aselsan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aselsan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mart 2016 Pazartesi

KULAÇ İskandil Sistemi

ASELSAN tarafından milli olarak geliştirilen ve Türk denizaltılarında kullanılan KULAÇ İskandil Sistemi (derinlik ölçme sonarı) ilk kez ihraç edildi. Endonezya Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, bu alandaki ihtiyacını ASELSAN tarafından üretilen derinlik ölçme sonarıyla karşılayacak.
Kritik teknolojileri kullanarak özgün ürün ve sistemler geliştiren, bu yönde önemli çalışmalara imza atan ASELSAN, ortaya çıkan ürünlerin yurt dışına satışıyla da ülke ekonomisine katkıda bulunuyor.
Şirket, bu yöndeki çabaların sonunda geliştirdiği yüksek teknoloji ürünlerinin ihracatında yeni bir başarıya imza attı.
Milli olarak geliştirilen ve Türk denizaltılarında kullanılan KULAÇ İskandil Sistemi, Endonezya Deniz Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyaçları doğrultusunda kullanılacak. Böylece ASELSAN, su altı akustik sistemlerine yönelik ilk ihracatını gerçekleştirmiş olacak.
Aselsan bütün devleri geride bıraktı!ASELSAN BÜTÜN DEVLERİ GERİDE BIRAKTI!
KULAÇ İskandil Sistemi'nin Endonezya Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterinde bulunan "KRI Nanggala 402" denizaltısına montaj ve entegrasyon faaliyetleri ASELSAN tarafından önümüzdeki dönemde yürütülecek.
KULAÇ Sistemi, denizaltıların ve gemilerin güvenli seyir yapmasına yardımcı oluyor. Sistem, suya gönderilen akustik sinyalin dipten ve su yüzeyinden yansımalarının dinlenmesi ve gönderme/alma zamanı arasındaki farkın ölçülmesiyle gemilerin ve denizaltıların derinliğini hassas olarak kullanıcıya bildiriyor.
Askeri standartlara göre tasarlanan ve doğrulanan KULAÇ Sistemi, Gönderme Alma ve İşlemci Birimi, Uzak Gösterge Birimleri ile Düşük-Yüksek Frekans akustik transdüserlerden oluşuyor. Yüksek hassasiyetle çalışan sistem, 1000 metre derinliğe kadar ölçüm yapabiliyor. Yüksek kapasiteli kayıt imkanına sahip olan sistem, tek platformda birden fazla akustik sistemin eş zamanlı kullanımına da imkan veriyor.
KULAÇ İskandil Sistemi, "otomatik aralık", "otomatik faz" ve "manuel" olmak üzere 3 farklı menzil belirleme moduna sahip bulunuyor. Menzil belirleme modu "otomatik faz" veya "otomatik aralık" olarak seçildiğinde darbe gücü ve darbe uzunluğu değerleri, derinliğe bağlı olarak sistem tarafından otomatik olarak ayarlanıyor.

Sistem, çalışmaya ilişkin verilerin kaydedilmesi, bu ölçüm verilerinin USB arayüzü ile taşınabilir depolama cihazlarına aktarılması, yazıcı ile kayıtlı ve anlık ölçüm verilerinin çıktılarının alınması işlemlerine olanak sağlıyor.

KULAÇ İskandil Sistemi, kendini test edebilme özelliğine ve sisteme ait herhangi bir hata meydana geldiğinde, sorunun kaynağına ilişkin bilgi verebilecek bir cihaz içi test altyapısı barındırıyor. ​
Sistem, Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterinde bulunan denizaltılara entegre edildi. Sistem, 2013 yılından itibaren görevine sorunsuz şekilde devam ediyor.
Sistem, önümüzdeki dönemde ADA Sınıfı Korvetler'de (MİLGEM) ve Çok MaksatlıAmfibi Hücum Gemisi'nde (LHD) de kullanılacak.

