mersin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mersin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Haziran 2016 Pazartesi

Çilek diyarında' muz seraları yükseliyor


İlçede 5 yıl önce domates üretimi yapılan seraların yükseltilip muz üretimine uygun hale getirilmesiyle başlanan çalışmalardan olumlu sonuç alınınca, geçen yıl üretim alanı 4 bin dönüme, bu yıl da yeni ekim alanlarıyla 6 bin dönüme çıktı.

İşçiliğinin domatese göre daha az olması ve fiyatların 2 ila 3 liradan seyretmesi nedeniyle çiftçiler muz üretimine yönelirken, gelecek yıllarda üretim sahasının daha genişlemesi bekleniyor.

İlçede ilk muz üretimi yapan çiftçilerden olan İsmail Gürses, gazetecilere yaptığı açıklamada, çilek üretiminde lider konumda olan Silifke'nin mikroklima özelliğiyle muz yetiştiriciliğinde de adından söz ettirir konuma geleceğini inandığını söyledi.

Ürettikleri muzun Türkiye'nin her yerine gönderileceğini ifade eden Gürses, "Silifke'de muz yetişmez diyorlardı ama biz denemelerimizde yetişebileceğini kanıtladık ve şimdi doğumlar başladı. Biz muz üretiminde de iddialıyız." dedi.

Silifke Ziraat Odası Başkanı Cafer Doygun da birçok meyve ve sebzenin ilk hasadının yapıldığı ilçede, muzun alternatif ürün arayışında olan çiftçiler tarafından tercih edilmesiyle üretim alanlarının 6 bin dönüme ulaştığını belirterek, "Üreticilerimiz bu alana önemli yatırımlar yaptı ve birçoğu da mevcut domates serasını değiştirerek muz üretimine yöneliyor. Bir dönümden ise ortalama 10 ton ürün alınıyor." diye konuştu.

21 Haziran 2015 Pazar

Balkona süs diye aldı geçim kaynağı oldu


Andırın ilçesine bağlı Pınarbaşı Mahallesi'nde yaşayan Nilgün Kayran, 4 yıl önce halk pazarından aldığı 5 kök çilek fidesini evinin balkonundaki saksılara süs olsun diye dikti. Daha sonra fideleri tarlaya taşıma fikriyle girişimcilik hikayesi başlatan Kayran, temin ettiği fidelerle 1,5 dönümlük çilek bahçesi kurdu. Saksıda süs olsun diye aldığı çilek fidesi sayesinde çilek yetiştiriciliğine başlayan Kayran, bu yıl bahcesinden 5 ton ürün almayı bekliyor.
Çilek bahçesi hayali saksıda başladı
Kayran, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çilek bahçesi kurma hayalinin saksıda başladığını söyledi. Kendisine ait tarlada çilek bahçesi kurduğunu dile getiren Kayran, "Balkonumda yetiştirmek için 4 yıl önce halk pazarından aldığım 5 kök çilek fidesini tarlaya taşımayı düşündüm. Şu anda 5 bin fidem var. Bu sene Allah'ın izniyle 5 ton ürün alacağız" dedi.
Pazarlama konusunda sıkıntı yaşamadığını belirten Kayran, çilekleri KahramanmaraşAdana veMersin'e sattığını ifade etti. Meyveciliğin merkezlerinden Adana ve Mersin gibi kentlere çilek satmaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Kayran, hedefinin üretim alanını genişletmek olduğunu söyledi. İlçede 3 çilek bahçesinin kurulmasına da vesile olduğunu aktaran Kayran, kilogramı 5 liradan satılan çileğin önemli gelir kaynağı olduğunu ifade etti. 
Bahçeyi internetten araştırarak kurdu
Kadınlara çilek bahçesi kurmalarını öneren Kayran, küçük bir bahçesi olanın bile söz konusu işi yapabileceğini belirtti. Kadınların para kazanmanın mutluluğunu yaşamaları gerektiğini vurgulayan Kayran, "Bahçemi hiçbir Önder olmadan, internetten araştırarak kurdum. Her şeyiyle birebir ilgilendim. Bütün kadınlara bu işi yapmasını tavsiye ediyorum" diye konuştu.

