9 Kasım 2017 Perşembe

TAYLAND’IN İPEK KRALI, CIA AJANI JİM THOMPSON’A NE OLDU?


Tayland denince bilenler için kaliteli ipeğin, iyi tasarımlarla hayat bulmuş markası Jim Thompson akla gelir. Ancak bu markanın da ilginç bir hikâyesi var. Tayland’da meşhur olan James Harrison Wilson Thompson (Jim Thompson), 21 Mart 1906’da doğar, 26 Mart 1967‘de kaybolur. Tai ipeğini ve endüstrisini 1950-60 arasında diriltip marka haline getiren Thompson, kayboluncaya dek de Asya’da yaşayan en meşhur Amerikalı olarak tanınır. Fakat işadamı kimliğiyle birlikte bir CIA ajanıydı.
Nasıl kayboldu? 1967’de Malezya Cameron Highlands’ta misafir olduğu ailenin dinlenmeye çekildiği esnada, temiz hava almak üzere balta girmemiş ormanda yürüyüşe çıkıyor ve geriye hiçbir iz bırakmadan kayboluyor. Dönemin tüm imkânları kullanılarak aranmasına rağmen de bulunamıyor. Ve bir daha da kendinden haber alınamıyor. 2017’de ise bir belgeselle yeniden gündeme geldi, gizemli kayboluşu ve iddialar tekrar sorgulandı.
Kaybolmasına dair iddialar şöyle:
Ormanda bir kaplan tarafından öldürüldü.
Balta girmemiş ormanda kayboldu.
Bilinçli bir şekilde kendi izini kaybettirdi.
CIA kaybetti, ortadan kaldırdı.
Belgesel yapımcıları, Thompson’ın öldürüldüğüne dair yeni deliller, ipuçları olduğuna vurgu yapıyorlar. Diğer iddiaları da saçma buluyorlar. Ancak belgesel yapımcılarının bu hikâyeye nokta koyması zor görünüyor.
II.Dünya Savaşı sonrasında Thompson, Tayland’a görevli olarak gönderilmiş. Bangkok’ta bugün müzeye dönüştürülen evini yapmış ve işadamı kimliğiyle 1948’te ülkenin lüks markası, ipek firması “Jim Thompson”ı kurmuş. Markası halen daha ülkenin en kıymetlisi olarak yaşıyor, kendisi de gizemini koruyor.

8 Kasım 2017 Çarşamba

Bora Jet satışı hakkında 'hileli bir hülle ile FETÖ aldatmacasıdır'

Türkiye gazetesinde geçen habere göre; iddianın sahibi Ankara Ticaret Odası’nın eski başkanı Sinan Aygün’ün eski damadı olan Bereket Öner. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına başvuran Öner, Bora Jet’in yeni sahibi Sezgin Baran Korkmaz’la ilgili ifşaatlarda bulundu. Ergenekon sürecinde eski kayınpederi Sinan Aygün ile birlikte mağdur edildiğini ve büyük ekonomik kayıplar yaşadığını anlatan Öner, o günlerde Sezgin Baran Korkmaz isminde bir şahısla tanıştığını ve beraber iş yapmaya başladıklarını ifade etti.
ERMENİ İŞ ADAMI FİNANSE ETTİ
Ermeni asıllı bir ABD vatandaşı olan Levon Termejian’ın sahibi oldukları Termejian Finans ile irtibat kurduklarını aktaran Öner ifadesinde şunları kaydetti: Termejian ile iş yapmak amacıyla birkaç defa ABD’ye gittik. Bir ABD ziyaretimiz sırasında biz New York’tayken S.Baran Korkmaz bana ‘Sen otelde dinlen biz Levon’la Pensilvanya’ya gidip Hoca Efendi’yi ziyaret edeceğiz.’ dedi. Bu ziyaret FETÖ terör örgütünün 15 Temmuz darbesinden sonraydı. Ben şoke oldum. Levon’la tanışıklığımın tesadüfi olmadığını düşündüm. Levon’la birlikte Pensilvanya’dan ertesi gün döndüler. Pensilvanya’da FETÖ’nün sarayında Gülen’in yanında bazı kişilerin kendilerine Türkiye’de bir hava yolu şirketi satın almalarını söylediğini ve kendisinin de bizim bir hava yolu şirketi alacak paramızın olmadığını söyledi. Bunun üzerine Gülen’in yanındaki şahıslar ‘Siz merak etmeyin Levon kardeşimiz size o parayı teslim edecek’ dedi.”
SATIŞ FETÖ ALDATMACASI
Savcılığa verdiği ifadede bu sürece karşı çıktığını dile getiren Öner ortağından, “Biz tüccarız, ayrıca hoca efendi iyi bir insandır” cevabı aldığını belirtti. “Türkiye’ye geldikten sonra artık bir ateşin ortasına düştüğümü anladım, bir an önce paramı alıp bu terör yapısından uzaklaşmak istedim ve zaman içinde alacaklarımı tamamladım” diyen Öner şöyle devam etti: Bu süreçte FETÖ örgütünden aranan Yalçın Ayaslı’ya ait olan Bora Jet’i satın aldığını öğrendim. Bora Jet satışı kesinlikle hileli bir hülle ile FETÖ aldatmacasıdır. FETÖ’nün Türkiye’deki hava uçuş imtiyazlarını kaybetmemek için sağ cebindekini sol cebine koyduğunu anladım."
Öner’in bu iddialarının ardından Bora Jet satışıyla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından soruşturma başlatıldı.

