9 Kasım 2015 Pazartesi

Ette fiyat artışına ‘Limuzin

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı et fiyatlarındaki artışın önüne geçmek için yeni yol haritasını belirledi. Orta ve uzun vadeli politikalarla et fiyatlarındaki artışın önlenmesi hedefleniyor. Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Özcan, Kurban Bayramı öncesinde olduğu gibi, il bazında et fiyatlarını takip altına aldıklarını belirterek, hızlı fiyat artışını engelleyecek politikaların devam edeceğini söyledi. Bu kapsamda yem bitkileri üretiminin artırılması, hayvan hastalıklarıyla etkin mücadele, et verimi yüksek etçi ırkların geliştirilmesi gibi politikalar sürerken desteklerde artacak.
IRK ÇEŞİTLENECEK
Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Özcan, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Kuzeydoğu Bölgesi’nde Angus,  Charole, Limuzin, Belgiumblue, Simental gibi ırkların yetiştirilmesinin destekleneceğini bildirdi. 2010 yılından bu yana et ithalatı yapılmadığına dikkat çeken İbrahim Özcan, buna karşın  damızlık ihtiyacın bir kısmının ithalat yoluyla karşılanabileceğini, yurtiçinde ise damızlık materyal temininde hastalıklardan ari işletmelerden yararlanılacağını anlattı.
YEM BİTKİLERİNE DESTEK
Hayvancılıkta en önemli maliyetlerden birisini yemin oluşturduğunu dile getiren Özcan, yem bitkileri üretiminin artırılması için destek vermeye devam edeceklerini ifade etti. Hayvan hastalıklarıyla mücadelenin de önemli olduğunu kaydeden Özcan, besi hayvancılığında, sütçü ırkların erkek yavruları yerine  et verimi yüksek etçi ırklar ve kombine ırklar (et ve süt verimi yüksek) konusunda ıslah çalışmasının da süreceğini söyledi.
MERCEK ALTINDA TUTULACAK
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak yeni dönemde de et fiyatlarını mercek altında tutmayı sürdüreceklerini dile getiren Özcan, aynı zamanda fiyatların hızlı artışını engelleyecek politikaların da süreceği kaydetti. Sadece Ankara’da 17 markette fiyatların günlük olarak alınıp takip edildiğini aktaran Özcan, kıyma fiyatlarının 33.9 ile 37.9 lira arasında değiştiğini, Et ve Süt Kurumu’nda ise kıymanın 25.75 liradan satıldığı bilgisini verdi. Kuşbaşının kilosunun 33.9 lira ile 45.9 lira arasında değişen fiyatlarla marketlerde satıldığını aktaran Özcan, karkas et fiyatlarının da 23.60-25.60 TL olduğunu söyledi.
LİMUZİN SIĞIR IRKI
Fransa’nın güney batısında bulunan Limosuin bölgelerinde yetiştirilmeye başlanılan bu sığır ırkı, 1886 yılında resmi olarak adına kavuştu. Üreme bakımından oldukça yetenekli olan bu sığırlar genelde et üretimi amaçlı olarak kullanılıyor

