Aydin Dogan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aydin Dogan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mart 2016 Perşembe

2 $'lık şirketle 18 milyon liralık POAŞ vurgunu



1941'de kurulan Petrol Ofisi, Özelleştirme İdaresi kontrolüne alındıktan sonra yeni yatırımlar yapılmaması sebebiyle hantallaşmıştı. 2000'de "Doğan-İş" tarafından satın alınmasının ardından o güne dek sadece TÜPRAŞ'tan petrol alan şirket, yurtdışından da petrol ithal etmeyi kararlaştırdı.

İSİM ALGISI İÇİN POİNT ADI VERİLDİ 

Petrol ithalatında kullanılmak üzere merkezi Bahama adaları olan Lysa isimli şirket sadece 2 dolara satın alındı. Şirket Bahamalar'daydı ama faaliyetleri İngiltere'ydi. Adı, Petrol Ofisi'ni çağrıştırması amacıyla sonradan Point'e dönüştürüldü. Yönetimde "İş-Doğan" ortaklığındaki yöneticiler bulunuyordu. Bu şirket 2007'nin sonlarına dek Petrol Ofisi'ne akaryakıt temin etti.

TESLİM EDİLEN DELİLLER ORİJİNAL 

23 Ekim 2008'de Kocaeli Emniyet Müdürlüğü KOM Şubesi'ne kritik bir ihbar yapıldı, İhbarda, Petrol Ofisi tarafından gerçekleştirilen akaryakıt ithalatında bazı usulsüzlükler yapıldığına yer verildi.

Kaçakçılığa şahit olan POAŞ çalışanının yaptığı ihbarda, Petrol Ofisi'nin akaryakıt ithalatında Gümrük Birliği olmayan ülkelerden yapılan ithalatın birlik üyesi olan İngiltere'den yapılmış gibi gösterilerek gümrük noktalarımıza sahte belge ibraz ettiği, vergi muafiyeti sağlanmak suretiyle vergi kaçırıldığı, devletin POAŞ tarafından zarara uğratıldığı iddia edildi. Emniyet güçleri ile görüşmeyi kabul eden ihbarcı çalışan, kaçakçılık faaliyetini delillendiren DVD, dosya ve bazı belgeler de teslim etti. Belgeler bilirkişilerce incelendiğinde orijinal oldukları anlaşıldı.

PARALEL SAVCILAR ÖRTBAS ETİ 

Körfez Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma, POAŞ merkezinin Şişli'de bulunması sebebiyle Şişli Savcılığı'na gönderildi.

Adliyelerin birleştirilmesi ardından dosya, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na intikal etti. Diğer illerde aynı konuyla ilgili başlatılan soruşturmalar da İstanbul'da toplandı. Fakat paralel yapıya mensup savcılar bu soruşturmayı yıllarca öteledi.

Dosyayı sumenaltı eden isimlerden birisi de meslekten ihraç edilen 25 Aralık'ın mimarı Muammer Akkaş'tı.

TERÖR BÜROSUNA VERİLDİ 

17-25 Aralık darbe girişimi ardından soruşturma dosyası İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'na teslim edildi.

ÖRGÜTLÜ KAÇAKÇILIK

İddianamede Aydın Doğan, Ersin Özince ve Hanzade Doğan Boyner'in de aralarında bulunduğu 47 şüpheli hakkında ''kaçakçılıkla mücadele kanununa muhalefet'', ''resmi belgede sahtecilik'', ''suç işlemek amacıyla örgüt kurmak'' suçlarından hapis cezası istendi. Doğan ve Özince hakkında 23 yıla kadar her suçtan ayrı ayrı hapis cezası istenen iddianamede, diğer 45 şüphelinin ise "örgüte üye olmak'' ile diğer suçlardan hapis cezasıyla cezalandırılmaları talep edildi.

MÜFETTİŞLERİN TESPİTLERİ İDDİANAMEDE YER ALIYOR

Savcı Adem Meral'in hazırladığı iddianame dosyasında soruşturma sürecinde Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Gümrük Bakanlığı'ndan raporlar alındığı görülüyor. Bu raporlara göre SPK, gümrük mevzuatına aykırılık tespit etmiş. Gümrük Müfettişleri'nin raporlarında da eksik ve yanıltıcı beyanname verilmek suretiyle gümrük kaçakçılığı suçunun işlendiği tespiti yer alıyor. Gümrük Müfettişleri ayrıca şirketin resmi kayıtları dışında ikincil kayıtlar olduğunu, Point ile POAŞ arasında kesilen faturaların bazılarının yasal kayıtlarda açıklanamadığını belirledi. Yasal olmayan kayıtlar POAŞ çalışanlarınca da tutuluyordu.

