5 Temmuz 2015 Pazar

Deniz Piyadesi Karsten Richardin sikkeleri


Irak'ı işgal edip bölgenin tüm sosyal yapısını değiştiren ABD, ülkeye getirdiği kaos ile DAEŞ gibi kanlı bir terör örgütünün doğması için uygun bir altyapı sunmuştu. DAEŞ'in başındakiEbu Bekir Bağdadi, ABD'nin gözetimindeki Bucca Hapishanesi'nde şu an DAEŞ'in sekiz üst düzey yöneticisi olan isimlerle buluştu. DAEŞ'in temelleri Bucca'da atılırken, ABD'nin hapishanesi adeta bir terör akademisi gibi çalışmıştı. Çuvalcı Paşa olarak bilinen CIA'nın eski patronu David Petraeus'un kontrolünde büyüyen DAEŞ kısa sürede bölgenin en durdurulamayan gücü haline gelirken, dengeleri değiştiren etken olarak da dikkat çekti.
DAEŞ'İ BESLEYEN ABD
DAEŞ'in silahlarından, yiyeceklerine, kadar her şeyi de Amerikan'dı. İnfaz görüntülerini Hollywood filmi gibi çeken, DAEŞ, ABD önderilğindeki koalisyon güçlerinin bombardımanı ile yok olması gerekirken iyice büyüdü. Çünkü koalisyon DAEŞ'i vurmuyordu. ABD'nin bu kadar içli dışlı olduğu örgütle ilgili en somut bağlantıyı ise Takvim gazetesi ortaya çıkardı. Daha önce üç DAEŞ'e hizmet eden Kanada-İngiliz ajanı Muhammet Reşit'i deşifre eden Takvim şimdi de eski ABD Deniz Piyadesi Karsten Richard Persson'u bölgede ajanlık yaparken görüntüledi.
100 GÜMÜŞ SİKKESİ VAR
Takvim gazetesinin edindiği bilgilere göre, eski Deniz Piyadesi Karsten Richard Persson, 20 Haziran 2015'te uçakla İstanbul'a geldi. Lüks bir otomobil kiralayıp Gaziantep Oğuzeli'nden sınır hattına geçti. Yanında getirdiği külçe külçe altınları bozdurup, para karşılığı DAEŞ'e militan devşirdi. Sınırın iki yakasında çektiği görüntüleri de merkezine iletti. Devriye gezen jandarma timi, 26 Haziran'da ajanı sınırın tam sıfır noktasında ele geçirdi. ABD'li ajanın aracında çok sayıda elektronik araç, gizli kameralar, telefon-takip cihazları, 100 adet gümüş sikke ve 2.5 kilo külçe altın ele geçirildi. ABD'li Persson ise sorgusunda tüm suçlamaları reddetti. "Babam ölünce yüklü bana miktarda miras kaldı. Onları satıp altın aldım. İslam'ı çok merak ediyordum. Öğrenmek için buraya geldim" dedi. ABD'li adam sorgusunun ardından sınır dışı edildi.
'MÜSLÜMANLIK İÇİN GELDİM'
Ajan Perrson ifadesinde şöyle konuştu: 2 yıl önce Deniz Kuvvetleri'nden kendi isteğimle ayrıldım. 2008'de babam öldü. Hayat sigortasından bana yüklü bir miras kaldı. Altınları bu parayla aldım. Türkiye'ye Müslümanlık için geldim. Kamera ile askeri alandan görüntü almayı düşünmedim. Savaşı çekiyordum

Herkes İçin Mimarlık


60 genç mimarın kurduğu Herkes İçin Mimarlık Derneği, köylerde mucizeler yaratıyor. Mimarlar Atıl Köy Okulları projesiyle Giresun, Ordu ve Çorum'da metruk binaları hayata döndürdü