Baba ve hayirli evlatlar!!???


Mersin’de yaşayan baba Mehmet Uğur Erdil, de Paralel paralel yapı soruşturması kapsamında görevlerinden uzaklaştırılarak emekliliğe sevk edilen iki oğlunu affetmedi. Baba Uğur Erdil, Paralel Yapı soruşturmaları kapsamında geçtiğimiz günlerde emekliliğe sevk edilen oğulları Adana Polis Okulunda görevli 1. sınıf Emniyet Müdürü Abdussettar Velit Erdil ile Elâzığ Polis Okulunda görevli 2. sınıf Emniyet Müdürü Süleyman Hilmi Erdil’i Paralelci oldukları gerekçesiyle evlatlıktan reddetmek için Mersin Aile Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkemenin ortada ağır bir suç olmadığını ileri sürerek başvurusunu reddettiğini söyleyen Baba Erdil, “Mahkeme başvurumu kabul etmemiş olsa da ben kendi nezdimde her ikisini de paralelci oldukları için evlatlıktan reddettim” dedi.
SON ÇAREYİ EVLATLIKTAN REDDETMEKTE BULDUM
Paralel yapı operasyonları sonrasında, görevlerinden uzaklaştırılan iki oğlunu da evlatlıktan reddetmek için mahkemeye başvurduğunu söyleyen Mersinli baba Mehmet Uğur Erdil, “Ben emekli vaizim ve emekli Kur’an kursu hocasıyım. Yıllardan beri din sömürüsü yapan cemaatlerle, din tüccarlarıyla özellikle Terör Örgütü Liderliğiyle yargılanan Fetullah Gülen’le mücadele ediyorum. Ne yazık ki her iki öz oğlumu da uzun zaman evvel bunlar pençesine aldılar. Çok mücadele ettim, onlarla sohbet ettim, nasihat ettim ama kurtaramadım. Beni dinlemediler. Fetullah Gülen’e yoğun bir sempati beslemeye devam ettiler.   En son çareyi öz çocuklarımı evlatlıktan reddetmek için mahkemeye başvurmakta buldum.  Hatta pazartesi günü mirasımdan da men etmek için mahkemeye başvuracağım” dedi.
“BANA, ‘ERDOĞAN’I DA SADDAMGİBİ ASTIRACAĞIZ’ DEDİ”
Halkın gerçekleri görmesi için Paralel Yapı’nın yapmış oldukları pislikleri anlatan bir bildiri dağıttığını da ifade eden baba Erdil, “Fetullah’a gönül bağıyla yoğun bir şekilde bağlı olan iki oğlum bunu görmüş olmalılar ki, evimde kahvaltı yaparken bana saldırdılar. Ağza alınmayacak hakaretlerde bulundular. Büyük oğlum Süleyman Hilmi Erdil bana ‘Recep Tayyip Erdoğan’ı Saddam gibi astıracağız’ dedi. Her ikisini de bana ettikleri hakaretlerden dolayı da mahkemeye vereceğim” şeklinde konuştu.
“BENİ ‘SENİ ÖLDÜRÜRÜM’ DİYE TEHDİT ETTİ”
Mehmet Uğur Erdil’in küçük oğlu Ahmet Erdil, abilerinin 26 seneden beri emniyet teşkilatı içinde Fetullah Gülen’in istediği tarzda çalıştıklarını hem kendisinin hem de babasının çok iyi bildiklerini söyleyerek, “Zaten babam Terör Örgütü Liderliğinden dolayı hakkında yakalama kararı çıkartılan Fetullah Gülen’den uzun yıllardan bu yana nefret eden birisiydi” dedi.
KÜÇÜK KARDEŞLERİ DE ŞİKAYETÇİ
Erdil, “Abim Abdussettar Velit Erdil ile yaptığım telefon konuşması esnasında abisinin kendisine, ‘Hepiniz Tayyip’in köpeği mi oldunuz la?’ şeklinde hakaret içeren bir soru sorduğunu, kendisinin de abisine, ‘ben ancak bu vatana köpek olurum, vatan hainleri ile mücadele ederim’ dediğini aktardı. Ahmet Erdil, sözlerinin devamında, “Ayrıca bana, babama ve Cumhurbaşkanımıza ‘köpek’ diye hakaret ettiği için birinci sınıf emniyet müdürlüğünden emekli ettirilen abim Velit Erdil, ‘seni öldürürüm’ diye beni tehdit ettiği için ikinci sınıf emniyet müdürlüğünden emekli ettirilen abim Süleyman Hilmi Erdil’i de mahkemeye vermiş bulunmaktayım. Sayın Cumhurbaşkanımızın avukatlarını da konu hakkında bilgilendirdim” ifadelerini kullandı.

