faiz lobisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
faiz lobisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Temmuz 2014 Perşembe

Ali Cengiz oyunlari

Hatırlıyorum,  Erdem Başçı için çok iyi şeyler söylemiştiniz! Ama son dönemde faiz lobisinin isteğine yakın işler yaptı!
Hala Başçı ile aynı fikirde misiniz?
Erdem Başçı hakkındaki fikirlerim hala aynı! Hiç değişmedi! Çok net! 

Ama yaptıkları, faize bakışı ortada!
Sana taraflar inkar da etse açık ve net bir şey söylemek istiyorum! Erdem Başçı PENSİLVANYA tarafından öyle bir tehdit edildi ki denileni yapmak zorunda kaldı!
Boyun eğdi! Yapacak başka bir şeyi de yoktu! 

Nasıl ve neyle tehdit edebilirler? Olacak iş mi bu?
Ailesiyle ilgili olabilir! Büyük oyunlarda büyük hamleler yapılır! Bazı tehditler vardır, hayatınızı ortaya koysanız da o tehditlere boyun eğmek zorunda kalırsınız. Bununla ilgili yakın zamanda sana daha detaylı bilgiler verebilirim. 

Şimdi verseniz! 
Şimdi değil! Ama bu konu ilginç!
Yakında seninle paylaşacaklarım olacak!
Şimdilik idare et beni! 

İpucu verseniz biraz!
Gülen bir marka! Tehdit denilince aklına hemen Cemaatin yaptığı bir şey gelmesin! 

Ya ne gelsin?
Fethullah Gülen ve Hizmet hareketi kiminle çalışıyorsa ona bak! Arkasındaki güce fokuslan! Devasa bir güç var arkasında! Ve bu gücün Erdem Başçı'yı hedefe koyduğunu düşün! Belki o zaman Başçı ile ilgili daha rasyonel ve objektif bir tavır içinde olursun! 

İyi gidiyoruz biraz daha açsak!
Merkez Bankası'nda neler olup bittiğini anlamak için bu adamların neler yaptığını biliyorsun. 20 milyon dolar rüşvet verip casusluk faaliyetiyle para hareketlerini öğrenmek istediler! Şunu unutma, Erdem Başçı Erdoğan'a karşı gelemez! Başçı ekibinden en çok güvendiği ismin kurbanı oldu! Hayatının en büyük dersini aldı. Erdoğan, Başçı'yı çok kısa bir sürede istifaya zorlar. Başçı buna direnemez. Ancak Erdoğan bu yolu tercih etmedi. Çünkü birçok şeyin farkında. 

Nasıl yani?
Erdoğan'ın bir kez bile Pensilvanya veya uzantılarıyla Erdem Başçı'yı aynı cümlede kullandığını gördün mü. Asla... 

Peki Fuller'a dönelim! BBC'yle mülakatında ne mesaj verdi?
Fuller'in BBC'ye verdiği mülakat, tamamiyle Türk hükümetine bir zeytin dalıydı... Fuller, Gülen'i koruduğunu yani CIA'nın onun arkasında olduğunu açıkladı. O röportajda dikkat edersen, destek verdiği birçok kişinin daha olduğunu ama bunu açıklamanın doğru olmadığını söyledi! 

Açık açık Gülen'i anlattı ama!
Neden Gülen'in adını söyledi. Fuller, bu açıklamayı yaparken aslında Gülen'i de uyardı. Kredisinin bitmek üzere olduğunun bir mesajıydı. Daha önce de anlattım. Fuller çok ama çok zeki biridir. 

Yani?
Fuller'in açıklamalarını şu şekilde yorumlamalısın: Ben Gülen'e destek verdim, büyüttüm. Birçok işimizde de kullandım.
Ancak bizim için sıkıntı olmaya başlarsa ki, evet bazı durumlarda sıkıntı vermeye başladı.
Ortaklığımızı bitirebiliriz. Türkiye, bizim için Gülen'den daha önemlidir... 

Gülen'i tasfiye ederler mi?
Gülen'i oyun dışı bırakabilirler. Ancak bir kez daha belirtmeliyim ki, Gülen'i Türkiye'ye vermezler. Onu almanız, Asya ve Afrika'daki Gülen okullarının hepsinin kapatılmasıyla mümkündür. Çünkü böyle bir durumda CIA'nın Gülen'le ilişkisinin sürmesinin hiçbir gereği kalmayacaktır. 

