4 Kasım 2013 Pazartesi

Kültepe Höyüğünde 4 bin 500 yıllık anıtsal yapı bulundu

Kayseri'deki 'nde yapılan kazılarda, günümüzden 4 bin 500 yıl öncesine ait çok büyük bir anıtsal yapı bulundu.Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Kültepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2010 yılından itibaren Kaniş'te sürdürdükleri kazılarda günümüzden 4 bin 500 yıl öncesine ait büyük bir anıtsal yapıyla karşılaştıklarını söyledi.

Binanın şimdilik 75x60 metrelik bölümünün gün yüzüne çıkarıldığını ifade eden Kulakoğlu, "Bu binanın Anadolu ile Ortadoğu'da bu kadar büyüğü yok. Şu anda da yapının sadece bir köşesindeyiz. Tamamına ulaştığımızda olağanüstü büyük boyutlarda bir yapıyla karşılaşacağız. Bu yapı gerçek anlamda özel bir ev, ikametgah değil. Büyük olasılıkla bir idari yapı. Kanis beyi
in, kralının oturduğu ya da krallığını idare ettiği bir yapı olduğunu düşünüyoruz" dedi. Kulakoğlu, bu yapının, içinde ve etrafında verdiği bulgu ve belgelerle de önemli olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Bu yapıyla ilişkili olarak yaklaşık bine yakın mühür baskı ele geçirildi. Bunların bugün Tell Beydar dediğimiz Kuzey Suriye bölgesinden gelmiş mühürler olduğunu düşünmekteyiz. Bu bize o dönemdeki uluslararası sistemli bir ticaretin varlığını anlatıyor. Bu ticaretin büyük ölçüde de Kültepe merkezli olduğunu, Asurlu tüccarlardan yaklaşık 500 yıl önce de Kuzey Suriye ile Anadolu arasında sistemli bir ilişkinin varlığını göstermesi açısından önemli. Önümüzdeki yıllarda yapılacak kazılar bu yapının ve bu ticari sistemin niteliğini bize gösterecek diye düşünüyoruz."

3 Kasım 2013 Pazar

Güzellik sırrı yumurta akı


Magazin dünyasının ünlü isimleri Osmanlı saray kadınlarının sırrını keşfetti. Porselen gibi pürüzsüz bir cilde sahip olmak isteyen ünlüler, yla güzelleşiyor.
Oyuncu , cilt güzelliğini  ve buza borçlu olduğunu açıkladı. Osmanlı'da saray kadınlarının keşfettiği bu yöntemi bir süredir Terzioğlu gibi Ebru Şallı ve Aydan Şener de uyguluyor. Sabahları uyandığında yüzüne yumurta akı ve buz sürdüğünü söyleyen Terzioğlu, "Çekimden önce yumurta akı ve buz cildime çok iyi geliyor. Alışkanlık oldu" diye konuştu.
Gün içinde yüzüne nemlendiriciden başka bir şey sürmediğini söyleyen Terzioğlu şöyle konuştu:

 YAPMIYORUM

"Günlük hayatta hiç makyaj yapmıyorum. Ancak çekimler yüzünden cildim saatlerce makyaja maruz kalıyor. Temizlemek için organik ve alkolsüz ürünleri tercih ediyorum" dedi. Sağlığına ve formuna da dikkat ettiğini belirten Terzioğlu, "Dönem dönem rejime giriyorum. Çok iddialı değilim ama doğal konusunda biraz şanslıyım. Yüzümün makyaja pek ihtiyacı yok" diye konuştu.

AYDAN ŞENER

Mutfakta yemek yaparken kalan malzemeleri asla boşa harcamam. Diyelim ki yoğurt kaldı, alır yüzüme sürerim. Karbonatla yumurta akı cilde çok iyi geliyor. Kivi varsa, cildim C vitamini alsın diye onu soyar yüzüme sürerim.

EBRU ŞALLI

Ebru Şallı da pürüzsüz cildini yumurta akına borçlu olduğunu söyleyenlerden. Yıllar önce yumurta akının faydalarını keşfettiğini ve cildine çok iyi geldiğini söyleyen Şallı, kitabında da yumurta akını tavsiye ediyor.
Hazırlanışı ve uygulanışı
Yumurtanın akını ayırıp bir kaseye alın. İçerisine süt ve bal ilave edip iyice çırpın. Yumurta akı bembeyaz olacak şekilde karıştırdıktan sonra dairesel hareketlerle cildinize masaj yaparak uygulayın. 20 dakika bekletip ılık su ile yıkayın. Haftada 2 kez yapabilirsiniz.