15 Ekim 2017 Pazar

Mizah pdf ler


Ustün Dökmen - Küçük Şeyler II
Güncellendi

Ustün Dökmen - Küçük Şeyler II
Ustün Dökmen - Küçük Şeyler III
Güncellendi

Ustün Dökmen - Küçük Şeyler III
Ustün Dökmen - Kücük Seyler I
Yeni

Ustün Dökmen - Kücük Seyler I
Ustün Dökmen - Küçük Şeyler III
Yeni

Ustün Dökmen - Küçük Şeyler III
Sizin Memlekette Esek Yokmu - Aziz Nesin
Yeni

Sizin Memlekette Esek Yokmu - Aziz Nesin
Bilimsel Lokum - Nail Güreli
Yeni

Bilimsel Lokum - Nail Güreli
Ustün Dökmen - Kücük Seyler I
Yeni

Ustün Dökmen - Kücük Seyler I
Ustün Dökmen - Küçük Şeyler II
Yeni

Ustün Dökmen - Küçük Şeyler II
Sevgili Salak - Aşkın Güngör
Yeni

Sevgili Salak - Aşkın Güngör
yusuf atlgan aylak adam
Yeni

yusuf atlgan aylak adam
Ahmet Gülüm - Dikkat Yazılı Var
Yeni

Ahmet Gülüm - Dikkat Yazılı Var
Muzaffer İzgü - Dayak Birincisi
Yeni

Muzaffer İzgü - Dayak Birincisi
Tarihin Cilveleri
Yeni

Tarihin Cilveleri
Bülent Üstün - Kötü Kedi Şerafettin 2
Yeni

Bülent Üstün - Kötü Kedi Şerafettin 2
Bir Namussuz Aranıyor - Muzaffer İzgü
Yeni

Bir Namussuz Aranıyor - Muzaffer İzgü
Benerci Kendini Niçin öldürdü - Nazım Hikmet Ran
Yeni

Benerci Kendini Niçin öldürdü - Nazım Hikmet Ran
Sizin Memlekette Esek Yokmu - Aziz Nesin
Yeni

