cia etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cia etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Kasım 2017 Perşembe

TAYLAND’IN İPEK KRALI, CIA AJANI JİM THOMPSON’A NE OLDU?


Tayland denince bilenler için kaliteli ipeğin, iyi tasarımlarla hayat bulmuş markası Jim Thompson akla gelir. Ancak bu markanın da ilginç bir hikâyesi var. Tayland’da meşhur olan James Harrison Wilson Thompson (Jim Thompson), 21 Mart 1906’da doğar, 26 Mart 1967‘de kaybolur. Tai ipeğini ve endüstrisini 1950-60 arasında diriltip marka haline getiren Thompson, kayboluncaya dek de Asya’da yaşayan en meşhur Amerikalı olarak tanınır. Fakat işadamı kimliğiyle birlikte bir CIA ajanıydı.
Nasıl kayboldu? 1967’de Malezya Cameron Highlands’ta misafir olduğu ailenin dinlenmeye çekildiği esnada, temiz hava almak üzere balta girmemiş ormanda yürüyüşe çıkıyor ve geriye hiçbir iz bırakmadan kayboluyor. Dönemin tüm imkânları kullanılarak aranmasına rağmen de bulunamıyor. Ve bir daha da kendinden haber alınamıyor. 2017’de ise bir belgeselle yeniden gündeme geldi, gizemli kayboluşu ve iddialar tekrar sorgulandı.
Kaybolmasına dair iddialar şöyle:
Ormanda bir kaplan tarafından öldürüldü.
Balta girmemiş ormanda kayboldu.
Bilinçli bir şekilde kendi izini kaybettirdi.
CIA kaybetti, ortadan kaldırdı.
Belgesel yapımcıları, Thompson’ın öldürüldüğüne dair yeni deliller, ipuçları olduğuna vurgu yapıyorlar. Diğer iddiaları da saçma buluyorlar. Ancak belgesel yapımcılarının bu hikâyeye nokta koyması zor görünüyor.
II.Dünya Savaşı sonrasında Thompson, Tayland’a görevli olarak gönderilmiş. Bangkok’ta bugün müzeye dönüştürülen evini yapmış ve işadamı kimliğiyle 1948’te ülkenin lüks markası, ipek firması “Jim Thompson”ı kurmuş. Markası halen daha ülkenin en kıymetlisi olarak yaşıyor, kendisi de gizemini koruyor.