22 Mayıs 2015 Cuma

Dünya bu çocuğu konuşacak


Mersin’in Erdemli İlçesi’ndeki Akdeniz Ortaokulu öğrencisi Furkan Faruk Aslan, bir bot üzerine monte ettiği sistem ile yürüyerek 9 voltluk elektrik üretmeyi başardı. Ayakkabı altına yerleştirdiği mıknatıslı dinamo sayesinde elde edilen enerji ile cep telefonu şarj edebilecek.

15 yaşındaki 8'inci sınıf öğrencisi Furkan Faruk Aslan, teknoloji tasarım öğretmeni Nazan Ayar'ın önderliğinde, elektrik üretme teknikleri çalışmaları kapsamında yaptığı projesi ile patent ve girişimcilik başvuru hakkı elde etti. Bu kapsamda ayakkabı altına yerleştirdiği mıknatıslı dinamo sayesinde 9 voltluk elektrik üretmeyi başaran Aslan, elde edilen enerji ile cep telefonu şarjı yapılabildiğini söyledi.
'Adım Adım Enerji' adını verdiği projesi Ar- Ge Proje Pazarı 2015 yarışmasına da katılıp dikkatleri üzerine çeken Aslan, "Her zaman enerji üzerine bir proje hazırlamak istedim. İnsanların bir çoğu cep telefonu kullanıyor. Ben de insanlar yürürken cep telefonu nasıl şarj edilir düşüncesi ile projemi geliştirdim. Bir bot üzerine yerleştirilen mıknatıslı dinamo ile güneş pilinin dolmasını sağlıyoruz. 200 metre yürüdükten sonra ayakkabı üzerinde bulunan 9 voltluk akü doluyor ve cep telefonu şarj edilebiliyor. Şimdi bundan sonraki amacım yakıtsız Jeneratöryapmak olacak" dedi.
Teknoloji ve tasarım öğretmeni Ayar ise Aslan'ın çok yönlü bir öğrenci olduğunu fikirleri ile yaşıtları arasında dikkat çektiğini belirterek, "'Teknoloji ve tasarıma olan ilgisi çok fazla. Çok güzel projeler üretiyor. Gelecekte Türkiye'nin çok konuşacağı bir kişi olacağına eminim. Gerçekleştirdiği proje ise hem son derece kullanışlı hem de insanlığa yarar sağlayacak" diye konuştu.
Geliştirilen proje hayata geçirilirse, insanlar telefonlarını şarj etmek için priz başında beklemek yerine, yürüyüşe çıkıp her adımda telefonlarını şarj edebilecek

4 Ocak 2015 Pazar

Türk-Japon ortaklığıyla Osmaniye’de Tosyalı-Toyo Çelik

Türkiye'nin en büyük özel çelik üreticilerinden Tosyalı Holding, Japon devi Toyo Kohan ile cari açığa merhem olacak yeni bir yatırımının temelini attı. Osmaniye'deki Organize Sanayi Bölgesi'nde kurulacak tesis, 500 milyon dolarlık ithalatın önüne geçeceği gibi ihracata 300 milyon dolar katkı sağlayacak. Tosyalı Holding, Japon devi Toyo Kohan arasında 2012'de imzalanan işbirliği kapsamında çalışmalarına başlanan ve Türkiye'de bir ilk olma özelliği taşıyan Tosyalı-Toyo Çelik, geniş bir çoğrafyaya hitap edecek.

