zekeriya öz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zekeriya öz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Aralık 2014 Salı

Öz ve 3 savcı


Cumhuriyet savcıları Zekeriya Öz, Celal Kara, Muammer Akkaş ve Mehmet Yüzgeç, haklarındaki soruşturma sonuçlanıncaya kadar Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 2. Dairesince görevlerinden uzaklaştırıldı.
HSYK 3. Dairesinin "17-25 Aralık soruşturmaları"nın savcılarıyla ilgili aldığı soruşturma izni kararı, HSYKBaşkanı da olan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ tarafından onaylanmıştı. HSYK 3. Dairesi, savcılarla ilgili soruşturma sonuçlanıncaya kadar görevden uzaklaştırılmaları talebinde de bulunmuştu.
HSYK 2. Dairesi, müfettiş raporlarında meslekten ihraçları talep edilen savcılarla ilgili karar vermek üzere toplandı. Daire, Cumhuriyet savcıları Zekeriya Öz, Celal Kara, Muammer Akkaş ve Mehmet Yüzgeç'in hakkındaki soruşturma sonuçlanıncaya kadar görevden uzaklaştırılmalarına karar verdi.
Savcılar hakkındaki soruşturma tamamlandıktan sonra meslekten ihraç edilip edilmeyeceklerine karar verilecek.
2. Daire Başkanı'nın açıklaması
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 2. Dairesi Başkanı Mehmet Yılmaz, savcılar Zekeriya Öz, Celal Kara, Muammer Akkaş ve Mehmet Yüzgeç'in görevde kalmalarının, "yargı erkinin nüfuz ve itibarına zarar vereceği" sonucuna vararak, soruşturma sonuçlanıncaya kadar görevden uzaklaştırıldıklarını bildirdi.
Yılmaz, Daire kararına ilişkin basın mensuplarına yaptığı açıklamada, HSYK 3. Dairesi'nin 4 savcı hakkında tedbir ve soruşturma raporunu tamamladığını hatırlattı. 
Savcılar hakkında, soruşturma tamamlanana kadar görevden uzaklaştırılmalarına ilişkin tedbir kararına,HSYK 3. Dairesinden bazı üyelerin muhalif kaldığını anlatan Yılmaz, muhalefet eden üyelerin imzaları tamamlanmadığı için dosyanın görüşülmek üzere Daireye intikal edemediğini söyledi. 3. Dairenin, 26 Kasım 2014'te dosyayı gönderdiğini belirten Yılmaz, 2. Daire'nin soruşturmaya konu savcılarla ilgili resen tedbir kararı da verebildiğini kaydetti. 
Daireye soruşturma izni ile gelen her evrakta dört işlem yaptıklarını belirten Yılmaz, gelen dosyayı işlemden kaldırıp kaldırmamaya, eylemin suç oluşturup oluşturmadığına baktıklarını ifade etti. Suç oluşturduğuna karar verilen eylemin, adli bir kovuşturma gerektirip gerektirmediğine de baktıklarını söyleyen Yılmaz, bu durumda gerekirse kovuşturma izni de verdiklerini hatırlattı.
Yılmaz, "Eylemler nedeniyle tedbire gerek var mı buna da bakıyoruz. Alınacak tedbir ya görevden uzaklaştırma ya da yer değiştirme şeklinde oluyor. Soruşturma yapılanın göreve devamı, soruşturmanın selametine veya yargı erkinin nüfuz veya itibarına zarar vereceği itibarı oluşursa bu iki tedbir kararından birini veriyoruz" diye konuştu.
2802 sayıl Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun, 77. maddesinde, "hakkında soruşturma yapılan hakim ve savcının göreve devamının, yargı erkinin nüfuz ve itibarına zarar vereceğine kanaat getirilirse, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırılmasına karar verilebileceği"nin hüküm altına alındığını hatırlatan Yılmaz, "Burada, savcıların yürüttüğü soruşturma tamamlandığı için soruşturmanın selameti açısından değil, 2802 sayılı yasanın 77. maddesindeki 'yargı erkinin nüfuz ve itibarına zarar' söz konusu. Bu nedenle 4 savcının, 77. madde gereğince görevden uzaklaştırmalarına karar verdik" dedi.
2. Daire Başkanı Yılmaz, karara üyeler Mahmut Şen ve Mustafa Kemal Özçelik'in muhalif kaldığını açıkladı.
Savcıların bu karara itiraz hakkı bulunduğunu hatırlatan Yılmaz, yeniden inceleme talebinin, daireleri tarafından görüşüleceğini, yeniden inceleme kararına yapılan itirazın ise Genel Kurul'da ele alınacağını bildirdi.
Yılmaz, "Kararımız, savcıların yaptıkları görevleri nedeniyle değil, hukuken davranmaları gereken şekilde davranmamaları, soruşturmaları Ceza Muhakemesi Kanunu'nun kurallarına uygun ve tarafsız yürütemedikleri kanısına varıldığı için verildi" dedi.