11 Ağustos 2016 Perşembe

CIA’daki liste



Cemaatin etkili isimlerinden biri Amerika'dan sığınma isteyen Tümamiral Mustafa Zeki Uğurlu'ydu...
İsimler üzerinden gitmeyi sevmem.
Ama bazı şeylerin anlaşılması için bu şart. UĞURLU, cemaatin içindeki üst düzey askerlerden biriydi.
YÜKSELİŞİNE BAKIN, ne kadar destek aldığını iyi görürsünüz.
Kimlerin de omuz verdiği ortada.
Mustafa Zeki Uğurlu'dan önce onun makamına gelmesi gereken SERDAR GÜRKAN'dı. Ancak bildiğimiz o taktiklerle bu isim tasfiye edildi. Kenara alındı ve bunların önü açıldı. Uğurlu'nun kaynakları YALOVA'daydı.
Muhtemelen ABİ buradaydı.
Bütün izler buraya çıkıyordu.
2009'da Mustafa Zeki Uğurlu ile birlikte Sinan Azmi Tosun, Faruk Harmancık (örgüt içinde çok etkili olduğu iddia ediliyor) ve İzmit eski Valisi'nin oğlu olan Ali Murat Dede GÖLCÜK'te görev yapıyordu.
Bütün SIR'ların düğümlendiği yer orasıydı. Yer altından çıkan belgeler, CD'ler, dökümanlar her ne ise hep burada İMAL ediliyordu.
Ya da DIŞARIDA hazırlanıp buraya intikal ettiriliyordu...
O dönemi hatırlayın. Rüzgar başladı ve çok sayıda SUBAY biçildi. Çok da üstünde durmadık. DARBEYE, DARBECİYE KARŞIYDIK ama ORDU gidiyordu, anlamıyorduk...
Cemaat uygulamaya koyduğu planı adım adım hayata geçiriyordu...
Haliyle GÖLCÜK'te herkes içeri alınırken bunlar yürüyordu. Yeri gelmişken söylemekte fayda var.
1998 HARP AKADEMİSİ MEZUNLARINA bir bakın! Yarısı Ergenekon-Balyoz'dan, diğer yarısı da FETÖ'den içeri girdi...
Neyse... Devam...
Mustafa Zeki Uğurlu özel bir isimdi. KUMPASLARDAN sonra KURMAY BAŞKANI, KOMODOR ve PERSONEL DAİRE BAŞKANI oluverdi. Her yerde bunlar vardı. Ama yanındaki arkadaşları bunları göremiyordu. Personel Daire Başkanı olduktan sonra orduya katılacak öğrencilere el attı. KOMİSYON BAŞKANLARINI bu isim görevlendirdi. Bir genç isterse bütün sorulara cevap versin, sonuçta KOMİSYONUN önüne gelip MÜLAKATA girecekti. İşte bu komisyon kendilerinden olmayanları harcamak içindi. Başında da UĞURLU vardı.
Deniz'deki örgütlenmenin kilit isimlerindendi.
İzmir'de Savcı Okan Bato düğmeye bastı. KUMPAS için gerekli adımları atacaktı. Genelkurmay'a ifadesini almak istediği isimleri bildirdi.
Uğurlu da aralarındaydı. Cevap "20 TEMMUZ'da gelin" şeklindeydi.
Kim neyi bekliyordu belli değildi.
Ama Uğurlu zaten ABD'deydi. Ama ona çağrı yapılacağına SAVCI'ya öteleme yapılıyordu...
Bu bardağı taşıran son damla oldu. Bulunduğu ÜS'ten çıkan UĞURLU soluğu PENSİLVANYA'da aldı. İlgili kişilerle bir araya gelip "Artık düğmeye basmamız gerekiyor" dedi. Hazırlığı daha önce yapılan DARBE GİRİŞİMİ belli ki öne çekildi. Çünkü UĞURLU alınsa arkasındakiler açığa çıkacaktı.
DENİZ'i kaybetmek istemiyorlardı.
Geldiler, yıkıldılar...
15 Temmuz'da Uğurlu da Pensilvanya'daymış. Orada kurduğu karargahla destek vermiş. Belki de yönetti. Bilemiyorum.
İşte bu AMİRAL gidip SIĞINMA istedi. Uğurlu gelmese de TÜRKİYE'de TEMİZLİK başladı. Cemaatin girdiği her yere artık DEVLET giriyordu. Onlar için zor günler gelmişti... Ancak tek bir şeye güveniyorlardı. Bunu en iyi ÖRGÜTÜN LİDERİ biliyordu. Kendi eksikleri buydu ama burada işe yarayacaktı. Öyle düşünüyorlardı...Cemaatin ya da terör örgütünün SIRALI TAM LİSTESİ dünyada sadece bir yerde duruyordu. Bunu en iyi bilen PENSİLVANYA'ydı. Ama liste özellikle güncellenmiş son liste ellerinde değildi. Pek çoğunu GÜLEN ve ekibi bilmezdi. 40 yıllık OPERASYONUN BÜTÜN KOD'ları LANGLEY'deki CIA üssünün özel ODASINDAYDI...
Türkiye'yi, bölgeyi ve dünyayı etkileyen bu liste asla ve kat'a Gülen'e verilmezdi. Elbette o çok kişiyi bilirdi ama EKSİKSİZ bilme ihtimali hiç yoktu. Erdoğan giderse geleceklerdi ya!
YOK ÖYLE BİR ŞEY...
Şimdi bunu anladı. İĞNE İLE YA DA İÇTİĞİ BİR ŞEY YÜZÜNDEN TASFİYE EDİLECEĞİNİ DÜŞÜNÜYOR.
Orada kimse kimseye güvenmiyor.
Başından beri hep aynı şeyi söyledim. "YABANCILARA KUL KÖLE OLUP ÜLKENİZE OPERASYON ÇEKMEYİN ..."
Kimseye dinletemedim.
CIA'daki listeye sadece CIA Direktörü ve yardımcısının erişim hakkı var... Düşünmeleri lazım!
"NEDEN BU ADAMLAR BİZİM CEMAATE GÖZÜ GİBİ BAKIYOR?" diye...
Hiç üzerinde durmadılar.
Gülen'in Amerika'yı da kandırdığı yalanına inandılar. O ne derse bir hikmetinin bulunduğunu sandılar.
AKIL DIŞI BİR BAĞLILIKLA YÜRÜDÜLER... Okul kurdular, soru çaldılar, kurs verdiler ama HİÇ ÖĞRENMEDİLER!
Hala daha ders aldıkları yok!SORU ÇALARAK gökyüzünde 35 bin uydu dolaştıran adamları kandırdıklarını sanıyorlar! Ve hepsi de buna inanıyor.
Adamlar uzayda DÜNYA kurmaya çalışıyor, bizim ABİ kontenjanından yürüyen ALTIN NESİL
Pentagon'u, CIA'yı, Beyaz Saray'ı avucunun içine aldığını düşünüyor!
Şaka değil! Böyle bakıyorlar...
Ve bu yapının içinde bulunup da AYNI KAFADA OLMAYAN yoktu. Erdoğan'ı GÜLEN istemiyordu, cemaat içinde de isteyen tek kişi bulunmazdı. Öyle bir şans kimseye verilmiyordu! Şu anda en güncel konu Patronların gidip "KANDIRILDIK!" demeleri.
YALAN ! Hem de büyük yalan.
Ne zaman ortaya çıkar bilemem ama KÖŞKLERDE TOPLANTI yapıp 15 TEMMUZ'u bekleyenler şimdi günah çıkartıyor. Hepsi ERDOĞAN gideceği için zil takıp oynarken şimdi "PARDON!
Kandırıldık" açıklaması yapıyorlar. İçinden geldikleri sistemin öğrettiği gibi davranıyorlar.
Devamlı TAKİYYE, durmadan TAKİYYE...
Florya'da, Boğaz'da kimler hangi işadamları kimlerin MÜLKLERİNDE gizli toplantılar yapıyordu!
Ve orada neler konuşuluyordu! Hiç oralarda "KAN DIRILDIM" diyen biri var mıydı? "Ben bu işte yokum!" diyen biri çıkmış mıydı! Bakın bu adamlar kendilerini savaşta sanıyor.
İçlerinde KOCA KOCA patronlar var. Bugün söylediklerinin hepsi yalan.
İlk fırsatta bunun yalan olduğu anlaşılacak. Umarım o gün gelmez...
Dedim ya LANGLEY'deki LİSTEYİ bizde de tam olarak bilen bir tek kişi yok. Eski cemaat mensupları bir yere kadar hakimler. Ama İSİMLERİN KONUŞULMADIĞI, KOD İSMİYLE YAŞAYAN KÜÇÜK HÜCRELERİ KİM BULUP ÇIKARACAK!
Ankara Gülen'i istiyor. Girişimler üst üste geliyor. TAMAM ! Ama Gülen'le birlikte kesinlikle ve kesinlikle o listenin de gelmesi şart! Böylesine KARIŞIK BİR YAPIYI kuran AKLIN KRİPTOLARLA İKİNCİ BİR YOL AÇMAYACAĞINI kim garanti edebilir! Eski cemaat mensupları ekranlarda çok değerli bilgiler paylaşıyor. Ama hepsinin ortak yanılgısı, operasyonu Gülen üzerinden okumaları. Onu tanıdıkları için, ruh halini bildikleri için yapılanlar ve yapılacak olanlar hakkında NETLER! Ama eksik!
Gülen bir şey değil, arkadaki akıl önemli... "Her şey biti" diye düşünmeyelim. Elbette güç bizde!
Ama dikkati elden bırakmayalım...