Sen ne dersin?



Eski Çin'de iki kentin arasında demiryolu döşenmiş. Kentin yaşlılarından biri demiryolunu planlayan mühendislere "Bu yaptığınız bize ne kazandıracak" diye sormuş. Mühendisler de "Tren sayesinde zaman kazanacaksınız ve at arabası ile üç günde gittiğiniz komşu kentlere, birkaç saatte gidebileceksiniz" diye cevaplamışlar bu soruyu.
Yaşlı Çinliyi bu cevap tatmin etmemiş.
- Peki ama kazandığımız zamanı ne yapacağız, diye sormuş bu defa...

54 yıllık hikaye Adnan Menderes ve ucak kazasi

17Şubat 1959'da Başbakan 'in uçağı İngiltere'de düştü. Menderes, mucize eseri uçaktan sağ çıktı. Menderes'i uçak kazasından kurtarıp evinde misafir eden İngiliz hemşire Margaret Bailey, o inanılmaz olayı Can Okanar'ın aHaber'de sunduğu Anlatılmamış Öyküler'e anlattı. İşte bugün 90 yaşına gelen İngiliz hemşirenin ağzından mucizevi kurtuluşun gerçek hikayesi... 

ÜÇÜ DE DEHŞET İÇİNDEYDİ Kazanın olduğu 17 Şubat 1959 tarihinde Londra'ya bağlıNewdigate köyünde oturuyorduk. O gün gündüz güneşlibir hava vardı ancak öğleden sonra sis çöktü. Saat 3 buçuk gibi çok büyük bir gürültü duyduk. Eşim arabayla geldi ve kazanın olduğu yere gittik. Üç kişi enkazdan bize doğru tökezleyerek yürüyordu, dehşet içindeydiler. II. Dünya Savaşı'nda hemşirelik yapmıştım. Onları arabaya bindirdim ve eve götürdüm. Eşim Tony ise yardım için olay yerinde kaldı. Şoktaydılar. Onlara soru sormadım, rahatlamalarını sağladım. Isınmaları için battaniye verdim, çay ve kahve ikram ettim. O sırada aralarından birisi (Şefik Fenmen) Türkiye Büyükelçiliği'yle irtibata geçince, bu kişilerden birinin Türkiye'nin Başbakanı olduğunu anladım. 

KİM OLDUĞUNU BİLMİYORDUM Ambulans çağırdım. Ama hava çok sisli olduğu için ambulanslar çok geç geldi. Onları yaklaşık 1 buçuk saat misafir ettim. Bir hafta sonra Menderes, evimize teşekkür ziyaretine geldi. Çok kibardı, çok iyi İngilizce konuşuyordu. Bizi Türkiye'ye davet etti ve biz de davetini kabul ettik. 

TORUNLARIM TÜRK... 1960'da eşimle beraber ilk kez Türkiye'ye gittik. İstanbul, Ankara ve İzmir'i gezdik. Ondan sonra yıllar boyunca tatil için Türkiye'ye geldik. Hatta kızımın ilk eşi Türk oldu. Türk torunlarım bile var. Menderes'in 1961 yılında asılarak idam edilmesini İngiliz basını aracılığıyla öğrendik. Haberi öğrendiğimizde çok çok üzüldük. Hatta eşim, Menderes'in ölümünün ardından ailesine bir mektup bile yazmıştı. 

KAZA NASIL OLDU
Menderes ve beraberindeki heyet, 17 Şubat 1959'da Londra'da yapılacak Kıbrıs görüşmelerine katılmak için Ankara'dan yola çıktı. Sev isimli uçak, yoğun sis nedeniyle Heathrow Havaalanı yerine Gatwick Havaalanı'na yönlendirildi. Ancak piste 5 km kala ormanlık bir alana düştü. Ağaçlara çarpan uçağın iki kanadı koptu ve ters döndü. Uçakta bulunan 23 kişiden 14'ü hayatını kaybetti.

