telekulak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
telekulak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2015 Perşembe

Kulaklarin cinlasin paralel Fuat Avni de burdaymis

Yasa dışı "telekulak skandalı", Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başmüfettişi Yunus Nadi Kolukısa tarafından yürütülen soruşturma sırasında ortaya çıktı.
AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Kolukısa, Türkiye'de dinleme kararı alma yetkisi bulunan 11 mahkemeden geriye dönük olarak alınan tüm dinleme kararlarını topladı. Gerçek isimlerin yazılmadığı usulsüz dinleme kararlarında yer alan telefon numaralarının kimlere ait olduğunu Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) kayıtlarından karşılaştıran Kolukısa, iş dünyasının ünlü ailelerine kurulan "paralel kumpas"ı tespit etti.
Üçer aylık periyotlarla tekrarlanan ve 2 yıl süren dinleme skandalının, 2008 yılı başından 2009 yılı sonuna kadar devam ettiği, bazı ünlüler için 6 kez mahkeme kararı çıkartılarak yasa dışı dinlemelerin sürdürüldüğü belirlendi.
CAROLINE KOÇ, VUSLAT DOĞAN SABANCI DİNLENENLER ARASINDA
Paralel Devlet Yapılanması'nın emniyetteki kilit isimleri arasında yer alan dönemin İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer'in, sahte isimler ve uydurma suçlamalarla istediği dinleme talepleri, çoğu Paralel Devlet Yapılanması ile hareket eden hakimler tarafından yasa dışı biçimde kabul edildi.
Dinlenen ünlü isimler arasında Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç'un eşi Caroline Nicole Koç, Doğan Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Hürriyet Yönetim Kurulu Başkanı Vuslat Doğan Sabancı, iş adamları Hüsamettin Kavi, Mustafa Süzer, Mehmet Emin Karamehmet, Erol Altaca, Doğan Holding yöneticileri, ressam Bedri Baykam, Doğan Holding Finans ve Fon Yönetimi Başkan Yardımcısı Mehmet Yörük, Doğan Holding Yönetim Kurulu Üyesi İhsan Karacan, Doğan Holding Mali İşler Başkan Yardımcısı Yener Şenok, Doğan Holding Avrupa Temsilcisi Hakan Genç, Doğan Dış Ticaret Yöneticisi Süleyman Kocakaya, eski Show TV Genel Müdürü Süleyman Serdar Çaloğlu, iş adamı İbrahim Çağlar, Migros İletişim ve Bilgi Güvenliği Müdürü Ömer Lütfi Karagöz, eski Doğuş Grubu Genel Müdürü Cem Aydın, eski Aydın Doğan Vakfı Yürütme Kurulu Başkanı ve eski milletvekili Orhan Birgit gibi isimler yer alıyor.
GAZETECİLERİ DE DİNLEDİLER
Yasa dışı dinleme skandalında bazı gazeteciler için de yasa dışı dinleme kararları alındığı ortaya çıktı.
"Terör örgütü üyeliği, suç örgütü üyeliği" gibi suç isnatlarıyla telefonları teknik takibe alınan ve telefon konuşmaları dinlenen gazeteciler arasında Mehmet Yakup Yılmaz, Yılmaz Özdil, Uğur Dündar, Zafer Mutlu, Ruhat Mengi, Aslı Aydıntaşbaş, Tufan Türenç, Mehmet Faraç, İsmail Küçükkaya, Ruşen Çakır, Mehmet Murat Yetkin, Metin Yüksel, Selahattin Sadıkoğlu, Abbas Güçlü, Şirin Payzın Acet, Faruk Bildirici, Oylum Talu, Mirgün Cabas, Engin Ardıç, İbrahim Yıldız, Özdemir İnce, Uğur Şevkat, Şükran Suna Vidinli, Arslan Bulut, Fevzi Mete Çubukçu, İbrahim Serdar Akinan, Nuri Çolakoğlu, Gülden Aydın, Sinem Vural, İlhami Melih Meriç, Nihat Genç, Bülent Çöltekin, Saynur Tezel Özgentürk, Selçuk Tepeli, Mustafa Şekeroğlu, Orhan Gökdemir, Amberin Zaman, İbrahim Özay Şendir, Rasih Yılmaz, Selahattin Sadıkoğlu gibi isimler bulunuyor.