DIŞ TİCARETE 800 MİLYON $ ETKİ

Osmaniye Organize Sanayi Bölgesi'nde Türkiye'nin ilk ileri teknoloji ve yüksek katma değerli yassı çeliğini üretecek Tosyalı-Toyo Çelik'in temeli, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve bakanların katılımıyla dün Osmaniye'de düzenlenen törenle atıldı. Törende konuşan Başbakan Davutoğlu "Bu yatırımın bizi heyecanlandıran en önemli sebebi, yüksek teknoloji sunması ve 500 milyon dolarlık ithalatın önüne geçerken, 300 milyon dolarlık ihracat hedefiyle 800 milyon dolarlık bir dış ticaret hacmini artıracak olması. Tosyalı, bu yatırımla demirçelik sektöründe yeni bir oluşuma öncülük edecek. Ayrıca, bu yatırım Japon-Türk dostluğuna katkı yapacak" dedi. Japon devi Toyo Kohan'ın Avrupa ve Ortadoğu'daki ilk yatırımı da olacağını söyleyen Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı da şunları söyledi: "Türkiye'nin katma değerli ürünlere yönelmesinin ısrarla vurgulandığı bir dönemde, ülkemize çağ atlatacak girişimlere odaklandık. Tosyalı-Toyo Çelik adındaki işbirliğimiz Türkiye'nin ilk ileri teknoloji ve yüksek katma değerli yassı çeliğini üretmek için yola çıktık." 500 milyon dolarlık yatırımla kurulacak tesis, 20 ayda tamamlanacak. Tesisin yüzde 51'i Tosyalı Holding'in olurken geri kalan yüzde 49'u ise Japon devi Toya Kohan'a ait olacak.

Tesiste üretilecek yüksek katma değerli yassı çeliğin otomotivden elektrikli ev aletlerine, bilişim ürünlerinden meşrubat kutularına kadar geniş bir yelpazede kullanılacağını anlatan Tosyalı "Avrupa'dan Kafkaslar'a, Ortadoğu'dan Kuzey Afrika'ya uzanan geniş bir coğrafyanın ihtiyacını karşılayacak. 2017 yılı sonunda üretime başlayacağımız, bu yatırımla birlikte ülkemizde gıda, ambalaj sektöründe bir çok yeniliğin önünü açacağız. Bu yatırımla birlikte ülkemizin tamamen ithal edilen bir ihtiyacını yurt içinde karşılayarak, cari açığın azalmasına daha fazla kat-kıda bulunacağız" dedi.

"JAPONYA İLE DOSTLUĞUMUZU GÜÇLENDİRECEK"

Temel atma töreninde konuşan Toyo Kohan Yönetim Kurulu Başkanı Sumida Hirohiko, bu yatırım aracılığıyla Türkiye üzerinden yeni pazarlara açılmayı hedeflediklerini belirterek, "Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika pazarlarına ihracat hedefimizde Türkiye'yi önemli bir üs olarak konumluyoruz. Türkiye, hızla gelişen ekonomisi ve bölgedeki güçlü konumuyla bizim için stratejik bir öneme sahip" dedi. Osmaniye'deki fabrikanın yıllık üretim miktarının Japonya'daki tesisin üretim miktarı ile aynı olacağını söyleyen Hirohik, şunları söyledi:

"Bu tesis, Toyo Kohan'ın Kudamastu'daki tesisinden sonra ikinci önemli tesisi olacaktır. Tenekenin yanında yüzeyi kaplanmış çelik üretimi için gerekli teknoloji ve bilgiyi kullanıp üretim yapmayı amaçlıyoruz. Bu tesis tamamlandıktan sonra, Türkiye pazarına yüksek kaliteli çelik sunacağız vemüşterilerimize en iyi şekilde servis yapacağız. Bu tesis ile Türkiye ve Japonya arasındaki dostluk bağları daha da güçlenecek diye düşünüyorum. Aynı zamanda, yeni fabrikamız Türkiye'nin gelişen ekonomisine de katkıda bulunacak" dedi.