Iyilikler iyileri buldugugunda


Bursa'da yağmur altında ıslanması pahasına engelli arkadaşına tuttuğu şemsiyeyle herkesin takdirini toplayan genç üniversite öğrencisi Samet Ateş, "Arkadaşımın genel sağlık durumundan dolayı ıslandığı zaman çok çabuk kasılabiliyor. Ben orada kendimi düşünmedim. Arkadaşım daha önemliydi. O yüzden ona şemsiyeyi tuttum. Fotoğrafın çekildiğinden haberim yoktu" dedi.
Bursa'da geçtiğimiz günlerde bir gencin yağmur altında tekerlekli sandalyedeki engelli genç kıza yardım etmesi insanlığın ölmediğini bir kez daha göstermişti. Yağmur sebebiyle meydana gelen kazalar ve seller arasından o günün en anlamlı fotoğraf karesi Bursa'dan gelmişti. Sabah saatlerinde yağan yağmurda engelli Bennur Karaburun'un ıslanmaması için şemsiyesini tutan Samet Ateş'in tavrı herkesin takdirini kazandı. Tekerlekli sandalyedeki engelli kıza yardım eden Ateş, kendisi ıslanmasına rağmen arkadaşını otobüse yetiştirmeye çalışması herkesin takdirini topladı. 

Bir trafik kazasında ayakları felç olan engelli Bennur Karaburun ile birlikte otobüse yetişmeye çalıştığını belirten Samet Ateş, bir anda yağmurun bastırdığını ve koşmak zorunda kaldığını anlattı. Bu sırada yanlarına gelen yaşlı bir teyzenin ıslandıklarını görünce şemiyesini hediye ettiğini anlatan Ateş, "O gün arkadaşımın tekerlekli sandalyesinde bir problem vardı. Kent Meydanı'ndaki otobüs durağına gitmemiz gerekiyordu. Daha sonra yolda yürürken yolda trafik de vardı. Trafikte yürürken, birden yağmur başladı. Arkamızdan yaşlı bir hanımefendi yetişti. Bize 'Şemsiyemi size vermek istiyorum' dedi. Ben de 'Siz ne yapacaksınız' dedim. Kendisi evine geldiğini, bizim ıslanmamızı istemediğini söyledi. Biz de teşekkür ettik ve ayrıldık" dedi.

"BEN O SIRADA KENDİMİ DÜŞÜNMEDİM"

Arkadaşı Bennur Karaburun'un engelli aracıyla ıslanmaması için şemsiyeyi ona tuttuğunu anlatan Ateş, şöyle devam etti:

"O anda otobüse doğru koştuk. O yüzden öyle bir durum oldu. Yağmur birden bastırdı. Biz de ıslandık. O gün biz değil de şemsiyeyi veren hanımefendiye teşekkür etmemiz lazım. Arkadaşım genel sağlık durumundan dolayı ıslandığı zaman çok çabuk kasılabiliyor. Ben orada kendimi düşünmedim. Arkadaşım daha önemliydi. O yüzden ona şemsiyeyi tuttum. Fotoğrafın çekildiğinden haberim yoktu."

Fotoğrafı internet sitelerinde ve gazetede gördüğünde çok şaşırdığını anlatan Ateş, "Arkadaşım Bursa'daydı. Ben Kütahya'da okuyordum. Haberi bir gün sonra gördüm. Hiçbir insanın garantisi yok. Herkes bir engelli adayı. Bence ülkemizde engelliler için her insanın yapacağı birçok şey var. Bence bunlara önem verilmeli" diye konuştu.

"YAŞLI TEYZE BENİ ISLANMAKTAN KURTARDI"

Engelli Bennur Karaburun ise, fotoğrafı gördüğünde çok şaşırdığını anlattı. Arkadaşına fedakarlığından dolayı teşekkür eden Karaburun, "Tekerlekli sandalyemde bir arıza vardı. Sonrasında ummadığım şekilde yağmur başladı. Bir bayan şemsiyesini bize verdi. Ondan sonra ben de şaşırdım. Şemsiyeyi bize hediye etti. Beklemediğimiz bir anda bu fotoğrafla karşılaştık. Arkamızdan çekildiğinden bile haberim yoktu. Fotoğraf karesini gördüğümde çok hoşuma gitti. Fotoğraf birçok şeyi anlattı" dedi.

"İYİLİK HAREKETİNE DESTEK VERMEK ÇOK GÜZEL"
Türkiye Gazetesi tarafından başlatılan 'Türkiye'nin iyilik hareketi' kampanyasında kendi çekilen fotoğrafının kullanılmasına sevindiğini anlatan Karaburun, "Bir şeylere ön ayak olabilmek çok güzel. İnşallah aynı hassasiyeti herkes gösterir. Biz o gün açıkçası otobüse yetişmeye çalışıyorduk. O otobüs bizi almamıştı. Kimse engelli olmasın. Herkes engelli adayı. Herkes birbirine yardım eder inşallah. Türk insanı bu konuda çok hassas. Şimdiye kadar herkesten bir sıkıntım olduğunda yardım aldım. İnşallah güzel bir hareket olur" ifadelerini kullandı.