Türkiye bunu yapar mı?
Yapabilir mi?
Ankara bunu çok iyi anladı... Her ülke ile temas kuruluyor ve Gülen okullarının kapatılması için hamleler yapıyor. Yüzde 25'lik bir bölümü de kapatılmaktan beter edildi. Eğer yüzde 100 bunu başarırsanız, Fuller, Noel hediyesi kutusunun içine Gülen'i koyar ve özel uçakla Türkiye'ye getirir, teslim eder. Bundan hiç şüphen olmasın! 

30 Mart'tan önce İsviçre ve hesaplar konu edildi? Bu olayın aslı nedir?
Tayyip Erdoğan'ın gizli hesapları olsaydı, bu çoktan ortaya çıkardı. Hatta çok ilginç bir detay anlatayım. 

Lütfen! 
.... grubunun tam destek verdiği medya kuruluşuna, Cemaat tarafından özel olarak hazırlanmış hesap dökümleri verilmek istendi. Erdoğan'ın aile üyeleri adına hazırlanmış sahte hesapların, seçimlerden birkaç gün önce o medya grubunda yayınlanması planlandı. Ancak Erdoğan karşıtı bu grup, riski göze alamadı. 

Ne yaptılar? Ne oldu?
Risk alamadılar! Çünkü hesapların sahte olduğu birkaç saat içinde ortaya çıkacaktı.
Bu hesap iddialarının gündeme gelmesinin tek hedefi, Erdoğan ve ailesini itibarsızlaştırmaktı. Planlandı, gerekli belgeler hazırlandı ama düğmeye basılamadı! Korktular! 

Ekmeleddin Bey ile Coca-Cola ilişkisi konuşuldu! Peki Ekmeleddin Bey'in ilişki ağı bu kadar mıydı?
Elbette hayır! 

Eeee?
Türkiye'ye en büyük desteği veren Körfez sermayesine bir mesaj olarak Ekmeleddin İhsanoğlu tercih edildi. Çünkü Erdoğan'ın kaybetmesi için güçlü bir ekonomik kriz şart. Türkiye'deki muhalefetin anlamadığı bu! Ekonomik kriz çıkmadığı sürece Erdoğan gitmez!
İndiremezler! 

Açın biraz daha lütfen?
Erdoğan'ın dışında biri daha var denilerek KÖRFEZ ikna edilmeye çalışıldı!
Ancak Katar ve Kuveyt'ten beklenen tepkiyi alamadılar. Onlar Erdoğan'la çalışmaktan çok memnun. Türkiye'de ekonomik kriz sadece ve sadece Körfez parasının çıkışıyla olur. Bu da şu an imkansız!

8 Haziran 2014 Pazar

CEBİNİZDEKİ PARAYA BAKIN!



