6 Kasım 2014 Perşembe

Ordunun dereleri


Türkiye de ilk, dünyada sayılı projelerden birisi olacak Dere Turizm’i 2 yılda bitirilmesi hedefleniyor. Avrupa birliği ve Turizm Bakanlığı’nın destekleri ile hazırlanan Dere Turizm’inin amacı Ordu’nun derelerini turizme kazandırmak ve orduyu tanıtmak olacak.
TÜRKİYE’NİN EN UZUN KANYONU ÇAMAŞTA Uzunluğu 4 km olan, Türkiye’nin en büyük dere kanyonu Ordu Çamaş’ta. Ordu Valiliği tarafından turizme kazandırma çalışmalarına başlanan kanyonun 2015 sonlarında turizme açılması hedefleniyor. Dere kanyonun özelliklerinde biri de dünya da ender görülen benekli alabalıkların burada yaşıyor olması. Proje tamamlandığında olta balıkçılığına da yer verilmesi hedefler arasında. Ayrıca avlak alanda da hizmete açılacak. Çok sayıda keklik, atmaca, şahin, dağ keçisinin yoğun olarak yaşadığı alan, av meraklılarının gözde yerlerinden biri olacak.
YÜKSEK YÜKSEK TEPELERE EV KURULACAK Adına türküler yakılan Ordu’nu tepeleri, yaylaları yapılacak destinasyon çalışmaları sayesinde dünya turizmine eve sahipliği yapacak. Diğer adı yayla turizmi olan bu yerlere de betonlaşmaya izin verilmeyecek. Doğaya uygun bungalov evler yapılacak. Boztepeye ek çalışmalar yapılarak bölgenin teleferikle cazibe merkezi olacak.
BALIKÇILIK VE YABAN HAYATIN BAŞKENTİ OLACAK Kurulması hedeflenen yaban hayat ve balıkçılık, özellikle göl balıkçılığı, yöresel balık çeşitleri için çalışma ve projelere başlanacak. Su değirmenlerinin bulunduğu yer olan Ordu da değirmenler de gün yüzüne çıkarılıyor.
ORDU’NUN DERELERİ TURİZME KAZANDIRILACAK Ordu’da gür ormanların içinden akan dereler ve adına türküler yazılan dereler turizme kazandırılacak. Vali İrfan BALKANLIOĞLU, Ordu’nun derelerinin turizme kazandırılması için her türlü desteğin verileceğini söyleyerek, bu güzelliklerin herkes tarafından görülmesini sağlamak gerektiğini ifade etti. "Bize düşen ne var ise elimizden geleni yapacağız. Derelerin canlandırılması ve turizmin hizmetine girmesi lazım. "Turizme kazandırılacak çok bakir alanlarımız var. Turizmden şehir olarak yeterince pay alamıyoruz. Ordu’nun güzelliklerini iyi tanıtarak, bu avantajlarımızı değerlendirebiliriz” diyen Vali BALKANLIOĞLU, turizmin şehre hareketlilik ve canlılık getireceğini, ekonomik olarak da büyük kazanç sağlanacağını belirtti. “Bacasız Sanayi” de denilen turizmin çok önemli bir katma değer olduğuna dikkat çeken Vali İrfan BALKANLIOĞLU, ”Ordu, doğal güzellikleri ile turizm cenneti olmaya aday. Eşsiz manzarası ve yamaç paraşütü ile Boztepe, Yason Burnu, Arkeolojik kazı çalışmalarının yapıldığı Kurul Kalesi, Yoroz kent ormanı, Ordu’nun en güzel mesire yerlerinden ve turistik mekanlarından biri olan ve Türkiye’nin 36. Tabiat Parkı Ulugöl, Eko-Turizm, eski Ordu Evleri, doğal güzelliği, bol oksijenli havası, gür ormanları ve yemyeşil çayırlara sahip olmasının yanında sınırları içerisinde denize en yakın kayak tesisi ile 77 obası bulunan, 2 bin yıllık tarihe sahip, Doğu Karadeniz'in en geniş yaylası olan Çambaşı Yaylası ve diğer yaylalarımız gerek doğal güzellikleri gerekse büyük yerleşim kapasiteleriyle Karadeniz Bölgesinin önemli mevsimlik rekreasyon alanlarıdır. Dünyanın denize dolgu 3.’üncü havalimanı olma özelliğini taşıyan Ordu-Giresun Havalimanımız, Ordu-Giresun Havalimanı çevresinde yapılması planlanan Çikolata Park Projesi, Karadeniz’i, İç Anadolu'ya, Doğu Anadolu'ya ve Akdeniz'e bağlayacak olan Karadeniz-Akdeniz Yolu Projesi, Çevre yolu ve Botanik Bahçe’yi sayabiliriz. Bu nedenle Ordu’nun turizm potansiyelini en iyi şekilde değerlendirmek en büyük amacımız. Ordu, doğal güzelliğiyle bir marka şehir” şeklinde konuştu.