1.5 MİLYAR DOLAR İHRACAT

1952'de teneke soba boru üretimi ve ticareti yapmak üzere kurulan şirketin bugün uluslararası bir çelik üreticisi konumuna yükselmesinden duydukları mutluluğu ifade eden Tosyalı, "2014 yılı ihracatımız 550 milyon doları aştı. 2015 yılı için 805 milyon dolar, 2016'da ise 850 milyon dolar ihracat hedefimiz var. 2023 yılı ihracat hedefinde de bizim payımız olan 1.5 milyar doları da yakalayacağız" dedi. Tosyalı-Toyo Çelik'in, yeni istihdam alanı olarak da önemli bir rol üstleneceğini vurgulayan Tosyalı, grup şirketlerinin Cezayir ve Karadağ tesisleriyle birlikte toplam istihdam hacminin 6 binin üzerinde olduğunu belirtti. Tosyalı "Yeni yatırımların da katkısıyla 3 yıl içinde 10 bin istihdamı aşacağını öngörüyoruz" dedi

13 Aralık 2014 Cumartesi

Çekirdeksiz limon

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü'ne bağlı Alata Bahçe Kültürleri Araştırma İstasyonu'nda yürütülen çalışmayla üretilen çekirdeksiz limona ABD ve Güney Afrika'dan firmaların talip olduğu bildirildi.

Alata Bahçe Kültürleri Araştırma İstasyonu Müdürü Dr. Davut Keleş, çekirdeksiz limonun Türkiye'de ilk kez üretildiğini, ticari anlamda da dünyada ilk kez piyasaya sunulduğunu söyledi.

Çekirdeksiz ürünlerin limonların kraliçesi olarak adlandırılan ''kütdiken'' cinsinden elde edildiğini aktaran Keleş, bu cinsin 8-9 ay saklanabildiğini ve bu sayede büyük avantaj sağladığını ifade etti.

Keleş, çekirdeksiz limonun da bu özellikleri taşıdığı için ticari değerinin yüksek olduğunun altını çizerek, "Bunun sadece biz düşünmüyoruz. ABD ve Güney Afrika'dan iki tane uluslararası şirketle anlaşmalar imzalandı. Onlar şu an bu ürünü kendi ekolojilerinde deniyorlar. O deneme bittikten sonra ticarete söz konusu olacak" dedi.

Çekirdeksiz limon satışını Türkiye-Asya, Amerika ve Avrupa-Afrika olarak üçe ayırdıklarını bildiren Keleş, "Türkiye hakkıyla ilgili de yerli bir firmayla görüşmeler devam ediyor. Onunla da anlaşabilirsek yasal mevzuat çerçevesinde ihaleye çıkıp satışını gerçekleştireceğiz" dedi.

Keleş, çekirdeksiz limonun çok büyük bir kolaylık sağladığını anlatarak, şöyle devam etti:

"Tüm turunçgillerde çekirdeksizlik istenilen bir özelliktir. Lüks lokantalarda veya otellerde çekirdeği düşmesin diye limonun tülbente sarıldığını görürsünüz. O tülbenti siz ne kadar hijyen tutabileceksiniz. Bu nedenle ürünün büyük ilgi göreceğini tahmin ediyoruz."

Ticari avantajı fazla

Alata Bahçe Kültürleri Araştırma İstasyonu'nda projeyi yürüten turunçgil uzmanı Dr. Güçher Kafa da çekirdeksiz limonun Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen bir projeyle ortaya çıktığını söyledi.

