türk mucit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türk mucit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2016 Cuma

Yerli ve milli sistemle teröre akıllı devriye kapanı

Dünyanın ilk akıllı devriyesi olan Ekin Patrol, yüz tanıma 

sistemiyle teröre göz açtırmıyor. Polis araçlarına yerleştirilen sistem ABD'den Azerbaycan'a kadar ihraç ediliyor

Son dönemde artan terör olayları nedeniyle ülkeler güvenlik önlemlerini artırırken teknoloji şirketleri de bu alana yönelik hizmetlerini geliştirdi. Modern teknolojinin son dönemde hayata geçirdiği yüz tanıma sistemleriyle terör eylemlerinin önüne geçilirken, Türkiye'den yerli ve milli bir şirket olan Ekin Teknoloji'nin geliştirdiği akıllı devriye Ekin Patrol rakiplerine fark attı.

'FBI İLE GÖRÜŞÜYORUZ'
Polis araçlarındaki ışık sensörü içine yerleştirilen yüz tanıma sistemiyle trafikteki tüm araçların hızını, plakasını ve kullanıcısını ölçümleyebilen Ekin Patrol, ihlalleri takip ederken şüpheli bir durumda yüz tanıma sistemiyle de sürücü hakkında merkeze bilgi gönderiyor. Sürücünün terörle bir bağlantısı varsa emniyet güçleri kayıtlardan bunu tespit ederek olası bir eylemin önüne geçiyor. Ekin Patrol için Azerbaycan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden sipariş aldıklarını belirten Ekin Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Akif Ekin, ABD'den FBI ile görüşmelerinin sürdüğünü söyledi. Daha çok kamu düzeyinde işbirlikleri yaptıklarını belirten Ekin, "Ülkelerin içişleri ve adalet bakanlıklarının yanı sıra emniyet birimleriyle çalışıyoruz. Sistemi sattıktan sonra uygulamayla ilgili eğitimler veriyoruz" dedi.

GENİŞ ÖLÇEKTE YÜZ TANIMA
Yüz tanıma sistemleri üzerine de yüksek teknolojili kameralar geliştirdiklerini aktaran Ekin, bunu şehirler bazında, geniş ölçekte hayata geçirebiliklerini aktardı. Türkiye'de ilk yüz tanıma sistemini Ankara'da yapacaklarını belirten Ekin, şunları anlattı: "Emniyet birimleri olası bir terör eyleminde yüz tanıma sistemiyle milyonlarca kişi içinden terörle bağlantısı olanları dakikalar içinde açığa çıkarabilecek. Olaya müdahale edilerek belki de büyük bir terör eyleminin önüne geçilecek. Ancak emniyet güçlerinin tecrübesi çok önemli. Biz sistemle verilere hızlı ulaşmalarını sağlayacağız ancak suçluyu onlar bulacak."

SUÇ ORANI % 40 DÜŞTÜ
2004'te İstanbul'daki ilk mobese sistemini hayata geçirdiklerini aktaran Akif Ekin, iki yıl içinde suç oranlarının yüzde 40 düştüğünü belirterek yüz tanıma sisteminin daha etkili olabileceğini kaydetti. 2014'te Türkiye'nin yerli sermayeyle en çok bilişim ihracatı yapan firması olduklarını belirten Ekin, "Üç kıtaya ihracat yapıyoruz. Bunlar arasında Azerbaycan, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Moldova, Özbekistan, Tacikistan, Ukrayna, Kuveyt, Umman, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, S. Arabistan, Kuzey Afrika ve Avrupa ülkeleri yer alıyor" dedi

