tubitak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tubitak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Haziran 2017 Perşembe

Elektromanyetik silah

Vali öğrencinin yaptığı elektromanyetik silahı inceledi
Eklenme: 01 Haziran 2017, 23:51
Vali Davut Gül, beraberinde Emniyet Müdürü Turan Aksoy ve İl Jandarma Komutanı Albay Sinan Şen ile birlikte Sivas Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin düzenlediği TÜBİTAK Bilim Fuarı'na katıldı.
Fuarda okul öğrencileri tarafından yapılan çeşitli projeleri inceleyen Vali Gül öğrencilerden bilgi aldı.
VALİNİN İLGİ ODAĞI OLDU
Okulun raylı sistemler bölümü 12'inci sınıf öğrencisi Mert Turmuş'un bilim fuarı proje çalışmaları kapsamında tasarladığı baruta gerek duymayan 'Elektromanyetik silah' Vali Gül'ün ilgi odağı oldu.
Silah hakkında Gül'e bilgi veren Turmuş, "Elektrik voltunu yükselttikten sonra silahın üzerinde bulunan bobin üzerine deşarj ediyoruz. Burada anlık bir manyetik patlama oluyor. Bu manyetik alanın etkisiyle de mermi ivmelenmeye başlıyor." dedi.
Tüfeğin atışını da izleyen Vali Gül, çalışmalarından dolayı Turmuş'u ve diğer öğrencileri tebrik ederek icatların geliştirildiği taktirde bir çok alanda kullanılabileceğini söyledi.

7 Ekim 2015 Çarşamba

Aselsan mucizesi Kritik lazer silahları teknolojisi

ASELSAN, TÜBİTAK ve Bilkent Üniversitesi işbirliğinde geliştirilen ve bilim-kurgu filmlerini aratmayacak milli lazer silahı, havadan gelebilecek her türlü hedefe karşı -uçak, İHA, füze, roket- kullanılacak. ASELSAN'ın şimdilik 20 kW elektrik gücünü iletecek şekilde ürettiği 'yönlendirilmiş enerji silah sistemi', ilk etapta gemilere monte edilecek. Birkaç km uzaktaki herhangi bir füzeyi yok etmek, daha uzaktaki bir füzeyi ise görevini yapamaz hale getirmek için tasarlanan silah, dünyada çok az ülkede bulunuyor. 2013 yılında başlayan projenin ilk etabı tamamlandı. IDEF 2015'te resmen görücüye çıkan lazer platformu hibrit özellikli. Yani platform hem lazer hem de AKKOR benzeri yakın mesafe roket sistemine sahip. Projenin ikinci etabı kapsamında 2019'a kadar çok daha gelişmiş bir lazer silahının hayata geçirilmesi bekleniyor. Uzmanlar hazır bir lazer silahını kullanmanın ucuzluğuna dikkat çekiyor. En basiti bile 10 binlerce liraya mâlolan füzeler, lazer silahıyla yalnızca birkaç lira maliyetle etkisiz hale getirilecek.

Mehmetçik tüfeğine kavuştu



Askerlerine yüzlerce yıldır başka ülkelerin silahlarını kullandıran Türkiye, -geç de olsa- sonunda milli piyade tüfeğine kavuştu: MPT-76, diğer adıyla 'Mehmetçik'... 2009 yılında başlanan milli piyade tüfeği projesinde tasarım ve geliştirme süreçlerine 3,5 yıl harcandı. Daha sonra 2 yıl süren testlerin ardından Makine Kimya Endüstrisi Kurumu ile Kalekalıp ortaklığıyla 2015'te 35 bin adetlik ilk serinin üretildiği 7.62 mm çapındaki tüfek, onu kullanan Mehmetçik'ten tam not aldı.

42 TESTTEN GEÇTİ

Etkili menzili 600 metre olan 92 cm boyundaki milli tüfek, dondurucu soğukta, derin su içinde, çamur ve tozda sınandı. Tüfek, tam 42 testi üstün başarıyla tamamladı. MPT-76, dünyada bu testlerin hepsinden de geçebilen tek silah. Askerlerimizin yeni kader ortağı, Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki yaklaşık 500 bin G3 piyade tüfeğinin yerini alacak. MPT-76, birçok bakımdan selefi G3'lerden üstün özellikler taşıyor. Milli tüfek, bilhassa gece operasyonlarında 'sessiz kurma kolu' özelliği sayesinde rakiplerine önemli bir fark atıyor.