5 Kasım 2014 Çarşamba

Cennet elmasından müthiş gelir


Denizli'nin Honaz ilçesinde 2 bin 400 dekarlık alanda yetiştirilen ve 2013 yılı verilerine göre ortalama 12 bin ton yıllık ürün elde edilen cennet elması, kiraz ve üzümden sonra bölgenin önemli tarımsal girdileri arasında yerini aldı. Honaz ve çevresinde geçen yıl 12 bin tona yakın cennet elması yetiştirildiğini belirten İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdür Vekili Ümran Çetin, bu yıl bu rakamın üzerine çıkacağını tahmin ettiklerini belirtti.
Honaz halinde meyve alım satımıyla uğraşan Muhittin Yeşilpınar, bu yıl rekoltenin beklenenin üzerinde olacağını umduklarını, ürünün iç piyasada kalitesine bağlı olarak toptan 80 kuruş ile 1 TL arasında alıcı bulduğunu, birkaç yıldır da ihraç ürünü olarak dış pazara sattıklarını ifade etti. Cennet elmasının en çok Ankara, Antalya ve İzmir'de tüketildiğini belirten Yeşilpınar, 'Burada yetiştirilen meyveler Türkiye'nin çeşitli illerine ve yurt dışına gidiyor. İhracatın büyük bir kısmı Rusya'ya yapılmakta. Bunun yanında Romanya, Bulgaristan, Ukrayna ve Azerbaycan'a da ihracat yapılıyor' dedi.
Türkiye'de cennet elmasının üretiminin yarısının Honaz'da gerçekleştiğini belirten Honaz Belediye Başkanı Turgut Devecioğlu da, 'Honaz'da narenciyeden başka her türlü ürün yetişmektedir. Yıl boyunca meyve üretimi kirazla başlayıp cennet elmasıyla sona eriyor. Bölgemizin verimli topraklarında 12-15 bin ton arası cennet elması üretiliyor ve ilçe ekonomisine 8-9 milyon TL katkı sağlıyor' diye konuştu.

Medikal cihazlarda "Van" imzası


DAKA, mart ayında sonuçlandırdığı 2014 Yılı Mali Destek Programı başvuru sürecinin ardından destekleyeceği projeleri belirleyerek sözleşmeleri imzalamaya başladı.
Daha önce "Yenilenebilir Mali Destek Programı" kapsamında güneş enerjisi panelleri üreten bir firmanın kente 80 milyon avroluk yatırım kararı almasını sağlayan DAKA, 2014 Yılı Mali Destek Programıyla da 12 milyon liralık yeni bir yatırımı daha Van'a kazandırdı.
DAKA Genel Sekreteri Emin Yaşar Demirci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu yılki başvurular arasından 48 projenin başarılı görüldüğünü ve bunlardan 25'inin asıl listede yer aldığını belirtti.
Listede yer alan firmaları sözleşme imzalamak için davet ettiklerini ve şu ana kadar 15 projenin sözleşmesinin imzalandığını anlatan Demirci, davet edilen firmaların gelmemesi durumunda yedek listedeki firmalarla sözleşme imzalayacaklarını söyledi.
Demirci, projelere 20 milyon liralık destek sunduklarını bildirerek, "Proje başına ortalama tutar 900 bin lira civarında ama bunların içinde 2 milyon liralık projelerimiz de var. Bu destek programında ilk kez toplam bütçesi 10-12 milyon lira olan projelere destek vermiş olduk. Kalkınma ajansları arasında ilk kez bu kadar yüksek hibe oranıyla mali destek programına çıktık. Bugüne kadar en fazla başarı beklediğim mali destek programı oldu. Yüksek teknoloji ve ihracata yönelik üretim yapacak firmalar da bizden destek aldı" dedi.
Önemli firmaların destek almaya hak kazandıklarını ve kentin adını Türkiye'ye tanıtacak yatırımlar gerçekleştirileceğini vurgulayan Demirci, şöyle konuştu:
"Medikal sektöründe Türkiye'nin dışa bağımlı olduğu, ithalata dayalı sarf malzemelerini ve ara teknolojileri burada üretecek yatırımlar gerçekleşecek. Bu yatırım, ihracat açısından önemli bir potansiyel taşıyor, aynı zamanda Türkiye'nin ithalata bağımlı olduğu bir ihtiyacı yerli ürünle karşılama imkanımız olacak. Bu anlamda bölgeye gelecek firmalar, önümüzdeki dönemlerde Türkiye'nin çok önemli firmaları haline gelecek. Van'ın bundan böyle medikal ürünlerin üretileceği merkez olmasını bekliyorum. Tıbbi teknolojiler konusunda bir fizibilite çalışması yaptık. Diğer bölgelerde yapılan ürünlerin burada üretiminin gerçekleştirilmesiyle ilgili çalışma yaptık. O da sonuçlanmak üzere. O sonuçlandığında böyle bir teknolojinin bölgede üretilmesini sağlayacak yatırımların çok daha ciddi şekilde geleceğini ümit ediyorum."
Demirci, bölgede güvenlikle ilgili bir sıkıntının olmadığına, Van'da insanın başına gelebilecek bir olayın, İstanbul'da ya da Türkiye'nin başka bir bölgesinde de yaşanabileceğine değinerek, Doğu Anadolu Bölgesi'nin, Türkiye'nin herhangi bir yerinden daha az güvenli bir yer olmadığını bütün yatırımcılara anlattığını dile getirdi.
Van'da, herhangi bir şekilde insanın başına bir olay gelmesinin oranının, yolda trafik kazası geçirmesinden daha yüksek olmadığının altını çizen Demirci, olaylara bu açıdan bakarak bölgenin güvenli olduğunu kabul etmek gerektiğini sözlerine ekledi.