7 Mart 2016 Pazartesi

Türk profesör bayat ekmekten benzin katkısı üretti

Gazi Üniversitesi (GÜ) Kimya Fakültesi Biyokimya Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Elif Loğoğlu, bayat ekmeğin yapısındaki nişastayı benzinin katkı maddesibiyoetanole dönüştürdü. Bu buluş, benzine dahil edildiğinde, yakıt etkinliği artırma ve sürücülerin yakıt maliyetlerini düşürme ihtimali var.
Aynı zamanda Kadın Hareketi Derneği Genel Başkanı ve Ekmek Üreticileri Federasyonu Yönetim Kurulu üyesi olan Prof. Dr. Loğoğlu, Türkiye'de ekmek israfının yüksek boyutlarda olduğunu hatırlattı.
Ekmeğin buğdaydan üretilip sofraya gelene kadar bir çok zorlu işlemden geçtiğini anlatan Loğoğlu şunları söyledi:
"EKMEK İSRAFI BÜYÜK BOYUTTA"
"Ben bir kadın olarak, evimde biraz ekmek israf olsa, rahatsızlık duyuyorum. Ülkemizde buğday üretmek, ekmeğe dönüştürmek, sofraya bir ekmeği getirmek zorken, israf bu kadar büyük boyuttaysa, bir bilim adamı olarak, bir kadın olarak bunun değerlendirilmesi gerektiğini düşündüm. Yaptığımız incelemeler sonucu bayat etmek gibi atıl durumda olan bir ürünün ülke ekonomisine en çok katkı sağlayabilme yolunun, bayat etmekten biyoetanol üretmek olduğunu gördük."
Bayat ekmeği, bu alanda bir çalışma yapılmadığı için tercih ettiklerine dikkati çeken Loğoğlu, "Tabii bilimsel çalışmalarda, çalışmanın orijinalliği, ekonomik olması, ülke ekonomisine katkısının büyüklüğü de önemli olduğu için biz bayat ekmeği tercih ettik, böyle bir çalışmayı ortaya koyduk" ifadelerini kullandı.
NİŞASTANIN HİDROLİZİ İÇİN BAKTERİLERDEN YARARLANDI
Biyoetanolün doğal kaynaklardan elde edilen bir alkol olduğunu anlatan Loğoğlu bu maddenin üretim aşamalarına ilişkin şöyle konuştu:
"Biz bu çalışmayla ekmeğin yapısında olan nişastayı glikoza çeviriyoruz. Ne kadar nişastayı glikoza dönüştürebilirseniz alkole dönüştürme oranı da o kadar yüksek. Nişastanın hidrolizi kolay bir şey değil, bunun için farklı bakterilerden yararlandık. Bakteriler, nişastayı hidrolizleyen enzimleri üreten bedava işçilerimiz bizim. Bu enzimlerden yararlanarak nişastayı yüksek oranlarda glikoza hidrolizeledik, bunu da mayalayarak, alkolümüzü elde ettik."
BENZİNİN 5'TE 1 FİYATINA
Loğoğlu, çalışmanın başarıyla sonuçlandığını anlatarak, "Elde ettiğimiz alkol, ülkemizde resmi olarak yüzde 5 oranında benzine katılarak kullanılabilir. Şu anda araçların müsaade ettiği resmi rakam bu, ama bu yüzde 20’lere de çıkarılabilir. Yeni üretilecek araçlarda motorlar bunu tolere edecek düzeyde. Biyoetanolün fiyatıyla benzinin fiyatını karşılaştırdığımızda da beşte biri olan bir ürünü, benzin içerisinde değerlendirmiş oluyorsunuz. Hem ülke ekonomisine hem insanların ekonomisine katkı sağlayabilecek bir madde. Yani her derde deva bir madde diyebiliriz" şeklinde konuştu.
Benzin içerisine katılan yüzde 5'lik alkolün sadece yarısının Türkiye'de üretilebildiğini öne süren Loğoğlu, farklı maddelerden bioetanol üretilmesinin ekonomi için kazanç olacağını bildirdi.
"YÜZDE 80'İ ÜRÜNE DÖNÜŞTÜ"
"Başladığımız ürünün yüzde 80’ini ürüne dönüştürebildiğimizi gördük" diyen Loğoğlu, şunları kaydetti:
"Bilim tek başına yapılan ürünün sanayiye uygulanması için yeter değil. Yatırımcılardan yardımlarını talep ediyoruz. Hem bir kadın hem bir akademisyen olarak ülkemizdeki hiç bir kaynağın israf olmamasını istiyorum. Bayat ekmeği de ülkemizde bu kadar aç insan, göçlerle gelen insan varken israf etmememiz lazım. Böyle israf olan kaynak varsa onu daha yararlı şekle dönüştürelim, böyle projeler artsın ve insanımıza hizmet edelim."
"YILLIK GETİRİSİ 250 MİLYON LİRA"
Projeyi Loğoğlu ile birlikte yürüten GÜ Analitik Kimya Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Özcan Yalçınkaya da Türkiye'de günlük yaklaşık 100 milyon adet ekmek üretildiğini söyledi.
Yalçınkaya, "Ülkemize günlük olarak yaklaşık 456 bin ton ekmek israf ediliyor. Bu kadar ekmekten yaklaşık 150 bin litre alkol elde edilebiliyor. Bu alkolün katma değeri, yıllık mali getirisi 250 milyon lira. Bu parayla da yaklaşık 10 hastane, 60 tam donanımlı okul yapılabiliyor. Biz bu ekmeklerin çöpe gitmesi yerine, ülke ekonomisine katkı sağlaması için değerlendirdik" diye konuştu.