Fuat Avni-2

Fuat Avniler'den biri daha yakalandı
Paralel Yapı'ya yönelik 'Askeri Casusluk Soruşturması'nda İçişleri Bakanlığı'ndaki bilgilerin nasıl dışarıya sızdırıldığı da ortaya çıktı. Dönemin Bilgi İşlem Dairesi Başkanı İlhan Uran'ın bakanlığın karakutusu sayılan sistem odasından makam odasına özel hat çektirdiği belirlendi. Bakan'ın bilgisayarını bile an be an izledi.
‘Askeri Casusluk Soruşturması’nın merkezinde yer alan Pandora veri tabanındaki belgelerin bakanlıktan dışarıya sızdırıldığı ortaya çıktı. Soruşturma döneminde Bilgi İşlem Dairesi’nin başkanı olan İlhan Uran’ın sistem odasından makam odasına özel hat çektirdiği, Bakan dahil herkesin bilgisayarlarını açıkken görebildiği tespit edildi.
Eski yöneticiler gözaltında
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, “Askeri Casusluk soruşturmasında ‘kumpas’ kurulduğu” iddiasıyla başlattığı adli soruşturmanın ilk aşaması için düğmeye bastı. Operasyonun ilk dalgası, dönemin İzmir Emniyeti ile İçişleri Bakanlığı’nı vurdu. Askeri casusluk soruşturmasına esas olan soruşturma raporlarını hazırlayan Mülkiye Teftiş Kurulu’nda görevli iki başmüfettişin yanısıra bakanlık Bilgi İşlem Dairesi’nin eski yöneticileri gözaltına alındı.
Milliyet gazetesinin haberine göre, kumpas iddiasının araştırıldığı soruşturmadaki diğer önemli bölüm ise casusluk iddiasının merkezindeki Pandora veri tabanında yer aldığı ifade edilen bilgi ve belgelerin kaynağının araştırılması oldu.
Makam odasına özel hat çektirmiş
İçişleri Bakanlığı, yaklaşık bir yıl önce harekete geçerek söz konusu belgelerin gizli olup olmadığı ve bakanlıktan sızdırılıp sızdırılmadığının tespiti için müfettiş görevlendirmesi yaptı. Müfettiş çalışmaları sonucunda, ilk dalganın “merkez üssü” sayılabilecek İçişleri Bakanlığı’nın iki önemli birimi, Teftiş Kurulu Başkanlığı ile Bilgi İşlem Dairesi’nde günışığına çıkan yeni gelişmeler dudak uçuklatacak cinsten.
Bakanlığın karakutusu
Önce Bilgi İşlem Dairesi’nden başlayalım. Bu daire, diğer devlet kurumlarında olduğu gibi bakanlığın hem kalbi hem de karakutusu. Savcılık talimatıyla gözaltına alınan ve askeri casusluk soruşturması döneminde daire başkanı olan İlhan Uran’ın görevindeki icraatları dikkat çekiyor. Kendisi gibi gözaltında bulunan merkez Valisi Mehmet Oduncu’dan sonra daire başkanı olan Uran’ın, sistem odasından makam odasına direk veri kullanım olanağı sağlayan özel hat çektirdiği anlaşıldı. Ayrıca, Uran’ın, sistemden geçen verileri takip edip görmeyi sağlamak amacıyla kendisine adına “domain-admin” aldığı tespit edildi.
Bakan'ın bilgisayarını bile izledi
Uran’la ilgili yürütülen idari soruşturmada ortaya çıkarılan bu gerçeğin anlamı şu: Alınan bu yetkiyle, istenirse bakan dahil herkesin kullandığı bilgisayarlar, açık konumundayken görülebilir. Böylelikle bu bilgisayarlarda yapılan her türlü işlemden bilgi sahibi olmak mümkün.
Yanısıra Uran’ın, özellikle vali ve kaymakam kararnamelerini hazırlayan, bakanlığın merkez ve taşra teşkilatlarındaki tüm personelin özlük bilgilerinin bulunduğu kayıtlara sahip olan Personel Genel Müdürlüğü, soruşturmaları yürüten Teftiş Kurulu Başkanlığı, valiliklerin işlemlerini yürüten İller İdaresi Genel Müdürlüğü, bakan özel kalem müdürlüğü ile genel sekreterliğin eletronik ortamda olan tüm evrakını görme yetkisini aldığı belirlendi. Böylelikle, bakanlıktaki tüm önemli yazışmaları “yakından” takip etmenin önü açılmış.
Taranmış evrak arşiv modülü
İzmir soruşturmasının İçişleri Bakanlığı’nı ilgilendiren diğer boyutu ise “bakanlığa ait evrakın arşvilenmesini sağlamak amacıyla açılan taranmış evrak arşiv modülü” ihalesi oldu. Başbakanlık, 2008’de yayımladığı bir genelge ile TS 13298 standartına uygun biçimde tüm devlet kurumlarının Elektronik Belge Yönetim Sistemi’ni (EBYS) iki yıl içinde kurması talimatını verdi.
Bu talimat üzerine devlet kurumları bu sistemi oluştururken, İçişleri Bakanlığı’nda bu sistemin kurulması “uzun” süre aldı.
Zira her bilgisayar kullanıcısının sistemdeki tüm hareketlerini kayıt altına alınmasını ve sistem üzerinden yazışmayı sağlayacak olan EBYS’nin kurulması 29 Ağustos 2013’te gerçekleştirildi. Bu süreçte, 9 Mayıs 2012’de İzmir’de askeri casusluk operasyonunun başladığı dikkate alındığında, 2008’den itibaren operasyon tarihine kadar olan dört yıllık süreçte, daha sonra Pandora veri tabanında bulunduğu iddia edilen belge ve bilgilere ait kayıtlara ne zaman kimler tarafından erişildiği, ne zaman alındığı ve kimlere ulaştırıldığının log kayıtlarını bulmak mümkün olamadı.
Veriler nerede?
Kaldı ki; bir de taranmış evrak arşiv modülü kapsamında, bakanlığa ait evrakların bilgisayar ortamında taranarak, sistem içinde oluşturulan yeni arşive atılmasını sağlayacak ihalesinin açılması dikkati çekiyor.
İzmir’de gözaltına alınan Merkez Valisi Mehmet Oduncu’nun Bilgi İşlem Dairesi Başkanı olduğu dönemde açılan ihalede, bakanlığa ait 10 milyon sayfa belge ve yazının 2 milyon lira bedel karşılığında özel bir firma tarafından arşive atılması hedeflendi.
Bu ihaleye göre, bakanlığın merkez teşkilatındaki tüm birimler belirledikleri evrak ve dokümanları, ihaleyi alan firmanın sivil çalışanlarına “hiçbir tutanak ya da resmi yazı olmaksızın” elden teslim etti. Bu evrak ve dokümanlar, ihaleyi alan firmanın bakanlığa gelen personeli tarafından yine firmaya ait olan tarama cihazlarından harici bellek ve CD’lere yüklendi.
Harici bellek ve CD’ler, hiçbir dijital güvenlik önlemi olmaksızın firmanın görevlilerince Bilgi İşlem Dairesi’nde görevli şube müdürü Mesut Kesen’e teslim edildi. Kesen’in onayından geçen harici bellek ve CD’lerdeki bilgiler arşive atıldı.
‘Belgeler bakanlıktan sızdı’
İhale şartnamesinde, 10 milyon sayfa evrakın taranıp sisteme atılırken “dijital verilerin yetkisiz kişilerin eline geçmesini önleyecek yeterli ve gerekli tedbirin alınmadan” ihaleye çıkıldığı belirlendi.
Bu konuyu inceleyen İçişleri Bakanlığı müfettişleri, hazırladıkları raporda, “firma tarafından yapılan taramada kullanılan sunucunun firmaya ait sunucu içerisindeki verilerin geri getirilemeyecek şekilde formatlanmadan firmaya teslim edildiği, harici hard diskin bulunduğu kasadan gerekli kayıtlar tutulmamak sureti ile güvenlik zafiyetine yol açarak kurum içerisindeki evrakın çıkarılarak “sözde askeri casusluk” dosyasında isimleri yeralan bürokratların karalanmasına ve tasfiyesine sebebiyet verdiği, çıkarılan bu evrakın teknik donanımlı şahıslarca Pandora veri tabanının içine yeralmasına neden olunduğu” görüşüne yer verildi.
10 milyon evrak ve döküman kayıp
Gelinen son noktada, ihale kapsamında taraması yapılan yaklaşık 10 milyon adet evrak ve dokümanın içinde yeraldığı harici bellek ve CD’lerin ne olduğu bilinmiyor! Taramaların yapıldığı özel firmaya ait olan dijital veri kopyalayan sistem ve cihazların ne olduğu bilinmiyor! Bakanlık birimlerinin, tutanak ve resmi kayıt olmaksızın genellikle temizlik görevlilerine taşıtılarak firma görevlilerine teslim edilen belge ve evraktan ne kadarının arşive kaydedildiği net olarak bilinmiyor! Sonuçta, İçişleri Bakanlığı gibi devletin en mahrem bilgi ve belgelerinin tutulduğu bir kurumdaki 10 milyon sayfa evrakın güvenliğinin sağlanamaması büyük zafiyete ve skandala neden oluyor.

