Vaizlikten emekli olmadığı halde sahte belgelerle yeşil pasaport alan, daha sonra pasaportu iptal edilen Paralel örgüt lideri Fethullah Gülen'in işçi sigortasının altından da tezgah çıktı.
Gülen'in, 1999'da ABD'ye kaçtıktan sonra SSK'dan "sahte" sigortalı gösterilmeye çalışıldığı anlaşıldı. 1994 yılında İzmir merkezli Nil A.Ş.'de "koordinatör" olarak sigortası yapılan Gülen, 1999 yılında ABD'ye kaçmasına rağmen, 2002 yılında aynı kurumda sigortalı olarak işe başlatıldı.
Yeşil pasaportunun iptal sürecinde memur değil işçi emeklisi olduğu tespit edilen Gülen'in işçi emekliliği de şaibeli çıkmış oldu. Bunun üzerine Gülen'in sigortası iptal edildi
6 Mart 2015 Cuma
5 Mart 2015 Perşembe
Ölüme yürüyen adam
Kızıyla birlikte sahaya çıkan taraftara, 20 bin kişi gözyaşlarıyla veda etti.
KIZIYLA YEŞİL SAHAYA ÇIKTI
Beşiktaş'ın 12 Mart'ta çıkacağı Jan Breydel Stadı'na 7 yaşındaki kızı Dina ile birlikte gelen Lorenzo Schoonbaert (41), Club Brugge'ün Mouscron-Peruwelz'e karşı oynayacağı maçı izledi ve ertesi gün de zehirli iğneyle 'uyutuldu'.
Tribünleri hınca hınç dolduran 20 bin kişinin duygu yüklü vedasıyla neye uğradığını şaşıran Lorenzo Schoonbaert, kızıyla birlikte bir süre stadın çimlerinde gezinerek taraftarlara el salladı.
20 YILDA 37 AMELİYAT
Son 20 yıl içinde 37 ameliyat geçiren ve doktorların "Artık yaşayamaz" dediği Lorenzo, kendisini 'Asla Yalnız Yürümeyeceksin' pankartlarıyla karşılayan taraftarları görünce, "Bu kadar dokunaklı bir veda beklemiyordum" dedi.
Açıklamanın sonunda, Lorenzo'nun bütün Brugge taraftarlarına şükranlarını sunduğu belirtilirken "Herkese çok teşekkür ederim. ASLA YALNIZ
YÜRÜMEYECEKSİN" şeklindeki mesajına da yer verildi.
Elizabeth'e selamlar
EL-Kaide Suudi Arabistanlıların kurduğu bir örgüttür. Usame Bin Ladin ve etrafı hep Suudi Arabistan vatandaşıdır.
Aynı şekilde IŞİD de Suudi Arabistan'dan gelenlerin hakim olduğu bir örgüttür.
Suudi Arabistan'ı kuranlar ve hala yönetenler İngilizlerdir. O halde hem El-Kaide hem de IŞİD İngiliz'dir. Ortadoğu'da İngiliz çıkarlarına çalışan iki örgüttür. Bu denklemi yıllardır yazıyoruz bu sütunlarda.
Geçen hafta Yazboz'da Türkiye'ye operasyona gelip Boğaz'da Kırmızı Yalı'da kalan İngiliz Ajan Kim Philby'i anlatmaştık. Babası John Philby de İngiliz ajanıydı. 1915'te Osmanlı'yı parçalamak için Irak-Ürdün arasında mekik dokumuş, son olarak Suudi Arabistan'da ortaya çıkıp Kral'ın sağ kolu olmuştu.
Mekke girişinde "Müslüman olmayanlar bu şehre giremez" yazıyordu. Yani Müslüman olmayanlara haram topraklardı orası. Suudi Kralı, İngiliz Ajan John Philby için çözüm bulmakta zorlanmadı.
Ona sakal bıraktırdı, cübbe giydirdi, adını da değişitirp "Muhammed" yaptı.