15 Ekim 2015 Perşembe

Erdoğan'ı arkasına alan Kayserili'nin müthiş buluşu!

Elektrik-elektronik mühendisi olan kardeşi ile birlikte icadı ortaya çıkarmak için 4 yıldır uğraştıklarını söyleyen İsmail Arıcı, "Bu projemizi tamamlamak için 15 kişi bize yardım etti. Şu anda proje bitti tamamıyla. Bu projeyle doğalgazı petrolü tamamen tarihe gömüyoruz. Allah’ın izniyle bu yüzyılın bir buluşu olarak değerlendiriyoruz. Öyle basit bir konu değil. Tescil işlemleri her şeyi bitti"diye konuştu.
Arıcı, ortaya çıkardıkları buluş ile ilgili bilgiler vererek, "Burada en büyük olayımız görmüş olduğunuz şanzıman, diferansiyel, motor, lityum pillerimiz, beynimiz ve beyinde birçok çıkışlarımız var. Navigasyon haritası, sinyal, lamba gibi. Ortaya çıkardığımız icadı şu anda herhangi bir araca monte ettiğimizde hareketi sağlıyor. Bu konuda bir problemimiz yok ama bunu sağlarken de bayağı bir uğraştık" ifadesinde bulundu.

BABA MESLEĞİ
Babasının yurt dışında otomobil fabrikasında çalıştığını ve çocukluklarının araba ile uğraşmakla geçtiğini söyleyen Arıcı, "Türkiye'de neden araba üretilmediğini yıllarca kendi kendime sormuşumdur. Aslında araç üretmek hem çok kolay hemde çok zor. Devletimizin bu konuda hem maddi hem de manevi desteği gerekiyor. Bizim ürettiğimiz bu motor, araçların dışında diğer bütün makinelerde kullanılabilir.''
KENDİ ENERJİSİNİ KENDİ DEPOLUYOR
"SAVAŞLARI BİTİRMEYİ HEDEFLİYORUZ"
Yaptıkları icadın bütün savaşları durdurması temennisinde bulunan Arıcı, "Bizim Orta Doğu'da yaşadığımız sıkıntıların büyük bir bölümü petrol ve doğalgaz nedeniyle yaşanıyor. En azından devletimizin elinde böyle bir güç olsun ve bu gücü de kullansın istedik. İnşallah vatanıma ve milletime hayırlı olur. Bu projeyi gizli yürüttük ve kimsenin şu zamana kadar haberi yoktu. tescillerimizi tamamladık"dedi.
EGZOZ YOK, DUMAN YOK, BENZİN YOK
Ortaya çıkardıkları projenin tamamen çevre dostu olduğunun altını çizen Arıcı,"İcadımızda egzoz yok, duman yok, benzin yok, gürültü yok. Tamamen doğa dostu bir icat. Çok sessiz çalışan ve çevreci bir sistemdir. Normal bir aracın motorunun yerine bizim icat ettiğimiz motoru takıyoruz ve egzoza gerek kalmıyor. Ortaya çıkardığımız bu proje ile ülkemizin milli geliri de bu sayede çok yüksek rakamlara ulaşabilir. Yurt dışından araç ihraç etmemize gerek kalmayacak çünkü önemli olan kısmını biz yaptık. Sadece kaporta kısmı yapılacak. Şu anda icadımızı bir araca taktığımızda rahatlıkla 220 kilometre hıza kadar çıkabiliyor. Motorumuzu ve şanzımanımızı büyüttüğümüz zaman bu hızın daha da üzerine çıkılabilir. Devir arttıkça kendi otomatik yağ basıncını da yükseltiyor. Lityum pillerin ömrü bittiğinde tekrar lityum pil takıyoruz ve araç yine petrol ürünlerine ve doğalgaza ihtiyaç duymadan çalışabiliyor" diye konuştu.
BULUŞU DEVLETE HİBE EDECEK
Buluşlarını kardeşi ile birlikte bir çok elektrikçi ve makineciye götürdükleri ve görüşlerini de aldıklarını söyleyen Arıcı, buluşu gören herkesin takdir ettiğini belirterek, "Herhangi bir karşılık beklemiyorum. Sektör işini bilmiyorum şu anda bir karar vermiş değilim. Bu buluşun devletimizin olmasını, devletimize ait olmasını istiyorum. Herhangi bir karşılık beklemiyorum” ifadelerini kullandı.