3 Kasım 2014 Pazartesi

Ülker İngiliz devini satın aldı!


ABD'li Kellogg's Co. ve geçtiğimiz yıl İngiliz Burton's Biscuit'i alan Kanadalı emeklilik fonu Ontario Teachers Pension Plan ile yarışan Yıldız Holding, kökleri 184 yıl öncesine dayanan United Biscuits'i bünyesine kattı. United Biscuits'in Avrupa'da 11, Nijerya, Suudi Arabistan ve Hindistan'da da birer olmak üzere toplam 14 fabrikası bulunuyor. Şirketin 7.171 çalışanı var.
Ülker Holding'ten yapılan açıklamada satın alma fiyatı ile ilgili bir rakam yer almadı ancak konuya yakın kaynaklar teklifin 3 milyar dolar civarında olduğunu söyledi.



2010'DAN BERİ TEZGAHTA
İngiliz firma 2010 yılına kadar uzanan uzun bir süreçten bu yana satış tezgahında. Yıldız Holding ise o günden bu yana şirketin talipleri arasında yer almıştı. Ancak şirket bu süreç içinde bir çok teklifi reddetti. Hızlı çorba ürünleriyle öne çıkan şirketlerden biri olan ABD'li Campbell Soup, 2010 yılı ağustos ayında United Biscuits'i 2.3 milyar dolara almak için teklif verdi. Çinli yemek üreticisi Bright Food, United Biscuits'i almak için 2010 yılı eylülde görüşmelere başladı. 3.1 milyar dolar veren Çinli şirket, anlaşmaya varamadı. Alman Intersnack Knabber-Geback şirketi, United Biscuits'i satın almak için 2012'de görüşme yaptı. 644 milyon dolar veren Almanya merkezli şirket de anlaşmaya varamadı.
ÜLKER'İN SON DÖNEMDE ALDIĞI ŞİRKETLER
Ülker son dönemde yurtiçi ve yurtdışında çarpıcı satın almalara imza attı. Şirket girişim sermayesi şirketi olan Brynwood Partners'a ait ABD'li DeMet's Candy'yi 221 milyon dolara satın  aldı. Bünyesinde Flo, Polaris ve Kinetix gibi ayakkabı markalarını bulunduran Ziylan Grubu'nun yüzde 50 hissesi Ülker, BİM ve Mater Footwear konsorsiyumuna satıldı. Ülker, 2013 Nisan ayında ise Sabancı'nın da yüzde 40 ortağı olduğu DiaSa marketler zincirini 320 milyon liraya satın aldı. Satış işleminin 500 milyon TL'yi aştığı tahmin ediliyor.
Şirket tesis bazında da satın almalar gerçekleştirdi. Adapazarı Şeker Fabrikası'nın yüzde 98.8'lik hissesi 182 milyon lira karşılığında Yıldız Holding'e satıldı.

United Biscuits'in markaları:
McVitie'sBiscuits: 1830 yılından beri üretiliyor. Digestive markalı ürünü favorilerden. Bisküvi ve çikolatanın birlikte kullanılan ürünleri McVitie's Chocolate Digestives, her yıl 71 milyon paketin üzerinde tüketiliyor. The Hobnobs markası ise, 1985'ten beri var.
Jacob's:  İngiltere'nin en hızlı satan krakeri. Tam tahıllı çeşidinden peynirlisine çok farklı versiyonları var. Çocukların tercih edeceği şekilde şekilli kraker üretimleri mevcut.  
Twiglets:  Tam buğday ürünü. Mini ve sezonluk paketleri bulunuyor.
BN: Atıştırmalık sandviç bisküvi kategorisinin vazgeçilmez markası. 
Go ahead!: 1996'da piyasaya çıktı; sağlıklı bisküvi kategorisinde lider oldu. Diyet ürünleri bulunuyor. (Yogurt Breaks, Crispy Fruit Slices, Fruit Bakes ve Fruity Wafers)
Sultana: 'Most Sustainable Introduction' 2009 ödüllü. Belçika ve Almanya pazarında çok tercih ediliyor. Sağlıklı atıştırmalık ve öğün arası atıştırmalık yapıyor. 
Penguin:  Çikolatalı bisküvi segmentinde İngiltere'de ikinci sırada. İngiltere'nin en köklü markalarından biri. 79 yıldır piyasada.  Penguenlerin korunmasına yönelik WWF ile ortak “Protect the Penguins” adında bir sosyal sorumluluk projesi yürütüyorlar.
Mini Cheddar: Peynirli atıştırmalık. Soğan, BBQ aromalı çeşitleri var. Mini boyu ile ailelerin çokça tercih ettiği bir marka. 2006'da Ayçiçek yağı ile ürettikleri sağlıklı bir formatı piyasaya sürdüler.
Carr's: Premium kraker markası. ( Carr's Table Water, Carr's Melts range, Carr's Selections ve Carr's Nibbles) 
McVitie's Jaffa Cakes:  İngiltere'de bisküvi marketinde dördüncü büyük marka.
Delacre: 1870'de kuruldu; premium Belçika bisküvisi. 
Verkade: 1886'da üretime başladı. Bu marka altında bisküvi ve çikolata çeşitleri var. (Bisküvi: San Francisco, Café Noir, Knappertjes, Nizza ve Maria)