İşte, bütün “yakınmaların adresi” olan Merkez Bankası’nı bu olay vesilesiyle merak etmiş ve o günlerde birkaç telefon görüşmesi yapmıştım...
“Uzman”ların bana söyledikleri şu olmuştu: “Madem Merkez Bankası’nı merak ediyorsun; işe, önce cebindeki kâğıt paradan başla!” 
Başladım... 
Cebimdeki irili-ufaklı bütün “banknot”ları çıkarıp, serdim masanın üzerine... 
Ve “bugüne kadar fark etmediğim”, belki sizlerin de fark etmediği bir şeyi fark ettim. 
Bütün “kâğıt para”ların üzerinde, “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası” yazıyordu!..  Dikkat edin; “Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası” değil, “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası!” 
İlk önce, bir “baskı hatası” olduğunu düşündüm!... 
Ama, hepsi de “hatalı” olamazdı ya!.. 
Gerçekten “hata” değilmiş...
Bu durum, “Merkez Bankası’nın tarihsel gelişimi” ile ilgiliymiş...
Merkez Bankası, 1930 yılında çıkan bir kanunla karma yapıda bir anonim şirket olarak kurulmuş!.. Banka kurulduğunda “devletin payı” sadece “yüzde 15” imiş ve ilk isminde“Türkiye” ibaresi de yokmuş. 
Banka kurulduğunda, hisseleri halka ilân ile satılan, “çok sayıda yerli ve yabancı ortağı olan karma yapıda bir anonim şirket” görünümündeymiş!... Bankanın adına “Cumhuriyet”kelimesi, o zamana kadar “para basma hakkı”nı elinde bulunduran Osmanlı Bankası’ndan farklı olduğunu ve “Cumhuriyet dönemi”nde kurulduğunu göstermek için konulmuş!.. 
Anlayacağınız; ilk kurulduğunda “Cumhuriyet Merkez Bankası” imiş!.. 
“Türkiye” ibaresi çok sonradan eklenmiş!
Ne var ki; “devlet payı”nın sadece “yüzde 15” olması ve “karma yapıda bir anonim şirket”özelliği taşıması dolayısıyla, bankanın adında yer alan “Cumhuriyet” kelimesine “devlete aidiyet”ini gösteren “İ” harfi ilâve edilmemiş!.. 
Sizin anlayacağınız; Merkez Bankası, “Türkiye Cumhuriyeti’ne ait” değil!.. “Türk Liraları”nı basıyor ama Türkiye Cumhuriyeti’ne ait değil!.. 
“Karma” yapıda, bir “anonim” şirket!.. 
İLK ORTAKLARI KİMDİ? 
1930 yılında “devlet payı”nın sadece “yüzde 15” olduğu Merkez Bankası’nda, “başka pay sahipleri” de varmış!.. 
Merak ettim, geri kalan “yüzde 85 pay” acaba kimlere aitti?.. 
Hepsi “yerli” miydi, yoksa “yabancılar” da var mıydı aralarında?.. 
Eğer varsa; 
Bu “yabancı”lar “hangi ülke”nin vatandaşlarıydı ve “hangi din”e mensuptular?
Uzmanlar;
“Orada kal” demişlerdi.
Kalmıştım ama sormuştum:
“Devlet payı, hâlâ aynı oranda mı?..” 
Öyle ya; hâlâ “Cumhuriyeti” değil, “Cumhuriyet” yazıyor banknotların üzerinde!
“Hayır” demişti uzmanlar; 
“Gerçi anonim şirket olma özelliği aynen devam ediyor ama, devletin payı epey yükseldi!” 
Yüzde 51’i Hazine’nin, yüzde 21’i de Ziraat Bankası’nınmış!.. 
Geri kalan “yüzde 28” kimin?.. 
Dedik ya; 
“Anonim!” 
Yani, irili-ufaklı herkesin payı var!.. 
Ve de; 
“Merkez Bankası’nın kararları”nda; az veya çok, bu “ortak”lar da söz sahibi!.. 
Dolayısıyla; 
“Yüzde 51 payı” olmasına rağmen, tek başına Hazine’nin sözü geçmiyor!.. 
Geçemiyor!.. Geçirtmiyorlar!.. 
HAZİNE’YE “KAPİK” YOK! 
Alın size bir “ilginçlik” daha... 
“1211 Sayılı Kanun”la kurulan Merkez Bankası’nın “görev”leri arasında, “ülke ve hükümet menfaatlerini gözetmek” gibi bir ifade varmış!.. 
Ama, yakın bir zamanda çıkarılmış bu madde!.. 