NOT: Gorbaçov, "Türkiye-Rusya yakınlaşması çok önemli. Rusya ile ABD arasındaki denge yıkılırsa acı sonuçları olur. Erdoğan'ın attığı adım DÜNYA için önemli" diyor... Savaş bu! Ya Türkiye RUSYA'yı yeni dengede yerine oturtacak ya da Rusya ile birlikte YENİ DENGEDE SORUN çıkmasını sağlayacak! Her halükarda KAVGA büyük! İşaretler Güneydoğu'dan gelmeye başladı..
..
Amerika gibi BÜYÜK devletler gücünün kaynağını bilir. Ortadoğu, Amerika'nın kalbidir. Burayı yönetmek zorundadır. Bıraktığı an kendi de biter.
İslam coğrafyasının hem AMERİKAN karşıtı olmaması, hem de muhtemel rakipleri Rusya ve Çin'i frenlemesi gerekiyordu!
Rusya hedefe yeni girdi!
Üreten ve kazanan Çin'in kontrolü şarttı!
Bir de galiba İsrail'in ILIMLI İSLAM'la rahat ettirilmesi plana dahildi!
Gülen'in hocası ve arkasındaki isim Yaşar Tunagür'dü!
Ölümüne kadar Gülen'e akıl veren, destek çıkan oydu! Galiba Tunagür'le Edirne'deyken tanıştılar.
Baba-oğul gibi oldular. Yaşar Tunagür de gençlik yıllarında KESTANEPAZARI'ndan geçti. Çok istenmesine rağmen orada kalamadı.
Ancak tanıştıktan sonra Gülen Kestanepazarı'na geldi.
Tunagür, işin beyniydi!
Gülen'e destek vermekle kalmadı, DEVLETLE de tanıştırdı. 1970'lerin başında Vehbi Koç'un Ankara'daki evinde Milli İstihbarat'ın başındaki isim olan Fuat Doğu Paşa ile de biraraya getirdi.
Bu toplantıda nelerin konuşulduğunu kimse bilmiyordu! Hiç kimse bu SIRRI paylaşmadı!
O gün milattı!
Artık her şey başka türlü yaşanacaktı.
Bir süre sonra operasyona Graham Fuller dahil oldu.
CIA'nın en etkili isimlerinden Fuller, "İslami akımlarla ilgili çok araştırma yaptım.
İslam'ın siyasal ve sosyal yapısını değiştirebilecek en umut verici hareket Gülen'dir. Evrimi ancak ve ancak Gülen başarabilir..." diyordu!
Zaten görev gereği cemaat de hem Orta Asya'da, hem bölgede yayılıyordu!
Hem TÜRK TOPRAKLARINI, hem İSLAM coğrafyasını BATI adına kontrol etmeye çaba gösteriyordu. Amerika'nın YUMUŞAK GÜCÜ'ydü.
Nasıl Çin güler yüzüyle gelip Afrika'da hareket ediyorsa cemaat de İSLAM'la gelip gerekeni yapıyordu!
Hareketin arkasında artık CIA vardı. Herkesin bildiği bir SIR'dı.
Fuller ta başından beri hareketin arkasındaki isimdi.
Biden'ı da Obama'yı da etkiliyordu. Kararları değiştiriyordu. Bir de Fuller'den bir adım ötede olan biri daha vardı!
KAREN HUGHES!
Karen Hughes de CIA'de çok güçlüdür.
Gülen denilince akla gelen ilk CIA yetkilisi Graham Fuller'dir.
Ancak Gülen'in rotasını çizip eline tutuşturan hala Karen Hughes'tur!
15 Temmuz başarısız DARBE GİRİŞİMİNDEN sonra Pensilvanya'ya giden en önemli isim HUGHES'tur!
Hughes, Gülen ile görüşerek ne yapması gerektiğini anlattı.
Tabii burada ne konuşulduğunu şimdilik bilmiyoruz.
Ama yeni PLAN orada çizildi.
Hareketin ve Gülen'in ne olacağını göreceğiz. Ya da ne yapacaklarını!
17 Aralık darbe girişimi için Fuller'ı uyaran isim Gülen'di!
"Erken daha. Başarılı olma şansımız çok yok. Biraz daha beklemek büyük fayda verir..." dedi.
Dinletemedi.
Acaba 15 Temmuz için ne dedi?
Hazır mıydılar? Bu kez görev tamamlanacak mıydı? Ya da yine itiraz mı etti! Fuller'in sonsuz desteğine bakılırsa, aralarında yine çatlak var galiba!
Bu arada bir anda MISIR gündeme geldi! Cemaat MISIR'a kaçıyor denildi.
Bilemem! Ama MISIR ve SİSİ hareketin sonuna kadar yanındadır!
Hatırlayın, SİSİ'nin yaptığı darbeden sonra ülkenin düştüğü durumu! O hengamede SİSİ ülkede ne kadar yabancı okul varsa hepsinin kapısına kilit vurdu.
Bir günde hepsi durdu! Ama bu rüzgardan etkilenmeyen tek bir yapı vardı: PARALEL!
Koca koca devletlerin okulları "SAKINCALI!" denilerek kapatılırken Gülen'in okullarına gelen olmadı! Aksine SİSİ bu okullara plaket yolladı!
Ayrıcalığı düşünün artık!
Graham Fuller kızının ismini ANKARA koyacak kadar bu harekete inandı.
Sonuç alacaklarından emindiler.
Ancak bazen hiç olmadık küçük ihtimaller planı suya düşürüyordu.
Graham ömrünü bu operasyona adadı ama kızına söz geçiremedi. Kızına, yani Ankara'ya, "Bu okullarda sen de görev al!" dediği an kavga ettiler.
Uzun süre konuşmadılar.
Koca operasyonu yönetirken, bir ülkeyi ele geçirmeye kalkarken kızından VETO yiyordu! Kızına söz geçiremiyordu! Baba kız ayrı düşmüşlerdi!
Bir dönemin etkili ve ünlü askerlerinden biri "Sanırım 1990'dan sonra orduyu kaybettik. Girdiler ve ele geçirdiler..." demişti.
Şimdi yapılan verdiklerimizi geri almaktır. İngilizler'in de çekirdeğinde olduğu bu hareket bizi içeriden çökertip eline geçirecekti.
Fark ettiğimizde kazanın içindeki kurbağa gibi olacaktık.
Şükür atlattık. Artık karar bizde!
Çok kanlı olsa da 15 Temmuz 200 yıl sonra kazandığımız en önemli SAVAŞTI!
Bağımsızlığımızı geri aldık.
Dışarıdan yıkılması mümkün olmadığı için İÇERİDEN alınmak istenen TÜRKİYE şahlandı.
MİLLET bunu gördü! 15 Temmuz gecesi tek kolunu veren bir vatandaşımız şunları söylüyordu: "Hastaneye götürdüler. Kolumu kestiler. Uyandığımda ilk sorduğum DEVLETİMİZ yerinde mi?" İşte bu RUH tekrar dirildi ya... Gerisi boş! Şimdi onlar düşünsün!
Paralel'le TÜRK ÇAĞI olmaz! Olacaksa bizimle olacak!..

