hizmet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hizmet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2014 Cumartesi

Firavun ve Özellikleri(güncel olaylara ne kadar benziyor)


Firavun'un en belirgin özelliklerinden biri de, lideri şeytan gibi zahiri değerlere önem vermiş olmasıdır. Kendi yanlış ölçüleriyle ve bozuk mantık yapısıyla olayları akılcı değerlendirememiş, dolayısıyla da Hz. Musa'nın üstünlüğünü kavrayamamıştır. Çünkü ona göre üstünlüğün ölçüsü dünyevi birtakım değerler (mal, güç, iktidar)dir. Firavun'un bu bozuk bakış açısı Kuran'da şöyle tarif edilmiştir:
Firavun, kendi kavmi içinde bağırdı: dedi ki: Ey kavmim, Mısır'ın mülkü ve şu altımda akmakta olan nehirler benim değil mi? Yine de görmeyecek misiniz? Yoksa ben, şundan daha hayırlı değil miyim ki, o, aşağı (sınıftan) bir zavallı ve neredeyse (sözü) açıklamadan yoksun olan (biri)dir. Bu durumda (eğer doğruysa), üzerine altından bilezikler atılmalı ya da yakınında yer almış vaziyette onunla birlikte melekler gelmeli değil miydi?" (Zuhruf Suresi, 51-53)
Bu ayetlerde dikkat çekilen hususları maddelendirecek olursak, şunları görürüz:
1. Firavun için büyüklük ölçüsü takva değil, mal ve mülkçe üstün olmaktı. Ayrıca soyluluk da önemliydi.
2. Seçimin Allah'a ait olduğunu kavrayamadığı için Hz. Musa'nın elçi olarak gönderilmesi ona ağır gelmişti.
3. Hz. Musa'yı kendince küçümsemiş, aşağı sınıftan olduğunu söylemiş ve konuşma şeklindeki kusuru öne sürmüştü. Nitekim herkeste kendince küçümsenecek bir yön bulmak, enaniyetli insanların en belirgin özelliklerindendir.
4. Firavun'un ölçüsü mal, mülk ve güç olduğundan elçi geldiğinde yanında buna dair özellikler veya mucize olarak melekler olmasını beklemişti.
Firavun Hz. Musa'ya Karşı Kendini Yüceltmeye Çalışmıştır:
Kuran'da Hz. Musa ile Firavun arasında geçen bir diyalog şöyle bildirilmektedir:
İsrailoğullarını bizimle birlikte göndermen için (sana geldik.) (Firavun) Dedi ki: Biz seni içimizde daha çocukken yetiştirip büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi? Ve sen, yapacağın işi (cinayeti) de işledin, sen nankörlerdensin. (Musa) Dedi ki: Ben onu yaptığım zaman şaşkınlardandım. (Şuara Suresi, 17-20)
Yukarıdaki ayetlerde Firavun'un enaniyetinin farklı bir çıkış şeklini görüyoruz. Hz. Musa onu Allah'ın emirlerine uymaya davet ettiğinde hemen cahiliye metodlarını kullanmış, onu minnet altında bırakmak istemiştir. Çocukken Hz. Musa'yı yetiştirip büyüttüğünü, ona emeği geçtiğini, bu nedenle kendisine borçlu olduğunu söylemiştir. Hemen arkasından geçmişte -daha dinden sorumlu olmadığı cahiliye döneminde- istemeyerek yapmış olduğu bir hatayı öne sürmüştür. Böylece sözde Hz. Musa'yı minnet altında bırakacak kendisini halkına karşı yüceltmeye çalışacaktır.
Firavun'un Büyüklük İsteğiyle Hz. Musa'yı Öldürmeye Çalışması:
Firavun dedi ki: "Bırakın beni, Musa'yı öldüreyim de o (gitsin) Rabbine yalvarıp-yakarsın. Çünkü ben, sizin dininizi değiştirmesinden ya da yeryüzünde fesat çıkarmasından korkuyorum. Musa dedi ki: "Gerçekten ben, hesap gününe iman etmeyen her mütekebbirden, benim de Rabbim, sizin de Rabbinize sığınırım." (Mümin Suresi, 26-27)
Firavun öylesine kibirliydi ki ancak Hz. Musa'yı öldürünce nefsi yatışacaktı. Bu kibirli tavrı aynı zamanda Allah'a karşı bir isyan niteliğindeydi. Aslında Hz. Musa'nın üstün olduğunu biliyor bu nedenle ona haset ediyor ve öldürüp kavminin gözünde tek hakim olmak istiyordu. Hz. Musa ise, Firavun'un azgınlığı karşısında en güzel tavrı göstermiş ve Allah'a sığınmıştır.