13 Temmuz 2014 Pazar

"Zekeriya Öz porno görüntüler gösterdi"

"GENELKURMAY'A YAZDIĞIM GİZLİ MEKTUP BUGÜN'DE YAYINLANDI" 

Genelkurmay Başkanı'na ve 4 kuvvet komutanına ismen mektup yazdım. Cevap beklerken birkaç gün sonra Bugün Gazetesi'nde yayınlandı.Genelkurmay Başkanlığı genel sekreterliğine elden gitti. Bugün gazetesinde neler manşet oldu? Bizim çok gizli olan mal beyanlarım, toplantıda görevlendirmemle ilgili gizli emir, resmi belgeler Bugün ve Taraf gazetelerinde yayınlandı. 

"ÜST RÜTBELİ SUBAYLARIN PORNO GÖRÜNTÜLERİNİ KAYDETMİŞLER" 

Zekeriya Öz'ün odasına gittiğimde bize birtakım görüntüler gösterdi. Bunlar bir orgeneralin oğlunun kadınla ilişkisini gösteren görüntülerdi. Bilinen üst düzey bir orgeneraldi. Cinsel içerikli porno görüntüsü vardı. Bazı hakim ve savcıların kadınlarla uzaktan gizli kamera görüntülerini de gösterdi bana Öz. Gördüklerimi yazdığımda Öz benimle ilgili şikayette bulundu. Soruşturma açıldı, kovuşturmaya gerek olmadığı sonucu çıktı. Çünkü yardımcım da vardı. İkimize birden izlettirdi.

İŞTE O ÇARPICI AÇIKLAMALAR


Genelkurmay Başkanımızın ailesiyle ilgili de buna benzer iddialar içeren Amerikan Büyükelçiliği'nin çektiği bir telgraf var. TSK'nın birçok subayı casusluk davasında onlarca subayın kadınlarla gizli görüntüleri dava dosyalarında yeraldı. O kadar müthiş bir arşivleri var ki. 

"ASKERİ YARGININ İÇİNE DE SIZMIŞLAR!" 

Müyesser Yıldız tüm davaları takip eder. Benim askeri Yargıtay'daki duruşmama geldi. "Kendimi bir anda 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde hissettim" dedi. TSK'nın, askeri yargının içinde de 'Paralel yapı' yok demek akla aykırı. Askeri yargıçtan bana mektuplar geliyor. askeri Yargıtay üyesi biri isimleri sayıyor, bunlar cemaatin mensuplarıdır diyor. hakim, savcı bunlar. Bir iki kişinin ismi yazıldı mesala, bunlar seçilecek denildi. Bakacağım, onlar seçilirse çok şaşıracağım.

14 Mayıs 2014 Çarşamba

Dink cinayetinin öncesi ve sonrasi

Yeraltı dünyasından , Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni  öldürülmesinin "Fethullah Gülen Terör Örgütü"ne mensup, emniyette yuvalanmış emniyet görevlileri tarafından organize edildiğini öne sürdü. Yılmaz "Fethullah Gülen Terör Örgütü" hakkında İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Dilekçede, Fethullah Gülen, eski askeri hakim, hakim, savcı, emniyetçiler ve önemli bir siyasi ismin de aralarında bulunduğu 15 kişi şüpheli olarak yer aldı. 

