turizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
turizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Aralık 2014 Çarşamba

TÜRKİYE'DE BİR İLK: YERALTI TURİZMİ




 

Çankırı'da yerin 150 metre altındaki Kaya Tuz Mağarası'nın, içine kafe, restoran, spor aktivite alanı, yürüyüş yolları ve tuz terapi odaları yapılarak turizme kazandırılması için çalışmalar sürüyor.

Çankırı Valisi Vahdettin Özcan, Valilikte düzenlenen değerlendirme toplantısında, mağaranın turizm açısından çok önemli olduğunu söyledi.
 

 

Tuz mağaralarını turizme açan çok sayıda ülke olduğunu belirten Özcan, "Bizim mağaramız bunlardan daha iyi. Hayata geçirmeyi planlandığımız uygulama Türkiye'de ilk olacak. Kaya Tuzu Mağarasının bir bölümünü turizme kazandırmak için, burada işletmecilik yapan firmadan devraldık" dedi.
 

 

Özcan, projeyi iki yıl içinde tamamlamayı hedeflediklerini vurgulayarak mağaranın içine tuz terapi merkezi, çok amaçlı toplantı salonu, galeriler, kafeterya, restoran, çocuk oyun, ibadet, spor aktivite alanları, dekoratif tuz havuzu, ahşap yürüyüş yolları gibi düzenlemeler yapılacağını kaydetti.

Toplantıya Vali Yardımcısı Fatih Yılmaz, Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr. İbrahim Demirtaş, Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Alaybey Karoğlu, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Hasan Yıldız,İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Şube Müdürü Nusret Acar ve Mimar Nail Altıparmak katıldı.
 

 

İl Özel İdaresi ile Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) arasında "Çankırı Kaya Tuzu Mağarasının Turizme Kazandırılması Projesi" için protokol imzalanmıştı.
 


Akşam, 09.12.2014

27 Temmuz 2014 Pazar

3 bin yıllık kanal

Urartu Kralı Menua tarafından Van'ın Gürpınar ilçesinden kent merkezine su getirmek amacıyla 3 bin yılönce yaptırılan Şamran kanalı, günümüzde de varlığını koruyan ve halen kullanılan en önemli Urartu mimarileri arasında bulunuyor.

Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) tarafından hazırlanan proje ile tarihin en eski sulama kanalı olarak bilinen Şamran kanalı boyunca devam eden toprak yolun, bisiklet turları ve çeşitli etkinliklerde kullanılarak turizme kazandırılması amaçlanıyor.

Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Rafet Çavuşoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, zorlu bölge coğrafyasında büyük bir bölümü kayalıkların oyulmasıyla oluşturulan kanaldan getirilen suyla bölgede tarımın geliştirildiğini belirtti.

Urartu kayıtlarında kanalın isminin "Menua" olarak geçtiğini ancak sonradan Şamran olarak değiştiğini anlatan Çavuşoğlu, Ermeni tarihçi Movses'in, Şamzran isminin Asur kraliçesi Semiramis'ten alındığından bahsettiğini söyledi.

Kraliçe Semiramis'in, Urartulardan sonra 42 bin işçisiyle kanalı yeniden inşa ettiğinin kaynaklarda geçtiğini anlatan Çavuşoğlu, Urartu çivi yazısının çözülmesinin ardından kanalın 51 kilometreden Van ovasını sulamak amacıyla Urartu Kralı Menua tarafından inşa edildiğinin ortaya çıktığını ifade etti.

Çavuşoğlu, kanalın geçtiği güzergahta bulunan 14 yazıtta şu ifadelerin yer aldığını kaydetti.

"İşpuini'nin oğlu Menua, Tanrı Haldi'nin gücü sayesinde bu kanalı açtı. Adı Menua kanalıdır. Tanrı Haldi'nin büyüklüğü sayesinde, Menua, güçlü kral, büyük kral, Bianili ülkelerinin kralı, Tuşpa kentinin efendisidir. Menua der ki kim bu yazıyı silerse, kim onu tahrip ederse, kim bunu görürse, kim başkasına 'bu kanalı ben açtım' derse o, tanrı Haldi, tanrı Teişeba, tanrı Şivini ve bütün tanrılar tarafından mahvedilsin, güneş ışığından yoksun edilsin."

Büyük bir mühendislik harikası olan kanalın, çok ince matematiksel hesaplarla inşa edildiğine dikkati çeken Çavuşoğlu, Urartu kralı Menua'nın eşi Tariri'nin şu anda Edremit ilçesinde "Yeşil vadi" olarak adlandırılan bölgede bahçesinin bulunduğunu, kanaldan getirilen suyla bahçenin sulamasının yapıldığını dile getirdi.