DÜROKRATLAR DA DİNLENDİ
Siyasetçiler ve bürokratların da yer aldığı listede eski bakanlardan İlter Türkmen, CHP milletvekilleri Fatma Nur Serter ve Muharrem İnce, eski YÖK Başkanı Erdoğan Teziç, eski RTÜK Başkanı Zahid Akman ve bazı rektörlerin yanı sıra eski Başbakanlık Müsteşarı Yaşar Yazıcıoğlu, eski İçişleri Bakanı Selahattin Çetiner, eski Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay'ın telefonlarının da örgüt üyesi oldukları iddiasıyla dinlemeye alındığı tespit edildi.
Eski İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörü Muhammed Şahin, eski Marmara Üniversitesi Rektörü Necla Pur, eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Yunus Söylet de yasa dışı teknik takibe alınan isimler arasında.
IMEI NUMARASIYLA TELEFON CİHAZI DİNLEMİŞLER
Ali Fuat Yılmazer'in hazırladığı kararlarda, bazı ünlü isimlerin sadece telefon hatlarının dinlenilmesiyle yetinilmeyip, IMEI numarası üzerinden telefon cihazının da dinlemeye alındığı ortaya çıktı. IMEI numarası üzerinden yapılan dinleme sayesinde, telefon numarası değiştirilse bile dinlemeye alınan telefon cihazına takılan tüm telefon hatları da dinlemeye takılmış oldu.
Telefon cihazı dinlenen ünlüler arasında Caroline Nicole Koç, Mehmet Emin Karamehmet, Mustafa Süzer, Altaca Dershaneleri'nin sahibi Erol Altaca, Hüsamettin Kavi, Mehmet Yörük, Ali İhsan Karacan, Süleyman Kocakaya, TÜSİAD Başkan Danışmanı Memduh Karakullukçu gibi isimler yer aldı.
Caroline Nicole Koç'un telefonunun dinlenmesi yönündeki üçer aylık zaman dilimlerinde tekrarlanan ve 10 Temmuz 2008'den 30 Mart 2009'a kadar süren mahkeme kararlarında, Koç'un adının açıkça yer almadığı, "Canan…" ve "Canan Koç" uydurma isimlerinin kullanıldığı, "terör örgütü üyeliği" suç isnadında bulunulduğu belirlendi.
Çukurova Holding'in patronu Mehmet Emin Karamehmet'in de "terör örgütü" suçlamasıyla 10 Ekim 2008'den 9 Haziran 2009'a kadar "Mehmet Kara" adıyla yasaya aykırı biçimde teknik takibe alındığı ortaya çıktı.
YILMAZER'E YENİ SORUŞTURMA
Ali Fuat Yılmazer hakkında, iş dünyasının ünlü isimlerine ve gazetecilere yönelik yasa dışı dinlemeler sebebiyle yeni bir soruşturma da başlıyor.
Yılmazer, halen "Taşhiye kumpası" davası, gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesiyle ilgili dava,"Selam Tevhid" soruşturmasıyla ilgili dava ve "yasa dışı Paralel Devlet Yapılanması"davalarından tutuklu durumda bulunuyor.
Öte yandan, Paralel Devlet Yapılanması tarafından 2 yıl süresince tüm telefon görüşmelerinin dinlendiğini öğrenen iş dünyasının ünlü isimleri ve gazeteciler, sorumlular hakkında şikayetçi oldu. AA