7 Ekim 2015 Çarşamba

Aselsan mucizesi Kritik lazer silahları teknolojisi

ASELSAN, TÜBİTAK ve Bilkent Üniversitesi işbirliğinde geliştirilen ve bilim-kurgu filmlerini aratmayacak milli lazer silahı, havadan gelebilecek her türlü hedefe karşı -uçak, İHA, füze, roket- kullanılacak. ASELSAN'ın şimdilik 20 kW elektrik gücünü iletecek şekilde ürettiği 'yönlendirilmiş enerji silah sistemi', ilk etapta gemilere monte edilecek. Birkaç km uzaktaki herhangi bir füzeyi yok etmek, daha uzaktaki bir füzeyi ise görevini yapamaz hale getirmek için tasarlanan silah, dünyada çok az ülkede bulunuyor. 2013 yılında başlayan projenin ilk etabı tamamlandı. IDEF 2015'te resmen görücüye çıkan lazer platformu hibrit özellikli. Yani platform hem lazer hem de AKKOR benzeri yakın mesafe roket sistemine sahip. Projenin ikinci etabı kapsamında 2019'a kadar çok daha gelişmiş bir lazer silahının hayata geçirilmesi bekleniyor. Uzmanlar hazır bir lazer silahını kullanmanın ucuzluğuna dikkat çekiyor. En basiti bile 10 binlerce liraya mâlolan füzeler, lazer silahıyla yalnızca birkaç lira maliyetle etkisiz hale getirilecek.

Mehmetçik tüfeğine kavuştu



Askerlerine yüzlerce yıldır başka ülkelerin silahlarını kullandıran Türkiye, -geç de olsa- sonunda milli piyade tüfeğine kavuştu: MPT-76, diğer adıyla 'Mehmetçik'... 2009 yılında başlanan milli piyade tüfeği projesinde tasarım ve geliştirme süreçlerine 3,5 yıl harcandı. Daha sonra 2 yıl süren testlerin ardından Makine Kimya Endüstrisi Kurumu ile Kalekalıp ortaklığıyla 2015'te 35 bin adetlik ilk serinin üretildiği 7.62 mm çapındaki tüfek, onu kullanan Mehmetçik'ten tam not aldı.

42 TESTTEN GEÇTİ

Etkili menzili 600 metre olan 92 cm boyundaki milli tüfek, dondurucu soğukta, derin su içinde, çamur ve tozda sınandı. Tüfek, tam 42 testi üstün başarıyla tamamladı. MPT-76, dünyada bu testlerin hepsinden de geçebilen tek silah. Askerlerimizin yeni kader ortağı, Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki yaklaşık 500 bin G3 piyade tüfeğinin yerini alacak. MPT-76, birçok bakımdan selefi G3'lerden üstün özellikler taşıyor. Milli tüfek, bilhassa gece operasyonlarında 'sessiz kurma kolu' özelliği sayesinde rakiplerine önemli bir fark atıyor.

SIRAYA GİRDİLER

Bunun yanında şarjör mandalı, emniyet kolu ve birçok parçası tüfeğin hem sağında hem de solunda yeralıyor. Bu yönüyle askere büyük kolaylık sağlıyor. 4,1 kg ağırlığıyla birçok piyade tüfeğine oranla daha hafif olan silahın düzeneğinde gaz sistemi de kullanılıyor. Bu sayede ısınma problemi yaşanmıyor. Üzerinde ek tutma kolu bulunan tüfek, hassas hedef sabitlemesi için standart ayaklı mandala da sahip. MPT-76'ya termal veya gece görüş dürbünü de takılabiliyor. Usta ellerde birer ölüm makinesine dönüşme potansiyeline sahip 'Mehmetçik' tüfeğini satın almak için şimdiden birçok ülkenin sıraya girdiği belirtiliyor.

T-155 FIRTINA Onunla iyi geçin!



