğraflara bakarken 'ne kadar çok değişmiş her şey' diyorsunuz. Bu çalışma tabi” ki son derece detaylı ve zor. Ancak insanların bir zamanlar çekilmiş ve unutulmuş karelerinin yeniden canlandırılmış olması büyük bir tarihi değer taşıyor. Şahinyan'ın fotoğraf kareleri bizlere geçmişten geleceğe ışık tuttu' diyor.
Şahinyan'ın 1970'li yıllarda düğün sonrası çektiği fotoğraflardan birini ilginç kılan pozda yer alan kız çocuğunun o anın peşine düşmüş olması. 50 yaşındaki Feryal Salehi, fotoğrafta solda duran küçük kız. Sadece kendi fotoğrafını bulmakla kalmadı aynı zamanda yolları Şahinyan ile Büyükada'da kesişen annesiylededesinin de fotoğraflarını buldu. Salehi, Şahinyan'ın Büyükadada oturduğu yıllarda yazlıklarında kiracı olarak bir süre yaşadığını anlatıyor. Salehi, 'Çok özel bir insandı. İşini çok severdi. Profesyoneldi. Stüdyosunda bir tarihe şahitlik etti. Fotoğraflara bakarken 'ne kadar çok değişmiş her şey' diyorsunuz. Bu çalışma tabi” ki son derece detaylı ve zor. Ancak insanların bir zamanlar çekilmiş ve unutulmuş karelerinin yeniden canlandırılmış olması büyük bir tarihi değer taşıyor. Şahinyan'ın fotoğraf kareleri bizlere geçmişten geleceğe ışık tuttu' diyor.
ZAMAN TÜNELİNE GİRMİŞ GİBİYİM
İstanbul Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği 1'inci sınıf öğrencisi Cansu Ceylan da geçmişin izini sürenlerden. Ceylan, röntgen mütehassısı dedesi Ayhan Berkman'a ait bir fotoğraf aradı. 2001'de hayata gözlerini yuman Berkman'ın gençliği İstanbul Erkek Lisesi'nde geçmiş. Dedesinin yolunun Şahinyan'la kesişmiş olma ihtimali üzerine binlerce fotoğrafın arasından nostaljik bir kare arayan Ceylan, 'Fotoğraflarda Türkiye'nin geniş bir profilini bulmak mümkün. Eskiye gittikçe insanların çok daha kılık kıyafetlerine dikkat ettiklerini hatta özendiklerini görebiliyorum. Günümüz Türkiye'sine baktığımızda ise bu geçmişten eser yok. Sanki zaman tüneline girmiş gibiyim' diye konuştu.
İstanbul Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği 1'inci sınıf öğrencisi Cansu Ceylan da geçmişin izini sürenlerden. Ceylan, röntgen mütehassısı dedesi Ayhan Berkman'a ait bir fotoğraf aradı. 2001'de hayata gözlerini yuman Berkman'ın gençliği İstanbul Erkek Lisesi'nde geçmiş. Dedesinin yolunun Şahinyan'la kesişmiş olma ihtimali üzerine binlerce fotoğrafın arasından nostaljik bir kare arayan Ceylan, 'Fotoğraflarda Türkiye'nin geniş bir profilini bulmak mümkün. Eskiye gittikçe insanların çok daha kılık kıyafetlerine dikkat ettiklerini hatta özendiklerini görebiliyorum. Günümüz Türkiye'sine baktığımızda ise bu geçmişten eser yok. Sanki zaman tüneline girmiş gibiyim' diye konuştu.
HEP İYİLİK MELEĞİNİ OYNUYORUZ
Kısa filmlerden birisinde Aras yayıncılığın sahibi Yetvart Tomasyan şöyle konuşuyor: 'Şahinyan'a kadın gözüyle bakmamızda fayda var. Erkek egemen bir toplumda bu işi yapmayı başardı. Maryam 6-7 Eylül olaylarını gördü, varlık vergisini gördü, Ermeni sanatkarlar ve esnaflar müşterilerine karşı hep iyilik meleğini oynadılar, oynadık,
oynuyoruz. Çünkü biz birinci sınıf vatandaş ve yurttaş değiliz. Bu korku nesilden nesile aktarıldı, öğretilmedi zaten
Kısa filmlerden birisinde Aras yayıncılığın sahibi Yetvart Tomasyan şöyle konuşuyor: 'Şahinyan'a kadın gözüyle bakmamızda fayda var. Erkek egemen bir toplumda bu işi yapmayı başardı. Maryam 6-7 Eylül olaylarını gördü, varlık vergisini gördü, Ermeni sanatkarlar ve esnaflar müşterilerine karşı hep iyilik meleğini oynadılar, oynadık,
oynuyoruz. Çünkü biz birinci sınıf vatandaş ve yurttaş değiliz. Bu korku nesilden nesile aktarıldı, öğretilmedi zaten
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