''Kütdiken'' cinsinden elde edilen üç çeşidin ticari olarak da çok alternatif içerdiğini belirten Kafa, çeşitlerin Türkiye'de ilk kez mutasyon ıslahıyla geliştirilen turunçgil çeşidi olarak da dikkati çektiğini bildirdi.

Kafa, limonların kraliçesi olarak adlandırılan ''kütdiken''in tek kusurunun çekirdeği olduğunu ve bu çalışmayla bu kusurun da giderildiğini ifade etti.

Kafa, dünyada çekirdeksiz limonla ilgili çalışmaların yapıldığını ve ürün elde edildiğini ancak bunun ticari gelişiminin sağlanamadığını anlatarak, bu noktada da ürettikleri limonun sululuk, yola dayanıklılık ve görüntüsüyle öne çıktığını kaydetti.

Geliştirilen üç çeşit çekirdeksiz limona ''Alata'', ''Uzun'' ve ''Gülşen'' adının verildiğini aktaran Kafa, bu ürüne ilginin önümüzdeki dönemlerde daha da artacağına inandıklarını söyledi

18 Eylül 2014 Perşembe

Kanser hastalarına müjde

Ziraat Mühendisi Mustafa Levent yaptığı açıklamada, 5 yıl önce deneme amaçlı birkaç tane guava ağacı diktiğini, meyvesinin tadını çok merak edince, deneme amacıyla üretime başlama kararı aldığını söyledi. Bu kapsamda 5 yıl önce Silifke Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'nün de destekleriyle Antalya'dan getirttiği 5 fidanı toprakla buluşturduğunu anlatan Levent, tadını çok beğendiği meyvenin fidanlarından 2 yıl önce 400 tane daha temin ettiğini belirtti.

Eylül ayının ilk haftasında başlayan hasat döneminin Ekim sonuna kadar süreceğini ifade eden Levent, 'Şimdilerde ürettiğim meyve çok yüksek miktarlarda değil. Ancak ağaçların gelişmesiyle daha fazla verim alıp, tamamen bu işe yöneleceğim. Bugünlerde 300 kilogram civarında elde ettiğim meyvenin kilogramını 5 TL'den İstanbul ve Antalya'daki tropik meyve satan iş yerlerine gönderiyorum' dedi.

Bu yıl üretiminin önemli bir bölümünü tanıtım amacıyla değerlendirmeyi hedefleyen Levent, bu sayede gelecek yıl 2-3 ton hasat etmeyi beklediği meyveden daha ciddi gelir elde etmeyi amaçladığını vurguladı.

Guava meyvesinin gıda ve kozmetik sanayinde yaygın olarak kullanıldığını vurgulayan Levent, likopen oranı yüksek olan meyvenin kanser türlerine karşı koruyucu olduğu gibi, birçok hastalığa da iyi geldiğinin yapılan araştırmalarla kanıtlandığını belirtti.

Guavanın taze olarak tüketildiğini, ayrıca reçel, tatlı ve turşu üretiminde de kullanıldığını ifade eden Levent, güzel aroması nedeniyle meyve sularında da sıkça kullanılabildiğini kaydetti.

Guavanın sağlık açısından çok yüksek oranda içinde likopen barındırdığını belirten Mustafa Levent, 'Guavada likopen çok fazla ve doğal. Ülkemizde kanser hastalarına bir nebze yardımcı olacağına eminim. Ayrıca Filistin Büyükelçiliği çalışanları guava siparişi verdi. Bir de kozmetik firması ile görüştüm. Bayanlar için sıkılaştırıcı krem yapacaklarmış' dedi. 

Silifke Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Abdullah Süngü ise, yörede ağırlıklı olarak narenciye üretiminin yapıldığını, ancak üreticinin daha fazla gelir elde edebilmek adına, tarımsal faaliyetlerini alternatif ürünlerle zenginleştirmesi gerektiğini söyledi.

