Böcek-Oslo-Uludere etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Böcek-Oslo-Uludere etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2015 Pazartesi

Oslo'daki MİT-PKK görüşmelerinin internete sızdırdı?



Oslo'daki MİT-PKK görüşmelerinin internete sızması ve sonrasında yaşanan gelişmelerle ilgili ilginç bir ayrıntı ortaya çıktı. Gazeteci Yıldıray Oğur, görüşmeleri Paralel Yapı'nın sızdırdığını açıkladı.


Oslo görüşmelerini Paralel Yapı sızdırmış
Türkiye gazetesi yazarı Yıldıray Oğur, bugünkü köşe yazısında Oslo görüşmeleriyle ilgili ilginç bir yazı kaleme aldı. Oğur köşe yazısında, devletle PKK arasındaki Oslo görüşmelerinin "resmi kaydı" Belçika polisi tarafından Türk polisine verildiğini ama "korsan çekilen" bir bant daha olduğunu yazdı. Oğur, bu "korsan" kaydın Paralel Yapı tarafından Erdoğan ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı zor duruma düşürmek için sızdırıldığını belirtti.
İşte Oğur'un o köşe yazısı:
Oneminute. Devletle PKK arasındaki, Oslo görüşmeleri olarak bilinen müzakere sürecindeki toplantılardan birinin ses kaydını Vimeo video paylaşım sitesine yükleyen kullanıcının adı.
Hakkında bildiğimiz bundan ibaret.
Eğer 13 Eylül 2011 günü Dicle Haber Ajansı (DİHA), bu ses kaydını haber yapmasıydı, kimsenin milyonlarca video içinde duran bu kayıttan haberi olmazdı. Haberin yapılış hikâyesi de çok tuhaftı. Hatırlayalım.. Önce PKK’ya yakın DİHA ses kaydını ve dökümünü haberleştirip abonelerine geçti. Sonra haber kısa bir süre sonra DİHA mahreçli olarak PKK’ya yakın Fırat Haber Ajansı’nda da haber oldu.
Bir süre sonra DİHA, sanal saldırı sonucu haberin siteye girdiğini belirterek, haberini geri çekti ve abonelerinden özür diledi. Bunun üzerine Fırat Haber Ajansı da haberini geri çekerek, şu açıklamayı yaptı: “Haber DİHA yetkililerinin, haberin kendilerine ait olmadığı yönündeki uyarısıyla yayından kaldırıldı. Okuyucularımızdan özür dileriz.”
Hadi diyelim ki DİHA’nin sitesi hacklendi ve uzun bir süre haber orada bir şekilde kaldı. Peki, böylesine kritik bir sızıntı örgüte danışılmadan, sorulmadan mı Fırat Haber Ajansı’nda da haber yapılmıştı? Tuhaf.
Tek bildiğimiz, ses kaydının yer aldığı videoyu yükleyenlerin bunun bağıra çağıra PKK’nın ya da PKK yanlısı birilerinin işi gibi göstermek istemesi de bir o kadar tuhaftı.
Oneminute tarafından Vimeo’ya yüklenen ses kaydı, pek sık kullanılmayan Kongra-Gel bayrağıyla açılıyordu. 2003’te PKK yerine kurulan Kongra-Gel Brüksel merkezli bir yapı.
Sanki biri, bu sızdırmanın Brüksel’deki Kongra-Gel yetkilileri tarafından sızdırıldığını söylemeye çalışıyordu. Zaten sızdırılan görüşmede masada sesi duyulanlar arasında, Brüksel’deki Kongra-Gel yapılanmasında yöneticilik yapan Zübeyr Aydar ve bağlantılı KNK (Kürdistan Halk Meclisi) yöneticisi Adem Uzun da vardı.
Tuhaflıklardan bir başkası ses kaydını siteye yükleyen kişinin videosuna başlık olarak “Erdoğan’ın içyüzü Erdoğan’ı yakacak”ı seçmiş olmasıydı.
Şayet, PKK tarafından yüklendiyse, fazla iç politikaya, Erdoğan’a oynayan bir başlıktı bu. Videonun altına yazılan ise örgüt jargonuna daha yakındı: “KCK Heyeti ile devlet heyeti arasında yapılan görüşmelere ait kayıtlar, Kürt halkına ve gerilla güçlerine karşı vahşi bir savaşa girişen Erdoğan ve AKP hükümetinin Türkiye toplumuna söylediği yalanları ve ikiyüzlü karakterini ortaya çıkardı.”
Hakan Fidan’ın konuşmalarının ağırlıklı olduğu 47.05 dakikalık ses kaydının diğer ilginç bir tarafı ise video kaydının arasına yerleştirilmiş yönlendirici başlıklar. 2011’de izlediğimizde pek ilginç gelmeyen o başlık tarzını, 17/25 Aralık’tan sonra internete yüklenen tapelerin hepsinde görmüş olmak tabii başka gözle bakmaya neden oluyor.
