FETÖ'cü askeler tarafından yapılmak istenen darbe, tüm Türkiye'nin birlik olmasıyla başarısızlıkla sonuçlandı.Fakat olay patlak verdiği andan itibaren bazı Haşhaşi Çetesi'nin yaptıkları paylaşımlar pes artık dedirtti. Paralel çetenin darbe girişiminin en çok sevindirdiği isimlerden birisi de FETÖ'cü Hakan Şükür oldu. Aylar önce ABD'ye kaçan Şükür, yaşananların darbe girişimi değil oyun olduğu ima edilen tweetleri paylaştı.
Paralel Yapı'nın medyadaki önemli tetikçilerinden birisi olan Tuncay Opçin de attığı bir tweetle darbeyi saatler öncesinde haber vermiş.
"ALLAH RIZASI İÇİN" DENİP HARAÇ ALIYORLARDI
Ayrıca yapılan sohbet toplantılarında "Allah rızası" için denilerek, cemaat öğrencileri adına burs ve kurban parası isteniyor, bu para dini sohbet yapan kişilerin yanındaki muhasebecilere ödeniyordu.
EN ÇOK HARAÇ TOPLAYANA GÜLEN'İN SECCADESİ HEDİYE EDİLİYORDU
Toplantılarda, mütevelli heyetine girenlere de içinde tespih, takke ve cübbenin bulunduğu çeşitli hediyeler takdim eden FETÖ mensupları, en çok yardım toplayan mütevelli üyesine ise Fetullah Gülen'in bizzat üzerinde namaz kıldığını belirttikleri seccadeyi hediye olarak sunmayı vadediyordu.
"HİMMET LİSTESİNİ HZ. MUHAMMED KONROL EDECEK" DİYE TEHDİT ETTİLER
Sohbetlerde devamlı olarak bahsedilen Fetullah Gülen'in kitapları okutulup CD'leri izletiliyordu. Toplantıların etkili olması için ağlama seansları düzenleniyor ve sohbete katılanlara, "himmet" listesini ahirette Hazreti Muhammed'in kontrol edeceği, o gün geldiğinde listede ismi bulunmayanların pişman olacakları söyleniyordu.
Hazreti Muhammed'i Ekim 2014'te gerçekleşen HSYK seçimlerinde de hain planlarına alet eden örgüt, "Gülen'in rüyasında Kabe'ye gittiğini, Hz. Peygamber ile görüştüğünü, Hz. Peygamber'in 'Seni üzüyorlar değil mi?' diye sorduğunu, bunun üzerine Gülen'in 'evet' manasında başını sallayıp ağladığını, bunun üzerine Hz. Peygamber'in 'Merak etme az kaldı' şeklinde cevap verdiğini" anlatarak, "HSYK seçimlerini kesinlikle bağımsız aday denilen şahısların kazanacağını, onlar için oy vererek oy istenmesi gerektiğini" belirterek oy topluyordu.
Gençleri hedef alan FETÖ'nün bir mensubu, Erzurum'daki bir kolejde yapılan sohbete katılan ve doğu illerinden gelen 60'a yakın öğrenciye, Fetullah Gülen ile bizzat görüştüğünü belirterek, "Hz. Muhammed'in ölümünden sonra dünyaya her yüzyılda bir büyük din aliminin geldiği ve toplamda 14 alimin geleceği, Bediüzzaman Said Nursi'nin 13. alim olduğu, sözde 14. alimin ise Fetullah Gülen olduğu, Gülen'in her gece uykusunda Hz. Peygamber ile görüştüğü ve İslam aleminin problemleri hakkında istişare ettiğini" anlatmıştı.
İĞNE UCU KADAR YARDIM EDENLERİ CENNETE ALACAKMIŞ
Fetullah Gülen'in ABD'de bulunmasına da Gülen'in burayı "Müslümanlaştırmak" için kaldığı kılıfını bulan FETÖ'cülerden bir sohbet hocasının, "Fetullah Gülen'in cehennemin kapısının önünde durup kendi cemaatine iğne ucu kadar yardım etmiş kişilerin cehenneme girmesine izin vermeyerek, cennete alacağını" söyleyecek kadar ileri gitmesi, din istismarcılığının boyutunu gözler önüne serdi.
Ayrıca sohbete katılan kişilere kendi belirledikleri evleri zimmetleyen örgüt, kişilerden bu evlerdeki "zekat" olarak ayrılan parayı toplamalarını ve "abi" ya da "sohbet hocası"na vermesi isteniyordu.
Himmet paralarını sadece sohbetlerde toplamakla kalmayan örgüt, burs, kurban, öğrencilere yardım adı altında kişilerin iş yerlerine giderek, çek ve senetle tahsilat yapıp finansman sağlıyordu.
Her sohbet grubunun yılık toplaması gereken miktarı da önceden belirleyen cemaat, bu hedeflerine ulaşmak için yine dini alet ederek, sohbet toplantılarında hadis-i şerif ve ayetlerin açıklamalarında genellikle para vermeyle ilgili konuları ön plana çıkarıyordu.
Yine bankaların memurlara verdiği promosyonların "haram" olduğu belirtilerek, bunun örgüte verilmesi istenirken, "umre promosyonu" ile daha düşük bir bedelle umreye gönderilen kişilerden dönüşte zorunlu olarak çok sayıda öğrenciye burs vermesi talep ediliyordu.
Bölgelerde toplanan yardım miktarlarını sohbetlerde slaytla göstererek, çok yardım toplayanların takdir edici bir şekilde reklamını yapan cemaat, kişiler arasında itibar yarışı oluşturarak daha fazla yardım toplanmasını sağlıyordu.
"FETÖ/PDY HAREKETİ SAHTE BİR MEHDİ HAREKETİDİR"
Tarihinde ilk kez olağanüstü toplanan Din Şurası'nın sonuç bildirgesinde, FETÖ/PDY'nin açık bir din istismarı hareketi olduğu vurgulanarak, FETÖ/PDY'nin, gizli ve karanlık emellerine ulaşmak için her türlü yolu mübah gören, dini ve dini duyguları istismar eden, milletin zekatını, sadakasını, kurbanını çalan, evladını elinden alan, dinin temel değerlerini ve kavramlarını tahrif ve tahrip eden, gayri İslami ve gayri ahlaki tutum ve davranışlarla fitne, fesat, yalan ve desiselerle kendine insan ve imkan devşiren, devletin tüm organlarına sızarak, milletin geleceğini ipotek altına almaya çalışan ve son darbe girişimiyle millet tarafından suçüstü yakalanan bir örgüt olduğu belirtildi.
FETÖ/PDY'nin liderine atfedilen "din alimi" ya da "hocaefendi" sıfatlarının İslam ile bağdaştırılamayacağı belirtilen bildirgede, "FETÖ/PDY sahte bir mehdi hareketidir" tanımlaması yapıldı.
Fotoğraftaki çocuk, Edirne eski Milletvekili Ali Ayağ'ın oğlu Mehmet Ayağ'dı. Ayağ, Galip Öztürk'ün Batum'daki şirketlerinin Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı yürütüyordu ve 7 gün 24 saat Öztürk'ün en yakınındaki isimdi. Fotoğraf karesinde ise FETÖ'nün Öztürk'ün yanına yerleştirildiği iddia edilen Mehmet Ayağ'ın henüz 8-10 yaşlarındayken Fettullan Gülen'in kucağında otururken çekilmiş pozu yer alıyordu.