Köy okulları, Cumhuriyet tarihinin bayrak taşıyıcıları adeta. Bugünkü okullar, 1920'lerden kalma binalardan çok daha modern, iyi koşullara sahip olsa da hâlâ tuvaletleri dışarıda, odun sobasıyla ısınarak eğitim gören öğrenciler yok değil. Bunlara bir de 1920-30'lu yıllarda yapılan ve yenisi inşa edildiği için atıl durumda olan okullar eklendiğinde bugünün Türkiyesi'ne yakışmayan bir sorun çıkıyor ortaya. İşte bu okullara 3.5 yıl önce bir grup idealist gencin eli dokundu. Çöplüğe dönen binalar bir bir yenilendi. Öyle akıllarına estiği gibi değil, akademik olarak işini yürüten bu gençleri köylüler önceleri yadırgasa da amaçlarını anladıklarında destek verdiler.

İHTİYACA GÖRE DÖNÜŞTÜRÜYOR 
Mimarlık fakültelerinde okuyan ya da yeni mezun 60 gencin kurduğu Herkes İçin Mimarlık Derneği'nden bahsediyoruz. Amaçları Türkiye'deki sosyo-kültürel sorunlara mimarlık ve tasarım açısından yaklaşarak çözümler geliştirmek olan bu gençler, Atıl Köy Okulları projesiyle Anadolu'da rüzgâr gibi esiyor. Derneğe mimarların dışında farklı mesleklerden de 26 üye katılmış. Kurucu Emre Gündoğdu, Atıl Köy Okulları projesiyle kullanılmayan binaları köyün ihtiyaçlarına göre işlevsel hale getirdiklerini söylüyor. Köylülerin de inşaata katıldığını anlatan Gündoğdu, "Köylülerle iletişime geçerek gerçek sorunları yakalamak ve daha verimli işlere imza atmayı hedefledik" diyor. 
400 GÖNÜLLÜ ÇALIŞTI 
Bugüne kadar 8 proje tamamlayan genç mimarlar, Sabancı Vakfı'nın da dikkatini çekerek Fark Yaratanlar listesine alındı. Emre Gündoğdu, 3.5 yılda yürütülen projelerde 400 gönüllünün çalıştığını söylüyor. Kahramanmaraş'ta Hacıibrahimuşağı Köyü'nde öğretmenlere bir lojman inşa eden mimarlar, Giresun'un Gülburnu köyünde ise balıkçı barınaklarını yenileyerek halkın gönlünde taht kurmuş. Ödemiş'te ise eski bir köy okulu zihinsel engelliler iş okulu haline getirilmiş.

KADINLAR İÇİN ATÖLYE KURUYOR
Emre Gündoğdu, şu sıralarda Tokat'ta Anne-Çocuk Eğitim Vakfı'yla (AÇEV) ortak bir proje için kolları sıvamış durumda. Gündoğdu, "Tokat'ın merkez, Zile ve Almus ilçelerindeki 5 köyde AÇEV'in kadınlara yönelik eğitim projesine mimari destek veriyoruz. Atıl binaları kadınların mesleki eğitiminde kullanılacak şekilde yeniden tasarlıyoruz. Aynı anda 30 kadının kullanabileceği mekânlar yaratıyoruz" şeklinde anlatıyor çalışmalarını. Herkes İçin Mimarlık Derneği şu sıralarda Datça'nın Mesudiye ve Diyarbakır'ın Kulp ilçesine bağlı Narlıca köylerinde projeler yürütüyor. Emre Gündoğdu, çalışmalarını yerel yönetimler ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın desteklediğini belirtiyor

4 Temmuz 2015 Cumartesi

Bir ömür beraberce


75 yıldır birlikte olan çiftin tek isteği birlikte ölebilmekti, bu istekleri gerçek oldu


96 yaşındaki Jeannette Tockzo ve 95 yaşındaki kocası Alexander Toczko 75 yıldır evliydiler ve 5 çocukları vardı.
8 yaşından beri hayatlarını beraber geçiren çiftin ölüm döşeğindeki son dilekleri beraber ölebilmekti.
Dileklerini çocuklarına "Kendi yatağımızda, el ele tutuşarak, birbirimizin kollarında" şeklinde ifade eden çiftten önce Alexander Toczko hayatını kaybetti.

