sanaayi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sanaayi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Haziran 2016 Çarşamba

Yerli motor için geri sayım

Erkunt Traktör Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Erkunt Armağan, Sanayi Bakanlığı'nın Türkiye'de yerli motor üretilmesi gerekliliğinden yola çıkarak kurulması için ön ayak olduğu Motor Mükemmeliyet Merkezi'nin, sektör adına büyük önem taşıdığını söyledi.

Erkunt Traktör Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Erkunt Armağan, Sanayi Bakanlığı'nın Türkiye'de yerli motor üretilmesi gerekliliğinden yola çıkarak kurulması için ön ayak olduğu Motor Mükemmeliyet Merkezi'nin, sektör adına büyük önem taşıdığını söyledi. Zeynep Erkunt Armağan, yerli motor üretiminin rekabette fark oluşturacağını söyledi.
Sanayi Bakanlığı'nın sektör temsilcilerini bir araya getirerek, jeneratör, iş makinesi ve traktör üreticilerinin tek çatı altında toplandığını belirten Armağan, Kalkınma Bakanlığı'nın da bu projeye önemli destek verdiğini kaydetti.
Motor Mükemmeliyet Merkezi'nin kurulmasının, özel sektörün tek başına üstlenemeyeceği kadar büyük maliyetler gerektirdiği bilgisini veren Zeynep Erkunt Armağan, “Motorların tasarım, dayanıklılık, ömür ve emisyon değer ölçümlerinin test makineleri çok pahalı. En az tasarım kadar maliyeti olan bir kısım da test maliyeti kısmı. Dolayısıyla özel bir şirketin tek başına motor üretimi yapması çok büyük bir başlangıç maliyeti gerektiriyor. Bu da şirketlere ağır geliyor. Bu nedenle Sanayi Bakanlığı, çok önemli bir projeyi hayata geçirmek üzere düğmeye bastı ve Motor Mükemmeliyet Merkezi kuruluşu için ilk adım atılmış oldu. Bizler de kendi know how'ımızı, deneyim ve beklentilerimizi paylaştık” diye konuştu.
Yerli motor yüzde 25 daha ucuz
Motor Mükemmeliyet Merkezi'nin, sektör temsilcilerinin verdiği bilgilere dayanarak yeni bir rota çizdiğini dile getiren Armağan, şu anda motor üretiminde çok önemli bir unsur olan tasarımcıların eğitim aldığını ifade etti. Motor Mükemmeliyet Merkezi bünyesinde gerekli tüm motor testlerinin de yapılabileceğini vurgulayan Zeynep Erkunt Armağan şunları söyledi: “Bu tempo ile gidilirse 2-3 yıl içinde Türkiye’de üretim başlayacaktır. Motorda dışa bağımlı olan Türkiye için devrim niteliğinde bir adım bu. Dışa bağımlılığı ortadan kaldıracak ve otomotiv, iş makinesi sektörünün hızlanmasına ve maliyetlerinin düşmesine destek olacak çok önemli bir projeden bahsediyoruz. Hesaplarımıza göre yerli motor üretimi, ithalata göre yüzde 25 daha ucuz olacaktır. Bu durum yerli üretimi istenir hale getirecektir. Bizim gibi ithalatçı firmalar da rekabet açısından daha güçlü hale gelecektir. Yerli motor bizim fiyatlarımızı da aşağı çeker, böylelikle dünya markalarıyla daha rahat rekabet edebiliriz.” 

21 Aralık 2015 Pazartesi

MİLGEM Türk gemi sanayin

Türkiye’nin ilk milli gemileri TCG Büyükada ve TCG Heybeliada’nın inşasında yakaladıkları başarı ile dünya denizcilik otoritelerinin dikkatini çeken tersane serinin devamı olan TCG Kınalıada ve TCG Burgazada’nın yapımını sürdürürken daha uzun menzilli silahlara sahip Türk fırkateyninin dizaynını da bitirdi. 
2017’de inşasına başlanacak ‘TCG İstanbul’ adlı ilk Türk fırkateyninin müjdesini veren tersane komutanı Tümamiral Ahmet Çakır, “MİLGEM Türk gemi sanayinin kırılma noktasıydı. 2004’te başarısız olsaydık 2040’a kadar bir daha telaffuz bile edemezdik, ama inandık ve başardık. MİLGEM’i gerçekleştirmek ülkemizi bir yere taşımanın gururunu verdi. Artık savaş gemisi dizaynında dışa bağımlı değiliz” diye konuştu.
 