9 Ağustos 2016 Salı

Graham Füllerden Erdoğan'a yapılan darbenin kodları Incirlikteki CIA görevi




Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yapılan diktatör yaftasından yapılan darbeye herşeyin kodları bu videoda...

Seyredin!...

Hiçbir şeyin tesadüf olmadığnı göreceksiniz.

Bu profesör aylar önce bir konferansta ekonomi üzerine örnek verirken Türkiye'yi örnek veriyor ve böyle giderse Dış güçler Türkiye'ye DARBE yapacaklar diyor, Ve sebebinide açıklıyor...

Ve Profesörün dedikleri 15 Temmuz 2016'da aynen gerçekleşiyor..

'Fuller, Gülen'’i İslamiyet’i değiştirecek kişi olarak görüyor. Orta Asya’da ABD’nin yeni yapılanmasının Gülen okulları üzerinden yapıldığı, 130 CIA ajanın Gülen okullarında çalıştığı.' Selim Kotil Yeni Mesaj'da yazdı.. 

Amerikan petrol politikalarını anlatan A Century of War (Savaş Yüzyılı) kitabının yazarı Frederick William Engdahl, geçen günlerde çok önemli bir makale kaleme aldı. Türk basınında çok fazla kendisine yer bulamayan bu makaleden bazı cümleleri sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü Gülen grubunun Türkçe Olimpiyatları yaptığı bu günlerde son derece önemli tespitlerde bulunuluyor. 
Yazı Fethullah Gülen ve CIA ajanı Graham Fuller arasındaki ilişki üzerinden Gülen grubu ve CIA bağlantılarını ortaya koyuyor. Makalenin özetine geçmeden önce "Graham Fuller kimdir, biraz onu tanıyalım." Graham Fuller eski CIA Başkan Yardımcısı, Rand Cooperation'ın baş danışmanı, uzmanlık alanı İslam dini ve Rusya ile Ortadoğu bölgesi. CIA'nın Ortadoğu uzmanı olan Fuller aslen Yahudi asıllı…
Gelelim Fuller'in Gülen hakkındaki görüşüne: "İslami hareketlerle ilgili araştırma yapmış birisi olarak, Gülen hareketinin muhtemelen günümüz İslamiyet'inin siyasal ve sosyal yapısının evrim geçirmesini sağlayabilecek en umut verici hareketlerden biri olduğu görüşünü taşıyorum."  
Fuller, Gülen'i İslamiyet'i değiştirecek kişi olarak görüyor.
Makaleye gelince, Gülen'e ABD'de oturma iznini almakta Fuller'in yardımcı olduğu, 1997'den sonra Orta Asya'da ABD'nin yeni yapılanmasının Gülen okulları üzerinden yapıldığı, bu sebeple Özbekistan ve Kırgızistan'da 130 CIA ajanın Gülen okullarında çalışırken tespit edildiği ve okulların kapatıldığı, Rusya Devlet Başkanı Putin'in bu okulları kapattırdığı ifade ediliyor. 
Ayrıca dünyadaki ABD kontrolündeki sözde İslami denilen hareketlerin başta El Kaide olmak üzere tamamının Gülen hareketi üzerinden operasyonel yönetiminin sağlanıldığına değiniliyor. Evet, yazarın yazdıkları çok uzun ama kısaca yazılanlardan çıkan mana bu.  Ayrıca en son Boston'da bombalama eylemini yapan Çeçen gençlerin amcası da Fuller'in yeğeni ile evli imiş.
Ben bu söylenenlere yorum yapmak istemiyorum, zaten görünen köy kılavuz istemez.
Türkçe Olimpiyatlar için Pazar gecesi Olimpiyat Stadyumu'na gidenlere hayretle bakıyorum. Gülen hareketi Yeni Anayasada "Türkçe resmi dil olmaktan çıkarılsın" diyor, okullarında yurt dışında Türkçe seçmeli ders iken İngilizce zorunlu ders oluyor ve bu insanlar Türkçe masalı ile avunuyor.
Bu olayları anlamak isteyenler, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) Deccal hadislerine bakabilir. Hadisler ümmetin içinden çıkacak ümmeti peşinden sürükleyecek Ehl-i Kitap'ın safına katacak, onları da hidayet üzere gösterecek ümmetin içindeki isimlere Deccal'ler diyor. Yazımı Fethullah Gülen'in bir paragrafı ile bitirmek isterim:

