bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Kasım 2016 Pazar

Babası için yaptı dünya birincisi oldu

Lise  öğrencisi Elifnaz Şentürk, doktor olan babasının aşı muhafazasında yaşadığı  sorunlara çözüm bulmak için geliştirdiği cihazla, "Bilimsel Proje Yarışması"nda  21 ülkeden 400 Lise öğrencisi Elifnaz Şentürk, aile hekimi  olan babasının aşı muhafazasında yaşadığı sorunlara çözüm bulmak için  geliştirdiği "ısıtma ve soğutma sistemlerini bir arada kullanarak sıcaklığı  sabitleyen çoklu odalı cihaz" projesiyle "Bilimsel Proje Yarışması"nda dünya  birincisi oldu. 
Brezilya'da ekim ayının son haftasında düzenlenen ve 21 ülkeden 400  civarında çalışmanın katıldığı Mostratec Bilimsel Proje Yarışması'nda, Karşıyaka  Anadolu Lisesinin 11. sınıf öğrencisi Şentürk, "materyal mühendisliği" dalında  dünya birinciliğini Türkiye'ye kazandırdı.
Şentürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, babasının doktor olduğunu,  bu nedenle mesleği sırasında yaşadığı sorunlara küçük yaştan beri tanıklık  ettiğini belirtti.
Babasından, insan sağlığı için hayati önem taşıyan kan ve kan  ürünleri, aşı, ilaç, serum ile nakil için alınan organların muhafaza edildiği  yerlerin sıcaklığının doğru ayarlanması gerektiğini, aksi takdirde kullanılmaz  hale gelebildiklerini öğrendiğini aktaran Şentürk, bu nedenle babasının aşıların  bulunduğu dolaplardaki sıcaklık değişimi nedeniyle zaman zaman geceleri iş yerine  gittiğini, bazen il dışında olmasına rağmen tatilini yarıda keserek aşıları  kurtarmak için dönmek zorunda kaldığını anlattı.
Şentürk, sağlık sektöründe kullanılan cihazların sıcaklığı sabit tutma  gibi bir özelliğinin bulunmamasından yakınan babasına çözüm sunmak için yola  çıktığını, aklındaki proje için ısıtma ve soğutma sisteminde çalışan ustalar ve  bilgisayar yazılımcılarından destek aldığını ifade ederek, "Hastanelerde, kan  merkezlerinde, eczanelerde kullanılan buzdolaplarında sadece soğutma sistemi  olduğundan sıcaklık sabit tutulamıyor. Dolayısıyla belli bir ısıdan sonra soğutma  sistemi duruyor. Sistemin tekrar çalışmaya başlaması için gereken sürede  ortamdaki sıcaklık düştüğünden, 10 dereceye kadar farklılık gösterebiliyor. Bu  durum hassas sıcaklık gerektiren, farklı ısı değerlerinde kullanılmaz hale  gelebilen başta nakil için bekletilen organlar olmak üzere, kan, kan ürünleri,  aşı, ilaç ve serumları kullanılmaz hale getirebiliyor." diye konuştu.
Bu durumların sağlık çalışanlarının motivasyonunu da olumsuz  etkilediğini aktaran Şentürk, "Mevcut sistemde organ, taşınırken özel  solüsyonuyla birlikte nakil kabına konuluyor, buz ve buz aküleri ile soğutuluyor.  Her organ farklı sıcaklık değerine ihtiyaç duyuyor. Mesela kornea 2 ila 4, böbrek  sıfırın altında 3 ila 0 ancak nakil kabında bu kesin sıcaklık değerlerini  sağlayacak bir cihaz yok. Bunun dezavantajı var, sıfırın altında 3 derece altında  taşınan böbrekte damarlar büzüştüğü için artık nakile uygunluğu kayboluyor. Bir  organ kaybedildiği zaman bir hastanın hayatı riske giriyor. Aşılar, serumlar, kan  ve kan ürünleri için de geçerli bu. Mali kayıplara, zaman kaybına  sebep oluyor.  Sağlık personelinde moral kaybına yol açıyor." ifadelerini kullandı.
 AYNI CİHAZDA FARKLI SICAKLIK
Şentürk, yaklaşık 10 ay süren çalışmayla, amacına uygun bir prototip  cihazı 4 bin 116 lira maliyetle tamamladığını belirtti.
Cihazında ısıtma ve soğutmanın aynı anda kullanılmasıyla ısının  sabitlendiğini anlatan Şentürk, şu bilgileri verdi:
"İki amacı var cihazın. Isıtma ve soğutmayı dönüşümlü kullanarak  sıcaklığı sabitlemek. Bu sayede kan ve ürünleri, organlar, aşı ve serumların  korunması. Mesela 4 derecelik bir sıcaklık hedeflediğinde cihaz, sıcaklık 5  dereceye ulaşana kadar ısıtma sistemini çalıştırıyor. 5 derecede ısıtma kendini  kesiyor, soğutma devreye gidiyor. 3 dereceye kadar soğutma çalışıyor. 3'e gelince  tekrar ısıtma aktifleşiyor. 3 ila 5 arasında, 4 küsurlu bir değerle ısı  sabitlenmiş oluyor. Oysa mevcut sistemlerde ısı farkı 10 dereceye çıkıyor.
İkinci amaç da aynı cihaz üzerindeki bölmelerde farklı sıcaklık  değerlerini sabitleyebilmek. Bu nedenle de prototipte 3 bölme oluşturdum.  Bunların her birine farklı sıcaklık veren bir sistem kurdum. Her biri için ayrı  yapılan kontrol panelinde istediğiniz sıcaklık değerini belirliyorsunuz. Tek  ısıtma ve soğutma sistemi, farklı yazılımları sayesinde 3 bölmeye de farklı  sıcaklık verilmesini sağlıyor. Bu bölmelerden birini soğuturken diğerini  ısıtabiliyoruz. Cihazın bir bölümünde sıfırın altında 18 derece gerektiren bir  maddeyi koruyabilir, aynı anda yandaki bölümde 4, diğer bölümünde ise 24  derecelik bir ortam oluşturabilirsiniz. Geliştirdiğim cihaz, hem ortam  sıcaklığını sabitliyor, hem de üzerindeki farklı bölmeleri ayrı sıcaklık  değerlerinde tutabiliyor."
AKÜYLE DE ÇALIŞIYOR
Cihazı tasarlarken organ naklinde kullanılmasına imkan vermesini de  istediğini ifade eden Şentürk, bunun için cihazın hem 220 volt ile hem de  araçlardaki 12 voltluk akülerle çalışabildiğini söyledi.
Şentürk, cihaz için patent başvurusunda bulunacağını sözlerine ekledi

30 Temmuz 2014 Çarşamba

Artık Amerika'da üretim yapacak!