Çavuşoğlu, tarım arazilerinin sulamasında kanalın kent için önemli olduğuna değinerek, dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan mühendislik harikası kanalın turizme kazandırılması için çeşitli projeler hazırladıklarını bildirdi.

KANAL BOYU BİSİKLET YOLU


Van'ın çok önemli tarihi turistik alanlara sahip olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, şöyle konuştu:

"Özellikle Urartular döneminden kalan eserler tarih açısından çok önemli. Bulunduğumuz bölgedeki kanal da bu açıdan değerlendirilmesi gereken en önemli yapılardan biri. Bunun için bizim bir önerimiz var.

Kanalın yanından geçen bir yol var. Bu yol düzenlenip belli dönemlerde bisiklet yarışmalarının yapılacağı ya da farklı etkinliklerin yapılabileceği bir yol olarak kullanılabilir. Böylece tarihin en eski kanalı turizme kazandırılarak kente büyük fayda sağlar."

9 Temmuz 2014 Çarşamba

Terliğin yasak olduğu plaj


Cavit AKGÜN/MUĞLA, (DHA)
Ünü dünyanın dört bir yanına yayılan ve tarihte,Mısır Kraliçesi Kleopatra ile Romalı sevgilisi ünlü komutan Antonius’un büyük aşk yaşadığı, yüzüp kumlarında uzandıkları rivayet edilen Sedir Adası, bölgeye ilgiyi artırıyor. Yılda yaklaşık 250 bin kişinin ziyaret ettiği Sedir Adası, kumu ve turkuaz rengindeki denizi nedeniyle turistlerin ilgisini çekiyor. Günlük turlara katılarak adaya gelenler ve ününü duyan tatilciler de çevre il ve ilçelerden özel araçlarıyla Çamlı’ya geliyor.
Mısır’ın ünlü kraliçesi Kleopatra’nın adını taşıyan plajın nadir rastlanan altın sarısı kumları 24 saat boyunca görevliler tarafından gözetim altında tutuluyor. Plaja inen ahşap yol üzerine konan Türkçe ve İngilizce uyarı tabelasında, ’Plajdan hiçbir şekilde kum alınamaz, taşınamaz, kum alındığının tespiti halinde 2863 Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında yasal işlem uygulanacaktır’ uyarı yazısı bulunuyor.
Görevliler tarafından koruma altındaki kumların dışarıya taşınmasının önlemesi amacıyla 2007 yılında, yaklaşık 60 metre uzunluk, 5 metre genişliğindeki kumsal, iplerle çevrilirken, girilmesine kesinlikle izin verilmiyor. Plajın diğer bölümlerinde ise denize girilebiliyor. Ancak denizden çıkarken duş alınması zorunlu iken havlu ve terlikle de plaja girilmiyor. Plaja gelen turistler, kumlu bölgenin arkasındaki şezlonglarda güneşlenebiliyor. Yüzlerce zeytin ağacıyla kaplı Sedir Adası’nda Helenistik ve Roma dönemlerine ait antik tiyatro, agora ve antik liman kalıntıları bulunuyor. Adada bulunan ve M.Ö. 1000 yıllarına dayandığı sanılan Dor, Pers ve Romalılar’dan kalma tarihi eserler de turistlerin ilgisini çekiyor.
SEDİR ADASI EFSANESİ
Binlerce yıl önce Kleopatra ve Antonius Sezar’ın Sedir Adası’nda büyük bir aşk yaşadığına inanılır. Efsaneye göre, kendisiyle evlenmeyi kabul eden Kleopatra’ya bu coşkusunun hediyesini vermek isteyen Antonius, yaklaşık 3 bin yıl kadar önce balayını geçirmek üzere Kleopatra’yı götüreceği adaya Mısır’dan 60 büyük gemiyle çapları 1 milimetreden daha küçük ve her tanesi aynı büyüklükte olan kumları getirtti. Dünyanın yalnızca iki yerinde var olduğu bilinen bu özel kumun diğer özellikleri de ateşte yanması, sodalı suda kendiliğinden çoğalması ve büyüteç altında incelendiğinde hareket ediyor olmasıdır. Karbonatlı çamurun bir çekirdek etrafında birikmesiyle oluşan kumların denize kattığı eşsiz güzellikteki renk de, Ada’nın görülmeye değer olan diğer özelliklerinden biridir. Kumların bir benzerinin de Kızıldeniz’de olduğu biliniyor. Zeytin ağaçlarıyla kaplı Ada’da, doğal güzelliklerin yanı sıra Helenistik ve Roma dönemlerine ait antik tiyatro, agora ve antik liman kalıntıları da bulunuyor.