DARBE ÖNCESİ KOVULDU
Galip Öztürk, "Kendini çok iyi gizleyen bu çalışanım, kısa sürede çocuğum kadar güvenebileceğim bir konuma geldi. Avrasya Georgia adlı şirketimin Yönetim Kurulu Başkanlığı'na kadar da yükseldi" diye konuştu. Mehmet Ayağ'ın işine geçen ay son verildiğini belirten Galip Öztürk, açıklamalarına şöyle devam etti: "FETÖ'cü Mehmet Ayağ'ın, şirkete kendi yerleştirdiği, FETÖ'cü olduğu tespit edilerek daha önce çalıştığı konsoloslukta işten çıkarılan bir arkadaşını darbe girişiminden önce aradığı ve 'Yakında Türkiye'de çok şeyler değişecek, ben de Batum'a çok güçlü geleceğim ve buradaki şirketlerin başına geçeceğim, Galip Öztürk o zamanolmayacak' dediğini yakın bir zamanda öğrendik."
Konya'da yürütülen Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında ifadelerine başvurulan iş adamları, örgütün "himmet" toplamak için hangi yöntemlere başvurduğunu anlattı.
Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesinde ifadesine başvurulan İ.T, ev sohbet toplantılarına dini konulardan istifade etmek için katıldığını dile getirdi.
İş yerine gelen hocaların sürekli cemaatin yaptığı hizmetlerden bahsederek, bu yapıya yüklü miktarda maddi destekte bulunması için çaba sarf ettiğini vurgulayan İ.T, cemaate ait bir okulda çok sayıda Konyalı iş adamının da bulunduğu geniş katılımlı bir sohbet toplantısı düzenlendiğini aktardı. "Bir konuşmacı sohbetinde, yurt dışında okul yaptırmanın, yurt dışına açılmanın kutsal bir görev olduğunu, bu hizmeti yapanların sahabelerle eş değer olacağını söyledi, hatta dinleyicilere 'Sizler birer Ömer, birer Ali gibi olacaksınız' şeklinde hitapta bulundu." ifadelerini kullanan İ.T, sahabelerle sanki alelade insanlarmış gibi bahsedilmesinden rahatsızlık duyduğunu bildirdi.
İ.T, bu yapının himmet toplantılarında sahte bağışlar yapılıp, iş adamlarından çok yüksek meblağları almak için teşvikte bulunduklarını duyduğunu belirtti.
İş adamı R.Ş, Fetullah Gülen cemaatinden bazı kişilerin fitre ve zekat taleplerini elinden geldiğince karşılamaya çalıştığını kaydetti.
Gülen cemaatinden çok fazla yardım talebinde bulunulduğunu anlatan R.Ş. "Hocalardan birine sıkıntımı anlattım. O da bana taleplerden kurtulmam için 'cemaat içerisinde mütevelli olmam gerektiğini, mütevelli olduğumda kimsenin gelip herhangi bir talepte bulunamayacağını' söyledi. Ben de mütevelli oldum. Son dönemlerde çok fazla himmet, kurban, burs adı altında paralar toplanmaya başlanmıştı." dedi.
"HİZMET DAHA ÖNEMLİ SEN HACCA GİTME"
2013'te hacca gitmeye hazırlanırken mütevelli grubu hocasının kendisine, "Kurban dönemi hizmet etmek daha önemli, sen hacca gitme" dediğini aktaran R.Ş. şöyle devam etti:
"Hac dönüşü aynı hoca iş yerime gelerek, hacca gidip gelmemle ilgili bir şey söylemeden direkt, 'Fetullah Gülen'in kalp krizi geçirdiğini, hastanede yattığını, gözlerini açar açmaz yanında bulunanlara Zaman gazetesinin tirajının 1 milyon 250 bine çıkartılmasını söylediğini', bu yüzden gazete aboneliğiyle ilgili çok çalışmamız gerektiğini belirtti. Paris-Brüksel gezisinde Brüksel'deki cemaate ait okulda namazı bizlere gizli yerlerde kıldırarak, orada görevli öğretmen ve öğrencilerin görmesini istememeleri beni cemaatten iyice soğuttu. Mütevelli toplantılarında dini konularla ilgili herhangi bir konunun konuşulmaması ve sırf maddi konuların konuşulması beni iyice cemaatten soğuttu. 2013'te cemaatle tüm bağlarımı koparttım."
"KURGULANAN TEŞVİK OYUNU SAHNELENİYORDU"İş adamı A.S, çeşitli maddi yardımlarda bulunduğu cemaatin kendisiyle ilgilenen kişinin iki yılda bir değiştiğini söyledi. Her yıl kendisinden sorumlu cemaat mensubunun burs için yanına geldiğini dile getiren A.S, şöyle konuştu:
"Yardım miktarını söylediğimde onlar fazlası için ısrar eder, pazarlık sonrası orta yol bulunurdu. Ödemeleri genelde senet veya çek şeklinde, bazen de nakit olarak yapardım. Senet ve çek olarak yaptığım ödemelerden verdiğim evrakın günü geldiğinde hiç tolerans göstermeden tahsil ederlerdi. Ne evrak verdiğimde ne de nakit ödeme yaptığımda kesinlikle herhangi bir makbuz veya belge verdiler. 17-25 Aralık sürecinden sonra cemaate yaptığım yardımların amacı doğrultusunda kullanılmadığı kanısına varıp vermemeye başladım.10-15 yıllık cemaat ile irtibatlı olduğum dönemlerde benimle ilgilenen cemaat mensubunun teşvikiyle çok kez sohbet toplantılarına katıldım. Toplantılarda vatandaşların yaptığı bağışların nerelerde kullanıldığına yönelik videolar gösterilirdi. Bazı kişiler himmet adı altında cemaate yapacakları yüksek miktardaki paraları 3 milyon, 5 milyon, 2 milyon gibi meblağları belirterek bağış yaparlar. Bizden herhangi bir bağış bedeli veya miktarı söylememizi istemezlerdi. Toplantıdaki yüksek miktarlardaki meblağlar benim gibi küçük esnaf durumundaki kişilere bağış yapmak için oynanan teşvik oyunudur. Söyledikleri paraları himmet olarak kesinlikle verdiklerini düşünmüyorum."
AÇIK ARTIRMA GİBİ HİMMET TOPLANTILARI
İş adamı N.K. 1990'lı yıllardan 2011'e kadar çeşitli adlar altında (himmet, burs ve kurban) Allah rızası için, fakir fukara çocuklara yardım amaçlı paralar verdiğini belirtti.
Gülen örgütünün gerçek amacının Müslümana, fakir fukaraya yardım etmek değil, kendilerini ve mensuplarını zengin etmek olduğuna dikkati çeken N.K, şunları anlattı:
"KIZIMI CEMAATİN ELİNDEN KURTARDIM"
"Benim üç çocuğum da Gülen cemaatine ait okullarda okudular. Yurtta 'abla' konumuna getirdikleri kızım bizim aile yaşantımıza uygunsuz hareketler yaparak bizden uzaklaşmaya başlayınca yurttan aldım. Kızımı cemaatin elinden kurtardım. Firmalardan sürekli para isterlerdi. Vermeyen firmalara maliye denetimi yapılacağı söylerlerdi. Bir otelde Konya esnafından yaklaşık 600 kişiyi topladılar. Bu esnaflardan cemaate ait Mevlana Üniversitesi Hastanesi yapımı için 25 bin Amerikan doları himmet vermeyi taahhüt ettirdiler. Verdiğim paralar karşılığında bana herhangi bir makbuz ya da belge vermediler. Himmet toplantılarına katıldım. Sanki orada müzayede salonu gibi açık artırmayla bir şey satılıyormuş gibi sürekli para miktarı artırılıyor. Hatta bazı kişiler ziynet eşyası ve gayrimenkullerini veriyorlardı. Bu himmet toplantısı, benim gibi yeni katılanlar için hazırlanan bir tuzak mıydı tam olarak bilemiyorum. Fakat gelen insanları etkileyip galeyana getirerek çok para almak için yapılmış olabileceğini düşünüyorum."