MERSİN'de 17 yıl önce kurulan, Türkiye, Almanya ve Hindistan'da 4 üretim tesisi ve 2 araştırma merkezi bulunan, sterilizasyon sistemlerinde Avrupa'nın ilk 5 firmasından biri olan PMS Medikal, ABD'de üretim yapmak için çalışmalara başladı.

Üretiminin yüzde 90'lık bölümünü 5 kıtada 70'den fazla ülkeye ihraç eden PMS Medikal'in Genel Müdürü Özgür Güler, ABD'deki üretim tesisi için 2 bin 700 metrekarelik yer tahsisi yapıldığını belirtti. 
Özgür Güler, "2013 küresel pazar büyüklüğü 1 milyar dolar ve 2018'de 3 milyar dolar olması beklenen bu branşta, hem cihazların, hem de sarf malzemelerinin tek üreticisi olarak pazar liderliğine adayız" dedi. 
PMS'nin kuruluşundan bu yana odak noktasında 'markalaşma' ilkesi bulunduğunu kaydeden Güler, PMS ürünlerinin sadece Türkiye'de değil dünyada da bilinen ve itibarlı bir marka haline geldiğini, bu amaçları doğrultusunda ABD pazarının kendilerini hedeflerine daha da yaklaştıracağını söyledi. 
'KALİTELİ TÜRK MALI' İMAJINI SAĞLAMLAŞTIRDIK
PMS olarak 'Kaliteli Türk Malı' imajını dünyada sağlamlaştırdıklarını, sektörde Original Equipment Manufacturer (orijinal ürün üreticisi) hizmeti vererek, Avrupa'daki üretici rakiplerine de hammadde tedarik ettikleri kaydeden Özgür Güler, şunları söyledi:
"Bilimi her zaman işinin odağında tutan PMS'nin Ar-Ge birimi her dönem buluşlara ve inovasyonlara imza atmaktan geri kalmıyor. Sterilizasyona uyumlu filmlerin dünyadaki 3 üreticisinden biri olan PMS, steril paketleme verimliliğini yüzde 70 arttıran Pouchmate cihazının da patent sahibidir.
Sağlığa zararsız ve çevre dostu yeni nesil Plazma Sterilizasyon cihazının Avrupa'daki 3 üreticisinden biri haline gelen PMS, ABD Başkanı Barack Obama'nın başlattığı 'Üretim Rönesans'ı' programına öncelikli şirket olarak davet edildi. Büyük bir teşvik paketi kapsamında, medikal sektörün 'silikon vadisi' olarak adlandırılan Chicago'daki Medical District'te 2 bin 700 metrekare alan tahsis edildi. Bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirip, ABD pazarında etkin rol almak istiyoruz. "DHA

23 Haziran 2014 Pazartesi

Türk mühendisler ateşle oynadı!

Hacettepe Teknokenti'nde çalışan Türk mühendisler, güvenlik güçlerinin kullanımına yönelik normal bir kumaş görünümünde ancak 2 bin dereceye kadar dakikalarca yanmayan​, gece görüş dürbünleriyle görülemeyen ​nanoteknoloji temelli elbiseler üretti. 
Tamamen yerli teknolojiyle ilk örnekleri ​1​4 yıl öncesine dayanan​ son teknoloji ürünü yeni elbiseler, dünyadaki örneklerinden çok ileri özellikler taşıdığı için ihraç edilmiyor, hatta fuarlara bile götürülmüyor. Bu kumaşların kullanıldığı çelik yeleklerin ağırlığı da nanoteknoloji kullanılarak 3-4 kilogramdan 1 kilogramın altına düşürüldü.

22 Haziran 2014 Pazar

Türk bilim adamı su sorununu çözecek


Içme suyu kaynaklarının yetersizliği ve yağmur azlığı özellikle kurak Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde hayati sorunlara yol açıyor. Birkaç yıl önce Somali'de yaşanan kuraklık bunun önemli örneklerinden.

Birleşmiş Milletler ve birçok sivil toplum örgütü, bu ülkelerdeki su sorununu gidermek için kuyu açma çalışmaları yürütüyor. Ancak dünyayı giderek daha fazla tehdit eden küresel iklim değişikliğinin sonuçları ve artan dünya nüfusu, sorunun sadece kuyu açarak çözülemeyeceğini gösteriyor.

Texas Rice Üniversitesi'nde Malzeme ve Nano Mühendisliği Bölümü'nde doktora yapan Şehmus Özden ve ekibi, su sorununun çözümü için nano teknolojiyi kullanarak önemli bir buluş gerçekleştirdi.

Saygın bilimsel dergilerde yayımlanan buluşa ilişkin AA'ya konuşan Özden, dünya nüfusunun hızla artması nedeniyle gelecekte içme suyu ve enerji sıkıntısı yaşanacağının öngörüldüğünü hatırlattı.

"ÇÖL BÖCEĞİ HAVADAKİ NEMDEN SU TOPLUYOR"


Günümüzde içme suyu üretimi için çeşitli teknolojilerin kullanıldığını ancak bunların da enerjiye gereksinim duyduğunu anlatan Özden, "Doğayı incelediğimiz zaman içme suyunu hiçbir enerjiye ihtiyaç duymadan çözen varlıklarla karşılaşabiliyoruz. Örneğin Afrika'da Namib Çölü'nde yaşayan Stenocara isimli böcek, havadaki su taneciklerini sırt kısmındaki ve kanatlarındaki mükemmel dizayn sayesinde toplayarak su ihtiyacını karşılayabiliyor" dedi.

Böceğin sırt ve kanat yüzeylerinin suyu seven (hydrofilik) mikro tepeciklerden oluştuğunu kaydeden Özden, bu suyu seven mikro tepeciklerin etrafının ise suyu iten (hydrofobik) yapılardan oluştuğunu ifade etti.

Böceğin başı aşağıya doğru, sırt ve kanat kısmı yukarıya gelecek bir şekilde 45 derecelik bir açıyla rüzgara karşı durduğunda havadaki nemde bulunan küçük su moleküllerini suyu seven tepeciklerde topladığını anlatan Özden, "Su damlası yeterli bir büyüklüğe ulaştığında suyu seven tepeciklerden, suyu sevmeyen bölgeye ve buradan böceğin ağız kısmına yuvarlanıyor ve böylece böcek su ihtiyacını karşılamış oluyor" diye konuştu.


