el-kaide etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
el-kaide etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Aralık 2014 Pazar

Gülen’i eleştirince nelermi oldu?

Mısır'daki eğitimden sonra 2006'nın sonunda Türkiye'ye dönen Halis Bayancuk, 2007'de Fethullah Gülen'i eleştirdikten sonra uğradığı 3 kumpasın hikayesini şöyle anlatıyor: "İlk operasyon 2008'de yapıldı, 13 ay cezaevinde kaldık sonra çıktık. Dosyada tek bir delil yoktu. Tape'ler üzerinden suçladılar. Mesela bana, 'İnsanlar telefonda sana niye hoca diyor, bu örgüt lideri olduğunu göstermez mi?' diyor. En ufak bir şey bulamamalarına rağmen, 600 kg. patlayıcı yakalandı, silah bulundu falan dediler. O zaman da emin olun yine eşimin ders notları ve kitap almışlardı. Hatta, savcının 'Sanıkların suç işleme potansiyeli vardır' gibi ifadesi de vardı. Türkiye'de sadece biz değil, Gülen cemaatine muhalif ya da farklı olan gruplara operasyon yapılıyor ve onlara El Kaideci deniyor. Fakat bütün dosyaları inceleyebilirsiniz. Ceza verilen insanlara yönelik El Kaide ile ilgili tek bir delil yok. Bu çok ağır bir iddia.. Şunu çok tekrar edeceğim, bir ülkenin Başbakanına, cumhurbaşkanına bile çelme takmaya cesaret eden bir savcının, normal insanlara yapamayacağı bir şey yoktur." 

EL KAİDE TÜRKİYE LİDERİ (!)

"Evim basıldığında siz buradaydınız ve şahittiniz, kitaptan, kalemden, defterden başka ne gördünüz burada. Ama biliyorsun haber olarak ne dendi; patlayıcı, bomba, dokuman falan.. Bir önceki operasyonda kapı komşum şahittir yine, 500 kilo patlayıcı çıktığını söylediler, adam da biraz yerel mahalli bir adam, ağzı da bozuk, 'Yahu ne 500 kilo patlayıcısı 500 kilo kitap çıktı evden' diye tepkide bulundu. Bu insanlar nasıl bu kadar pervasızca insanlara iftira edebiliyorlar, siz o olayda şahitsiniz, burayı görmeseydiniz o haberlere inanacaktınız. Peki bu şekilde acaba kaç gruba, kaç kişiye zulmedildi.. Ki bu adamlar beni El Kaide Türkiye Sorumlusu olarak yansıtıyorlar basına, bir de diğer insanları düşünün. Girişi çok ciddi yapıyorlar sonrasında geri adım atamıyorlar, 'bari bir ceza verelim' diyorlar, 'verelim' dedikleri de en az 5 sene.. Tam 5 sene 8 ay ceza aldım. Birinci mahkumiyette bir yıl yattım çıktım, Yargıta'ya gitti, Yargıtay dosya eksikliğinden iade etti.."

EL KAİDECİ OLMADIĞNI BİLİYORUZ

"Polis sorgusunda, biri bana şunu söylemişti; 'Biz senin El Kaideci olmadığını biliyoruz, hatta El Kaidecilerin seni sevmediğini de biliyoruz.' Ben de Allah'tan korkmuyor musunuz demiştim. O da 'yapacak bir şey yok' demişti. 2011'in Nisan ayında ikinci operasyon oldu. El Kaide lideri ve silahlı terör örgütü kurmak suçundan yargılandım. Birinci operasyonda polisler, bana '10 -15 yıl hapistesin. En az 5 yıl hapistesin senden kurtuluyoruz' demişlerdi. Hatta 'İstersen sana kolaylık sağlayalım Afganistan'a git' demişlerdi. Wikileaks belgelerinde yer alıyor: ABD'lilere bir brifingde, polis diyor ki; 'Bunlar El Kaideci değil, ama biz yaptığımız operasyonları bu isim adı altında yapıyoruz."

