Urartu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Urartu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Temmuz 2014 Pazar

3 bin yıllık kanal

Urartu Kralı Menua tarafından Van'ın Gürpınar ilçesinden kent merkezine su getirmek amacıyla 3 bin yılönce yaptırılan Şamran kanalı, günümüzde de varlığını koruyan ve halen kullanılan en önemli Urartu mimarileri arasında bulunuyor.

Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) tarafından hazırlanan proje ile tarihin en eski sulama kanalı olarak bilinen Şamran kanalı boyunca devam eden toprak yolun, bisiklet turları ve çeşitli etkinliklerde kullanılarak turizme kazandırılması amaçlanıyor.

Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Rafet Çavuşoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, zorlu bölge coğrafyasında büyük bir bölümü kayalıkların oyulmasıyla oluşturulan kanaldan getirilen suyla bölgede tarımın geliştirildiğini belirtti.

Urartu kayıtlarında kanalın isminin "Menua" olarak geçtiğini ancak sonradan Şamran olarak değiştiğini anlatan Çavuşoğlu, Ermeni tarihçi Movses'in, Şamzran isminin Asur kraliçesi Semiramis'ten alındığından bahsettiğini söyledi.

Kraliçe Semiramis'in, Urartulardan sonra 42 bin işçisiyle kanalı yeniden inşa ettiğinin kaynaklarda geçtiğini anlatan Çavuşoğlu, Urartu çivi yazısının çözülmesinin ardından kanalın 51 kilometreden Van ovasını sulamak amacıyla Urartu Kralı Menua tarafından inşa edildiğinin ortaya çıktığını ifade etti.

Çavuşoğlu, kanalın geçtiği güzergahta bulunan 14 yazıtta şu ifadelerin yer aldığını kaydetti.

"İşpuini'nin oğlu Menua, Tanrı Haldi'nin gücü sayesinde bu kanalı açtı. Adı Menua kanalıdır. Tanrı Haldi'nin büyüklüğü sayesinde, Menua, güçlü kral, büyük kral, Bianili ülkelerinin kralı, Tuşpa kentinin efendisidir. Menua der ki kim bu yazıyı silerse, kim onu tahrip ederse, kim bunu görürse, kim başkasına 'bu kanalı ben açtım' derse o, tanrı Haldi, tanrı Teişeba, tanrı Şivini ve bütün tanrılar tarafından mahvedilsin, güneş ışığından yoksun edilsin."

Büyük bir mühendislik harikası olan kanalın, çok ince matematiksel hesaplarla inşa edildiğine dikkati çeken Çavuşoğlu, Urartu kralı Menua'nın eşi Tariri'nin şu anda Edremit ilçesinde "Yeşil vadi" olarak adlandırılan bölgede bahçesinin bulunduğunu, kanaldan getirilen suyla bahçenin sulamasının yapıldığını dile getirdi.

Çavuşoğlu, tarım arazilerinin sulamasında kanalın kent için önemli olduğuna değinerek, dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan mühendislik harikası kanalın turizme kazandırılması için çeşitli projeler hazırladıklarını bildirdi.

KANAL BOYU BİSİKLET YOLU


Van'ın çok önemli tarihi turistik alanlara sahip olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, şöyle konuştu:

"Özellikle Urartular döneminden kalan eserler tarih açısından çok önemli. Bulunduğumuz bölgedeki kanal da bu açıdan değerlendirilmesi gereken en önemli yapılardan biri. Bunun için bizim bir önerimiz var.

Kanalın yanından geçen bir yol var. Bu yol düzenlenip belli dönemlerde bisiklet yarışmalarının yapılacağı ya da farklı etkinliklerin yapılabileceği bir yol olarak kullanılabilir. Böylece tarihin en eski kanalı turizme kazandırılarak kente büyük fayda sağlar."

4 Kasım 2013 Pazartesi

Tunceli'de 3 bin yıllık tarih keşfedildi


Tunceli'de uzun yıllar devam eden çatışmalı ortamın çözüm süreciyle birlikte sona ermesiyle kentin tarihi de gün yüzüne çıkmaya başladı. Bitlis Eren Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümü'nde araştırma görevlisi olan Serkan Erdoğan ile İl Kültür ve Turizm Müdürü İsmet Hakan Ulaşoğlu'nun tespit çalışmaları sonucunda il merkezine bağlı Rabat köyü yakınlarında 3 bin yıllık antik yerleşim alanı tespit edildi.
Erken demir çağı, Urartu, Hellenistik, Roma, Bizans ve İslam Ortaçağı ve Osmanlı dönemine ait izler taşıyan kale görünümlü yerleşimin eski bir ulaşım ağı üzerinde bulunan önemli bir merkez olduğu düşünülüyor. Yerleşim üzerinde rastlanan demir cürufu, seramikler, değirmen kalıntıları, tarihi köprü ve ağırlık nesneleri, alanın tarihin değişik dönemlerinde önemli bir ekonomik üretim merkezi olduğuna işaret ediyor.
Tunceli İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, alanın tescil edilmesi amacıyla Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu'na başvururken, köy sakinleri alanın define arayanlar tarafından tahrip edildiğini ve koruma altına alınması gerektiğini ifade ediyor. Alanda araştırma yapan Bitlis Eren Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümü'nde araştırma görevlisi olan Serkan Erdoğan, "Rabat Kalesi, şu ana kadar tespit edilebilen Tunceli'nin en büyük antik yerleşim alanı, yaklaşık üç futbol sahasından daha büyük genişliğe sahip. Seramik kırıklarından anladığımıza göre Rabat Kalesi, erken demir çağdan Osmanlı'nın son dönemlerine kadar yerleşim görmüş bir şehir. Bu da bize 3 bin yıllık bir tarihe sahip olduğunu gösteriyor. Buradaki köprü, Rabat Kalesi'ni Hozat'a bağlayan bir güzergah ve yanı zamanda Rabat Kalesi'ni Tunceli'nin diğer yerleşimleriyle bağlayan bir hat. Burada kaya mezarları, merdivenli yapıları da görmek mümkün. Kale içerisinde idari ve kamu binalarına çıkan gizli bir geçit söz konusu. Burada ayrıca önemli oranda demir ve bakıra da rastladık. Bu da buranın bir metal işleme merkezi olduğunu göstermekte. Bölgedeki değirmen taşlarının fazlalığı aynı zamanda buranın tarımsal üretim merkezi olduğuna da işaret ediyor" dedi.
Bölgenin define avcıları tarafından tahrip edilmeye başlandığını belirten Erdoğan, "Define avcıları bölgeyi talan etmeye başlamış durumda. Yerel yetkililerin bir an önce bu durama müdahale etmesi gerekiyor. Kazı ve araştırma çalışmalarının yapılmasının yanı sıra başta tarihi bu köprünün restorasyonu olmak üzere bir takım düzenlemelerin yapılması gerekiyor ki Tunceli'nin bu güzide yeri turizme kazandırılsın" diye konuştu.
Define avcıları başta Rabat Kalesi olmak üzere alanın bir çok yerinde kazı yapmış durumda. Köylerinin tarihi geçmişinin farkında olduklarını belirten köy sakinleri, köyün bir an önce sit alanı ilan edilerek koruma altına alınması talebini dile getiriyor.