Sakallı-cüppeli John, "Muhammed" adını kullanarak Kral'ın desteği ile haram topraklarda elini kolunu sallayarak gezdi, insanları örgütledi. Osmanlı'dan kopuş sağlandıktan sonra Suudi Arabistan'a gelen tüm petrol şlirketleri artık İngiliz ajan John ile çalışmak zorundaydı. Nitekim de öyle oldu. İngilizler sakallı-cüppeli ajan gönderir, örgütler kurar, ortalığı kan gölüne çevirip istediğini alır. Bunu söyleye söyleye dilimiz kurudu. Bazıları "Fazla uçuyor ve hayal kuruyorsunuz" diyor. Bize "Sizin ki komplo teorisi, El-Kaide'yi İngilizlerin kurduğunu nasıl ispatlayabilirsin" diyenler bile çıkıyor. Haklılar, belgeyle konuşmak lazım. Sağolsun belge konusunda İngiltere Kraliçesi imdadımıza yetişti. Kraliçe'nin malı BBC dün bir haber yayınladı. Eymen Dean'ı tanıtıyorlar gururla o haberde.
Eymen Dean, Suudi Arabistan'da doğmuş, büyümüş, dini eğitimini tamamlamış.
Gitmiş El Kaide'yi kurmuş. Evet o El-
Kaide'nin kurucu üyelerinden biri. Aynen böyle diyor Kraliçe'nin yayın organı BBC.
Ve devam ediyor, iftiharla sunum yapıyor; "Eymen Dean aynı zamanda da İngiliz İstihbaratı MI6 ajanı" diye. Teşekkürler Kraliçe Elizabeth. Bize böylesine önemli bir belgeyi resmi yayın organından takdim ettiği için majestelerine sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Adamla ne güzel röportaj yapıp konuşturmuşsunuz öyle. IŞİD'de kafa kesen ve dünyaya CİHATÇI JOHN diye tanıtılan vatandaş da İngiliz ajanı çıkmıştı geçtiğimiz hafta. Eğer ABD'li bir yazar deşifre etmese El-Kaide kurucusu İngiliz Ajanı da ortaya çıkmayacaktı. Sırf bu deşifre olayı nedeniyle ajan Eymen dean'ı BBC röportajı ile kahraman ilan edip ödüllendiriyorlar. Lütfen bu tarz deşifrelerin devamını bekliyoruz.
Şu IŞİD'deki kurucu üye İngiliz ajanlarla yapacağınız röportajları da sabırsızlıkla bekliyorum. Afrika ve Ortadoğu'da Kralları koruyacak kadar yakınında olan İngiliz ajanlarını da mutlaka sıraya alın. Ve lütfen bizde de aramızda "Ahmet-Mehmet" adıyla gezen, örgütlerde, vakıflarda at oynatan içimizdeki İngilizlere de söz hakkı tanıyın BBC'de. El-Kaide'nin kurucu üyesi Suudi Arabistan doğumlu Dean'ın İngiliz ajanı olduğunu anlattığınız röportajı okurken film şeridi gibi bir çok konu geçti aklımdan.
Mesela geçtiğimiz hafta Yazboz'da gazeteci Obermayer'in çalışmalarını yayınlamaıştık.
Swisslekas belglerinde yansıyan skandalı anlatıyordu. "El Kaide'ye finansal destek sağlayan Suudi Prenslerin, bu yardımı aktarabilmek için imdadına yetişen İngiliz Bankası"nı anlatıyordu Obermayer. Maşallah hem kurucu ajanlar gönderiyorsunuz terör örgütlerine hem de para. Salı akşamı da Türkiye'de yeni bir organizasyona girmişsiniz. İngiliz elçiliğine Türkiye'de yaşayan bazı gazetecileri ve önemli isimleri davet edip ağırlmışsınız. "Aman aramızda kalsın, off the record bu toplantı" diye de tembihte bulunmuşsunuz. ABD elçiliği de bu davete ortakmış maşallah. Sürekli tekrarlanacak, bir ay İngiliz elçiliğinde diğer ay ABD elçiliğinde olacakmış bu özel ve gizli davet.
Ziyaretime gelen sizin davetlilerinizden biri anlattı sağolsun. El Kaide'ye kurucu üye ajan gönderdiniz. IŞİD'i kurdunuz.