64 SEVKIYAT İŞLEMİ YAPILDI

İddianameye göre, Ukrayna ve Rusya'dan yola çıkan ve Petrol Ofisi adına konşimento ve manifesto belgeleri düzenlenen gemilerin, yüke ait resmi evraklarında yolda bulunduğu sırada değişiklik yapılıyor, AB ülkelerinin faydalandığı gümrük vergi muafiyetinden yararlanılmak üzere sanki İngiltere'deki Point şirketinden mal alınıyormuş gibi sahte evrak tanzim ediliyor ve Petrol Ofisi sanki İngiliz şirketinden mal alınıyormuş gibi evrak düzenleniyordu. İddianamede, Ukrayna ve Rusya'dan malı alan Point'in maliyet rakamlarını göz ardı edip zararına Petrol Ofisi'ne satış yaptığı, 43 milyon dolar zararına satış miktarı belirlendiği, böylece Petrol Ofisi'nin eksik ithalat beyannamesi vermesinin sağlandığı, 64 sevkıyat işleminde 6.3 milyon dolarlık (18 milyon TL'lik) vergi kaybının söz konusu olduğu anlatılıyor.

Petrol Ofisi'ne iddia olunan bu akaryakıt kaçaklığı faaliyetinde, Solmaz Gümrük Müşavirliği ve Catoni Deniz İşleri firmasının yardımcı olduğu, evraklarda yapılan sahteciliğin bu firma çalışanları eliyle gerçekleştirildiği öne sürülürken bu firmaların yöneticileri hakkında da dava açılmış durumda.

28 Eylül 2015 Pazartesi

"Özal onun için vatan haini derdi"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'ın "Öyle dönemler oldu ki, biz hükümet getirdik, hükümet götürdük" şeklinde sözler sarf ettiğini açıklamış, Hürriyet'in patronu ise bu açıklamalarını inkâr etmişti. Erdoğan'a bir mektup yazarak seslenen Aydın Doğan, bu ifadeleri kullanmadığını söyleyerek, medyası aracılığıyla kimseye operasyon yapılmadığını ileri sürmüştü. Aydın Doğan her ne kadar geçmişte yaptıklarını kabul etmese de kendi gazeteleri ve mağdur ettiği insanların açıklamaları, gerçeği ortaya koyuyor. Bu örneklerden sadece bir tanesi de Toprak Holding Yönetim Kurulu Başkanı 'ın anlattıkları... 

KARALAMAYA BAŞLADI 
İşadamı Halis Toprak'ın anlattığına göre Japon Otomotiv şirketi, o dönemde Toprak'a Türkiye'de mümessillik vermek istiyor ancak, Aydın Doğan bu durumu öğrenince Toprak aleyhine gazetelerinde haberler yaptırıyor. Amacı ise Mazda'nın mümessilliğini almak. Doğan, hızını alamayıp Paktaş hakkında da olumsuz haberler yaptırıyor. Bunun üzerine Halis Toprak, Aydın Doğan'la görüşüyor ancak sonuç alamıyor. Sonuçta Mazda kaçıyor, Paktaş da zor durumda kalıyor. 

KARDEŞİMİN 'KATİLİ'
Halis Toprak, "Malını Paktaş'a verip parasını bir ay sonra tahsil eden işletmeler Paktaş'a güvenemez oldular ve paralarını o gün istemeye başladılar. Paktaş işçileri yürüyüşe geçme kararı aldılar. Ankara bu durum üzerine panikledi. Maliye mecbur oldu, Paktaş'a el koydu. Kardeşim Muhsin Toprak'ın intiharına neden oldu Aradan birkaç yıl geçti. İş Bankası ipotek ettirdiğimiz kardeşimin evini sattı. Kardeşim bunalıma girdi ve intihar etti" şeklinde yaşanan süreci anlatıyor.