Türk resim sanatının Ürdün'lü prensesi Fahrennisa Zeyd

Dubai’de yapılan müzayedede rekor bir fiyatla eseri satılan Türk ressam Fahrelnisa Zeyd, aynı zamanda 'Halikarnas Balıkçısı' adı ile tanınan ünlü hikaye yazarı Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın akrabası...

Sonbaharın ilk günlerinde başlayan müzayedeler, kış mevsiminin ilk günlerinde hareketlenmeye başladı. Özellikle uluslararası sanat piyasasından sık sık rekor fiyatlara satılan sanat eserleri haberleri geliyor. Geçen hafta içinde Dubai’de düzenlenen bir müzayede de yeni bir rekora ev sahipliği yaptı. Daha çok yabancı ressamlarla anılan rekorların öznesi bu defa bir Türk ressam; Fahrelnisa Zeyd’di.

Fahrelnisa Zeyd’in 2,1-5,5 metre büyüklüğündeki, 1962 tarihli “Break of the Atom and Vegetal Life” (Atom ve Bitkisel Yaşam Arasında), tablosu 2 milyon 741 bin dolara (yaklaşık 5 milyon 450 bin TL) alıcı buldu. İstinye Park’ın sahibi ve koleksiyoner Zafer Yıldırım tablonun yeni sahibiydi. Eser Fahrelnisa Zeyd’in oğlu Ra’ad bin Zeyd’in koleksiyonundan çıkmıştı.

OSMANLI BiR AİLEDEN GELiYOR

1991’de doksan yaşında hayata veda eden Fahrelnisa Zeyd, Türk resminin en önemli, en özgün isimlerindendi. Yaptığı resimler yurtdışında yabancı ressamlar tarafından dikkate alındı ve taklit edildi ki bu Türkiyeli bir sanatçı için ilkti. Ancak Fahrelnisa’yı önemli kılan sadece ressamlığı değildi.

Fahrelnisa Zeyd, önemli bir Osmanlı ailesinin, Şakir Paşaların bir ferdiydi. Bu ailenin fertleri arasında Halikarnas Balıkçısı Cevad Şakir Kabaağaçlı, Aliye Berger, Füreya Koral, Nejat Devrim ve Şirin Devrim gibi sanatçılar bulunuyordu. Fahrelnisa Zeydi, kendi ailesi kadar önemli bir başka aileye, Ürdün Kraliyet Ailesi’ne gelin gitmişti ve prenses unvanını taşıyordu.

OĞLU RESSAM, KIZI TiYATROCU

Fah­rel­ni­sa Zeyd, 1901 yı­lın­da İs­tan­bu­l’­da ba­ba­sı­nın Bü­yü­ka­da­’da­ki köş­kün­de dün­ya­ya gel­di. Ba­ba­sı Ka­ba­ağaç­lı­za­de Meh­met Şa­kir Pa­şa, am­ca­sı II. Ab­dül­ha­mi­d’­in sad­ra­zam­la­rın­dan Ce­vad Pa­şa­’y­dı. An­ne­si ise Gi­rit­li Sa­re İs­met Ha­nı­m’­dı. Ce­vad Şa­kir, Hak­ki­ye, Ay­şe, Su­ad ve Ali­ye isim­li kar­deş­le­ri bu­lu­nan Fah­rel­ni­sa 14 ya­şın­da res­me baş­la­mış­tı.

İs­tan­bu­l’­un iş­gal yıl­la­rın­da Sa­na­yi-i Ne­fi­se­’ye kay­do­lan Fah­rel­ni­sa Zeyd, oku­lun ilk ka­dın öğ­ren­ci­le­ri ara­sın­da yer alı­yor­du. Ha­ya­tı bo­yun­ca iki de­fa ev­le­nen Fah­rel­ni­sa Zeyd, ilk ev­li­li­ği­ni ya­zar İz­zet Me­lih Dev­rim ile yap­mış­tı. Fecr-i Ati eko­lü­ne men­sup İz­zet Me­lih Dev­rim, ya­zar ve şa­ir­li­ği dı­şın­da, iş ha­ya­tın­da ka­zan­dı­ğı ba­şa­rı­lar­la ta­nı­nı­yor­du.

İz­zet Me­lih Dev­rim, o ta­rih­ler­de İs­tan­bul sos­ye­te­si­nin en meş­hur isim­le­rin­den­di. Fah­rel­ni­sa Zeyd eşiy­le bir­lik­te çe­şit­li Av­ru­pa şe­hir­le­ri­ni gez­miş, bu­ra­da ya­zar ve en­te­lek­tü­el­ler­le ta­nış­ma fır­sa­tı bul­muş­tu.