HRANT DİNK'İ ORTADAN KALDIRACAKSIN 
Yılmaz, daha önce Dink'in öldürülmesi için kendisine teklifte bulunulduğunu açıklamış ve mahkemeye dilekçe vermişti. Ancak tanık olarak dinlenmedi. İşte özetle suç duyurusunda yer alan iddialar: 

 'Dink'i ortadan kaldır' teklifini kabul etmeyince, 2005'te "Toprak" operasyonunda tutuklandım. Bu terörize yapıyı, bana dava açılan Beşiktaş 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde fark ettik. Ama şikayet ettiğimiz kişilerin de yapı içinde olduğunu geç anladık. 

HERKESİ VURACAK GÜÇLERİ VAR 
 Kendisini İ. I. olarak tanıtan şüpheli kişi, 2004 yılında Dink'in öldürülmesi işini bana teklif etti. H. A. ile birlikte hareket eden bu kişi, Gülen cemaatinin Ankara sorumlusu ve istihbarat alanında ajan. İllegal faaliyetleri organize eder, TSK'da ve istihbaratta önemli kişilerle içli dışlıdır. H. A. da askeri alanda bu ne bilgi ve eylem desteği yapan, yöneticiorganizatördür. Bir defasında Başbakan'ı bile öldürecek güçleri olduğunu beyan etmişti. n Dink cinayetinin görüldüğü mahkemeye dilekçe verdim, ciddiye alınmadı. Bu cinayetin arkasındaki gerçek irade ABD Ermeni Diasporası'dır ve burada cinayeti organize eden örgütün emniyet kanadı, bizzat ABD'de bulunan örgüt lideri ve yanındaki daimi yönetim kadrosudur. Danıştay cinayetleri için ipucu olacak duyumları vardır. 

  soruşturmasında savcı Zekeriya Öz tarafından ifadem alındı. "Türkiye'de Ergenekon diye bir terör örgütü duymadım, görmedim ama Fethullah Gülen Terör Örgütü diye bir örgüt var" dedim. Bu beyanı tutanağa dahi geçmedi. 

CEMAAT ŞÜPHESİ

Dink cinayetinin anahtar isimlerinden Erhan Tuncel, suikastın büyük bir yapı tarafından gerçekleştirildiğini söylemişti. Tuncel "Karşımızda polis yok, cinayet şebekesi var. Bu yapıyı kuranların yargılanmaması için ellerinden geleni yapıyorlar" diye konuşunca tüm gözler savcı Muammer Akkaş ve emniyet mensupları Ramazan Akyürek ile Ali Fuat Yılmazer'e çevrilmişti.

7 Mart 2014 Cuma

Zekeriya Öz"dinlemeler-Baris Güler "ve evdeki paralar


17 Aralık darbe soruşturmasında paralel yargı ve paralel emniyet yapılanmasının üç bakanın oğlu ve işadamlarını dinleme kararı alabilmek için "uygun savcı" transferi yaptığı ortaya çıktı. Yolsuzluk ve rüşvet adı altında yapılan 17 Aralık darbe operasyonunun ilk savcısı Yılmaz Kıstı'nın, bakan çocuklarıyla ilgili Emniyet'ten gelen dinleme taleplerini masasında görünce, kötü niyeti anladı ve talebi kabul etmedi. Kıstı'ya yasal teknik takip yaptıramayan paralel yapı, savcı Kıstı'yı soruşturmadan aldırmak içgin girişimlerde bulundu. Köte niyetli dinleme kararını kolayca aldırabilmek için Başsavcıvekili Zekeriya Öz'ün devreye girdiği bildirildi. Buna göre Öz, darbe amaçlı soruşturmayı yürütmesi için duruşma savcısı olarak görev yapan Celal Kara'yı atadı. Kara, göreve gelir gelmez dinleme kararlarını imzaladı.