Bir top mermisi düşünün. 40 km uzaktaki hedefe atıldığında 100 metre çapındaki her şeyi etkisiz hale getiriyor. Merminin yanılma payı, Fırtına hareket halindeyken ateşlendiğinde bile birkaç metreyi geçmiyor. Üstelik ASELSAN üretimi 'Volkan' atış sistemi sayesinde, 8-25 km arası hedeflere ardı ardına atılan 3 top, farklı açılarla atıldığı için aynı noktaya aynı anda düşüyor. Bu özellik, 3 obüsün yükleneceği görevin tek bir Fırtına ile yerine getirilebilmesini sağlıyor. Kara Kuvvetleri'nin en etkili atış gücünü oluşturan T-155 Fırtına, 1995 yılında geliştirilmeye başlanmasından bu yana çok mesafe katetti. İlk modellerinde 30 km öteyi vurabilen Fırtına'nın menzili, sonraki versiyonda 40 km'ye çıkarıldı. 155 milimetre 52 kalibre silah sistemine sahip 'cehennem topu'nun namlusu 8 metre! Almanya'nın Türkiye'ye PZH- 2000 modeli obüsü satmayı reddetmesinden sonra Güney Kore yapımı 'K9 Thunder' modeli temel alınarak Türk mühendislerce geliştirildi. Adam boyu çamur ve karda bile sorunsuz ilerleyen, 30 saniye içinde göreve hazır hale gelen, 1 dakika içinde 6 top atışı gerçekleştirebilen 47 tonluk Fırtına, sabit mevzideki bombardıman sonrası 30 saniye içinde hareketlenip mevzi değiştirebiliyor. Böylece düşman ateşine maruz kalma riskini de minimum düzeye indiriyor. Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu'nun Kırıkkale'deki fabrikasında üretilen Fırtına'da, NATO standardı her cins 155 milimetre obüs mühimmatı kullanılabiliyor. Fırtına obüsleri son olarak Suriye ve Irak sınırındaki bölgelerde terör örgütleri PKK ve IŞİD'e yönelik hedeflerin imhası için kullanıldı.

Küresel bomba! Yıldırım



Türkiye'yi karadan karaya uzun menzilli füze üretebilen ülkeler sınıfına sokan stratejik önemi çok yüksek proje. 150 km menzilli Yıldırım-1 ile 300 km menzilli Yıldırım-2 modelleri uzun süredir kullanımda. 900 km'lik bir üst versiyon Yıldırım-3'ün ise üretilip TSK envanterine girdiği söyleniyor. Bu füzenin test atışları Sinop açıklarında başarıyla gerçekleşti. Fakat Türkiye'nin asıl hedefi kıtalararası balistik füzeyi de üretebilmek. Başbakanlığı döneminde Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yıldırım'ın menzilinin en az 2500 km'ye çıkarılması talimatı vermişti. TSK, ROKETSAN ve diğer ilgili kurumlar için Yıldırım'da gelinen son durum 'devlet sırrı'. Savunma çevreleri, menzilinin 2000 km olduğu iddia edilen Yıldırım-IV modelinde olumlu sonuç alındığını ileri sürüyor.

BAY BORA 1200 m. nokta atış



2004 yılında Jandarma Genel Komutanlığı ile Makine Kimya Endüstrisi Kurumu işbirliğinde başlanan milli keskin nişancı tüfeği 'BORA' projesi, 5 yıllık tasarım ve geliştirme sürecinin ardından 2009'da görücüye çıktı. Türkiye'nin ilk yerli tüfeği BORA'nın bu tarihten itibaren seri üretimine geçildi. Kullanıcısına sunduğu kolaylıklarla Mehmetçiğin vazgeçilmezleri arasına giren BORA, benzerlerine nazaran birçok üstün özelliğiyle dikkat çekiyor. 1 km'den nokta atış yapan, etkili menzili ise 1,2 km olan keskin nişancı tüfeği, 7.62 mm kalibreye sahip. Fonksiyonel dipçiği, ergonomik gövdesi ve kullanana göre ayarlanabilen birçok parçasıyla öne çıkan tüfeğe dürbün, gece görüş sistemleri, susturucu ve lazer hedefleme cihazı takılabiliyor. Tüfeğin ağırlığı aksesuarsız haliyle 6,5 kg. Tasarımından üretimine her şeyiyle yüzde 100 yerli olan BORA, katıldığı uluslararası ihalelerde kendi kategorisindeki rakiplerine fark attı. BORA, Pakistan'da düzenlenen uluslararası atış yarışmasının da galibi oldu. Fabrikasında hassas teknolojiye sahip robotlar tarafından üretilen BORA, 10'dan fazla ülkeye ihraç ediliyor.

5 Ekim 2015 Pazartesi

Gördüğünü vuraca

Yerli insansız hava aracının ikinci modeli ANKA-B, 30 bin feet/10 km irtifada 24 saat boyunca izleme yapabiliyor. ASELSAN üretimi elektro-optik (FLIR) kameralarla donatılan ANKA, 250 kg faydalı yük taşıyabiliyor, gece-gündüz şartlarında otomatik iniş-kalkış yapabiliyor.

TÜRK-SAT'IN OLDUĞU HER YERDE

Yeni nesil ANKA, 10 kilometre yükseklikten lazer güdüm kitiyle belirlenmiş hedeflere 'sıfır hata' ile füze gönderebilecek.