Fah­rel­ni­sa Zey­d’­in bu ev­li­lik­ten iki ço­cu­ğu ol­du; Ne­jat ve Şi­rin. Tür­ki­ye da­ha son­ra bu ço­cuk­lar­dan Ne­jat Dev­ri­m’­i res­sam, Şi­rin Dev­ri­m’i ise ti­yat­ro­cu ola­rak ta­nı­ya­cak­tı. Re­sim öğ­re­ni­mi­ni Pa­ri­s’­te Ran­son Aka­de­mi­si Stal­bach Atöl­ye­si­’n­de ve Tür­ki­ye­‘de ise Sa­na­yi-i Ne­fi­se­’nin Na­mık İs­ma­il atöl­ye­sin­de sür­dür­dü.

iKiNCi EŞi ŞERiF HÜSEYiN’iN OĞLU

İkin­ci ev­li­li­ği­ni 1934 yı­lın­da, Emir Zeyd ile yap­tı. Zey­d’­den Ra’­ad adı­nı ver­dik­le­ri bir oğ­lu dün­ya­ya gel­di. Fah­rel­ni­sa Zeyd, he­nüz İz­zet Me­lih Dev­ri­m’­den ay­rıl­ma­dan ön­ce Emir Zeyd ile ta­nış­mış, ara­la­rın­da iliş­ki baş­la­mış­tı. Da­ha son­ra Fah­rel­ni­sa eşin­den bo­şa­nıp Emir Zeyd ile ev­len­miş­ti.

Dip­lo­mat ola­rak An­ka­ra­’da gö­rev ya­pan Emir Zeyd, Türk­le­r’in ya­kın­dan ta­nı­dı­ğı bir is­min, Hi­caz Emi­ri Şe­rif Hü­se­yi­n’­in oğ­luy­du. Bi­rin­ci Dün­ya Sa­va­şı­’n­da Os­man­lı­la­r’a kar­şı sa­vaş­mak üze­re İn­gi­liz­ler­’le an­la­şan Şe­rif Hü­se­yi­n’­in ço­cuk­la­rı sa­vaş bit­ti­ğin­de Or­ta­do­ğu­’nun ye­ni kral­la­rı ol­muş­lar­dı. Şe­rif Hü­se­yi­n’­in bir oğ­lu Ira­k’­ın, di­ğe­ri ise Ür­dü­n’­ün ba­şı­na geç­miş­ti. Di­ğer oğ­lu ise Tür­ki­ye­’de dip­lo­mat olan Emir Zey­d’­di.

AĞABEYİ BABASINI ÖLDÜRDÜ

n “Prenses” unvanıyla dünyaya veda eden Fahrelnisa Zeyd’in hayatı inişler-çıkışlar ve trajedilerle doluydu. Fahrelnisa, çocukluktan çıkıp genç kızlığa adım attığı dönemde, 1914 yılında babası Şakir Paşa’yı kaybetti.

Afyonkarahisar’daki çiftliğine giden Şakir Paşa, gece tartıştığı büyük oğlu Cevad Şakir tarafından vurulup öldürülmüştü. O günlerin Türkiye’sinde bu ölüm büyük sansasyon meydana getirmişti. Aile bu ölümle birlikte hem reisini hem de evin büyük oğlunu kaybetmişti. Cevad Şakir, Robert Koleji bitirmiş, Oxford Üniversitesi’nde ve Roma’da Güzel Sanatlar Akademisi’nde ders almıştı.

KABAAĞAÇLI SOYADINI ALDI

İyi eğitimli bir isimdi. Cevad Şakir, babasını öldürdüğü için 1921 yılına kadar hapis yatmıştı. 1924 yılında ise yazdığı yazılardan dolayı İstiklal Mahkemesi’nde yargılandı üç yıl “kalebendlik” cezasıyla Bodrum’a sürgüne gönderildi.

Bu sürgün edebiyata Halikarnas Balıkçısı’nı kazandırdı. Cevad Şakir cezası bittikten sonra da İstanbul’a dönmedi ve Bodrum’da yaşamaya devam etti. Halikarnas Balıkçısı mahlasıyla yazılar ve kitaplar yazdı. Soyadı Kanunu kabul edildikten sonra Cevad Şakir, Kabaağaçlı soyadını aldı. Halikarnas Balıkçısı, Bodrum’da yaşadığı yıllarda Anadolu’nun antik tarihine merak sarmış, mitolojiyle ilgilenmiş, Homeros’un yapıtlarını incelemişti.

