Ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ağustos 2017 Pazar

iyi haberler:Barajlar sehri

Diyarbakır artık barajlar şehri...

 tamamlanınca ’da 235 bin 123 hektar tarım arazisi suya kavuşacak. Son aşamaya gelen  ise ülke ekonomisine yıllık 1.3 milyar lira katkı sağlayacak

Güneydoğu Anadolu Projesi'nin (GAP) önemli ayaklarından biri olan ve 'da yapımı süren  ile Diyarbakır ve çevresinde büyük bir değişim gerçekleşiyor. Barajlar bölge insanının refah seviyesini yükseltirken, ülke ekonomisine de büyük katkı sağlayacak. Sulama anlamında Atatürk barajından sonra Türkiye'nin en büyük barajı olan Silvan Barajı'nın 2019'da tamamlanmasıyla birlikte 235 bin 123 hektar tarım arazisi suya kavuşacak, bölge insanı tarım işçisi olarak Batı illerine gitmek zorunda kalmayacak. GAP'ın vizyon projelerinden biri olan ve bitme aşamasına gelen  ise Siirt, Batman, Şırnak ve Mardin'e hayat verecek.

TERÖRE RAĞMEN DURMADI
 GAP kapsamında, Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nın talimatıyla Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nce 2003-2016 arasında Diyarbakır'da 3 milyar 379 milyon lira yatırım gerçekleştirildi. Bununla birlikte sulu tarıma geçişi sağlayarak vatandaşın refah seviyesinin yükseltilmesi için yoğun çalışmalar yapılıyor.
 Bu kapsamda Silvan Projesi'nin kilit tesisi olan 175.5 metre yüksekliği ile Atatürk Barajı'ndan sonra en büyük sulama barajı olma özelliğini taşıyan Silvan Barajı'nın yapımı, teröristlerin saldırılarına rağmen devam ediyor. Bu saldırılar nedeniyle yapımı 2 yıl geciken barajda 2019'dan itibaren su tutulmasına başlanacak. 6.5 milyar liraya mal olacak Silvan projesinin ülke ekonomisine yılda 1.1 milyar lira katkı sağlaması bekleniyor.


Sulama kanalları

GÖÇÜN DE ÖNÜNE GEÇECEK
 GAP'ın en önemli ayağı olan Silvan projesi 8 baraj ve hidroelektrik santrali ile 23 sulama tesisinden oluşuyor. Proje kapsamında Silvan, Ambar, Pamukçay, Kuruçay, Başlar, Bulaklıdere, Kıbrıs ve Karacalar barajları bölge insanının refah seviyesine yükseltirken, ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacak. Kulp Çayı üzerinde inşa edilen baraj Diyarbakır ovalarında 235 bin 123 hektar tarım arazisini suya kavuşturacak. Silvan barajının tamamlanmasıyla birlikte 305 bin kişinin istihdam edileceği belirtiliyor.
 Sulama ile birlikte daha önce Batı illerine göç eden tarım işçileri artık kendi arazilerinde çalışacak. Göçün önüne geçilecek. 160 megavat kurulu güç ile yıllık 681 milyon kilovatsaat enerji üretecek baraj, Türkiye ve bölge ekonomisine büyük bir katkı sunacak.


Ilısu Barajı

GAP'IN CAN DAMARI: ILISU
 Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından inşaa edilen GAP'ın vizyon projesi Ilısu Barajı ve HES'te de çalışmalar aralıksız sürüyor. Barajın yüzde 96'sı tamamlandı. Temelden 135 metre yükseklikte inşa edilen Ilısu Barajı ve HES ile yılda ortalama 4.12 milyar kilovat saat enerji üretilecek.
 GAP'ın can damarı olan Ilısu Barajı aynı zamanda Cizre Barajı'nın da yapımına imkân sağlayacak. 2 baraj tamamlandığında 1.2 milyon dekar arazi sulamaya açılabilecek.

4 BİN KİŞİYE İŞ İMKÂNI
Ilısu Barajı GAP'ın 2 ayağından birini teşkil ediyor. Toplam maliyeti 1 milyar euro olan Ilısu Barajı ve HES ile sadece elektrik enerjisi üretiminden ülke ekonomisine yılda 1.3 milyar lira katkı sağlayacak.
 Ilısu Barajı sulama ve enerji alanında ülke ekonomisine sağlayacağı katkı ile birlikte bölge insanının refah düzeyini de yükseltecek. Proje tamamlandığında 4 bin kişiye istihdam sağlayarak, aileleri ile birlikte 28 bin kişiye geçim kaynağı olacak.


Suruç Ovası

SURUÇ OVASI HAYAT BULDU
'nın  da sulama kanalıyla birlikte suya kavuşunca yeniden hayat buldu. Orman ve Su İşleri Bakanlığı Devlet Su İşleri tarafından Şanlıurfa'nın Suruç Ovası'nda 176 bin 550 dekar zirai alanı sulayacak olan Taşbasan Sağ Sahil şebeke inşaatı çalışmalarında sona yaklaşıldı. Proje ile Suruç Ovası'nda 102 bin 800 dekar alan sulamaya açıldı.
Projenin ana su kaynağını Atatürk Barajı oluşturuyor ve sulama işlemi sağ sahil ana kanalı vasıtasıyla gerçekleştiriliyor. Proje tamamlandığında bölge çiftçisinin dekar başına 339 lira gelir artışı elde etmesi, ülke ekonomisine ise yıllık 60 milyon lira katkı sağlanması hedefleniyor. Yaklaşık 86 milyon lira yatırım bedeli ile inşa edilen proje ile yaklaşık 35 bin 314 kişiye istihdam alanının açılması öngörülüyor.

22 Ekim 2016 Cumartesi

65 yaşındaki profesör yakit tasarrufu


Erciyes Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Görevlisi 65 yaşındaki Prof. Dr. Abdullah Çoban, motorlu araçlar için atık yağlardan katkı maddesi üretti. 2 sene büyük uğraşlar sonucu ürettiği katkı maddesiyle benzinli motorlarda yüzde 51, dizel motorlarda ise yüzde 36 tasarruf sağlamayı başaran Çoban, buluşunu daha da geliştirip patentini almak istiyor.

Dünyada böyle bir rakamla tasarruf sağlayan bir buluş olmadığını öne süren Çoban, "2 yılı aşkın yaptığım çalışmalar sonucunda benzinde maksimum yüzde 51 tasarruf sağladım, dizelde ise yüzde 36 civarında tasarruf sağladım. Burada yaptığım katkı maddesi atık yağlardan yapmış olduğum katkı maddesidir. Bunun için gördüğünüz bu motorlardan 20-25 tane motoru eskittim ve son aşamada ise artık motorların bozulma şansı kalmadı, çok rahat bir şekilde çalışıyorlar. 6.5 beygirlik normal bir motor 1 litre benzin ve normal yağ ile yaklaşık 80-90 dakika çalışmaktadır. Bu motorda hiçbir değişiklik yapmadan benzinin içerisine yüzde 1-yüzde 10 arasında katkı katıyorum. Yüzde 1 katkı ile motorumuz yüzde 51 tasarruf ediyor yani 90 dakika çalışan motorumuz 137 dakika çalışıyor. Benzer şekilde dizele aynı uygulamayı yapıyorum. Aynı katkı maddesini dizelde de kullanıyorum. Dizelde yaptığımda ise yüzde 36 oranında tasarruf sağlıyorum. Bu çalışmalarımı daha da geliştirmek için yük altında katkı maddesini denedim. Bu kez benzinli ve dizel jeneratörler aldım ve elektrikli kaloriferlere yüke bağladım. Benzinli jeneratörler 1 litre benzinle 40 dakika çalışıyordu ama katkıyı koyduğum zaman 60 dakika çalışıyor. Bu da yükte de çalışacağını doğruladı. Bu sefer arabalarda denedim" dedi.