SAVCI KISTI İZİN VERMEDİ

17 Aralık soruşturmasının ilk olarak İstanbul Cumhuriyet Savcısı Yılmaz Kıstı'ya düştüğü ancak Kıstı'nın hukuksuz dinleme kararlarına imza atmadığı için soruşturmadan el çektirildiği belirlendi. İstanbul Emniyeti, Rıza Sarraf dosyası kapsamında 3 bakan oğlunun da aralarında bulunduğu onlarca ismin telefonlarının dinlenmesi yönünde savcılığa talep ilettiği ancak Yılmaz Kıstı'nın bu dinlemeleri delilsiz olduğu gerekçesiyle kabul etmediği öğrenildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Zekeriya Öz'ün koordinesinde yürütülen darbe soruşturmasında Emniyet'in hukuksuz dinleme talebini reddeden ve telefon dinlemesi kararı aldırmak için yeterli delil isteyerek somut delillerin ardından teknik takibe müsaade edilebileceğini bildiren Kıstı, bu kararının ardından paralel yapılanmanın hedefi oldu.

SAVCI KARA'NIN İLK İŞİ ONAY

Kıstı'dan istedikleri teknik takip kararı çıkartamayan paralel yapılanma Kıstı'nın görev yerinin değiştirilmesini sağladı. Hukuksuz dinlemelere karşı çıkan savcı, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'ne duruşma savcısı olarak atandı. Kıstı'dan boşalan yere ise İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde duruşma savcısı olarak görev yapan Celal Kara atandı. Kara'nın koltuğa oturur oturmaz hukuksuz dinleme taleplerine imza attığı ve somut delil olmadan onlarca kişinin telefonunu dinlettiği belirlendi.

GÜLER'İN EVİNDEKİ PARALARI ALDIĞIM EV İÇİN BEN VERDİM

17 Aralık soruşturmasında tanık sıfatıyla ifade veren Behçet Yaşar, eski İçişleri Bakanı Muammer Güler'in oğlu Barış Güler'in evinde bulunan paraların kendisinin verdiğini söyledi. Tanık Yaşar, Güler'in evinde bulunan ve el konulan 1 milyon 500 bin lira için "Evini satın aldım, paraları ben verdim" dedi. 17 Aralık soruşturmasını yürüten savcıya ifade veren Yaşar'ın, Barış Güler ile geçmişte ortaklık ilişkisi olduğunu, Güler'in İstanbul Bahçeşehir'deki villasını satın aldığını söylediği öğrenildi. Savcılık ifadesinde ev için Barış Güler ile 1 milyon 650 bin liraya anlaştıklarını söyleyen Yaşar, ifadesinde "Ancak önce 450 bin sonra da 1 milyon verdim. Bu paranın 1 milyon 270 bin TL'si ile evin üzerindeki ipoteği kaldırması gerekiyor. Bu kaldırıldığında yapılan anlaşma gereği 200 bin TL alarak satış işlemi gerçekleşecekti. Ancak işlem bitmeden operasyon yapıldı" dedi. Barış Güler ile operasyondan önce ev satışı için aralarında sözleşme imzaladıklarını belirten Yaşar'ın, düzenlenen ıslak imzalı sözleşmeyi de savcılığa sunduğu öğrenildi. Behçet Yaşar, aslında operasyondan sonra da evi satın aldığını söylemiş ve Barış Güler'in avukatları aracılığıyla tanıklık yapma isteğini iletmişti. Savcı Celal Kara, sanık avukatlarından gelen tüm talepleri, elindeki mevcut delillerin yeterli olduğunu, tanık dinlemeye gerek olmadığını belirterek reddetmişti.