HİMMET İÇİN PSİKOLOJİK BASKI
İş adamı A.T, himmet toplantılarında il dışından gelen hitabeti yüksek hatiplerin konuşma yaptıktan sonra, anons sistemiyle herkesin ne kadar "himmet" adı altında yardım yapacağının söylendiğini bildirdi.
Taahhüt edilen paraların görevlilere teslim edildiğini belirten A.T, "Bu toplantılarda yapacağım yardım miktarının sesli zikredilmesini istemiyordum. Ortamda oluşturulan psikolojik baskıdan rahatsızlık duyuyordum. Hatta bu durumu grup hocalarına, 'Neden himmet toplantılarında alenen herkesin yapacağı yardım miktarı soruluyor, insanlar kendini baskı altında hissediyor?' diye sorduğumda, bu uygulamayı özellikle bir rekabet ortamı oluşturup, hizmete daha çok para toplamak için yaptıklarını söylemişlerdi." diye konuştu.
Evet. Bugünün parasıyla en az 2-3 bin TL para yardımı yapılıyordu. Örneğin Kurban Bayramı öncesinde bizden kurban parası alınıyordu. Fakir ülkelere gönderileceği söyleniyordu. Ülkemizdeki tüm fakirlikler bitti, fakir ülkelere yardım yapmamız kalmıştı! Benim anladığım kadarıyla bunlar din adı altında bir yerlere para topluyorlardı ama Fetullah Gülen mi topluyor yoksa arkasındaki güçler mi onu bilmiyorum.
Sen para verdin mi? Verdim. Ama dediğim gibi kurban parası için. Eğer bunların kasasına gittiyse hakkımı helal etmiyorum. Ameller niyetlere göredir.
ZIVANADAN ÇIKMIŞLAR
Verdiğiniz para karşılığında makbuz alıyor muydunuz?
Hayır, biz parayı elden orada bulunan abiye veriyorduk. Afrika'daki aç insanlara verilecek deniyordu. Ayrıca her futbolcuyu Zaman Gazetesi'ne üye yaparlardı mesela... Komik! Hatta 2-3 üyelik yaparlardı. Bu kadar zıvanadan çıkmışlardı. Okunmayan bir gazeteyi neden millet alsın! Şimdi anlıyoruz tirajı neden bu kadar yüksekti...
KALECİLER 'KRAL' YAPTI!
Avrupa'da spor camialarında da etkileri var mı sizce?
Adamlar öyle bir sistem kurmuş ki hepimizi ayakta uyutmuşlar adeta... Kafalarını secdeye koydukları için onlardan zarar gelmez diye düşündüğümüz insanlar, bizi arkamızdan vuruyor, insanlarımıza ateş ediyorlar. Ben Hakan Şükür'ün Türkiye'de gol kralı olduğu yıllardaki rakip takımın kalecilerinin de araştırılmasını istiyorum. O kaleciler bile FETÖ'cü olabilirler. Bilerek gol bile yemişlerdir. Hatta biraz daha üstüne koyayım Avrupa maçlarında yabancı takımların kalecileri bile araştırılsın. Ben şaibeli olduğunu düşünüyorum.
Daha önce fetöcü gazeteciler listesini yayınlayan BAŞKENTÇİ isimli twiter kullanıcısı, şimdide fetöcü sanatçılar listesi yayınladı. Şarkıcı Niran Ünsal fetöcü sanatçılar listesini cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğana vereceğini söylemişti.
Dün şarkıcı Niran Ünsal’ın ortaya attığı ve çok tartışılan FETÖ’yü destekleyen sanatçılar listesi ortaya çıktı.
Ünlü şarkıcı, bazı sanatçıların FETÖ’ye destek verdiğini ve bununla ilgili belgeleri Cumhurbaşkanı’na sunacağını açıklayarak olay yarattı.
Twiiter’da binlerce takipçisi olan " Başkentçi " hesabıyla yayınlanan ve FETÖ’cü oldukları iddia edilen isimler şöyle…
Sosyal medya aracılığıyla suç duyurusunda bulunan Niran Ünsal, kendisini Reklam yapmakla suçlayanlara da şöyle dedi.
GÖZLER ELİNDEKİ BELGELERDE
“Ben ilk günden beri demokrasime sahip çıkmak için sokaklardayım. Şov yapmak isteseydim böyle reklam yapardım.
Twitter’da Başkentçi isimli hesap tarafından paylaşılan bu bilgilerde alfabetik sıralamaya göre birçok yazar, sinemacı ve yönetmen isminin yer alması, durumu biraz karmaşık hale getirdi. Bazı kullanıcılar bu listenin gerçek olamayacağını savundu.
FETÖ’cü sanatçılar listesinde dikkat çeken oyuncu, sanatçı ve sinema yazarı var.
Bu isimler twitter’da bir hesaptan yayınlanmıştır şuan için sadece bir iddia niteliğindedir.
Twitter da yayınlanan fetöcü ünlüler sanatçılar listesi.
Twitter da yayınlanan fetöcü ünlüler sanatçılar listesi.
Twitter da yayınlanan fetöcü ünlüler sanatçılar listesi.
Twitter da yayınlanan fetöcü ünlüler sanatçılar listesi.
Ünlü stand-upçı Atalay Demirci'nin resmi Twitter hesabı, Ay-Yıldız Team hacker grubu tarafından ele geçirildi.
Ay-Yıldız Team isimli hacker grubunun hacklediği stand-up'çı Atalay Demirci'nin DM'leri (Twitter özel mesaj) ele geçirildi. Demirci'nin, ABD'de bulunan FETÖ mensubu basketbolcu Enes Kanter'le ve Hakan Şükür'le yazıştığı görüldü.
DEMOKRASİ NÖBETİ TUTTUĞUNU SÖYLEMİŞTİ AMA...
15 Temmuz'dan sonra meydanlara çıkarak demokrasi nöbeti tuttuğunu söyleyen Demirci'nin, 29 Temmuz'daki yazışmalarında Kanter'e "takibi bırakmak zorundayım tedbiren kardeşim, nelere bakarak insan avlıyorlar, dur bakalım gelcez gibi biz de oralara, nolur dua et, Allah'a emanet ol" dediği ortaya çıktı.
SOYADINI "GÜLEN" OLARAK DEĞİŞTİRDİ
Bunun üzerine Enes Kanter, sosyal medya hesabı Twitter'dan ailesinin kendisini evlatlıktan reddetiğini doğrulayan bir açıklamada bulunarak soyadını "Gülen" olarak değiştirdi.
Yasa dışı "telekulak skandalı", Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başmüfettişi Yunus Nadi Kolukısa tarafından yürütülen soruşturma sırasında ortaya çıktı.
AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Kolukısa, Türkiye'de dinleme kararı alma yetkisi bulunan 11 mahkemeden geriye dönük olarak alınan tüm dinleme kararlarını topladı. Gerçek isimlerin yazılmadığı usulsüz dinleme kararlarında yer alan telefon numaralarının kimlere ait olduğunu Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) kayıtlarından karşılaştıran Kolukısa, iş dünyasının ünlü ailelerine kurulan "paralel kumpas"ı tespit etti.
Üçer aylık periyotlarla tekrarlanan ve 2 yıl süren dinleme skandalının, 2008 yılı başından 2009 yılı sonuna kadar devam ettiği, bazı ünlüler için 6 kez mahkeme kararı çıkartılarak yasa dışı dinlemelerin sürdürüldüğü belirlendi.
CAROLINE KOÇ, VUSLAT DOĞAN SABANCI DİNLENENLER ARASINDA
Paralel Devlet Yapılanması'nın emniyetteki kilit isimleri arasında yer alan dönemin İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer'in, sahte isimler ve uydurma suçlamalarla istediği dinleme talepleri, çoğu Paralel Devlet Yapılanması ile hareket eden hakimler tarafından yasa dışı biçimde kabul edildi.