Türk unu Filistin’e ekmek olacak



Türk ununu dünyaya taşıyan güvenilir gıda tedarikçilerinden Ulusoy Un, Dünya Gıda Programı (World Food Program, WFP) tarafından Filistin’e gönderilmek üzere açılan un ihalesini kazandı. Aralık ayında 3 bin 600 ton unu Filistin’e teslim edecek. Günlük 900 ton buğday işleme kapasitesi ile Türkiye’nin lider un üreticileri arasında yer alan ve tek başına Türkiye un ihracatının yüzde 5’ini gerçekleştiren Ulusoy Un’un CEO’su Eren Günhan Ulusoy, 2010 yılından bu yana Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu’nun (UNRWA) onaylanmış tedarikçisi olduklarını,  2014 yılında UNRWA aracılığıyla Filistin için 22 bin 500 ton un tedarik ettiklerini belirtti. 
İHRACAT ORTADOĞU’DA BÜYÜYOR
Türkiye’nin özellikle Ortadoğu ülkeleri için en temel gıda tedarikçilerinden biri haline geldiğini belirten Ulusoy, yalnızca Irak ve Suriye’ye yapılan un ihracatının 2014’ün ilk 8 ayında 857 bin tona ulaştığını, bu rakamın 2013’ün aynı dönemine göre yüzde 31’lik bir artışı ifade ettiğini söyledi. Ulusoy Un olarak 25 yıllık bir süreçte 5 kıtada 72 ülkeye ihracat yapan bir kapasiteye ulaştıklarını belirten Eren Günhan Ulusoy,  “2014 yılının ilk altı ayında üretimimiz geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 39, buğday unu ihracatımız ise yüzde 129 artış gösterdi” diye konuştu.

2 Kasım 2014 Pazar

'Kininizi unutun'


Ünlü organizatör Erkan Özerman, Ermeni asıllı dünyaca ünlü Fransız şarkıcı Charles Aznavour ile Paris'te buluştu. Charles Aznavour 'Soykırım' konusunda Ermenilere seslendi: Kininizi unutun