NANOTÜPLERLE DENEY


Şehmus Özden, çalışmalarında bu böceği örnek aldıklarını belirterek saç telinin milyonda biri küçüklüğündeki karbon nanotüp denilen yapıları kullanarak Stenocara böceğinin su toplama mekanizmasına benzer bir mekanizma geliştirdiklerini söyledi.

Binlerce nanotüpten oluşan nanotüp demetinin bir ucuna suyu seven madde (hydrofilik) diğer ucuna ise suyu iten (hydrofobik) madde bağladıklarını belirten Özden, "Nanotüp demetinin suyu seven kısmı üst, suyu sevmeyen kısmı alt tarafa gelecek şekilde dış ortama bıraktık ve toplanan su miktarını ölçtük. Maddenin en önemli özelliklerinden iki tanesi, dışarıdan herhangi bir enerjiye ihtiyaç duyulmaması ve toplanan suyu kendi içerisinde depolamasıdır. İhtiyaç duyulduğunda nanotüp demeti bir sünger gibi sıkılarak içindeki su kullanılabilir. Nanotüp demeti, içerisindeki su alındıktan sonar tekrar tekrar defalarca kullanılabilir. Bu buluş, şu an çöllerde ve kurak alanlarda içme suyu sorununa potansiyel çözüm olarak görülüyor" dedi.

Özden, dünyanın önde gelen bilimsel dergilerinden American Chemical Society'nin "ACS Applied Materials and Interfaces" dergisinde yayımlanan buluşunun başta Science dergisi olmak üzere birçok bilimsel yayında su sorununa potansiyel çözüm olarak gösterildiğini vurguladı.

21 Nisan 2014 Pazartesi

Ahsar Twitter'a rakip oldu

Tamamen yerli girişimi olan ahsar.com, sosyal medya müdavimlerine kapılarını açtı. İki üniversite öğrencisinin girişimiyle Twitter'a rakip olacak sosyal paylaşım sitesi ahsar.com kuruldu. Kullanıcılar aradıklarını yüzde yüz yerli girişim olan ahsar.com'da buldu. Osmanlıca'da, 'çok kısa, muhtasar, özet' anlamına gelen 'Ahsar' kelimesi, 'Tüy kadar hafif' sloganı ile yüzde yüz yerli sosyal paylaşım sitesi ahsar.com'da hayat buldu. 1 Nisan tarihinde yayın hayatına başlayan ve kısa bir sürede binlerce kullanıcının tercihi haline gelen ahsar.com, Türkiye gündemine ilişkin on binlerce içeriğin paylaşıldığı bir mikro blog sitesi haline geldi.

19 Nisan 2014 Cumartesi

Hükümetten 'ttt' adımı geliyor

Hükümet, internet ve sosyal medya ile ilgili iki önemli adım atacak. Bunlardan ilki Türkiye'nin kendi internet sistemini kurması olacak. Türkiye'nin "www" sisteminden çıkıp örneğin "ttt" gibi kendi "alan adresini" oluşturması için hazırlık başladı. ABD'nin dinleme skandalı ve internet üzerinden tüm dünyayı takip ettiğine ilişkin bilgilerin ortaya çıkması, Twitter ve Youtube gibi sosyal medya ile yaşanan sıkıntılar dünyada olduğu gibi Türkiye'de de yeni arayışlar başlattı. Hükümetin, Türkiye'nin kendi internet sistemini kurması için kolları sıvadığı bildirildi. Türkiye'nin "www" sisteminden çıkıp kendi geliştirdiği sistemi kurması için hazırlık yaptığı öğrenildi. 

YENİ BİR SİSTEM 
"www" sistemine "alan adresi " de deniliyor. Bu sistemi ABD geliştirdiği için internet üzerinden devletlerin en gizli belgeleri, vatandaşlarla ilgili tüm bilgilere ulaşmak mümkün olabiliyor. Almanya ve Fransa başta olmak üzere AB üyesi birçok ülke alternatif bir sistem geliştirilmesi için uzun süredir çalışıyor. 

KONVANSİYON KURULSUN
Türkiye, sosyal medya ile ilgili uluslararası bir konvansiyon oluşturulmasını istiyor. Bu konvansiyonda sosyal medyaya ilişkin kurallar yer alacak. Ülkelerin ve şirketlerin nerelere uyup uymayacakları yazılacak. Bir nevi sosyal meydanın anayasası gibi olacak. Böylece bugün Facebook, Twitter gibi firmalar ile yaşanan sorunlar ortadan kalkacak. Ülkeleri ve şirketleri bağlayıcı kuralları herkes uymak durumunda kalacak.

23 Şubat 2014 Pazar

Kanada Savunma Bakanı: Teknolojimiz Uzaylılardan

Kanada'nın siyasi yaşamında kendisine son derece iyi bir yer edinmiş olan, "The Light At The End Of The Tunnel" kitabının yazarı, aynı zamanda da bir mühendis olan Kanada Eski Savunma Bakanı Paul Hellyer, uzaylılarla ilgili nihai sorusunun cevabının zaten bilindiğini ancak söylenmediğini dile getirdi ve ekledi: Uzaylılar var ve Dünya'yı ziyaret ediyorlar!

Kanada Deniz, Hava ve Kara Kuvvetleri'ni de Kanada Kuvvetleri adı altında birleştirmek gibi zorlu bir görevi başarı ile gerçekleştirmiş ve görev dönemi sırasında Dünya'nın ilk UFO iniş sahasını oluşturmuş olan Paul Hellyer'in uzaylılar hakkında söylediklerine konu hakkında bilgi sahibi olanlar tarafından %100 gerçek gözüyle bakılıyor.
 

 "Uzun Beyaz"diye bilinen uzaylılar aramızda!
 

* En az 4 farklı uzaylı ırkı Dünya'yı binlerce yıldır ziyaret ediyor.

Farklı ırkların farklı gelecek planları var ve tüm uzaylı ırklarını tek bir tür olarak ele alamayız.

Irklardan biri "Uzun Beyazlar (Tall Whites)" olarak adlandırılıyor ve 2 Uzun Beyaz Amerikan Hükümeti ile çalışıyor. Bunların bazılarının insan gibi dolaşmalarına izin veriliyor.

Şu anda da Dünya üzerinde yaşayan Dünya dışı akıllı yaratıklar mevcut.