Kara'nın soruşturmadan alınmasından sonra dosyaya bakmaya başlayan Savcı Ekrem Aydıner, sanıkların tanık dinletme taleplerini değerlendirdi. Ve eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Arslan'ın gösterdikleri de dahil tanıkları dinlemeye karar verdi. Behçet Yaşar da bu kapsamda dinledi. Barış Güler'in avukatlarıyla birlikte pazartesi İstanbul Adliyesi'ne gelen Yaşar, 45 dakika boyunca savcının sorularını yanıtladı. Behçet Yaşar'ın ifadesi resmi olarak dosyaya girdi. Savcılık, aramalarda bulunan paranın kaynağının 'ev satışı mı?' yoksa 'Reza Sarraf'tan alınan rüşvet mi?' olduğuna önümüzdeki günlerde karar verilecek. Karara göre adli emanette tutulan paranın da akıbeti belli olacak.

27 Ocak 2014 Pazartesi

Avcı çantası


Ergenekon davasından tutuklanan eski emniye müdürü'nın anlattıkları bomba etkisi yarattı. Cezaevinde gazeteci 'e konuşan Avcı, HSYK'dan paralel devletin imamlarına kadar önemli açıklamalar yaptı. İşte onlar: Yargıtay imamının kim olduğunu bilmiyorum. Ancak Yargıtay'a bakan imam, Yargıtay'ın içinden değildir. Kurumlara bakan imamlar kurum dışından seçiliyor. Bu kurumlardaki varlıkları emniyet ve yargıdan farklı değil. Sızan belgeler, durdurulan TIR'lar... Paralel yapının bu kurumlara bakan imamları da var. MİT ve Genelkurmay imamlarının ismini savcıya verdim. 

DAVA DOSYALARIYLA OYNANIYOR Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nda (HSYK) klasik bir hukuk düzeni yok. Bunu halkın görmesi lazım. Ben bizzat yaşadığım hikayelerden biliyorum HSYK'nın çalışma yapısını. 3 günde işleme konulması gereken evrak 1 ayda işleme konmuyor. Bir hakimin önüne gitmemesi gereken evrak bir şekilde ayarlanarak onun önüne gidiyor. Dosyadaki evrakla onun önündeki evrakın numaraları birbirinden farklı, tutmuyor. Mesela bir davamda hakim Ömer Diken aynı gün hem mahkeme üyesi hem de mahkeme başkanı görünüyordu. Şikayet ettim. Hakim inceledi, "Ben suç görmedim" dedi. Sonra onu (Ali Alçık) Yargıtay üyeliğine terfi ettirdiler. 

SAVCI MİT'E BAKAMAZ 'in internete düşen ses kayıtlarından -ki bende basından takip ettim; iş adamları ile anormal bir ilişki kurduğu anlaşılıyor. Bu ilişkilerin ortaya çıkması için kayda gerek yok aslında. Türkçe Olimpiyatları'nın sponsorlarına bakmak yeterli. Ben de birkaç kez gittim o organizasyonlara. O zamanlar sadece  gönüllüsü esnaf ve işadamlarından destek alırlardı. Son dönemlerindeki sponsorlar ise Türkiye'nin devler liginde olan patronlar. Daha önceki sponsorlarına bakın, bir de şimdiki sponsorlarına bakın. Baskı yapılıp yapılmadığını anlarsınız. Devletin bir kurumunun yaptığına diğer kurumu mani olamaz. MİT bir şey sevk ediyorsa savcı buna bakamaz. Bu işin şaka kaldırır yanı yok. Bu bir devlet politikasıdır. Devlet isterse silah isterse başka şey nakleder. Eğer devlet 'Bu benim malım bana ait' diyorsa orada kimsenin müdahalesi söz konusu olamaz. Adana ve Hatay'da yaşananlar skandal ötesi, Türkiye'nin dış dünyada itibarını sarsmaya dönük bir tutum. Çoğu insan sanıyor ki bunların tek amaçları Türkiye'yle ilgili dünyada teröre yardım ve yataklık eden bir ülke algısı yaratmak. Bir amaçları da Türkiye Devleti'nin istihbaratının nasıl bir zafiyet içerisinde olduğunu göstermek. Bütün gizli servisler olanı biteni hayretle izliyordur. TIR olayları paralel örgütün sadece MİT'te değil aynı zamanda askerde de olduğunu ortaya koyuyor. O TIR'ları durduran polis değil, jandarmadır. Hiç kimse bilmese bile asker devletin milli istihbaratının kontrolünde olan TIR'ları durduramayacağını bilir. Asker bunu bile bile durduruyorsa durup düşünmek lazım.