POSTA ÖZEL
ERKAN ÖZERMAN, CHARLES AZNAVOUR İLE PARİS'TE KONUŞTU:
'SÖYLENENLER YALAN TÜRKLERİ SEVİYORUM'
Dünyanın yaşayan en büyük sanatçılarından Charles Aznavour'u çok uzun yıllardır Paris'ten tanırım. Konuşulanların aksine Türkler'i çok sevdiğini de bilirim. Geçen yıllar içinde kendisine defalarca söyledim, "Gelin bir röportaj yapalım, samimi duygularınızı anlatın" diye. Günün şartları, ortamın baskısı, belki de Ermeni Diasporası endişesi röportajın yapılmasını mümkün kılmadı. Dünyaca ünlü Chico&Gypsies grubu, Charles Aznavour’un şarkılarını kendi müzik anlayışları çizgisinde ve İspanyolca olarakalbüm yapmıştı. Konserleri dolup taştı, Fransızlar, İspanyol ezgili Aznavour şarkılarına bayıldı. Paris'in en ünlü müzikholü olan Olympia'da 3 yıl önceki Chico&Gypsies'in konserini, Charles Aznavour ile birlikte izlemiştim. Topluluğun kurucusu ve yıldızı Chico'nun hayat arkadaşı Ghade Şakir’in Türk olması da dostluğumuzu pekiştirdi.
Sonunda aklıma şöyle bir fikir geldi: Charles Aznavour, Chico, Ghade Şakir ve Türkiye'nin Paris Büyükelçisi Hakkı Akil'i, Paris'te bir öğle yemeğinde buluşturmak! Benim gibi, Galatasaray Lisesi mezunu olan yakın dostum Büyükelçi Hakkı Akil'i aradım. 'Ermenistan’ın İsviçre’deki büyükelçisi de olan ünlü şarkıcıCharles Aznavour ile bir öğle yemeğine ne dersin?' dedim. Sağolsun kabul etti. Paris'te bir lokantada buluştuk, 3 saat sohbet edip öğle yemeği yedik.
İşte bu röportajı da o sırada yaptım.
* Charles Aznavour'un Ermeni olması nedeniyle Türkler'i sevmediği, Türkiye'nin aleyhinde bulunduğu şeklinde bir inanç var?
Yalan! Bugüne kadar ağzımdan Türkiye aleyhinde bir tek cümle çıkmamıştır. Hadi bulun, getirin. Kökeni Ermeni diye bir insanı suçlu ilan etmek, hedef haline getirmek ne vicdana sığar ne de insanlığa. Benim annem Türk. İzmitli. İzmit ve Adapazarı'nda onlarca akrabam vardı. Annem anadil olarak Türkçe konuşurdu.Türkiye'yi çok sever, sık sık İstanbul'a gider gelirdi. Babam Gürcü. Kimler tarafından çıkarıldığını bilmediğim şu cümle beni derinden yaralıyor: 'Ermeni asıllı Türk düşmanı'. Ne rahatsız edici, ne üzücü, ne aşağılık biriftira bu. Osmanlı dönemindeki eski defterleri açıp, o acının yaşandığı dönemde henüz kurulmamış olan Türkiye Cumhuriyeti’ni suçlamak, çok uzaklarda kalmış yaraları deşmek kime ne fayda sağlar? Beni politik çekişmelerin içine sokmak, Ermeni Diasporası'nın içindeymiş, adamıymış gibi göstermek, Türkiye için kendi söylemek istedikleri sözleri ben söylemişim gibi ilan etmek, beni kullanarak soykırım kavgasını tekrar tekrar gündeme getirmeye çalışmak gerçekten çok ayıp ve ahlak dışı bir tavır. Ünlü olmanın faturasını ödetiyorlar bana. Maalesef bazı Türkler de buna inanıp beni gerçekten Türk düşmanı zannediyor. Geçen yıl bir demeç vermiştim. 'Türkler soykırım sözcüğüne kırılıyor ve üzülüyor' demiştim. Diaspora yeri yerinden oynattı. Bana söylemedikleri kalmadı. Biliyor musunuz, bugün hayatta olmayan sevgili annemin en yakın arkadaşı bir Türk'tü: Ferda Kahraman. Paris'ten, Türkiye'ye gezmeye gittiğinde onlarda kalırdı. Ferda önemli bir işadamıydı, Kore'nin Türkiye Fahri Konsolosu’ydu. Benim de hayattaki en yakın üç-beş arkadaşımdan biriydi. İzmir’den Çeşme’ye giderken trafik kazasında maalesef genç yaşta öldü. Hatırladıkça hep içim sızlar. Mümkün olur da 64 yıl sonra Türkiye’ye yine gelirsem ilk göreceğim kişiler Ferda'nın kızlarıdır. Onları bulacağım.
'ÖFKE ZAMANI DEĞİL'
* Fansız devlet televizyonunun birinci kanalında kanalında program yapan ünlü sunucu Michele Drucker sizi programına çağırmış ve stüdyodaki konuklara dönüp, 'Aramızda Türkler varsa soykırımı kabul etsinler ve Charles Aznavour'dan özür dilesinler" diye, o ortamda hiç anlamı olmayan gereksiz sözler kullanmıştı. O an neler hissettiğinizi çok merak ediyorum?
Benim o an orada söylediklerimi hatırlamıyor musunuz? Seyircilere dönüp şöyle demiştim: 'Şayet stüdyodaki konuklar arasında Türkler varsa hepsine hoşgeldiniz, mutlu oldum, beni çok mutlu ettiniz demekistiyorum. Türkiye çok güzel bir ülkedir.' Sonrada canlı yayın sürerken Michele Drucker’e dönüp şu uyarıyı yaptım: 'Bu söylediklerine hemen son ver!'
* Ermeni kökenli başka ünlü yıldızlar, sanatçılar da var. Ama bu soykırım konusunda nedense hep sizi ön plana çıkarıyorlar. 
Ben Fransa'da doğup büyüdüm. Şarkılarımı Fransızca yazdım, söyledim, filmlerimde Fransızca konuştum. Dünyanın her yerinde Fransız olarak tanınıyorum. Çünkü Fransız vatandaşıyım. Sanatçı yapım gereği de olaylara politik olarak değil hep insani olarak yaklaştım. Beni, komşuları tarafından bir toprak parçasının içine hapsedilmiş, ciddi ekonomik zorluklar nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kalan Ermeniler ve gittikçe nüfusu azalan Ermenistan ilgilendiriyor, düşündürüyor. Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırkapısının kapalı olması beni çok üzüyor. Bir çok şey Ermenistan'a yine Türkiye’den geliyor. Ama Gürcistanüstünden. Ermenistan’ın hem Türkiye hem de Azerbaycan ile sınır kapılarının açık olması lazım. Komşular dost olmalı. Kin ve öfkeler artık unutulmalı. Ermenistan'a büyük devletlerden gelen yardımla, ki bu yardımın çoğunluğu da silah yardımıdır, Ermenistan halkı böyle mutlu olamaz. Bu silahlar, sulh içinde yaşamanın da asla garantisi değildir. İşte hep bunları söyledim ve yine söylüyorum. Daha önce dediğim gibi; ben olaylara insanı açıdan yaklaşıyorum, politik değil.