Acaba Türkiye'de özel toplantılarda ne kuruyorsunuz? Çok merak ettim.
BBC'den açıklayın da aydınlanalım. Kraliçe
Elizabeth'e selamlar...
Aynı şekilde IŞİD de Suudi Arabistan'dan gelenlerin hakim olduğu bir örgüttür.
Suudi Arabistan'ı kuranlar ve hala yönetenler İngilizlerdir. O halde hem El-Kaide hem de IŞİD İngiliz'dir. Ortadoğu'da İngiliz çıkarlarına çalışan iki örgüttür. Bu denklemi yıllardır yazıyoruz bu sütunlarda.
Geçen hafta Yazboz'da Türkiye'ye operasyona gelip Boğaz'da Kırmızı Yalı'da kalan İngiliz Ajan Kim Philby'i anlatmaştık. Babası John Philby de İngiliz ajanıydı. 1915'te Osmanlı'yı parçalamak için Irak-Ürdün arasında mekik dokumuş, son olarak Suudi Arabistan'da ortaya çıkıp Kral'ın sağ kolu olmuştu.
Mekke girişinde "Müslüman olmayanlar bu şehre giremez" yazıyordu. Yani Müslüman olmayanlara haram topraklardı orası. Suudi Kralı, İngiliz Ajan John Philby için çözüm bulmakta zorlanmadı.
Ona sakal bıraktırdı, cübbe giydirdi, adını da değişitirp "Muhammed" yaptı.
Sakallı-cüppeli John, "Muhammed" adını kullanarak Kral'ın desteği ile haram topraklarda elini kolunu sallayarak gezdi, insanları örgütledi. Osmanlı'dan kopuş sağlandıktan sonra Suudi Arabistan'a gelen tüm petrol şlirketleri artık İngiliz ajan John ile çalışmak zorundaydı. Nitekim de öyle oldu. İngilizler sakallı-cüppeli ajan gönderir, örgütler kurar, ortalığı kan gölüne çevirip istediğini alır. Bunu söyleye söyleye dilimiz kurudu. Bazıları "Fazla uçuyor ve hayal kuruyorsunuz" diyor. Bize "Sizin ki komplo teorisi, El-Kaide'yi İngilizlerin kurduğunu nasıl ispatlayabilirsin" diyenler bile çıkıyor. Haklılar, belgeyle konuşmak lazım. Sağolsun belge konusunda İngiltere Kraliçesi imdadımıza yetişti. Kraliçe'nin malı BBC dün bir haber yayınladı. Eymen Dean'ı tanıtıyorlar gururla o haberde.
Eymen Dean, Suudi Arabistan'da doğmuş, büyümüş, dini eğitimini tamamlamış.
Gitmiş El Kaide'yi kurmuş. Evet o El-
Kaide'nin kurucu üyelerinden biri. Aynen böyle diyor Kraliçe'nin yayın organı BBC.
Ve devam ediyor, iftiharla sunum yapıyor; "Eymen Dean aynı zamanda da İngiliz İstihbaratı MI6 ajanı" diye. Teşekkürler Kraliçe Elizabeth. Bize böylesine önemli bir belgeyi resmi yayın organından takdim ettiği için majestelerine sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Adamla ne güzel röportaj yapıp konuşturmuşsunuz öyle. IŞİD'de kafa kesen ve dünyaya CİHATÇI JOHN diye tanıtılan vatandaş da İngiliz ajanı çıkmıştı geçtiğimiz hafta. Eğer ABD'li bir yazar deşifre etmese El-Kaide kurucusu İngiliz Ajanı da ortaya çıkmayacaktı. Sırf bu deşifre olayı nedeniyle ajan Eymen dean'ı BBC röportajı ile kahraman ilan edip ödüllendiriyorlar. Lütfen bu tarz deşifrelerin devamını bekliyoruz.