Kocasının öldüğünü anlayan Jeannette Toczko, kocasına sarılarak "İstediğin oldu, kollarımda öldün ve seni seviyorum. Çok kısa zamanda yanında olacağım, bekle beni" dedi.
Bu konuşmaları aktaran çiftin çocukları, annelerini birkaç saat sonra kaybettiklreini söylediler.

The Local'in haberine göre huzurevi çalışanları, yaşlı kadına ait yürüme cihazını otoparkta bulunca onun kaçtığını anladı ve arama çalışmalarını başlattı. Huzurevi yönetimi derhal polisi aradı. Ancak Norveçli yaşlı kadının İsveçli sevgilisiyle tatil yapmak için huzurevini terk ettiği anlaşılması üzerine aramalara son verildi.
Çiftin, bir arabaya binerek, yaşlı adama ait bir dairede birkaç gün birlikte geçirmek için İsveç'in başkenti Stockholm'e gittiği ortaya çıktı.Huzurevinin yöneticisi Janka Holstad, yaptığı açıklamada, "Bu çok dokunaklı bir aşk hikâyesi" yorumunda bulundu. Yetkili, yaşlı kadının yasadışı hiçbir şey yapmadığını sadece haber vermeden huzurevinden ayrılarak endişe verdiğini söyledi.
Holstad ayrıca yaşlı kadının, Stockholm'de sevgilisinin evinde 10 gün geçirdiğini ve yakında huzurevine geri dönmeyi planladığını söyledi.



Turks&Caicos ismi nereden geliyor

Türkler anlamındaki Turks, üzerinde kırmızı bir kavuğa benzeyen çiçeği bulunan bölgeye özgü kaktüsten geliyor.
-Ülke aralarında 30 kilometre genişliğinde bir boğaz bulunan Turks adaları ve Caicos adalarından oluşuyor. Turks, adını aldığı kaktüslere ev sahipliği yapıyor. En büyük adanın adı da 'Büyük Türk' anlamına geliyor.

2 Temmuz 2015 Perşembe

Yahudi bir annenin mektubu

Çarlık Rusya’sında Yahudi bir annenin oğlunu 1877 Osmanlı-Rus Savaşı için cepheye yollarken yaptığı nasihatlere benziyor. Anne, oğluna şu öğütte bulunuyor: 
-“Canım oğlum, sakın kendini fazla yorma. Cephede bir Türk öldür, dinlen... Bir Türk öldür, soluklan... Gücünü toplayınca bir Türk daha öldür, yine dinlen...” Oğlu, -“Ama anne, ya Türk beni öldürürse?” karşılığını verince dehşete düşen anne, 
-“Aman Allah’ım... Türk’ün seninle ne alıp veremediği var ki?” diyor.

1 Temmuz 2015 Çarşamba

Kur'an-ı Kerim'deki mucize bilimsel olarak kanıtlandı!

NASA ay yüzeyindeki derin yarığı keşfetti. Peygamber Efendimiz'in yüzyıllar önce gerçekleştirdiği Şakkul Kamer mucizesi gündeme geldi. Konuyla ilgili açıklama yapan NASA başkanı eski astronot Tim Wrightler, "Bu yarığın nasıl meydana geldiğini bilmiyoruz" dedi. Bir basın mensubunun bunun Kuran'da yer aldığını ve Peygamber mucizesi olduğunu söylemesi üzerine bocalayan Wrightler, "Burada inançları tartışmıyoruz" dedi. Bu durum tartışmaları da beraberinde getirdi. İşte Kur'anı Kerim'de işaret edilen 3 mucize ise şöyle: 

'AY'IN YARILMASI' 
Kamer Suresi'nde kıyamet gününden, peygamberlerin söylediklerini reddeden Nuh, Ad, Hud, Lut kavimleri gibi çeşitli kavimlerin ikaz edildiklerinden ve cezalandırıldığından, Allah'ın emirlerine uyanların cennete gideceklerinden bahsedilir. Surenin ayetleri ve hadis rivayetleriyle Muhammed'in bir parmak işaretiyle "Ay'ın parçalanması" mucizesini anlatan ayetlere dönüşmüştür. Mucize ise şöyle gelişmiştir, Peygamber Efendimiz elli iki yaşındaymış. Mekke'de Kureyş kâfirlerinin ele başları karşısına geçmiş. "Peygamber isen ayı ikiye böldür" demiş. Peygamberimiz ellerini kaldırmış dua etmiş. İşte o anda ay ikiye bölünmüş. Yarısı bir dağın yarısı da bir başka dağın üzerinde görülmüş. Fakat onlar yine de inanmamışlar."