SEYYİD KUTUB'UN KİTABI DA SUÇ

"İkinci operasyonda el konulan kitaplar arasında, Seyyid Kutub'un 'Yoldaki İşaretler'i vardı, Abdullah Azzam'ın kitaplarını, benim yazdığım kitapları suç saydılar. Bandrollü çıkardığım kitaplarımı, yasal dergimizi suç unsuru gördüler. Gözaltına alınan bir arkadaşımız emniyete götürülürken, polis arabada Gülen'in dersini anlatıyor.. Arkadaşımız, 'Sizi de dinliyor olabilirler' dediğinde polis, 'Korkma, dinleyen de bizden' diyor. Emniyette genelde, Gülen'le ilgili sorular sorulurdu. Bir keresinde polis, 'Sen Hocaefendi'nin Buhari'yi ezbere bildiğini biliyor musun, onu dinledin mi, görüşleri için ne diyorsun?' gibi sorular sormuştu.. Anladığım kadarıyla, bunlara bir ihale verilmiş bu da Ilımlı İslam.. 2011 operasyonunda 2 yıl cezaevinde kaldıktan sonra mahkeme başkanı değişti ve serbest kaldık. Hakim bana 'Bu defa gizliliğe riayet etmişsiniz' dedi. Ben de kendisine, 'Hakim bey, 'Eve gelirken çay al'ı 'TNT al' diye, 'baba' ifadesine farklı anlam yüklerseniz ne yapabiliriz. Ben de artık telefon kullanmayı bıraktım' dedim."

YATAK ODASI İLE TEHDİT EDİYORLAR

"Polis bana, evleri dinlerken, evler tek odadan ibaret değil demişti. Mahrem hayatla ilgili bir çok arkadaşıma tehditte bulunmuşlar. İnsanları mahrem konuşmalarıyla bile tehdit ediyorlar."

24 YAŞINDA LİDER

1984 doğumluyum, aslen Bingöllüyüz. Diyarbakır'da doğdum. İmam hatip lisesini Diyarbakır'da tahsil ettik. Katsayı problemi vardı. Mısır'da 4 yıldan fazla kaldım. 2008 ve 2011'deki operasyonlarda 'El?Kaide lideri' iddiasıyla, 2014'teki operasyonda ise IŞİD ve El Kaide lideri suçlamalarıyla yargılandım. Tek bir delil bulanabilmiş değil.

ELEŞTİRİNCE DÜĞMEYE BASTILAR

Gülen'in şahsından çok zihniyetine itirazımız vardı. 2007'de 'Dinler arası diyalog'la, ilgili bir ders yapmıştım. Dinlerarası Diyalogun insanın itikadını bozacağını, bunun bir Vatikan projesi olduğunu söylemiştim. İkincisi; İslam dünyası kan ve işgal altında iken 'Onun İsrailli çocuklara ağladım' sözlerini eleştirmiştim. Üçüncüsü; din istismarcılığı yaptığını, İslam ümmetinin yanında neden görmediğimizi sormuştum. Çok geçmedi ilk operasyon yapıldı. Bunlar tabi kendileri gibi düşünmeyenleri potansiyel suçlu görüyorlar. Mesela Tahşiyecilerin lideri denilen Mehmed Doğan Hoca, o da Nurcu, ama onlar gibi düşünmediği için kumpasa uğradı. Mesela Van'da savcı; 'Senin Fethullah Gülen'le alıp veremediğin nedir?' diye sormuştu.. Hanefi Avcı'nın bir sözü var ya; "Emniyette hukuksuzluk yapılırsa savcılıkta çözersiniz, orada yanlış olursa mahkemede, olmadı, Yargıtay'da.. Ancak baştan sona paralel ise, hakkınızı arayamıyorsunuz."

EN SON İHALE BANA KALDI

Benden önce yazar Mustafa Kaplan'ı El Kaide lideri yapmışlardı. Tam bir komedi, Türkiye'de kaç El Kaide lideri var ve niye birbirlerini tanımazlar.. Bildiğim 6-7 kişi lider suçlamasıyla hapse girdi. En son ihale bana kaldı. Yaklaşık 4 yıl hapiste kaldım.. Somut bir delil ortaya konulmadı.. Yargılandığım iddialara ilişkin tek bir delil ortaya konulsun bu cezaları hak ettim diyeceğim. Allah'ın kaderine razıyım ama zulme razı değilim. Hakkımı helal etmiyorum. Cezaevlerinde 24 saat bu yapıya yönelik sürekli beddua yükseliyor. Onlara fikri, itikadi olarak muhalif olduğum için cezaevinde yattım. Ama hukukta bunun tanımı olmadığı için bize örgüt yaftası vurdular. Dergimiz var, yayınevimiz var, haber sitemiz var. inandığımızı insanlara bu yolla anlatıyoruz. Yazarak, anlatarak davetimizi yapıyoruz.