BAŞKASININ MALINA KONAR
Aydın Doğan'ın hayatının avanta olduğunu belirten Toprak, "Maalesef bu adam böyle. Doğan'ın hayatı faiz. Biz paralarımızı Aydın Doğan gibi faize yatırmadık. Zaten onun hayatta iki işi var. Biri faiz, ikincisi milletin işini bozup onun malını almak. 100 lirayı 1 liraya alır. Ben hiçbir yatırımımda arsa hariç kimsenin malını almadım. Her şeyi kendim kurdum" diyor. 

ÖZAL 'VATANDA HAİNİ' DERDİ
Anılarını anlatan Halis Toprak, Turgut Özal'ın Doğan için 'O bir vatan hainidir' dediğini söylemişti. Bu sözlerden sonra Milliyet, 'Özal'dan teşviki aldı, kravatı taktı' başlıklı bir haber yaptı. Bir taşla iki kuş vuran Doğan, hem Özal'ı hem de Toprak'ı kamuoyunun önüne attı.

BENDEN 40 MİLYON DOLAR HARAÇ İSTEDİ
İşadamı ve eski siyasetçi Cem Uzan da Twitter'da Aydın Doğan'la ilgili önemli iddialarda bulundu. Kağıt kaçakçısı olmakla suçladığı Doğan'ın kendi televizyon kanalında düelloya davet eden Uzan, "Beni tehdit ettiği, 40 milyon dolar haraç istediği konuşmanın ses kaydı Şişli Cumhuriyet Savcılığı'nda var" ifadelerini kullandı.


'dan alçak sözler

7 Haziran seçimlerinde 'ailecek HDP'ye verdik' diyen  terör örgütü 'nın ajansı DİHA'ya konuştu.


Pelin Batudan alçak sözler
Diyarbakır Bismil'de 'lıların polis aracına attığı roketatar 9 yaşındaki bir kız çocuğunun ölümüne sebep oldu. Olayın ardından harekete geçen PKK medyası, olayı emniyet güçlerine yıkmaya çalıştı.

Konuyla ilgili açıklamada bulunan , hayatın çok ucuz olduğunu belirterek Türkiye'nin çocuk katili bir ülke olduğunu söyledi.

"TÜRKİYE ÇOCUK KATİLİ ÜLKEDİR"
Terör örgütü PKK'nın haber ajansı DİHA'ya konuşan Batu, konuyla ilgili şunları söyledi; "Ülkemizde failler, meçhuldür. Hayatlar ucuz, haberler de hızlı ve unutulurdur. Ateş düştüğü yeri yakarken, daha büyük alevlere kor oluyor. Daha kaç tane bebeğin ölmesi gerek ki silahlar sussun? Daha kaç Ceylan'ın parçalanması gerekir ki vicdanlar uyansın? Burası çocuk katili ülkedir. Bunu kabul edip yüzleşmeden savaşın silahla çözülmeyeceğini kabul etmeden, daha nice gencimiz yaşayamadan, aşık olamadan, gülemeden göçecektir aramızdan. Yeter, yüreğim, ruhum kaldırmıyor."

18 Mart 2014 Salı

Paranin dünya mafyasi toplantisi(kim,kiminle ögrenin)


İngiliz dostları! - (MUTLAKA OKU ANLA OT GİBİ YAŞAMA)

Sovyetler Birliği'ni dağıtan GÜÇ Rusya'da tüm bürokrasiye sızmıştı.
Bürokrasinin VANASI sermayenin elindeydi.

Sermaye ya Yahudi'ydi veya Yahudi ortağı vardı.
Bürokrasiye yerleştirilmiş PARALEL DEVLET ülkeyi kilitliyordu.
Putin o sermayeyi kovdu.
Hepsi soluğu Londra'da aldı.

Kurtuluşu Kraliçe'nin İngiltere'sinde buldu.
İngiltere'nin The Times gazetesi dün ilginç bir haber yaptı. "Türkiye'nin Putinleşmesi" başlığını taşıyan haber Başbakan Erdoğan'a hakaretler yağdırıyor.

Türkiye'de DOSTLARI varmış İngilizler'in.

THE TIMES öyle diyor. Bu DOSTLAR Erdoğan'ın kulağına fısıldamalı imiş. "Sen de bir fanisin, Türkiye'nin bir Putin'e ihtiyacı yok" diye.
Biz de zaten İngilizler'in bu memlekette çok DOSTU olduğunu söyleyenlerdeniz.