21 Ekim 2016 Cuma

Akaryakıt ve yem sektörünün mucize bitkisi!

Sapları hayvan yemi olarak kullanılabilen aynı zamanda biyoyakıt üretilebilen ender bitkiler arasında yer alan sorgumun, "Farklı Tatlı Sorgum GenotiplerininÇukurova ve GAP Bölgelerinde Biyo-Etanol Üretim Potansiyellerinin Saptanması" projesiyle ekonomiye daha fazla katkı sağlaması hedefleniyor.
Doğu Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Çayır ve Mera Yem Bitkileri Şube Müdürü ve Proje Koordinotörü Doç. Dr. Celal Yücel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ülkenin petrol ürünleri bakımından dışa bağımlı olduğunu, bu durumun meydana getirdiği stratejik hassasiyetin dış ticaret açığında önemli bir paya sahip olduğunu söyledi.
Yücel, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun aldığı kararla piyasaya akaryakıt olarak arz edilen benzin türevlerinde en az yüzde 3 oranında biyoetanol ilave edilmesinin yasal zorunluluk haline getirildiğine dikkati çekerek, sorgum bitkisinin Türkiye'de ekonomik olarak yetiştirilebileceği alanları ile uygun yetiştirme genotiplerinin (soy yapıları) belirlendiğini aktardı.
Doğu Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsünde, TÜBİTAK destekli projeyle ıslahı yapılan sorgumdan benzinin katkı maddesi biyoetanol üretiminin yanı sıra bitkinin saplarıyla da Türkiye'nin kaba yem açığının kapatılması hedefleniyor. Proje koordinatörü Doç. Dr. Yücel "Sorgumla Türkiye benzin ham madde ihtiyacını karşılayabilecek duruma gelecek. Biz bu şekilde hem biyoetanol elde edeceğiz hem de geri kalan saplarla da büyükbaş hayvan yemi olarak Türkiye'nin kaba yem açığının kapatılmasına katkı sağlayacağız" dedi.
"TÜRKİYE HAM MADDE İHTİYACINI KARŞILAYACAK"
Enstitüde TÜBİTAK'ın da desteklediği projeyle yurt içi ve dışındaki değişik kaynaklardan temin ettikleri, çoğunluğu tescillenen 49 ticari çeşit tatlı sorgum genotipinin AdanaŞanlıurfaSamsunve ABD'deki birer üniversiteden de uzmanların yer aldığı 30 araştırmacıyla dikim ve hasat çalışmalarına devam ettiklerini anlatan Yücel, şöyle devam etti:
"Çukurova ve GAP bölgesinde biyoetanol potansiyelini saptanması amacıyla çalışmalar devam ediyor. Şu anda Adana'da hasat yapılıyor. Proje sayesinde 3-4 hedefi aynı noktada birleştirmek istiyoruz. 100 günde yaklaşık bir dekardan 600 litre etanol elde edeceğiz. Bu bitki günde 5 santimetre büyüyerek 5 metreye kadar uzuyor. Bir sapın ağırlığı 2 kilogram ve dekarda 15 bin adet bitkinin olduğunu düşündüğümüz zaman 25-30 tonu getirecek potansiyele sahip genotipler yetiştirdik. Sorgumla Türkiye kendi benzin ham madde ihtiyacını karşılayabilecek duruma gelecek. Biz bu şekilde hem biyoetanol elde edeceğiz hem de geri kalan saplarla da büyükbaş hayvan yemi olarak Türkiye'nin kaba yem açığını kapatılmasına katkı sağlayacağız."
Doç. Dr. Yücel, tarladan kesilen bitkinin özel bir makinde suyunu sıkarak şıra elde ettiklerini, şıraların da fermante edilerek laboratuvar ortamında biyoetanolo dönüştürüldüğünü vurguladı. Yücel, "Öz suyu sıkılan bitkilerden geriye kalan saplar ise hayvan yemi olarak kullanılacak. Türkiye'de yaklaşık 30 ton kaba yem ihtiyacı var. Dekardan 8-10 ton kaliteli kaba yem elde edilebilecek. Sorgumu hem şeker, hem benzin ham maddesi, hemde yem sektöründe kullanabilirsiniz." diye konuştu.
"SERİ ÜRETİME GEÇİLECEK"
Türk araştırmacılar olarak bitkinin GAP veya Çukurova bölgesindeki adaptasyon çalışmalarını sürdürdüklerini anlatan Yücel, projenin TÜBİTAK tarafından sonuçlandıktan sonra seri üretime geçileceğini, sorgumun ülkenin güney bölgelerinde adapte olacağının düşünüldüğünü dile getirdi.
Özellikle sıcak bölgelerde buğday hasadından sonra ikinci ürün koşullarında bu bitkinin üretimine devam edileceğine işaret eden Yücel, şunları kaydetti:
"Yaklaşık ne kadar buğday üretiliyorsa, bu alanlardan da o oranda sorgum dikilecek ve üretimi yapılabilecek. Proje bittiğinde ise hizmet veren 3 özel şirket geliştirilen sorgumları alarak üretime geçmek istiyor. Bu bitki gerçekten Mısıra göre hem karlı hem de çok ekonomik. Benzin ham maddesi genellikle nişasta bazlı mısır tanesinden elde ediliyor. Mısırın sorguma göre maliyetinin daha fazladır. Dekardan yaklaşık 15 ton bitki elde ediliyor. Bunun yarısının da öz suyu alınıp geriye hayvan yemi olarak kullanılabilecek."

5 Ekim 2016 Çarşamba

Türkiye’nin en büyüğünü kurdu Hünnap bahceleri

Bölgedeki iklime çok iyi şekilde uyum sağlayan hünnapların kilosunu 4 liradan satan Ahmet Karan, “Rüyadan sonra elmayı söktük. Hünnapı diktik. Hünnapta ilaçta kullanmıyoruz. Kendisi de ilaç gibi meyve. Çoğu elma olmak üzere meyvelerimizi söktük. Şimdi hünnap dikiyoruz. 80 dekara ulaştık şu anda. 250-300 dekarı bulmak istiyoruz" dedi.

Yaklaşık 300 dönümlük çiftliğinin bulunduğu mevkideki don olayları ve dolu yağışlarından dolayı ürün kaybı yaşayıp istediği şekilde kar edememesi üzerine meyvecilikten ümidini kestiğini anımsatan Boğaziçi Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu evli ve 4 çocuk babası Karan, “2010 yılında bir rüya gördüm. Bana bir ses 'daha ne duruyorsun. Bütün tarlaların kenarlarına hünnap diksene' diye şiddetli bir şekilde ikaz etti. Ciddi bir rüyaydı. Ben uyandım rüyadan. 3 bin, 4 bin yıldır hünnap meyvesinin Çin, Türkistan, Sincan gibi bölgelerde çok ciddi anlamda tarımının yapılıp, insanların bunu tıbbi bir bitki olarak şifa amacıyla, detoks amacıyla, vücutlarındaki sıkıntıları gidermek, aldıkları ilaçların etkisini hafifletmek hatta gençleşmek adına tükettiklerini okudum. Her ne kadar Türkiye'de tanınmıyorsa da çok ciddiye aldım. Her sene 25-30 dekar kadar dikmekteyiz. Yani meyvecilikteki benim hayal kırıklığım hünnapla tam tersine döndü" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bir gezi dönüşü uçakta gazetecilere "Bizim evden hünnap hiç eksik olmaz" sözleriyle hünnap ikram ettiğini hatırlatan Karan, bu sözlerin kendisini de heyecanlandırıp teşvik ettiğini, hazırladığı paketlerden Erdoğan'a da gönderdiğini sözlerine ekledi.