Gözaltına alınan Eskişehir Vali Yardımcısı Mesut Kesen’in İçişleri Bakanlığı’nda görevliyken kendi bilgisayarına gizli bir hat çektirdiği ortaya çıktı.
Kesen’in ele geçirdiği evrakları örgüte aktardığı belirtiliyor. Operasyonun 11 dalga halinde süreceği ve Hazine Müsteşarlığı’ndaki bürokratlara kumpas kuran kişileri de kapsayacağı öğrenildi.
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NIN FUAT AVNİSİ
Aydınlık’ın haberine göre; Teftiş Kurulu raporlarından elde edilen bilgilere göre; Eskişehir Vali Yardımcısı Mesut Kesen İçişleri Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanı olduğu dönemde bilgisayarına çektirdiği özel hat üzerinden adeta ‘cemaatin sosyal medyadaki sesi olan fuatavni’nin bir kolu gibi çalıştı.
Kesen’in Bakanlık bünyesindeki ‘gizli’ veya gizli olmayan tüm evraklara ulaşabildiği elde ettiği bilgileri de FETÖ’ye aktardığı tespiti yapıldı.

Cemaat devlet içinden sızdırdığı gizli bilgilerle özellikle F tipine yönelik operasyonları Fuat Avni üzerinden önceden duyurmasıyla biliniyor.

31 Ekim 2015 Cumartesi

Israilin elini güclendirmek +Telekulak semasi

Selam Tevhid kumpasının ayrıntıları Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ)'nün, Mavi Marmara ihanetini ortaya çıkardı. Savcılığın elde ettiği kriptolu FETÖ belgelerinde, Paralel polislerin Mavi Marmara gemisine mühimmat koymayı planladığı anlaşıldı. FETÖ mensubu polis memuru A.İ.Y.'nin savcılığa verdiği kriptolu notlarda; Mavi Marmara Gemisi'ne, Gazze'ye gitmeden önce silah, patlayıcı madde ve eleman yerleştirilmesinin planlandığı yer aldı. Ancak geminin son güne kadar MİT tarafından kontrol altında tutulması FETÖ'nün planını engelledi. Savcılık, iddianamede yaptığı değerlendirmede bombaların, İsrail'in elini güçlendirmek amacıyla gemiye yüklenmek istendiğine yer verdi.
İTİRAFÇI POLİS
Dershane yıllarından itibaren Paralel örgütün emniyet yapılanması içerisinde yer alan polis memuru A.İ.Y., örgüte ait çok sayıda kriptolu notu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na teslim etti. Notlar içerisinde en dikkat çeken 4 no'lu not oldu. Notu yazan kişinin kendi anlayabileceği şekilde bazı harflerin yerlerinin değiştirildiği, bazılarının ise kısaltmalar kullanılarak yer aldığı görüldü. Polis memuru tarafından verilen notların çözümü yapılarak notlarda ne demek istendiği ayrıntılı olarak iddianamede yer aldı. 4 no'lu notta, İHH İnsani Yardım Vakfı ve Mavi Marmara gemisi ile ilgili Paralel Yapı'nın kaos planını devreye sokmak istediği deşifre edildi.
İSRAİL'E DESTEK
Paralel Yapı, Mavi Marmara Gemisi, Gazze'ye yola çıkmadan önce İsrail'in kamuoyunda elini güçlendirmek için bu hain tuzağı planladı. İtirafçı polisin 4 no'lu notuna göre İHH'yı, kamuoyunda küçük düşürmek, can kayıplarına sebebiyet veren bir yardım kuruluşu olarak göstermek de bir başka amaçtı. Bunun için Mavi Marmara gemisine silah veya patlayıcılarla taşeron elemanları yerleştirme planı yapıldı.
PLAN ÖNLENDİ
Taşeron eleman için dönemin Konya Emniyet İstihbarat kaynaklı iki kişinin bulunduğu eski Konya KOM Şube Müdürü Anadolu Atayün olumsuz referans verince projenin Konya ayağı iptal edildi. 4 No'lu nota göre Ali Fuat Yılmazer'in başında bulunduğu İstanbul İstihbaratı'nda karar kılınması amaçlandı. Örgütün MİT abisi Harun Doğan, gerekli lojistiği verebileceğini ifade etti. Taşeron elemanların İstanbul'dan seçilmesi yönünde karar kılındı. Notta son olarak plandan, dönemin Diyarbakır Emniyet Müdürü Mustafa Sağlam'a da bilgi verilmesi kararlaştırıldı. Ancak Mavi Marmara gemisinin kalkacağı limanın MİT tarafından çok sıkı korunması bütün planları bozdu.
KİMSE YOK MU 23 TIR GÜMRÜK KAÇAKÇILIĞI YAPTI
İTİRAFÇI Paralel polisin 4 No'lu notunda, Kimse Yok Mu Derneği'ne ait TIR'ların güney çıkışlarının sadece dönemin Hatay İl Emniyet Müdürü Ragıp Kılıç tarafından sağlanacağı belirtiliyor. 2008 ve 2009 yılları arasında derneğe ait 23 TIR'ın gümrük kaçakçılığı yaptığı, gümrüksüz ithalat yoluna başvurduğu anlatıyor. Derneğin asıl amacının Afrika'da örgütün okullarına gelen aristokrat ailelerle olan ilişkileri kullanarak güç odağı oluşturmak olduğu da notlarda yer alıyor. Star