1,5 tonluk kalkış ağırlığındaki ilk ANKA'ların ardından Türk mühendisleri 'silahlı İHA' için de kolları sıvadı. 5 tonluk kalkış ağırlığına sahip olacak ANKA-S, önceki araçların 250 kg'lık faydalı yük kapasitesini 1 tona çıkarıyor. Bu rakam, ANKA-S'in istihbari gözlem ekipmanlarının yanında hatırı sayılır miktarda bomba taşıyabileceği anlamına geliyor. ANKA-S'te fark yaratan en önemli unsur ise silahın dışında şüphesiz SAT-COM donanımına sahip olması. Havada iken sürekli TÜRK-SAT uydularıyla iletişim halinde olacak araca, İngiltere'den Güney Afrika'ya, oradan da Moğolistan'a uzanan bir üçgen içinde komut gönderilebilecek. 2016 yılında tamamlanacak ANKA-S'in 2017'de TSK envanterine girmesi bekleniyor. Gelişmiş gözlerle donatılan araç, 200 km çapındaki herhangi bir alıcıya HD görüntü nakledebiliyor.

Motoru hazır



Motoru dışında her şeyi yerli olan ANKA, birkaç yıl içinde yüzde 100 milli bir motorla uçacak. TUSAŞ Motor Sanayii (TEI) tarafından geliştirilen turbodizel 165 beygirlik yerli motorlar, testlerin bitmesinin ardından seri üretilerek 2016'da ANKA'lara monte edilecek. Böylece Alman Thielert firmasınca üretilen motorların kullanımına son verilecek. İHA motorunun beygir gücü, ek geliştirmelerle birlikte 200'e çıkarılacak. Dünyada tek rakipleri Amerikan Predator ve İsrail yapımı Heron'lar olan ANKA, silahlı modeliyle birlikte önemli bir eşiği de aşmış olacak. Türkiye, İHA'da dünyada ilk 5 ülke arasında gösteriliyor.

BOZOK Teröristin başına bela



TÜBİTAK-SAGE'nin insansız hava araçları için geliştirdiği hassas lazer güdümlü mini füze Bozok, özellikle sınır bölgelerinde teröristlerin kabusu olmaya aday. 16 kiloluk Bozok sayesinde İHA'lar yalnızca istihbarat amaçlı görüntü aktarmakla kalmayacak, aynı zamanda dağınık hedefler için caydırıcı bir güç olacak. Bozok'un menzilli şimdilik 6 km.

GÖZCÜ Operasyon bücürü



Baykar ve Kale Grubu'nun birlikte geliştirdiği Türkiye'nin ilk yerli mini İHA'sı Gözcü, 2007'den buyana özellikle kalekol çevrelerinde 'acil istihbarat' amaçlı kullanılıyor. TSK envanterindeki 170 adet Gözcü, yüksek bir noktadan elle fırlatıldıktan sonra otomatik havalanıyor, 15 km mesafeye görüntü aktarabiliyor.

BAYRAKTAR yetenekli casus



Baykar Makina tarafından üretilen yerli İHA 'Bayraktar', envanterinde İsrail yapımı 10 adet Heron bulunduran TSK'ya tam 12 tane birden satılınca dikkatleri bir anda üzerine çekti. 10 kilometre irtifada 30 saat boyunca görev yapabilen Bayraktar, bu yükseklikte havada kalış süresiyle rakiplerinin önüne geçiyor. Yazılımı, tasarımı ve mühendislik çalışmaları tamamıyla özgün
olan Bayraktar İHA, Denizkurdu-2015 Tatbikatı'na katılarak yer istasyonuna 150 km uzaktan görüntü gönderdi. 630 kg kalkış ağırlığıyla ANKA'dan hayli hafif olan Bayraktar, şimdilik yalnızca 55 kg faydalı yük taşıyabiliyor. Baykar Makina, ürettiği casus uçakların silahlı sürümünü yapmak için çalışmalarını sürdürüyor.

Kamerası 51 kilo!