Hünnapın faydaları

Hünnap pektin, tanen, müsilaj, şeker ve C vitamini ihtiva ediyor. Hünnap, reçel ve sirke yapımının yanı sıra bitkisel ilaç olarak da kullanılıyor. Hünnabın, astım ve solunum sistemi hastalarına çok faydalı olduğu, balgam sökücü ve öksürük kesici özelliği olduğu biliniyor. Kanı temizleyip bağırsakları çalıştıran hünnap, streste vücudun kendini tekrar inşa etmesini hızlandırıyor. Nezle ve soğuk algınlığına karşı direnci artıyor. Şekeri dengeliyor. Zihni ve bedeni yorgunluk, zafiyet, Ağrı kaynaklı uykusuzluk durumlarında insana güç veriyor ve ateşi de düşürüyor. Uzmanlar her Sabah 3 hünnap yemeyi tavsiye ediyor

8 Haziran 2016 Çarşamba

Anadolu'nun ikinci "bor"u gösterilen 'kalsit'

Kalsit üzerinde TÜBİTAK destekli Ar-Ge çalışmaları artarak sürüyor. Kristalleşmiş kalsiyum karbonat olan kalsit minerali bakımından Anadolu, dünyanın gözünü diktiği bir yer. Anadolu girişimcisi Niğtaş Grup'un sahipleri Sakin Aruk ve Hamdi Aruk minerali hayvan yemi olarak üretmeyi başardı. Çiftlik hayvanları için organik özelliği taşıyan gübre ile hayvanların boyu ve iskelet yapısı hızla gelişti. Kısa zamanda hayvanların vücut ve kas yapısını güçlendiren gübre için seri üretim yolda. Türkiye'nin saf kalsit rezervlerinin bulunduğu Niğde'deki Niğtaş tesislerine misafir olduk.


40 ÜLKEYE İHRACAT
Sakin Aruk, Türkiye'nin lider kalsit üreticisi olduklarını ve 40 ülkeye ihracat yaptıklarını söyledi. Aruk, birçok ülkede kalsit olduğunu fakat kristtalleşmiş saf kalsitin sadece Türkiye'de olduğunu söyledi.


TÜBİTAK ile Ar-Ge çalışması
Niğtaş bünyesinde 30 kişilik Ar-Ge ekiplerinin bulunduğunu açıklayan Sakin Aruk, bu çalışmalara 2009 yılında TÜBİTAK desteğiyle başladıklarını anlattı. Şu anda 100'e yakın kalsit ürünlerinin bulunduğunu ifade eden Aruk, Ar-Ge ekiplerinin çalışmalarıyla hem ürün çeşitliliğini hem de katma değeri yüksek ürün sayısını artırmaya devam ettiklerini açıkladı. Aruk, Niğtaş olarak etik değerlerinden ve kaliteden hiçbir zaman ödün vermediklerini kaydetti.

13 Aralık 2015 Pazar

ÇEK de yeni SİSTEM

Türkiye Bankalar Birliği (TBB), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Kredi Kayıt Bürosu (KKB) işbirliğinde hayata geçirilen karekodlu çekin, karşılıksız ya da sahte çek olaylarını sona erdirip ticarette güveni yeniden sağlayacağı bildirildi.
Ege Bölgesi Sanayi Odası, Kredi Kayıt Bürosu ile birlikte reel sektörün karşılıksız çek mağduru olmasını önleyecek karekodlu çek kullanımının iş dünyasına getirdiği yenilikleri ortaya koyan bir seminere imza attı. EBSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erdoğan Çiçekçi, kötü niyetli kişilerin malı aldıktan sonra çekleri ödemediklerini, piyasada bunun bilinmesine rağmen bankaların aynı kişilerin diğer firmalara verdiği çeklere vadesi gelmediği için karşılıksız işlemi yapmaması nedeniyle mağduriyetin büyüdüğünü hatırlattı. Çiçekçi, çözüm arayışlarına girişildiğini söyledi.
“ÇEKİN İTİBARI TARTIŞILMAYA BAŞLANMIŞTI"
Çiçekçi, geçen 15 Haziran'da kamuoyuna duyurulan karekodlu çekle karşılıksız çek sayısının azaltılması ve çek sahtekarlıklarının önüne geçilmesinin amaçlandığını belirtti. Çiçekçi, bu uygulamanın ticari hayata güven ve disiplin getireceğini vurgulayarak şunları söyledi: “Karşılıksız çekte hapis cezasının kaldırılması ile birlikte kötü niyetli kişilerin piyasaya dahil olmasıyla karşılıksız çek adedi ve tutarında ciddi artış meydana gelmişti. Bu durum her geçen gün mağduriyet oluştururken, çekin itibarı da tartışılmaya başlandı. Bu farkındalık içerisinde, TOBB ile Kredi Kayıt Bürosu arasında 1 Mart 2013 tarihinde imzalanan protokole istinaden oda ve borsa üyelerimizin kendilerine ait çek ve risk raporlarına ulaşmaları ve bunları isterlerse üçüncü kişilerle paylaşmaları mümkün hale getirildi. Sorunların devam etmesi karşısında bu kez Türkiye Bankalar Birliği, TOBB ve KKB işbirliğinde karekodlu çek uygulaması hayata geçirildi."


“GÖRÜNTÜYE DEĞİL BİLGİYE BAKIN"
Kredi Kayıt Bürosu Genel Müdürü Kasım Akdeniz, karekodlu çek uygulamasının hem keşidecinin hem de alacaklının haklarını güvence altına aldığını belirtti. Güven telkin etmek amacıyla lüks otomobil ve şık giyimin öne çıktığını anlatan Akdeniz, “Ben adamı gözünden tanırım" öngörüsünün de bazen işe yaramadığını söyledi. Akdeniz, çek konusunda şöyle konuştu:
“Binlerce liralık malınız gittikten sonra bir de bakmışsınız gerçekte öyle bir şirket yok, araçlar da günübirlik kiralanmış. 1 milyon 500 bin civarındaki çek keşidecisinin 317 bininin halen ödenmemiş en az bir çeki bulunuyor. Bunlardan 238 binin elinde daha önce aldığı ve halen keşide edilmemiş boş çek yaprağı göz önünde bulundurulmalı. Her ay ortalama 20 bin kişinin çeki karşılıksız çıkıyor ve bundan birçok kişi zarar görüyor. Bu 20 bin kişinin geçmiş çek ödemelerine bakıldığında yaklaşık yüzde 80'inin geçmişte de çeklerinin karşılıksız çıktığı görülüyor. Çekin ödenmemesi KOBİ'lerin yıkımıdır. Bu kişilerin çekleri kabul edilmeden önce çek raporlarına bakılması halinde olumsuz ödeme geçmişinin görülmesi ve olası zararların önlenmesi mümkün. Bu nedenle karar verirken görüntüye değil bilgiye bakın."
GÜVEN SAĞLAYACAK
Çekin sermayeyi paylaşmak anlamına geldiğini vurgulayan Akdeniz, karekodlu çek uygulamasının hem keşidecinin hem de alacaklının haklarını güvence altına aldığına dikkat çekerken, “Güvenli ticari hayatın yolu vadeli mal satılan kişileri tanımaktan geçiyor. Karekodlu çek sayesinde muvafakat en baştan alınmış oluyor. Çekin sahte olup olmadığı, keşidecinin geçmiş performansı görülüyor. Keşideci de artık kredibilitesinin fiyata ve vadeye yansımasını istiyor, bilgilerini paylaşıyor. Karekodlu çek, bu bilgiye güvenli ve hızlı ulaşımı sağlayarak ticarette güvenin simgesi olacak ve çekte itibar sağlayacak. Sistemi kullanırsak reel sektörde bankaların hacmine ulaşırız. Güven arttıkça ticaret hacmi, üretim ve istihdam artar. Güveni artırmak da şeffaflıkla olur. Karekodlu çekte sistemin tüm altyapısı çalışıyor, ihtiyaç olan tek şey reel sektörün farkındalığıdır" dedi.
SİSTEM NASIL İŞLİYOR?
Akıllı cep telefonlarına indirilen uygulama sayesinde çekin doğruluğu ve keşidecinin geçmiş çek ödeme alışkanlığı saniyeler içinde görülebiliyor. Keşidecinin geçmişine ayna tutan bu yapı ile karşılıksız çek riski yüzde 80 azaltılabiliyor. Bunun için çeki alan kişinin, çek yaprakları üzerinde yer alan karekodu, akıllı telefonuna indireceği Findeks Mobil Uygulamasına üye girişi yaparak okutması yeterli oluyor. Böylece çek bilgileri ile keşidecinin kimliğine ilişkin bilgi o an ekrana yansıyor. Hemen ardından alınabilen Karekodlu Çek Raporu sayesinde, keşidecinin daha önce düzenlediği çeklerden ödenen, arkası yazılan ve sonradan ödenen çeklerin adetsel ve hacimsel oranları yüzde olarak görülebiliyor. Aynı zamanda çek üzerindeki bilgilerde herhangi bir silinti, kazıntı, tahrifat veya bir başka kimyasal sahtecilik durumu tespit edilerek henüz zarar oluşmadan önlem alınmış olunuyor.