7 Ocak 2015 Çarşamba

Türk mucitten inanılmaz başarı


Harvard Üniversitesi'nin Genç Akademi Üyeliği'ne seçilen ilk Türk olarak bilinen Canan Dağdeviren, büyük bir başarıya imza attı.

Giyilebilir kalp pilinin mucidi Canan Dağdeviren (29), ABD'de yayımlanan dünyanın en prestijli dergilerinden Forbes'un "30 yaşından küçük 30 bilim insanı" listesine girdi.
Adını Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'ndeki (MIT) bilimsel araştırmalarla duyuran Dağdeviren, Harvard Üniversitesi'nin Genç Akademi Üyeliği'ne seçilen ilk Türk olarak tanınıyor. Halen MIT'te çalışan Dağdeviren, listede 7'nci sırada yer buldu.

2009'DA ABD'YE GİTTİ
Dağdeviren'in hayat hikâyesi de başarıları kadar çarpıcı. Öyküsü İstanbul Üsküdar'da başlıyor. Adanalı bir anne ve Sivaslı bir babanın çocuğu. Kendisini bir aşk çocuğu olarak tanımlayan Dağdeviren "Güçlü, azimli, sevgi dolu olmayı annemden, radikal karar ve risk almayı babamdan öğrendim" diyor.

DEDESİNİN ÖLÜMÜNDEN ETKİLENDİ
Onu bilimsel çalışmalara yönelten ise dedesi Hüseyin Dağdeviren'in henüz 28 yaşındayken ölümü oluyor. Daha 5 yaşındayken, büyükleri ona dedesinin kalp yetmezliği nedeniyle öldüğünü anlatıyor. Bundan çok etkilenen Dağdeviren, kalp hastalıkları konusunda bir şey yapmaya karar veriyor. "Dedemin öldüğü yaşa gelene kadar mutlaka birşey yapacağım. Kalbi yetmeyen insanları kurtaracağım" diye söz veriyor kendine.
DENEYLERİNİ KARDEŞİ ÜZERİNDE DENİYOR
İlk deneylerini ise kardeşi üzerinde uyguluyor. Hayallerinin peşine düşen Dağdeviren, ilk ve orta öğrenimini Kocaeli'de tamamlıyor. Merhum Erdal İnönü'nün kendisine imzalayarak verdiği "Anılar ve Düşünceler" kitabından etkileniyor. Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliği Bölümü'nde okuyor. Ardından da Sabancı Üniversitesi'nde tam burslu yüksek lisans yapıp, 2009'da ABD'ye gidiyor.
DEDESİNİN ÖLDÜĞÜ YAŞTA...
Forbes listesindeki tek Türk bilim insanı olan Dağdeviren, kendisine ödül getiren "pilsiz çalışan kalp çipi" projesini ise geçen yıl kasımda hayata geçirdi. Dedesinin öldüğü yaştayken...
KENDİ KENDİNİ SÜREKLİ ŞARJ EDEBİLEN PİL
Dağdeviren'in kalp için ürettiği çip, kalp atışlarının oluşturduğu enerjiyi elektriğe dönüştürerek çipi devamlı şarj ediyor ve bataryaya ihtiyaç duymadan çalışabiliyor. Kalp, diyafram ve akciğerlerin hareket enerjisini, elektrik enerjisine dönüştürerek, aynı zamanda depolama yeteneğine sahip bir aygıt geliştiren ve ona "Giyilebilir kalp pili" diyen Dağdeviren, vücut içine yerleştirilebilen bu aygıtı incecik bir film tabakasına benzetiyor.
ENERJİYİ VÜCUTTAN ALIYOR
Canan Dağdeviren, konuyla ilgili şunları söyledi: "Kalp her insanın ortak birleştiricisi. Yılda 40 milyon kez atıyor. Bu enerjiyi yani kalbin enerjisini bir alet yapıp esneyebilir koşullarda kalbin üzerine yapıştırarak, o mekanik etkinliği elektrik enerjisine çevirerek çare olmak istedim ve başardım.
ARTIK AMELİYAT GEREKMEYECEK
5 ile 7 yıl arasında ömürleri olan ve riskli bir ameliyatla değiştirilmesi gereken kalp pilleri bu sayede gereken enerjiyi kendi üretebiliyor. Ve kalp pili değişmesi için iki üç kez kalp ameliyatı olmak zorunda olan insanlar için, umut oluyor. Kalp kendi işini kendi görsün istedim. Yaptığım alet kalbe zarar vermesin istedim.