Guava üretimi yapan çiftçinin gelecekte ciddi gelirler elde edebileceğine inandıklarını dile getiren Süngü, 'Bu açıdan baktığımızda Mustafa Levent'i diğer üreticilerimize örnek olarak gösteriyor. Çünkü üreticiler gözlerinin önünde farklılıktan doğan zenginliği gördüğünde işin ciddiyetini daha fazla kavrayabiliyor' diye konuştu.

Bölgede narenciye alternatif ürün olarak nar ve kayısının da yetiştirildiğini, ancak ürün çeşitliliğinin her zaman daha da genişletilmesi gerektiğini dile getiren Abdullah Süngü, Türkiye'nin bile henüz bilmediği guava meyvesinin Silifke'de yetiştirilebiliyor olmasıyla üreticiye büyük bir avantaj sağlanabileceğini kaydetti.

8 Eylül 2014 Pazartesi

Boyun eğmedim batırdılar


70'li yılların sonunda gıda alanındaki baba mesleğini devralan, 3'ü yurtiçi, 21'i yurtdışında olmak üzere toplam 24 kurumsal yapı altında 19 fabrika kuran daha sonra European Tobacco ile sigara, Full markasıyla akaryakıt işine giren Mersinli işadamı Ar Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Arslan ailesine yapılan paralel kumpası anlattı. Arslan, "Okul istediler yapmadık, mal varlıklarımıza el koydular, itibarımızı kaybettik. Emniyet, Masak ve Gümrük kumpasıyla 400 milyon dolar zarar ettirdiler" diyor.
Mahmut Arslan ismi hep kaçakçılık olaylarıyla gündeme geldi. Biraz şirketlerinizi anlatır mısınız?
Baba mesleğimiz hububat. Makarna üretiyoruz. 19 fabrikamız var. 2001'den sonra yurtdışına açılmaya başladık. 7-8 ülkede tesislerimiz var. Kanada'da fabrika kurduk, Toronto Borsası'nda halka açıldık. 3 şirketimiz İSO 500 listesinde. 1.5 milyar dolardan fazla ciro yapıyoruz. Tarım ürünleri işinde büyüyünce 2001'de yeni alanlara girmek istedik. İlk olarak sigara ardından akaryakıt işine girdik. Sonra başımıza gelmeyen kalmadı.
Neden?
Kanaatim küresel güçlerin ayağına bastık. European Tobacco'yu 2002'de Iraklı Nasri ailesiyle ortak kurduk. 2007'de pazarın yüzde 10'una ulaştık. Rakiplerimiz iftira attı. Şirketin Barzani ile ortak olduğunu söylediler. Haberleri tekzip ettirdik. O dönemde Dağlıca olayı yaşandı. MHP'liler sigaralarımızı yaktı. Payımız bir anda yüzde 2'ye düştü. Kaçak tek bir sigara paketimiz yakalanmamasına rağmen bizi kaçakçı yaptılar.
RAKİPLER PENSİLVANYA'YA GİTTİ
Kim yaptı?
ABD'li küresel rakiplerimiz Pensilvanya'ya gitti. Para trafiği olduğunu düşünüyoruz. Çünkü paralel yapı küresel şirketlerin taşeronu gibi çalıştı. Bu illegal yapının Gümrük Müsteşarlığı ayağı şirketimiz hakkında hukuka aykırı, somut belgeye dayanmayan müfettiş raporu yazdı. Mersin Emniyet Müdürlüğü'ndeki paralel yapının elemanları devreye girdi. MASAK o dönemde ayrıntılı rapor yazdı. Hiçbir usulsüzlük bulamadı.
Ama genel müdürünüz yargılandı
Genel Müdürümüz Hulusi Kaymaz yargılandı ama serbest bırakıldı.
EMNİYET-GÜMRÜK-MASAK ÜÇGENİ
Ne kadar zararınız oldu?