1 Aralık 2015 Salı

Rus Maxim

Herkes bilmiyor ama Türk şirketleri başta Moskova olmak üzere Rusya’da büyük işler yapıyor. Birkaç yıl önce tamamlanan Moscow City gökdelenini Renaissance Construction adlı Türk şirketi inşa etmişti. Rusya’da yüzün üzerinde Türk inşaatçılık şirketi faaliyet gösteriyor. Birçok prestijli yapı ve aralarında Soçi’deki olimpiyat tesislerinin de bulunduğu binaların bir bölümü Türk şirketlerinin imzasını taşıyor. Tıpkı Duma’nın tadilatında, Moskova – St. Petersburg otoyolunun yenilenmesinde ve yeni St. Petersburg hava limanı terminalinde olduğu gibi.
TURİZMDE TÜRKİYE'NİN YERİ DOLDURULABİLİR Mİ? 
Maksim bundan böyle nasıl para kazanacağını, 4,5 milyon Rus ise parasını artık nerede harcayacağını düşünüyor. Geçen yıl 4,5 milyon Rus Türkiye’de tatil yapmıştı. Türkiye’ye hayran kalmayanına da rastlamadım. Ruslar Türkiye’yi çok seviyor. Ya da seviyorlardı. Peki ya şimdi? Moskova sokaklarında sorduğumuz genç bir Rus kadın, 'Ne yapalım, biz de Kırım’ı deneriz. Türkiye tabii ki çok daha güzel ama elden ne gelir ki?' diyor.
İsrailli turizmciler Türkiye’den doğacak boşluğu doldurmak için kolları sıvamışlar. Moskova’nın bütün kavşakları Ölüdeniz meraklılarını cezbedici reklam panolarıyla dolu. Tel Aviv ve Kudüs cazibe merkezi olma yolunda. 'İsrail’in Rusça konuştuğu' çoktandır herkesin malumu.
En büyük seyahat organizatörlerinden Tez Tour’un sözcüsü Larisa Akhanova ise Türkiye’ye gerçek alternatif bulmanın son derece zor olduğunu söylüyor. Akhanova DW mikrofonlarına şöyle konuşuyor: 'Rusya’daki oteller yetmiyor. Bu kadar Rus’un aynı zamanda ülkesinde tatil yapabilmesini sağlayacak altyapıdan yoksunuz.'
Akhanova diğer seçeneklerinin Kıbrıs, Abu Dabi ve Tunus olabileceğini, Moskova ve St. Petersburg’da yaşayanların ise Almanya’yı tercih ettiklerini sözlerine ekliyor. Rus turistlerin seyahat ettikleri ülkeler arasında Mısır ve Türkiye’den sonra Almanya geliyor. Moskova ile Berlin arasındaki uçak yolculuğu 2,5 saat sürüyor. Biletler de oldukça ucuz.
BİRÇOK BRANŞI ETKİLEYECEK
Maksim ve onun durumda olanları rahatsız eden kararnameye dönelim. 1 Ocak’tan itibaren vizesiz yolculuk yapılamayacak. Charter seferleri de iptal edilecek. Tarifeli uçak seferleri (şimdilik) uygulama kapsamına girmiyor. Aksi takdirde Türk Hava Yolları her gün 88 seferi iptal etmek zorunda kalırdı. Türk mallarına da ambargo geliyor. Narenciye, domates, tekstil ürünleri ve otomobil parçaları Rusya’ya giremeyecek. Bazı yerel makamlar yaptırımları daha yasalaşmadan uygulamaya başlamış bile. Radyodan, Türk TIR’larının Beyaz Rusya sınırında bekletildiğini ya da Krasnodar’daki 39 Türk işadamının seyahat belgelerinde usulsüzlük olduğu gerekçesiyle kapı dışarı edildiğini öğreniyoruz.
İzvestia gibi devlet güdümlü Rus gazeteleri ise yatıştırmaya çalışıyor: 'Sanıldığı kadar kötü değil. Zaten kimse fark etmiyor.'
Rusya Tarım Bakanı da “Türkiye’nin Rusya pazarından çıkmasını vatandaşlarımız hissetmeyecek, bundan böyle Azerbaycan, Özbekistan, Fas ve İsrail’den ithalat yaparız” diyor.
Özbek üzümü daha tatlı, Fas domatesi de daha sulu olabilir. Ama Maksim işsiz kaldıktan sonra neye yarar? Maksim kaderci felsefesini şöyle dile getiriyor: 'Efes yasaklanır ve Rusya’da yüzde 17 oranında daha az bira içilirse ne olur? Az buz şey değil. Yoksa yeniden daha fazla votka içmeye mi başlarız?'"

