Van etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Van etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Nisan 2015 Pazar

Köylülerin "ters lale" nöbeti Van'ın Gevaş ilçesinde

Köylülerin "ters lale" nöbeti

Van'ın Gevaş ilçesinde köylüler, hüznün sembolü olarak bilinen ve ilkbaharda açtığında eşsiz görsel şölen sunan ters lalelerin çalınmaması için nöbet tutuyor.

Hazreti İsa'nın çarmıha gerildiği sırada boynunu büktüğü inancıyla Hristiyan dünyasınca kutsal sayılan ters laleler, yöre halkı tarafından da koruma altına alındı.

Gevaş'a 40 kilometre uzaktaki Aydınocak Mahallesi'nde bulunan mezarlıkta yetişen ters laleler, rengarenk görüntüsüyle yöre halkının yanı sıra fotoğrafçıların ilgisini çekiyor.

Aydınocak halkı, ender yetişen bir tür olduğundan yurt dışına kaçırılan bitkilerin başında gelen ters laleleri korumak için harekete geçti. Doğasever köylüler, halk arasında "ağlayan gelin" denilen ters lale soğanlarının sökülerek ticari malzeme haline getirilmesini engellemek amacıyla, lalenin yetiştiği alanda gece gündüz nöbet tutuyor.

"İlgili kurumlardan destek bekliyoruz"
Aydınocak Mahallesi Muhtarı Bahri Altıntaş, ters laleleri korumak için her gün bir kişinin nöbet tuttuğunu belirtti.

Zaman zaman bazı kişilerin ters lale soğanlarını çıkarmaya çalıştığını anlatan Altıntaş, "Onlara engel oluyoruz. Ancak tam anlamıyla koruma sağlayabilmek için mezarlığın bulunduğu alanın ışıklandırılması gerekiyor. Bu konuda yetkililerden destek istiyoruz" dedi.

Aydınocak İlkokulu Müdürü İsa Dumlu ise köydeki mezarlıkta yetişen ters laleleri kendi imkanlarıyla korumaya çalıştıklarını söyledi.

Ters lalelerin, köyün en önemli değeri olduğunu dile getiren Dumlu, şunları kaydetti: "Köylülerimiz, muhtarımızın da destekleriyle her gün nöbet tutuyor. Biz de bu konuda özellikle öğrencilerimiz ve yakın çevremizi uyararak, lalelerin korunmasının önemini anlatıyoruz. Öğrencilerimizde çevre bilincini oluşturursak, ters lalelerin geleceğini güvence altına almış oluruz. Korumanın etkili yapılabilmesi için mezarlığın çevresinin ışıklandırılması gerekiyor. İlgili kurumlardan bu konuda destek bekliyoruz."

5 Kasım 2014 Çarşamba

Medikal cihazlarda "Van" imzası


DAKA, mart ayında sonuçlandırdığı 2014 Yılı Mali Destek Programı başvuru sürecinin ardından destekleyeceği projeleri belirleyerek sözleşmeleri imzalamaya başladı.
Daha önce "Yenilenebilir Mali Destek Programı" kapsamında güneş enerjisi panelleri üreten bir firmanın kente 80 milyon avroluk yatırım kararı almasını sağlayan DAKA, 2014 Yılı Mali Destek Programıyla da 12 milyon liralık yeni bir yatırımı daha Van'a kazandırdı.
DAKA Genel Sekreteri Emin Yaşar Demirci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu yılki başvurular arasından 48 projenin başarılı görüldüğünü ve bunlardan 25'inin asıl listede yer aldığını belirtti.
Listede yer alan firmaları sözleşme imzalamak için davet ettiklerini ve şu ana kadar 15 projenin sözleşmesinin imzalandığını anlatan Demirci, davet edilen firmaların gelmemesi durumunda yedek listedeki firmalarla sözleşme imzalayacaklarını söyledi.
Demirci, projelere 20 milyon liralık destek sunduklarını bildirerek, "Proje başına ortalama tutar 900 bin lira civarında ama bunların içinde 2 milyon liralık projelerimiz de var. Bu destek programında ilk kez toplam bütçesi 10-12 milyon lira olan projelere destek vermiş olduk. Kalkınma ajansları arasında ilk kez bu kadar yüksek hibe oranıyla mali destek programına çıktık. Bugüne kadar en fazla başarı beklediğim mali destek programı oldu. Yüksek teknoloji ve ihracata yönelik üretim yapacak firmalar da bizden destek aldı" dedi.
Önemli firmaların destek almaya hak kazandıklarını ve kentin adını Türkiye'ye tanıtacak yatırımlar gerçekleştirileceğini vurgulayan Demirci, şöyle konuştu:
"Medikal sektöründe Türkiye'nin dışa bağımlı olduğu, ithalata dayalı sarf malzemelerini ve ara teknolojileri burada üretecek yatırımlar gerçekleşecek. Bu yatırım, ihracat açısından önemli bir potansiyel taşıyor, aynı zamanda Türkiye'nin ithalata bağımlı olduğu bir ihtiyacı yerli ürünle karşılama imkanımız olacak. Bu anlamda bölgeye gelecek firmalar, önümüzdeki dönemlerde Türkiye'nin çok önemli firmaları haline gelecek. Van'ın bundan böyle medikal ürünlerin üretileceği merkez olmasını bekliyorum. Tıbbi teknolojiler konusunda bir fizibilite çalışması yaptık. Diğer bölgelerde yapılan ürünlerin burada üretiminin gerçekleştirilmesiyle ilgili çalışma yaptık. O da sonuçlanmak üzere. O sonuçlandığında böyle bir teknolojinin bölgede üretilmesini sağlayacak yatırımların çok daha ciddi şekilde geleceğini ümit ediyorum."
Demirci, bölgede güvenlikle ilgili bir sıkıntının olmadığına, Van'da insanın başına gelebilecek bir olayın, İstanbul'da ya da Türkiye'nin başka bir bölgesinde de yaşanabileceğine değinerek, Doğu Anadolu Bölgesi'nin, Türkiye'nin herhangi bir yerinden daha az güvenli bir yer olmadığını bütün yatırımcılara anlattığını dile getirdi.
Van'da, herhangi bir şekilde insanın başına bir olay gelmesinin oranının, yolda trafik kazası geçirmesinden daha yüksek olmadığının altını çizen Demirci, olaylara bu açıdan bakarak bölgenin güvenli olduğunu kabul etmek gerektiğini sözlerine ekledi.