"Kuran'ı Kerim'de Yahudilik ve Hıristiyanlık hakkında kullanılan ifadelerin çok sert olduğu söylenir, geçmiş dönemlerde bazı Hıristiyan ve Yahudilerin apaçık gerçek karşısında gösterdikleri inat, ayak diretme ve düşmanlığı ifade etmek için Kuran'ın gösterdiği üslup her zamanki Yahudiler ve Hıristiyanlar içinde kullanılacaktır diye bir şart ve mecburiyet olamaz." (Fethullah Gülen - Hoşgörü ve Diyalog İklimi, s.155)



İncirlik'te bekleyen CIA Ajanları Erdoğan'ı alıp iğne yapacaktı. Sonra...
   



Evet! Kaç gündür ulaşmaya çalışıyordum. Sonunda ABD'li DOSTUMU buldum!

15 Temmuz'la birlikte pek çok soru sordum. "Bu darbe girişiminin lideri kim?", "Emri kim verdi?", "Başarılı olsalardı HÜKÜMETİ kim kuracaktı?", "Cumhurbaşkanı kim olacaktı?", "Parayı kim bulup verdi?", "Hangi gazeteciler darbenin içindeydi?", "Genelkurmay'da neler yaşandı?", "Akıncı Üssü'nde neler oldu?", "İstihbarat neden eksikti?" ve "Erdoğan dışında herkes bu darbeyi nasıl biliyordu?" Sorular benimdi!

Ama cevap bulmak kolay değildi!

Amerikalı dostum yine imdadıma yetişti. Bir eli Beyaz Saray'da, bir eli Pentagon'daydı. CIA'da neler olup bittiğini de çok ama çok iyi bilirdi!

Ben sordum...
İnanılmaz cevaplar geldi.
Hala şaşkınım.
Bakalım siz ne hissedeceksiniz.
Okuyun anlayın!
İşte o sohbet...

* 15 Temmuz'da neler oldu?

İtiraf etmeliyim ki Türkiye'de bir askeri darbe girişimi olacağına hiç ihtimal vermiyordum. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 3 parça olduğuna, Başkan Erdoğan'a yakın olan ekibin bunu engelleyeceğine inanıyordum.

Öncelikli olarak Başkan Erdoğan'a yakın isimlerin ordu içinde çok etkisiz olduğu ortaya çıktı.

15 Temmuz'un ilk sonucu bu!

* Sonuca geliriz! Kim yaptı 15 Temmuz'u?

Peki, darbe girişimini kim yaptı? Gülen hareketine bağlı askerler mi? Evet!Bunu kabul etmekle birlikte darbenin planlayıcısı Amerika (NATO askerleri), yardımcı oyuncular ise İngiltere ve Almanya. Merkel'in emri ile İncirlik'te lojistik destek sağlandı. Bu konuda hiç şüphe olmadığını belirtmeliyim. Buna net olarak inan. Zaten Almanya ile yaşadığınız İncirlik sürtüşmesini hatırla!

* İncirlik önemliydi yani?

Türk Silahlı Kuvvetleri'nde GÜLEN'e bağlı askerler vardır.
Bunların büyük çoğunluğu ALBAYLARDIR! Paşalar da vardır ama bunların tek bağlı olduğu MAKAM GÜLEN değildir.
Albaylar bu darbenin içindeydi.
Hemen hemen hepsi! 400 kadar ALBAY yani! Sadece askerler değil ki! Erdoğan'ın yanında olanların bazıları da DARBENİN içindeydi!
Odasına kadar girenler DARBENİN merkezindeydi!

Darbe girişimi tek noktadan yönetildi. Merkez İncirlik Hava Üssü... İncirlik NATO'dur, NATO da İncirlik... Belki 5 NATO üssü daha vardır merkez olarak gösterilen ama İncirlik başkadır. İncirlik, Amerika için Türkiye'den çok daha önemlidir.


* Komuta merkezi de bu nedenle İncirlik'ti. Biraz açar mısın? 

Tabii ki... Albay John C. Walker (İncirlik), Albay Michael Manion (İncirlik), Yarbay Timoty Cook (İzmir) ve Yarbay Mark Coker (Ankara)...
Darbenin arkasındaki isimler bunlardı.
Bunlar operasyonu yürüttü! Türk ordusu içindeki DARBEYE karışanlar ve daha üst rütbeli komutanlar dahil çok kişi bunlardan EMİR ALIRDI!