TÜM DOSYALAR RAFTAN İNMELİ

2003 yılından itibaren açılmış tüm dosyaların yeniden görülmesi lazım.. Bir kurul kurulup yeniden ele alınırsa bir çok dosya bozulacaktır. Bütün dosyalar raftan indirilirse çok şeyin ortaya çıkacağını düşünüyorum. Araştırmalar Fırat'ın doğusuna geçerse, faili meçhullere yönelik paralel parmak bulunacak, pis işlere bulaştıkları da görülecektir. 2003 öncesi 90'lı yılların çirkinliklerinde de bunların parmağı var. Asıl orada eğitim alıp örgütlendiler.

Kaynak: Star

16 Şubat 2014 Pazar

İHH İnsani Yardım Vakfı Genel Başkanı Bülent Yıldırım


Bülent Yıldırım "Baskın yapan polislerden birinin itirafı var, bize 'El Kaide' diye söylediler, 'Gittik İHH'yı görünce buraya baskın yapmak istemedik. Fakat 3-4 gün içinde hükümet gidecek burada bu baskını yaparsanız görevinizde yükselir eğer yapmazsanız başka bir yere gidersiniz diye tehdit edildik' diyor" dedi.
Yıldırım, kentte faaliyet gösteren yaklaşık 70 sivil toplum kuruluşu temsilcisinin katılımıyla Kervanhan Tesisleri'nde yapılan istişare toplantısında, 17 Aralık operasyonunun ardından MİT'e ait bir tırın, İHH'ya aitmiş gibi gösterildiğini ayrıca "El Kaide örgütü" diye İHH'ya baskın yapıldığını söyledi.
Konuşmasında, Kilis'teki İHH Şubesi'ne yönelik operasyonda görev alan polislerden birinin itirafına yer veren Yıldırım, şunları söyledi:
"Baskın yapan polislerden birinin itirafı var, bize 'El Kaide' diye söylediler, 'Gittik İHH'yı görünce buraya baskın yapmak istemedik. Fakat 3-4 gün içinde hükümet gidecek burada bu baskını yaparsanız görevinizde yükselir eğer yapmazsanız başka bir yere gidersiniz diye tehdit edildik' diyor. Şimdi bu tehditlerle yapılan baskınla karşı karşıyayız. Sonuçta bütün dünyaya İHH'nın Kilis'teki şubesinin resmi gösterdiler. Doğrusu bizi mutlu eden bir sonuçla karşılaştık. Halk bize sahip çıktı. Dış dünya bize sahip çıktı. Yardımlarımız o günden beri artarak devam ediyor. Geçen yılın bu ayına göre yardımlarda yüzde 60'lık artış görüyoruz."
Baskının ardından hayırseverlerin Suriye'ye yönelik yardımları artırdığını, dış dünyadaki yardım kuruluşlarından İHH ile çalışmak isteyenlerin sayısının arttığına işaret etti.
Kayseri'de görülen dava
Yıldırım, İsrail ile en iyi ilişkinin "sıfır ilişki" olduğunu, Yahudilerin bir kısmının bile bu ülkeye güvenmediği iddia etti.
Yahudilerden çok Yahudilerin sevdalılarının siyonizme daha çok güvendiğini savunan Yıldırım, şöyle devam etti
"Bazı Yahudiler, İsrail Devleti'nin olmaması gerektiğine inanıyor. Burada basket takımı protesto edildi, burada bazı siyonistseverler arkadaşlarımıza dava açtılar. Şimdi o siyonist severden bir tanesi de Kayseri'de rahmetli Furkan Doğan için açılan davada hakim kalktı dediki (İsrail yargılanmaz) davayı reddetti. Tebligat gitmiş İsrail kabul etmiş, İsral diyor beni yargılayabilirsin ama burdan bir tanesi diyor ki 'İsrail yargılanmaz'. Kraldan çok kralcı işte. Siyonizmi bela gören Yahudilerin sayısı siyonizmi kabul eden Yahudilerin sayısından daha fazla. Çoğu kişi bunu bilmez."
İsrail televizyonlarında 2010'daki bozulan ilişkilerden sonra Türkiye'nin verdiği karar üzerine yeni teknolojiler üretildiğinin açıklandığını dile getiren Yıldırım, "Türkiye kendi silah sanayisindeki bağımsızlaşma kararını aldı ve yürüyor. Mavi Marmara'dan sonra gerçek bağımsızlığa doğru bir adım attı aslında Türkiye. Onun için İsrail şu anda paniklemiş durumda. İsrail sevenlerde paniklediler. Aman bir an önce barış olsun. Neden? Eskisi gibi Türkiye'nin hücrelerine girelim silah sanayisinde, teknolojide, kalkınmada ve başka alanlarda ileri gitmek isteyen gerçek bağımsız ve vatanseverlerin önünü geçmişte nasıl tıkadıysak yine aynı şekilde tıkayalım" dedi.
 "Başbakanın bu tavrının yanında olmak lazım"
Mavi Marmara davasına ilişkin görüşlerini de aktaran Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: "Allah Mavi Marmara'yı vesile kıldı, şu anda Türkiye'nin geldiği nokta bu. İşte bu çerçevede şimdi diyorlar ki bir an önce özür de diledik tazminatta ödeyceğiz, 25 milyon dolar, hemen büyükelçileri gönderelim. Allah razı olsun sayın başbakan çok doğru bir tavır ortaya koydu. Bu nedenle sayın başbakanın bu tavrının yanında olmak lazım. Başbakan 'hayır' dedi. Buradaki mesele ambargo ve ablukadır. En azından Türkiye'nin bütün yardımları götürebilecek kadar bu ablukanın delinmesi lazım. Bunun da protokole bağlanması lazım. Fakat İsrail şimdi bunu kabul etmek istemiyor. Niye? Çünkü İsrail diyorki ben istediğim zaman gideyim Filistinli bir çocuğu öldüreyim. Türkçesi budur."
Yıldırım, İHH Mavi Marmara katılımcıları olarak asla bu davalardan vazgeçmeyeceklerini vurguladı.
Konuşmaların ardından, Suriye'e gönderilmek üzere hazırlanan yardım malzemesi taşıyan tır dualarla Kilis'e gönderildi.
Kaynak: AA