Savcılık paralel yapının telekulak şemasını çıkardı. Şemanın tepesinde Ali Fuat Yılmazer, Erol Demirhan, Serdal Güldalı, Mehmet Yılmaz yer alıyor. Kocaeli, Sakarya, Kırklareli, İstihbarat Şube Müdürlükleri’nin İstanbul’a bağlı olduğu belirtildi. Örgütün Tekirdağ yöneticisi Halil Hilal Seyfi, Edirne Yöneticisi ise Özgür Nikbay. 
DİNLEME KARARINA UYARI 
İddianamesinde şüphelilerin dinleme kararlarını alabilmek için nöbetçi mahkemelerin özellikle kimler olduğuna dikkat ettikleri belirtildi. İddianamede İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü’nün bilgisayarlarında yapılan aramalarda bulunan İstanbul Tekop Büro Amirliği tarafından Edirne, Tekirdağ, Kırklareli, Kocaeli ve Sakarya İstihbarat Şube Müdürlükleri ile paylaşılan bilgi notuna yer verildi.  
SAVCININ EVİNE KAMERA  
İddianamede tanık olarak ifadesine yer verilen eski polis H.C.A.  “Batman ilinde görev yapmaktayken Şube müdürümüz Cemil Ceylan isimli cemaat mensubu müdürdü, bu müdürün talimatı ile Batman Adliyesi'nde görevli Bereket isimli savcıyı cemaati sevmediği ve ileride cemaate zararı dokunabilir gerekçesiyle hakkında araştırma yaptırdılar. Savcının bir arkadaşının garsoniyer olarak kullandığı evde içki içip hayat kadınlarıyla beraber oldukları bilgisine ulaştılar. Garsoniyer olarak kullanıldığı iddia edilen eve dinleme cihazı ve kamera yerleştirdiler” dedi. 



Paralel yapının 17-25 Aralık darbe girişiminde kullandığı illegal ve montaj tapelerin New Jersey'de bulunan  şirketinde hazırlandığı ortaya çıktı. Paralel yapının ortaokuldan itibaren beynini yıkayarak dünyanın önemli üniversitelerinde ses ve görüntü mühendisliği alanında yetiştirdiği paralel elemanlar, çetenin Emniyet yapılanmasının Türkiye'de yaptığı illegal dinlemelerden elde ettiği malzemeleri ileri teknoloji ürünü montaj programlarıyla servise hazır hale getirdi.

SERVİS TÜRKİYE'DEN, MONTAJ EVEREST'TEN
Türkiye'de kamu kurumlarında kurdukları paralel ağlarla Cumhurbaşkanı da dahil olmak üzere binlerce devlet görevlisini, kişi ve kurumu yasadışı yöntemlerle dinleyen paralel çete, elde ettiği tüm verileri ABD'nin New Jersey eyaletindeki Everest Production firmasına aktardı. İnternet üzerinden gönderilen ses ve görüntü dosyalarının aktarımında, kaynak izinin sürülememesi için kriptolu VPN programları kullanıldı. İleri teknolojilerin kullanıldığı montaj üssünde, her türlü sesi değiştirmeye, örnek bir ses dalgası üzerinden yeni ses dalgaları üretmeye yarayan programlar kullanılıyor.

ERDOĞAN'A AİT OLDUĞU İDDİA EDİLEN TAPELER BURADA HAZIRLANDI
17-25 Aralık darbe sürecinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ait olduğu ileri sürülen tapeler de casusluk üssü olarak kullanılan Everest Production firmasında yapıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın o dönemdeki telefon konuşmalarından alınan örnek ses dalgalarıyla üretilen montaj tapeler, paralel medya tarafından CHP yöneticilerine ve bazı medya kanallarına servis edildi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Meclis Grup Toplantısı'nda yayınladığı montaj ses dosyalarının paralel yapı tarafından CHP'li Umut Oran aracılığıyla gönderildiği öne sürüldü.