Çoğu uzaylı başka güneş sistemlerinden geliyor ama az sayıda da olsa Venüs, Mars ve Satürn’in aylarında ikamet edenler var.

Bir çok uzaylı ırkı gezegenimize karşı iyi niyetle yaklaşırken bazı raporlar küçük bir kısmının daha bencilce amaçları olabileceği yönünde.

Uzaylılar arasındaki genel konsensus, özellikle çağırılmadıkları sürece insanların işine kesinlikle karışmamak yönünde.

* 2 ile 12 arasında esas uzaylı türü olduğu düşünülüyor ama bu rakamı 80′e kadar çıkartan raporlar var. Bunların bir kısmı aynı insanlar gibi görünürken, bir kısmını tasfir etmek bile zor.

Elbette bu röportaj Paul Hellyer'in ilk uzaylı iddiası da değil. 2005 yılında 40 yılı aşkın süredir Dünya'nın uzaylılar hakkındaki gerçekleri öğrenmesi için süren çabalarını Toronto'da yaptığı bir konferans ile sürdürdü ve arkadaşları ve eşiyle birlikte gördüğü uzaylıyı anlattı. İki yıl ardından da Paul Hellyer, hükümetin uzaylılar hakkında gizli tutulan bilgilerin açıklanması talebinde bulundu.
 
 

 Teknolojimizi onlara borçluyuz


Uzaylılarla uzun bir geçmişimiz olduğunu ve bizimle sık sık paylaşımlarda bulunduklarını (hatta aramızda yaşadıkları ve bizimle çalıştıklarını) dile getiren Eski savunma Bakanı ve G8 Zirvesi'nde uzaylı varlığının kabul edilmesini ilk kez dile getiren Paul Hellyer, "birbirimizle savaşarak çok vakit geçiriyoruz, askeriyeye ve savaş teçhizatlarına çok fazla para harcıyoruz ve hastalarıi evsizleri ve ihtiyacı olanların temel ihtiyaçlarını karşılamak için uğraşmıyoruz. Sularımızı ve havayı kirletiyor, yeni geliştirdiğimiz silahlarımızla etrafta oynuyoruz. Termonükleer silahlar ve atom bombaları Dünya'yı ve Evren'i etkiliyor ve uzaylılar bundan hoşlanmıyor." diyor.

Sözlerine Dünya'nın kullandığı teknolojinin de uzaylı kaynaklı olduğunu söyleyerek devam eden Hellyer, "Bizden onlarca ışık yıl ilerideler ve onlardan çok fazla şey öğrendik." diyor. Paul Hellyer'e göre "LED ışıklar, mikroçipler, kurşungeçirmez yelekler ve çok daha fazlası uzaylıların yardımı ile hayatımıza girdi. Tıp ve tarım alanlarında da çok gelişmişler; ancak biz kendimizle savaşmayı ve savaşa olan açlığımızı sürdürdüğümüz sürece yardım etmekten çekinecekler."
 

 Tek çatı altında birlikte çalışmalıyız


"Bazılarımızın silah teknolojileri ve askeri teknolojiler ile daha fazla ilgilendiğini ve bunun yanlış olduğunu düşünüyorum. Bu değiştirmek zorunda olduğumuz bir bakış açısı; çünkü gezegenin her yerinde bir arada yaşamak ve birlikte çalışmak zorundayız." diyen Paul Hellyer, kendimizi geliştirmek istiyorsak tüm insanların gelişmesine olanak vermeliyiz diyor.

Mesajin Zugbergi 'Connected2.me'


Mobil mesajlaşma uygulaması Whatsapp'ın 19 milyar dolara Facebook tarafından satın alındığı dakikalarda Antalya'da internet yatırımcılarının bulunduğu toplantıdaydık. Etohum'un düzenlediği 'Startup Turkey' etkinliğine katılan girişimciler arasında biri dikkatimizi çekti: Bilkent Üniversitesi Fizik Bölümü doktora öğrencisi Ozan Yerli. 25 yaşındaki genç girişimci tek başına 'Connected2.me' adında anonim mesajlaşma servisi kurmuş. Servis bugün 2 milyon 200 bin kullanıcıya aşmış durumda. Üstelik kullanıcıların sadece yüzde 50'si Türkiye'den. Güney Amerika'dan Arjantin'e, Romanya'dan Bulgaristan'a, Bosna-Hersek'ten Balkan ülkelerine kadar birçok üyesi var. Yerli, Silikon Vadisi'ndeki girişim sermayesi şirketlerinden ve Litvanya'dan teklifler aldığını anlatıyor. "Türkiye'den de bir şirketin başarıya ulaştığını dünyaya göstermek istiyorum" diyen Yerli, şöyle konuşuyor: "Facebook yaygınlaşırken, herkes gerçek isim ve kimliğini kullanıyordu. Ben, tam tersine anonim isimlerle kurulan paylaşım ve mesajlaşma ağlarına olan ihtiyacın artacağını düşündüm." 

AYDA 10 BİN $ KAZANIYOR 
Ozan Yerli, ilk başta Türk kimliğini açıklamadan mesajlara İngilizce yanıt verdiğini anlatıyor. Birkaç arkadaşının Facebook'tan paylaştığı mesajlarla yola çıkmış. Bir anda 50 bin kişiye ulaşınca site çökmüş. Sonra işi daha profesyonel yönetmek için altyapı yatırımı yapmış. Şimdi sanal sunucular üzerinden bulut teknolojisini kullanarak esnek bir çözüm sunuyor. Ozan Yerli, işin başında gelir kalemlerini oluşturacak adımları atmış. Daha çok lise ve üniversite öğrencilerinin kullandığı serviste herkes mesajlaşma platformunu dilediği gibi kullanabiliyor. Profil sayfalarında reklam gösterimi var. Buradan elde ettiği para dışında kullanıcılara sunduğu ekstra servislerle mobil ödeme üzerinden de gelir elde ediyor. Ayda kazandığı 10 bin dolarlık geliri altyapıyı ayakta tutmaya ayırdığını ifade eden Yerli, "Profil fotoğraflarında uygunsuz resimleri temizlemek uzun zaman alıyordu. Ben de Facebook fotoğrafları hariç diğerlerinden mobil ödemeyle 1 TL almaya başladım. Silme işini keyifle yapıyorum" dedi. 