* Şimdi ben bu sözlerden şunu anladım: Siz, Ermenistan uyguladığı uluslararası ilişkilerden memnun değilsiniz. Açık olarak bunu eleştiriyorsunuz, Ermenistan hükümetini başarısız görüyorsunuz. Ama siz aynı zamanda Ermenistan’ın İsviçre’deki büyükelçisisiniz.
Evet büyükelçiyim... Ama bu benim bağımsız yapımı etkilemez. Ben bağımsız büyükelçiyim. Yani Ermenistan'dan aldığım emirlere göre hareket etmiyorum, etmem ve edemem. Kendi bildiğim doğrulara göre hareket ediyorum. Bunu da herkes böyle biliyor.
* Fransa'nın dünyada en çok tanınan ve saygı duyulan sanatçısısınız...
(Charles Aznavour çok gülüyor) Annemin ülkesi Türkiye’de yaşasaydım demek ki dünyadaki en ünlü Türk sanatçısı olacaktım! Kader...
Eşiniz ve çocuklarınızın 'soykırım' kelimesine yaklaşımı ne? 
Bu soruyu onlara sorman gerekir! Ben sana ailedeki yapıyı anlatayım, cevabını sen bul. Eşim İsveç asıllı ve Protestan. Ben Türk-Gürcü asıllıyım, Fransızım ve Gregoryan’ım. Kızım, Cezayirli ile evlendi. O aile koyuMüslüman. Diğer çocuğumun eşi Musevi. Bizim ev din konusunda çok zengindir. Bütün dinler bizim evin çatısı altında temsil ediliyor. Kimse, kimsenin düşüncesine, inancına karışmaz. Nitekim, evlilik yaparken de çocuklarıma eşleri Müslüman ya da Musevi diye hiçbir şey söylemedim. Ayrıca hepimizin her milletten yakındostları var. Ne güzel. Mesela şu an masada yanımda oturan hanımefendi en yakın Türk dostum olan Ghade Şakir'dir. (Ghade Şakir, büyük hayırsever merhume Semiha Şakir'in kızı.)
'TÜRKLER ÇOK VİCDANLI'
* Tüm anlattıklarınızdan ortaya çıkan şu: Bugüne kadar bilinenin aksine siz Türkler'i çok seviyorsunuz. 
Evet, seviyorum. Türkler vicdanlı insanlardır. Baksanıza; Irak, Suriye, Kobani'den gelen 2 milyonu aşkın mülteciye topraklarını açtılar. Onları savaştan, ölümden kurtardılar. Türkiye'de 100 bini aşkın Ermenistan vatandaşı kaçak olarak çalışıyor, ekmek yiyor, para kazanıyor, ülkelerine para yolluyor. Türkiye bunu görmezden geliyor, hiç ses çıkarmıyor. Ankara istese o 100 bin Ermeni'yi 24 saatte bulur ve sınır dışıedebilir. Tamam, Osmanlı döneminde büyük acılar yaşandı. Masumlar katledildi. Bu bir utançtır, kabustur, felakettir. Kabul... Ama bunu hala kaşımanın, gündeme getirmenin, ortalığı bulandırmanın kime, neye, ne gibi bir faydası var ya da oldu. Şu anda Ermenistan'ın Türkiye'ye ihtiyacı var. O sınır açılmalı. Ermenistan'ın refahı ve huzuru için bu gerekli. Ben, 2015 çerçevesinden bakıyorum ve olaya insani yaklaşıyorum.
ANNESİ İZMİTLİ AZNAVOUR’A İZMİT’TEN ‘ALTIN ÇINAR ÖDÜLÜ’
Her yıl Kocaeli-İzmit’te yapılan ‘Altın Çınar Ödülleri Töreni’ bu yıl ilk defa İstanbul’da düzenlenecek. 4 Kasım Salı akşamı saat 19:00’da İstanbul Pera Müzesi’ndeki törende layık görülenlere ödülleri sunulacak. Geçen 6 yıl içinde bu ödülü; Prof. Dr. Türkan Saylan, Suna Kan, Leyla Umar, Erol Günaydın, Halil Ergün, Ayten Alpman, Ahmet Ümit, Pera Müzesi adına Özalp Birol, Türkan Şoray, Emel Sayın, Erol Evgin, Okan Bayülgen, Mehveş Emeç, Ayşe Kulin, Gülriz Sururi, Erkan Özerman, Ayla Algan, Esin Avşar, Perran Kutman, Serra Yımaz, Sabancı Müzesi adına Nazan Ölçer, Pınar Kür, Nermin Bezmen ve Gökşin Sipahioğlu almıştı. Bu yıl ödül alacak isimler arasında annesi İzmitli olan ünlü Fransız sanatçı Charles Aznavour da var. Ödülünü, Paris’teki buluşma sırasında Türkiye’nin Paris Büyükelçisi Hakkı Akil ve Erkan Özerman Charles Aznavour’a önceden takdim etti. Aznavour, “İzmitli hemşehrilerinin bana ödül verdiğini annem görseydi çok memnun olurdu” dedi.
TÜRK BÜYÜKELÇİSİ SORDU: 'İSTANBUL'DA KONSER VERMEYE NE DERSİNİZ?'
Türkiye'nin Paris Büyükelçisi Hakkı Akil ile Charles Aznavour iyi bir dostluk kurdular. Yemek sırasında karşı karşıya oturdular ve bol bol sohbet ettiler. Büyükelçi, Charles Aznavour'a ,"1000 yıldır dost olan, birlikte yaşayan Türkler ve Ermeniler neden son 100 yıldır kırgınlar! Biz düşman olmamalıyız" dedi. Charles Aznavour'un bu sıcak cümle karşısındaki yaklaşımı çok netti: "Sayın büyükelçi, inanın ki, Türkiye'yi çok seven ve özleyen Ermeniler'in sayısı diğerlerinden kat be kat fazla." Bunun üzerine Büyükelçi Hakkı Akil sordu: "Türkiye’de önümüzdeki yılın başlarında konserler vermeye ne dersiniz?"1950'den beri Türkiye'ye gelmemiş olan Aznavour bu teklifi büyük sevinçle karşılayıp, "Neden olmasın?" dedi. Şimdi 55 yıllık bir organizatör olarak bu işin gerçekleşmesini sağlamak bana düşüyor. Tabii devletimizin desteği ve katkısıyla...
ERMENİSTAN'IN ULUSAL KAHRAMANI