'GÜLENİST' MONTAJ KADROSU İŞBAŞINDA

'in kurdurduğu teknik ekibin yöneticiliğini de yapan Mehmet Demircan'ın başında bulunduğu Everest Production firmasında, Gülen'in Pensilvanya'daki günlük hizmetlerine bakan Salih Dinçer'in ses mühendisi oğlu Erol Y. Dinçer, ses mühendisi Fatih Bayram, Gülen'in diyalog kuruluşu Open Forum (Açık Forum) tasarımcılarından Ayhan Cebe, Gülen'in yakınındaki isimlerden Mustafa Tabanlı ve aynı zamanda Samanyolu Amerika Genel Yayın Yönetmenliği görevi de yürüten Adem Kalaç görev yapıyor. Gülenistlerin ABD'deki en önemli şirketlerinden biri olan Everest Production şirketi, Samanyolu TV, Mehtap TV, Ebru TV, samanyoluhaber.com, Irmak TV gibi birçok paralel medya şirketlerinin de teaser ve fragmanlarını hazırlamış.

27 Ekim 2014 Pazartesi

Paralelin foyası ortaya çıkacak

Kriptolu telefonları dinleme ihanetine yönelik Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturmalar birleştirildi. Gölbaşı Başsavcılığı tarafından yürütülecek olan soruşturmada Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nda () bilirkişi heyeti tarafından aylarca süren incelemeler sonrasında rapor hazırlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da bulunduğu devletin zirvesine yönelik log kayıtlarının büyük bir kısmı geri getirilirken savcılık tarafından kayıtlar özel olarak muhafaza altına alındı. Log kayıtlarının geri getirilmesiyle birlikte devletin zirvesine ait 'dinleme profili' de netleştirilecek.

PROGRAMLA GERİ GETİRİLDİ

Soruşturma kapsamında Başbakanlık yaptığı dönemde Recep Tayyip Erdoğan, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Dışişleri Bakanlığı yaptığı dönemde Ahmet Davutoğlu, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ve Başbakanlık Müsteşarı olduğu dönemde Efkan Ala'ın da aralarında bulunduğu 76 kriptolu telefona ait silinen log kayıtlarının büyük bir kısmı özel programla geri kazanıldı.

ÖZEL MUHAFAZA ALTINDA
TİB'de yaklaşık 4 ay çalışma yapan bilirkişi heyetinin hazırladığı rapor doğrultusunda kayıt altına alınan görüşmelerin hangi bilgisayarlardan aktarım yapıldığı bilgisine de ulaşıldı. Dosya üzerinde çalışan savcı dinlendiği yönde ismi geçen isimlere yönelik "Şikayetçi olup olmayacakları" yönünde tebligat gönderileceği öğrenildi. Savcılık soruşturmayı derinleştirirken kayıt altına alınan dinlemelerin hangi amaç doğrultusunda kullanıldığı yönünde de çalışma yaptığı öğrenildi.

AYRI AYRI SORUŞTURMA
TİB incelemesinde kriptolu telefonların yanı sıra yapılan usulsüz dinlemeler de ortaya çıktı. Bilirkişi raporunun dışında tutulan bu veriler hakkında savcılık ayrı ayrı soruşturmalar başlattı. Türkiye genelinde tespit edilen usulsüz dinlemelere yönelik savcılıklar TİB'den log kayıtlarının çıkartılması istendi. Bu kapsamda bilirkişi heyeti silinen ancak özel bir programla büyük bir kısmı kurtarılan kayıtlar savcılıklar tarafından incelemeye alınacak. Bu log kayıtları Türkiye genelinde yürütülen onlarca soruşturmaya da ışık tutacak