29 Kasım 2015 Pazar

Dünya devlerine 'simitçi sponsor'

Yurtdışında 300- 400 mağazalık dev satın almalara hazır olduklarını anlatan Abdullah Kavukçu, şirketin dış piyasa hamlesini büyük bir futbol sponsorluğuyla destekleyeceklerini söylüyor.
ŞENAY KÖŞDERE
senay.kosdere@aksam.com.tr
Simit Sarayı’nın hikayesi bundan 13 yıl önce başladı. Mecidiyeköy’de açılan mütevazı simit dükkanı konsepti kısa sürede o kadar tutuldu ki bir süre sonra etraf simitçiden geçilmez oldu. Yıllar içinde markanın, konseptin onlarca farklı versiyonunu gördük. Kimi açıldı, yürütemedi, kapandı; kimi birkaç mağazayla kaldı. Bu arada Simit Sarayı ise bambaşka bir noktaya doğru yol aldı. Önce yurt geneline, sonra dünyaya yayıldı. Öyle ki Türk markaların yanına bile yaklaşamadığı New York 5’inci caddede bile kendine yer buldu. 2 sene önce ise Simit Sarayı ciddi bir yabancı satışıyla gündeme geldi. Olmadı, satış direkten döndü. O gün bugündür, şirket ‘ne zaman yabancıya satılacak’ diye bekleniyor. Ama Simit Sarayı cephesinde artık durum çok farklı. İcra Kurulu Başkanı Abdullah Kavukçu, “Simit Sarayı’nın satışını konuşanlar, asıl bundan sonra nasıl satın almalar yapacağız ona baksınlar…” diyor. İlk büyük satın almanın İngiltere’de olacağının, bu arada da THY'nin yolundan gidip bir dünya çapında bir futbol takımına sponsor olacaklarının sinyallerini veriyor.
KEŞKE BİZİM BAŞKANIMIZ OLSA
2015 zor bir yıl oldu… Şimdi bir de Rusya krizi gündemde. Nasıl değerlendiriyorsunuz son gelişmeleri?
Türkiye’nin 10 yıllık serüvenine bakmak lazım. Bu ülke 1 milyar dolara muhtaç bir ülkeydi. Bugün baktığımızda ülkenin geldiği nokta çok farklı. Milyar dolarlık şirketler var. Türkiye’nin elinde olmayan bazı dış kaynaklı sorunlar olduğu doğru. Ama bu krizlerden eskiye göre çok daha az etkileniyoruz. Ben çok umutluyum. Bizim çok iyi siyasetçilerimiz var. Bunu dışa açıldıktan sonra çok daha iyi gözlemleme fırsatımız oldu. Çoğu ülkede, ‘Keşke Tayyip Erdoğan bizim ülkemizin başkanı olsaydı’ söylemleriyle karşılaşıyoruz. 
BU YIL SONU 17 ÜLKEDE OLACAĞIZ  
Sizin Rusya’da mağazanız var mı?
Yok. Ama olacak. Dünya markası olmak istiyorsak dünyanın her yerinde olacağız. Ama bunların zamanları var.
Nasıl şu anda yurtdışı açılımınız?
Bu yıl sonu itibarıyla 17 ülkede oluyoruz. Avrupa’da New York’da, Suudi Arabistan’da bir de Londra’da varız. Londra’da 7 mağazamız oldu, Suudi Arabistan’da 25, Hollanda’da 20 tane mağazamız var. Ve artık şirketimiz Türkiye’den çok yurtdışında büyümeye başladı. 2 yıla kadar da yurtdışındaki mağazalarımızın sayısı Türkiye’yi geçecek. Gıdada aslında o kadar iyi bir noktadayız ki ülke olarak, Türkiye’de iş yapmak dünyada farklı ülkelerde iş yapmaktan daha zor. 
BİRDEN 300-400 MAĞAZA ALIRIZ
Yurtdışı büyümenizi hızlandıracaksınız o halde… Hangi ülkeler var sırada?
Sırada Viyana ve Azerbeycan var. Uzakdoğu da düşünüyoruz ama biraz erken sanırım. İran pazarına bakıyoruz. Amerika’dan çok ciddi teklifler var.  2016’da ülke sayımız 18'e çıkacak. Almanya’da 6 tane mağazamız var. Ama 300-400 mağazaya ulaşacağız. Gideceğiz bir şirketi satın alacağız, o mağazaları bir anda Simit Sarayı olarak göreceksiniz. İnsanlar Simit Sarayı’nın satışını düşünüyor ama bundan sonra asıl biz nasıl satın almalar yapacağız ona baksınlar.
İlk satın alma nerede olacak?
Londra’da 22 mağazası olan bir grupla satın alma konuşuyoruz. Son aşamaya geldik. Oradaki mağaza sayımız birden yükselecek.
Orta vadede mağaza sayısı hedefiniz ne?
Bu seneyi 457 civarında sözleşmeli mağaza ile tamamlayacağız. 2018 hedefimiz ise toplam 1.000 mağazaya ulaşmak.
BİR THY DEĞİLİZ AMA İNŞALLAH OLACAĞIZ
Türkiye sizi Arda Turanlı reklamlarınızla anıyor. Büyüme hamlesiyle beraber, yeni bir tanıtım hamlesi de olacak mı?
Şimdiye kadar yurtdışında reklam politikamız başlamamıştı, 2016 yılında başlıyor. THY bunu gerçekten çok güzel yapıyor. Biz bir THY değiliz ama inşallah olacağız. Hedefin ne diye sorarsanız, Türkiye’nin en büyük şirketi olma hedefim var. Biz 2 sene önce bir ortaklık anlaşması yapacaktık yapmadık. Şimdi Simit Sarayı çok farklı yerlere geldi. Önümüz çok açık. Bu doğrultuda yurtdıışında bize de yakışacak bir futbol takımına sponsor olma planımız var. Şu anda görüşmelerini de yapıyoruz zaten. Ciromuzun yüzde 2’sini reklam bütçesine ayırdık.
Eataly'nin Türk versiyonunu tüm dünyaya yayacağız
Peki satış, halka arz tamamen rafa mı kalktı? 
Bizim asıl hedefimiz bir gıda fonu olmak. Satış yapsak da halka arz yapsak da oradan gelecek kaynağı gıda fonu olmak için kullanacağız. İlerisi iyi görünen Türk gıda markalarını aynı çatı altında toplamak istiyoruz. Türkiyede önü açık, büyüyebilecekçok marka var. O markalarla beraber ortak yatırımlar yapıp onları yurtdışına götürmek istiyoruz. Gıdayla ilgili farklı konseptler düşünüyoruz. Bizim farklı bir kültürümüz var. Yurtdışında 5 bin metrekareye sadece Türk markalarının olduğu mağazalar açmayı planlıyoruz. Eataly'nin Türk versiyonu gibi diyebiliriz.
Asgariden fazla vereceğiz
Asgari ücretin 1300 TL'ye çıkması sizi etkiler mi?
Hükümet bune ne destek verir, ne vermez bilmiyoruz. Ama biz kendimizi buna göre ayarladık. Şu anda da franchise’lar haricinde kendi bünyemizde mevcut asgari ücretin üzerinde veriyoruz. 1 Ocak’tan sonra da yine 1300 TL’nin üzerinde olacak. Biz paylaşarak büyüme modelini tercih eden bir şirketiz. Dünya artık bu şekilde büyüyor, biz de böyle büyümeliyiz. Prim sistemini devreye almalıyız, şirket kazandıkça çalışan da kazanmalı.
2016 sürprizi: LÜKS DÖNERCİ
Türk kültürüne dair başka lezzetler de olacak mı sırada?
Yılbaşında yeni bir döner markamız geliyor. İsmi de Tadıdöner olacak. İlk mağazayı Levent’teki Simit Sarayı mağazamızın yanına açıyoruz. Türkiye ile aynı anda Londra ve Suudi Arabistan’da da mağazalarımız açılacak.
Ne kadar yatırım planlıyorsunuz, hedefleriniz nasıl?
Döner Türkiye’nin bir markası. Bizim üzerimizde bir misyon olduğunu düşünüyoruz. O da döneri dünyaya güzel tanıtmak. Çok lüks mağazalarda, sadece döner ve geleneksel baklavamızı sunacağız. İlk etapta büyük para kazanalım diye başlamıyoruz döner işine. Yatırım için çok ciddi bütçeler ayırdık. Levent mağazası için 3 milyon dolar harcadık. New York’ta Londra’da yapacağımız yatırımlar bunun çok daha üzerinde olacak. 5 yıl içinde dünya çapında toplam 100 mağazaya ulaşmayı hedefliyoruz. 
Mağalar lüks, peki fiyat?
Evet lüks standardı yüksek olacak ama fiyat yüksek olmayacak. Piyasadaki döner fiyatıyla aynı olacak.
En fazla ciro Londra şubesinde 
Yurtiçinde mi yoksa yurtdışında mı daha fazla kazanıyorsunuz?
Bu sene total ciromuz 750 milyon TL civarında olacak. Bunun yüzde 40’ı yurtdışı. Bir dahaki sene yüzde 50 olur. Ama mağaza başına baktığımızda yurtdışında Türkiye’nin çok üzerinde cirolar yapıyoruz. İlk 5 mağazamız yurtdışında. En çok ciroyu Londra yapıyor. Orada simit 1.45 pound.
Hollanda’ya fabrika
Üretim nasıl ilerliyor?
Fabrikalarımız Avrupa’da unlu mamullerde sayılı fabrikalardan. Şimdi Hollanda’da yeni bir fabrika daha kuruyoruz Avrupa için. El değmeden entegre bir fabrika kuruyoruz. İnşallah 2016’nın ilk çeyreğinde açılmış olacak. Bütün Avrupa’ya buradan ürün yollayacağız. İlk etapta 30 milyon euro yatırım yapacağız. Türkiye’deki fabrika yatırımımız da bitti. O yüzden de fiyatlarımız daha rantabl oluyor. Çünkü bu işte önemli olan fiyat politikası.
Marketten al, evde pişir, sıcak sıcak ye 
Yakın zamanda Simit Sarayı'nda başka yenilikler de görecek miyiz?  
Evet yeniliklerimiz var tabii ki. Biz unlu mamullere bu kadar yatırım yapınca toptan satış talepleri de gelmeye başladı. 2016’da insanlar marketten simidi alacak, evinde pişirip, sıcak sıcak yiyebilecek. Mağazalarımızda ve marketlerde, 10 farklı çeşit hazır pişmemiş simit satılıyor olacak.
Türkiye nasıl McDonald's'ı öğrendiyse… 
Yabancılar Simit Sarayı'nı doğru telaffuz edebiliyor mu?
Simit Sarayi diyorlar. Biz nasıl Mc Donald’s’ı zamanla öğrendiysek onlar da Simit Sarayı’nı tellaffuz etmeyi öğreniyorlar. Ben inanıyorum ki Türkiye’den bir dünya devi çıkacak. Bu da Simit Sarayı olacak. Mc Donads, Burger King nasıl Amerika’nın simgesiyse Simit Sarayı da Türkiye’nin simgesi olacak. Cumhurbaşkanımızın 2023’te 10 tane dünya markası hedefi vardı. Biz şimdiden bu 10 markadan biri olduğumuzu düşünüyoruz. Yurtdışında her açtığımız mağazada kuyruklar var. Ben gıdada da tekstilde de Türkiye’den çok ciddi markalar çıkacağına inanıyorum. Ve herkese de yurtdışına açılmasını tavsiye ediyorum. 
Türkiye’de başaran herkes yurtdışında da başarır.