Dinlenen ünlü isimler arasında Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç'un eşi Caroline Nicole Koç, Doğan Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Hürriyet Yönetim Kurulu Başkanı Vuslat Doğan Sabancı, iş adamları Hüsamettin Kavi, Mustafa Süzer, Mehmet Emin Karamehmet, Erol Altaca, Doğan Holding yöneticileri, ressam Bedri Baykam, Doğan Holding Finans ve Fon Yönetimi Başkan Yardımcısı Mehmet Yörük, Doğan Holding Yönetim Kurulu Üyesi İhsan Karacan, Doğan Holding Mali İşler Başkan Yardımcısı Yener Şenok, Doğan Holding Avrupa Temsilcisi Hakan Genç, Doğan Dış Ticaret Yöneticisi Süleyman Kocakaya, eski Show TV Genel Müdürü Süleyman Serdar Çaloğlu, iş adamı İbrahim Çağlar, Migros İletişim ve Bilgi Güvenliği Müdürü Ömer Lütfi Karagöz, eski Doğuş Grubu Genel Müdürü Cem Aydın, eski Aydın Doğan Vakfı Yürütme Kurulu Başkanı ve eski milletvekili Orhan Birgit gibi isimler yer alıyor.
GAZETECİLERİ DE DİNLEDİLER
Yasa dışı dinleme skandalında bazı gazeteciler için de yasa dışı dinleme kararları alındığı ortaya çıktı.
"Terör örgütü üyeliği, suç örgütü üyeliği" gibi suç isnatlarıyla telefonları teknik takibe alınan ve telefon konuşmaları dinlenen gazeteciler arasında Mehmet Yakup Yılmaz, Yılmaz Özdil, Uğur Dündar, Zafer Mutlu, Ruhat Mengi, Aslı Aydıntaşbaş, Tufan Türenç, Mehmet Faraç, İsmail Küçükkaya, Ruşen Çakır, Mehmet Murat Yetkin, Metin Yüksel, Selahattin Sadıkoğlu, Abbas Güçlü, Şirin Payzın Acet, Faruk Bildirici, Oylum Talu, Mirgün Cabas, Engin Ardıç, İbrahim Yıldız, Özdemir İnce, Uğur Şevkat, Şükran Suna Vidinli, Arslan Bulut, Fevzi Mete Çubukçu, İbrahim Serdar Akinan, Nuri Çolakoğlu, Gülden Aydın, Sinem Vural, İlhami Melih Meriç, Nihat Genç, Bülent Çöltekin, Saynur Tezel Özgentürk, Selçuk Tepeli, Mustafa Şekeroğlu, Orhan Gökdemir, Amberin Zaman, İbrahim Özay Şendir, Rasih Yılmaz, Selahattin Sadıkoğlu gibi isimler bulunuyor.
DÜROKRATLAR DA DİNLENDİ
Siyasetçiler ve bürokratların da yer aldığı listede eski bakanlardan İlter Türkmen, CHP milletvekilleri Fatma Nur Serter ve Muharrem İnce, eski YÖK Başkanı Erdoğan Teziç, eski RTÜK Başkanı Zahid Akman ve bazı rektörlerin yanı sıra eski Başbakanlık Müsteşarı Yaşar Yazıcıoğlu, eski İçişleri Bakanı Selahattin Çetiner, eski Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay'ın telefonlarının da örgüt üyesi oldukları iddiasıyla dinlemeye alındığı tespit edildi.
Eski İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörü Muhammed Şahin, eski Marmara Üniversitesi Rektörü Necla Pur, eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Yunus Söylet de yasa dışı teknik takibe alınan isimler arasında.
IMEI NUMARASIYLA TELEFON CİHAZI DİNLEMİŞLER
Ali Fuat Yılmazer'in hazırladığı kararlarda, bazı ünlü isimlerin sadece telefon hatlarının dinlenilmesiyle yetinilmeyip, IMEI numarası üzerinden telefon cihazının da dinlemeye alındığı ortaya çıktı. IMEI numarası üzerinden yapılan dinleme sayesinde, telefon numarası değiştirilse bile dinlemeye alınan telefon cihazına takılan tüm telefon hatları da dinlemeye takılmış oldu.
Telefon cihazı dinlenen ünlüler arasında Caroline Nicole Koç, Mehmet Emin Karamehmet, Mustafa Süzer, Altaca Dershaneleri'nin sahibi Erol Altaca, Hüsamettin Kavi, Mehmet Yörük, Ali İhsan Karacan, Süleyman Kocakaya, TÜSİAD Başkan Danışmanı Memduh Karakullukçu gibi isimler yer aldı.
Caroline Nicole Koç'un telefonunun dinlenmesi yönündeki üçer aylık zaman dilimlerinde tekrarlanan ve 10 Temmuz 2008'den 30 Mart 2009'a kadar süren mahkeme kararlarında, Koç'un adının açıkça yer almadığı, "Canan…" ve "Canan Koç" uydurma isimlerinin kullanıldığı, "terör örgütü üyeliği" suç isnadında bulunulduğu belirlendi.
Çukurova Holding'in patronu Mehmet Emin Karamehmet'in de "terör örgütü" suçlamasıyla 10 Ekim 2008'den 9 Haziran 2009'a kadar "Mehmet Kara" adıyla yasaya aykırı biçimde teknik takibe alındığı ortaya çıktı.
YILMAZER'E YENİ SORUŞTURMA
Ali Fuat Yılmazer hakkında, iş dünyasının ünlü isimlerine ve gazetecilere yönelik yasa dışı dinlemeler sebebiyle yeni bir soruşturma da başlıyor.
Yılmazer, halen "Taşhiye kumpası" davası, gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesiyle ilgili dava,"Selam Tevhid" soruşturmasıyla ilgili dava ve "yasa dışı Paralel Devlet Yapılanması"davalarından tutuklu durumda bulunuyor.
Öte yandan, Paralel Devlet Yapılanması tarafından 2 yıl süresince tüm telefon görüşmelerinin dinlendiğini öğrenen iş dünyasının ünlü isimleri ve gazeteciler, sorumlular hakkında şikayetçi oldu. AA
Gözaltına alınan Eskişehir Vali Yardımcısı Mesut Kesen’in İçişleri Bakanlığı’nda görevliyken kendi bilgisayarına gizli bir hat çektirdiği ortaya çıktı.
Kesen’in ele geçirdiği evrakları örgüte aktardığı belirtiliyor. Operasyonun 11 dalga halinde süreceği ve Hazine Müsteşarlığı’ndaki bürokratlara kumpas kuran kişileri de kapsayacağı öğrenildi.
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NIN FUAT AVNİSİ
Aydınlık’ın haberine göre; Teftiş Kurulu raporlarından elde edilen bilgilere göre; Eskişehir Vali Yardımcısı Mesut Kesen İçişleri Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanı olduğu dönemde bilgisayarına çektirdiği özel hat üzerinden adeta ‘cemaatin sosyal medyadaki sesi olan fuatavni’nin bir kolu gibi çalıştı.
Kesen’in Bakanlık bünyesindeki ‘gizli’ veya gizli olmayan tüm evraklara ulaşabildiği elde ettiği bilgileri de FETÖ’ye aktardığı tespiti yapıldı.
Cemaat devlet içinden sızdırdığı gizli bilgilerle özellikle F tipine yönelik operasyonları Fuat Avni üzerinden önceden duyurmasıyla biliniyor.