EŞİNİN AİLESİNİ KATLETTİLER

Fah­rel­ni­sa Zeyd, ya­şa­mın­da­ki ikin­ci bü­yük dar­be­yi eşi Emir Zeyd ile ev­liy­ken al­mış­tı. Ira­k’­ta Ge­ne­ral Ka­sım yö­ne­ti­mi kan­lı bir dar­be ile de­vir­miş­ti. Emir Zey­d’­in ye­ğe­ni Irak Kra­lı Fay­sal, Tür­ki­ye­’ye gel­mek üze­rey­ken Ira­k’­ta as­ker yö­ne­ti­me el koy­muş­tu. Fay­sal, Kral Nai­bi Emir Ab­dü­lil­lah ve kra­li­yet ai­le­si dar­be sı­ra­sın­da kat­le­dil­miş­ti.

Emir Zeyd o sı­ra­da Irak Kral­lı­ğı­’nın Lon­dra Bü­yü­kel­çi­si­’y­di. O sı­ra­da Bağ­da­t’­ta ol­ma­dı­ğı için, ai­le­siy­le bir­lik­te mut­lak bir ölüm­den kur­tul­muş­tu. An­cak Emir Zeyd, Lon­dra­’da bir an­da her şe­yi­ni kay­bet­miş bir adam ola­rak ai­le­siy­le bir­lik­te or­ta­da kal­mış­tı.

İş­te bu sı­ra­da Emir Zey­d’­in yar­dı­mı­na Ür­dün Kra­lı Hü­se­yin koş­tu. Emir Zeyd ve ai­le­si­ni Ür­dü­n’­e da­vet et­ti. Fah­rel­ni­sa Zeyd ya­şa­nan­lar­dan do­la­yı bu­na­lı­ma gir­miş, re­sim yap­ma­yı bi­le bı­rak­mış­tı. An­cak bir­kaç yıl son­ra tu­va­li­nin ba­şı­na ge­ri dö­ne­bil­di.

Rıfai Dergâhı’na bağlı anne

Fah­rel­ni­sa Zeyd, Şa­kir Pa­şa ai­le­si­nin be­şin­ci ço­cu­ğuy­du. Al­tın­cı ço­cuk ise Ali­ye Ber­ge­r’­di. Ber­ger de ab­la­sı gi­bi sa­nat­çı ru­hu ta­şı­yor­du. İler­le­yen yıl­lar­da re­sim­le uğ­raş­tı. An­cak Ber­ge­r’­in adı­nı bu­gü­ne ta­şı­yan yap­mış ol­du­ğu gra­vür­ler­di.

Ali­ye Ber­ger eser­le­riy­le Tür­ki­ye­’nin en önem­li gra­vür sa­nat­çı­la­rı ara­sın­da yer al­dı. Ün­lü se­ra­mik sa­nat­çı­sı Fü­re­ya Ko­ral ise Fah­rel­ni­sa Zey­d’­in ab­la­sı Hak­ki­ye Ko­ra­l’­ın kı­zıy­dı. Ha­ya­tı Ay­şe Ku­li­n’­in “Fü­re­ya­” ro­ma­nı­na ko­nu olan Ko­ral, ya­şa­dı­ğı ağır bir has­ta­lı­ğın ar­dın­dan se­ra­mik­le uğ­raş­ma­ya baş­la­mış­tı.

BATILI HAYAT TARZINI BENİMSEDİ

Kı­sa sü­re­de se­ra­mik­te bü­yük ba­şa­rı gös­te­ren Fü­re­ya Ko­ral yap­mış ol­du­ğu pa­no ve fi­gü­ra­tif eser­ler­le pek çok ser­gi aç­mış­tı. Ko­ral, uzun bir dö­nem ya­zar Al­te­mur Kı­lı­ç’­ın ba­ba­sı ve İs­tik­lal Mah­ke­me­si üye­le­rin­den “Kı­lıç Ali­” ile ev­li kal­mış­tı.