8 Kasım 2015 Pazar

Japon firma yerli otoya talip

Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı'nın daveti üzerine Adana'ya gittik. İnovasyon Haftası toplantısı öncesinde Fuat Bey ile Japon ortağı Toyo Kohan'ın Yönetim Kurulu Başkanı Hirohiko Sumida'dan Osmaniye'de inşası devam eden yeni yatırımı dinledik. Japon Toyo Kohan'ın yatırımının bir özelliği var. Çünkü, Japonlar Avrupa, Afrika ve Ortadoğu dahil, bölgedeki ilk yatırımı Türkiye'ye yapıyorlar. 
2011'DE TAN IŞTIK 
Tosyalı'nın Japon ortağı Hirohiko Sumida, tanışıklıklarının 2011'e dayandığını belirtti: "Biz Japonya'da pek çok alanda faaliyet gösteriyoruz. Bu alanlardan biri de makine üretimi. Ürettiğimiz makinelerden biri sıcak rulo boruların etrafını çelik bantlarla örüyor ki bu rulolar açılmasın. Buna çemberleme makinesi diyoruz. Fuat Bey, bu makinelerden birini Osmaniye'deki fabrikası için satın almıştı. Bu siparişten dolayı Tosyalı'nın varlığını biliyorduk." 

5X5'LİK SİNERJİ 

Sumida, bölgedeki ilk yatırımı neden Türkiye'ye yaptıklarını da şu sözlerle anlattı: "Birincisi, Türkiye'deki dinamik ve genç nüfus. Burayı Avrupa, Ortadoğu ila Kuzey ve Batı Afrika açısından bir hub (merkez) olarak görüyoruz. Japonya'da ülkemizde nüfus giderek yaşlanıyor ve azalıyor. Bu durum bizde yurtdışı yatırım baskısını artırdı. İkincisi Fuat Bey'e çok güveniyorduk. Üçüncüsü de biz soğuk çelik yapıyoruz. Fuat Bey ise cevher tarafından gelip sıcak rulo yapıyor. Yani bizim hammaddemizi üretiyor. Biz bu hammaddeyi işleyip daha ileri noktalara götürebiliyoruz. Dolayısıyla bu iki şirketin bir araya gelmesi 1+1=2 değil, 5x5=25'lik sinerji yaratacak." 