Selam Tevhid kumpasının ayrıntıları Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ)'nün, Mavi Marmara ihanetini ortaya çıkardı. Savcılığın elde ettiği kriptolu FETÖ belgelerinde, Paralel polislerin Mavi Marmara gemisine mühimmat koymayı planladığı anlaşıldı. FETÖ mensubu polis memuru A.İ.Y.'nin savcılığa verdiği kriptolu notlarda; Mavi Marmara Gemisi'ne, Gazze'ye gitmeden önce silah, patlayıcı madde ve eleman yerleştirilmesinin planlandığı yer aldı. Ancak geminin son güne kadar MİT tarafından kontrol altında tutulması FETÖ'nün planını engelledi. Savcılık, iddianamede yaptığı değerlendirmede bombaların, İsrail'in elini güçlendirmek amacıyla gemiye yüklenmek istendiğine yer verdi.
İTİRAFÇI POLİS
Dershane yıllarından itibaren Paralel örgütün emniyet yapılanması içerisinde yer alan polis memuru A.İ.Y., örgüte ait çok sayıda kriptolu notu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na teslim etti. Notlar içerisinde en dikkat çeken 4 no'lu not oldu. Notu yazan kişinin kendi anlayabileceği şekilde bazı harflerin yerlerinin değiştirildiği, bazılarının ise kısaltmalar kullanılarak yer aldığı görüldü. Polis memuru tarafından verilen notların çözümü yapılarak notlarda ne demek istendiği ayrıntılı olarak iddianamede yer aldı. 4 no'lu notta, İHH İnsani Yardım Vakfı ve Mavi Marmara gemisi ile ilgili Paralel Yapı'nın kaos planını devreye sokmak istediği deşifre edildi.
İSRAİL'E DESTEK
Paralel Yapı, Mavi Marmara Gemisi, Gazze'ye yola çıkmadan önce İsrail'in kamuoyunda elini güçlendirmek için bu hain tuzağı planladı. İtirafçı polisin 4 no'lu notuna göre İHH'yı, kamuoyunda küçük düşürmek, can kayıplarına sebebiyet veren bir yardım kuruluşu olarak göstermek de bir başka amaçtı. Bunun için Mavi Marmara gemisine silah veya patlayıcılarla taşeron elemanları yerleştirme planı yapıldı.
PLAN ÖNLENDİ
Taşeron eleman için dönemin Konya Emniyet İstihbarat kaynaklı iki kişinin bulunduğu eski Konya KOM Şube Müdürü Anadolu Atayün olumsuz referans verince projenin Konya ayağı iptal edildi. 4 No'lu nota göre Ali Fuat Yılmazer'in başında bulunduğu İstanbul İstihbaratı'nda karar kılınması amaçlandı. Örgütün MİT abisi Harun Doğan, gerekli lojistiği verebileceğini ifade etti. Taşeron elemanların İstanbul'dan seçilmesi yönünde karar kılındı. Notta son olarak plandan, dönemin Diyarbakır Emniyet Müdürü Mustafa Sağlam'a da bilgi verilmesi kararlaştırıldı. Ancak Mavi Marmara gemisinin kalkacağı limanın MİT tarafından çok sıkı korunması bütün planları bozdu.
KİMSE YOK MU 23 TIR GÜMRÜK KAÇAKÇILIĞI YAPTI
İTİRAFÇI Paralel polisin 4 No'lu notunda, Kimse Yok Mu Derneği'ne ait TIR'ların güney çıkışlarının sadece dönemin Hatay İl Emniyet Müdürü Ragıp Kılıç tarafından sağlanacağı belirtiliyor. 2008 ve 2009 yılları arasında derneğe ait 23 TIR'ın gümrük kaçakçılığı yaptığı, gümrüksüz ithalat yoluna başvurduğu anlatıyor. Derneğin asıl amacının Afrika'da örgütün okullarına gelen aristokrat ailelerle olan ilişkileri kullanarak güç odağı oluşturmak olduğu da notlarda yer alıyor. Star
Savcılık paralel yapının telekulak şemasını çıkardı. Şemanın tepesinde Ali Fuat Yılmazer, Erol Demirhan, Serdal Güldalı, Mehmet Yılmaz yer alıyor. Kocaeli, Sakarya, Kırklareli, İstihbarat Şube Müdürlükleri’nin İstanbul’a bağlı olduğu belirtildi. Örgütün Tekirdağ yöneticisi Halil Hilal Seyfi, Edirne Yöneticisi ise Özgür Nikbay.
DİNLEME KARARINA UYARI
İddianamesinde şüphelilerin dinleme kararlarını alabilmek için nöbetçi mahkemelerin özellikle kimler olduğuna dikkat ettikleri belirtildi. İddianamede İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü’nün bilgisayarlarında yapılan aramalarda bulunan İstanbul Tekop Büro Amirliği tarafından Edirne, Tekirdağ, Kırklareli, Kocaeli ve Sakarya İstihbarat Şube Müdürlükleri ile paylaşılan bilgi notuna yer verildi.
SAVCININ EVİNE KAMERA
İddianamede tanık olarak ifadesine yer verilen eski polis H.C.A. “Batman ilinde görev yapmaktayken Şube müdürümüz Cemil Ceylan isimli cemaat mensubu müdürdü, bu müdürün talimatı ile Batman Adliyesi'nde görevli Bereket isimli savcıyı cemaati sevmediği ve ileride cemaate zararı dokunabilir gerekçesiyle hakkında araştırma yaptırdılar. Savcının bir arkadaşının garsoniyer olarak kullandığı evde içki içip hayat kadınlarıyla beraber oldukları bilgisine ulaştılar. Garsoniyer olarak kullanıldığı iddia edilen eve dinleme cihazı ve kamera yerleştirdiler” dedi.
Paralel yapının 17-25 Aralık darbe girişiminde kullandığı illegal ve montaj tapelerin New Jersey'de bulunan Everest Production şirketinde hazırlandığı ortaya çıktı. Paralel yapının ortaokuldan itibaren beynini yıkayarak dünyanın önemli üniversitelerinde ses ve görüntü mühendisliği alanında yetiştirdiği paralel elemanlar, çetenin Emniyet yapılanmasının Türkiye'de yaptığı illegal dinlemelerden elde ettiği malzemeleri ileri teknoloji ürünü montaj programlarıyla servise hazır hale getirdi.
SERVİS TÜRKİYE'DEN, MONTAJ EVEREST'TEN Türkiye'de kamu kurumlarında kurdukları paralel ağlarla Cumhurbaşkanı da dahil olmak üzere binlerce devlet görevlisini, kişi ve kurumu yasadışı yöntemlerle dinleyen paralel çete, elde ettiği tüm verileri ABD'nin New Jersey eyaletindeki Everest Production firmasına aktardı. İnternet üzerinden gönderilen ses ve görüntü dosyalarının aktarımında, kaynak izinin sürülememesi için kriptolu VPN programları kullanıldı. İleri teknolojilerin kullanıldığı montaj üssünde, her türlü sesi değiştirmeye, örnek bir ses dalgası üzerinden yeni ses dalgaları üretmeye yarayan programlar kullanılıyor.