MİT daha önce kurumlar arası koordinasyonunsağlanması ve güçlü iletişim tesis edilmesi amacıyla Genel Müdürlüğü'nden aralarında emniyet müdürü, komiser, başkomiser gibi farklı rütbelere sahip 10 kişilik personel alımı yaptı. Alınan kişiler teknik uzmanlıkları sebebiyle MİT'e geçici olarak görevlendirildi. Ancak zaman içinde bu kişilerden 8'inin çalışmalarından şüphelenildi. 10 kişilik ekip incelemeye alındı ve teşkilatın çıkarları ve gündemi doğrultusunda çalışmadıkları tespit edildi. 8 emniyetçinin teşkilat ile ilişkisi kesildi ve Emniyet Genel Müdürlüğü'ne iade edildi. 'in kendi içinde inceleme yapmasında, Adana'da 'ların durdurulması ile başlayan sürecin etkisi olduğu öğrenildi. Her gün yüzlerce TIR'ın geçtiği yolda, MİT'in gizlilik içinde yürüttüğü operasyondaki TIR'ların savcılar tarafından elle konulmuş gibi bulunması teşkilat içinde "köstebek" olduğu düşüncesini güçlendirdi. 

SIRA ÜST KADEMEDE Emniyetçilerle başlayan inceleme sürecinin derinleştirileceği öğrenilirken, MİT'in kendi içinde ülkenin çıkarları ve teşkilatın hedefleri dışında çalışan tüm yapılardan arındırılması konusunda kararlı olunduğu belirtildi. MİT'teki bilgilere göreincelemenin daha üst görevlerde bulunan isimlere kadar ilerleyeceği öğrenildi.