Darbecilerden pek çoğu Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'dan emir almaz bunlardan alırdı. Siz bilmezdiniz ama... Bunları bilmediğiniz için de 15 Temmuz'u anlamakta zorlanıyorsunuz!

Darbenin en önemli 4 komutanının görevleri de farklıydı.
Öncelikli olarak Başkan Erdoğan'ı alacak ekibi yöneten kişi Yarbay Timoty Cook'tu. Aralarında birçok CIA ajanının olduğu ekip Başkan Erdoğan'ı Marmaris'teki otelinden alıp, İzmir'deki NATO üssüne götürecekti. Burada özel bir iğne yapılacak olan Başkan Erdoğan artık eskisi gibi olamayacaktı.

* Büyük plan bu muydu?

Elbette! Başkan Erdoğan'ın ele geçirilme planında cinayet kesinlikle yoktu. Erdoğan ne kadar kayıp verilirse verilsin sağ olarak İzmir NATO üssüne götürülecekti.

Yapılan iğneden sonra, Ankara'ya transfer edilecek Erdoğan için zor günler başlayacaktı. Bazı paşalar önceden ayarlanmıştı. Suriye'deki kimyasal silah bile Erdoğan'ın üzerine kalacak bir suç olacaktı.

İhanetler mahkemede tavan yapacaktı. Yalanlarla Erdoğan yalnızlaştırılacaktı. Yanında bir tek ailesi kalacaktı. Büyük ihtimal bir sonraki adım LAHEY, yani SAVAŞ SUÇLARI MAHKEMESİ olacaktı... Bu adamlar planı böyle yaparlardı. Sen de bilirsin ki tek sonuç için yola çıkılmaz! Yalnız şunu unutma, bu plan hala yürürlükte!


İncirlik'ten yönetilen darbe girişiminin başarısız olmasının nedeni, BİR TÜRK SUBAY! Bunu ilk kez duyduğunu biliyorum...

* Nasıl yani?

Darbenin başladığı ilk saatlerden itibaren her şey plana uygun gidiyordu.İncirlik'ten her nokta yönetiliyordu. Ancak o Türk subayı, kendi kararıyla İncirlik Hava Üssü'ndeki ilgili birimin elektriğini kesti. Daha sonra Ankara, bütün üssü elektriksiz bıraktı. İşte o andan itibaren darbe, başarısızlığa doğru yönlendi. Başkan Erdoğan'ı almaya otele giden Türk ekip, B Planı'nın bir parçası olarak harekete geçti.

Aslında Yarbay Timoty Cook'un CIA ajanlarından oluşan ekibi, Erdoğan'ı alacaktı. Onların başarısız olma ihtimali hiç yoktu. B Planı pek ihtimal dahilinde olmadığı için Türk ekip çuvalladı. Bütün acemiliğin nedeni bu! Kendilerine görev geleceğini bilmiyorlardı.

Zamanlama sorunları bu nedenle yaşandı. İNCİRLİK KÖR olunca bunlara "YÜRÜYÜN!" emri verildi.
Ama oyun bozuldu! Bozan da tek bir TÜRK SUBAY'dı!

Takvim - Ergün Diler

22 Ocak 2015 Perşembe

Charlie Hebdonun Sifresi


Amerika'nın en etkili isimlerinden biri Genel Yayın Yönetmenimiz Ergün Diler'e konuştu: Fransa ve ABD para savaşına tutuştu... CIA, Suriye'de 4 Fransız gazeteciyi kaçırdı. MİT hepsini kurtardı. Ferguson'da Fransızlar başrolü oynadı. CIA, Charlie Hebdo ile karşılık verdi