Ayette Firavun'un müstekbirliğine dikkat çekilirken, hesap gününe iman etmemesinin üzerinde de durulmuştur. Eğer bir insan Allah'ın gönderdiği kitapları ve hem de elçileri vasıtasıyla varlığını bildirdiği hesap gününe iman etmiyorsa bu, kişinin azgınlığını ve kibirinin ne kadar büyük olduğunu göstermektedir. Ancak bu tip kibirli kişiler büyüklenmelerinin cezasını ahirette en ağır şekilde göreceklerdir. Firavun'un da göreceği gibi...
Firavun'un İlahlık İddiası
Firavun (alayla) dedi ki: "Ey Haman, bana yüksek bir kule bina et, belki o yollara ulaşabilirim. Göklerin yollarına, Böylelikle Musa'nın ilahına çıkabilirim. Çünkü ben onun yalancı olduğunu sanıyorum. İşte Firavun'a kötü ameli böyle çekici kılındı ve yoldan alıkonuldu. Firavun'un hileli-düzeni, yıkım ve kayıpta olmaktan başka (bir şey) olmadı. (Mümin Suresi, 36-37)
Firavun dedi ki: "Ey önde gelenler, sizin için benden başka ilah olduğunu bilmiyorum..." (Kasas Suresi, 38)
Firavun ayetlerde bildirilen ifadeleriyle ve Allah'a karşı olan mücadelesiyle çok çirkin ve akılsızca bir cesaret göstermiştir. Ayrıca yanlış zannıyla Allah'ı sadece göklerin Rabbi olarak değerlendirmiştir. Oysa Allah göklerin, yerin ve bu ikisi arasındaki herşeyin Rabbidir; ancak Firavun bunu takdir edememiştir. Firavun -kendince- yerde ilahlığını ilan ettiği için, Allah'ın varlığını kabul ettiği takdirde kendi gücünün, hakimiyetinin bir anlamı kalmayacaktır. Bu nedenle Allah'ı sadece göklerin ilahı, hakimi olarak göstermek istemiştir. Ancak Mümin Suresi'ndeki ayetlerde ifade edildiği gibi bu tavrı ona yıkım ve kayıp getirmiştir. Firavun bu yıkımı görene kadar azgın enaniyeti sebebiyle büyüklenmeye ve ilahlık iddiasını sürdürmeye devam etmiştir. Hatta çevresindekilerin ve Hz. Musa'nın bu iddiasını kabul etmeleri için zor kullanmayı, tehditler savurmayı da sürdürmüştür. Bu durum ayetlerde şöyle haber verilmektedir:
Firavun dedi ki: "Alemlerin Rabbi nedir? Dedi ki: "Göklerin, yerin ve bu ikisi arasında olan herşeyin Rabbidir. Eğer 'kesin bilgiyle inanıyorsanız" (böyledir) . Çevresindekilere dedi ki: İşitiyor musunuz? (Musa): Dedi ki: O sizin de Rabbiniz, geçmişteki atalarınızın da Rabbidir. (Firavun) Dedi ki: Şüphesiz size gönderilmiş bulunan elçiniz, gerçekten bir delidir. Eğer aklınızı kullanabiliyorsanız, O, doğunun da, batının da ve bunlar arasında olan herşeyin de Rabbidir" dedi (Musa). (Firavun) dedi ki: Andolsun, benim dışımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse atacağım." (Şuara Suresi, 23-29)
Bu ayetlerde de Firavun'un ilahlık iddiaları ve Allah'a karşı yürüttüğü mücadelesi görülmektedir. Firavun önce Allah hakkında art niyetli bir soru sormuştur. Enaniyeti öylesine kuvvetlidir ki baştan Hz. Musa'nın vereceği her cevabı reddetme niyetindedir. Hangi delili görürse görsün Allah'ın büyüklüğünü kabul edemeyecek haldedir. Hz. Musa onun sorularına cevap verince, yani Allah'ın hem geçmiştekilerin hem de o dönemde yaşayan herkesin Rabbi olduğunu söyleyince, Firavun'un enaniyeti daha da artmıştır. Bu azgınlığının sonucunda, kendisine gönderilen elçiyi delilikle suçlamış, arkasından da onu hapse atmakla tehdit ederek yıldırmaya çalışmıştır. Hz. Musa ile bir mücadele içine girmiştir ancak sadece müminlere has olan berrak akla sahip olmadığı için en önemli şeyi unutmuştur: Hz. Musa'nın destekleyicisinin kendisi (Firavun) ve sahip oldukları da dahil olmak üzere herşeyin tek sahibinin Allah olduğunu...
Firavun'un Enaniyeti Mucizeleri Görmesini Engelliyor
Hz. Musa Firavun'a Allah'ın varlığını, birliğini anlatınca, onun ilk koşulu bir mucize göstermesini istemek olmuştu. Kendi bilgin büyücülerine güvenen Firavun, bütün insanları bir yerde toplayarak herkesin huzurunda iki tarafın da kendi büyülerini göstermesini istedi. Hz. Musa'nın mucizesi büyücülerin sihirlerini yok edince de Firavun yenilmiş oldu. Ancak bu durum karşısında baş eğmesi gerekirken enaniyeti daha da arttı.