Paralel yapıdan en büyük zararı ben yedim. Emniyet, MASAK ve Gümrük üçgeninde 400 milyon dolarlık zararımız oldu. Bankalara da 220 milyon dolar borcumuz var. Işadamlarına vurulan en büyük darbe Mahmut Arslan'adır. Bizi bitirdiler. Şirketlere el konulunca bankalar üzerimize geldi. Borcu ödeyemedik diye eve haciz yolladılar. Sigarayı ilk gelen kişiye sattık. Akaryakıt istasyonlarını Lukoil'e kiraladık. Bir daha o işe de girmem.
OKUL İSTEDİLER YAPMADIM
Sizin üzerinize neden bu kadar geldiler?
Bize paralel yapının adamları geldi. Okul, dersane ve salon yapmamı istediler. Ben de o dönemde devlete okul, sağlık ocağı ve cami yapıyordum. Kabul etmedim. Bugün olsa yine istemem.
Hiç yardım yapmadınız mı?
Zaman zaman istiyorlardı kurbanda filan veriyorduk.
Ne kadarlık okul yapmanızı istediler?
Rakam söylemediler ama benim o dönemde MEB'e yaptığım okul 5 milyon TL'ydi.
Madem bu kadar paralel yapıdan çektiniz. Neden onların bankasından kredi kullandınız.?
Tamamen ticari sebeplerden. Full'ü büyütmek için leasingle kredi kullandık. Banka ayrımı yapmadık. O dönemde Bank Asya'dan da kredi çektik. El koyma karari olunca kredimiz takibe düştü.
'ÇETE LİDERİ'YİM İFADEM ALINMADI
Peki sonra dosya yeniden mi açıldı?
2011'de Ankara KOM Daire Başkanlığı merkezli bir operasyon başlatıldı. Birçok şirketi kapsayan sigara ve kaçakçılık operasyonunda adımız geçmediği halde dahil edilmek istendik. Mersin Trafik Şube'ye gelen isimsiz fakslarla 1 yıl "Emniyet Terörle Mücadele ve Kaçakçılık" detaylı inceleme yaptı. Bizi ailecek online dinlemeye aldılar. 2012'de Adana Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayla ilgili takipsizlik verdi. Terör örgütüne üyelik konusunda takipsizlik vermesine rağmen paralel savcı "kaçakçılık yönünden inceleyeceğiz" diyerek soruşturmaya devam etti. Ankara'da Terörle Mücadele Kanunu'nun 10'uncu maddesi çerçevesinde başlatılan soruşturma nedeniyle tüm mal varlıklarımıza el kondu. 260 kişinin çete lideri yaptılar beni. Ama ifadeye çağıran dahi olmadı. 5 aydır MASAK raporu bekleniyor. 58 şirketim gayrimenkullerim gitti, hesaplar donduruldu. Bir tek makarna fabrikasına bir şey yapamadılar. O da benim üzerime olmadığı için. Bu süreçte bankalara borcum birikti. Sigara şirketindeki haksızlıklar yatırımlarımızı iflas noktasına getirdi. El koyma kararı paraleller gidince kalktı ama bu mağduriyetimizi gidermedi.
BABA MESLEĞİNE DÖNDÜM
Akaryakıt ve sigara işi kârlı değil miydi?
Sigara işine girdim kaçakçı yaptılar, petrole girdim kara paracı dediler, baba mesleğim gıdaya döndüm. Kanada'da şirketi borsaya açınca elimize fon geçmişti. Biz de akaryakıt işine girdik. Bayileri kendimiz kurup oradaki yüzde 7'lik payı vatandaşa indirim olarak yansıttık. Bu piyasayı rahatsız etti. Aydın Doğan 8 ay uğraştı son imzayı atmaya 15 gün kala Full'e el konuldu.
GDO'lu pirinç konusunda da adınız geçti...
Uzaktan yakından ilgim yokken paralel medya bana iftira attı. Ben pirinç bile satmıyorum ki....
ALTINDAN ATA YÜN KARDEŞLER ÇIKTI
Mahmut Arslan 5 yıl telefonlarının dinlediğini belirterek, tüm bu paralel kumpasın başında bir dönem Mersin Emniyeti'nde görev yapan tutuklu Yurt Atayün'ün kardeşi Anadol Atayün olduğunu iddia etti