Hatta TÜRK görünen İNGİLİZLER oldukça fazla. Sağolsun THE TIMES bizi yalancı çıkarmadı.

Tel-Aviv-Londra ittifakını bu köşeden hep dile getirdik. Bu konuda da tam destek çıktı The TIMES...

Son haberde Erdoğan'ı İsrail ile hakaret atışmasına girmekle suçladı.
Aşağılık gazete Gezi olaylarında Başbakanımızı Hitler'e benzetmişti.
SEAN PENN dahil çoğunluğu Yahudi yazar-sanatçı birçok ismi kullanıp, onların imzasıyla Türkiye aleyhine ilan yayınlamıştı.

Erdoğan'a "YARGILANABİLİRSİN" diyorlardı o ilanda.

THE TIMES sahibinin sesine göre havlayan bir gazetedir.

Tasmanın ucunda medya imparatoru Yahudi Ruperth Murdoch var.
Dünyanın her yerinde 200'e yakın gazete, 70 televizyon, 56 milyar dolarlık mal varlığı, yıllık 27 milyar dolar gelirin olursa ne yaparsın?
Kalkarsın ülkeleri yönetmeye başlarsın.

İngiltere'de Cameron'u iktidara getiren Murdoch'a ait yayın organlarının manipülatif yayınlarıdır.

Cameron daha adayı adayı iken 2008'lerde Murdoch'un yatlarında TATİL'deydi.

Murdoch'un damadı Matthew Freud'un özel uçaklarıyla geziyordu.
Önceki Başbakan Blair'in iletişim yardımcısı Price, Observer gazetesinde diyordu ki, ''Murdoch kabinenin 24'ncü üyesiydi.

Bakanlar Kurulu toplantısında olmazdı ancak varlığını hep hissederdik. 10 Numara'da (Başbakan'ın evi) 3 adamın ne düşündüğü dikkate alınmadan tek bir önemli karar alınamaz. 3 adam Gordon Brown, John Prescott ve Rupert Murdoch'tur.'' Cameron'un basın koordinatörü Andy Coulson, Murdoch'un gazetesi News of The World editörüydü.

Kraliyet ailesi üyeleri dahil ülkedeki yüzlerce önemli kişinin telefon mesajlarını hackleyerek dinlediği ortaya çıktı.
Blair'in korumasıyla maçasını kurtardı.

Hatta bu öyle bir Murdoch GÜCÜ'ydü ki, TELEKULAK ANDY'i terfi ettirecek kadar KUDRETLİYDİ.

Aldılar Başbakan Cameron'un çalışma arkadaşı yaptılar. İngiltere'yi Musevi BARONLAR yönetiyor. Türkiye'ye Londra ayarlı saldırılar düzenleniyor.

Hedef; Obama-Putin-Erdoğan eksenini dağıtmak. Murdoch'un gazeteleri Obama'ya da "Hıristiyan değil, Hitler gibi biri" diye saldırmıştı.
Obama karşıtlarına milyonlarca dolar bağışlayan da Murdoch'tır.

Şimdi Türkiye'de tüm kaynakları kullanarak Başbakan'ı DEĞİŞTİRMEK istiyorlar.

Rupert Murdoch'un bir sözü İngiliz gazetelerinde aynen şöyle yayınlanmıştır; "Ben değişim için bir katalizörüm.

30 yıl boyunca, ardında bazı kirli şeyler bırakmadan başarılı olabilmek ve tüm bunların dışında kalabilmek mümkün değildir."

Türkiye Başbakanı'nın "YENİ TÜRKİYE İÇİN İSTİKLAL MÜCADELESİ VERİYORUZ" sözleri boşuna değildir.

Kimlerle SAVAŞTIĞI, nasıl bir BAĞIMSIZLIK mücadelesi verdiği ortadadır.