BEN BİR BİLİM EMEKÇİSİYİM
Ve bu aleti tasarladım. Böylece bu alet kendi enerjisini de vücuttan almış oluyor. Yaptığım bütün işleri yıldızlara ithaf ediyorum. Çünkü gökyüzünde herkesin bir yıldızı var. Yani bu amaçla herkese ithaf etmiş oluyorum. Ben Canan insan kalmayı hayal eden bir bilim emekçisiyim.

31 Aralık 2014 Çarşamba

Türk mucitten müthiş icat


Denizli'de evinde kurduğu atölyede elektronik cihazların parçalarıyla daha önce çorba karıştırıcısı ve kahve makinesi yapan 39 yaşındaki Şadi Başer, bu kez de doğalgazda tasarruf sağladığını söylediği bir cihaz geliştirdi. Adına 'Tasarruf cihazı' diyen ve yazılımını da kendisi yapan Başer, geliştirdiği cihazının kombiden çıkıp peteklere giden sıcak suyu, elektrik frekansıyla üç katına kadar daha çabuk ısıttığını söyledi.


İlkokul mezunu olan ancak çocukluğundan bu yana kendini elektrik ve elektronik konusunda geliştirip, makine tasarlayan evli ve 1 çocuk babası Şadi Başer, evinin bir odasını atölyeye dönüştürdü. doğalgaz projelendirme işi yapan Başer, atölyesinde yazılım geliştirip, elektronik makinelerin parçalarıyla çeşitli cihazlar yapıyor. 5 aydır doğalgaz tasarruf cihazı üzerinde çalışan Şadi Başer, elektronik devreler ve mikroçipler kullanıp, yazılımını kendi yaptığı cihaz ile kombi kullanılan doğalgazda faturaları düşürecek cihaz geliştirdiğini söyledi. Evindeki kombiye de geliştirdiği cihazı takıp test yapan Başer, başarılı olduğunu belirtti.

300 LİRALIK FATURA YERİNE 100 LİRA
Kombiden çıkan sıcak su borusunu cihaza takan Başer, cihazın suyu elektrik frekansıyla üç katına kadar daha fazla ısıttığını, bu sayede kombinin uyku moduna geçtiğini ve sıcak su ısıtmak için daha fazla doğalgaz tüketmesine gerek kalmadığını söyledi. Başer, cihazının ortalama aylık 300 liralık doğalgaz faturasını 100 liraya indireceğini savundu.
Geliştirdiği cihazın patentini almak için başvuruda bulunduğu belirten Şadi Başer şunları söyledi: "Doğalgaz üzerine tasarruf ne yapabilirim derken yola çıktım. Cihazı geliştirip testlerini yaptım. Cihazın kaç kw elektrik tükettiğini ölçtüm. Bir evde 5 ayrı kalorifer peteği üzerinden gidersek, yaptığım cihaz saatte 0.7 kw elektrik tüketiyor. Emsal cihazlar ise saatte 8- 9 kw tüketiyor. Kombiler, ısı termostatlarının sağladığı sıcaklık değerine göre açılıp kapanır, çalışır. Benim cihazım suyu sürekli sıcak tuttuğu için kombi uyku haline geçiyor. Kombi çalışmıyor, sadece su sürkülasyon pompası çalışıyor. Bu sayede de suyu ısıtarak tekrar devam ettiriyoruz. Kombi de uyku pozisyonuna geçtiği için doğalgazda tasarruf sağlıyor. Ayda 300 liralık fatura ödeyen bir aile, bu cihaz sayesinde ayda 100 lira gibi fatura ödeyecek. Cihazın üretilip piyasaya sürülmesi için bir firma benimle görüştü. Cihazı beğendiler."