30 Ekim 2015 Cuma

1300 lira olursa Türkiye’yi Avrupa’da sadece 6 ülke geçiyor.

Tahsin AKÇA / Ahmet KIVANÇ / GAZETE HABERTÜRK
1 Kasım seçimlerine 2 gün kala asgari ücreti artırmaya yönelik vaatler, bu seçimde ağırlığını artıran ekonomi vaatleri içerisinde en dikkat çekenlerden biri oldu. 7 Haziran seçimlerinde asgari ücret konusunda herhangi bir vaatte bulunmayan Ak Parti, bu kez net bin 300 lira asgari ücret vaat etti. Bu rakam mevcut asgari ücrete göre net yüzde 30’luk artış anlamına gelirken, diğer partilerin vaatleri bu rakamın da üzerine çıkarak 2 bin liraya kadar çıktı. Peki Türkiye’de yaklaşık 5 milyon çalışanın aldığı asgari ücret, kişi başına aylık milli gelire oranlandığında ortaya nasıl bir tablo çıkıyor? Önce mevcut duruma bakalım. Halen Türkiye’de yaklaşık brüt 425 Euro olan asgari ücret, kişi başına aylık gelirin yüzde 47’sine karşılık geliyor. Avrupa ülkelerinin çoğunda milli gelir Türkiye’nin oldukça üzerinde olduğu için asgari ücretin gelirdeki payı Türkiye’de, bu ülkelerin çoğunun üzerinde. 25 Avrupa ülkesinden sadece 6’sında (Almanya, Belçika, İrlanda, Fransa, İngiltere, Hollanda) asgari ücretin aylık gelire oranı, Türkiye’nin üzerinde. Yüzde 47’lik orana sahip Türkiye’ye en yakın ülkeler yüzde 40’la Karadağ ve Yunanistan ile yüzde 42 ile Slovenya görünüyor.
ALMANYA’YA YAKLAŞIRIZ
Ancak vaatlere göre yılbaşında asgari ücret en düşük bin 300 lira olduğunda, milli gelirdeki payı yüzde 57’ye fırlayacak. Böylece Türkiye, bir anda asgari ücretin yüzde 56 pay sahibi olduğu İrlanda’yı yakalamış, yüzde 59’luk Almanya’ya da çok yaklaşmış olacak. Türkiye’de hizmet sektörünün daha yoğun olduğunu, yaklaşık her 4 çalışandan 1’inin asgari ücret aldığını da unutmamak gerekiyor.
LÜKSEMBURG’DA ÜCRET YÜKSEK, ORAN DÜŞÜK
Asgari ücretin en az paya sahip olduğu ülkeler yüzde 22 ile Bulgaristan ve yüzde 20 ile Çek Cumhuriyeti görünüyor. Avrupa’da brüt asgari ücretin 1922 Euro ile en yüksek olduğu Lüksemburg’da aylık milli gelir içindeki oranı yüzde 35’te kalıyor.

12 Temmuz 2015 Pazar

Hayvan gübresinden petrol üretti

Altaca Grubu’na bağlı Altaca Enerji’nin Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Alper Önoğlu, hedeflerinin Türkiye’de 200 fabrika kurmak olduğunu belirtirken Gönen’de kurulan tesisin 400 ton atığı bertaraf ederek göl, deniz, yer altı suları ve çevreyi kirletmesinin önüne geçtiklerini söyledi. “Ar-Ge laboratuarımızda pilot ölçekli, Gönen’de açtığımız tesiste demo ölçekli sentetik petrol üretebileceğimizi kanıtladık” diyen Önoğlu “Şimdi sıra endüstriyel boyuta geldi. Türkiye’nin farklı bölgelerinde bu tesisin 2.5 katı büyüklüğünde tamamen endüstriyel amaçlı 200 fabrika kurmak istiyoruz. Biz Türkiye’nin atığının yüzde 20’sinin kullanılması halinde yine ülkemizin ihtiyaç duyduğu petrolün yüzde 20’sini bu geliştirdiğimiz teknoloji ile üreteceğimizi söylüyoruz. Bu üretimi gerçekleştirmemiz halinde yurt dışına ödediğimiz para da önemli ölçüde azalacak” dedi.