Charlie Hebdo saldırısından sonra odamdan PARİS'e doğru uzanınca gülümsedim! Aslında operasyon çok açıktı! Benim için gerçeği görmek ve operasyonu kurgulayanAKLIN hedefini anlamak zor olmadı! "CIA yaptı!" diyen galiba ilk ve tek kişiydim! Aynı kulvarda bir iki yazı kaleme aldım!
Çünkü aktaracak çok şey mevcuttu!
Hala yazılmayan çok şey vardı! Bu ortada!
Ancak ben bunları yazdıktan sonra İNGİLİZ gazeteleri, bazı yabancı kanallar isim vermeden beni eleştirdi!
Ya da ben üzerime alındım!
Bilemiyorum!
Bu kadar da değildi! İçeride bazı AKADEMİSYENLER yine isim zikretmeden dışarıya beni şikayet ediyordu!
Bildik yolla saldırıyordu! "KOMPLOCULAR VAR MAALESEF!" diyerek sonuç alacaklarını düşünüyorlardı! Bir gazeteci olarak ANALİZ yapıyordunuz ve gençleri eğitmekle görevli insanlar önünüze dikiliyordu! Gerçeğin peşinde koşması gerekenler karanlığı tercih ediyordu! Burası Türkiye idi!
Ne yazık ki biliyorduk!
Bugünkü yazı biraz da bu!
Şimdi BEYAZ SARAY'ın içinden birkaç gün yazacağım!
Bakalım bizim akademisyen olarak ortada dolaşanlar ile dışarıdan saldıranlar ne yapacak!
İnsanlarımızın düşünmesini engelleyen bu BLOK, zayıf düşmedikçe bu ülkeye huzur gelmez! Çünkü bunlar fikirleri zehirleyen ve aklı imha etmekle görevli arkadaşlar!Neyse... Onlar da okusun!
Dostumun söyledikleri çok ama çok önemli!
Çok özel sorulara çok özel cevaplar var! Bakalım keyif alacak mısınız? 
 Charlie Hebdo olayı nedir? Ben 'CIA'nın işi' dedim! Birileri rahatsız oldu! Ne dersiniz?11 Eylül, Amerikan istihbarat tarihinin en büyük operasyonuydu. O andan itibaren dünya yeni bir döneme girdi. ABD, Afganistan ve Irak'ı işgal etti. Yıllar sonra, 11 Eylül operasyonunun ABD'yi daha da zor durumda bıraktığı ortaya çıktı ama kazanımlarının da çok önemli olduğunu gördük. 
 Nasıl yani? Kazanımdan kastınız nedir? 100 yıl sürecek bir proje hayata geçirildi. Dünyanın her noktasında, İslam terörün kaynağı olarak algılandı. Bu tarihin en büyük istihbarat operasyonuydu! Kabul et büyük kazanımdı! Az iş değildi! 
 Müslümanlar'ı terörist olarak göstermekteki hedefiniz neydi?Kendini terör dışında tutmak isteyen her Müslüman ülke, ABD'nin yanında yer aldı.
Suudi Arabistan, Irak, Ürdün, Afganistan, Bahreyn, BAE, Endonezya, Fas, Cezayir, Çad, Kamerun, Katar, Kuveyt, Lübnan, Malezya, Burkina Faso, Fildişi Sahili, Senegal, Togo, Mali, Nijer, Pakistan bunlardan bazıları... Yeter mi! 
 Başka!Bu ülkelerin liderleri, Bush'u aradı veya temsilci gönderdi.
Koşulsuz işbirliği önerdi. Zengin maden yatakları da Amerikan şirketlerinin oldu. İngiltere, ABD ve Fransa, bu bölgede gizli bir rekabete girdi. Kazanan sürekli değişti. Ama mücadele gazetelerde görülemeyecek kadar keskindi! 
 Yani büyük rekabet vardı? Biz görmüyorduk!CIA, ikinci operasyon için start verdi. Bu Charlie Hebdo saldırısıyla olmadı elbette. CIA ile Direction Generale de la Securite Exterieure (DGSE) yani Fransa Dış İstihbarat Servisi'nin savaşı başladı. Bu savaş birçok ülkede yapıldı. 
 Biz atladık demek ki! Göremedik!CIA, 2013 ve 2014'te Kamerun, Yemen, Mali, Nijer ve Togo'da Fransız papazları kaçırdı. Ailelerine işkence yaptı.
Yemen'de Fransız diplomatlar öldürüldü. Orta Afrika'da Fransız askerlerine saldırılar düzenledi. Fransız turistler kaçırıldı. Suriye'de 4 ay arayla Fransız gazeteciler kaçırıldı. CIA, bu isimler üzerinden Fransa'yı tehdit etti. 
 Gazetecileri de CIA mı kaçırdı?Elbette! 
 Sonra? David Petraeus, bizzat Fransız gazetecilerin kaçırılmasını sağladı.
Operasyonu o yaptı! Emir ona verilmişti yine! Başlarına çuval geçirilen Fransız gazeteciler, ISIS (IŞİD yani) tarafından kaçırıldığını sanıyordu. Sonra sizin istihbaratınız, yaklaşık 1 yıl rehin tutulan bu 4 gazeteciyi CIA'in elinde aldı. CIA için bu affedilir bir durum değildi. Petraeus da, bu olaydan 30-40 gün sonra bu operasyona Irak'ta cevap verdi. 
 Ne yaptı peki?Sizin MUSUL Konsolosluğunuzdaki 50 kişiyi kaçırdı! 
 Olayı biz böyle bilmiyorduk!Ama gerçek buydu!
Çünkü Fransa ve Türkiye, Afrika'da bazı ortaklıklar için anlaşmalar yaptı. Hollande ile Erdoğan arasındaki hızlı yakınlaşma, ABD tarafından pek hoş karşılanmadı. 
 Peki Fransa gibi bir devlet ne yaptı? Karşılık vermedi mi?Vermez olur mu? 
 Biz görmedik ama? Gördünüz gördünüz! 
 Görmedik inan!Fransa, CIA'ye en büyük cevabı Ferguson olaylarında verdi. 
 Ferguson mu? Ne ilgisi var ki? Fransa, Amerika'daki büyük ayaklanmaları destekledi. Birçok siyahi Amerikalı, aslında Fransız vatandaşıydı. Hem de Afrika kökenli. Hepsi de çok iyi yetiştirilmiş DGSE ajanıydı.
Bu ajanlar, birçok Amerikan polisinin kafasına sıktı. Siz bunu öfkelenen siyahi Amerikalılar olarak düşündünüz. İşte Charlie Hebdo saldırısında, polisin kafasına ateş eden saldırgan, Amerikan polislerini öldüren DGSE ajanları olduğunun bilindiğinin işaretiydi! Ve CIA da kendi tarzında mesaj veriyordu! 
 Ne diyorsunuz! Gerçeği söylüyorum!
Dostumsun sonuçta! 
 Niye Fransa? Rakip olduğu için mi?Evet! 
 Nasıl peki?Fransa, Benin, Fildişi Sahili, Mali, Gine, Nijer, Togo, Kamerun, Burkina Faso, Ekvator Ginesi, Çad, Gabon, Senegal, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Kongo'dan gizli vergi alıyor.
Sömürge vergisini, farklı vergi adıyla alıyor.
Fransa'nın en büyük gelir kaynaklarından biri olan yaklaşık 300 milyar dolarlık bu vergi, Charlie Hebdo saldırısının 4-5 temel hedeflerinden biriydi... 
 O zaman kavga yeni başladı! Daha da alevlenecek! Paris merkez olmak üzere Fransa'nın çeşitli yerlerinde ayaklanma olacak! Gettolar ateş topuna dönecek! 
 Sonra? Sonra bu ayaklanmalar, Fransa'nın vergi aldığı 14 ülkeye yayılacak. Afrika Baharı, Fransa'nın en büyük endişesi. O yüzden Hollande, büyük panik içinde. Ancak CIA, planını yaptı. Afrika Baharı için temel operasyonlar tamamlandı.
Afrika Baharı yaşanırsa, Fransa batacak! Çok zor günler yaşayacak! Dediğim gibi CIA çok özel planlar hazırladı! Savaş yayılacak! Buna hazır ol! 
 Peki bu kavgada Türkiye'nin yeri nedir? Bize sıçrayacak mı?İşte bu soruyla birlikte BARZANİ'yi bekleyen en büyük tehlike, Gülen için BEYAZ SARAY'daki özel toplantıda alınan kararlar, Afrika'daki savaş ve birçok bilinmeyen ayrıntılar, ŞOK detaylar yarın inşallah burada olacak! Ha bir de yıllarca PARALEL OLUPkendini saklayan çok önemli PAŞA'nın bilinmeyenleri! Başka sürprizler de olabilir!