'ÜÇ KARANLIK EVRE' 
Yaratılış aşamalarımızda içinde bulunduğumuz 3 farklı ortama veya 3 farklı yaratılış aşamasına işaret ettiğini düşünenler de olmuştur. Buna göre 3 karanlık mucize şöyledir: 1. Fallop borusu: Spermle yumurta birleştikten sonra fallop borusu boyunca ilerler. Fallop borusu boyunca ilerleyen zigot bölünerek çoğalır. 2. Rahim duvarındaki bölge: Bu bölgede diğer bölümlerde işlediğimiz asılıp tutunma (alaka) aşaması geçirilir. 3. Amniyon kesesi: Ceninin etrafındaki içi özel bir sıvı ile dolu kesedir. Gelişimin geri kalan uzunca kısmı burada geçirilir. 

PARMAK İZİ MUCİZESİ 
Kuran'da, insanları ölümden sonra diriltmenin Allah için çok kolay olduğu anlatılırken, insanların özellikle parmak uçlarına dikkat çekilir. Kıyamet Suresi'nde parmak uçlarının vurgulanması son derece hikmetlidir. Çünkü parmak izindeki şekiller ve detaylar kişiye özeldir. Parmak izi doğumdan önce cenin üzerinde son şeklini alır ve ömür boyu sabit kalır. İşte bu nedenle parmak izi, herkese özel çok önemli bir "kimlik kartı" sayılmakta ve insanlar tarafından bilinen tek değişmez ve yanılmaz kimlik tespit yöntemi olarak kullanılmaktadır.

Hedef neresi,itiraflar ve yapilanma

Emniyet Genel Müdürlüğü, Fetullah Gülen'in liderliğini yaptığı Paralel Devlet Yapılanması (PDY) ile ilgili gündeme damgasını vuracak "GİZLİ" ibareli bir rapor hazırladı. 9 Mart 2015 tarihli rapor Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, Emniyet Genel Müdürlüğü'ne gönderdiği talimat üzerine hazırlandı.

Sabah'ın haberine göre, Talimatta Gülen'in liderliğini yaptığı PDY'nin bir terör örgütü olup olmadığı soruldu. Başsavcılık, Emniyet'ten, konunun incelenmesi ve bir rapor hazırlanmasını istedi. Gelen talimat üzerine 53 sayfalık kapsamlı bir rapor hazırlayan Emniyet'in Başsavcılığa gönderdiği Genel Müdür Yardımcısı Zeki Çatalkaya imzalı 543-40025 sayılı dosyada şok detaylar yer aldı.

GÜLEN'İN EN YAKININDAKİ KONUŞTU

"Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet yapılanması (FETÖ/PDY)" konulu rapor 4 başlıktan oluştu. Raporun başlıkları "FETÖ/PDY", "Terörizm ve genel hususlar", "ayrıntılı inceleme", "netice ve kanaat" şeklinde sıralandı. Raporda Gülen'in en yakınında bulunmuş, ancak ismi gizli tutularak X olarak kodlanan bir ismin ifşaatlarına geniş yer ayrıldı.

Gülen'in en yakınındaki ismin anlattığı okuyanları şok eden detaylar şöyle:

BAY X'TEN GÜLEN TERÖR ÖRGÜTÜ

Devletin resmi kurumlarındaki yapılanmayı kendi tabiri ile Necatibey caddesindeki evdeki toplantıda şöyle söylemişti: "Bir gün bana Ankara'da bin evimiz olduğunu söyleyin, devleti paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak. Bir kere vuracağız tam varacağız" demişti.