MİLLİ UÇAK İÇİN DE ÖNEMLİ BİR TEDARİKÇİ OLABİLİRİZ
Japon şirketin yöneticisine Türkiye'nin milli uçak projesiyle de ilgilenip ilgilenmediklerini sorduk. Hirohiko Sumida, "Uçak konusunda da önemli bir avantajımız var. Fuji Technica alüminyum kalıplar noktasında da önemli bir seviyede. Karbon kalıplarla ilgili çalışmalarımız sürüyor. Dolayısıyla uçak için gerek alüminyum ve karbon kalıplar noktasında önemli bir tedarikçi olabiliriz" dedi. Toyo Kohan 1934'te Japonya'nın ilk teneke levha üreticisi olarak faaliyete geçti. Şirketin Japonya, Malezya ve Çin'de yatırımları bulunuyor. 

SEÇİM SONUCU BENİ DE ÇOK ŞAŞIRTTI, MUTLU OLDUM
1 Kas ım seçimlerinin sadece Türkiye'de değil Japonya'da da dikkatle izlendiğini vurgulayan Hirohiko Sumida, "Seçimleri televizyon başından takip ettim. Sonuçların Türkiye'yi rahatlatması temennisindeydim. 276 milletvekilinin üzerine çıkılması açıkçası benim için sürpriz oldu. Sonuçta mutlu oldum. Türkiye çok önemli bir ülke ve bulunduğu coğrafya nedeniyle istikrarını korumak zorunda. Ateş çemberinin içinde ama etki alanı çok geniş. Ülkenin istikrarı Japon şirketlerinin yatırım sürecini ve elini kolaylaştırır. Daha fazla sayıda Japon şirket Türkiye'ye yatırıma gelir" dedi. 

YENİ YATIRIMIN ADRESİ ADAPAZARI-BURSA ARASI

Toyo Grubu, geçtiğimiz ekimde Japonya'nın en büyük otomobil kalıpçısı Fuji Techhica'yı bünyesine kattı. Bu firma, Mercedes-Benz, Jaguar, Volkswagen ve GM gibi otomobil devlerine hizmet veriyor. Sumida, "Şu anda bu şirketin Türkiye'ye gelmesi için çalışma ve araştırmalar yapıyoruz. Hem Türkiye'de hem de Avrupa'daki otomobil üreticilerine otomobil kalıbı üretebiliriz. Yatırımın yeri muhtemelen otomobil üretim yerlerine yakın olan Adapazarı-Bursa aksına yakın olabilir" dedi. Fuat Tosyalı araya girerek "Yerli otomobilin çeliğini yapmaya bir numaralı talibiz!. Toyo Grubu ile Tosyalı Toyo Çelik A.Ş.'yi kurduk. Bundan sonra yapacakları yatırımlar ortak şirketimiz üzerinden olur. Eğer otomobil kalıbı işinde ortak gündeme gelecekse, o da Tosyalı- Toyo ortaklığı olur" diye konuştu. 

FUAT BEY'LE OTURUR, YENİ YATIRIM İÇİN KARAR ALIRIZ

Tosyalı ve Toyo'nun Osmaniye'deki yatırımı 500 milyon dolar. Tamamlanmasıyla birlikte ana üretim gıdaya dayalı teneke kutular (konserve, yağ, ton balığı vs.) olacak. Sumida, otomobil çeliği üretmenin farklı bir uzmanlık olduğunu belirterek, "Ortaya çıkan kapasiteye bağlı olarak Fuat Bey'le oturup konuşur, birlikte karar alırız" dedi. 

Şeref Oğuz

5 Kasım 2015 Perşembe

Mahalleyi bos mu buldun?

'Suriye istihbaratı El Muhaberat'ın ajanı' gibi davranan ve Türkiye'de Esed lehine propaganda yapan Hüsnü Mahalli alçaklıkta sınır tanımıyor. CHP'nin kanalı Halk TV'ye konuk olan Mahalli, AK Parti seçmenine hakaretler edip Türkiye aleyhinde alçakça sözler söyledi. 'AK Parti'ye oy verenlerin beyninin incelenmesi gerekir' diyen Mahalli, toplumu yalancı olmakla da suçladı.

AK PARTİ'YE OY VERİLMESİN DİYE KARA PROPAGANDA YAPTI

Türkiye'de kaos ortamının yaratılması için propaganda yapan sözde gazeteci görünümlü El Muhaberat ajanı Hüsnü Mahalli katil Esed lehine yazılar yazdı ve Türkiye'yi karalama kampanyası yürüttü. 1 Kasım seçimlerinde bir gün önce ise"Türkiye'nin Suudi Arabistan olmasını istemiyorsanız OY kullanın" "Makul bir gerekçesi olmadan OY kullanmayanlar bu vatanı haketmiyorlar" "Bu seçim daha önceleri AKP'ye oy veren vatandaşların en büyük vicdan sınavıdır" diye tweetler attı. Bunun yanı sıra Mahalli başörtülü vatandaşları hazmedemedi 'tercih sizin' diyerek Twitter'da bu fotoğrafı paylaşarak içindeki alçaklığı ortaya serdi....


'GAZETECİ GÖRÜNÜMLÜ ESED AJANI'

2011 yılında Türk vatandaşlığına geçen Hüsnü Mahalli Twitter üzerinden binlerce kişinin katili Beşar Esed'a güzellemeler yaptığı görülüyor. Fosfor bombalarıyla çocukları öldüren Esed'in propagandasını yapan Mahalli, twitterda Türkiye'ye aleyhinde skandal ifadeler kullanıyor...