BAŞBAKAN BU ÖRGÜTÜN FARKINA ODA TV'DE VARDIBAŞBAKAN bu örgütün farkına 7 Şubat'ta değil Oda TV davasında vardı. Savcı Zekeriya Öz, sahte delil üreterek Oda TV'yi Zirve davasıyla birleştirmek istedi. Bu sayede Diyanet'ten medyaya kadar onlarca insan tutuklanacaktı. Ancak MİT bunun bilgisini Başbakan'a verdi. Önce İstanbul Emniyeti'nde bu yapının en önemli ismi olarak bilinen Ali Fuat Yılmazer, sonra da Öz görevden alındı. Bu operasyonlar engellenince hem MİT hem de Başbakan onlar için bitti. Sonrasında ise 7 Şubat darbesi devreye sokuldu. Aslında bu yapıyı bitirmek için 7 Şubat şanstı. Ancak sanırım cemaate yakın bazı çalışma arkadaşları olayın 7 Şubat'la dondurulacağını söyleyip aldattılar Başbakan'ı.
CEMAATİ ELEŞTİRMEK SUÇ HALİNE GETİRİLDİ...Öyle bir ortam yaratıldı ki herkes "Bir numara" yapılmaktan korktu. Özel Yetkili Mahkemeler istediğini alıp içeri attı. Hükümetin de büyük hatası oldu. Özel yetkili savcılıklar ve mahkemelerle çift başlı bir hukuk oluşmasına olanak tanındı. Bunu da paralel yapı çok güzel kullandı. Cemaati eleştirmek suç haline getirildi. Eleştiren bertaraf edildi. Ahmet Şık ve Nedim Şener, yayımlanmayan kitaptan cezaevine girdi. Benim durumum zaten ortada. Hal böyle olunca tabii vatandaşın devlete güveni sarsıldı

11 Ocak 2014 Cumartesi

Savci Öz ü aklamak

Akaryakıt istasyonu sahibi İsmet Göylüler (55), Zekeriya Öz'ün Dubai gezisini aklamak için Ali Ağaoğlu'ndan tehditle fatura isteyen timin başı Aytaç Ocaklı'ya, akaryakıt istasyonu işletmecisi İsmet Göylüler'den şok suçlama: "Arkamızda Zekeriya Öz var" diye beni tehdit edip 82 bin liramı gasp ettiler. Öldüresiye dövdüler, şikâyete gittiğim karakolda sanık oldum. SABAH'ın dünkü, "Zekeriya Öz'ün fatura timi, savcının beleş Dubai gezisini faturalandırmak için Ağaoğlu'nu tehdit etti" haberi, büyük yankı uyandırdı. Sabah'ın santraline dün, Zekeriya Öz'ün adının karıştığı usulsüzlük iddialarıyla ilgili çok sayıda ihbar telefonu geldi. Bunlardan biri de İstanbul Tuzla Tepeören Köyü'nde akaryakıt istasyonu işleten 55 yaşındaki İsmet Göylüler'di. Göylüler, siyaseti itibarsızlaştırma operasyonunun baş kahramanı Zekeriya Öz ve fatura çetesinin başı müteahhit Aytaç Ocaklı hakkında şok suçlamalarda bulundu. Müteahhit Aytaç Ocaklı'nın fotoğrafını Sabah'ta görünce, telefona sarılan akaryakıt istasyonu sahibi İsmet Göylüler, "Ocaklı'nın fotoğrafını görünce, iki yıl önce yaşadığım kâbus dolu günler aklıma geldi" dedi. 