CIA VE FBI'DAN EĞİTİM

CIA ve FBI tarafından hükümete yönelik faaliyetlerine ilişkin kültür merkezlerinde alt kadroya eğitim verdi. Bunun en iyi örneği 17 Aralık operasyonudur. Bu girişim tamamen hükümeti ortadan kaldırarak devletin tüm kurumlarıyla zayıf düşürmek amacını taşımaktadır.

GÜLEN PİŞMAN OLMUŞ

Fetullah Gülen'in çevresindekilere 17 Aralık sürecine ilişkin "Keşke şimdi yapmasaydık" dediğini duydum. Bu operasyon başarılı olsaydı Gülen yurda dönecekti. Bu başarısızlık cemaatin Amerika ve İsrail nezdinde prestij kaybetmesine neden olmuştur.

ERDOĞAN'I ÖLÜMDEN FİDAN KURTARDI

MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın yerine emniyet kökenli R. getirilerek dış güçlerin veparalel yapının hedefleri doğrultusunda hizmet ettirilmek istenmiştir. Tayyip Erdoğan rahatsızlandığı zaman cemaate ait bir hastaneye yatırıldığını duyan Hakan Fidan, hızlı bir şekilde hastaneye yetişip ameliyata mani olmuş ve paralel yapının yapmak istediği tehlikeli sonuca engel olmuştur. Bu nedenle Paralel yapı ve İsrail'in sevilmeyen adamı Hakan Fidan olmuştur.

DÜNYAYI FETHEDECEKTİ!

Fetullah Gülen (Necatibey caddesindeki evde) 5. katta yapılan bir toplantıda bizlere "Allah izin verirse bir gün gelecek bu dünyayı fethedeceğiz ama önümüzde Bedirler, Uhudlar var, çetin geçeceğimiz yollar var. Akan kanlarımıza rağmen arkadan gelenler aynı yoldan devam edecektir" diyerek bizleri motive etmiştir. İletişim ağı kurmada Ulak sistemini Humeyni modelinden almıştır.

TATBİKAT İÇİN NOT KÂĞITLARINI YEDİRİR

Ben sorumlu bir kişi olarak talimatları Gülen'den alırım. Hiçbir adım Gülen'in onayı olmadan olmaz. Hoca gündemle ilgili gerekli talimatları verir. Talimatlarını yenilebilir küçük kâğıtlara yazdırırdı. Sanki polis baskını varmış gibi tatbikat yaptırılır not kaâğıtları bize yedirilirdi.

AMERİKA'YA RAPOR

96 ve 97 yıllarında CIA'dan emekli olmuş ve hala görevde olanlardan bazıları gelerek Türkiye'nin, Orta Asya'nın MR'ını çektiler. Ayrıca cemaatin bölgedeki gücünün tespitini yaptılar ve bizler bunları gezdirdik onlara yardımcı olduk. Akabinde bunları rapor haline getirip Amerika'ya gittiler. Gülen kendi ağzından cemaat sayesinde Amerika'nın bir kapı araladığını söylemiştir.

GÜLEN OKULUNDA CIA AJANI

Cemaate ait yurt dışındaki okullarda CIA görevlileri de öğretmen olarak çalışır. Amerika'da Ortadoğu ve Türkiye masasında Yahudi görevliler var. Gülen bu masalar tarafından sorgulandığını bizzat bana anlatmıştır. Amerika hangi ülkeyi terör örgütü ilan ederse Fetullah Gülen'i çağırarak deklare etmesini istiyordu.

BÖCEKLERİ KOYANLAR BUNLAR

Emniyet Genel Müdürlüğü üzerinde dinleme merkezi kuranlar, Başbakanın ofisine böcekleri yerleştirenler, herkesi dinleyerek fişleyenler, herkesi kameraya çekenler bunlardır. Bunların sıradan bir teknoloji ve stratejiyle çalıştığını düşünmeyin.