Vestel üretimi Karayel, yaklaşık 7 km irtifada 20 saat uçabiliyor. Havadayken 210 km uzaktaki istasyona görüntü aktarabiliyor. Şirket yetkilileri, 51 kg'lık gelişmiş kameralarla donatılan Karayel'in, askeri görevler dışında sivil kullanım için de rakiplerinden daha avantajlı olduğunu belirtiyor. TSK envanterinde kaç adet Karayel'in bulunduğu henüz bilinmezken şirket, silahlı İHA için de çalışmalarını sürdürüyor.

Bir sonraki adım Hava gemisi



Otonom Teknoloji'nin ürettiği DORUK, 1000 metre irtifadaki uzun süreli uçuşlarıyla askeri/sivil birçok görevi yerine getirmeyi hedefliyor. Bunlar arasında sınır güvenliği, orman yangınlarına karşı erken uyarı, liman takibi, hassas tarım uygulamaları var. Aracın içine yerleştirilen baz istasyonu ise afet ve acil durumlarda belirli bir bölgede haberleşme hizmeti için kullanılabiliyor. Aracı kaplayan dış malzemenin özelliğinden ötürü DORUK benzeri sistemleri dünyada yalnızca 4 ülkenin üretebildiği belirtiliyor. Firmanın yeni hedefi ise 3 km yükseklikte seyredebilen, güneş enerjisiyle çalışan dev boyutlarda bir hava gemisi üretmek.

YENİLGİ YENİLGİ BÜYÜYEN BİR ZAFER VARDIR



1914 yılının temmuz ayı... Osmanlı Deniz Kuvvetleri'ni temsilen Rauf Bey'in (Orbay) önderliğinde Reşit Paşa vapuruna binen 1200 kişilik heyet, İngiltere'den satın alınan savaş gemilerimizi alıp İstanbul'a getirmek için Newcastle'a doğru hareket eder. Heyet, vatandaştan toplanan bağışlarla 4 milyon poundluk ücreti tastamam ödenmiş HMS Agincourt ve HMS Erin zırhlılarını göndermekte pürüzler çıkaran İngilizleri ikna etme niyetindedir. Gemilerin isimleri bile hazırdır: Sultan Osman ve Reşadiye. Biri 204, diğeri 170 metre boyundaki dev savaş gemileri, o dönemin en gelişmiş dretnotlarıdır. İngiltere'ye ulaşan Osmanlı heyeti ne kadar dil döktüyse de muhataplarını ikna etmeyi başaramaz. Birinci Dünya Savaşı öncesi gergin ortamı bahane eden İngiltere gemilere el koymuş, paraların da üzerine yatmıştır. Reşit Paşa vapuru Newcastle'dan İstanbul'a eli boş döner.

Ege'den aşırtma vurdular



Yıl 1915… Çanakkale Boğazı önüne 103 parça gemiyle gelen İngiliz ve Fransız donanması, 18 Mart saldırısından hezimetle çıkınca, 'denizden top desteğiyle kara savaşları' kararı alır. İtilaf kuvvetleri çıkarma harekatıyla Türk askerlerine saldırırken ilginç şeyler olmaktadır. Devrin en etkili savaş gemisi Queen Elizabeth, 18 km uzaktaki hedefi vurabilen 38 cm çaplı 8 adet topuyla Ege Denizi tarafındaki Arıburnu-Kabatepe sahiline yerleşmiştir. Ve aşırtma atışlarla boğazın iç tarafında, Eceabat'ın kuzeyinde bekleyen Barbaros Hayreddin ve Turgut Reis zırhlılarımızı vurmaktadır. Queen Elizabeth'in Ege'den gönderdiği top mermileri bazen Çanakkale'ye bile düşmektedir. Bu arada Çanakkale zaten, boğaz girişine yerleşmiş Agamemnon zırhlısının 12 km'den attığı topların gümbürtüsüyle inlemektedir.

79 yıl önce yapmıştık



Yıl 1936… Genç cumhuriyet döneminde yaptığı tren yollarıyla nam salmış çılgın işadamı Nuri Demirağ, “Göklerine hakim olamayan milletler yerde sürünmeye mahkumdur" diyerek, o devrin en iyi uçaklarından onlarcasını kendi kurduğu fabrikada üretmeyi başarır. 5,5 km irtifada saatte 270 km hıza ulaşan uçaklar Amerikan ve İngiliz havacılık lobisinin dikkatini çeker.