O ara başlıklara da şöyle bir bakalım: “Barışın önündeki tek engel AKP’nin Türkiye toplumuna karşı ikiyüzlülüğü ve korkaklığıdır”,  “Merkezi koordinatör ülkenin zorlamasıyla başlayan açılımı kendi projeniz olarak sunmadınız mı”, “Görüşmelerde taleplerimizin meşruluğunu kabul etmediniz mi”, “Önderlikle aramızdaki iletişim kanallarının açık tutulacağın kabul etmendiniz mi”, “Demokratik özerkliğin önünü açmak için bize söz vermediniz mi”, “Önderliğin kıymetini takdir etmediniz mi?”, “KCK’lıların serbest kalacağının güvencesini vermediniz mi?”
İlk ikisi dışındakiler AKP’yi sıkıştırmak için PKK’dan çok, MHP’nin de sorabileceği sorular bunlar.
Peki, ses kaydı sızdırılan bu görüşme ne zaman yapılmıştı?
Ses kaydında Habur Olayı (Ekim 2009), Reşadiye Baskını’ndan (Aralık 2009) geçmiş zaman kipiyle bahsedildiğine, Newroz’a giden süreçte bir girişimden gelecek kipiyle bahsedildiğine ve Hakan Fidan Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı olarak takdim edildiğine göre (MİT’e müsteşar yardımcısı olarak atanma haberleri 16 Nisan 2010’da çıkmış) en muhtemel tarihler Ocak, Şubat, Mart 2010.
Tahmini zaman aralığını biraz daha daraltabiliriz. Görüşme, 4 Mart 2010’dan da önce bir tarih olmalı. Çünkü o gün Belçika polisi Brüksel’deki Kongra-Gel binasını, Roj Tv’yi basıp o masada oturan Kongra-Gel Başkanı Zübeyr Aydar ve Adem Uzun’un da aralarında olduğu pek çok ismi gözaltına almıştı. Haberlere göre Zübeyr Aydar ve Remzi Kartal 25 Mart’a kadar gözaltında kalmışlar. Adem Uzun’un ne zaman bırakıldığı ile ilgili bir bilgi yok...
Ses kaydıyla ilgili bilgilerimiz bu kadar. Cumhurbaşkanı ve Başbakan bu sızdırmanın arkasında paralel devlet olduğunu defalarca söyledi. PKK’dan da benzer açıklamalar geldi.
Dört yıl sonra ilk kez biri ses kaydını kimin kaydettiği ve sızdırdığı konusunda isim verdi. Durup dururken bu ismi veren kişi de ilginç ve önemli. Emniyet İstihbarat Dairesi’nin meslekten ihraç edilen eski başkanı Ömer Altıparmak.
İzmir’de gözaltına alınan polislere desteğe giden Altıparmak, paralel devlet iddialarının merkezindeki en kritik isimlerden biri. Görevden alındıktan sonra İdris Naim Şahin’in partisinden siyasete de girmiş. Ergenekon’dan, Balyoz’dan tutuklanmış askerler, polisler, yıllarca hapis yatan İlker Başbuğ, Hanefi Avcı gibi devletin sırlarını hakim isimlerin yapmadığı bir şeyi yapıp, görevi icabı bildiklerini intikam için kullanmaktan çekinmemiş Altıparmak ve dört yıl sonra bu sızdırmayla ilgili ilk kez bir ismi telaffuz etmiş:
"Anayasal düzen üzerinde pazarlık yapılıyor. Özerklik hususunda terör örgütü mensupları ve hakem devletin mevcudiyetinde tartışmalar yürütülüyor. Bu, anayasamıza ve yasalarımıza da aykırı bir husus. Bu hususu Oslo görüşmelerini, hatırlarsanız katılanlardan biri de Sabri Ok'tu. Geçenlerde, 'Kürdistan'dan Türk polisi ve askeri çekilsin' diyen adamdı, masanın bir tarafında oturan. Öbür tarafta Adem Uzun diye dışişlerinden sorumlu bir adamı vardı PKK'nın. Maalesef meslek acemiliği mi dersiniz ne derseniz deyin, Oslo'da yapılan tüm görüşmeleri terör örgütü PKK'nın Adem Uzundenilen adamı üstündeki dinleme cihazıyla birebir kaydetti ve bunu terör örgütünün internet sitelerinde yayınladı. Birileri döndü bunu polisin üzerine atmaya çalıştı. Terör örgütü mensupları tarafından kaydedilmiş ve devleti zora sokmak için internet sitelerinde yayınlanan hususu bize yormaya çalıştılar."
Peki gerçek hikâye ne?
İşe ses kaydını yeniden dinlemekle başlayalım. http://www.dailymotion.com/video/xy2d42_mit-pkk-gorusmesinin-gizli-ses-kaydi_news. Hemen ilk dakikalardan itibaren kayıttan gelen kumaşa, zemine sürtünme seslerini herkes duymuş olmalı. Görüşme tutanaklarındaki bazı ifadelerden bu görüşmelerin ses kaydının resmen alındığı anlaşılıyor. Ama bizim duyduğumuz kayıtta, ses kaydeden cihazın mikrofonunun kumaşa sürtünme sesleri bunun amatör bir çekim olduğunu düşündürüyor. Bu sürtünme sesleri bazen, üzerindeki kişinin hareketiyle de artıyor Bu da bu kaydın resmî bir kayıt değil, birinin üzerindeki gizli bir kayıt cihazıyla kaydedildiğini düşündürtüyordu insana.