'EL MUHABERAT AJANI MAHALLİ ACİLEN VATANDAŞLIKTAN ÇIKARILMALI VE SINIR DIŞI EDİLMELİ'
AK Parti seçmenine hakaret eden eli kanlı katil Esed'ın ajanı Mahalli'nin alçakca sözlerinin üzerine sosyal medyada örgütlenen vatandaşlar büyük tepki yağdırdı

İşte o Tweetlerden bazıları;

- Hüsnü Mahalli ülkemden defol

- 2011'de Türk vatandaşlığına geçen SANA ajanı Hüsnü Mahalli'nin Türkiye vatandaşlığı iptal edilerek sınır dışı edilmelidir

- Diktatör Hafız Esed döneminden beri Suriye Baas rejiminin Türkiye'ki ajanı Hüsnü Mahalli Halk Tv'de ağır hakaretler etti

- Hüsnü Mahalli;AK Parti'ye oy verenlerin beyninin incelenmesi gerektiğini söylemiş.Bence de incelesinler belki bir şey öğrenirler. Sıfatsızlar

- Hüsnü Mahalli Türkiye'den deport edilsin!

- Bu Hüsnü Mahalli denilen Eset Ajanı dallama, derhal bu ülkeden sınırdışı edilmeli.Varsa vatandaşlığı elinden alınmalı

- Fethullah Gülen ve Hüsnü Mahalli nin millete ve AK Partililere yönelik kitapsız , sünnetsiz , aptal söylemleri bilakis kendilerinin özüdür

- Bu ülke Hüsnü Mahalli gibi Suriye muhaberatçısı bir istihbaratçıyı barındıracak kadar büyük beden demokrasiye sahip

- Hüsnü mahalli suç sende değil senin gibi bir adama tc vatandaşlık verende

- 400 bin ma'sumun katili Esed âşığı Hüsnü Mahalli,Ak Parti seçmeni için,"beyinleri incelenmeli"diye kusmuş! Bu adam Suriye'ye paketlenmeli...

- Şu Suriyeli Hüsnü Mahalli'yi niye vatandaşlıktan çıkarmıyorlar anlamadım madem Esed'ı savunuyor gönderin yanına...insan sevdiği ile olmalı
(Takvim)