27 Temmuz 2014 Pazar

3 bin yıllık kanal

Urartu Kralı Menua tarafından Van'ın Gürpınar ilçesinden kent merkezine su getirmek amacıyla 3 bin yılönce yaptırılan Şamran kanalı, günümüzde de varlığını koruyan ve halen kullanılan en önemli Urartu mimarileri arasında bulunuyor.

Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) tarafından hazırlanan proje ile tarihin en eski sulama kanalı olarak bilinen Şamran kanalı boyunca devam eden toprak yolun, bisiklet turları ve çeşitli etkinliklerde kullanılarak turizme kazandırılması amaçlanıyor.

Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Rafet Çavuşoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, zorlu bölge coğrafyasında büyük bir bölümü kayalıkların oyulmasıyla oluşturulan kanaldan getirilen suyla bölgede tarımın geliştirildiğini belirtti.

Urartu kayıtlarında kanalın isminin "Menua" olarak geçtiğini ancak sonradan Şamran olarak değiştiğini anlatan Çavuşoğlu, Ermeni tarihçi Movses'in, Şamzran isminin Asur kraliçesi Semiramis'ten alındığından bahsettiğini söyledi.

Kraliçe Semiramis'in, Urartulardan sonra 42 bin işçisiyle kanalı yeniden inşa ettiğinin kaynaklarda geçtiğini anlatan Çavuşoğlu, Urartu çivi yazısının çözülmesinin ardından kanalın 51 kilometreden Van ovasını sulamak amacıyla Urartu Kralı Menua tarafından inşa edildiğinin ortaya çıktığını ifade etti.

Çavuşoğlu, kanalın geçtiği güzergahta bulunan 14 yazıtta şu ifadelerin yer aldığını kaydetti.

"İşpuini'nin oğlu Menua, Tanrı Haldi'nin gücü sayesinde bu kanalı açtı. Adı Menua kanalıdır. Tanrı Haldi'nin büyüklüğü sayesinde, Menua, güçlü kral, büyük kral, Bianili ülkelerinin kralı, Tuşpa kentinin efendisidir. Menua der ki kim bu yazıyı silerse, kim onu tahrip ederse, kim bunu görürse, kim başkasına 'bu kanalı ben açtım' derse o, tanrı Haldi, tanrı Teişeba, tanrı Şivini ve bütün tanrılar tarafından mahvedilsin, güneş ışığından yoksun edilsin."

Büyük bir mühendislik harikası olan kanalın, çok ince matematiksel hesaplarla inşa edildiğine dikkati çeken Çavuşoğlu, Urartu kralı Menua'nın eşi Tariri'nin şu anda Edremit ilçesinde "Yeşil vadi" olarak adlandırılan bölgede bahçesinin bulunduğunu, kanaldan getirilen suyla bahçenin sulamasının yapıldığını dile getirdi.

Çavuşoğlu, tarım arazilerinin sulamasında kanalın kent için önemli olduğuna değinerek, dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan mühendislik harikası kanalın turizme kazandırılması için çeşitli projeler hazırladıklarını bildirdi.

KANAL BOYU BİSİKLET YOLU


Van'ın çok önemli tarihi turistik alanlara sahip olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, şöyle konuştu:

"Özellikle Urartular döneminden kalan eserler tarih açısından çok önemli. Bulunduğumuz bölgedeki kanal da bu açıdan değerlendirilmesi gereken en önemli yapılardan biri. Bunun için bizim bir önerimiz var.

Kanalın yanından geçen bir yol var. Bu yol düzenlenip belli dönemlerde bisiklet yarışmalarının yapılacağı ya da farklı etkinliklerin yapılabileceği bir yol olarak kullanılabilir. Böylece tarihin en eski kanalı turizme kazandırılarak kente büyük fayda sağlar."