Parçaları birleştirelim.
4 Mart 2010 tarihini yeniden hatırlamakta fayda var. Brüksel’de masada oturan Zübeyr Aydar veAdem Uzun’un Türk polisiyle koordineli bir operasyonda Belçika polisi tarafından gözaltına alınıp, ofislerinin arandığı tarihe.
Neredeyse ses kaydı sızdırılan son Oslo görüşmesinden (ki bu görüşmenin Oslo’da yapılmadığı biliniyor) hemen sonra olmuş bu operasyon.
Operasyonun neden yapıldığı, neler bulunduğu belirsiz. Çünkü bir süre sonra herkes serbest kalmış. Brüksel’deki PKK faaliyetleri hiçbir şey olmamış gibi (ROJ Tv’nin adını değiştirmesi dışında) devam etmiş.
Ama Ankara’ya göre bu operasyonla Oslo kayıtlarının sızdırılması arasında doğrudan bir ilişki var.
Evet, ses kaydını duyduğumuz Oslo görüşmesini kaydeden kişi Adem Uzun’du. Bunu, PKK’dan habersiz olarak yapmıştı. 4 Mart 2010 günü Belçika polisi Adem Uzun’u gözaltına alırken bu ses kaydına el koydu. Daha sonra Belçika polisi, bu ses kaydını Türk polisine ulaştırdı.
Daha önce Sabah gazetesinde çıkan bir habere göre bir polis ya da istihbaratçı bizzat gelerek bu kaydı teslim etti. Bunu neden yaptığı sorusunun cevabı ise meçhul. Ankara'ya göre bu kaydı internete sızdıran da  polis yani cemaat...
İnternete düşen ses kaydı bir yıl sonra başka bir adreste daha bulundu. Polis, 13 Ocak 2012 günü 17 ilde 123 adrese birden yapılan KCK operasyonunda aranan BDP Diyarbakır İl Başkanlığı’nda Oslo kayıtlarını bulduğunu açıkladı.
Peki, biz bunu ne zaman öğrendik? 7 Şubat 2012’de MİT Müsteşarı KCK soruşturmasında sanık olarak ifadeye çağrıldığında…
Hakan Fidan aleyhine olan deliller arasında bu ses kayıtları da bulunmaktaydı.
Neden sorularının cevabını hâlâ vermedik. Neden Adem Uzun görüşmeyi kayda aldı, neden Belçika polisi, Türk polisine Oslo ses kayıtlarını verdi?
Bir cevabımız yok henüz.
Belki küçük bir kronoloji herkese bir fikir verir.
Tekrar başa dönelim:
Ses kaydını sızdıran hesabın adı Oneminute’di.
29 Ocak 2009 Erdoğan, Davos’ta “one minute” çıkışını yaptı.
Ocak-Şubat 2010 Hakan Fidan Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı olarak ilk kez Oslo görüşmelerine katıldı.
4 Mart 2010 Brüksel’de Adem Uzun ses kayıtlarıyla birlikte gözaltına alındı.
10 Nisan 2010, Hakan Fidan ABD’deki İran  Nükleer görüşmelerinde Türkiye’nin Şerpa’sı olarak katıldı.
16 Nisan 2010 Hakan Fidan MİT Müsteşar Yardımcılığına getirildi.
24 Mayıs 2010 Hakan Fidan MİT Müsteşarı oldu.
31 Mayıs 2010 İsrail Mavi Marmara gemisine saldırdı.
Haziran 2010 Haaretz’de Mossad’ın  Hakan Fidan’dan rahatsızlığıyla ilgili haberler çıktı.
1 Ağustos 2010 İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, Hakan Fidan’ın İran’a bilgi sızdırma ihtimalinden bahsetti.
6 Haziran 2011 Öcalan,  barış konseyleri kurma konusunda hükümetle anlaştıklarını açıkladı.
12 Haziran 2011, AK Parti yeniden tek başına iktidara geldi.
14 Temmuz 2011, PKK, Silvan Saldırısı’nı yaptı.
13 Eylül 2011, Oslo ses kaydı internete düştü.
22 Kasım 2011, Öcalan’ın avukatlarına KCK operasyonu düzenlendi. Polis örgütün bütün mail trafiğini ele geçirdi.
26  Kasım 2011, Başbakan Erdoğan ameliyat oldu.
25-26 Kasım 2011, Başbakan’ın ofislerine dinleme cihazlarını yerleştirildi.
28-29 Aralık 2011, MİT Başbakan’ın ofislerindeki dinleme cihazlarını buldu.
28 Aralık 2011, gecesi Uludere Katliamı yaşandı. Hemen ardından cemaat çevreleri suçu MİT’e atan haberler yaptı.
13 Ocak 2012, Polis, KCK operasyonunda Diyarbakır BDP binasında Oslo ses kayıtları ve protokolleri buldu.
7 Şubat 2012, Hakan Fidan KCK'dan sanık olarak ifadeye çağrıldı.
Ben cevabımı buldum…