Aznavour, Ermenistan’ın Birleşmiş Milletler’deki daimi elçisi.
90 yaşındaki Charles Aznavour, Fransa’nın yaşayan en ünlü sanatçısı. Ermeni bir ailenin oğlu olarak 24 Mayıs 1924’te Paris’te doğdu. Annesi Knar Baghdasarian İzmit’ten Fransa’ya göçmüş sıradan bir oyuncuydu. Babası Mişa Aznavuryan ise Gürcistan’dan göç eden bir şarkıcı. Aynı zamanda 60’a yakın filmde rol alan Charles Aznavour sanatçı yönü kadar insani olaylara duyarlılığıyla tanınıyor.
Ermenistan için vakıf kurdu 
1988’de Ermenistan’da 20 bin kişinin öldüğü 7.2’lik depremden sonra ‘Ermenistan için Charles Anzavour Vakfı’nı kurmuş ve Ermenistan’a büyük yardımlarda bulunmuştu. Ermenistan hükümeti 2004’te kendisine ülkenin en yüksek mertebesi olan “Ermenistan Ulusal Kahramanı” ödülü vermişti. 2008’de Ermenistan vatandaşlığı da verilen Aznavour 2009’da Ermenistan’ın hem İsviçre Büyükelçisi, hem de Birleşmiş Milletler’deki (BM) daimi elçisi olarak resmen atanmıştı.
'Benim annem Türk, hayalim de Türkiye'ye gitmek'
Ermenistan’ın gelişmesi için ömrünü adayan Charles Aznavour 2011’de şu sözleri söyleyince Ermeni Diasporası’ndan büyük tepki almıştı: “En büyük acıları bile unutmayız ama affedebiliriz. Benim hayalim Türkiye’yi ziyaret etmek. Bunu söylediğimde bazı Ermeniler bana acayip bakıyorlar. Türkiye çok güzel bir ülke, insanları kesinlikle düşündüğünüz gibi değil ve mutfağı da harika. Dahası canım annemin ülkesi. Annem Türkçe konuşuyordu, Arap harfleriyle Türkçe yazıyordu ve okuyordu. Soykırım kelimesi rahatsız edici bir kelime ve beni de artık rahatsız etmeye başladı.”