BU GAZETEYİ ÇIKARTMAYIN

Zaman gazetesinde, 28 Şubat sürecini destekleyen, Erbakan ve hükümet aleyhinde yazılar yazılmıştır. Fetullah Gülen, Erbakan'ın istifaya direnmesi sürecinde 5. Kat toplantısına geldiğinde elinde Zaman gazetesini oradakilerin yüzüne fırlatarak "Bir hükümeti bile deviremeyen bu gazeteyi çıkartmayın" demiştir.

Cennete adam taşımayı bırak

Tanık, 1988-1990 yılları arasında Ankara Dikimevi'nde örgüte ait bir öğrenci yurdunda gerçekleştirdiği toplantıyı şöyle anlattı: “TSK üzerinde çalışma yapan cemaat sorumlularının katıldığı toplantıda, Ankara il imamı bize hitaben 'yapmış olduğunuz iş hiçbir şey ile kıyaslanamaz, tarihi bir iş yapıyorsunuz' dedi. Ayrıca bu imam Gülen'in 'Bir vasıtanız var ve cennete adam taşıyorsunuz, muvakkaten o işi bırakın, bu işi yapın, bu daha önemlidir' şeklindeki haberini bize iletti." Askeri liseye girdikten sonra cemaatle bir daha görüşmeyen bir kişiyle ilgili olayı anlatan tanık, “Bu durumu, Ankara il imamına aktardım. O da bana 'boşver üzerine gitme, gelmiyorsa gelmesin. İleride nasılsa rütbelerini sökeriz' diye söyledi" dedi. Talimatların silsile yolu ile alındığı ve talimatların Gülen tarafından verildiğini anlatan tanık, "Bize bu kağıtları polis baskını var şeklinde tatbik ettirilerek yedirilirdi. Ama biz bunları ezberledik" dedi.

Orduya karşı nefret içinde

Gülen'in askere hayran bir görüntü sergilediğini ancak arka planda derin bir asker korkusu ve rahatsızlığı olduğunu söyleyen tanık, “Her asker konusu geçtiğinde hoca 'bu askeriyeye askeriyenin içindeki kahramanlarla bir gün hesabını soracağım' demiştir. Fetullah Gülen ayrıca askerlere, 'siz benim Bedir'imin, Uhud'umun Hamzaları ve Alileri olarak yetişiyorsunuz' derdi. 30 yıldır askeriyenin içerisinde 'Fetullah Hoca'nın emriyle bir gün tankları yürüteceğiz' diye bekleyen kişiler var. Bir dönem askeriyeden atılanların üzerine hoca neredeyse felç geçirecekti" dedi. Devletin istihbarat birimlerinde görev yapan paralelcilerin tüm bilgileri kendi kurumlarından önce Fetullahn Gülen'e ve onun üst akıllarına ulaştırdıklarına dikkat çeken tanık, üst düzey yetkililerin yaptığı görüşmeler ve toplantılara ait kayıtlar ile kararnameleri henüz kimse görmeden anında özel faksla Pensilvanya'daki Fetullah Gülen'e gönderildiğini belirtti.

DOSYADA Kİ ŞOK DETAYLAR

Emniyet'in Başsavcılığa yolladığı dosyada Bay X'in gündem yaratacak ifşaatları:

* Paralel yapıya CIA ve FBI eğitim verdi.
* Erdoğan'ı paralel hastaneye yatırıp öldüreceklerdi, Fidan kurtardı.
* Gülen imamlara not kâğıdı yediriyordu.
* Paralel modeli Humeyni'den aldı.
* Gülen darbe yapamadı, İsrail ve ABD'nin gözünden düştü.
* Okullarda öğretmen olan CIA ajanları var.
* Tankların Gülen için yürümesini bekleyenler var.
* Gülen'in gizli arşivi ortaya çıktı.

AÇTIĞI DAVALARA RET KARARI ÇIKTI

Fetullah Gülen'in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık'a açtığı hakaret davaları reddedildi. Gülen'in, çeşitli tarihlerdeki konuşmalarında "kişilik haklarını ihlal ettiği" iddiasıyla Erdoğan'a açtığı manevi tazminat davası reddedildi. Yine bir gazetede yer alan röportajında kendisine iftirada bulunduğu iddiasıyla Bakan Işık'a açtığı 50 bin liralık manevi tazminat davası da reddedildi.