Devrin hükümet üyeleriyle 'temas' kurmak için Türkiye'ye heyet gönderirler. Temaslar kısa zamanda sonuç verir. Daha önce Nuri Demirağ'ın fabrikasına 10 tane eğitim uçağı, 65 tane de planör sipariş etmiş olan Türk Hava Kuvvetleri, bu siparişleri birdenbire iptal eder. Uçaklar Demirağ'ın elinde kalır, ne kadar çabaladıysa sonuç vermez, fabrika kapanır.

O eski günler geride kaldı

Yukarıdaki örnekler, tarihi çaresizliklerimizin yolaçtığı acı tecrübelerden yalnızca birkaçı. Türkiye, kendi silah teknolojisine yeterince önem vermemenin bedelini yüzyıllardır trajik biçimde ödedi. Fakat ülkemizin bugün ulaştığı nokta, o eski günlerdekinden çok farklı. ABD'nin hurdaya çıkmış gemilerine el açan, modası çoktan geçmiş tankları yüz milyonlarca dolar ödeyerek İsrail'e 'modernize' ettiren ülke yok artık. 2002 sonrası tek parti iktidarıyla birlikte birçok alanda yaşanan şahlanış, en çok da savunma sanayiini etkiledi. Savaş araçlarının 'yerli sektör ve milli imkanlarla üretimi' yolunda sergilenen irade, aradan geçen 13 yılda çarpıcı sonuçlar verdi.

Savunma sanayii coştu

13 yıl önce askeri ihtiyaçların yerli imkanlarla karşılanma oranı yüzde 25 iken bu oran bugün yüzde 60'ı geçti. Türkiye, savaş malzemesinin çoğunu artık kendisi üretiyor. 2002 yılında 1 milyar dolar seviyesindeki savunma sanayii üretimi, 2015'e gelindiğinde 5 kat artış göstererek 5 milyar doları aştı. Savunma sektörünün toplam ihracatı ise 2 milyar dolar düzeylerine geldi. Rakamlar katlanarak artış gösterme yolunda. Zira savunma şirketlerinin bu yıl aldıkları siparişlerin toplamı 11 milyar doları aşıyor. Bu siparişlerin önemli bir kısmını ihraç ürünleri oluşturuyor. Sektör son 5 yıldır, senede ortalama yüzde 21 oranında büyüyor. Her vatansevere umut veren bu tabloya kolay gelinmedi. Dünyadaki mazlum milletlerin yegane umudu haline gelen Türkiye, sergilediği performans eğer sabotajlarla kesintiye uğramazsa, yakında bölgesini de dönüştürme gücüne erişecek. Bu güç elbette, dost için güven düşman için korku unsuru 'kılıç'tan geliyor. Yani silahlar… Savunma sanayiinde yerli devrimin ardından ortaya çıkan teknoloji harikası ürünleri masaya yatırdığımız bu geniş dosyamızda, bu toprağın insanının emeği ve alınteriyle neleri başardığına şahit olacağız. İşte Türkiye'nin milli silahları...

Kendi gemimizi batırdık



Yıl 1974… Rum EOKA çetelerince katledilmekte olan Kıbrıs Türklerini kurtarmak amacıyla Ada'ya 20 Temmuz'da başlatılan harekat esnasında bir facia yaşanır. Donanma gemileriyle savaş uçakları arasında haberleşmeyi sağlayan sistemlerin bulunmamasından ötürü, Türk uçakları denizin ortasında Türk muhripleriyle savaşır. Kocatepe gemisi dost ateşiyle aldığı hasar sonucu batar, 67 denizci şehit olur. Hasar gören diğer iki gemi ise hızla limana çekilerek batmaktan son anda kurtarılır. Amerikan ambargosundan ötürü sahip olduğu uçakları kaldırmakta da sıkıntılar yaşayan Türkiye, askeri haberleşme sistemlerinin üretimine karar verir. Böylece ASELSAN ortaya çıkar.