Hz. Musa'nın mucizesinin büyücülerin sihirlerini sonuçsuz çıkarması üzerine, Firavun'un yakınında bulunan ve büyücülerin en üstünleri olan bu kişiler bile gerçeği görüp Allah'a iman ettiler. Ancak bu durum Firavun'un katılaşmış kalbini hiç etkilemedi, üstelik azgınlığı katlanarak arttı ve böylece şiddet kullanmaya karar verdi:
Ve sihirbazlar secdeye kapandılar. Alemlerin Rabbine iman ettik" dediler. Musa'nın ve Harun'un Rabbine.. Firavun: "Ben size izin vermeden önce O'na iman ettiniz, öyle mi? Mutlaka bu, halkı burdan sürüp-çıkarmak amacıyla şehirde planladığınız bir tuzaktır. Öyleyse siz (buna karşılık ne yapacağımı) bileceksiniz. Muhakkak ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi idam edeceğim." (Araf Suresi, 120-124)
Firavun'un İbret Verici Sonu
Firavun, yeryüzündeki enaniyetli insanların en önde gelenlerinden biridir. Ancak azgınlıkta kendisine şeytanı örnek almıştır. Nitekim Firavun da kılavuzu olan şeytan gibi yaptıklarının sonucunu görülmemiş bir aşağılanma ile almıştır. Üstelik bu öylesine bir aşağılanmadır ki sadece kendi nesline karşı küçük düşmemiş, Allah onu kıyamete kadar tüm insanlık için bir ibret vesilesi kılmıştır. Kuran'da Firavun'un ibret verici sonu şu şekilde bildirilir:
Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik; Firavun ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla peşlerine düştü. Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun): "İsrailoğullarının kendisine inandığı (ilahtan) başka ilah olmadığına inandım ve ben de Müslümanlardanım" dedi. Şimdi, öyle mi? Oysa sen önceleri isyan etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın. Bugün ise, senden sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret) olman için seni yalnızca bedeninle kurtaracağız (herkese cesedini göstereceğiz). Gerçekten insanlardan çoğu, bizim ayetlerimizden habersizdirler. (Yunus Suresi, 90-92)
Tam ölüm anında hiçbir kurtuluş yolunun olmadığını ve ölümden kaçamayacağını anlayan Firavun Allah'a tevbe etmiş ancak bu tevbesi kendisine fayda vermemiştir. O, Allah'ı ve elçisini tanıyabilecekken, kendisine gerçekler tebliğ edildiği ve mucizeler de gösterildiği halde büyüklenmiş ve diretmiştir. Böbürlenmesi ve üstünlük iddiası onu böyle bir davranışa getirmiş, kendisine karşı büyüklendiği Allah'a son anda tevbe etmesi de fayda vermemiştir.
Burada bir noktaya dikkat etmek gerekir. Firavun'un inkarının temel nedeni, enaniyetidir. İman etmek için gerekli olan delilleri görmediği ya da anlamadığı için değil, iman etmek gururuna ağır geldiği için inkarda diretmiştir. Örneğin büyücülerinin Hz. Musa'nın üstünlüğünü ve doğruluğunu kabul ederek Allah'a iman etmeleri, onun için büyük bir delildi. Hz. Musa'nın mucizeleri de çok büyük birer delil hükmündeydi. Bunları gören bir insanın hemen Allah'a iman etmesini gerekrirdi.
Firavun ise normal mantıkla düşünemiyordu, çünkü gururu aklını örtmüştü. Büyücüler iman ettiğinde, "burada gerçekten bir olağanüstülük var" diye düşünmedi. Onu etkileyen tek şey, büyücülerin kendisinden izin almadan böyle bir şey yapmış olmalarıydı. Bu nedenle hür bir akılla değil de gururunun baskısıyla düşünüyordu ve bu nedenle ölüm ona gelip de gururu kırılana kadar inkar etti.
Firavun'un inkarına neden olan bu durum, aslında her inkar eden kişi için geçerlidir. İnkarlarının temeli, yeterli delil görmeyişleri değil, gururları nedeniyle kendilerine yaptıkları baskıdır. Nitekim Kuran'da bu insanlar şöyle bildirilmektedirler:
Ayetlerimiz onlara, gözler önünde sergilenmiş olarak gelince dediler ki: "Bu, apaçık olan bir büyüdür." Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak. (Neml Suresi, 13-14)