Kulaklarin cinlasin paralel Fuat Avni de burdaymis

Yasa dışı "telekulak skandalı", Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başmüfettişi Yunus Nadi Kolukısa tarafından yürütülen soruşturma sırasında ortaya çıktı.
AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Kolukısa, Türkiye'de dinleme kararı alma yetkisi bulunan 11 mahkemeden geriye dönük olarak alınan tüm dinleme kararlarını topladı. Gerçek isimlerin yazılmadığı usulsüz dinleme kararlarında yer alan telefon numaralarının kimlere ait olduğunu Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) kayıtlarından karşılaştıran Kolukısa, iş dünyasının ünlü ailelerine kurulan "paralel kumpas"ı tespit etti.
Üçer aylık periyotlarla tekrarlanan ve 2 yıl süren dinleme skandalının, 2008 yılı başından 2009 yılı sonuna kadar devam ettiği, bazı ünlüler için 6 kez mahkeme kararı çıkartılarak yasa dışı dinlemelerin sürdürüldüğü belirlendi.
CAROLINE KOÇ, VUSLAT DOĞAN SABANCI DİNLENENLER ARASINDA
Paralel Devlet Yapılanması'nın emniyetteki kilit isimleri arasında yer alan dönemin İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer'in, sahte isimler ve uydurma suçlamalarla istediği dinleme talepleri, çoğu Paralel Devlet Yapılanması ile hareket eden hakimler tarafından yasa dışı biçimde kabul edildi.
Dinlenen ünlü isimler arasında Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç'un eşi Caroline Nicole Koç, Doğan Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Hürriyet Yönetim Kurulu Başkanı Vuslat Doğan Sabancı, iş adamları Hüsamettin Kavi, Mustafa Süzer, Mehmet Emin Karamehmet, Erol Altaca, Doğan Holding yöneticileri, ressam Bedri Baykam, Doğan Holding Finans ve Fon Yönetimi Başkan Yardımcısı Mehmet Yörük, Doğan Holding Yönetim Kurulu Üyesi İhsan Karacan, Doğan Holding Mali İşler Başkan Yardımcısı Yener Şenok, Doğan Holding Avrupa Temsilcisi Hakan Genç, Doğan Dış Ticaret Yöneticisi Süleyman Kocakaya, eski Show TV Genel Müdürü Süleyman Serdar Çaloğlu, iş adamı İbrahim Çağlar, Migros İletişim ve Bilgi Güvenliği Müdürü Ömer Lütfi Karagöz, eski Doğuş Grubu Genel Müdürü Cem Aydın, eski Aydın Doğan Vakfı Yürütme Kurulu Başkanı ve eski milletvekili Orhan Birgit gibi isimler yer alıyor.
GAZETECİLERİ DE DİNLEDİLER
Yasa dışı dinleme skandalında bazı gazeteciler için de yasa dışı dinleme kararları alındığı ortaya çıktı.
"Terör örgütü üyeliği, suç örgütü üyeliği" gibi suç isnatlarıyla telefonları teknik takibe alınan ve telefon konuşmaları dinlenen gazeteciler arasında Mehmet Yakup Yılmaz, Yılmaz Özdil, Uğur Dündar, Zafer Mutlu, Ruhat Mengi, Aslı Aydıntaşbaş, Tufan Türenç, Mehmet Faraç, İsmail Küçükkaya, Ruşen Çakır, Mehmet Murat Yetkin, Metin Yüksel, Selahattin Sadıkoğlu, Abbas Güçlü, Şirin Payzın Acet, Faruk Bildirici, Oylum Talu, Mirgün Cabas, Engin Ardıç, İbrahim Yıldız, Özdemir İnce, Uğur Şevkat, Şükran Suna Vidinli, Arslan Bulut, Fevzi Mete Çubukçu, İbrahim Serdar Akinan, Nuri Çolakoğlu, Gülden Aydın, Sinem Vural, İlhami Melih Meriç, Nihat Genç, Bülent Çöltekin, Saynur Tezel Özgentürk, Selçuk Tepeli, Mustafa Şekeroğlu, Orhan Gökdemir, Amberin Zaman, İbrahim Özay Şendir, Rasih Yılmaz, Selahattin Sadıkoğlu gibi isimler bulunuyor.
DÜROKRATLAR DA DİNLENDİ
Siyasetçiler ve bürokratların da yer aldığı listede eski bakanlardan İlter Türkmen, CHP milletvekilleri Fatma Nur Serter ve Muharrem İnce, eski YÖK Başkanı Erdoğan Teziç, eski RTÜK Başkanı Zahid Akman ve bazı rektörlerin yanı sıra eski Başbakanlık Müsteşarı Yaşar Yazıcıoğlu, eski İçişleri Bakanı Selahattin Çetiner, eski Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay'ın telefonlarının da örgüt üyesi oldukları iddiasıyla dinlemeye alındığı tespit edildi.
Eski İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörü Muhammed Şahin, eski Marmara Üniversitesi Rektörü Necla Pur, eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Yunus Söylet de yasa dışı teknik takibe alınan isimler arasında.
IMEI NUMARASIYLA TELEFON CİHAZI DİNLEMİŞLER
Ali Fuat Yılmazer'in hazırladığı kararlarda, bazı ünlü isimlerin sadece telefon hatlarının dinlenilmesiyle yetinilmeyip, IMEI numarası üzerinden telefon cihazının da dinlemeye alındığı ortaya çıktı. IMEI numarası üzerinden yapılan dinleme sayesinde, telefon numarası değiştirilse bile dinlemeye alınan telefon cihazına takılan tüm telefon hatları da dinlemeye takılmış oldu.
Telefon cihazı dinlenen ünlüler arasında Caroline Nicole Koç, Mehmet Emin Karamehmet, Mustafa Süzer, Altaca Dershaneleri'nin sahibi Erol Altaca, Hüsamettin Kavi, Mehmet Yörük, Ali İhsan Karacan, Süleyman Kocakaya, TÜSİAD Başkan Danışmanı Memduh Karakullukçu gibi isimler yer aldı.
Caroline Nicole Koç'un telefonunun dinlenmesi yönündeki üçer aylık zaman dilimlerinde tekrarlanan ve 10 Temmuz 2008'den 30 Mart 2009'a kadar süren mahkeme kararlarında, Koç'un adının açıkça yer almadığı, "Canan…" ve "Canan Koç" uydurma isimlerinin kullanıldığı, "terör örgütü üyeliği" suç isnadında bulunulduğu belirlendi.
Çukurova Holding'in patronu Mehmet Emin Karamehmet'in de "terör örgütü" suçlamasıyla 10 Ekim 2008'den 9 Haziran 2009'a kadar "Mehmet Kara" adıyla yasaya aykırı biçimde teknik takibe alındığı ortaya çıktı.
YILMAZER'E YENİ SORUŞTURMA
Ali Fuat Yılmazer hakkında, iş dünyasının ünlü isimlerine ve gazetecilere yönelik yasa dışı dinlemeler sebebiyle yeni bir soruşturma da başlıyor.
Yılmazer, halen "Taşhiye kumpası" davası, gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesiyle ilgili dava,"Selam Tevhid" soruşturmasıyla ilgili dava ve "yasa dışı Paralel Devlet Yapılanması"davalarından tutuklu durumda bulunuyor.
Öte yandan, Paralel Devlet Yapılanması tarafından 2 yıl süresince tüm telefon görüşmelerinin dinlendiğini öğrenen iş dünyasının ünlü isimleri ve gazeteciler, sorumlular hakkında şikayetçi oldu. AA