Sizin Memlekette Esek Yokmu - Aziz Nesin
Moliere-Hastalık Hastası
Yeni

Moliere-Hastalık Hastası
Ne Demiş Dostoyevski Esra Uluç
Yeni

Ne Demiş Dostoyevski Esra Uluç
Al Capone John Kobler
Yeni

Al Capone John Kobler
Mesrutiyet Kiraathanesi Rifat Ilgaz
Yeni

Mesrutiyet Kiraathanesi Rifat Ilgaz

Kendi elektriğini üreten motor icat ettiler

İşçi emeklisi Mustafa Varlı adlı şahsın hayalinden yola çıkan Dörtyol küçük sanayi sitesinde tornacı Erdal Arıkan, bobinajcı Abdulgani Hatutoğlu, motor yenilemeci Ercan Yakut, eski araba motorunun birkaç parçasından yararlanarak neodyum mıknatıs ve bobin kabloları kullanarak hiçbir yakıt kullanmadan, aküyle çalışan aynı zamanda kendi elektrik enerjisi ihtiyacını karşılayan motor yapmayı başardılar.
45 yıl Almanya'da kaldığını belirten işçi emeklisi Mustafa Varlı, "Yurt dışında işçi olarak çalışırken hep aklımda olan böyle bir yapmak düşüncem vardı. Emekli olup yeterli zamanda bulunca 2 yıl önce Türkiye’ye geldim. Aklımdaki fikir ve projeyi burada bulunan sanayi esnafı arkadaşlarımla paylaştım. Onların da büyük özveri ve yardımıyla 9 ay içerisinde yakıt kullanmadan bu motoru çalıştırmayı başardık" dedi.
Yaptıkları motor için Almanya'da patent başvurusunda bulunduğunu belirten Varlı, şöyle devam etti:
"Bir ay sonra patent başvurularımız sonuçlanacak böyle bir motor olmadığına dair başvuru kağıtlarımız geliyor. Ürettiğimiz bu motorun Almanya’dan patentini almak isteyenler oldu. Fakat bunu ben kendime yediremedim bir Türk vatandaşı olarak geri ülkeme gelip bu motoru buradaki halkıma sunmak istiyorum. İnşallah burada bir taliplisi çıkar ona veririz. Bu motoru bu sanayi esnafı arkadaşlarımızla birlikte ortak bir çalışmayla yaptık. “Böyle bir alet dünyada yok, ilk budur. Kendi kendine sınırsız cereyan üreten motordu” dedi.
Bobinaj ustası Adulgani Hatutoğlu, bu işe arkadaşının fikriyle başladıklarını anlatarak, "Bobinleri sardık sonradan da hesaplamaya başladık matematiksel, fiziksel elektriksel hesapları yaparak bu makineyi bu hale getirdik. Her elektrik makinesi kendini soğutma ihtiyacı duyar çünkü her elektrik makinesi bir miktar elektriği ısı enerjisine dönüştürür. Bu yapmış olduğumuz da ısı enerjisine dönüştürüyor. Yok denecek kadar çok az miktarda olduğu için kendini soğutmaya ihtiyaç duymuyor. Neodyum mıknatısın manyetik alanından enerjisinden faydalanarak kendi enerjisini de üretebilen bir makine oluşturduk. Şuan burada prototip olarak yaptığımız makine bobin ve mıknatıs sayıları arttırılarak otomobil, motosiklet, uçak ve gemilere takılabilir. Çok büyük bir güce de dönüştürülebilir, küçük boyutlarda da istediğimiz oranda üretimi yapılabilir" diye konuştu. 
Torna atölyesi sahibi Erdal Arıkan'da, mıknatıstan motor yapma fikrine ilk başta olmaz dediğini belirterek, "Yavaş yavaş uğraşmaya başladığımızda imkansız olan bir hareket aldık. Yani bir motor krank milinin ölü noktasından mıknatısın itmesini sağlayacaktık. 9 ay içerisinde bu makineyi çalıştırdık. Bu parçaların hepsini bu atölyede yaptık. Bu makineyi halkımıza faydalı olacağına inanıyor ve biliyorum. İnşallah büyüklerimiz, Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız görürler ve tutarlar elimizden bu icat dünyaya faydalı olacak bir buluştur” dedi. 
Prototip olarak yaptıkları motoru hiçbir yakıt kullanmadan çalıştıran dört arkadaş buluşlarının dünyada tek olduğunu belirterek devlet yetkilileri ve sanayi kuruluşların sahip çıkmasını istediler.

ABD Büyükelçisi olması beklenen Malloch dan itiraflar

Ted+Malloch:+Vize+krizinin+ard%C4%B1nda+Obama+var

ABD'nin yeni ABD Büyükelçisi olması beklenen Malloch "Obama'ya sadık, Trump yönetimiyle hiçbir bağı olmayan" ABD elçisi John Bass'ın, iki ülke ilişkilerini yok etmiş istemiş gibi davrandığını söyledi. Trump'ın Türkiye ili kriz yaşamak istemediğini söyleyen Malloch, "Ancak derin devlet ve onun Bass gibi ajanları, Trump'ın dış politikada yapmak istediği her şeyi baltalıyor" dedi.