Ne zaman mı?.. 
Kemal Derwish, ABD’den “ithal” edildikten sonra!.. 
Hani, Meclis’te IMF’nin dayattığı “15 günde 15 yasa” görüşmeleri vardı ya, işte o zaman!.. 
4. Madde’nin, 25.4.2001 tarih ve 4651 Sayılı Kanun’la değiştirilen şeklinde, öyle bir ifade konulmuş ki; gel de dokun, dokunabilirsen Merkez’e!.. 
O madde, şöyleymiş: 
“Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. Banka, fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisi belirler...” 
Duruun, daha bitmedi!.. 
Merkez Bankası Kanunu’nda değişiklik yapılmasına dair 25 Nisan 2001 tarihli ve 4651 sayılı bu Kanun’un 56. maddesi, 5 Kasım 2001 tarihinde yürürlüğe girmiş!.. Buna göre, Merkez Bankası, 5 Kasım 2001’den itibaren Hazine ile kamu kurum ve kuruluşlarına avans veremeyecek, kredi açamayacak bir hüviyete büründürülmüş!
Düşünebiliyor musunuz; 
Merkez Bankası’ndaki “Hazine’nin payı yüzde 51”dir ama; Banka’nın Hazine’ye “avans”vermesi, ya da “kredi” açması engellenmiş!.. 
Böylece; bir anlamda “başına buyruk” bir hüviyete büründürülmüş banka!.. 
Bunu öğrenince, merakla sordum “uzman”lara: 
“Bu durumda hiç mi müdahale edilemez Merkez Bankası’na?.. Ne yani, devletten bağımsız bir kuruluş mu bu?” 
“İşte” dedi; 
“Olayın püf noktası, bu soruda!” 
Devam etti; 
“Evet, Merkez Bankası özerktir, ama bağımsız değildir!.. Türk Ticaret Kanunu’na tabidir!.. Hazine; büyük ortak olarak; eğer bir sakatlık görürse, hesaplarını ibra etmeyebilir!.. Ya da olağanüstü kongre talebinde bulunur ve hesap sorabilir!.. Ama, her ne hikmetse, her kongrede ibra edilir bu hesaplar!.. Yani, aklarlar Merkez Bankası yönetimini!.. 
Hesap sormazlar!..”
HAZİNE’NİN PAYI YÜZDE 55
Haa, 1930 yılında, yani Atatürk döneminde kurulan ve o yıllarda “Devlet’in payının sadece yüzde 15 olduğu” Merkez Bankası, hep böyle mi kalmış?..
Elbette hayır!..
Devletin ana damarı olan Merkez Bankası’nda 1931’den 1970’e kadar Devlet’in yüzde 15, Devlet dışındakilerin yüzde 85 hissesi vardı... 1970’de Devletin hissesi yüzde 51’e çıkarıldı. 
2002’de iktidara gelen AK Parti Hükümeti ise, “Devletin payı”nı “yüzde 55”lere çıkardı!..
Merkez Bankası’nda, Hazine ve Ziraat Bankası’nın dışında, başka banka ve kuruluşların“toplam yüzde 13 hisse”leri var... Hazine ve Ziraat’in toplam hisselerinin “yüzde 74” olduğu düşünüldüğünde, geri kalan “yüzde 12’lik hisse”nin “kimlere ait olduğu” bir “sır” gibi saklanıyor ve asla açıklanmıyor!.. O hisseler, “diğer” bahsinde geçiyor ama o “diğer”ler kimdir, belli değil!’
YÜZDE 12 KİMLERİN?
Bu “yüzde 12’de”; meselâ “İngilizler”in, ya da Rotschild veya Rockefeller ailelerinin payı var mıdır?..
Yoksa niye açıklanmıyor?..
Varsa niye açıklanmıyor?.
Gördünüz ya; “faizlerin yüksekliği”nden ve cebimizdeki “banknot”lardan yola çıkıp, nerelere geldik?
Doğrusu, bu “para denizi”nde kulaç ata ata yoruldum. 
Ve sordum kendi kendime: 
“Merkez Bankası bizim mi?” 
Bizimse; paraların üzerinden niye “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası” yazıyor?
“Aidiyet” eki olan “İ” nerede?.. 
Ve ayrıca; “yüzde 55 pay sahibi” olmasına rağmen, Hazine, niye “hesap” soramıyor,“faiz”leri niye düşürtemiyor?.. 
Sözün özü; 
“Özerk”liğin de ötesinde, “bağımsız” mı bu banka?.. 
Ya da; “kime, kimlere bağlı?”