27 Eylül 2015 Pazar

ASELSAN'ın insansız araçları hem tarlalarda çalışacak

ASELSAN, insansız sistemler, haberleşme projeleri ile trafik ve otomasyon sistemlerinde edindiği birikimi Milli Tarım Otomasyonu uygulamalarının geliştirilmesinde kullanacak.
Savunma sanayinin köklü kuruluşu ASELSAN, insansız sistemler, haberleşme projeleri ile trafik ve otomasyon sistemlerinde edindiği birikimi Milli Tarım Otomasyonu uygulamalarının geliştirilmesinde kullanacak.  
ASELSAN, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü ile 3 yeni Ar-Ge projesi için iş birliğine gitti. 
Desteklenecek projeler kapsamında, traktörlerin otomatik dümenlemesi (otopilot), insan gözünün göremediği dalga boylarında da veri toplayabilen özel kameralar (multi spektral kamera) taşıyan insansız hava araçlarıyla bitki hastalık ve zararlılarının tespiti, rekolte tahmini ile verimi arttıracak hassas tarım uygulamalarına altyapı sağlayacak çiftlik yönetim sistemi bulunuyor. 
Tarım sektörü, hem beslenme hem de sanayi için gereken ham maddelerin üretimi açısından stratejik önem taşıyor.
Bu alanda milli bağımsızlığı artırıcı uygulamalar da bir ülkenin geleceği için kilit rol oynuyor.
Gelişmiş ülkeler tarafından tarımda verimliliği arttırmak amacıyla son yıllarda giderek ivme kazanan biçimde, stratejik kaynaklar ve büyük ihraç kalemlerinden olan su, yakıt, gübre, ilaç gibi tarımsal girdilerin etkin kullanılmasına çalışılıyor. Tarımda elektronik, robotik ve bilgi teknolojileri de kullanılıyor.
Günümüz piyasa şartlarında rekabetçi şekilde üretim yapabilmek ve milli kaynaklarla ihtiyacı karşılayabilmek için Türkiye’de de benzer teknolojilerin hızla tarım sektöründe yaygınlaştırılması büyük önem taşıyor. Bu yaklaşımın tarımsal girdilerin gereğinden fazla kullanımıyla ortaya çıkan sağlık problemlerini ve çıktılarına yaşamsal derecede bağımlı olunan bu sektörde dışa bağımlılığı azaltacağı belirtiliyor. 
"Hassas tarım" yaklaşımı çerçevesinde bitkinin yaşam döngüsü boyunca çeşitli sensörlerle izlenmesi ve ihtiyaç duyulan alanlara ihtiyaç duyulduğu kadar tarımsal girdinin metrekare hassasiyetinde kullanılması hedefleniyor. ASELSAN, ilk aşamada, savunma sanayinden elde ettiği tecrübeleri bu yaklaşımın uygulanmasını mümkün kılacak uygulamalara dönüştürmeyi amaçlıyor.
Kullanılmayan arazi kalmayacak
Yerli Otomatik Traktör Dümenleme ve Kontrol Sisteminin Geliştirilmesi Projesi'nde, ASELSAN’ın insansız kara araçları alanında yürüttüğü çalışmalardan edinilen deneyim, traktörün ekimden hasata kadar geçen sürede GPS destekli olarak önceden planlanan aynı hassas rota üzerinde otopilot yardımıyla sevk edilmesi için kullanılacak.
Otomatik dümenleme ile arazinin insanın uygulayabileceğinden çok daha hassas ve doğru biçimde kapsanması sağlanacak, arazide kullanılmayan bir kısım kalmayacak. Hava koşullarından bağımsız olarak günün her saatinde tarımsal faaliyetler yürütülebilecek. Metrekare bazında ihtiyaç duyulan işlemlerin yapılması ve girdilerin gereken miktarda uygulanması için bir araç elde edilmiş olacak. Sistem sayesinde hasatta önemli verim artışı gerçekleşecek ve ilgili süreçlerin yürütülmesi kolaylaştırılacak.
İnsansız hava aracıyla ürün takibi
İnsansız Hava Aracı ile Görüntü İşleme Temelli Hassas Tarım Uygulamaları Projesi'nde, ASELSAN’ın insansız hava araçları ve görüntü işleme alanında yürüttüğü çalışmalardan edinilen bilgi birikiminin, zararlı tespiti ve rekolte tahmini gibi tarımsal uygulamalarda faydaya dönüştürülmesi hedefleniyor. 
Proje kapsamında uzaktan algılama teknolojisi kullanılarak ASELSAN tasarımı insansız hava aracı üzerinden spektrumun hem görünür hem de gözle görülemeyen kısımlarından yüksek çözünürlüklü veriler toplanacak. Daha sonra elde edilen veriler değerlendirilerek tarımsal ürünlerin izlenmesine yönelik yöntem, yazılım ve algoritmaları içeren bir tespit sistemi geliştirilecek.
Proje sayesinde, tarımsal arazinin alt bölümlerinde bitki sağlığının tespiti ile gerekli tarımsal girdilerin etkin şekilde kullanımına imkan sağlanacak, hastalık ve zararlıların yayılmadan erken tespiti ile tarımsal ilaç kullanımı azaltılacak ve ürün kaybı engellenecek, her yıl satın alım kararlarında önemli rol oynayan ve erken tespiti büyük avantaj sağlayan rekolte tahminin sağlıklı şekilde yapılması için bir araç elde edilecek.
Tarımsal üretime teknoloji yön verecek
Çiftlik Yönetim Sistemi Geliştirilmesi Projesi'nde geliştirilecek sistem, traktör üzerinde bir araç bilgisayarı ve çiftlik merkezinde traktör bilgisayarı ile haberleşen merkez işlemcisinden oluşacak.
Proje sayesinde, traktör ve diğer tarımsal araçlardaki sensörler üzerinden alınacak uygulanan gübre ve tarımsal girdi miktarı ile toplanan ürünle ilgili bilgiler harita üzerine işlenebilecek, tüm veriler ortak bir yerde toplanarak birleştirilebilecek, hem mevcut hem de sonraki ekim dönemlerinde değişken oranlı uygulama (gübreleme, sulama ve benzeri) miktarının belirlenmesi ve tarım araçlarına gerekli komutların verilmesi için bir alt yapı elde edilecek. AA