21 Mayıs 2014 Çarşamba

Sir Operasyon

Boston'da John Kerry ve Mitt Romney'in muhteşem evinin önünden geçerek Charles River'ın kıyısına indiğim dostumla sohbet giderek daha da derinleşti! Öyle bir an geldi ki Ankara'nın her yaptığının onun odasına geldiğini düşündüm! Öyle şeyler söylüyordu ki "Bunları Türkiye'de kaç kişi biliyor?" sorusunu sorduruyordu!
Kafam karışıyordu açıkçası!
Bilginin bu kadar hızlı dolaştığı dünyada ÇOK BİLENLERE yakın olmak bir gazeteci için büyük şanstı! Bazen de söylenenlere inanmakta zorlanıyordum!
Eğer son cümleme inanmıyorsanız buyurun sohbete tanık olun!
Bakalım haksız olduğumu düşünecek misiniz?
Kim bilir belki de ben abartıyorum! Bilemiyorum!
En iyisi siz karar verin!
İşte yürüyüşümüz devam ediyor! 

Kiev ve ardından Kırım!
Neler oluyor? Obama ve Putin'in arası mı açıldı?
Sana açık yüreklilikle söylemek istiyorum ki Kırım olayını dünyada doğru dürüst anlayan yok! 

Anlatın lütfen!Obama ve Putin arasında gergin bir süreç var. Hakikaten son dönemde yaşanan en gergin durum. Zor günleri beraberinde getirecek. Kabul! Ama oradaki kavganın tarafları ABD ile Rusya değil! 

Kim? Almanya mı?Kısmen! Kırım'ın tek sahibi İngiltere'dir! Kiev'in olduğu gibi!
ABD, Almanya'yı destekler gibi yapıp İngilizler'i oradan kovmanın hesabını yaptı! Almanlar, Londra'nın yerini almak istedi!
Putin buna izin vermedi! Obama da çok fazla kart masaya sürmedi!
Obama, Putin ve Erdoğan ittifakı devam ediyor! İnanmıyorsan Moskova ve Kiev'den gelen paralara bak! Türkiye'ye para akıyor! Gelenler de çok büyük isimler üstelik! Bu nedenle Türkiye hiç sesini çıkarmıyor! AB de öyle!
Çünkü kavganın aslında kiminle kim arasında olduğu biliniyor! Ama dünya medyası bunu ıskalıyor! Olay bu! Atlama bunları! 