Alinan Ihaleler,telekulaklar

Devlet içerisine ilk sızma girişimi Emniyet Genel Müdürlüğü'de olduğu dile getirildi. Haberde, Merkezi Ümraniye'de bulunan Endersys Danışmanlık Yazılım İletişim Bilişim Teknoloji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ilk olarak Emniyet Genel Müdürlüğü'nde açılan bilişim ihalesine katıldığı ve İhale'de birçok firma yüksek rakamda teklif verirken, Endersys şirketi ihaleye çok düşük bir fiyat vererek ihaleyi aldığı kaydedildi.

Emniyet Genel Müdürlüğü ihalesini alan Şimşek'in firması bilişim teknolojileri ile EGM'nin bütün altyapısını yazdıkları yazılımlar ile kendileri kurmuş. EGM ve TİB'in bilişim alt yapısını da özel yazılımlarla oluşturan bu firmalar yazdığı yazılımlar ile EGM'ye ait bütün bilgileri, dinlemeleri, belgeleri ve tüm resmi yazışmaları kriptolu kopya cihaz yazılımları ile başka merkezlere aktardığı wikileaks belgelerinde ifade edildi.

Söz konusu iki firma Emniyet Genel Müdürlüğü'ndeki ihaleden sonra B. Ş.'nin yine Yönetim Kurulu Üyesi olduğu Inforcept Bilişim isimli firma ile TUBİTAK'ın ihalelerine girdi. Bu ihaleye de çok düşük bir fiyat vererek ihaleyi Inforcept isimli firma adına almış. TÜBİTAK'ın en kripto bölümü olan 'Cyber Security Institute' de görev alan Şimşek buranın da bilişim alt yapısını ve yazılımlarını hazırlamış. Devletin bir çok kurumuna girerek bilişim alt yapısını özel yazılımlarla gerçekleştiren Endersys Bilişim ve Inforcept Bilişim şirketleri bu daireler dışında başka resmi dairelerin de alt yapı yazılımlarını hazırladığı kaydedildi. Konunun uzmanı ve iki şirketin ortağı B.Ş. halı hazırda da halen TUBİTAK'ta görev yaptığı belirtildi.