SADECE DENİZALTI
 
Tümamiral Çakır, aynı zamanda 6 yıl ülkemizi dünyada kendi savaş gemisini yapabilen 10 ülkenin arasına sokan MİLGEM projesinin müdürlüğünü yapmış. Tarihi İstanbul’un fethine kadar uzanan İstanbul Tersane Komutanlığı’nın, Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın su üstü gemi ihtiyacının yüzde 100’ünü karşılayabilecek kapasitede olduğunu söyleyen Tümamiral Çakır; “Yeni gemi yapımı hatta onarımı açısından her türlü su üstü gemisinin ihtiyacını karşılayabilecek yetenekteyiz. Sadece denizaltı yapamıyoruz, denizaltı ihtiyacımızı da Gölcük’teki tersane karşılıyor. Dünyada çok az tersane bu yetenekte. Manyetize edilemeyen çeliğin işlenmesi dahil, pek çok gemi inşa uygulamasını yapabiliyoruz. 170 bin DWT’a kadar gemi inşa edebiliyoruz. Her türlü muharip(savaşabilen) su üstü gemisinin dizaynının yapabiliyoruz” ifadelerini kullandı. 
 
Savunma teknolojileri konusunda son derece ilerleyen ülkemizin yerli gemi inşa fikrinin 1996’da gelişmesiyle birlikte Mart 2004’te İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda oluşturulan MİLGEM Tasarı Ofisi’nde Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda görevli subay, astsubay, mühendis ve işçiler yer aldı. Muharip harp gemisi yapımındaki iddiamızı özgün tasarımlı korvetten daha yüksek menzilli gemilere taşıyan başarılı mühendisler ilk milli fırkateynimizi tasarladı. Ada sınıfı korvetlerden 13 metre daha uzun olması planlanan fırkateyn, daha uzun menzilli silahlara ve seyir imkanına sahip. Tümamiral Ahmet Çakır da, “İ sınıfı fırkateynlerin ilkini biz yapacağız. 7(3 artı 4) tanesini ise özel sektör. Adından ise hava savunma fırkateyni yapılacak. Sınıfının en büyüğü olacak bu fırkateyn 500 kilometre menzilli radarlarla hava hedefini tespit ve imha edebilecek.  Alan savunmasına yönelik çok önemli bir gemi. Savaş gemisi sanayinde yurtdışı bağımlılığımız kalktı” diye konuştu.
 
SUALTI AKUSTİĞİ 
 
Tersanedeki tasarımlarda Dizayn Proje Ofisi’nin(DPO) imzası var. İleri mühendislik uygulamalarının yapıldığı ofis, 5 bin 400 metrekarelik alanda birkaç ülkenin yapabildiği hesapları yapabiliyor. Toplam 45 gemi inşa, elektrik, makine, elektronik mühendisini barındıran DPO, yeni inşa edilecek savaş gemilerinin yaydığı sesi azaltmak için de önemli adımlar attı. Tümamiral Çakır; “Denizaltı her zaman erken duyar. Milgem projesinde geminin sualtı akustiğini yani pervaneden çıkan gürültünün hesaplanarak azaltılması için çaba sarf ettik. Mühendislerimiz geminin tüm gürültü kaynaklarını girerek bir model geliştirdi. Sesi azaltacak bir sualtı akustiği tespit ettik ve uyguluyoruz. İngiltere’de 750, İspanya’da 722, ABD’de 3 bin 400 mühendis yaptığı dizaynı 45 mühendis ile geçekleştiriyoruz” dedi. Geminin sualtında patlayan bir mayına karşı dayanıklılığını da geliştirdikleri sistemle test ettiklerini belirten Tümamiral Çakır, böylece zamandan ve paradan büyük ölçüde tasarruf ettiklerini söyledi.
 