Şu IŞİD'deki kurucu üye İngiliz ajanlarla yapacağınız röportajları da sabırsızlıkla bekliyorum. Afrika ve Ortadoğu'da Kralları koruyacak kadar yakınında olan İngiliz ajanlarını da mutlaka sıraya alın. Ve lütfen bizde de aramızda "Ahmet-Mehmet" adıyla gezen, örgütlerde, vakıflarda at oynatan içimizdeki İngilizlere de söz hakkı tanıyın BBC'de. El-Kaide'nin kurucu üyesi Suudi Arabistan doğumlu Dean'ın İngiliz ajanı olduğunu anlattığınız röportajı okurken film şeridi gibi bir çok konu geçti aklımdan.
Mesela geçtiğimiz hafta Yazboz'da gazeteci Obermayer'in çalışmalarını yayınlamaıştık.
Swisslekas belglerinde yansıyan skandalı anlatıyordu. "El Kaide'ye finansal destek sağlayan Suudi Prenslerin, bu yardımı aktarabilmek için imdadına yetişen İngiliz Bankası"nı anlatıyordu Obermayer. Maşallah hem kurucu ajanlar gönderiyorsunuz terör örgütlerine hem de para. Salı akşamı da Türkiye'de yeni bir organizasyona girmişsiniz. İngiliz elçiliğine Türkiye'de yaşayan bazı gazetecileri ve önemli isimleri davet edip ağırlmışsınız. "Aman aramızda kalsın, off the record bu toplantı" diye de tembihte bulunmuşsunuz. ABD elçiliği de bu davete ortakmış maşallah. Sürekli tekrarlanacak, bir ay İngiliz elçiliğinde diğer ay ABD elçiliğinde olacakmış bu özel ve gizli davet.
Ziyaretime gelen sizin davetlilerinizden biri anlattı sağolsun. El Kaide'ye kurucu üye ajan gönderdiniz. IŞİD'i kurdunuz.
Acaba Türkiye'de özel toplantılarda ne kuruyorsunuz? Çok merak ettim.
BBC'den açıklayın da aydınlanalım. Kraliçe
Elizabeth'e selamlar...
4 Mart 2015 Çarşamba
Şaşırtan genetik araştırma! Ermenilerin yarısı Türk çıktı !
Ermenistan'da 2000 yılından bu yana sürdürülen Genetik Köken Araştırmaları ile ilgili bilgi veren Genetik Uzmanı Yrd.Dç. Dr. Osman Çataloluk, Ermenilerin yüzde 49'unun Türk-Kıpçak kökenli olduğunun ortaya çıktığını, bu durumdan rahatsızlık duyan Ermenistan Hükümeti'nin genetik çalışmalarını durdurduğunu öne sürdü.
Genetik Uzmanı Çataloluk, genetik çalışmalarının durdurulmasının nedeninin Ermenilerin yüzde 49'unun Kıpçak kökenli çıktığını, bunun önceden beri bilinen bir gerçek olduğunu, Ermenilerin bunu uzun süredir reddettiğini, özellikle Haylar 'Gerçek Ermeniler' ve Kıpçaklardan meydana geldiğini söyledi.
“GERÇEK ORTAYA ÇIKMAYA BAŞLADI”
Gerçeğin yeni yeni ortaya çıkmaya başladığına dikkat çeken Çataloluk, şu bilgileri verdi: ''Kişisel genetik araştırmalarında Gaziantep'ten başlayarak Sivas, Amasya, Tokat yoluyla Samsun'a inen buradan da Karadeniz kıyısı boyunca Gürcistan ve Ermenistan'a uzanan hatta genetik olarak yüzlerce R1b-M269 mutasyonuna rastlanmıştır. Bu mutasyonun oluştuğu tarih M.Ö. 4700 yıllarıdır. Bu tarih Subar-Sümer kavgasına denk düşer. Sümerlerden kaçan Subar protoTürk topluluğu Anadolu'ya geçerek burada dağılır. Bir kısmı da Karadeniz boyunca yerleşir. Kut/Gut, Hitit, İskitler ve ardılları olan Kıpçakların ataları bu protoTürk gruptur.Bu gerçek şimdi ortaya çıkmaya başlamıştır.”