B. Ş.'nin Yönetim Kurulu Üyesi olduğu iki şirket  ile ilişkileri ortaya çıktığı iddia edildi. İddiaya göre Şimşek, bu şirketler ile bağlantısını kesmek için girişimde bulundu.

Wikileaks'in casus teknolojileri satan firmalar listesinde yer alan ve Yönetim Kurulu üyeliğini B. Ş.'nin yaptığı Inforcept Bilişim şirketi hükümetlere casus teknolojileri sattığı da ortaya çıktı.

Wikileaks ve Privacy International sivil toplum kuruluşlarının yayınladığı casus teknolojisi satan şirketlere ait listede Emniyet Genel Müdürlüğü ve TÜBİTAK'a yazılımlar yapan şirket olan Inforcept Bilişim'de geçiyor. Wikileaks belgelerinde yer alan iddialara göre B. Ş.'nin Yönetim Kurulu Üyesi olduğu Inforcept Network isimli şirket telekomünikasyon firmalarına kolaylık sağlamak amacıyla geliştirdiği teknolojiyi aynı zamanda hükümetlere de satıyor. Nitekim şirketin internet sitesinde telekomünikasyon firmalarının yanı sıra devlet birimlerine sundukları hizmetlerle ilgili bir bölüm de yer alıyor.

Wikileaks ve ortak çalıştığı internet sitelerinin iddialarına göre bu teknolojiler internet ve telefondaki tüm görüşmelerin "DPI" yöntemiyle takip edilmesine imkan veriyor. Konuyla ilgili olarak uzmanlar "Bu teknolojiler neşter gibi. Cerrahın eline geçerse hayat kurtarır, kötü insanların elinde öldürür" açıklamasını yapıyor. Öte yandan The National gazetesi ise bu firma ile ilgili Inforcept'in en büyük müşterilerinin hükümetler ve telekomünikasyon firmaları olduğunu yazdı.

Greenkard nasil alinir;Püf noktasi

KILAVUZU ABRAMOWİTZ 
Fethullah Gülen'in 2008 yılında, aralarında eski CIA yöneticilerinin de bulunduğu nüfuzlu isimlerin referansı ile Yeşil Kart aldığı ortaya çıktı. Gülen'in başvuru sürecinde yaşananlar, ABD'deki FBI-CIA çekişmesini gözler önüne serer mahiyette. Zira FBI, Gülen'e Yeşil Kart verilmesine karşı çıkarken (Hatta Gülen'in avukatları bu nedenle FBI Başkanı Robert Mueller'e de dava açmış) CIA, Gülen'in Yeşil Kart alması için lobi yapmış. 

CIA'DEN REFERANS
 Yeşil Kart başvurularından sorumlu İçişleri Bakanlığı'na dava açan Gülen'in başvurusu mahkeme tarafından da ikna edici bulunmadı. Ancak bir süre sonra CIA'in referans mektuplarını lobi faaliyetleri ile desteklemesi sonucu Gülen, Yeşil Kart'ına kavuşabildi. Gülen için referans mektubu verenler arasında CIA eski başkan yardımcısı Graham Fuller ve CIA eski çalışanı George Fidas'ın yanı sıra ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz, Rum Ortodoks Kilisesi'nin ABD'deki Temsilcisi Alexander Karloutsos ve İslamcılık üzerine araştırmaları ile tanınan Proföser John Esposito gibi isimler bulunuyor.