SIRAYA GİRDİLER

Bunun yanında şarjör mandalı, emniyet kolu ve birçok parçası tüfeğin hem sağında hem de solunda yeralıyor. Bu yönüyle askere büyük kolaylık sağlıyor. 4,1 kg ağırlığıyla birçok piyade tüfeğine oranla daha hafif olan silahın düzeneğinde gaz sistemi de kullanılıyor. Bu sayede ısınma problemi yaşanmıyor. Üzerinde ek tutma kolu bulunan tüfek, hassas hedef sabitlemesi için standart ayaklı mandala da sahip. MPT-76'ya termal veya gece görüş dürbünü de takılabiliyor. Usta ellerde birer ölüm makinesine dönüşme potansiyeline sahip 'Mehmetçik' tüfeğini satın almak için şimdiden birçok ülkenin sıraya girdiği belirtiliyor.

T-155 FIRTINA Onunla iyi geçin!



Bir top mermisi düşünün. 40 km uzaktaki hedefe atıldığında 100 metre çapındaki her şeyi etkisiz hale getiriyor. Merminin yanılma payı, Fırtına hareket halindeyken ateşlendiğinde bile birkaç metreyi geçmiyor. Üstelik ASELSAN üretimi 'Volkan' atış sistemi sayesinde, 8-25 km arası hedeflere ardı ardına atılan 3 top, farklı açılarla atıldığı için aynı noktaya aynı anda düşüyor. Bu özellik, 3 obüsün yükleneceği görevin tek bir Fırtına ile yerine getirilebilmesini sağlıyor. Kara Kuvvetleri'nin en etkili atış gücünü oluşturan T-155 Fırtına, 1995 yılında geliştirilmeye başlanmasından bu yana çok mesafe katetti. İlk modellerinde 30 km öteyi vurabilen Fırtına'nın menzili, sonraki versiyonda 40 km'ye çıkarıldı. 155 milimetre 52 kalibre silah sistemine sahip 'cehennem topu'nun namlusu 8 metre! Almanya'nın Türkiye'ye PZH- 2000 modeli obüsü satmayı reddetmesinden sonra Güney Kore yapımı 'K9 Thunder' modeli temel alınarak Türk mühendislerce geliştirildi. Adam boyu çamur ve karda bile sorunsuz ilerleyen, 30 saniye içinde göreve hazır hale gelen, 1 dakika içinde 6 top atışı gerçekleştirebilen 47 tonluk Fırtına, sabit mevzideki bombardıman sonrası 30 saniye içinde hareketlenip mevzi değiştirebiliyor. Böylece düşman ateşine maruz kalma riskini de minimum düzeye indiriyor. Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu'nun Kırıkkale'deki fabrikasında üretilen Fırtına'da, NATO standardı her cins 155 milimetre obüs mühimmatı kullanılabiliyor. Fırtına obüsleri son olarak Suriye ve Irak sınırındaki bölgelerde terör örgütleri PKK ve IŞİD'e yönelik hedeflerin imhası için kullanıldı.

Küresel bomba! Yıldırım



Türkiye'yi karadan karaya uzun menzilli füze üretebilen ülkeler sınıfına sokan stratejik önemi çok yüksek proje. 150 km menzilli Yıldırım-1 ile 300 km menzilli Yıldırım-2 modelleri uzun süredir kullanımda. 900 km'lik bir üst versiyon Yıldırım-3'ün ise üretilip TSK envanterine girdiği söyleniyor. Bu füzenin test atışları Sinop açıklarında başarıyla gerçekleşti. Fakat Türkiye'nin asıl hedefi kıtalararası balistik füzeyi de üretebilmek. Başbakanlığı döneminde Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yıldırım'ın menzilinin en az 2500 km'ye çıkarılması talimatı vermişti. TSK, ROKETSAN ve diğer ilgili kurumlar için Yıldırım'da gelinen son durum 'devlet sırrı'. Savunma çevreleri, menzilinin 2000 km olduğu iddia edilen Yıldırım-IV modelinde olumlu sonuç alındığını ileri sürüyor.

BAY BORA 1200 m. nokta atış



2004 yılında Jandarma Genel Komutanlığı ile Makine Kimya Endüstrisi Kurumu işbirliğinde başlanan milli keskin nişancı tüfeği 'BORA' projesi, 5 yıllık tasarım ve geliştirme sürecinin ardından 2009'da görücüye çıktı. Türkiye'nin ilk yerli tüfeği BORA'nın bu tarihten itibaren seri üretimine geçildi. Kullanıcısına sunduğu kolaylıklarla Mehmetçiğin vazgeçilmezleri arasına giren BORA, benzerlerine nazaran birçok üstün özelliğiyle dikkat çekiyor. 1 km'den nokta atış yapan, etkili menzili ise 1,2 km olan keskin nişancı tüfeği, 7.62 mm kalibreye sahip. Fonksiyonel dipçiği, ergonomik gövdesi ve kullanana göre ayarlanabilen birçok parçasıyla öne çıkan tüfeğe dürbün, gece görüş sistemleri, susturucu ve lazer hedefleme cihazı takılabiliyor. Tüfeğin ağırlığı aksesuarsız haliyle 6,5 kg. Tasarımından üretimine her şeyiyle yüzde 100 yerli olan BORA, katıldığı uluslararası ihalelerde kendi kategorisindeki rakiplerine fark attı. BORA, Pakistan'da düzenlenen uluslararası atış yarışmasının da galibi oldu. Fabrikasında hassas teknolojiye sahip robotlar tarafından üretilen BORA, 10'dan fazla ülkeye ihraç ediliyor.