Gözaltına alınan Eskişehir Vali Yardımcısı Mesut Kesen’in İçişleri Bakanlığı’nda görevliyken kendi bilgisayarına gizli bir hat çektirdiği ortaya çıktı.
Kesen’in ele geçirdiği evrakları örgüte aktardığı belirtiliyor. Operasyonun 11 dalga halinde süreceği ve Hazine Müsteşarlığı’ndaki bürokratlara kumpas kuran kişileri de kapsayacağı öğrenildi.
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NIN FUAT AVNİSİ
Aydınlık’ın haberine göre; Teftiş Kurulu raporlarından elde edilen bilgilere göre; Eskişehir Vali Yardımcısı Mesut Kesen İçişleri Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanı olduğu dönemde bilgisayarına çektirdiği özel hat üzerinden adeta ‘cemaatin sosyal medyadaki sesi olan fuatavni’nin bir kolu gibi çalıştı.
Kesen’in Bakanlık bünyesindeki ‘gizli’ veya gizli olmayan tüm evraklara ulaşabildiği elde ettiği bilgileri de FETÖ’ye aktardığı tespiti yapıldı.

Cemaat devlet içinden sızdırdığı gizli bilgilerle özellikle F tipine yönelik operasyonları Fuat Avni üzerinden önceden duyurmasıyla biliniyor.

1 Kasım 2015 Pazar

Secim Caps 2015







































Hikmet Feridun Es

Röportaj: Seral Cumalıscumali@posta.com.tr
Ödül töreni 6 Haziran’da yani yarın Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yapılacak. Bu ödül törenine gelebilecek durumda olmayan Semiha Es’e ödülü evinde verildi. Çünkü Semiha Es uzun süredir Balmumcu’daki evinin ana caddeye bakan penceresinin önünde yatıyor. 

O gün sadece bir ödül vermek için değil, Semiha Es’in 100 yaşına girişini kutlamak için de oradaydık. Önce fotoğraf makinası şeklindeki ödülü verildi, ardından 100 yaş pastasının mumunu üfledi. Masmavi gözleri ışıldadı. Olympus firması ona yeni nesil bir fotoğraf makinası hediye etti. Aşina olduğu fotoğraf makinasına hiç benzemiyordu, uzun uzun ne olduğunu anlamaya çalıştı. 

Mütevazı evinin her tarafı anılarla doluydu. Eşyalar, duvardaki fotoğraflar, her şey ister istemez bizi geçmişe götürdü...

Güzellik yarışması büyük aşkı başlattı 

Yıl 1912. Semiha, Vefa’da küçük bir evde doğar. Babası Fransızlar’a ait yolcu vapuru işletmelerinde bilet memurudur. Çat pat bildiği Fransızca’yı çocuklarına da öğretmeye çalışır. Semiha 15 yaşına geldiğinde eve maddi açıdan yardımcı olmak için, Fransızlar’a ait telefon idaresinde santral memuresi olarak çalışmaya başlar. O sıralarda Cumhuriyet Gazetesi bir güzellik yarışması düzenler. Gazeteci Abidin Daver, babasının arkadaşıdır. Semiha’nın da bu yarışmaya katılması için babasını ikna eder. Semiha yarışmaya katılmaya gelir ama “Yaşın çok küçük, imkanı yok katılmanın” derler. O sırada bir mülakat için genç gazeteci Hikmet Feridun Es de oraya gelmiştir. Çok yakışıklı bir adamdır. O gün orada Semiha ve Hikmet Feridun Es birbirlerine aşık olurlar. 

Eve gelip “Ben evlendim” der 
Bu aşk Semiha’nın ailesinden habersiz başlar ve tüm şiddetiyle devam eder. Bir gün annesi Semiha’ya çok zengin, fabrikatör bir kısmet bulur. O dönemde kimsenin arabası yokken adamın arabası vardır. Annesi sevinçle konuyu Semiha’ya açar. Semiha bir şey demez, koşarak evden çıkar. Soluğu Hikmet Feridun Es’in yanında alır. Durumu anlatır. Hemen iki şahit bulup evlenirler. Semiha eve dönüp, ailesine “Ben evlendim” der. Aile bir şey söyleyemez... 

Eşinin yanında olmak için foto muhabiri oldu
Çocukluğunda çektiği maddi sıkıntı evliliğinde de sürer. Eşi gazetecidir ve onları refah içinde yaşatacak bir aylığı yoktur. Kendisi de çalışmadığı için bu aylıkla kıt kanaat evi geçindirmeye çalışırlar. Oysa Hikmet Feridun Es, 1950’lerde Hürriyet Gazetesi okurlarının ayağına dünyayı getiren neredeyse tek kişidir. O kadar önemlidir ki; haber yapmak üzere uçağa binerken çekilen fotoğrafı, “Hikmet Feridun Es yeni haberler yapmak için uzaklara gidiyor” başlığıyla gazetenin birinci sayfasından duyurulmaktadır. İşin bir de diğer tarafı vardır. Her yolculuk sevgili eşine özlem demektir. Sonunda Feridun Bey karar verir; eşine fotoğraf çekmeyi öğretecektir ve onu da yanında götürecektir. O röportaj yapacak, eşi Semiha Hanım ise fotoğraflayacaktır. Ve o karar anından sonra Hikmet Bey’in yanında artık daima sevgili eşi Semiha Es de vardır. Semiha Hanım fotoğraf makinasına da yarım yüzyıl sürecek bir sevdayla bağlanır, elinden bırakmaz... 

