barzani etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
barzani etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Eylül 2017 Pazar

Barzaniler’in isyan belgeleriyle ihanetleri

Barzaniler’in 1800’lerin başından buyana genellikle devlete başkaldırıdan ibaret olan faaliyetleri, aşiret liderlerinin Osmanlı İmparatorluğu, Rusya ve İran arasında gidip gelmeleri, yabancı diplomatlar ile temasları, diğer aşiretlerle ve askerî birlikler ile girdikleri çatışmalar, tutuklanmalar, cinayetler, baskılar, ihbarlar, vesaire...
“Bağımsızlık” ifadesi bölgede o devirde pek kullanılan bir kavram olmadığı için arşivlerde muhafaza edilen belgelerde sadece “isyan” sözü geçer ve Barzan Aşireti’nin İstanbul’a karşı seneler boyunca devam etmiş olan başkaldırısı ile alâkalı bilgiler yeralır.
Sözünü ettiğim belgelerden 280 küsuru da hiç hoş olmayan bir başka hadise, 1914 Kasım’ında infaz edilen bazı idam kararları hakkındadır...

AŞİRETİN GÜCÜ ARTIYOR
Şimdi kısaca, başkaldırıdan darağacına uzanan bu acı hadiselerden bahsedeyim:
20. yüzyılın ilk senelerinde, Barzan Aşireti’nin başına, Şeyh Abdüsselâm geçti. Abdüsselâm’ın babası Şeyh Muhammed devlete başkaldırdığı gerekçesi ile Sultan Abdülhamid’in emri ile Hamidiye Alayları tarafından ailesi ile beraber bugünkü Kuzey Irak’tan alınıp Bitlis’e sürgün edilmişti, memleketine dönebildiğinde de fazla yaşamamıştı.
Şeyh Muhammed’in Abdüsselâm, Ahmed, Babo, Muhammed Sıddik ve Mustafa isimlerinde beş oğlu vardı. Abdüsselâm’ın liderliğe gelmesi ile beraber Nakşibendî olan Barzan Tekkesi’nin gücü artmaya, aşiretler de daha fazla silâhlanmaya başladılar ve neticede Barzanî ailesinin bugünkü gücü o senelerde başladı.
Abdüsselâm Barzani (soldan ikinci).
RESMÎ DİL TALEBİ
Abdüsselâm diğer aşiretlerin yanısıra siyasî alanda faaliyet gösteren Kürt cemiyetleri ve partileri ile temasa girişti ve 1907’de Bâbıâlî’den Kürtçe’nin bölgede resmî dil kabul edilmesi, mahallî idarecilerde Kürtçe bilme şartının aranması, mahkeme kararlarının şeriat hükümlerine göre verilmesi ve bölgeden toplanan vergilerin yine bölgeye harcanması taleplerinde bulundu.
Bu talepleri silâhlı hareketlerin de takip etmesi üzerine Bâbıâlî bölgeye Dağıstanlı Mehmed Paşa’nın komutasında birlikler sevkedince Abdüsselâm hâkim olduğu toprakları bir seneliğine terketti. Barzan’a giren birlikler Abdüsselâm’ın ailesi ile beraber kardeşi Mustafa’yı da tutuklayarak Musul’a götürdüler.
O sırada üç yaşında olan Mustafa, sonraki senelerde “Molla Mustafa Barzani” diye tanınacaktı...
Molla Mustafa Barzani.
YABANCILARLA TEMASLAR
Abdüsselâm’ın Barzan’a dönmesinin ardından bölgedeki çatışmalar tekrar başladı ama düzeni tekrar sağlamak isteyen Osmanlı Hükümeti ile ayaklanan aşiret arasında anlaşmaya varıldı ve hükümet geçmişte yaşanan tatsızlıkları unutmaya karar verdi. Hattâ, 17 Ağustos 1913’te Sultan Reşad, sonraki senelerin “Talât Paşa”sı olan zamanın İçişleri Bakanı Talât Bey ile Sadrazam Said Halim Paşa’nın talebi ile Abdüsselâm Barzani’ye bir de nişan gönderdi: Dördüncü rütbeden Osmanlı Nişanı...
Sultan Reşad.
Ama, gerginlik Abdüsselâm’a padişah tarafından nişan verilmesi, yani madalya takılması ile de son bulmadı ve Türk Edebiyatı’nın çok önemli isimlerinden birinin, Süleyman Nazif’in Musul Valiliği sırasında çatışmalar yeniden başladı. Süleyman Nazif, İstanbul’a gönderdiği şifreli telgraflarında “isyancılara madalya verilmesinin başkaldırılarından doğan ümitlerini arttırdığını” söylerken kendisini yakalamak için gönderilen birliklerden kaçan Şeyh Abdüsselâm bir ara Ermenistan taraflarına gitti, orada Rus Çarı Nikola’nın temsilcileri ile görüştü, sonra gizlice döndü ama misafir olarak kaldığı bir köyde kendisini ağırlayan evsahibinin ihbarı üzerine tutuklanıp Musul’a götürüldü.
Süleyman Nazif.
‘UNUTTUK, BUNLARI DA ASIN!’
Musul’da 16. Kolordu Askerî Mahkemesi’nde yargılanan Şeyh Abdüsselâm ile adamları 15 Kasım 1914’te idama mahkûm edildiler. Sultan Reşad, Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın 24 Kasım’da tasdik için kendisine gönderdiği mahkeme kararını iki gün sonra, 26 Kasım 1914’te onayladı ve Şeyh Abdüsselâm ile adamları Musul’da idam edildiler. Bu idamlardan sonra bir de tuhaflık yaşandı: Harbiye Nezareti’nden Musul’a bir başka yazı gönderilerek “Daha önce yollanan idam kararına bazı isimlerin yazılmasının unutulduğunun farkedildiği” söylendi, birkaç kişinin daha darağacına gönderilmesi talimatı verildi ve emir yerine getirildi...
Musul Askerî Mahkemesi’nin Abdüsselâm Barzani ve adamları hakkında verdiği idam kararının ilk sayfası.
Şeyh Abdüsselâm’ın idamının ardından Barzan Aşireti’nin başına o sırada 18 yaşında olan kardeşi Ahmed geçecek, onun yerini sonraki senelerde Mustafa Barzani alacak ve Mustafa Barzani’nin oğlu Mesud Barzani de babasının ardından Barzan Aşireti’nin lideri olacaktı.
Sultan Reşad’ın Abdüsselâm Barzani ve adamları hakkındaki idam fermanı.
MADALYA YERİNE PASAPORT
Devlet ile Barzan Aşireti arasında bir buçuk asırdan buyana yaşanan tatsızlıkların geçmişi kısaca işte böyle ve gördüğünüz gibi değişen pek birşey yok! Barzanlar’ın liderlerine geçmişte önce madalya takıyor ve ardından idam ediyoruz; seneler sonra da Turgut Özal’ın talimatı ile diplomatik pasaport veriyor ama Mesud Barzani’nin referanduma kalkışması üzerine Meclis’i tezkere için toplantıya çağırıyoruz.,
Abdüsselâm Barzani’ye madalya verilmesi hakkında Sultan Reşad’ın iradesi.
Ve, bütün bu öngörüden yoksun işler arasında tek bir görüş doğru çıkıyor: Süleyman Nazif’in bundan bir asır önce söyledikleri; yani madalya takma, vesaire gibi hareketlerin başkaldırıdan kaynakların ümidleri arttırmaktan başka bir işe yaramadığı...
Mesud Barzani