Feto nun Ananas suyuna bandirilmis Pensilvanyadaki Cemaat Wc den:)))

15 Ocak 2014 Çarşamba

Takkeler-Cemaatler-Hiyanetler

Devlet içinde paralel yapı oluşturan Gülen inin lideri 'a ait telefon kayıtları gündeme bomba gibi düştü. Gülen'in cemaatteki önemli ağabeylerle yaptığı görüşmelerde, ağabeylerin özellikle büyük patronlarla ilgili bir çok konuyu Gülen'e sunduğu ve raporlar verdiği anlaşılıyor. Konuşmalarda Tüpraş'a maliye baskınının önceden paralel örgüt tarafından Koç'a haber verildiği, Bank Asya'ya el konmasını önlemek için BDDK'daki örgüt mensuplarının devreye sokulduğu, iş dünyasının ünlü isimlerinin, Fetullah Gülen'in gözüne girmek için adeta birbiriyle yarıştığı ortaya çıkıyor. Yıllardır dini cemaat lideri olarak tanınan ve her fırsatta dünyevi işlerle ilgisinin olmadığını savunan Gülen'in adeta paralel devlete liderlik yapması ise "Meğer Gülen cemaat hocası değil baronmuş" yorumlarına neden oldu. İşte o kayıtlardan satır başları... 

İhanet hizmeti

TÜPRAŞ'A BASKIN VAR KOÇUM  tedbirini alsın: Gülen'in bir abi ile yaptığı görüşmede, Mustafa Koç'un aile içinden teyit alarak cemaatin bir iftarına sponsor olduğunu teyit ediyor. Daha sonraki ifadelerde ise Gülen "Onlara yukarıdan bir tavır var. Mali şeyler karışık. Üzerlerine müfettiş salsalar bile bir şey yapamazlar" derken, telefonda görüştüğü abi ise "Teşekkür ediyorlar o hususta. Temas yapalım mı bu konularda" diye soruyor. Gülen ise "İyi olar ama Büyük Patron bilmesin" yanıtını veriyor. Bu diyalog ise TÜPRAŞ'a yapılacak mali denetimin cemaat tarafından bilindiğini ve Mustafa Koç'a iletildiğini gösteriyor. Konuşmanın devamında Uganda'da işletilemeyen bir rafineriden bahsedilirken bu rafinerinin işletmesinin Koç Holding'e verilmesi kararlaştırılıyor. 

Patronun kim Hoca!

BURASI HİZMET MÜESSESESİ 'nın vefası: Bir başka konuşmada ise Gülen'i arayan bir başka abi "Ali Sabancı ile beraberdim dün Hocam. Çok Selamları var. Sağlığınızı sıhhatinizi sordu. En çok da o arayıp sordu bu süreçte.Ceyda Hanım bir mektup verdi. O da o şekilde telefonla olmayabilir dedi" diye konuşuyor. 

CİNER'İN CEMAAT AŞKI: Sabancı konuşmasının devamında ise aynı abi " Bey'e uğradık bugün. Bir köşe yazarının menfi yazı yazma durumu vardı. Onu öğrenmiştik. Bizzat devreye girdi. 'Bu gazetede aleyhinize hiçbir şey çıkamaz. Hepsi bunların Hizmet Müessesesi... Büyüğümüzün (Fettullah Gülen) aleyhine bir şey çıkartmam" diye konuşuyor. 

BDDK'dan geçmez

PATRONLAR TOPLANTIDA!
Takvim'in iki gündür Papermoon Cemaati diye isim vermeden yazdığı ve stratejik ortaklık için Pensilvanya turlarına çıkan patronlar, Gülen'in telefon görüşmelerinde deşifre oldu. Aralarında Mustafa Koç, Ali ve Ceyda Sabancı, Turgay Ciner, Mehmet Nazif Günel'in bulunduğu isimler dün tam bir panik yaşadı. Gülen'le sıkı ilişki içinde oldukları ortaya çıkan patronlar dün bütün randevularını iptal ederken, onları arayanlar ise gün boyunca "Şu an toplantıdalar" yanıtını aldı. 

MEHMET NAZİF'E ÇİN KIYAĞI
Fethullah Gülen'in bir diğer konuşmasında, telefonun diğer ucundaki abi "Efendim bu Mehmet Nazif Günal Bey'in büyük bir işi vardı. Çinliler alacak gibiydi. Sonra başka iki işi onlara vermiş. O iş için tekrar davet aldık. O konuda nasıl yapalım. Gidelim mi Nazif Bey'le tekrar?" sorusunu soruyor. Gülen ise "Olabilir. Nazif Bey'i de sıkı tutmak lazım" diyerek büyük bir patron adına Çin'den bile iş bağlıyor. 