Kırım'da ABD'nin özel timleri var ama? Ellerinde silahlar! Bu neyin nesi?ABD'nin özel timleri, Kırım'da da var elbette. Ancak 60 ülkede daha var. Fakat bu özel timler, birçok farklı gruba bağlı. Beyaz Saray'a yakın olanlar da var, karşısında yer alanlar da... 

Türkiye'de oldu mu hiç?Tam da oraya geliyordum! 

Nasıl yani?Türkiye'dekini kimse bilmiyor çünkü! 

Meraklandım iyice!Merakını gidereyim hemen... 

Bir zahmet!Barış sürecinin hiç başlamaması için Türkiye'ye sızan ve operasyon yapmak isterken imha edilen 17 kişilik bir Amerikan timi vardı. 

Türkiye'de 17 Amerikalı imha edildi yani? Nasıl olur?
Şaka mı bu?
Bal gibi olur! 

Anlatın lütfen!Oslo süreci, 2011'de barış olacağının ilk hamlesiydi. O görüşmeleri sızdırarak, sürece darbe vurdular. Sızdıranlar belli! İngiltere ve kullandığı yapı! Artık barış süreci mutlaka başlayacaktı. Bunu PKK'ya destek veren 11 ülke de biliyordu.
Ankara da işin farkındaydı! 

Eeee, devam edin! İşte Neo-Con ABD'nin en özel timlerinden biri de 7 Ağustos 2012'de Çukurca'ya giriş yaptı.
Ancak Türk ordusu, en özel timlerini bu bölgeye göndermişti. Günlerce, dışarıyla irtibatı kesilen bu bölge tarihi bir savaş yaşadı. Tek kayıp vermeden, PKK ve ABD özel timi imha edildi. Altını bir kez daha çiziyorum, tek kayıp vermeden. 

Neden? Barış süreci bitecek miydi o zaman?O gün oraya gelenlerin amacı PKK tarihinde olmadığı kadar derin ve acımasızdı! 

Açar mısınız?O gün büyük bir katliam hedefleniyordu, en az 200 şehit için bölgeye sızma olmuştu.
Hedefledikleri yerlerin en ince ayrıntılarına kadar planlar yapılmıştı! Ancak MİT'in özel istihbaratı, bu operasyonu biliyordu. Türk ordusunun özel timleri de gerekeni yaptı.
Operasyonu yöneten kişi o bölgeye bizzat giden Necdet Özel'di. Sizde en son operasyon yöneten büyük komutan Atatürk'tü. Ne kadar büyük ülke olmak istediğinizi bu detay anlatıyor. Ayrıca Fidan'ın hedef olmasına yol açan olayların başında bu gelir! Bilesin! O istihbarat, barış sürecini ortadan kaldırmak isteyenlere büyük ders oldu! 

Genelkurmay ve MİT'in ortak refleksi yani?Tabii ki! Siz de düne kadar bu olmuyordu! Şimdi bunu gerçekleştirdiğiniz için operasyonlar tutmuyor! Sonra ne oldu peki?Sonrasını anlatırım ama burada araya girmem lazım! 

Tamamdır! Buyurun!Erdoğan'ın tüm çalışması 2014'te Başkan olmaktı. Ardından da MİT Başkanı Hakan Fidan'ı Başbakan olarak atamaktı.
Kafasındakinin bu olduğunu duydum! Doğruluğuna inanıyorum! Ama şimdi işler biraz değişti gibi... Hakan Fidan'ın MİT'in başında olması artık büyük önem taşıyor! 

Cemaat Türkiye'nin asıl konularından biri! Son aylarda çok tartışıldı, konuşuldu! Ne olacak bu iş? Siz bunu çok iyi bilirsiniz?Fethullah Gülen'e yeni görevleri tebliğ edildi. Öncelikli olarak onun mağdur olduğu algısı oluşturulacak.
Haklılığını ortaya çıkaracak olaylar gerçekleştirilecek! Üzerinde kurulacak büyük baskılar sonucu Erdoğan'ın hata yapması isteniyor.
Şimdi Gülen'in Türkiye'deki medyası ve tümüyle Erdoğan karşıtı olan medyalar, yine birlikte manşet atacak. 