MİLLİ GEMİLERİN TAKVİMİ
 
2011’de hizmete giren TCG Heybeliada ülkemizin ilk milli gemisi. Milgem Projesi’nin ikincisi olan TCG Büyükada ise 2013’te deniz kuvvetlerine katıldı. TCG Burgazada’nın 2019; TCG Kınalıada’nın ise 2020’de hizmete girmesi hedefleniyor. 2017’de ise İ sınıfı 3 bin tonluk milli fırkateyn TCG İstanbul’un inşasına başlanacak. 4 yıl sürecek inşanın adından 2021’de denize indirilmesi planlanıyor. Tersanenin sonraki projesi ise hava savunma fırkateyni. Milli denizaltının ise 2020’de başlaması öngörülüyor.
 
TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK TERSANESİ
 
İstanbul Tersane Komutanlığı; Türkiye’nin en büyük gemi inşa platformu. 94’ü mühendis 142 subay, 162 uzman astsubay, 191 sivil memur, 54 sivil mühendis , 44 teknisyen ve bin 700 işçi olmak üzere toplam 2 bin 483 kişinin bulunduğu tersane 1 milyon metrekare arazi üzerine kurulu. 
 
Geçtiğimiz yıl altyapı da eksikliklerin giderilmesi için 56 kilometre boru değiştirildi. 450 ton kaldırma kapasiteli vinçin bulunduğu tersanede; 400, 316 ve 164 metre uzunluğunda 3 rıhtım var. Tersane aynı zamanda Türkiye’nin en büyük kuru havuzunu barındırıyor. 
 
Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde ki 169 suüstü gemisinin tüm ihtiyaçlarını karşılayabilen, gerekli modernizasyonunu sağlayarak tekrar hizmete sokan tersanenin kuru havuzu 300 metre boyunda 70 metre eninde. 
 
Üretici seviyesinde bakım ve onarım yaptıklarını vurgulayan Tümamiral Çakır, “Tüm gemilerimizin bakımını en modern şekilde yapabiliyoruz. Yedek parça bağımlılığımı aşmaya çalışıyoruz. Advent-ağ destekli entegre komuta kontrol sistemi ile diğer geminin radarını kullanıp daha uzak mesafeleri görebiliyoruz” diyor KAYNAK: MİLLİYET