23 Ocak 2015 Cuma

Neydi Feto Gülen raporu?

 
Çok kapsamlı ve detaylı bir rapordu! En dikkat çekici ayrıntı, CIA'nın Türkiye'de Gülen konusunda yaptırdığı bir araştırmaydı. Amerika, Gülen'in mağdur olarak algılanıp algılanmadığını araştırdı. Bu rakam yüzde 10'a ulaşmadı.
Türkiye'nin büyük bir çoğunluğu Gülen'i İsrail ve ABD'nin kullandığı biri olarak görüyordu.
Biden da bunu görünce İADE İLE KAYBEDECEĞİNİ düşündü! Geri adım atmasının en önemli sebebi işte bu rapor! 

 Başka seçenek yok muydu masada? Toplantıda Gülen'in, ABD dışına gönderilmesi de konuşuldu. 

 Yani?Şu anda Obama ve Biden, Gülen'in Pensilvanya'dan çıkarıp başka bir ülkeye gönderme konusunda hemfikirler!
Müslümanlar için çok kutsal olan Arabistan da Gülen'in gönderileceği yerler arasında en öne çıkan ülke. 

 İlginç, neden Arabistan?Çünkü Arabistan'da olan bir Gülen'i, Müslüman dünyada hala kullanabileceklerine inanıyorlar.
Bence de çok haklılar. Obama, yine Eylül ayında Arabistan Kralı Abdullah'la yaptığı görüşmede bu durumdan söz etti. Abdullah da hiç itiraz etmedi. 

 Ankara'ya yeni büyükelçi geldi! Ankara'da sorun olacak mı?John Bass, Türkiye'de Ricciardone'nin izlediği politikaların dışına çıkacak.
Riccardone gibi Gülen'e yakın isimlerle bir araya gelmemeye özen gösterecek. Ancak Washington kendisinden Büyükelçiliği çok daha aktif hale getirmesini istedi! 

 Nasıl aktiflik?Ricciardone döneminde her şey istihbarat bilgileri doğrultusunda yapılıyordu!
Şimdi halk arasında etki meydana getirecek çalışmalarla gidilecek! Önümüzdeki günlerde özellikle doğuda Amerikan vakıflarının daha da hareketlendiğini göreceksiniz.
Bunun ilk adımları atıldı. 