18 Ocak 2014 Cumartesi

Faiz Imparatorlugu tarihcesi

Rothschild ailesi, 1600'ların başında dünyanın ilk özel merkez bankasını kurmak için kolları sıvadı. "Hollanda'da Amsterdam Bank'ı kuralım" dediler.
Bir ortağa ihtiyaçları vardı.
Gittiler Hollandalı ORANGE HANEDANI ile birleştiler.
Orange Hanedanından Prens William, Kral 2. James'in kızını alarak İngiliz Windsor Hanedanına damat oldu.
Orange Order kardeşler artık güçlüydü ve 3.William'ı Hollanda ve İngiltere'yi yönetmek üzere İngiliz tahtına oturttu.
Ve 1694'e gelindiğinde Kral 3. William İngiltere Bankası'nı faaliyete geçirmek üzere Rosthscild'lere çağrı yaptı.
Musevi BARONLAR BARONU ROTSCHİLD ailesinin İngiltere'ye girmesi ve avucunun içine alması için uygulamaya konan TEZGAH 50 yılda sonuca ulaştı.
Sıra "TEK DÜNYA DÜZENİ" için evliliklere gelmişti.
Warburgs, Kuhn Loebs, Goldman Sachs, Schiffs ve Rothschild Hanedanı ticari evlilik yaparak bankacılık ailesi kurdular.
Deutche Bank ve Banque Paribas'ı kontrolü altında tutan Warburg ailesi 1814'te Hamburg'da Rothschild'lerle birleşti.
Kuhn Loeb'ün forveti Jacob Schiff ise 1875'te Rothschild'lerle işbirliğine girdi.
Schiff 1865'te Amerika'ya göç etti.
Abraham Kuhn ile güçlerini birleştirdi ve Solon Loeb'in kızıyla evlendi.
Loeb ve Kuhn birbirlerinin kız kardeşleriyle evlendiler ve Kuhn Loeb hanedanlığı tamama erdi.
Felix Warburg, Jacob Schiff'in kızıyla evlendi.
İki Goldman kızı, Sachs ailesinin iki oğluyla evlendi ve böylece Goldman Sachs'ları meydana getirdiler.
1806'da Nathan Rothschild, Londra'nın önde gelen bankerlerinden Levi Barent Cohen'in en büyük kızıyla evlendi.
Cohen ailesi de artık DÜNYA kulübünün bir parçasıydı.
Bugün Rothschild'ler dünyanın tüm merkez bankalarının çoğunluk hisselerini elinde bulunduran (Türkiye hariç) kocaman bir alana yayılmış 100 trilyon dolarlık bir finans imparatorluğuna hakim.
Edmond de Rothschild grubu, İsviçre Lugano'da Banque Privee SA'nın ve Zurih'teki Rothschild Bank AG'nin sahibi.
Jacob Lord Rothschild ailesi, Milano'daki güçlü Rothschild Italia'nın sahibi.
Bunlar ayrıca George Soros' Quantum Fund NV'ye sermaye sağlayan Adacıklar Kulübünün özel üyeleridir.
Quantum NV, 14 milyar dolar aktifi elinde bulunduruyor ve Royal Dutch-Shell and Exxon Mobil rafinerileri gölgesinde Hollanda'nın Curacao adasından işlem yapıyor.
Curacao, son dönemde OECD'nin Para Aklama Çalışma Kolu tarafından uyuşturucu paralarının aklandığı ülkelerin başlıcalarından biri olarak gösterilmiştir.
Adacık Kulübü denen ve Quantuma para kaynağı sağlayan grup, Rothschild'ler tarafından yönetilir.
Kraliçe II. Elizabeth ve diğer varlıklı Avrupalı aristokratlarla birlikte Siyahi Asilzadeleri de kapsar.
Ve bakıldığında Rotschild HANEDANI için işlem tamamdır.
Dünya artık parmaklarının ucundadır.
Hemen tüm ülkelerde kurdukları bu PARA İMPARATORLUĞU ile yerli ortaklar buldular.
PATRONLAR KULÜBÜ oluşturdular.
Nerede bir savaş veya kaos ihtimali varsa yerli ortakları PATRONLARI harekete geçirdiler.
Bugün Türkiye'deki PATRONLARI, bir bakıyorsunuz GEZİ'de yıllarca "Kahrolsun OLİGARŞİ" diye bağıran solcu gençlerin yanında buluyorsunuz...
Orada "Rothscild Faiz Devrimi" tamama ermeyince bir bakıyorsunuz aynı PATRONLAR bir başka yerde ortaya çıkıp el öpüyorlar.
Bazı akıllı yazarlarımız da "NEREDE BU FAİZ LOBİSİ" diye bağırıyor.
Yahu önümüzde...
Burnumuzun ucundalar...
Ama hiç kimse merak etmesin.
Devlet artık Ananas yiyen PATRONLARIN hepsini biliyor.


kaynak:http://www.takvim.com.tr/Yazarlar/bekirhazar/2014/01/18/faiz-imparatorlugu