Fethullah Gülen bir istihbarat şefi mi?

OSMAN ABİ N'APTIN
Gündeme bomba gibi düşen telefon görüşmelerinde, Gülen'in sohbetlerinin yayınladığı herkul.org sitesini yöneten ve cemaat içinde önemli bir yere sahip olan Osman Şimşek de yer alıyor. Osman Şimşek'in bir konuşmada, "Bank Asya'yla alakalı bir Boşbakan'ın talimatıyla Bank Asya'ya girilme durumu vardı" ifadesinde Başbakan'dan boşbakan diye bahsetmesi ise büyük tepki gördü. 

Uganda'da İsrail parmağı

HOCA NE İŞ!
Gündeme turan Gülen'in telefon görüşmeleri Twitter'ı da salladı: 
 Hoca ne iş, dini bırakıp ticarete başlamışsın. 
 The Cemaat Corp. CEO Fethullah Gülen 
 Bunca telefon görüşmesi arasında hoca hangi ara namaz kılıyor. 
 Hocada iyi sabır varmış. Her mevzuyu zormuşlar adama. 
 Yıllardır hizmet ettiğim cemaatten ayrılıyorum. Fethullah Hoca'ya vicdanı suçtan dava açacağım. 
 Aldatıldık ey abilerim! 
 Bizim kurban bağışları mundar olur mu acaba? 
 Cemaat değil de TÜSİAD Genel Kurulu sanki. 

Hasan Sabbah bile solda sıfır kalır!

İsrail'e hizmet!

Paralel Devlet'in Yalova kaymakamı!

10 Aralık 2013 Salı

İstanbul'un 'Venedik'i olacak


Tuzla'da su kanalları ve denize  yapılacak adacıklarla "Venedik" modelinin uygulanacağı 840 yat kapasiteli  marinanın 2015 yılı mart ayında hizmete girmesi planlanıyor. 
 
İnşa çalışmaları süren Tuzla Marina projesi hakkında  bilgi veren Tuzla Belediye Başkanı ŞadiYazıcı, bu kapsamdaki bir projenin ilçeyi  dünya ölçeğinde bir cazibe merkezi haline getireceğini ifade etti. Yazıcı, Tuzla  Marina'nın, mimari yapısı ve içerisindeki fonksiyonel birimleriye dünyanın sayılı  marinaları arasında yer alacağını anlattı. 
 
En az 200 kişiye iş imkanı

 
  Tuzla Marina'nın, sosyal alanları ve 840 yat kapasitesi ile bir çekim  merkezi olacağını ifade eden Yazıcı, "Bu proje ile Tuzla'ya yılda 25 milyon iç ve  dış turizmden ziyaretçi bekliyoruz. Tuzla Marina, E-5 ve raylı sistem ile entegre  olacak ve ulaşım akslarının da merkezinde yer alacak. Tuzla Marina, vatandaşın  ekonomik yaşamına da büyük katkı sağlayacak. Marina projesi ile en az 2 bin 500  vatandaşa istihdam sağlanacak" diye konuştu. 
 
Marina, 2015'te hizmete girecek 
 
   Tuzla'ya dünya ölçeğinde bir proje kazandırmanın mutluluğunu  yaşadığını dile getiren Başkan Yazıcı, projenin, her ekonomik düzeyden insanın  faydalanacağı ve hem yerli hem yabancı ziyaretçilerin tercih edeceği fonksiyonel  bir yapıya sahip olacağını vurguladı. 
 
  Başkan Yazıcı, "İnşaat çalışmaları sürmekte olan ve ilk günden  itibaren duyan herkesin büyük heyecanla beklediği projenin 2015 yılı mart ayı  içerisinde tamamlanması planlanıyor" ifadelerini kullandı.