Charles Aznavour Türkiye’ye toplam iki kez geldiğini anlattı:
“1950’de şarkıcılığımın ilk yıllarında İstanbul’a gitmiştim.Harbiye’deki Hilton Otel’i daha yeni inşa edilmişti.Taksim’de bir gazinoda şarkı söyledim. Daha henüz pek tanıyanım yoktu. İkinci defasında bir arkadaşıma geldim. Ferda Kahraman’a. Onun evinde bir hafta geçirdim. Ferda, çok çok iyi arkadaşımdı. Maalesef trafik kazasında öldü.”

1 Kasım 2014 Cumartesi

Türkiye ile Kuzey Irak tünel ile birleşti


Türk müteahhitler IŞİD saldırılarına rağmen gemiyi terk etmedi. Son olarak Limak Holding Kuzey Irak'la ticareti geliştirecek önemli bir yatırıma imza attı. Türkiye ve yurtdışında inşaat sektöründe büyük projeler üstlenen Limak İnşaat, tasarım ve yapım işini 158 milyar Irak dinarı teklifle kazandığı Gali-Zakho Tüneli'nin kazı çalışmalarını tamamladı. Şirket, böylece iki ülke arasındaki ticareti güvenli ve konforlu hale getirecek 3 bin 600 metrelik iki ayrı tüpten oluşan projenin birinci bölümünü tamamlamış oldu.
2015'TE TAMAMLANACAK
Türkiye Habur Sınır Kapısı'na 20 kilometre mesafede bulunan tünelin kazı çalışmaları sona ererken, iki tarafı birleştirme töreni de Zaho'da yapıldı. Törene, Bölgesel Kürt Yönetimi İmar ve Kalkınma Bakanı Derbas Kosret Resul, Duhok Valisi Farhad Atrushi, Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanvekili Sezai Bacaksız, 23'üncü Dönem AK Parti Ağrı Milletvekili Cemal Kaya da katıldı. Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanvekili Sezai Bacaksız, tünel inşaatının tamamlanmasıyla birlikte TIR ve kamyonların nakliyede yaşadığı sorunların azalacağını, karşılıklı ticaretin artacağını söyledi. Tünelin iki ülke arasındaki ticaret yolunda daha güvenli ve konforlu bir ulaşım sağlayacağını da belirten Bacaksız, "Bugün, tünel kazısının bitirilmesi ve tünelin iki tarafının birleştirilmesini kutluyoruz. Yol kaplaması, elektromekanik, havalandırma, aydınlatma, yangın söndürme ve çeşitli kontrol sistemlerinin imalatlarını da tamamlayıp tüneli 2015 yılında teslim edeceğiz" diye konuştu. Kürt Yönetimi İmar ve Kalkınma Bakanı Derbas Resul ise, Bağdat'la bütçe konusunda bazı anlaşmazlıklar olduğunu, bu nedenle firmalara yapılan ödemelerde sıkıntılar yaşandığını söyledi.
HER ŞEYE RAĞMEN DEVAM
Bu sıkıntıya rağmen Limak'ın yatırımlarını durdurmadığını belirten Resul, "Kendilerine teşekkür ediyoruz" dedi. Resul, Türkiye ile ticari ilişkilerde beklentilerinin yüksek olduğunu belirterek şöyle konuştu: "İki ülke arasındaki ticari hacmin yükselmesi gerekiyor. Biz, yatırım konusunda Bağdat bütçesine bağlıyız. Maaşlar ve genel harcamaları yapıyoruz. Ondan sonra kalanı altyapı yatırımları için harcıyoruz. Altyapı yatırımlarını tamamlamak ve özellikle yollar için daha fazla fon ayırmaya çalışıyoruz." 273 Türk ve 58 yerel personel görev yaptığı projede elektromekanik, havalandırma, aydınlatma, yangın söndürme ve çeşitli kontrol sistemlerinin imalatları da Limak İnşaat tarafından gerçekleştiriliyor.
CEYHAN'DAN PETROL TİCARETİ
Derbas Kosret Resul, Bağdat'la bütçesel konularda anlaşmazlıklarının olduğunu ve bunun çözümü için uğraştıklarını söyledi. Resul, "Anayasamıza göre gelirlerin yüzde 17'sinin bize verilmesi gerekiyor. Şu ana kadar 11'in altında veriyorlar" dedi. Uluslararası kurallara uygun olarak Türkiye'ye petrol gönderdiklerini belirten Bakan Resul, şöyle konuştu: "Buradan gidenin yüzde 17 oranındaki gelirini alıyoruz. Kuveyt'e petrol sattığımızda da aynı oranda alıyoruz. Gayet saydam bir alışveriş yapılıyor. 18 gemi yüklemesi yapıldı. Alıcıların kimler olduğunu bulmak kolay." Resul, Türkiye ile 50 yıllık gaz ve petrol anlaşması yaptıklarını belirterek bunun Irak Anayasası'na uygun olduğunu ifade etti.
800 BİN METREKÜP KAZI
800 bin metreküp kazıda 11.40 metre genişliğinde açılan kesitlere sahip tünelin toplam açıklığı 8.50 metre genişliğe sahip. Tünel inşaatında 130 bin metreküp beton, 60 bin metreküp püskürtme betonu, 2 bin 200 ton çelik iksa, bin ton çelik hasır, 250 bin metre bulon delgisi ve 196 bin metrekare de su yalıtımı imalat kalemleri kullanıldı.
'BİZE TAHAMMÜL ETTİLER'
Duhok Valisi Farhad Atrushi, "Bu tünel Türk ve Kürtler'in birleşmesi anlamına geliyor" dedi. Tünelin gidiş, geliş ve nakliyelerde büyük rahatlık sağlayacağını belirten Atrushi, "Bu tünel Türkiye ile ekonomik ilişkileri geliştirecek. Türkiye bizim için büyük bir ülke. Her iki halk da bu tünelden büyük fayda görecek. Limak da güzel, taze, canlı, harika bir iş yaptı. Onlara bu zor dönemimizde bize tahammül ettikleri için teşekkür ediyoruz. Para konusunda da bizi sıkıştırmadılar. Biz de projenin geriye kalan kısmının bitirilmesini istiyoruz" diye konuştu.