x

ABD Başkanı Donald Trump’ın yakın çevresinde yer alan ve ABD’nin yeni AB Büyükelçisi olması beklenen Ted Malloch, Türkiye ve ABD arasındaki krizi Amerika’nın saygın haber sitelerinden Worldnetdaily.com’a yazdığı makalede değerlendirdi. Star'da yer alan habere göre; Malloch, Türkiye’nin “15 Temmuz’da 250 insanı öldüren tanınmış terörist Fethullah Gülen’in Türkiye’ye iadesi” talebini ABD’nin ağırdan aldığını belirterek “Eğer Türkiye, ABD’nin seçilmiş-meşru Başkanı’nı devirmeye çalışan beslemiş olsa, biz onun kellesini istemez miydik” sorusunu yöneltti. 
BASS CİDDİ HASAR VERDİ
Vize krizinin sorumlusu olan, ‘Barack Obama’ya sadık’ eski Ankara elçisi John Bass’ın sanki iki ülke ilişkilerini yok etmek istermiş gibi davrandığını vurgulayan Malloch şunları kaydetti: “Problem, devletin derinliklerinde gizli. Obama’ya sadık, Trump yönetimiyle hiçbir bağlantısı olmayan John Bass, ABD-Türkiye ilişkilerine son derecede ciddi hasar verdi. 70 yıllık ilişkileri yok etmek istiyor gibi gözüküyor. Erdoğan ve AK Parti’yi küçümsediği belli. Türkiye’ye uyguladığı vize kararı ile ülkeyi Yemen ve Suriye gibi terörist devletlerin yanına iterek, ticaret ve turizm gibi alanlarda onarılamaz bir yara açtı. DEAŞ’a karşı mücadelede Türkiye’yi kaybetme, İncirlik’ten ABD askerlerini ayrılması gibi tehlikelerle bizi karşı karşıya bıraktı. Trump’ın politikası kesinlikle böyle bir adım atarak Türkiye’yi Rusya-İran hattına yakınlaştırmak değil. Ancak derin devlet ve onun Bass gibi ajanları/elemanları, Trump’ın dış politikada yapmak istediği her şeyi baltalıyor.” 
FETÖ elebaşısı Gülen’in ABD’de korunmasının nedenlerini de sıralayan Malloch “Gülen ve onun terörist FETÖ ağının” yıllardır rüşvetlerle ABD siyasetinde yer edindiğini vurguladı. Malloch “Onun ‘dini/ruhsal ağı’ kongre kampanyalarını fonlayıp durdu. Hatta Clinton Vakfı’na bile bağışta bulundular. Karşılığında Pensilvanya’da korunaklı bir üs elde etti” dedi.
TRUMP ERDOĞAN’I ARAMALI 
Trump’ın AB büyükelçisi adayı olan Malloch, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın sorunu çözemeyeceğini, Trump’ın devreye girmesi gerektiğini belirterek Beyaz Saray’a şu çağrıda bulundu: “Trump, yarın acilen Erdoğan’ı arayarak yanlış durumu düzeltmeli. (Trump) Kişisel olarak hemen Gülen’i iade etmeyi teklif etmeli ve onun terör ağını çökertmek için adım atmalı. Vize yasağı derhal kaldırmalı ve Türkiye’ye müttefik olduğumuz hissettirmeli. Ayrıca, Türkiye’ye Rus hava savunma sistemini almaması telkin etmeli ve bizdeki daha iyi silahları müttefikimize teklif etmeli. Türkiye ile daha kötü bir diplomatik savaş istemiyoruz ve Başkan bu durumu aşmak için adım atabilir.”
Eski diplomat Theodore Roosevelt Malloch, Trump yönetimine yakınlığıyla bilinen bir isim. Yale ve Oxford’da akademisyenlik yapan Malloch, ABD’yi Dünya Ekonomik Forumu ve BM’de temsil eden Malloch’un Trump’ın yeni Avrupa Birliği (AB) Büyükelçisi olması bekleniyor

26 Eylül 2017 Salı

Her çivi bir iz, her kavga bir yara bırakır.

Zamanın birinde kötü karakterli bir genç varmış. Babası bir gün ona çivilerle dolu bir torba verip, 
"Arkadaşların ile tartışıp her kavga ettiğinde, tahta perdeye bir çivi çak." demiş.
Genç, birinci gün tahta perdeye tam 37 çivi çakmış.
Sonraki haftalarda kendi kendini kontrol etmeye çalışmış ve geçen her günde daha az çivi çakmış.
Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış. Babasına gidip söylemiş. Babası yeniden tahta perdenin önüne götürmüş.
"Bugünden itibaren kavga etmediğin her gün için tahta perdeden bir çivi çıkart." demiş.
Günler geçmiş bir gün gelmiş ki her çivi çıkarılmış. Babası ona:
"Aferin iyi davrandın; ama bu tahta perdeye iyi bak. Artık çivi yok; fakat çok delik var. Ne olursa olsun geçmişteki kadar temiz ve güzel olmayacak." demiş.