Evet... Aylar önce "YARGILANABİLİRSİN" diye ilanlar yayınlayan İNGİLİZ gazetesi adeta aylar sonraki operasyonu haber veriyor.
AKIL böyle diyor!
 —

24 Şubat 2014 Pazartesi

Aydın Doğan yine kaybedenlerin tarafında Yazar:Rasim Kütahyali


Aydın Doğan'ın tüm yayın organları hafta sonunu SABAH'a ve bana küfrederek geçirdi. Hürriyet dışındaki yayınlar da topyekûn seferber oldu. Dün Doğan'ın üç gazetesi birden birinci sayfasında bir küfürnameye yer verdi. Doğan'ın TV kanallarının haber bülteninde de bu metin aynen okundu. 
***

Avukatım Esennur Ezgi de yarın bana edilen küfürler için suç duyurusunda bulunuyor. Aydın Doğan'a iftira davası açıyorum. Aydın Bey benim cumartesi günkü yazımın yazdırıldığını söyleyerek iftira atıyor. Benim talimat almayan, kendi inandığı yolda inisiyatif alan bir şahsiyet olduğumu çok iyi bildiği halde kasten bunu yapıyor. Kendi beyniyle hareket etmeyip talimat alan tetikçiler 10 milyon euroluk yatlarda krallar gibi ağırlanmaz, önlerine kırmızı halılar serilmez ve öyle tiplerin evlerine kadar da gidilmez. Bilmem anlatabiliyor muyum Aydın Bey? Tabii bu arada sanırım Doğan da iyi anladı ki her kuşun eti de yenmez. 
***
Ben Babıali denen kokuşmuş âlemin içinden gelmiyorum. Dolayısıyla Babıali numaraları bana sökmez. Türk medyası yoz Babıali zihniyetinden kurtulmadıkça bu ülke medyası adam olmaz. Aydın Bey'in çok sık alıntıladığı Necip Fazıl sözünde olduğu gibi Dünyanın her yerinde lağımlar aşağıdan akar Babıali'de yukarıdan akar. İşte artık bu lağımların yeniden aşağı indirilme vakti gelmiştir. 
***
Aydın Doğan yıllarca haber alma hakkı kavramından bahsetti. Fakat kendisiyle ilgili yargı haberleri bir köşe yazısında alıntılanınca çıldırıyor. Benim söylediğim yeni bir şey yok. 2012 yılı içinde Aydın Doğan'ın çok kritik iki davası Yargıtay'dan döndü. Aldığı beraat kararları bozuldu. Bu davalar yeniden yargılama sürecine girdi.
Temmuz 2013'te bunlardan biri yeniden beraatla sonuçlandı. Öbürünün davası sürüyor.
Beraatla sonuçlanan ise yeniden Yargıtay'a gitti.
Eğer iki dava da Doğan'ın aleyhine sonuçlanırsa Doğan Holding değerinde bir mali yük Aydın Doğan'ın sırtına binecek. 
***

Yazılarımda bu somut gerçekleri belirttim diye Doğan rahatsız oluyor. Yargıtay sürecini etkilemeye çalışan ben değilim. Ben herkes için olduğu gibi Doğan için de adaletten yanayım. Yargıtay sürecini Aydın Doğan'ı kontrol altında tutmak için kullanan paralel örgütün ta kendisidir. Bunu en iyi bilen de Aydın Bey başta olmak üzere tüm Doğan Ailesi ve Doğan Holding üst düzey yöneticileridir. Ben Doğan'ın mağduriyetini ifade ederken Doğan bizzat kendi cellatlarıyla işbirliğine girme yolunu tercih ediyor. 
***

Bu beraat kararlarının Aydın Doğan'ı kafeslemek için kasten paralel örgüt tarafından bozulduğunu Türk medyasındaki meczuplar hariç tüm millet biliyor artık. Çünkü Fethullah Gülen'in ses kaydında söylenen İKİ HUSUS meselesi çok açık. Aydın Doğan İKİ HUSUS ile Gülen'in bizzat ilgilenmesini istiyor. Çünkü Doğan da biliyor ki Yargıtay'ın ve Türk yargı sisteminin patronu Fethullah Gülen idi. Gülen isterse o iki dava beraatla sonuçlanırdı; istemezse Doğan mahkûm olurdu. 
***

Gel etrafınla paylaştığın bu gerçekleri bildiğini kamuoyuna da ifade et artık Aydın Doğan. Fakat şunu da bil ki Gülenist yargı rejimi artık çöktü. Her ne kadar Gülen'in patronajındaki yüksek yargı sistemi aynen yerinde dursa da artık bu paralel kadro deşifre oldu.
Verecekleri kararlar artık yok hükmündedir.
Türk yargı sistemi baştan sona şeffaflaşacak ve yeniden yapılanacak. Milletin kararıyla paralel yargı tasfiye edilecek. Sen yine kaybedenlerin tarafındasın.