4 Eylül 2014 Perşembe

Telekulak örümcekagi


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen emniyetteki 'paralel yapı' soruşturması kapsamında hazırlanan soruşturma dosyasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'nın 'Örümcek Ağı' olarak tabir edilen bir sistemle takip edildiği ve Erdoğan'la birden fazla görüşme yapan herkesin uzun süre takip edildiği ortaya çıktı.
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın (TİB) savcılığa gönderdiği 'gizli' bir yazıda ise bu yöntemle elde edilen ve 121 internet sitesinde yayınlanan 'Alo Fatih' kayıtlarının da aynı şekilde elde edildiği belirtiliyor.
Müfettişlerin İstanbul İstihbarat, Terör, Mali ve KOM şubenin bilgisayarlarında yaptığı inceleme ile ortaya çıkartılan sinsi planda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın örümcek ağı olarak tabir edilen bir sistemle sürekli takip edildiği anlaşıldı. Her şeyin en ince ayrıntısına kadar hesap edilerek planlandığı belirtilen inceleme raporlarında Erdoğan'la birden fazla görüşen herkesin uzun süre takip edildiği kaydedildi.
ETRAFINI ADETA SARMIŞLAR
Neredeyse 7/24 takip edilen Erdoğan'ın bu şekilde tüm görüşmeleri kaydedildi. Kamuoyunda 'Alo Fatih' olarak bilinen ses kayıtlarının da bu şekilde elde edildiği ve internete servis yapıldığı belirtildi. Raporda, 'şüphelilerin, pozisyonlarındaki olası değişiklikleri de hesaba katarak dinlemelere yasal süsü vermeye çalıştıkları tespit edildi' ifadeleri yer aldı.
Şüphelilerin 'profesyonelce hazırlanmış plan dahilinde hareket' ettikleri kaydedilen raporda, 'şüphelilerin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın danışmanlarını yakın çevresini takibe aldığı, örümcek ağı olarak adlandırılan sistematik dinleme ağına birden fazla görüşme yapan herkesin dahil edildiği tespit edildi' denildi.
25 Aralık soruşturması sonrasında bazı telefon görüşmelerinin internette yayınlanması üzerine inceleme yapan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB), Alo Fatih olarak bilinen 12 ses kaydının soruşturma dosyasından sızdırıldığını belirledi. TİB sızan kayıtları savcılığa bildirdi. 25 Aralık soruşturması sonrasında bazı telefon kayıtlarının internet ortamında yayınlanması üzerine inceleme yapan TİB tespit ettiği usulsüzlükleri Telekomünikasyon İletişim Başkanı Ahmet Cemaleddin Çelik'in imzasıyla savcılıkla paylaştı.
TİB, 121 internet sitesinde yayınlanan 12 adet ses kaydını, polis tarafından kendisine bildirilen ve mahkeme kararıyla yapılan dinlemelerin kodlarıyla karşılaştırdı. 12 kaydın da 2012/656 sayılı (25 Aralık soruşturması) soruşturma kapsamında elde edilen dinlemeler olduğunu belirledi. Savcılığa gönderilen yazıda, son dönemde hakkında dinleme kararı bulunan telefon görüşmelerinin içeriklerinin 'TİB ID bilgisi ile (TİB'deki kayıt numarası) internet ortamında yayınlandığı da özellikle belirtildi. Dinlemeyi gerçekleştiren polis memurlarının TİB kayıtlarında yer aldığını belirtilen yazıda, bu polislerin aidiyet numaralarını (dinlemeyi yapan polislerin kullandığı kod) da savcılığa bildirdi.
Yapan dışında kimse bilemez
TİB Başkanı Cemaleddin Çelik yazısında, internet ortamındaki kayıtların üzerinde yazan ses kayıt numaralarının dinlemeyi yapan kişilerin dışında herhangi birinin bilmesinin mümkün olmadığına dikkat çekti. Bu değerlendirme, dinleme kayıtlarını görevli polisler dışında kimsenin bilemeyeceği ve sızdıramayacağı anlamına geliyor. TİB Başkanı Çelik, polisler hakkında soruşturma yapılmasını talep etti.
O polisleri kaçtıkları hakim sorguladı
Sözde yolsuzluk soruşturmasıyla hükümeti düşürmeye çalıştığı iddia edilen 25 Aralık Soruşturmasının polisleri, sorgularda dosyayı kaçırdıkları hakime denk geldi. Hükümeti devirmeye çalışan eski emniyetçilerden 12'si tutuklanmaları istemiyle nöbetçi sorgu hakimi Bekir Altun'a sevk edildi. Polisler, soruşturma sürecinde aldıkları kanunsuz dinleme ve takip kararlarını o dönem özel yetkili hakim olan Bekir Altun'u atlatarak diğer iki hakim üzerinden almıştı. Bu durum, 25 Aralık dosyasına takipsizlik kararı veren savcıların da dikkatini çekti. Konuyu takipsizlik kararında geniş bir şekilde işleyen üç savcı, taleplerin Bekir Altun'a verilmesi durumunda imza atılmayacağını söyleyerek dosyanın bu nedenle Altun'dan kaçırıldığını ifade etti