30 Nisan 2015 Perşembe

Yıldız Holding İTÜ ile anlaştı

Yıldız Holding'in İstanbul Teknik Üniversitesi ile uzun yıllara dayanan ortak çalışmaları, Akademik İşbirliği Protokolü ile hız kazanacak
“Akademik İşbirliği Protokolü” nün imza töreni, 30 Nisan 2015 Perşembe günü İTÜ Rektörlüğünde gerçekleştirildi. Yıldız Holding adına Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Ülker, İTÜ adına Rektör Prof. Dr. Mehmet Karaca'nin imza attığı protokol ile üniversite – sanayi arasında çok aşamalı büyük bir işbirliği başlatılmış oldu. Törene, İTÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. İbrahim Özkol, Prof. Dr. Mehmet Sabri Çelik, Kimya Metalurji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Beraat Özçelik, Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gürbüz Güneş, Genel Sekreter Prof. Dr. Tayfun Kındap ile Yıldız Holding Global İnovasyon Başkanı Ahmet Anbarcı da katıldı.
Global bir Türk gıda şirketi olma vizyonu doğrultusunda topluma ve dünyaya değer katacak çalışmalara destek olan Yıldız Holding, bu protokol ile üniversitelerle ortak çalışma platformlarını da çoğaltmış oldu. Eğitime, bilimsel araştırmaya ve toplumsal faydaya önem veren holding, İstanbul Teknik Üniversitesi ile uzun yıllara dayanan ortak çalışmalarını akademik işbirliği protokolü ile bir adım daha ileriye taşıdı.
İmza töreninde konuşan Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Ülker, kurumların bilim ve akademi çevreleriyle dirsek temasında olmasının, birlikte ortak projeler üzerinde çalışmasının önemini vurguladı. Ülker, “Global bir gıda şirketi olarak akademik işbirlikleriyle topluma fayda sağlayacak işler yapmak ve bu konuda da öncü olmak istiyoruz. Dünyanın mücadele ettiği sorunlara çözüm bulabilmek için yeni yaklaşımlar gerekiyor. Geleneksel entelektüel alanlar global toplumun karmaşık sorularına cevap bulabilmek için değişiyor. Global sorunlara çözüm üretirken ancak el ele verdiğimiz ortak çözümler etkili oluyor” şeklinde konuştu.
İstanbul Teknik Üniversitesi'nin gıda alanında yaptığı araştırmalarla dünyada da saygın bir yere sahip olduğuna işaret eden Ali Ülker, “Uzun yıllardır pek çok projede üniversitemizden destek aldık, birlikte araştırmalar yaptık. Bu çalışmayı şimdi bir protokolle kalıcı hale getiriyoruz. Protokolün ilk adımı olarak, uluslararası bilim, teknoloji ve sanayi paydaşlarının bir araya geldiği çok boyutlu bir çalışma üzerine yoğunlaştık.
Almanya'dan Kiel Üniversitesi ve Breko GmbH şirketi ile Türkiye'den İstanbul Teknik Üniversitesi ve Yıldız Holding'in inovasyon şirketi NorthStar Innovation, insanlardaki omega-3-yağ asitleri kullanımını arttırmayı hedefleyen fonksiyonel ürün üzerinde çalışacak” dedi.
'Üniversiteyi anlayan sanayi, sanayiyi anlayan üniversite'
Törende konuşan İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, İTÜ'nün 250. Yılına doğru geri sayıma geçen bir üniversite olduğuna işaret ederek, “Amacımız tam bir araştırma ve inovasyon üniversitesi olarak İTÜ'yü geleceğe taşımak” dedi. Özellikle son 2 yıldır yeni atılan adımlarla girişimcilik ve inovasyonu destekleyen programlar geliştirdiklerine işaret eden Karaca, öğretim üyesi projelerine verilen destek miktarı ve proje sayısının artırıldığının da altını çizdi. Karaca, “Üniversiteyi anlayan bir sanayi, sanayiyi anlayan bir üniversite modeli kurmak arzusundayız. Ülke kalkınmasının sürdürülebilirliği için akademik ve endüstriyel gelişimin birbirini tamamlaması zorunludur” dedi. Karaca, İTÜ'nün işbirliği anlaşmalarına hassasiyetle yaklaştığını, dünya markalarıyla somut ve başarılı adımlar atmayı tercih ettiğini belirterek, “Bu açıdan da Yıldız Holding ile birlikte yürüteceğimiz projelerin yeni değerler üreteceğine inanıyor, bunun için heyecan duyuyoruz. Dünyanın en eski üniversiteleri arasında yer alan yükseköğretimdeki aralıksız 242 yıllık tarihiyle İTÜ ve dünya pazarındaki prestijli konumuyla başarılı uluslararası markaları bünyesinde barından Yıldız Holding'in, akademik çalışmalar ve ar-ge faaliyetleri yürütmesine ilişkin bu protokolün, öncü bir rol üstlenerek yeniliklere kapı açması amaçlıyoruz” diye konuştu.
Ortak projeler çoğalacak
Yıldız Holding son dönemde İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü ile yağ-su emülsiyonlarının stabilitesinin arttırılması üzerine bir çalışma gerçekleştirilmişti. Gıda bilimi ve teknolojisinin sınırlarını genişleten bu çalışma ile elde edilen bilimsel veriler, Yıldız Holding'in ilgili kategorilerinde ürün geliştirme ekipleri tarafından yeni ürün geliştirme çalışmaları için yön verici oldu. Bir başka ortak çalışma ise, çikolatada doğal olarak bulunan ve çok sayıda bilimsel çalışma ile insan sağlığına olumlu etkisi kanıtlanmış olan bazı antioksidantların incelenmesi oldu. Protokolle bu ve benzeri ortak çalışmaların artırılması planlanıyor.
Protokol neleri kapsıyor?
Yıldız Holding'in, ulusal ve uluslararası fonlarla desteklenen projelerinde öncelikli tercih İTÜ'lü öğretim üyeleri ile işbirliği yapılması olacak. Yüksek lisans ve doktora tez çalışmalarını sürdüren İTÜ'lü öğrenciler, ortak ilgi alanına giren konularda Yıldız Holding tesis ve laboratuvarlarını kullanabilecek ve tez çalışmalarını gerçekleştirmek için hammadde, sarf malzeme desteği alabilecek. Ayrıca yüksek lisans çalışması boyunca 2 yıl süreyle, doktora çalışması boyunca 4 yıl süreyle öğrenciler Yıldız Holding bünyesinde yarı zamanlı çalışma hakkı kazanabilecek. Yıldız Holding'de kısa dönem staj yapan İTÜ'lü öğrencilerden staj sonunda seçilenlere 1 yıl boyunca yarı zamanlı çalışma imkânı, eğitimini tamamlayan öğrencilere ise tam zamanlı işe alımlarda öncelik sunulacak.
Yıldız Holding, geçtiğimiz yıl, dünyanın en köklü ve saygın bilim akademilerinden biri olan Harvard Üniversitesi Toplum Sağlığı Fakültesi'ne önemli bir bağışta bulunarak, bu alandaki araştırmaları destekleme kararı almıştı. 10 yıl boyunca Sabri Ülker Merkezi adıyla ve Gökhan Hotamışlıgil liderliğinde çalışmalarını sürdürecek olan merkez, kronik hastalıkların oluşmasını önlemek adına hem Türkiye'den hem dünyadan bilim adamlarının çalışmalarına ev sahipliği yapacak. Bu çalışmaların ışığında diyabetle ilgili ilk bulgularının da yavaş yavaş çıktığının müjdesi verildi.