11 Haziran 2015 Perşembe

Ordu, Arap yatırımlarının yeni gözdesi oldu


Maslak Real Estate Kuwait Gayrimenkul ve Yatırım Danışmanlığından Ehab Allam Türkiye temsilcisi Muhammed Tarık Jarrar, bugün Ordu Valisi İrfan Balkanlıoğlu'nu makamında ziyaret etti. Kuveyt'te Reklam, organizatörlük ve gayrimenkul üzerine 3 ayrı şirketi bulunan Ehab Allam özellikle Bosna- Hersek ve Londra'da gayrimenkul ve turizm üzerine gerçekleştirdiği yatırımlarını Ordu'da da hayata geçirmek istediğini kaydetti. Suudi arabistan, Kuveyt, Katar gibi ülkelerden büyük oranda turizm hareketi olduğuna dikkat çeken Ordu Valisi Balkanlıoğlu, Ordu-Giresun Havalimanı'nın açıldığını anımsatarak kentte turizm potansiyelinin artacağını, kentin fındığa dayalı ekonomiden de kurtulmaya ihtiyacı olduğunu vurguladı.


“Marka şehir olmak için turizm çalışmaları yapılıyor”
Ordu'nun marka şehir olması için turizm tanıtım çalışmalarına ağırlık verildiğini de belirten Vali Balkanlıoğlu, "Trabzon ve Rize'de yoğunlaşma olduğunu görüyoruz. Bu illere baktığımızda güzellik namına ne varsa Ordu'da fazlasıyla mevcut. Bozulmamış doğasıyla çok daha farklı güzelliklere sahip. Ordu- Giresun Havalimanı'nın açılmasıyla birlikte turizmde bir hareketlik var. Ordu'nun turizmde bir marka şehir olması amacıyla tanıtım çalışmalarına ağırlık veriyoruz. Bizim ana sloganımız bulunduğumuz yere faydalı olmak, ilimize gelen yatırımcılara yol göstermek, her türlü desteği vermek konusunda kendimizi görevli sayıyoruz.Ordu'nun fındığa dayalı ekonomiden kurtulmaya ihtiyacı var" dedi.
“Hem iç hem dış turizmde 'ben de varım' diyecek
Ordu'nun turizmle gelecekte Karadeniz'de bir numara olacağını da iddia eden Vali İrfan Balkanlıoğlu, "Suudi Arabistan ve Kuveyt'ten yatırımcılar gelmişti. Onlarla da görüşmelerde bulunmuştuk. Bu da gösteriyor ki, önümüzdeki dönemde yatırımcı ve turizm anlamında o bölgelerden çok sayıda ziyaretçilerimiz olacak ve Ordu hem iç, hem de dış turizmde bende varım diyecek. Yapılan hiçbir girişim karşılıksız kalmıyor. Turizmde tanıtım faaliyetleri tohum, ekmek gibidir. Ordu, Karadeniz'de bir numara ve inci olacaktır" diye konuştu. 
Kaynak: DHA

Dünyada denizin üzerine yapılan 3 havalimanından biri olan Ordu-Giresun Havalimanı, Körfez yatırımcılarını harekete geçirdi. Havalimanı'nın hayata geçmesinden hemen sonra Kuveyt, Katar ve Suudi Arabistanlı 5 yatırımcı Ordu Valisi İrfan Balkanlıoğlu ile temas kurdu. Yatımcıları makamında ağırlayan Balkanlıoğlu, Arapların Ordu yaylalarında turizm yatırımı için yer baktığını hatta bir yatırımcıyla 100 dönümlük proje için el sıkışıldığını söyledi. Ordu'nun doğal güzelliklerinin havalimanı yatırımıyla daha da ulaşılır hale geldiğini belirten Balkanlıoğlu, yapılan yatırımlarla kentin turizm potansiyelinin artacağını ve fındığa bağlı ekonomiden kurtulacaklarını söyledi. Arapların çölün ortasında bir yaşam sürdüklerini ve en yakın doğal güzelliklere sahip ülkenin Türkiye olduğunun altını çizen Balkanlıoğlu " Türkiye'de artık sıcak deniz tatilleri doygunluğa ulaştı. Şimdi orman, yeşillik ve yayla turizmi rağbet görüyor. Ordu'da bu anlamda bulunmaz bir yer" diye konuştu.

TURİST YÜZDE 25 ARTTI

Bir süre önce Körfez'de bir tanıtım organizasyonuna başladıklarını söyleyen Balkanlıoğlu, bu kapsamda 17 Arap ülkesinden 30 gazeteciyi Ordu'da misafir ettikleri bilgisini paylaştı. 3 gün boyunca Ordu'nun tüm güzelliklerini ve turizm potansiyelini onlara anlattıklarını ifade eden Balkanlıoğlu "Arap basının da haberlerimiz çıkınca hem turistlerin hem de yatırımcıların Ordu'ya ilgisi arttı. Bu çalışmamız sonrası 10 ayda Ordu'ya gelen turist sayısı yüzde 25 arttı. Otellerde doluluk oranımız yüzde 20 arttı. Katar, Kuveyt ve Suudi Arabistan'da ciddi yatırımcılar gelmeye başladı. Tanıtımda havalimanı projemizi de onlara anlattık. Hem ulaşım hem turizm bir arada olunca yatırımcılar ve turistler gelmeye başladı" diye konuştu. Ordu'nun aynı zamanda sahil turizmi de olduğunu belirten Balkanlıoğlu "Doğal güzelliklerimizin yanında çok güzel bir sahil şeridimiz var. Karadeniz'in en güzel kentlerinden biri burası. Turistlerin ve yatırımların daha da artmasını bekliyoruz" diye konuştu.

100 DÖNÜMLÜK ARAZİYE REHABİLİTASYON MERKEZİ

Ordu-Giresun havalimanın açılışından sonra hem turist hem de yatırımcıların bölgeye daha sıcak bakmaya başladığını belirten Ordu Valisi İrfan Balkanlıoğlu şunları söyledi: "Tek seferle dünyanın bir çok noktasından buraya gelmek mümkün. Bu bizim için çok ciddi avantaj oldu. 5 özel şirket ile görüştük. Yatırımcılar ağırlıklı olarak tatil köyü ve konut projeleri yapma konusunda istekliler. Bizim yaylalarımız bu projeleri gerçekleştirmek için oldukça müsait. Ayrıca doğal çevreyi bozmadan bu işleri yapmak da mümkün. Zaten yatırımcının istediği doğal ortam. Bu ortamı projelerle bozarsanız hiçbir cazibesi kalmaz. Bir yabancı yatırımcı Çaybaşı'nda 100 dönümlük alana rehabilitasyon merkezi ve tatil köyü yapmak üzere el sıkıştı. Burada aynı zamanda golf sahaları ve devremülk projeleri de yapılacak. Her grubun kendine göre yatırımları var. 20-25 milyon dolarlık yatırım da var, çok daha büyük çaplı yatırım yapacak olan da var. Buradaki yatırımların tamamlanması ile milyar doları bulacak projeler hayata geçecek. Tabi bunda havalimanının büyük etkisi var."