18 Mart 2014 Salı

Cemaat'in bir dönem önde gelen isimlerinden Latif Erdoğan: İsrail'de eğitim aldıklarını söyledi

24 TV'de Elif Çakır'ın sunduğu Söz Bitmeden'de birbirinden çarpıcı açıklamalarda bulunan Latif Erdoğan, bir Cemaat mensubunun kendisine yaptığı itirafı da aktardı. 

Cemaat'in önde gelen isimlerinden olan Latif Erdoğan, bir dönem Fethullah Gülen'in de çok yakınında bulunmuş, beraber istişareler yapmışlardı. 

Erdoğan, bir gün çok yakından tanıştığı Cemaat mensubunun kendisine dert yandığını, İsrail'de eğitim aldıklarını söylediğini ifade etti. 

Latif Erdoğan konuyla ilgili şöyle konuştu: 

CEMAAT MENSUBU İTİRAF ETTİ: İSRAİL'DE EĞİTİM ALIYORUZ

O günkü şartlarda en yakın arkadaşlardan birisi dert yandı bana. "Hocam biz İsrail'de eğitiliyoruz" dedi. İsrail'e devlet eliyle gidiliyor, ama Cemaat ferdi bunlar. Her türlü eğitimi orada görüp geldi bunların çoğu. Bu çalışmalarda bizim gaye ve hedefimizi, maksadı çok çok aşan şeyler var.

25 Şubat 2014 Salı

Telekulak skandali nereden cikti?


Paralel yapının, binlerce kişiyi dinleyerek oluşturduğu tüm arşivini, "Kimse fark etmesin" diyerek, Çağlayan Adliyesi'nde yerin 6 kat altındaki adli emanette sakladığı ortaya çıktı. Soruşturmayı usulsüzce yürüten paralel yapılanma, bu delilleri sanki bir adli emanet eşyasıymış gibi, adliye mahzeninde tuttu. Bu durum, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na atanan Hadi Salihoğlu'nun görevi devralmasının ardından başsavcılığa gelen ihbarla ortaya çıktı. Bunun üzerine harekete geçen başsavcılık, içerisinde savcıların da bulunduğu özel bir ekip oluşturdu. Bu ekibin kontrolünde İstanbul Çağlayan Adliyesi'ndeki adli emanette saklanan çuvallar didik didik arandı. Çuvallardaki delillere ulaşan ekip, bunları İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nda soruşturmayı yürüten savcıya teslim etti. İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde geçtiğimiz günlerde yaşanan skandal, 17 Aralık operasyonu, sonrasındaki 25 Aralık ve dün Türkiye gündemine 'Telekulak' skandalıyla düşen gizli soruşturmayla planlanan 3'üncü darbe girişiminin, kanunsuz yapıldığını bir kez daha gözler önüne serdi. Operasyonu yürüten savcıların topladıkları her şeyi yasadışı olarak sakladıkları ortaya çıktı. 

-4 ve -6'NCI KATLARDA TUTULUYOR 
Soruşturma kapsamında teknik takiplerle elde edilen kayıtlar, bilgiler ve görüntüler bir çuval içerisine konduktan sonra mühürlenerek adli emanette saklandı. İstanbul Çağlayan Adliyesi yerin altındaki eksi 4 ve 6'ncı katında bulunan adli emanete bırakılan çuvallar, başsavcılığa gelen bir ihbarla ortaya çıktı. İhbarı değerlendiren başsavcılık, içerisinde savcıların da bulunduğu özel bir ekip oluşturdu. Mahzene inen ekip, ağzı mühürlü tüm çuvalları tek tek açarak inceledi. Arama sonucunda 17 Aralık operasyonu, 25 Aralık operasyonu ve son olarak Selam Terör örgütü bahanesiyle binlerce kişinin dinlendiği soruşturma dosyalarının da aralarında olduğu, paralel yapının üstünde çalıştığı tüm soruşturma dosyaları, elde ettiği tüm bilgiler bulundu. Mühürleri sökülen çuvallar, içindekileri incelemesi için soruşturmayı yürüten savcı Ekrem Aydıner'e iletildi.