'Pondr'lama modası başlıyor
Startup Turkey etkinliğinde en çok ilgi çeken uygulamalardan biri de fotoğrafların tartışma platformuna taşındığı Pondr oldu. Bu uygulama, Türk şirketin geliştirdiği yeni bir sosyal ağ platformu. Herkesin çok kolay tartışma yaratabileceği veya tartışmaya dahil olabileceği Pondr uygulaması daha önce yurtdışında yatırım fonu uzmanı olarak çalışan Aziz Akgül'ün yeni girişimi. Akgül uygulamayı 6 ay önce sessiz sedasız hayata geçirdi. Girişim şimdi yatırımcıların dikkatini çekmeyi başardı. Pondr'ın destekçilerinden biri de ünlü oyuncu Halit Ergenç.

Trafiğe çözüm
Antalya'daki toplantıya katılan girişimcilerin İstanbul'un trafik sorununu çözüme kavuşturmak için neler yaptığını da gördük. Aynı yöne gidenleri buluşturan ShareMyfare uygulaması, hem paylaşım ekonomisini güçlendiriyor hem de trafikte tek koltukla yolculuk edenlerin sayısını düşürmeyi hedefliyor. Taksi, kişisel otomobildeki boş koltukların paylaşılmasını sağlıyor.

22 Şubat 2014 Cumartesi

Estetigin geldigi son merhale Antep


Nakil yapılmadan tamamen hastanın kendi dokuları kullanılarak yapılan ameliyatın ardından yeni yüzüne kavuşan Asiye Engiz mutlu olurken, Prof. Dr. Mehmet Mutaf ise dünyada ilk olarak tanımladığı yöntemin yüz nakillerindeki gibi risk taşımadığını ve sorunsuz olduğunu söyledi.
Gaziantep'te yoksul ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Asiye Engiz, bebekken tamamen yanan yüzünün görüntüsü nedeniyle okula gidemedi ve doktorların tedavisinin mümkün olmadığını söyleyince hayatını evin içinde geçirmeye başladı. Toplumdan izole bir yaşam süren ve bu nedenle evlenemeyen Asiye Engiz, yaklaşık 2 yıl önce Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı'na başvurdu. Plastik cerrahi alanında geliştirdiği yöntemlerle tanınan Prof. Dr. Mehmet Mutaf, kendisine başvuran kadının nakil yapılmadan kendi dokularıyla yeni bir yüze kavuşması için çalışma başlattı.
Birbiri ardına yapılan ameliyatlar ile Asiye Engiz'in yüzüne kavuşmasının ardından basın toplantısı düzenleyen Prof.Dr. Mehmet Mutaf, ortaya çıkan tabloyu 'nakilsiz mucize' olarak yorumladı. Bebeklik çağında yanan Asiye Engiz'in, burnu dahil alın ve yüz bölgesindeki bütün yumuşak dokuyu kaybetmiş şekilde kendilerine geldiğini anlatan Prof.Dr. Mutaf, "Hastayı daha ilk gördüğümüzde mevcut yöntemlerin ötesinde bir çözüme muhtaç olduğumuz aşikardı. Zira, burun yapılabilmesi için kullanılabilecek alın bölgesi dahil tüm yüz yanıktan etkilenmişti ve yüzün tamamı için yeni bir deri örtüsü gerekiyordu. Klasik yöntemlerin yeterli olmadığı bu vakada, yıllar içinde oluşmuş bilimsel birikim ve tecrübelerimizin ışığında geliştirmiş olduğum yeni bir cerrahi yaklaşımın uygulanmasına karar verdik. Hastamız bu yeni tekniğin kullanıldığı ilk 2 vakadan birisidir. Ancak yöntem hali hazırda başka hastalarımızda da uygulanmaya başlanmış durumda. Dünyada bir ilk olma özelliği taşıyan ve bir çok hasta için yüz nakli ihtiyacını ortada kaldıracak bir alternatif olabileceğine inandığımız bu yöntemde hastanın kendi kıkırdak ve kemiği ile yapılan 3 boyutlu bir iskelet çatı, ön koldan damarları ile birlikte alınarak, mikro cerrahi tekniğiyle yüz bölgesine taşınan zarımsı bir yapı ile örtüldükten sonra boyunda doku genişletme yöntemi ile elde edilen tam kalınlıklı bir deri örtüsü ile kaplandı. Bu şekilde normal yüz derisi gibi yumuşak, pürüzsüz, ince ve iyi kanlanan bir örtü elde edildi. Ayrıca oluşturulan bu yeni deri örtüsü altına karın bölgesinden alınan yağ dokusunun yerleştirilmesi ile yüze normale yakın bir form ve dolgunluk sağlanmaktadır. Yöntem yeni bir yüz yapmaya izin verirken, doku alınan boyun ve önkol bölgelerinde çizgisel izlerden başka bir hasar bırakmamaktadır. Hastanın yüzüne normal bir ifade kazandırmak için saçlı deriden alınan kıl kökleriyle kaş nakli de yapıldı."
RENK VE DERİ ÖRTÜSÜ NEDENİYLE BOYUN TERCİH EDİLDİ
Operasyonda yüzde oluşan kayıp doku ve yapıların yeniden yapımı noktasında hasarlanmış dokunun benzer bir doku ile yerine konulmasını öngördükleri anlatan Prof.Dr. Mutaf, "Boyundan elde edilen deri örtüsü renk, esneklik ve diğer dokusal özellikler itibarıyla yüz ile mükemmel bir uyum sağlamaktadır. Estetik ve fonksiyon açıdan üstün sonuçların bir sebebi de budur. Ancak bu hastamız gibi yüz yumuşak dokularını tamamen kaybetmiş hastalarda boyun derisi tam kat olarak uygulansa bile yüz için yeterli etki sağlayamayacağı için bu deri mikrocerrahi ile taşınan önkol fasyası ve yağ greftleri ile kombine edilerek uygulanmıştır. Bu şekilde normal yüz deri örtüsü vasfına yakın bir kalınlık ve elastikiyet kazandırılmıştır" dedi.
ASİYE HER GENÇ KIZIN HAYALLERİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK İSTİYOR
Prof.Dr. Mutaf açıklamalarının ardından serviste tedavisi süren Asiye Engiz'i ziyaret etti. Engiz ile sohbet eden Prof. Dr. Mutaf, amaçlarının benzer durumda olan kişilerin kendi dokularıyla yeni bir yüze kavuşabileceklerini göstermek olduğunu ve yüz nakli operasyonlarının son çare olarak düşünülmesi gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Mutaf, gazetecilere konuşmak istemeyen Engiz'in ameliyatının ardından en çok ne yapmak istediği yönündeki bir soruyu; "Asiye aynada yüzüne bakıp mutlu oldu. İlk kez mekyaj yaptı. Asiye, her genç kızın yapmak istediği hayallerini gerçeğe dönüştürmek istiyor" diye yanıtladı.