ERDOĞAN'A AİT OLDUĞU İDDİA EDİLEN TAPELER BURADA HAZIRLANDI 17-25 Aralık darbe sürecinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ait olduğu ileri sürülen tapeler de casusluk üssü olarak kullanılan Everest Production firmasında yapıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın o dönemdeki telefon konuşmalarından alınan örnek ses dalgalarıyla üretilen montaj tapeler, paralel medya tarafından CHP yöneticilerine ve bazı medya kanallarına servis edildi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Meclis Grup Toplantısı'nda yayınladığı montaj ses dosyalarının paralel yapı tarafından CHP'li Umut Oran aracılığıyla gönderildiği öne sürüldü. 'GÜLENİST' MONTAJ KADROSU İŞBAŞINDA Fetullah Gülen'in kurdurduğu teknik ekibin yöneticiliğini de yapan Mehmet Demircan'ın başında bulunduğu Everest Production firmasında, Gülen'in Pensilvanya'daki günlük hizmetlerine bakan Salih Dinçer'in ses mühendisi oğlu Erol Y. Dinçer, ses mühendisi Fatih Bayram, Gülen'in diyalog kuruluşu Open Forum (Açık Forum) tasarımcılarından Ayhan Cebe, Gülen'in yakınındaki isimlerden Mustafa Tabanlı ve aynı zamanda Samanyolu Amerika Genel Yayın Yönetmenliği görevi de yürüten Adem Kalaç görev yapıyor. Gülenistlerin ABD'deki en önemli şirketlerinden biri olan Everest Production şirketi, Samanyolu TV, Mehtap TV, Ebru TV, samanyoluhaber.com, Irmak TV gibi birçok paralel medya şirketlerinin de teaser ve fragmanlarını hazırlamış.
FETÖ lideri Fetullah Gülen’in prensi Akın İpek’in Türkiye’ye büyük ihanet ettiği ortaya çıktı. Koza İpek Grubu şirketlerine yapılacak operasyonu yargı ve emniyet içindeki paralel köstebeklerden öğrenerek operasyon öncesinde İngiltere’ye kaçan Akın İpek’in, Türkiye’nin son derece stratejik maden alanlarının yer aldığı maden haritalarını İngilizlere teslim ettiği öğrenildi.
Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgilere göre, yurtdışına kaçmadan önce bir süre elindeki maden şirketlerini “devlete kalmasın” diyerek gizlice devretmeye çalışan Akın İpek, bunda başarılı olamayınca, paralel yapının ele geçirerek kendisine yıllar önce verdiği Türkiye’nin maden haritalarını da yanına alarak İngiltere’ye gitti. İpek, bir takım garantiler karşılığında Türkiye’nin stratejik maden rezervlerini içeren haritaları İngilizlere teslim etti. İngilizler de bu jeste karşılık kendisine “Kraliyet mülkünden” maden arama ruhsatı bahşetti!
BÜYÜK İHANET
Türkiye’de maden arama ruhsatlarını veren Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nü yıllar önce ele geçiren paralel yapı, ülkemizin en verimli maden yataklarını sürekli olarak paralel yapının önemli isimlerinden olan Akın İpek’e paslamıştı. Akın İpek, verimli maden alanlarının önemli bölümünün arama ruhsatını şirketlerine alırken, Türkiye’nin gelecek vadeden maden alanlarının haritalarını da bu ilişkiler sayesinde elde etmişti. Akit’e bilgi veren güvenlik kaynakları, Akın İpek’in İngiltere’ye giderken bu son derece kritik maden haritalarını da yanında götürdüğü ve İngiliz Kraliyeti’ne sunduğu yönünde bilgiler bulunduğunu belirtiyorlar.
Öte yandan, Koza Limited, geçtiğimiz günlerde Kuzey İrlanda’da İngiltere Kraliyeti’ne ait 250 kilometrekarelik alanda altın ve gümüş arama ruhsatı aldı. Anlaşmayı Akın İpek imzaladı. Cevher bulunursa işletme hakkı da Koza’ya ait olacak. Son arama sahası izni ile Koza Limited, Birleşik Krallık’taki dördüncü maden sahasında altın ve gümüş arama çalışmasını başlatmış oldu.
Şanlıurfa'daki terör saldırıları öncesi emniyet güçlerinin kullandığı 'plaka tanımlama' sistemini devredışı bıraktırıp 2 polisin şehit olmasına neden olan örgüt 'imamı' Mustafa kod adlı Fatih Kılıç'ın polislere verdiği talimatlara AKŞAM ulaştı. Örgütün imamı: "Zaman Gazetesi'ne abone olmayanlar olsun. Eşi öğretmen olanların Aktif Eğitim-Sen'e üye olsun. Kırtasiye alımları NT kırtasiyeden yapılacak. Bize abilerimiz ne derse biz onu yaparız onları sözünden çıkmayız."
DEŞİFRE OLDULAR Emniyet imamı olarak bilinen 'Mustafa' kod adlı Fatih Kılıç ile polislerin yaptığı toplantılarda deşifre oldu. Fethullah Gülen'in konuşma CD'lerinin izletildiği buluşmalarda polislere devletine değil paralel devlete hizmet etmeleri emrediliyor.
SALİH AĞABEY 'SOHBETE' ÇAĞIRIYOR Polis memuru Ö.G.'nin diğer çeşitli şubelerle irtibat kurarak evlere katılımı sağladığı ve bu sohbetleri yönettiği öğrenildi. Özellikle "Salih abi" diye tabir edilen kişi ile irtibat kurarak sohbet konularını belirlendiği tespit edildi. Gülen'in konuşmaları dinlediğindeyse polislerin uyuyakaldığı ifade ediliyor.
Genelkurmay İstihbarat Eski Başkanı emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, Fethullah Gülen cemaatinin MİT,TSK ve Emniyet'e sızma planlarını anlattı.
Yasin Topaloğlu ve Hasan Yılmaz'ın beraber yazdığı röportaj kitabı"Dikkat Cemaat Çıkabilir/ Kozmik Oda", Gülen örgütü hakkında çarpıcı iddialarda bulunuyor.
Ergenekon Davası kapsamında tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne konan Genelkurmay İstihbarat Eski Başkanı İsmail Hakkı Pekin ile yapılan konuşmalardan oluşan kitap, Paralel Yapı'nın TSK'ya, MİT'e ve Emniyet'e nasıl sızdığını ve orduya nasıl kumpas kurduğunu detaylı bilgilerle gün ışığına çıkarıyor. Pekin, yaptığı analizlerde çözümün de Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu sözlerine ekliyor.
Kitapta İsmail Hakkı Pekin'in anlatımıyla dikkat çeken kısımlar şöyle;
Cemaat'in nasırına İlker Başbuğ bastı Cemaatin nasırına ilk 2009'da İlker Başbuğ Harp Akademileri'nde yaptığı bir konuşma ile bastı. Burada isim vermeden cemaate tenkitte bulunmuştu. Bundan sonra zaten Albay Dursun Çiçek'i sanık durumuna düşürdükleri 'Cemaati ve AKP'yi bitirme planı' ve 'internet andıcı' gibi suçlamalar ortaya çıkmaya başladı.
"FİDAN GÖREVE GELİNCE BAYAĞI TEMİZLEDİ..." Cemaat'in MİT içinde de uzantıları olabilir. Ama Hakan Fidan Mayıs 2010'da göreve geldikten sonra Cemaat mensuplarını bayağı temizledi. 2010 yazında TSK'dan bir evrak basına sızdırılmıştı. Konuyu görüşmek için Hakan Fidan'a gittiğimde bana "Bizim cemaatçiler mi yapmış" diye sormuştu. Benim sorduğum konuyla ilgili belli ki bilgisi vardı.
"BÖYLE İNSANLAR YURDIŞINA GÖNDERİLMEMELİ"
Türkiye'nin en büyük hatalarından biri Öcalan'ın 12 Eylül 1980'den sonra Bekaa Vadisi'ne kaçmasına göz yummasıdır. Öcalan o zaman Türkiye'de kalsaydı çok daha farklı olabilirdi. Yurt dışına kaçmasaydı başkaları tarafından kullanılmasının önüne geçilebilirdi. Bekaa Vadisi'ne gittiği andan itibaren Suriye ve başka ülkeler tarafından kullanıldı. Aynı şekilde Fethullah Gülen'in yurtdışına çıkışı da önlenmeliydi ve Türkiye'de kalmalıydı. Bu tip insanların yurtdışına gitmesine sebep olmak, sürgüne göndermek yanlış. Çünkü başkasının kontrolüne geçiyorlar ozaman.