30 Temmuz 2014 Çarşamba

Made in Turkey’in imajı yükseliyor



Tekstil, gıda, turizm, perakende ve inşaat alanlarında faaliyet gösteren Başyazıcı Holding bünyesinde yer alan Başyazıcıoğlu Tekstil, ham ve boyalı iplik alanında dünya devlerine üretim yapıyor. Şirket, Bamen markasıyla Calzedonia, Zenga Sport, Ikea, Petite Bateau, Thomas Mason, Levi’s gibi dünya devi şirket ve markalara ürün vermeye başladı. Bamen Genel Müdürü Murat Başyazıcıoğlu, 2018’e kadar dünyanın en büyük kumaş üreticilerinin ve markalarının en iyi 3 iplik tedarikçisi arasında yer almayı hedeflediklerini belirtti.
Çin malını istemiyorlar
Başyazıcıoğlu “Şu anda Avrupa’da servis ve kalite olarak önemli bir yere geldik. Dünyada klasik iplikçilik çok yaygın ve biz farklı ürünler üreterek bu kırmızı okyanustan çıkmaya başladık. Şu anda bizim ürettiğimiz iplikleri Türkiye’de üreten 4-5 tane firma var” diye konuştu.  “Made in Turkey dediğiniz zaman Made in Italy kadar iyi bir imajı var” diyen Başyazıcıoğlu “Çin malını kimse görmek istemiyor. Avrupa’daki çoğu firma Türkiye’yi tercih ediyor çünkü hızlı değişime çok çabuk ayak uyduruyor. Tekstil işi yapıp da Türkiye ile iş yapmayan firma yoktur sanırım. Ucuz değiliz ama müşterilerimiz hızımıza ve kalitemize güveniyor. Sorun çıktığında aynı gün sorunu çözebilir yakınlıktayız” dedi. 20’nin üzerinde ülkeye ihracat yaptıklarını belirten Başyazıcıoğlu “Pamuk ipliği ihraç eden 100 şirket arasında 11’inciyiz. İtalya, Almanya, Portekiz, Litvanya ve Romanya’ya 23 ülkede faaliyet gösteriyoruz. Her yıl bu sayıyı planlı bir şekilde artırıyoruz. Ağırlıklı İtalya olmak üzere AB ülkeleri, Rusya ve Baltık ülkeleri de gelişen pazarlarımız” diye konuştu.
Hedefinde büyüme var
Murat Başyazıcıoğlu, 2015’te kapasitelerini yüzde 20 büyütecek bir yatırım planladıklarını kaydetti. Üretimlerinin yüzde 22’sini ihraç ettiklerini belirten Başyazıcıoğlu “Pamuk, bambu, modal ve tencelden yün, kaşmir başta olmak üzere 100’ün üzerinde ürünümüz var. 2013’te 9.6 milyon kg ham iplik, 3.6 milyon kg boyalı iplik üreterek, tekstil ihracatında 11. sıraya yükseldik” dedi. Başyazıcıoğlu, Bamen’in 2013 yılında satış hacminin 45 milyon dolar olduğunu belirtti