14 Kasım 2013 Perşembe

85 ülke Türk doktoru izledi!


Robotik cerrahi yöntemiyle yapılan ve yaklaşık 1 saat süren rahim alınması operasyonu, Washington'da alanında dünyanın en büyük kongresi olan ve 85 ülkeden jinekologların katıldığı etkinlikte canlı olarak gösterildi.
Türk Jinekolojik Endoskopi Derneği Başkanı ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Şendağ, üniversitelerinde robotik yöntemle yaptıkları operasyonların dünyada sayılı olduğunu, bunun da uluslararası kongrede yayımlanmasının haklı gururunu yaşadıklarını belirtti.
Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Candeğer Yılmaz ise "Bu başarıdan dolayı üniversitemle gurur duyuyorum" dedi

3 Kasım 2013 Pazar

İklim değişti, güvenli limana yatırım akını başladı


Dünyada yangın sürerken, ekonomik ve siyasi istikrar arayan dev şirketler peşi sıra ‘Türkiye’ye yatırım’ kararı alıyor. Yılın 10 ayında 20 milyar $’lık yatırım açıklandı. Beklenti 2014’ün de hareketli geçeceği yönünde.

ESİN GEDİK

Küresel kriz tüm dünyada etkisini sürdürürken Türkiye, uluslararası dev şirketler yatırım için rotayı Türkiye’ye çevirdi. Gelişmekte olan ülkelere doğrudan yatırımlarda ivme kaybı yaşanırken Türkiye son 10 yılda 123 milyar dolarlık doğrudan yatırım çekti. Sektör olarak incelendiğinde enerji, imalat sanayii, perakende ve finans yabancı yatırımcıların en fazla ilgi gösterdikleri sektörler arasında. Türkiye, son yıllarda çok uluslu şirketlerin bölge merkezi de olmaya başladı. Birçok şirket, Türkiye’yi Ortadoğu, Kafkasya, Avrupa, Afrika ve Orta Asya için önemli bir ‘operasyonel’ merkez olarak görüyor.

DEVLERİN YENİ OYUN ALANI

Alstom, Axa, Imperial Tobacco, Metro Group, Microsoft gibi onlarca şirkete bu yıl yenileri eklendi. Türkiye’de Bosch, Siemens, Gaggenau ve Profilo markalarıyla faaliyette bulunan Almanya merkezli BSH, 2015’e kadar 300 milyon euro yatırım yaparak Türkiye’yi şirketin bölgesel üssü haline getirecek. DuPont da, Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgesindeki üçüncü merkezini Türkiye’de açtı. Hintli Tech Mahindra da Türkiye’yi merkez üs yapanlardan...  Bu arada Ekonomi Bakanlığı verilerine göre yılın dokuz ayında 55.2 milyar dolarlık sabit yatırım belgesinin %23.6’sı enerjiye verildi.

BAŞBAKAN’DAN TALİMAT 

ABD’li Energy Allied’ın Türkiye’deki yatırım bedeli 4 milyar doları bulacak. Şirketin Türkiye’de arazi arayışı sürüyor. Önceki gün yapılan ‘Yatırım Danışma Konseyi’ toplantısında da katılan şirketin CEO’su Mike Nassar, Başbakan Erdoğan’a yer bulamadıklarını aktardı. Başbakan da Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’ten yer konusunda yardımcı olunması talimatını verdi. Türkiye’ye yatırım açıklayan bir başka şirket İrlandalı San Leon oldu.

ÇİNLİLER YEDİ HES YAPACAK 

Enerji alanında Türkiye’ye yatırım yapan şirketler arasında Çinli CNTIC , Samsung’un inşaat ve yatırım birimi Samsung C&T, Fransız enerji şirketi GDF Suez ve yine Çinli Tianchen Corporation var. Kuveytli Aswar National Group da Amasya’da 1,2 milyar dolarlık yeni yatırım kararı aldı. 
NUTELLA YATIRIMA GELDİ
Nutella ve Kinder markalarıyla bilinen dünyanın en büyük çikolata üreticilerinden İtalyan Ferrero, dünyadaki 19. fabrikasını Manisa’da açtı. Şirketin 300 milyon liralık yatırımıyya 200 kişiye istihdam sağlanacak. Fabrikada ilk aşamada Nutella, Kinder Pingui ve Kinder Süt Dilimi markalı çikolataların üretimi planlandı. 
GE’DEN 3 YIL İÇİNDE 900 MİLYON DOLAR 
ABD’li General Electric (GE) Türkiye’de 3 yıl içinde 900 milyon dolarlık yatırım sözü verdi. GE CEO’su Jeffrey Immelt “Bu yatırımla 2 milyar dolarlık iş hacmi ve 200 yeni istihdam tahmin ediyoruz” dedi.