TSK'YA SIZMA YÖNTEMLER NASIL?
Fethullahçıların TSK'ya sızma yöntemlerinin aynısı Irak ordusunda da vardı. Biliyorsunuz Irak ordusu 2003 yılındaki ABD işgalinde savaşmadı. Hatta bunun başında da Saddam'ın kızlarından birinin eşi olan Hüseyin Kemal vardı. Kesnizani tarikatı denilen bir cemaatin başıydı. Ve bu cemaat İsrail ile bağlantılıydı. Cemaati ordu içinde yaydılar. Sonuçta Amerikan işgalinde Irak ordusu savaşmadı ve dağıldı.
Bazı cemaatler böylesine etkili. Gülen cemaati de böyle. Bu cemaatin liderine MİT, Genelkurmay, Emniyet, Yargı, Bakanlık ve MASAK'taki elemanlarından istihbarat yağıyor. İngiliz, İsrail ve Amerikan istihbarat örgütleri de cemaate işine gelen haberleri servis ediyor.
"TAYYİP BEY'E BİR ŞEY OLMADAN..."
Casusluk şebekesine dönen bu yapıyla mücadelenin devam etmesi lazım. Tayyip Bey'e birşey olmadan bu mücadeleyi halletmesi lazım. Yoksa bu insanlar tekrar güçlenir. Cemaat öyle hafife alınacak bir tehdit değil. Hasan Sabbah benzetmesi çok yerinde. Öylesine tehlikeli, dünya çapında yaygınlaşmış ve kullanılmaya müsait
Emniyet Genel Müdürlüğü, Fetullah Gülen'in liderliğini yaptığı Paralel Devlet Yapılanması (PDY) ile ilgili gündeme damgasını vuracak "GİZLİ" ibareli bir rapor hazırladı. 9 Mart 2015 tarihli rapor Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, Emniyet Genel Müdürlüğü'ne gönderdiği talimat üzerine hazırlandı.
Sabah'ın haberine göre, Talimatta Gülen'in liderliğini yaptığı PDY'nin bir terör örgütü olup olmadığı soruldu. Başsavcılık, Emniyet'ten, konunun incelenmesi ve bir rapor hazırlanmasını istedi. Gelen talimat üzerine 53 sayfalık kapsamlı bir rapor hazırlayan Emniyet'in Başsavcılığa gönderdiği Genel Müdür Yardımcısı Zeki Çatalkaya imzalı 543-40025 sayılı dosyada şok detaylar yer aldı.
GÜLEN'İN EN YAKININDAKİ KONUŞTU
"Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet yapılanması (FETÖ/PDY)" konulu rapor 4 başlıktan oluştu. Raporun başlıkları "FETÖ/PDY", "Terörizm ve genel hususlar", "ayrıntılı inceleme", "netice ve kanaat" şeklinde sıralandı. Raporda Gülen'in en yakınında bulunmuş, ancak ismi gizli tutularak X olarak kodlanan bir ismin ifşaatlarına geniş yer ayrıldı.
Gülen'in en yakınındaki ismin anlattığı okuyanları şok eden detaylar şöyle:
BAY X'TEN GÜLEN TERÖR ÖRGÜTÜ
Devletin resmi kurumlarındaki yapılanmayı kendi tabiri ile Necatibey caddesindeki evdeki toplantıda şöyle söylemişti: "Bir gün bana Ankara'da bin evimiz olduğunu söyleyin, devleti paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak. Bir kere vuracağız tam varacağız" demişti.
CIA VE FBI'DAN EĞİTİM
CIA ve FBI tarafından hükümete yönelik faaliyetlerine ilişkin kültür merkezlerinde alt kadroya eğitim verdi. Bunun en iyi örneği 17 Aralık operasyonudur. Bu girişim tamamen hükümeti ortadan kaldırarak devletin tüm kurumlarıyla zayıf düşürmek amacını taşımaktadır.
GÜLEN PİŞMAN OLMUŞ
Fetullah Gülen'in çevresindekilere 17 Aralık sürecine ilişkin "Keşke şimdi yapmasaydık" dediğini duydum. Bu operasyon başarılı olsaydı Gülen yurda dönecekti. Bu başarısızlık cemaatin Amerika ve İsrail nezdinde prestij kaybetmesine neden olmuştur.
ERDOĞAN'I ÖLÜMDEN FİDAN KURTARDI
MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın yerine emniyet kökenli R. getirilerek dış güçlerin veparalel yapının hedefleri doğrultusunda hizmet ettirilmek istenmiştir. Tayyip Erdoğan rahatsızlandığı zaman cemaate ait bir hastaneye yatırıldığını duyan Hakan Fidan, hızlı bir şekilde hastaneye yetişip ameliyata mani olmuş ve paralel yapının yapmak istediği tehlikeli sonuca engel olmuştur. Bu nedenle Paralel yapı ve İsrail'in sevilmeyen adamı Hakan Fidan olmuştur.
DÜNYAYI FETHEDECEKTİ!
Fetullah Gülen (Necatibey caddesindeki evde) 5. katta yapılan bir toplantıda bizlere "Allah izin verirse bir gün gelecek bu dünyayı fethedeceğiz ama önümüzde Bedirler, Uhudlar var, çetin geçeceğimiz yollar var. Akan kanlarımıza rağmen arkadan gelenler aynı yoldan devam edecektir" diyerek bizleri motive etmiştir. İletişim ağı kurmada Ulak sistemini Humeyni modelinden almıştır.
TATBİKAT İÇİN NOT KÂĞITLARINI YEDİRİR
Ben sorumlu bir kişi olarak talimatları Gülen'den alırım. Hiçbir adım Gülen'in onayı olmadan olmaz. Hoca gündemle ilgili gerekli talimatları verir. Talimatlarını yenilebilir küçük kâğıtlara yazdırırdı. Sanki polis baskını varmış gibi tatbikat yaptırılır not kaâğıtları bize yedirilirdi.
AMERİKA'YA RAPOR
96 ve 97 yıllarında CIA'dan emekli olmuş ve hala görevde olanlardan bazıları gelerek Türkiye'nin, Orta Asya'nın MR'ını çektiler. Ayrıca cemaatin bölgedeki gücünün tespitini yaptılar ve bizler bunları gezdirdik onlara yardımcı olduk. Akabinde bunları rapor haline getirip Amerika'ya gittiler. Gülen kendi ağzından cemaat sayesinde Amerika'nın bir kapı araladığını söylemiştir.
GÜLEN OKULUNDA CIA AJANI
Cemaate ait yurt dışındaki okullarda CIA görevlileri de öğretmen olarak çalışır. Amerika'da Ortadoğu ve Türkiye masasında Yahudi görevliler var. Gülen bu masalar tarafından sorgulandığını bizzat bana anlatmıştır. Amerika hangi ülkeyi terör örgütü ilan ederse Fetullah Gülen'i çağırarak deklare etmesini istiyordu.
BÖCEKLERİ KOYANLAR BUNLAR
Emniyet Genel Müdürlüğü üzerinde dinleme merkezi kuranlar, Başbakanın ofisine böcekleri yerleştirenler, herkesi dinleyerek fişleyenler, herkesi kameraya çekenler bunlardır. Bunların sıradan bir teknoloji ve stratejiyle çalıştığını düşünmeyin.