18 Ocak 2014 Cumartesi

Alinan Ihaleler,telekulaklar

Devlet içerisine ilk sızma girişimi Emniyet Genel Müdürlüğü'de olduğu dile getirildi. Haberde, Merkezi Ümraniye'de bulunan Endersys Danışmanlık Yazılım İletişim Bilişim Teknoloji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ilk olarak Emniyet Genel Müdürlüğü'nde açılan bilişim ihalesine katıldığı ve İhale'de birçok firma yüksek rakamda teklif verirken, Endersys şirketi ihaleye çok düşük bir fiyat vererek ihaleyi aldığı kaydedildi.

Emniyet Genel Müdürlüğü ihalesini alan Şimşek'in firması bilişim teknolojileri ile EGM'nin bütün altyapısını yazdıkları yazılımlar ile kendileri kurmuş. EGM ve TİB'in bilişim alt yapısını da özel yazılımlarla oluşturan bu firmalar yazdığı yazılımlar ile EGM'ye ait bütün bilgileri, dinlemeleri, belgeleri ve tüm resmi yazışmaları kriptolu kopya cihaz yazılımları ile başka merkezlere aktardığı wikileaks belgelerinde ifade edildi.

Söz konusu iki firma Emniyet Genel Müdürlüğü'ndeki ihaleden sonra B. Ş.'nin yine Yönetim Kurulu Üyesi olduğu Inforcept Bilişim isimli firma ile TUBİTAK'ın ihalelerine girdi. Bu ihaleye de çok düşük bir fiyat vererek ihaleyi Inforcept isimli firma adına almış. TÜBİTAK'ın en kripto bölümü olan 'Cyber Security Institute' de görev alan Şimşek buranın da bilişim alt yapısını ve yazılımlarını hazırlamış. Devletin bir çok kurumuna girerek bilişim alt yapısını özel yazılımlarla gerçekleştiren Endersys Bilişim ve Inforcept Bilişim şirketleri bu daireler dışında başka resmi dairelerin de alt yapı yazılımlarını hazırladığı kaydedildi. Konunun uzmanı ve iki şirketin ortağı B.Ş. halı hazırda da halen TUBİTAK'ta görev yaptığı belirtildi.

B. Ş.'nin Yönetim Kurulu Üyesi olduğu iki şirket  ile ilişkileri ortaya çıktığı iddia edildi. İddiaya göre Şimşek, bu şirketler ile bağlantısını kesmek için girişimde bulundu.

Wikileaks'in casus teknolojileri satan firmalar listesinde yer alan ve Yönetim Kurulu üyeliğini B. Ş.'nin yaptığı Inforcept Bilişim şirketi hükümetlere casus teknolojileri sattığı da ortaya çıktı.

Wikileaks ve Privacy International sivil toplum kuruluşlarının yayınladığı casus teknolojisi satan şirketlere ait listede Emniyet Genel Müdürlüğü ve TÜBİTAK'a yazılımlar yapan şirket olan Inforcept Bilişim'de geçiyor. Wikileaks belgelerinde yer alan iddialara göre B. Ş.'nin Yönetim Kurulu Üyesi olduğu Inforcept Network isimli şirket telekomünikasyon firmalarına kolaylık sağlamak amacıyla geliştirdiği teknolojiyi aynı zamanda hükümetlere de satıyor. Nitekim şirketin internet sitesinde telekomünikasyon firmalarının yanı sıra devlet birimlerine sundukları hizmetlerle ilgili bir bölüm de yer alıyor.

Wikileaks ve ortak çalıştığı internet sitelerinin iddialarına göre bu teknolojiler internet ve telefondaki tüm görüşmelerin "DPI" yöntemiyle takip edilmesine imkan veriyor. Konuyla ilgili olarak uzmanlar "Bu teknolojiler neşter gibi. Cerrahın eline geçerse hayat kurtarır, kötü insanların elinde öldürür" açıklamasını yapıyor. Öte yandan The National gazetesi ise bu firma ile ilgili Inforcept'in en büyük müşterilerinin hükümetler ve telekomünikasyon firmaları olduğunu yazdı.