“ERMENİSTAN ETNİK KÖKENİ TANIMLAMIYOR”
Öte yandan bugünkü Ermenistan topraklarında tarih boyunca çeşitli kavimlerin yaşadıklarını kaydeden Çataloluk, Armania sözcüğünün binlerce yıldır coğrafi bölgesel olarak tanımlandığını bu nedenle Ermenistan adının etnik bir kökeni tanımlamadığını yalnızca coğrafi bir terimi oluşturduğunu sözlerine ekledi.
Genetik Uzmanı Çataloluk, genetik çalışmalarının durdurulmasının nedeninin Ermenilerin yüzde 49'unun Kıpçak kökenli çıktığını, bunun önceden beri bilinen bir gerçek olduğunu, Ermenilerin bunu uzun süredir reddettiğini, özellikle Haylar 'Gerçek Ermeniler' ve Kıpçaklardan meydana geldiğini söyledi.
“GERÇEK ORTAYA ÇIKMAYA BAŞLADI”
Gerçeğin yeni yeni ortaya çıkmaya başladığına dikkat çeken Çataloluk, şu bilgileri verdi: ''Kişisel genetik araştırmalarında Gaziantep'ten başlayarak Sivas, Amasya, Tokat yoluyla Samsun'a inen buradan da Karadeniz kıyısı boyunca Gürcistan ve Ermenistan'a uzanan hatta genetik olarak yüzlerce R1b-M269 mutasyonuna rastlanmıştır. Bu mutasyonun oluştuğu tarih M.Ö. 4700 yıllarıdır. Bu tarih Subar-Sümer kavgasına denk düşer. Sümerlerden kaçan Subar protoTürk topluluğu Anadolu'ya geçerek burada dağılır. Bir kısmı da Karadeniz boyunca yerleşir. Kut/Gut, Hitit, İskitler ve ardılları olan Kıpçakların ataları bu protoTürk gruptur.Bu gerçek şimdi ortaya çıkmaya başlamıştır.”
“ERMENİSTAN ETNİK KÖKENİ TANIMLAMIYOR”
Öte yandan bugünkü Ermenistan topraklarında tarih boyunca çeşitli kavimlerin yaşadıklarını kaydeden Çataloluk, Armania sözcüğünün binlerce yıldır coğrafi bölgesel olarak tanımlandığını bu nedenle Ermenistan adının etnik bir kökeni tanımlamadığını yalnızca coğrafi bir terimi oluşturduğunu sözlerine ekledi.
Polis bilgisayarından himmet fişlemesi çıktı
Bingöl Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı İstihbarat Şube Müdürlüğü İdari Büro'ya ait bir bilgisayarda, paralel yapı döneminde 200'e yakın polis hakkında hazırlanan fişleme listesi bulundu. Hükümete yönelik 17-25 Aralık Operasyonları sonrası bilgisayarlarda başlatılan incelemeler sonucu silindiği belirlenen ancak geriye dönük çalışmayla kurtarılan fişleme listesinin 2013 -2014 yıllarına ait olduğu ve yaklaşık 200 polisi kapsadığı tespit edildi.
GEREKÇE HİMMET
Büyük kısmını polis memurlarının oluşturduğu fişleme listesinde polislerin fişlenme gerekçeleri, paralel yapının Emniyet teşkilatındaki alt kadro yapılanmasını gözler önüne seriyor. Listelerde polis memurlarının isimlerinin karşısında, 'Himmette eksiklik var', ’uzaklaştırılmalı’, 'kazanılır', 'tehlikeli', 'aktif katılımı var’, 'alkol alır, asi’, ’ihraç edilmeli’, ’aktif himmeti tam’, ’aktif rütbesi yükseltilmeli’, ’aktif yurt dışı bizden referanslı’, ’himmeti tam’, 'alkol alır, 'ailesinden problemli’, ’kızlara zaafı var, 'uzaklaştırılmalı’ ve ’bize yakın, kazanılmalı’ gibi fişlemeler yazdığı görüldü.