Fah­rel­ni­sa Zey­d’­in ai­le­si alaf­ran­ga ya­ni “Ba­tı­lı­” bir ha­yat tar­zı­nı be­nim­se­miş­ti. An­cak an­ne Sa­re İs­met, Rı­fa­i Der­gâ­hı­’na ya­ni Ke­nan er-Rı­fa­i’­ye bağ­lıy­dı. Bu bağ­lı­lık an­ne ve­fat et­ti­ğin­de or­ta­ya çık­mış, Sa­re İs­me­t’­in ce­na­ze­si­ni der­gâh men­sup­la­rı yı­ka­mış­tı. Da­ha son­ra bu iliş­ki ai­le­nin sa­nat­çı ol­ma­yan fert­le­rin­den Ay­şe Er­ner üze­rin­den sür­müş­tü.

AMMAN’DA VEFAT ETTİ

Fahrelnisa Zeyd, diplomat olan eşinin görevi nedeniyle bir süre sonra Türkiye’den ayrılmış, resim kariyerini Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde sürdürmüştü. İlk kişisel sergisini 1944 yılında İstanbul’da kendi evinde açtı. Bu ilk sergiyi Paris, Londra, New York ve Brüksel gibi kentlerde açtığı onlarca sergi izlemişti.

Fahrelnisa Zeyd, eşini 1970 yılında kaybetti. 1976 yılında ise oğlu Ra’ad’ın yaşadığı Ürdün’ün başkenti Amman’a yerleşti. Bu kentte kendi adıyla anılan bir sanat enstitüsü kurdu. Eserlerini son olarak 1988’de İstanbul’da, 1990’da Fransa ve Almanya’da sergiledi.

5 Eylül 1991’de hayatını kaybeden Zeyd Amman’da El Rağdan Sarayı Kraliyet Mezarlığı’na defnedildi. Fahrelnisa Zeyd’i Türk sanatseverlere tanıtan ise ünlü küratör Altan Marçelli olmuştu.

İklim değişti, güvenli limana yatırım akını başladı


Dünyada yangın sürerken, ekonomik ve siyasi istikrar arayan dev şirketler peşi sıra ‘Türkiye’ye yatırım’ kararı alıyor. Yılın 10 ayında 20 milyar $’lık yatırım açıklandı. Beklenti 2014’ün de hareketli geçeceği yönünde.

ESİN GEDİK

Küresel kriz tüm dünyada etkisini sürdürürken Türkiye, uluslararası dev şirketler yatırım için rotayı Türkiye’ye çevirdi. Gelişmekte olan ülkelere doğrudan yatırımlarda ivme kaybı yaşanırken Türkiye son 10 yılda 123 milyar dolarlık doğrudan yatırım çekti. Sektör olarak incelendiğinde enerji, imalat sanayii, perakende ve finans yabancı yatırımcıların en fazla ilgi gösterdikleri sektörler arasında. Türkiye, son yıllarda çok uluslu şirketlerin bölge merkezi de olmaya başladı. Birçok şirket, Türkiye’yi Ortadoğu, Kafkasya, Avrupa, Afrika ve Orta Asya için önemli bir ‘operasyonel’ merkez olarak görüyor.

DEVLERİN YENİ OYUN ALANI

Alstom, Axa, Imperial Tobacco, Metro Group, Microsoft gibi onlarca şirkete bu yıl yenileri eklendi. Türkiye’de Bosch, Siemens, Gaggenau ve Profilo markalarıyla faaliyette bulunan Almanya merkezli BSH, 2015’e kadar 300 milyon euro yatırım yaparak Türkiye’yi şirketin bölgesel üssü haline getirecek. DuPont da, Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgesindeki üçüncü merkezini Türkiye’de açtı. Hintli Tech Mahindra da Türkiye’yi merkez üs yapanlardan...  Bu arada Ekonomi Bakanlığı verilerine göre yılın dokuz ayında 55.2 milyar dolarlık sabit yatırım belgesinin %23.6’sı enerjiye verildi.

BAŞBAKAN’DAN TALİMAT 

ABD’li Energy Allied’ın Türkiye’deki yatırım bedeli 4 milyar doları bulacak. Şirketin Türkiye’de arazi arayışı sürüyor. Önceki gün yapılan ‘Yatırım Danışma Konseyi’ toplantısında da katılan şirketin CEO’su Mike Nassar, Başbakan Erdoğan’a yer bulamadıklarını aktardı. Başbakan da Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’ten yer konusunda yardımcı olunması talimatını verdi. Türkiye’ye yatırım açıklayan bir başka şirket İrlandalı San Leon oldu.