18 Haziran 2015 Perşembe

Türk gözüne devlet desteği

Türkiye'de teknolojik ürün üretiminin desteklenmesi ve yerli savunma sanayinin geliştirilmesine yönelik girişimler, ASELSAN'ın hassas mercek ve optik takımlarının üretileceği yeni tesis için birleşti. ASELSAN ve Sivas Optik Malzemeleri Sanayi ve Ticaret AŞ'nin yüzde 50 ortaklığı ile kurulan ASELSAN Hassas Optik Sanayi ve Ticaret AŞ, yatırım teşviklerinden yararlanmaya hak kazandı.Ekonomi Bakanlığı verilerine göre, tesis için yaklaşık 33,5 milyon liralık sabit yatırım yapılacak. Tesis
için 8,3 milyon dolarlık makina ve teçhizat ithalatı öngörülüyor.

125 KİŞİYE İSTİHDAM

Tesiste 125 kişinin istihdam edilmesi planlanıyor. Tesis, yılda 4 bin 500 1x-4x büyütmeli mercek takımı, 4 bin 500 1,5x-6x büyütmeli mercek takımı, 19 bin 500 objektif ve oküler mercek takımı, 15 bin gece görüş tüp optiği üretebilecek kapasitede olacak. Tesis, Gümrük Vergisi muafiyeti, KDV istisnası, yüzde 80 vergi indirimi, yüzde 40'lık yatırım katkısı, faiz desteği ve 7 yıl sigorta primi işveren hissesi desteği gibi teşvik mekanizmalarından yararlandırılacak.

ÜRETİMLER SİVAS'TA

ASELSAN Hassas Optik Sanayi ve Ticaret AŞ'nin üretime başlamasıyla Cumhuriyet Üniversitesi bünyesindeki Optik Bilimler Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Optik Mühendisliği Bölümü de projelerini sanayiye aktarmış olacak. ASELSAN tarafından tasarlanarak yurt dışında ürettirilen morötesi, görünür ve yakın kızılötesi bantlar için hassas optik elemanların üretimi artık Sivas'ta kurulan tesiste gerçekleştirilecek.

SİVİL SEKTÖR ASELSAN'LA ÇALIŞACAK

Sivas'ta meydana getirilen güç birliği ile savunma ürünlerindeki yurt içi katkı oranını artıracak ve cari açığın azaltılması için örnek gösterilebilecek bir ekosistem oluşturulacak. Savunma sanayisinin ihtiyaç duyduğu hassas optik elemanların tasarım ve üretimi için gereken bilgi kaynağı ile insan gücü bu sistem içerisinde oluşacak ve ASELSAN'ın mühendislik gücüyle desteklenecek. Oluşan mevcut altyapı kullanılarak uydu teleskoplarındaki optikler ve opto-medikal ürünlerle sivil sektöre de hizmet veren bir yapı oluşturulacak. Tesis, ihracat için de çalışacak.