22 Nisan 2014 Salı

TSK'ya santaj Pensilvanya'dan

Paralel yapılanmanın Kara, Deniz ve Hava Harp Okulu Komutanlarına kumpas kurup istifa ettirerek Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) okullarına sızdığı ortaya çıktı. Asılsız ihbar mailleri, tehdit ve şantajlarla 2010 yılında istifa etmek zorunda kalan eski Deniz Harp Okulu Komutanı emekli Tuğamiral, TAKVİM'e çarpıcı açıklamalar yaptı. İşte o açıklamalar: 

 2009'DA BAŞLADI: Cemaatle ilk defa 2008'de Deniz Harp Okulu'na komutan olarak atandığımda karşılaştım. Çünkü öğrenci seçim kurulunun başındayım. İmzasız ihbar mektupları ve internet vasıtasıyla milyonlarca e-posta gelmeye başlandı. Öğrenciler karalanmaya başladı, arkasında deliller olmayan kanıtlanmamış suçlamalar yapılıyordu. 

 SALDIRILAR PENSİLVANYA'DAN: Asılsız ihbar mailleri ve tehditlerin yapıldığı bilgisayar IP'lerini aldığımda IP'si çok fazlaydı. Yaşananların akabinde benim kumanda ettiğim bir okulda bu yapılanmayı gerçekleştiremeyeceklerini anladılar. Cemaate bağlı internet siteleri ve bazı gazeteler vasıtasıyla, "Bu okulda fuhuş yapılıyor, ibadet yasak, dindarlığa izin verilmiyor, Alevi yapılanması var, eşcinseller var" suçlamalarıyla kamuoyu oluşturmaya çalıştılar. 

 HARP OKULU İMAMI VARDI: Harp okulunda cemaat yapılanması vardı ve bir imamı vardı. Bunların ortaya çıkarılması için çok mücadele ettim, soruşturma açılmasını istedim ama deniz kuvvetlerinden gerekli desteği alamadım. 

 YUKARIYI TEMİZLEDİLER: Aşağıdan gelen bir yapılanma olduğundan bu yapılanmanın yukarıya taşınabilmesi için yukarıda bir temizlik yapmaları lazımdı. Mesela benle beraber amiral olan sınıftan 6 kişiydik, kimse kalmadı sıfır. 

BAŞBAKANA SAHİP ÇIKMAK GEREK: Cemaat bu sisteme hakim olursa Türkiye'de sandık ve demokrasi işi biter bir daha da cemaatin gitmesi söz konusu olamaz. Bunun için legal yollarla iktidara gelmiş olanlara sahip çıkmak gerekiyor. Bugün emperyalizm AK Parti'nin daha doğrusu Tayyip Erdoğan'ın defterini dürmek istiyor. AK Parti'yi kısmen dönüştürerek başka bir isimle yollarına devam etmek istemektedir. 
 CEMAAT BİR CIA KURULUŞU: Cemaatin üyeleriyle konuşursanız kendilerinin yerli yapılandıklarını söylerler ama cemaat tam tamına bir CIA kuruluşudur. ABD tarafından sevk ve idare edilmektedir. Hatta cemaatin lideri şu anda Pensilvanya'da rehindir. Bağımsız düşünme yetisine sahip değildir. O yüzden cemaate karşı durmak antiemperyalist bir mücadeledir. 

 TSK'YI ELE GEÇİRİRLERSE DARBE YAPARLAR: Cemaatin ana gayesi Türkiye Cumhuriyeti'ni ele geçirmek ve kendi fikirleri ve görüşlerine göre dizayn etmektir. Cemaatin önüne geçilemez ve TSK'yı ele geçirirlerse büyük tehlike yaşanır. Bugünkü yönetime darbe yapılır, suikastlar işlenir ve devlet ele geçirilir. 

 AYNI YÖNTEMLER 
Paralel yapı, istifa eden komutanların hepsine aynı kumpası kurdu. 2006'da Kara Harp Okulu Komutanı Tümgeneral Reha Taşkesen ve 2009'da Hava Harp Okulu Komutanı Tümgeneral Sinan Şanlı, aynı tehdit ve şantajlarla istifa ettirildi.