Bu bilmediğimiz bir şey değil ki!Tamam, ben de bunu söylüyorum! 

Tamam kızmayın! Öncelikle ABD'de her medya kuruluşu, destekleyeceği kişileri açıklar ve öyle yayınlar yapar.
Şimdi Fox yani Murdoch'a "Demokratlar lehine" bir haber yaptıramazsınız. Onun medyaya giriş amacı Demokratlar'a karşı olmak. Fakat hani siz Erdoğan'ı "medya üzerinde baskı kuruyor!" diye eleştiriyorsunuz ya; Obama, Murdoch üzerinde öyle baskılar kurdu ki muhalif gücünü yüzde 60 azalttı. Daha önce altını çizdiğim gibi dünyada medya üzerine baskı kuran iki lider vardır. Biri Obama, diğeri Kuzey Kore lideri... Obama'yı en çok eleştirdiğim konu bu, ancak ben de ABD Başkanı olsam onun yolundan ilerlerim. 

Erdoğan'a gelelim! Saldırılarla uğraşacak mı yine?Fethullah Gülen ve diğer Erdoğan karşıtları, yoğun bir kampanya başlatacak. Erdoğan, onlara karşı yapması gereken hamleleri yaptığında da dünya basınını karşısında bulacak.
Erdoğan zafere gidecek ancak ekibinin onun kadar başarıyı istemesi şart. Yoksa, "Büyük Güç Türkiye" hayalinizi ertelemek zorunda kalırsınız! Herkes Erdoğan kadar davaya inanmalı! Tabii yük de sadece ona bırakılmamalı!

27 Şubat 2014 Perşembe

Böcek-Oslo-Uludere aynı imza


Paralel yapının Türkiye'yi nasıl bir felakete sürüklediği gün geçtikçe ortaya çıkmaya devam ediyor. Türkiye'yi büyük bir krizin içine sürüklemek ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti'siz Türkiye için 17 Aralık'ta darbe girişiminde bulunan paralel yapı, onlarca insanın ölümüne de göz yummuş. Reyhanlı'da 52 vatandaşımızın ölümüne neden olan bombalı saldırıların Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlileri tarafından 4 gün önce savcılığı iletildiği bildirildi. Saldırı ihbarını dikkate almayan savcının ise MİT TIR'larını Jandarma ekiplerine bastıran Özcan Şişman olduğu öğrenildi.
BOMBALI ARACA 'GEÇ' MİT TIR'INA 'DUR'
Reyhanlı'da meydana gelen ve 52 vatandaşımızın hayatını kaybettiği Türkiye Cumhuriyetinin en kanlı saldırısı ile ilgili ihbarın 4 gün önce Savcı Özcan Şişman'a bildirildiği öğrenildi. 11 Mayıs 2013 tarihinde Beşar Esed'in gizli servisi El Muhaberat bağlantılı bir grubun düzenlediği iki ayrı bombalı saldırının ihbarını aldığı halde gereğini yapmayan Savcı Özcan'ın, Suriyeli Türkmenlere yardım götüren MİT TIR'larını durduran savcı olduğu ortaya çıktı. Adana'da görev yapan MİT personelinin de El Kaide Terör Örgütü mensubu gibi gösterilerek dinletildiği de belirlendi. Paralel yapının, MİT'in tüm operasyonlarını El Kaide ile ilişkilendirdiği ifade edildi.
3 OLAY BAĞLANTILI
Paralel yapı, Başbakan Erdoğan'ın evi ve resmi konutuna koyduğu böceklerin bulunmasının ardından harekete geçti. Yüksek teknoloji ürünü casusluk aygıtının tespit edilmesiyle ilk kez 'suçüstü' yakalanan örgüt, ardı ardına tuzak kurmaya başladı. Böceğin bulunduğu gün MKG toplantısının olması ve o gece Uludere olayı yaşanması soru işaretlerini pekiştirdi. Paralel yapı, Başbakan'ın evine ve ofisine konan böceği bulan MİT'i hedef almaya başladı ve 7 Şubat'ta Başbakan Erdoğan'ın ameliyatını da fırsat bilerek Hakan Fidan ve çözüm sürecini yürüten MİT yetkililerini tutuklamaya kalkıştı.