30 Aralık 2014 Salı

Şırnak'ta oto tamircisi otomatik vites otomobil yaptı


Şırnak'ın Uludere ilçesinde, oto tamircisi Gürgin Babat, iş yerindeki parçalardan yararlanarak üstü açık, otomatik vitesli otomobil yaptı.

İLKOKUL MEZUNU

Babat, çocukluğundan beri otomobile büyük ilgi duyduğunu bu nedenle oto tamircisi olduğunu söyledi. İlkokul mezunu Babat, çok sevdiği otomobile parası yetmediği için bugüne kadar sahip olamadığını anlattı.

"İSTANBUL'DA OLSAM DAHA İYİSİNİ YAPARDIM"

Babat, bu nedenle iş yerindeki atıl parçalardan araç yapmaya karar verdiğini ifade ederek, şöyle konuştu: "Çalışmalarım sonucunda iş yerimdeki parçaları birleştirmek suretiyle otomatik vites otomobil yaptım. Aracı gören bazı vatandaşlar benden kendileri için de otomobil yapmamı istedi. En kısa zamanda bir tane daha yapacağım. Uludere'de imkan çok kısıtlı olduğu için istediğim şekildeki otomobili üretemedim. İstanbul'da olsaydım daha güzelini yapardım."

HEDEFİNDE HELİKOPTER YAPMAK VAR

Hedefinin helikopter yapmak olduğunu dile getiren Babat, "Kısıtlı imkana rağmen helikopter yapacağım ve Uludere semalarında uçacağım" dedi.