ÇİNLİLER YEDİ HES YAPACAK 

Enerji alanında Türkiye’ye yatırım yapan şirketler arasında Çinli CNTIC , Samsung’un inşaat ve yatırım birimi Samsung C&T, Fransız enerji şirketi GDF Suez ve yine Çinli Tianchen Corporation var. Kuveytli Aswar National Group da Amasya’da 1,2 milyar dolarlık yeni yatırım kararı aldı. 
NUTELLA YATIRIMA GELDİ
Nutella ve Kinder markalarıyla bilinen dünyanın en büyük çikolata üreticilerinden İtalyan Ferrero, dünyadaki 19. fabrikasını Manisa’da açtı. Şirketin 300 milyon liralık yatırımıyya 200 kişiye istihdam sağlanacak. Fabrikada ilk aşamada Nutella, Kinder Pingui ve Kinder Süt Dilimi markalı çikolataların üretimi planlandı. 
GE’DEN 3 YIL İÇİNDE 900 MİLYON DOLAR 
ABD’li General Electric (GE) Türkiye’de 3 yıl içinde 900 milyon dolarlık yatırım sözü verdi. GE CEO’su Jeffrey Immelt “Bu yatırımla 2 milyar dolarlık iş hacmi ve 200 yeni istihdam tahmin ediyoruz” dedi.

AIRBUS ÇORLU'DAN HAVALANABİLİR 

Dünyanın en büyük uçak üreticilerinden olan Airbus, Çorlu’da Avrupa Serbest Bölgesi’nde 10 bin metrekarelik bir arsa aldı. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, şirket yöneticilerine “Burada uçak yapalım” çağrısı yapmıştı. 
TÜRK BANKALARI KÖRFEZ SERMAYESİNİN RADARINDA
Global piyasalardaki çalkantıya rağmen Türk bankacılık sektörüne hem Doğu,  hem de Batı sermayesinin iştahı büyük. Yıl içinde Abank’ı 460 milyon dolara satın alan Katar’ın en büyük özel sektör bankası Commercial Bank of Qatar satın almıştı. Kuveyt merkezli TII CEO’su Adnan Al Bahar Türk bankacılık sektörüne giriş planları yaptıklarını söyledi. Bahreyn merkezli Ahli United Bank’ın CEO’su Adel el-Labban ise Türkiye’de satın alma yapmayı düşündüklerini söyledi.  Finans kulislerinde adı geçen bir başka banka ise Körfez Bölgesi’nin 3. büyük bankası Emirates Bank. Emirates Bank’ın satışı uzun süredir gündemde olan Finansbank ve Tekstilbank’la ilgilendiği konuşuluyor. 
OTOMOTİV YATIRIMI 4 MİLYAR $’I GEÇECEK
Otomotivde yıl sonuna kadar yapılan yatırımın 4 milyar doları geçmesi bekleniyor.
FORD OTOSAN: 2013 sonunda 250 milyon dolarlık yatırım sonrası Transit Courier’i üretecek. Bu yılki yatırım tutarı 1.5 milyar dolar.
HYUNDAI: 1.2 milyar lira yatırımla kapasiteyi 200 bin adede çıkartan Hyundai Assan, küçük otomobil i10 ile ihracatını da yükseltti. Hyundai’nin hedefi yıllık kapasiteyi 300 bin adete çıkartmak.
TOYOTA: Adapazarı’ndaki fabrikasında 210 milyon dolar yatırımla yeni Corrolla üretimine başladı. 2014 için yeni yatırımla B sınıfı SUV üretimi hedefliyor.
RENAULT: Fransız otomotiv devi, 2014’te Fluence modelini üretmek için  Bursa’ya 500 milyon dolarlık ilave yatırım yapacak.
CEO’LARINI BODRUM'A GÖNDERDİ
RUS milyarder Roman Abramoviç, şirketlerindeki 4 CEO’yu yatıyla birlikte Bodrum’a yolladı. Abramoviç’in de 3 gün sonra geleceği öğrenildi. Rus oligarkın, yöneticilerine Bodrum’da otel yatırımı için arsa bulmaları talimatı verdiği belirtiliyor.
ARAPLAR GAYRİMENKUL İÇİN SEFER DÜZENLİYOR 
Gayrimenkul, yabancıların en fazla ilgi gösterdiği sektörlerin başında. Sadece yabancıya satıştan sektörün 2013 hedefi 3 milyar dolar. Orta vadede ise bu rakamın 10 milyar dolara ulaşması hedefleniyor. Yabancıya satışta en iddialı gruplardan biri olan Ağaoğlu Şirketler Grubu, Maslak 1453 projesinde 6 kuleyi blok olarak yabancı yatırımcılara satmış durumda. Ağaoğlu tek başına 2014 sonuna kadar toplam 2 milyar dolarlık yabancı satışı hedefliyor.