AIRBUS ÇORLU'DAN HAVALANABİLİR 

Dünyanın en büyük uçak üreticilerinden olan Airbus, Çorlu’da Avrupa Serbest Bölgesi’nde 10 bin metrekarelik bir arsa aldı. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, şirket yöneticilerine “Burada uçak yapalım” çağrısı yapmıştı. 
TÜRK BANKALARI KÖRFEZ SERMAYESİNİN RADARINDA
Global piyasalardaki çalkantıya rağmen Türk bankacılık sektörüne hem Doğu,  hem de Batı sermayesinin iştahı büyük. Yıl içinde Abank’ı 460 milyon dolara satın alan Katar’ın en büyük özel sektör bankası Commercial Bank of Qatar satın almıştı. Kuveyt merkezli TII CEO’su Adnan Al Bahar Türk bankacılık sektörüne giriş planları yaptıklarını söyledi. Bahreyn merkezli Ahli United Bank’ın CEO’su Adel el-Labban ise Türkiye’de satın alma yapmayı düşündüklerini söyledi.  Finans kulislerinde adı geçen bir başka banka ise Körfez Bölgesi’nin 3. büyük bankası Emirates Bank. Emirates Bank’ın satışı uzun süredir gündemde olan Finansbank ve Tekstilbank’la ilgilendiği konuşuluyor. 
OTOMOTİV YATIRIMI 4 MİLYAR $’I GEÇECEK
Otomotivde yıl sonuna kadar yapılan yatırımın 4 milyar doları geçmesi bekleniyor.
FORD OTOSAN: 2013 sonunda 250 milyon dolarlık yatırım sonrası Transit Courier’i üretecek. Bu yılki yatırım tutarı 1.5 milyar dolar.
HYUNDAI: 1.2 milyar lira yatırımla kapasiteyi 200 bin adede çıkartan Hyundai Assan, küçük otomobil i10 ile ihracatını da yükseltti. Hyundai’nin hedefi yıllık kapasiteyi 300 bin adete çıkartmak.
TOYOTA: Adapazarı’ndaki fabrikasında 210 milyon dolar yatırımla yeni Corrolla üretimine başladı. 2014 için yeni yatırımla B sınıfı SUV üretimi hedefliyor.
RENAULT: Fransız otomotiv devi, 2014’te Fluence modelini üretmek için  Bursa’ya 500 milyon dolarlık ilave yatırım yapacak.
CEO’LARINI BODRUM'A GÖNDERDİ
RUS milyarder Roman Abramoviç, şirketlerindeki 4 CEO’yu yatıyla birlikte Bodrum’a yolladı. Abramoviç’in de 3 gün sonra geleceği öğrenildi. Rus oligarkın, yöneticilerine Bodrum’da otel yatırımı için arsa bulmaları talimatı verdiği belirtiliyor.
ARAPLAR GAYRİMENKUL İÇİN SEFER DÜZENLİYOR 
Gayrimenkul, yabancıların en fazla ilgi gösterdiği sektörlerin başında. Sadece yabancıya satıştan sektörün 2013 hedefi 3 milyar dolar. Orta vadede ise bu rakamın 10 milyar dolara ulaşması hedefleniyor. Yabancıya satışta en iddialı gruplardan biri olan Ağaoğlu Şirketler Grubu, Maslak 1453 projesinde 6 kuleyi blok olarak yabancı yatırımcılara satmış durumda. Ağaoğlu tek başına 2014 sonuna kadar toplam 2 milyar dolarlık yabancı satışı hedefliyor.

21 Ekim 2013 Pazartesi

'Haliç'in bakterisiyle elektrik üretildi

21. yüzyılın en önemli konularından olarak görülen ‘Enerji’ konusu bilim insanlarını bu konuda daha fazla araştırma yapmaya yönlendiriyor. Fosil yakıtların artan maliyetleri ve çevreye verdikleri zarar alternatif yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmeyi zorunlu kılıyor. Bu durumu göz önüne alan bilim insanları yenilenebilir enerji kaynaklarını çeşitlendirmek için önemli projelere imza atıyor.Yıldız Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinden oluşan bir ekip, ilginç bir projeye imza attı. YTÜ Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bestamin Özkaya önderliğinde geliştirilen proje, yenilenebilir enerji alanında önemli bir adımın atılmasını sağladı. Türkiye’de ilk olma özelliğini taşıyan projede, YTÜ’lü bilim insanları bakteriden elektrik enerjisi üretmeyi başardı. TÜBİTAK tarafından 500 bin liralık destek alan iki adet proje yaklaşık 5 yıldır sürdürülmektedir. Haliç’in tabanından alınan bakteriler laboratuvar ortamında aşılanarak çoğaltıldı. Reaktöre üreyen bakterileri arıtma işlemi sırasında ortaya çıkardıkları enerjinin depolanması ile sistem çalışıyor. Bakteriden üretilen elektriğin depolandığı sisteme ‘Mikrobiyal Yakıt Hücreleri’ deniyor. Mikrobiyal Yakıt hücrelerinin çalışma prensibi, normal pillerle aynı. Mikrobiyal Yakıt Hücreleri hem enerji elde edilebilme potansiyeli hem de çevre dostu olması bakımından alternatif enerji kaynakları için de önemli bir konumda. Pillerin bu kimyası mikrobiyal yakıt hücrelerinde mikroorganizmaların besini parçaladıkları, reaksiyonlar ile aynı özelliklere sahip. Yakıt hücresinin anot bölmesinde ki mikroorganizmalar, organik maddenin oksidasyonundan elektron üretirler ve elektronlar anot elektrotta toplanarak harici bir direnç üzerinden katot elektrota iletilirler ve böylece bir biyolojik pil meydana gelir.Projenin sorumlusu YTÜ Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bestamin Özkaya, çevre kirliliğinin tehlikeli boyutlara ulaşması alternatif kaynakların çevre dostu olmasını zorunlu kıldığını vurguladı. Özkaya, “Üretim aşamasında en önemli rol atıkları temizleme özelliği bulunan bakterilere düşüyor. Onların açığa çıkarttığı enerji kullanılan düzenek sayesinde depo ediliyor. Evsel nitelikli atık suyu vererek atık sudaki organik maddeyi fermantasyon sağlanarak doğrudan elektrik akımı üretiyoruz." ifadelerini kullandı. CİHAN

11 Ekim 2013 Cuma

Googlenin özellikleri

Google kullanıcıları bu ilginç Arama  keşifçileri tarafından yakın zamanda memnun 
Peki nasıl çalışırGoogle'ın arama çubuğuna verecegim komutları yazın ve arama arayüzü gözlerinizin önünde! 360 derece taklamı istersiniz yoksa su üzerinde yüzdürmeyimi.... Ve bu internet özellikleriGoogle'ın geniş web içinde bulunabilir tek iyi yanı değildir.

Google mühendisleri şaşırtıcı şekilde kaprisli biraz aksi üstünkörü internet arama enjektelerindekararlıyızYalnız kendi ikonik logosu tatilleri, doğum günleri ve tarihi olayları kutlamak için 1000 kat fazla kez güncellendi.
Google ürünlerinde bulunan tüm garip şeyleri toparlamaya kesiksiz aktarmaya çalışacak dinmez sevda.
Google Arama da herhangi bir müthiş ekstralar (veya diğer Google ürünlerini) fark ettiniz mi? Ben neolduğunu bilmek istiyorum! Aşağıda bu komutları paylaşıyorum. 