SORUŞTURMA BAŞLATILDI
Fişlenen polisler listesinde yer alan çok sayıda polis dün, Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Savcılığın, polislerin suç duyurusu üzerine inceleme başlattığı öğrenilirken, soruşturmanın ilerleyen safhasında Bingöl Emniyet Müdürlüğü'nün de idari soruşturma başlatacağı öğrenildi.
İnönü yüzünden istifa eden 9 AK Partili bakan
7 Haziran'da yapılacak genel seçimlerden 3 ay önce Anayasa'nın 114. maddesi gereği, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleştirme Bakanı Lütfi Elvan görevlerinden istifa etti. Adalet Bakanlığına Kenan İpek, İçişleri Bakanlığına Sebahattin Öztürk ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına Feridun Bilgin 6 Mart itibariyle göreve başlayacak.
3 saatin faturası 56 yıldır devam ediyor
Söz konusu 3 bakanın anayasal zorunluluk olarak seçim öncesi istifa etmesinin İsmet İnönü ve CHP ile ilgisi var. İsmet İnönü 1959’da Kayseri’ye giderken treni güvenlik sebebiyle 3 saat durdurulur. İhtilal olunca da darbeciler bunu unutmaz ve anayasaya “Seçime 3 ay kala Ulaştırma Bakanı görevi bırakır” maddesini ekler. Daha sonra Adalet ve İçişleri bakanları da listeye ilave edilir. 1961 Anayasası’ndaki bu 109’uncu madde, 1982 Anayasası’ndaki 114’üncü maddedir.
İnönü yüzünden istifa eden 9 AK Partili bakan
2002 seçimleri ile iktidara gelen AK Parti’nin dokuz bakanı anayasanın 114. Maddesi gereğince istifa etti. 2007 seçiminden önce Adalet Bakanı Cemil Çiçek, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım görevlerinden istifa etmişti. 12 Haziran 2011 tarihinde yapılan genel seçimlerden önce İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Adalet Bakanı Sadaullah Ergin, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım istifa etmişti. 7 Haziran'da yapılacak genel seçimlerden önce ise İçişleri Bakanı Efkan Ala, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleştirme Bakanı Lütfi Elvan görevlerinden istifa etti.
3 Mart 2015 Salı
Bursalı çiftçiyi zengin edecek bitki
Sağlık ve gıda sektöründe en çok aranan bitkilerinden biri olan yaban mersini, Bursalı çiftçilere bol para kazandıracak. Ana vatanı Amerika olan yaban mersini, Bursa’nın İznik ilçesinden sonra Orhaneli ilçesinde de üretilmeye başlayacak. Çiftçinin yüzünü güldürecek olan yaban mersini için bölgede, ihracat ve satış için kooperatif bile kuruldu. Az bir maliyetle üretimi yapılabilen yaban mersini, bu özelliği ile birçok çiftçiyi de cezbediyor.
Bir tavsiye üzerine yurt dışından 2 bin adet yaban fidanı alan ve dedesinden kalan 20 dönümlük tarlanın 3 dönümüne bin adet fidan eken Orhanelili Veteriner Ahmet Kahraman, “Dedemden kalan arazinin 3 dönümüne bunları diktim. Bu fidanlar, 1 yıl içinde mahsul vermeye başlayacak. İstanbul'dan gelerek İznik'te yaban mersini yetiştirenlerin para kazandığını gören köylüler de bu işe başlayarak kooperatif kurmuş. Şimdi yoğun üretim yapıyorlar. Dağ yöresinde ise ilk ben başladım. Yaban mersini, nemi ve asitli toprakları seven bir ürün. Yaban mersinini üzüm gibi yeşil olarak ya da kurutup kuru üzüm gibi de yiyebilirsiniz. Tatlı olan bu bitki, aynı zamanda tıbbi aromatiktir. Konservesi, kompostosu yapılabiliyor. Yaş pasta ve kek gibi unlu mamullerde kullanılabiliyor” diye konuştu.