BU GAZETEYİ ÇIKARTMAYIN
Zaman gazetesinde, 28 Şubat sürecini destekleyen, Erbakan ve hükümet aleyhinde yazılar yazılmıştır. Fetullah Gülen, Erbakan'ın istifaya direnmesi sürecinde 5. Kat toplantısına geldiğinde elinde Zaman gazetesini oradakilerin yüzüne fırlatarak "Bir hükümeti bile deviremeyen bu gazeteyi çıkartmayın" demiştir. Cennete adam taşımayı bırak
Tanık, 1988-1990 yılları arasında Ankara Dikimevi'nde örgüte ait bir öğrenci yurdunda gerçekleştirdiği toplantıyı şöyle anlattı: “TSK üzerinde çalışma yapan cemaat sorumlularının katıldığı toplantıda, Ankara il imamı bize hitaben 'yapmış olduğunuz iş hiçbir şey ile kıyaslanamaz, tarihi bir iş yapıyorsunuz' dedi. Ayrıca bu imam Gülen'in 'Bir vasıtanız var ve cennete adam taşıyorsunuz, muvakkaten o işi bırakın, bu işi yapın, bu daha önemlidir' şeklindeki haberini bize iletti." Askeri liseye girdikten sonra cemaatle bir daha görüşmeyen bir kişiyle ilgili olayı anlatan tanık, “Bu durumu, Ankara il imamına aktardım. O da bana 'boşver üzerine gitme, gelmiyorsa gelmesin. İleride nasılsa rütbelerini sökeriz' diye söyledi" dedi. Talimatların silsile yolu ile alındığı ve talimatların Gülen tarafından verildiğini anlatan tanık, "Bize bu kağıtları polis baskını var şeklinde tatbik ettirilerek yedirilirdi. Ama biz bunları ezberledik" dedi.
Orduya karşı nefret içinde
Gülen'in askere hayran bir görüntü sergilediğini ancak arka planda derin bir asker korkusu ve rahatsızlığı olduğunu söyleyen tanık, “Her asker konusu geçtiğinde hoca 'bu askeriyeye askeriyenin içindeki kahramanlarla bir gün hesabını soracağım' demiştir. Fetullah Gülen ayrıca askerlere, 'siz benim Bedir'imin, Uhud'umun Hamzaları ve Alileri olarak yetişiyorsunuz' derdi. 30 yıldır askeriyenin içerisinde 'Fetullah Hoca'nın emriyle bir gün tankları yürüteceğiz' diye bekleyen kişiler var. Bir dönem askeriyeden atılanların üzerine hoca neredeyse felç geçirecekti" dedi. Devletin istihbarat birimlerinde görev yapan paralelcilerin tüm bilgileri kendi kurumlarından önce Fetullahn Gülen'e ve onun üst akıllarına ulaştırdıklarına dikkat çeken tanık, üst düzey yetkililerin yaptığı görüşmeler ve toplantılara ait kayıtlar ile kararnameleri henüz kimse görmeden anında özel faksla Pensilvanya'daki Fetullah Gülen'e gönderildiğini belirtti.
DOSYADA Kİ ŞOK DETAYLAR
Emniyet'in Başsavcılığa yolladığı dosyada Bay X'in gündem yaratacak ifşaatları:
* Paralel yapıya CIA ve FBI eğitim verdi. * Erdoğan'ı paralel hastaneye yatırıp öldüreceklerdi, Fidan kurtardı. * Gülen imamlara not kâğıdı yediriyordu. * Paralel modeli Humeyni'den aldı. * Gülen darbe yapamadı, İsrail ve ABD'nin gözünden düştü. * Okullarda öğretmen olan CIA ajanları var. * Tankların Gülen için yürümesini bekleyenler var. * Gülen'in gizli arşivi ortaya çıktı.
AÇTIĞI DAVALARA RET KARARI ÇIKTI
Fetullah Gülen'in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık'a açtığı hakaret davaları reddedildi. Gülen'in, çeşitli tarihlerdeki konuşmalarında "kişilik haklarını ihlal ettiği" iddiasıyla Erdoğan'a açtığı manevi tazminat davası reddedildi. Yine bir gazetede yer alan röportajında kendisine iftirada bulunduğu iddiasıyla Bakan Işık'a açtığı 50 bin liralık manevi tazminat davası da reddedildi.
TANKLAR GÜLEN İÇİN YÜRÜSÜN
Zaman zaman askeriye içindeki cemaat elemanları ile esnaf ağabeyleri bir araya gelirdik. Hem onlar biraz tatil yapmış olurdu hem de biz onlara işin manevi boyutunu anlatırdık. O zaman Fetullah'ın askere tavsiyesi şu olurdu. "Siz benim Bedir'imin, Uhud'umun Hamza'ları ve Ali'leri olarak yetişiyorsunuz" derdi. 30 yıldır askeriye içinde Fetullah hocanın emriyle bir gün tankları yürüteceğiz diye bekleyen kişiler var. Hava ve deniz cemaat yapılanmasının daha çok yerleştiği yerlerdir.
BUNLAR DA EMNİYET'İN TESPİTLERİ
Gülen'in en yakınındaki X kişinin anlatımlarına değinilen raporda Gülen cemaati ile ilgili Emniyet Genel Müdürlüğü'nün analiz ve tespitlerine de yer verildi:
* Örgütün özellikle TSK, Emniyet, yargı, MİT, mülkiye ve bürokrasideki örgütlenmesi ile yasadışı faaliyetleri muhtelif tarihlerde resmi kurumlar ve istihbarat birimlerince hazırlanan çeşitli raporlarla devlet arşivine girmiştir. * Fetullah Gülen, ilk etapta devlete karşı savaş vererek hedeflere ulaşmanın yıpratıcı olacağını tespit emiş, bu nedenle mevcut sistemi yıkmak yerine devletin tüm kurumlarını ele geçirmeyi hedeflemiştir. * FETÖ/PDY örgütlenmesi gizlilik, hiyerarşik yapılanma, pelür kâğıtları ile haberleşme, özgeçmiş raporu verme ve kodadı kullanma gibi özellikleriyle yasadışı terörist örgütlenmelerin taktiklerini kullanmaktadır. * Örgüt, Emniyet teşkilatındaki kadrolaşmasını belirli bir düzeye ulaştırdıktan sonra buradaki gücünü operasyonlarının ana aracı olarak kullanmaya başlamıştır. * Örgüt, coğrafi, sektörel ya da kurumsal anlamda imam olarak ifade edilen sorumlulardan oluşan hiyerarşik bir düzene sahiptir. FETÖ/PDY mensuplarınca "Kâinat imamı" ve "mehdi" olarak kabul edilen Fetullah Gülen'in liderliğini yaptığı örgüt; danışma kadrosu, kıta imamları, ülke imamları, bölge imamları, il imamları, ilçe imamları, esnaf imamları, semt imamları, ev imamları üzerinden örgütlenerek tabana yayılmıştır. * Mülki idare, emniyet, TSK ve yargı için öğrenciler özellikle 4 kişilik gruplar halinde hazırlanmakta ve diğerleriyle iletişimi mümkün olduğunca sınırlanmakta, "hücre tipi yapılanma" modeli uygulanmaktadır. Bu öğrencilere sınav soruları sınavdan önce verilir. Buna "Fetih okutmak" denir. "Fetih okutmak" sınavda çıkacak soruların önceden öğrencilere verilip ezberletilmesine denir. * Örgüt mensuplarına yönelik yapılacak operasyonları önceden öğrenebilmek ve tedbir almak için örgütün devletin tüm resmi kurum ve kuruluşlarını bilgi işlem altyapılarına (UYAP, POLNET, TÜBİTAK, TİB vb) alınan adli ve idari tüm tedbirlere rağmen sızıldığı tespit edilmiştir. * Örgüt, imam ve ağabeylik görevlendirmeleri öncesinde elemanlarına 10 maddelik bir metin üzerinde yemin ettirir. Bu şahıslardan 18 maddelik prensiplere uyması istenir.