Hollywood’dan taze haberler 
Önce birlikte Hollywood’a giderler. Bir rüya gibidir Hollywood. Hikmet Bey zamanın bütün ünlüleriyle röportaj yapar, Semiha Hanım da onları fotoğraflar. Kimler yoktur ki o fotoğraflarda... Mesela o günlerde ünlü bir aktör olan, daha sonra ise Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığı yapan Ronald Reagan onun objektifine takılanlardan sadece biridir... 

Savaş cehenneminde bir kadın foto muhabiri 
Ama hayat Hollywood’la sınırlı değildir. Dünyanın öbür ucunda bir savaş yaşanmaktadır: KoreSavaşı. 25 Temmuz 1950’de dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın başkanlığında toplananBakanlar Kurulu’nda Kore Savaşı’na katılmak üzere 4 bin 500 kişilik silahlı birliğin Birleşmiş Milletler emrine verilmesi kararlaştırılır. Hürriyet Gazetesi savaşı görüntülemesi için Semiha Es’i görevlendirir. Semiha Es 1950- 53 yılları arasında Kore Savaşı’nı eşi Hikmet Feridun Es’le birlikte cepheden izler. Onun çektiği fotoğraflar gazete okurları tarafından heyecanla beklenir. 

Davetlerde asker kıyafeti 
Cephede eşi Hikmet Bey’le birlikte asker kıyafeti giyer. O hiç diğer kadınlar gibi giyinip süslenemez. Karargahlarda, elçiliklerde verilen davetlere diğer kadınlar süslü püslü katılırken o yine asker pantolonuyla katılır. Savaşın tam ortasında askerlerle dirsek dirseğe görev yaparlar. Yüzlerce ölü görür ve onları fotoğraflar. Ölü dolu kamyonla seyahat etmek zorunda kalır. Silah ve bomba yüklü sandıkların üzerinde yolculuk yapar. Hastaneye yaralıları taşır. Hatta gün gelir, kendisini öldürmek isteyen yaralı bir askeri bile hastaneye taşıdığı olur. Geceleri ise bir çadırda kıvrılır, giysileriyle uyur. 

Semiha Es’e o günleri hatırlattığımızda, “Peki ne hissediyordunuz; korkmadınız mı?” diye sorunca, “Ben korku nedir bilmiyordum. Hiç korkmadım” yanıtını verdi ve ekledi: “Sonra Vietnam Savaşı’na da gittim. Vietnam, Kore’den de korkunç bir savaştı. Tam bir cehennemdi.” Ve ardından gözleri uzaklara dalıp dünyaya şu mesajı verdi: “Savaş çok korkunç. Dünyada savaşlar olmamalı!” 

Macera, Hikmet Bey’in hastalanması ile bitti 

Birlikte dünyayı dolaşıyorlar, Hikmet Bey gördüklerini yazıyor, Semiha Hanım da fotoğraflıyordu. O zaman televizyon yoktu, dünyayı Türkiye’nin ayağına getirdiler. Kah Pasifik Adaları’nda, kah Afrikaormanlarında yamyamlar arasındaydılar. Macera bitmiyordu. Ta ki; Hikmet Feridun Es hastalanıncaya kadar. Hikmet Bey’in tüm iç organları iflas eder. 3 ay ömür biçerler. Semiha Hanım onu hastaneye göndermez, büyük bir itina ile evde kendisi bakar. Gece ve gündüz başından hiç ayrılmaz. Hikmet Bey beş yıl yaşar. Hayatının 70 yılını birlikte geçirdiği biricik eşi Hikmet Feridun Es’i 1992 yılında kaybeder Semiha Es. Şimdi ondan her söz edişte ağlıyor. “Nasıl bir aşktı?” diye sordum, “Hikmet’i çok sevdim” demekle yetindi. Semiha Es 9 yıldır yalnız yaşıyor. Apartman görevlisi Gazi Bey ve eşi onunla ilgileniyor. Semiha Hanım bir süre önce, kendisine çok iyi baktığı için tek mal varlığı olan evini Gazi Bey’e bırakacağını açıklamıştı. Semiha Es sıradışı bir kadın oldu hep. Hayatı da sıra dışı yaşadı. Dolu dolu yaşadığı 100 yıla dünyayı sığdırdı... 

Hayatı belgeselde
Semiha Es, Kare Yapım tarafından bugünlerde gerçekleştirilen ‘Nisvan- Tarihe Adını Yazdıran Kadınlar’ adlı bir belgeselde de önemli yer alıyor. Belgesel, günümüz kadınlarına geçmişin model kadınlarını anlatıyor. Semiha Es’in de günümüz kadınlarına anlatacak çok şeyi var..