8 KİŞİYLE SALDIRDILAR 

O dönem Hüseyin Güllük'le birlikte döküm atölyesi işleten Aytaç Ocaklı'nın şirketine 82 bin liralık motorin sattığını açıklayan İsmet Göylüler, sonrasında yaşadıklarını şöyle anlattı: "82 bin liralık faturayı tahsil etmek için Aytaç Ocaklı'yı aradım. Beni Levent'teki ofisine davet etti, 'Gel kahve içelim, borcumu da öderim' dedi. Bir arkadaşımla ofise gittik. İçeriye girdim, hoş beş ettik. Sonra Aytaç birini telefonla aradı. Ben para beklerken, içeriye bir anda 8 kişi girdi. Beni dövmeye başladılar. Kollarımı tuttular, arkadaşımı da silah doğrultarak etkisiz hale getirdiler. Aytaç Ocaklı bana vurmaya başladı. Yüzüstü yere yatırdı, ayağı ile basarak sol elimi kırdı. 'Benden para alınamayacağını bilmiyor musun? Arkadamızda kimlerin olduğunun farkında değil misin? Şu anda devletin en yetkili savcısı Zekeriya Öz benim arkamda' diyerek, bizi tekme tokat dışarı attı." 

'BİR DE SANIK OLDUM' 
Kalp rahatsızlığı olduğunu ve yanındaki arkadaşı tarafından hastaneye götürüldüğünü anlatan İsmet Göylüler, şikayet için gittiği karakolda nasıl sanık durumuna düşürüldüğünü şöyle anlattı: "Yediğim dayağın izleri ve elimdeki kırıkla ilgili doktor raporlarını alarak karakola gittim, Aytaç Ocaklı ve adamları hakkında şikayetçi oldum. Ancak karakolda mağdur iken sanık konumuna düşürdüler. Aytaç Ocaklı, komiserin odasında otururken bana yaralı halde sanık muamelesi yaptılar. Karakoldakiler de bana, 'Boşuna uğraşma' diyerek aba altından sopa gösterdiler. Sanki Aytaç Ocaklı'nın ofisini basmışım gibi işlem yapmışlar. Benim şikayetlerim adliyede kapatıldı, hakkımda da mekan basmaktan dava açıldı. Mağdur iken sanık oldum. Avukatım karakol amiri hakkında da şikâyetçi oldu. Ama bir sonuç alamadık." İşadamı İsmet Göylüler, "Savcılık, 22 Şubat 2011'de meydana gelen ve hastanelik edildiğim olayla ilgili Aytaç Ocaklı'nın işyeri ve çevresindeki kamera kayıtlarını istesin ve incelesin. Ocaklı'nın kimleri arkasına alarak tehditler savurduğunu görecekler. Kimbilir benim gibi ne kadar mağdur var. Sadece benim bildiğim 3 kişi var. Ancak onlar korkuyor ve güçleri yetmediği için uğraşmıyorlar" diye konuştu. Göylüler, Aytaç Ocaklı ve arkadaşlarının devletin gücünü arkalarına alarak millete kan ağlattığını belirterek, "Yaptıkları her şey arkasındaki güçler tarafından ört bas ediliyor. Çoluğumuzu çocuğumuzu Ergenekon'a bulaştırmakla tehdit ettiler. Bizim gücümüz devleti arkasına alanlara yetmedi. Hem paramız gitti, hem de az kalsın canımızdan oluyorduk. Darp ve alacak davası halen devam ediyor" dedi. 

GÖRMEZDEN GELDİLERBazı medya grupları, Savcı Zekeriya Öz'le ilgili "fatura timi" görüntülü belgeli haberimizi görmezden geldi. Birçok yerde haber manşet olurken Hürriyet, Habertürk gibi ana akım medyanın internet siteleri haberi vermedi. Aynı siteler Öz'ün uçak biletini, kamu denetçisi Nihat Ömeroğlu ve Yargıtay 13. Ceza Dairesi Başkanı İsmail Rüştü Cirit'in Başbakan Erdoğan tarafından kendisi ile görüşmek için gönderildiği iddialarını ve Öz'ün yaptığı tüm açıklamaları ilk günden itibaren manşetlerinden verdi. Medyanın bu tutumu eleştiri konusu oldu.