Gıda ve ilaç sanayiinde yaban mersininin kullanıldığını bildiren Kahraman, “Yaprakları ve kurusu çay yapılıp içildiği zaman idrar yollarındaki ağrıyı kesiyor. Yaban mersini şeker hastalarının yiyebileceği meyvelerin başında geliyor. Şeker hastalığını tedavi edici özelliği var. Şeker hastalığından kaynaklanan görme bozukluklarında gözü kuvvetlendiriyor. Fazla yenildiği zaman yaşlılıktan kaynaklanan unutkanlıkları engelliyor” dedi.
Yaban mersinin Amerika’da 100 yıldan bu yana üretildiğini dile getiren Kahraman, şunları söyledi: “Kanada, Letonya, Litvanya gibi ülkeler de yaban mersini üretiyor. Bize gelen fidanlar, Polonya menşelidir. Yaban mersinine büyük talep var ama bölgemiz bunu bilmiyor. Yaban mersini çok iyi para kazandırır. Şu anda yaş yaban mersininin kilosu 20 liradan satılıyor. 3 dönüm yaban mersini üreten bir aile, başka hiçbir geliri olmadan çok rahat geçinebilir. Bu bitkinin üretimi ne kadar yaygınlaşırsa çiftçilerimiz o kadar para kazanır. Çünkü yaban mersine talep çok. Gıda firmaları ve ilaç sektörünün büyük talebi var. Yaban mersininin bakımı zor değil, masrafı fazla değil. Poşette olduğu için ekim ayı ile nisan ayları arasında yaban mersini dikilebiliyor. Ama diğer aylarda da dikilebiliyor.”
Bir tavsiye üzerine yurt dışından 2 bin adet yaban fidanı alan ve dedesinden kalan 20 dönümlük tarlanın 3 dönümüne bin adet fidan eken Orhanelili Veteriner Ahmet Kahraman, “Dedemden kalan arazinin 3 dönümüne bunları diktim. Bu fidanlar, 1 yıl içinde mahsul vermeye başlayacak. İstanbul'dan gelerek İznik'te yaban mersini yetiştirenlerin para kazandığını gören köylüler de bu işe başlayarak kooperatif kurmuş. Şimdi yoğun üretim yapıyorlar. Dağ yöresinde ise ilk ben başladım. Yaban mersini, nemi ve asitli toprakları seven bir ürün. Yaban mersinini üzüm gibi yeşil olarak ya da kurutup kuru üzüm gibi de yiyebilirsiniz. Tatlı olan bu bitki, aynı zamanda tıbbi aromatiktir. Konservesi, kompostosu yapılabiliyor. Yaş pasta ve kek gibi unlu mamullerde kullanılabiliyor” diye konuştu.
Gıda ve ilaç sanayiinde yaban mersininin kullanıldığını bildiren Kahraman, “Yaprakları ve kurusu çay yapılıp içildiği zaman idrar yollarındaki ağrıyı kesiyor. Yaban mersini şeker hastalarının yiyebileceği meyvelerin başında geliyor. Şeker hastalığını tedavi edici özelliği var. Şeker hastalığından kaynaklanan görme bozukluklarında gözü kuvvetlendiriyor. Fazla yenildiği zaman yaşlılıktan kaynaklanan unutkanlıkları engelliyor” dedi.
Yaban mersinin Amerika’da 100 yıldan bu yana üretildiğini dile getiren Kahraman, şunları söyledi: “Kanada, Letonya, Litvanya gibi ülkeler de yaban mersini üretiyor. Bize gelen fidanlar, Polonya menşelidir. Yaban mersinine büyük talep var ama bölgemiz bunu bilmiyor. Yaban mersini çok iyi para kazandırır. Şu anda yaş yaban mersininin kilosu 20 liradan satılıyor. 3 dönüm yaban mersini üreten bir aile, başka hiçbir geliri olmadan çok rahat geçinebilir. Bu bitkinin üretimi ne kadar yaygınlaşırsa çiftçilerimiz o kadar para kazanır. Çünkü yaban mersine talep çok. Gıda firmaları ve ilaç sektörünün büyük talebi var. Yaban mersininin bakımı zor değil, masrafı fazla değil. Poşette olduğu için ekim ayı ile nisan ayları arasında yaban mersini dikilebiliyor. Ama diğer aylarda da dikilebiliyor.”
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