15 Eylül 2013 Pazar

Türk Doktor'undan yeni buluş, karaciğer ameliyatları daha kolay


Türk profesör tarafından geliştirilen bu cihaz sayesinde karaciğer ameliyatları artık daha kolay
Konya'da Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin, karaciğerde oluşan kistlerin ameliyat sırasında karın içerisine yayılmasını engellemek ve ameliyatın laparoskopik cerrahi yönetimiyle gerçekleştirilmesini sağlamak için bir cihaz geliştirdi. Cihazın adına soyıdını veren Prof. Şahin, "Cihaz 3 parçadan oluşuyor. Cihazda motorlu matkap bölümü, kistin içerisine öğüten bıçak mekanizması ve aspiratör hortumu bulunuyor" dedi. Prof. Dr. Mustafa Şahin, 'kist hidatik' olarak adlandırılan karaciğerdeki kist oluşumunun özellikle koyun besiciliğinin yapıldığı yerlerde çok rastlandığını söyledi. Hastalığın özellikle iyi yıkanmayan yerden toplanan sebze ve meyvelerden insan vücuduna geçtiğini anlatan Prof. Dr. Şahin, "Parazitin yumurtasının alınmasıyla bu yumurta bağırsaklarda açılıyor ve oradan da başta karaciğer olmak üzere vücudun her yerine yayılıyor. Karaciğere yerleşen parazit durmaksızın büyümeye devam ediyor ve karaciğer yetmezliklerine neden oluyor" dedi.'AMELİYATTA YAYILABİLİYORDU'
Bu hastalığın tedavisinde birinci seçenek cerrahi müdahale olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Şahin şunları söyledi: "Cerrahi müdahale yaparken bu kistin içindeki parazitlerin açılmış karın içine yayılmasını engelleyerek ortadan kaldırmak gerekir. Biz ameliyat sırasında kistin boşaltılmasını yemek kaşıklarıyla yapıyorduk. Bu işlem esnasında karın içerisine yayılmalar oluyordu. Bu yayılma sonucunda hastalığın tekrarlanması gözlenebiliyordu. Bu yayılmayı ortadan kaldırmak ve ameliyatın laparoskopik, yani kapalı olarak yapılmasını sağlamak için yeni bir cihaz geliştirdik."
AMELİYAT ARTIK DAHA KOLAY 
Cihazı, Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı'nda görevli öğretim üyeleriyle birikimlerini birleştirerek son şeklini verdiklerini anlatan Prof. Dr. Şahin, şöyle konuştu: "Cihaz 3 parçadan oluşuyor. Cihazda motorlu matkap bölümü, kistin içerisine öğüten bıçak mekanizması ve aspiratör hortumu bulunuyor. Matkap ve bıçak mekanizması ile kistin içeriği öğütülüyor, aspirasyonla da boşaltıyor. Bıçak mekanizmasının olmadığı aspiratörlerde tıkanıklıklar oluşuyordu ve kistin içerisine girip çıkmalar oluyordu. Bu esnada da yayılmalar söz konusuydu. Bunu tamamen ortadan kaldırmış olduk."
CİHAZ ÖNCE KAVUN VE KARPUZDA DENENDİ
Prof. Dr. Mustafa Şahin, cihazı kullanmadan önce karaciğerdeki kist şekline uygun olan kavun, karpuz ve portakallarda cihazı deneyerek başarılı sonuçlar aldıklarını, cihazı geliştirdiklerini ve insanlarda kullanmaya başladıklarını söyledi. Cihazla 10'a yakın ameliyat yaptıklarını ifade eden Prof. Dr. şahin, "Ayrıca ameliyat süresini de kısalttı. Hastanın karnının açılarak ameliyatın gerçekleştirilmesini engelledi. Tıp camiasına böyle bir cihazı sunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Ayrıca cihazın patenti için de müracaatlarımızı yaptık" dedi.  Viyana'da gerçekleştirilen Dünya Endoskopi Kongresi'ne cihazı sunduklarını da anlatan Prof. Dr. Şahin büyük ilgi ve beğeniyle karşılaştıklarını sözlerine ekledi.
Kaynak: DHA

11 Eylül 2013 Çarşamba

Türk mucitten büyük 'bor' keşfi


Dünya rezervinin yüzde 72'si Türkiye'de bulunan 'Bor' maddesinin saflaştırılmasıyla elde edilen 'Sodyum Pentaborat' maddesi sayesinde dünyanın en dayanıklı ve radyasyon emici betonunu Türkiye üretecek.

Taşı su haline getirerek bu suyun yanmayan malzeme üretiminde kullanılmasını sağlayarak bu çalışmasıyla bilim dalında Nobel ödülüne aday gösterilen Türk kaşif Faruk Durukan, Türkiye'deki 10'a yakın üniversite ile ortaklaşa yürüttüğü 'Bor' madenini saflaştırma çalışmasını tamamladı. Üniversitelerdeki akademisyenler ile aylardır 'Bor' maddesi üzerinde çalışmalar yapan Faruk Durukan, dünyada yalnızca Amerika'da gerçekleştirildiği bilinen 'Bor' maddesini saflaştırma çalışmasını Türkiye'de de tamamlayarak, daha da fazlasını yaptı. Amerika'da 'Bor' maddesinin yalnızca saflaştırılarak içinden 'Sodyum Pentaborat' maddesinin alınabildiği bilinirken, Faruk Durukan, bu maddenin kullanımı konusunda keşfettiği buluşuyla Türkiye'de ve dünyada inşaat sektörüne yeni bir boyut kazandırdı.

BU BETON İNŞAAT SEKTÖRÜNDE ÇIĞIR AÇACAK

Balıkesir'in Edremit ilçesinde bulunan dünyanın en gelişmiş bitki özü üretim tesislerindeki laboratuarında çalışmalarını yürüten Türk kaşif Faruk Durukan, 'Bor' elementini saflaştırarak elde ettiği 'Sodyum Pentaborat' maddesini çimento imalatında denedi ve sürpriz bir sonuçla karşılaştı. Çimentosunun içine belirli miktarda 'Sodyum Pentaborat' karıştırılarak imal edilen betonun normal betona kıyasla kırılması veya deforme olması kesinlikle mümkün olmuyor. Ayrıca, 'Sodyum Pentaborat' katılarak üretilen betonun en büyük özelliğinin radyasyonu tamamen absorbe edebilmesi olduğu belirlendi.