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Türkiye yerli yolcu uçağında ilk adımı TRJ 328 ile atacak

2002 yılından bu yana ilk defa AK Parti yerli uçakla ilgili adımlar attı. Dün başka bir gururu yaşadık. Hakkari Yüksekova Havalalanı'nı açtık. Bu havalimanı ile birlikte havalimanı sayımızı da 55'e çıkarttık. Terör örgütünün onca baskısına rağmen güçlü bir irade ile bu havalimanını yapmamızda ayrıca bir öneme sahiptir. Biz bir karar aldık mı karşımıza kim çıkarsa çıksın hepsini aşar kararımızı mutlak şekilde uygularız. Hiçbir şey aldığımız kararı durduramaz. Öte yandan iki hava yolu şirketimiz 2003'de 63 noktaya uçarken şimdi 237 noktaya uçuş yapar hale geldi. Milli uçak yapımımda 1944'den bu yana çok şey kaybettik. Savunma sanayide de bu geçerli. Savunma Sanayide bugün yerli kullanım yüzde 50'lileri aştı. Bir zamanlar kapatılan ROKETSAN bugün küresel piyasada önemli bir yer edindi. Eğer AK Parti olmasaydı şu an geliştirilmiş bir çok şey durdurulmuş olacaktı. Dünyanın en büyük havalimanını İstanbul'a inşaa etmek üzere harekete geçtik. Ordu-Giresun Havalimanı'nı denizin üzerine inşaa ettik. Son 12 yılda 10 milyon vatandaşımız uçağa binme imkanına sahip oldu.
İLK MİLLİ BÖLGESEL YOLCU UÇAĞI
Türkiye darbelere, dar siyasi anlayışlara izin vermeyecektir. 12 yılda savunma sanayiinin her alanında büyük adımlar attık. MİLGEM, Sismik Araştırma Gemisi, HÜRKUŞ gibi projeleri yaptık. 5 milyon dolarlık yıllık üretimle öncü ülkeler arasındayız. İnşallah uçağımızı da 2023'te uçuracağız. Türkiye bundan sonra savunma için ne istiyorsa kendisi hayata geçirecek. Çok önemli bir atılımı gerçekleştirecek bir kararı almamız gerekiyordu. Bu da ilk milli bölgesel yolcu uçağı.
2023'te uçuş gerçekleşecek. Yüzde 100 milli bölgesel uçağımız Türk semalarında uçmuş olacak.
Türkiye yerli yolcu uçağında ilk adımı TRJ 328 ile atacak. İlk uçuş ise 2019'da gerçekleştirilecek.
Daha sonraki aşamada üretilecek olan TRJ628 ise tepeden tırnağa tamamen Türk mühendisliğinin eseri olacak.
Dünyada büyük yankı uyandıracak olan yüzde 100 Türk uçağı 70 kişilik kapasitesi ile havacılığı bambaşka boyuta taşıyacak. En son teknolojinin kullanılacağı bu uçak inişe uygun olmayan yerlere de iniş sağlayabilecek

21 Mayıs 2015 Perşembe

Oyuncak acilimi


Çocukların eğitimleri ve gelişimlerinde önemli bir yere sahip olan oyuncaklar, uygun üretilmediğinde sağlık açısından büyük riskler oluşturuyor.
        Çocukların eğitimleri ve gelişimlerinde önemli bir yere sahip olan oyuncaklar, uygun üretilmediğinde sağlık açısından büyük riskler oluşturuyor. Özellikle yurt dışından ithal edilen ve ülkemizde de merdivenaltı tabir edilen imalathanelerde üretilen oyuncaklar, çocukların sağlığını ciddi oranda olumsuz etkiliyor. Görüntüsüyle çocukları cezbeden çeşitli oyuncakların başta boyası olmak üzere kokusu ve tüylerinin de insan sağlığı için tehdit oluşturduğunu belirten uzmanlar, aileleri uyararak oyuncak seçiminde çok dikkatli davranılması gerektiğini ifade etmişlerdir. Pilli oyuncakların da içerisinde bulunan kimyasal maddelerle birlikte ağır metal taşıdığını vurgulayan uzmanlar, yanma özelliği bulunan ve zehirlenme riski taşıyan pilli oyuncak alımından kaçınılması tavsiyelerinde bulunmuşlardır.


Türkiye oyuncak sektöründe yerli üretim ve karakter tasarımı için atağa geçti. Piyasadaki ithal oyuncak egemenliği sona erdirilecek
Türkiye oyuncak sektöründe yerli üretim ve karakter tasarımı için atağa geçti. 1 milyar liralık oyuncak pazarının bulunduğu Türkiye'de 0-14 yaş grubundaki 19 milyon çocuk için yapılan yıllık ortalama oyuncak harcaması sadece 20 dolar.
YÜZDE 92'Sİ ÇİN'DEN
Avrupalılar oyuncağa yılda 250 Euro, ABD'liler ise 300 dolar harcıyor. Türkiye'nin son 5 yıllık oyuncak ithalatı 1.6 milyar dolara ulaşıyor. Toplam ithalatın yüzde 92'si ise Çin'den yapıldı. Aynı dönemde 121.9 milyon dolarlık ihracat gerçekleşti. Türkiye'de sektör ise yeniliklerle bu rakamı yakalama hedefinde.
BAKAN TALİMATI VERDİ
Bu çerçevede Bakanlık bu hedefi yeni Sanayi Stratejisi Belgesi'ne aldı, Sanayi Bakanı Fikri Işık da talimatı verdi. Yeni stratejiye göre, “oyuncak ihtisas bölgesi” kurulacak ve yerli oyuncak markaları oluşturulacak. Bölgede tasarım ofisi de yer alacak. Türk oyuncak sanayisi “Türk tipi” oyuncak karakterlerini yaratacak. Böylece, piyasadaki ithal oyuncak egemenliği sona erdirilecek.
ERZURUM TALİP OLDU
Erzurum, oyuncak ihtisas bölgesi için talip oldu. Oyuncak sanayicileri ise İstanbul gibi büyük pazarlara ve hammaddeye yakın illerde üretim yapmak istiyor. Oyuncak ihtisas bölgesinde, oyuncakların plastik, metal ve elektronik aksamlarını üreten firmalar bir arada bulunacak. Sanayi bölgesinde bir meslek lisesi de kurulacak. Yerli oyuncakçılar, vergi ve prim gibi desteklerden yararlanacak. Bölgeye, Ar-Ge desteği alacak bir tasarım ofisi de kurulacak. Bu ofiste çocuk ve gençlerin ilgisini çekecek oyuncak tasarımları yapılacak. Sektör, tüm dünyada yetişkinlerin dahi koleksiyon yaptığı ve oldukça yüksek fiyatlara satılan karakter oyuncakları üretecek.
'FATOŞ BEBEK VARDI, ŞİMDİ...'
Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı Başkanı Yavuz Eroğlu, piyasada çok fazla ithal oyuncak olduğunu söylüyor ve “Yerli üreticiler bir elin parmaklarını geçmiyor. Eskiden Fatoş Bebek vardı, başka yerli markalar vardı, yok oldular. Otomotiv sektörü parçalarından bile daha pahalılar. Yurtdışına müthiş para gidiyor.'' diyor.
Eroğlu, özellikle Uzakdoğu kökenli oyuncakların kanserojen kimyasallar içerdiğine dikkat çekerek, yerli üretim ile bu tür risklerin de ortadan kalkacağını vurguluyor. Eroğlu, Türk oyuncaklarının ithallerle nasıl yarışacağını da şöyle açıklıyor: “Oyuncakları satmak için çizgi filme ihtiyaç var. ABD'deki çizgi filmlerin arkasında zaten oyuncak sektörü var. Güçlü bir oyuncak endüstrisi kurarsak, karakter üretimi de olur zaten. Tasarım merkezi kurup oyuncak tasarlamak yanında karakter de tasarlayacağız.”
TOMBUL VE NİLOYA BEBEK
Türk oyuncak sanayisi yerli tasarım oyuncak ve karakter üretmek için çalışmalara şimdiden başlarken, geliştirilen bazı oyuncaklar da dikkat çekiyor. Uçar Oyuncak firması, yerli lego oyuncağı geliştirerek patentini aldı. Tombul adı verilen lego oyuncak, normal legonun kare yapısından farklı olarak eğimli ve köşesiz parçalardan oluşuyor. Çocuklar, bu oyuncak ile yumuşak hatlı hayvan ve araç figürleri yapabiliyor. Bir çocuk kanalında yayınlanan Niloya karakteri ise bez bebek olarak tasarlandı.