1.     Do A Barrel Roll
Evet bu komutu yazdıgımızda biraz başımız dönebilir.360 derece...

google kodları komutları
2.    is the loneliest number
Google arama motoruna en yalnız sayı hangisi yazınca yani “ is the loneliest number” (en yalnız sayı hangisi) yazınca size cevap olarak  “1″ diyecektir.
en yalnız sayı hangısı


3.    Askew----&----Tilt
Arama yaparken biraz içkili Google alın  Bu komut yerine Tilt komutunu kullanarakta aynı görüntü elde edilmektedir.
Tilt

4.   Google Gravity
Canlar bu komutu yazdıktan sonra google' da ara değil de  Kendimi şanslı hissediyoruma tıklayarakyukarı aşağı getirebilirsiniz.Arama çubuğu, düğmeler ve logosu Sayfanın en altındaki bir yığın içineçöker sonra, sürükleyerek ve serbest tıklayarak sayfanın etrafına fırlatabilirsiniz.
Gravity


5.    elgoog
 komutu yazıp aratıyor ve ilk çıkana tıklıyoruz google ayna etkisi oluyor herşey tersyüz bu haldeyken arama yapmaya devam edin :)


6.    google rainbow
Evet arkadaşlar google gökkuşağı renklerine bürünsün istiyorsanız yazdıgım kodu girip aratın ve ilk çıkana tıklayın yada aratmadan önce kendimi şanslı hissediyoruma tıklaya bilirsiniz.
Google arama motoruna el yalnız sayı hangisi yazınca yani What is the loneliest number” (en yalnız sayı hangisi) yazınca size cevap olarak  “1″ diyecektir.  - See more at: http://bilisimhaberi.com/2013/09/07/googleda-bilinmeyen-ozellikler/#sthash.uiniHoIx.dpuf
Google arama motoruna el yalnız sayı hangisi yazınca yani What is the loneliest number” (en yalnız sayı hangisi) yazınca size cevap olarak  “1″ diyecektir.  - See more at: http://bilisimhaberi.com/2013/09/07/googleda-bilinmeyen-ozellikler/#sthash.uiniHoIx.dpuf
Google arama motoruna el yalnız sayı hangisi yazınca yani What is the loneliest number” (en yalnız sayı hangisi) yazınca size cevap olarak  “1″ diyecektir.  - See more at: http://bilisimhaberi.com/2013/09/07/googleda-bilinmeyen-ozellikler/#sthash.uiniHoIx.dpuf
Google arama motoruna el yalnız sayı hangisi yazınca yani What is the loneliest number” (en yalnız sayı hangisi) yazınca size cevap olarak  “1″ diyecektir.  - See more at: http://bilisimhaberi.com/2013/09/07/googleda-bilinmeyen-ozellikler/#sthash.uiniHoIx.dpuf
gökkusagı google

7.    google sphere
kendimi şanslı hissediyorum  diye arattıgınızda komutu karşınıza uçan google küre çıkacak.

8.    epic google 
bu komutu googleden aratıp ilk çıkana tıklıyoruz ve otomatik zoom yapan bir google sayfası karşımıza çıkacak

9.    google loco
bu komutu yazıt kendimi şanslı hissediyoruma tıklıyoruz çıkan google arama sayfasında her aratacagımız kelime için ayrı renk yanıyor eylenceli bir komut.

10.   google terminal
aynı şekil komutumuzu kendimi şanslı hissediyorum a tıklayarak girdigimizde google sayfasını terminal bir biçimde görüntüleyip arama yapabiliriz.

11,    google les paul  
 Benim sevdigim google doodledir Google modern elektro gitarın mucidi sayılan Les Paul için özel tasarladığı bir logo. Google'ın logosuyla elektronik gitar çalmak mümkün.Logonun Altındaki Klavye Tuşuna Basın ve Aşağıdaki Harflere Sırasıyla Basın.
Benden size çalacagınız klavye notaları deneyin derim Baba filmini izlemişsinizdir God Father onun melodisi:d-h-k-j-h-k-h-j-h-f-g-d

12.    google underwater
bu komut ise kendimi şanslı hissediyorum ile arattıgımızda google sayfası bir deniz altında ayrıca yapacagımız aramalarda :)


13.    zerg rush
bu komut ise google'dan süpriz bir şaka...StarCraft savaşçılarının saldırısına ugruyoruz.


14.    google pond
 Google’da ilginç özellikleri şimdilik bu kadar yeni bilgilerle size döneceğimize emin olun…


15.    z or r twice
bir sarhoş ve başı dönen google daha aman sizin başınız dönmesin

2 Ekim 2013 Çarşamba

Uzun yaşamın sırrı tüysüz kör farede gizli!


Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Afrika'nın doğusunda, yer altında yaşayan bir tür kemirgen olan tüysüz kör fareler, neredeyse "kusursuz" bir protein yapısına sahip.
Rochester Üniversitesi araştırmacılarından Vera Gorbunova ve Andrei Seluanov, farenin ribozomlarını incelerken diğer hayvanlardan farklı bir protein yapısı ile karşılaştıklarını söyledi. Özel bir boya maddesi verilen ribozomları kızılötesi ışık altında incelediklerini belirten Gorbunova ve Seluanov, tüysüz kör farelerin ribozomlarında diğer hayvanlardan farklı olarak 2 yerine 3 şerit olduğunu gördüklerini kaydetti.Farklı ribozomal RNA (rRNA) molükelleri gruplarını temsil eden şeritlerin tüysüz kör farenin ribozomlarında "gizli bir kırılmaya" işaret ettiğinden yola çıkan bilim adamları, bunun protein oluşumu sürecindeki etkisini araştırdı.Ribozomal RNA'nın protein oluşumu mekanizmasının en önemli parçası olduğuna dikkat çeken iki bilim adamı, "tüysüz kör fare, eşi benzeri olmayan bir rRNA yapısına sahip. rRNA telleri, hücrede 2 noktada bölünüyor ve aradaki parçadan ayrılıyor. İki parça, kendi başlarına hareket etmek yerine birbirlerine yaklaşarak ribozomal proteinlerin işlevsel bir ribozom oluşturmak için bir araya geldiği bir yapı görevi görüyor. Bu da protein oluşturmak için amino asitleri bir araya getiren muhteşem bir moleküler makine ortaya çıkarıyor" dedi.Ribozomun protein oluşturmak için amino asitlerle bir araya gelmesi sırasında kimi zaman işin içine yanlış amino asitlerin de dahil olması sonucu hatalı protein üretildiğine dikkat çeken araştırmacılar, tüysüz kör farede hatalı protein üretiminin diğer farelere oranla 40 kez daha az olduğunu tespit etti.
Hatasız protein yapısının, bedenin işlevlerini daha etkin bir biçimde yerine getirmesine yardımcı olduğunu vurgulayan araştırmacılar, normal farelerin rRNA'sında benzer bir kırılma oluşturmaya çalışacaklarını bildirdi.