TANKLAR GÜLEN İÇİN YÜRÜSÜN

Zaman zaman askeriye içindeki cemaat elemanları ile esnaf ağabeyleri bir araya gelirdik. Hem onlar biraz tatil yapmış olurdu hem de biz onlara işin manevi boyutunu anlatırdık. O zaman Fetullah'ın askere tavsiyesi şu olurdu. "Siz benim Bedir'imin, Uhud'umun Hamza'ları ve Ali'leri olarak yetişiyorsunuz" derdi. 30 yıldır askeriye içinde Fetullah hocanın emriyle bir gün tankları yürüteceğiz diye bekleyen kişiler var. Hava ve deniz cemaat yapılanmasının daha çok yerleştiği yerlerdir.

BUNLAR DA EMNİYET'İN TESPİTLERİ

Gülen'in en yakınındaki X kişinin anlatımlarına değinilen raporda Gülen cemaati ile ilgili Emniyet Genel Müdürlüğü'nün analiz ve tespitlerine de yer verildi:

* Örgütün özellikle TSK, Emniyet, yargı, MİT, mülkiye ve bürokrasideki örgütlenmesi ile yasadışı faaliyetleri muhtelif tarihlerde resmi kurumlar ve istihbarat birimlerince hazırlanan çeşitli raporlarla devlet arşivine girmiştir.
* Fetullah Gülen, ilk etapta devlete karşı savaş vererek hedeflere ulaşmanın yıpratıcı olacağını tespit emiş, bu nedenle mevcut sistemi yıkmak yerine devletin tüm kurumlarını ele geçirmeyi hedeflemiştir.
* FETÖ/PDY örgütlenmesi gizlilik, hiyerarşik yapılanma, pelür kâğıtları ile haberleşme, özgeçmiş raporu verme ve kodadı kullanma gibi özellikleriyle yasadışı terörist örgütlenmelerin taktiklerini kullanmaktadır.
* Örgüt, Emniyet teşkilatındaki kadrolaşmasını belirli bir düzeye ulaştırdıktan sonra buradaki gücünü operasyonlarının ana aracı olarak kullanmaya başlamıştır.
* Örgüt, coğrafi, sektörel ya da kurumsal anlamda imam olarak ifade edilen sorumlulardan oluşan hiyerarşik bir düzene sahiptir. FETÖ/PDY mensuplarınca "Kâinat imamı" ve "mehdi" olarak kabul edilen Fetullah Gülen'in liderliğini yaptığı örgüt; danışma kadrosu, kıta imamları, ülke imamları, bölge imamları, il imamları, ilçe imamları, esnaf imamları, semt imamları, ev imamları üzerinden örgütlenerek tabana yayılmıştır.
* Mülki idare, emniyet, TSK ve yargı için öğrenciler özellikle 4 kişilik gruplar halinde hazırlanmakta ve diğerleriyle iletişimi mümkün olduğunca sınırlanmakta, "hücre tipi yapılanma" modeli uygulanmaktadır. Bu öğrencilere sınav soruları sınavdan önce verilir. Buna "Fetih okutmak" denir. "Fetih okutmak" sınavda çıkacak soruların önceden öğrencilere verilip ezberletilmesine denir.
* Örgüt mensuplarına yönelik yapılacak operasyonları önceden öğrenebilmek ve tedbir almak için örgütün devletin tüm resmi kurum ve kuruluşlarını bilgi işlem altyapılarına (UYAP, POLNET, TÜBİTAK, TİB vb) alınan adli ve idari tüm tedbirlere rağmen sızıldığı tespit edilmiştir.
* Örgüt, imam ve ağabeylik görevlendirmeleri öncesinde elemanlarına 10 maddelik bir metin üzerinde yemin ettirir. Bu şahıslardan 18 maddelik prensiplere uyması istenir.