Bu sayede, ülkemizde kurulacak olan bir nükleer santralin yapımında 'Sodyum Pentaborat' içerikli beton kullanıldığı takdirde, bu yapı dünyanın en güvenli nükleer santrali olacak. Bu beton, askeri depo binalarında, düşük hidrotasyon nedeniyle, tüp geçit, tünel, köprü, beton yol yada barajlarda, güvenli atık depolama alanlarında, hastanelerin röntgen odalarında, güçlendirilmiş olması nedeniyle de yüksek binaların inşasında da kullanılabilecek. 'Kale Naturel' isimli tesislerde elde edilen 'Sodyum Pentaborat'ın üretimi için gereken patentin de alındığı öğrenildi.

TÜRKİYE ARTIK BOR'U İŞLEYEBİLİYOR!

Yüzyıllardır, dünyanın yüzde 72'si Türkiye'de olduğu bilinmesine rağmen işlenememesinden yakınılan dünyanın en değerli yakıtı ve elementi olarak varsayılan 'Bor'u saflaştırmayı ve insan hayatına kolaylıklar getiren bir madde elde etmeyi başarmanın sevinci içinde olduklarını ifade eden Türk kaşif Faruk Durukan, 'Ülkemizde yıllardır hep bir söylenti vardır. Bor'un dünya rezervinin yüzde 72'si bizde, ama işlenemiyor diye. Oysa biz Bor'u artık en son saflık derecesine kadar getirip işlemeyi başardık. Bor'un başlangıç işleme hali ise Sodyum Pentaborat'tır. Biz bu maddeyi de üretmeyi başardık. Bu maddenin en özellikli kullanım alanı ise, radyasyon geçişini durdurma görevi yaptığı için nükleer santralleridir. Betonu kırılamayacak sertliğe ulaştırdığı için de yüksek binaların yapımında da rahatça kullanılabilir. Biz bu çalışmanın patentini de almış bulunmaktayız. Artık ülkemiz işlenmiş Bor satma safhasına gelmiştir. Biz de bu konuda çalışmalarımızı geliştirerek sürdürüyoruz. Bizim amacımız, bundan sonra Bor'un daha da geniş kullanım alanlarını belirleyip, buna uygun malzemeler yaparak ülkemizdeki ham maddeyi işleyip dünya piyasasına satmaktır' dedi.

'Bor' madeninden alınan ham madenin işlenmesiyle elde ettikleri 'Sodyum Pentaborat' karışımlı betonu laboratuarlarda test ettiren şirket, daha sonra 'Bor' karışımlı betonu bir inşaatın kolon betonlarında denedi.

TÜM BULUŞLARI TIP LİTERATÜRLERİNE GİRDİ

Türkiye'nin ilk ve tek, dünyanın da en gelişmiş bitki özü üretim tesislerinin sahibi olan Türk kaşif Faruk Durukan, tüm servetini ortaya koyarak yıllardır ülkedeki yaklaşık 20 üniversite ile ortaklaşa sürdürdüğü bilimsel çalışmalarında; Zeytin yaptığı çayını keşfetti, Domuz Gribi hastalığı için en etkili aşıyı üretti, zeytin özünden alınan Oleuropein maddesinin kanser hastalığı tedavisinde kullanılabildiğini ispatladı, zeytin üretimi yapan ülkelerin 3 bin yıldır baş edemedikleri sorunu olan zeytin kara suyunu ayrıştırarak içinden 3 faydalı maddeyi üretmeyi başardı, farklı bitki özlerinden elde ettiği kök boya ile tekstil firmalarının önünü açtı, zeytin çekirdeğinden dünyanın en kaliteli aktif karbon maddesini üretmeyi başardı, taşın suyu buluşu ile stratejik önem taşıyan yanmaz madde üretimine yeni bir boyut kazandırdı ve daha bir çok buluşa imza attı. Faruk Durukan, sonuçlandırdığı tüm bilimsel buluşlarını tıp literatürüne yazdırmayı başaran, Türkiye'nin resmi akademik eğitimi bulunmayan gelmiş geçmiş tek kaşifi durumunda.