 Atılan ne? Demirtaş, Washington'da yaptığı görüşmelerden birinde vakıfların kendilerine destek olmasını rica etti! Bu kabul gördü. Çünkü terörün çözümü, sınırların değişmesine neden olacak. Demirtaş ve ona bağlı güçler bu süreci bozmak için her türlü hamleyi yapacak.
Öcalan'la bile açıkça karşı karşıya gelecekler. Terörün çözümü, Kuzey Irak'ın tamamen size bağlanmasına neden olacak. 

 Demirtaş engel mi yani? Demirtaş'tan önce Barzani'ye bak! 

 Ne var ki? Barzani'nin son dönemdeki açıklamalarını iyi takip et. TÜRKİYE'NİN BÖLGE VALİSİ gibi konuşuyor.
Bu Washington'da büyük rahatsızlığa neden oluyor.
Onu da Cumhurbaşkanı veya Başbakan gibi korumalısınız.
İstihbaratınız bunu büyük ölçüde başarıyor. Çünkü o da ABD'nin suikast listesinde hızla yükselmiş durumda. PKK'nın kendi sınırlarında olmasını asla kabul etmeyeceğini ilan etti. Daha ne söylesin! 

 Barzani Ankara'ya sonuna kadar güveniyor mu? Ankara'yı yalnız bırakmaz mı?Yok! Mümkün değil! 

 Nasıl emin oluyorsunuz?Kobani operasyonu TERÖRÜ bitirmek için yapılmadı! Öncelikli hedef Barzani ve Türkiye'yi karşı karşıya getirmekti. Barzani, Türkiye'nin kendilerine çok önemli yardımlar yaptığından söz etti. İşte o yardımların hepsi, Irak Türkmenleri'ne gönderildiği iddia edilen silah yardımıydı.
Durdurulan TIR'larda yer alan ve medya yoluyla terör örgütlerine gönderildiği imajı oluşturulan o silahlar Barzani'ye gitti. Çünkü, Türk istihbaratı ISIS'in (IŞİD) hedeflerinden birinin kısa süre içinde Kuzey Irak olacağını biliyordu. 

 Tabii bu Barzani'yi şaşırttı? Elbette! Şoke oldu!
Bu öngörü karşısında resmen dağıldı! Aranızda hiçbir sorun yok! 

 Ama TIR'lar durduruldu ve Ankara'nın teröre destek olduğu algısı oluşturuldu... Bütün bu gelişmelerde askerin rolü neydi? Hatırlarsan daha önce de ordu içindeki Gülen yapılanmasını konuştuk! Şu an emekli olan bir general bana Gülenci olduğunu itiraf etti!
Özellikle bazı askerlere yapılan operasyonlardan sonra irtibatını kesmiş! BÜYÜK TÜRKİYE için çalışmadıklarını anlamış!
Geri çekilince Gülenciler üstüne çullanmış! O da elinin altındaki DOSYALARI açmakla tehdit etmiş! Ölüm korkusuyla yaşadığını aktardı! Ailesinin başına bir şey gelmesinden çok çekiniyor! 

 Ne var bunda? Biz alıştık bunlara! Yok, öyle değil! Bu generalle çok kez konuştuk! Her defasında Gülen grubuna ağır hakaretler ediyordu! Yıllarca Gülenci olduğunu benden bile sakladı!
Şaşırdım! Yani bu insanlar kendilerini çok iyi saklıyor!
Uyanık olun! Gülen karşıtı gibi görünen çok kişi aslında en sadık adam olabilir! Gülen hareketinin nasıl boğulacağını anlatan general en kozmik adamdı! 

 "Esad için anlatacaklarım var!" demiştiniz? Esad, bana çok ilginç bir olay anlattı... 

 Siz de bana anlatın! 2012 yılında düşürülen Türk uçağıyla ilgili bilgilerin günler öncesinde kendisine söylendiğini ama uçağı asla Suriye'nin düşürmediğini detaylarıyla anlattı. Türk ordusunun en zayıf olduğu günlerdi. O uçağın düşürüleceği günler önceden kurgulanmıştı.
Türkiye, o saldırıdan sonra hava operasyonuyla Esad'a sert bir karşılık verecekti. Ardından Rusya ile yaşanacak büyük kriz, İran ve Çin'in Türkiye'ye karşı sert kararlarıyla bir anda yalnız kalacaktınız. 

 Kumpas yani?Evet! Yalnız kaldıktan sonra Washington aynı saatlerde sizinle aynı tarafta yer almayacaktı!
Türk uçakları, Suriye üzerinde düşürülecekti. Hem de hiçbir bomba atmadan... 

 Dehşet verici! Evet! Ama daha acı olanı vardı! 

 Ne? Dünya, Türkiye Cumhuriyeti'nin, Erdoğan'ın ve koca bir ülkenin çöküşünü izleyecekti! Bu oyunu gören, bozan ve izin vermeyen bir GENERAL emekli edildi! Bu Türk komutanı kim emekli etti! Hangi raporla gitti, şoktayım! Hala anlamış değilim!
Genelkurmay Başkanı olmasını beklediğin o kişi, şimdi evinde kitap yazıyor. Baskıya verip vermeme konusunda hala emin olmamasına rağmen yazıyor.