9 Aralık 2014 Salı

'1,5 Adana'ya TÜBİTAK'tan ödül


Çukurova Üniversitesi öğrencilerinin, Çukurova Belediyesi’nden destek alarak tasarladığı elektrikli araç TÜBİTAK’tan ödül aldı. Araç, 1 liralık enerji kullanarak 120 kilometre mesafe katedebiliyor.
 
Çukurova Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü'nden 12 öğrenci tarafından tasarlanan ve adı Adana’yı çağrıştırsın diye "1,5 Adana" koyulan elektrikli araç için Ar-Ge dahil 7 ay çalışma yapıldı. 
 
Umutcan Olmuş, Durmuş Can Acer, Yunus Emre Güzelel, Hamdi Yalçın, İbrahim Aşçı, Fatih Can Arslan, Hakan Türkmen, Ferdi Besni, Metin Katrancı, Sercan Demirkıran, Volkan Akça ve Ferhat Arslan’ın geliştirdiği araç iki kişilik. Projeye Prof. Dr. Hüseyin Akıllı ve Doç. Dr. Durmuş Ali Bircan da destek oldu.
 
Öğrenciler Umutcan Olmuş ve Yunus Emre Güzelel, “1,5 Adana” adını verdikleri otomobilin çalışma sistemi ve özellikleri hakkında şu bilgiyi verdiler: 
 
"Bir batarya sistemi ve elektrikli motordan oluşan basit bir düzenek kurduk ve bataryadan alınan enerjiyi doğrudan motora, motor aracılığıyla tek tekere aktarıyor, böylece tahrik (itme) sağlanarak hareket oluşuyor. Aracımız normal şartlarda 70 kilometre hız yapıyor ve 1 liralık elektrik şarjı maliyetiyle 120 kilometre yol kat edebiliyor. Bu özellikleri dolayısıyla TÜBİTAK’tan Kurumsal Ödül aldık."
 
Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin, sponsor desteği verdikleri projenin başarılı olmasından onur duyduğunu söyledi. Çetin, "Çukurova Üniversiteli gençlere Çukurova Belediyesi olarak katkı yapabilmiş, özendirebilmişsek ne mutlu bize. TÜBİTAK’tan Jüri Özel Ödülü alan, 6-7 liralık şarj maliyetiyle Adana’dan Ankara’ya gidip gelebilen bir araç geliştirmek övüneceğimiz bir durumdur. Akıl ve bilimle yola çıkanlar sebat ederlerse başarırlar, bize de destek olmak düşer" 

9 Eylül 2014 Salı

kriptolu yazılım için TUBITAK da sıraya girdi

Türkiye'nin satın aldığı A400M ATLAS askeri uçakları için geliştirdiği yer bilgisayarı ile uçaktaki kontrol bilgisayarı arasında uçuş bilgilerinin kriptolu bir şekilde taşınmasını ve aktarımını sağlayan sistemi Türkiye dahil NATO üyesi 8 ülke kendi askeri uçaklarında kullanmak için istedi.

Star'dan Ahmet Fatih Erturan'ın haberine göre, Türkiye'nin onayı ile TÜBİTAK da ilk parti sistemi NATO uçaklarına entegre edilmek üzere gönderdi. TÜBİTAK'ta görevli Türk bilimadamları tarafından geliştirilen sistem birçok ülkenin uçaklarında görmek istediği cihazlar arasına girdi.

Airbus tarafından üretilen en gelişmiş A400M ATLAS askeri dev kargo uçaklarında kullanılmak için tasarlanan cihazı almak için  Türkiye'nin kapısını çaldı.

Sistemin diğer uçaklarda da kullanımı için anlaşmalar yapılırken TÜBİTAK sistemin seri üretimine geçti. Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu NATO üyesi 8 ülkenin kullanacağı yeni nesil Airbus A400M askeri nakliye uçağının elektronik aksamını geliştiren EADS Cassidian firmasına ilk parti cihaz gönderildi.

Yer bilgisayarı ile A400M kontrol bilgisayarı arasında uçuş bilgilerinin kriptolu bir şekilde taşınmasını ve aktarımını sağlamak için TÜBİTAK tarafından tasarlanan 'DTM veri transfer cihazını' kullanacak olan NATO üyesi 8 ülke şunlar: Türkiye, Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya, İspanya, Belçika, Lüksemburg.

SİSTEMİN ÇALIŞMASI
DTM cihazı, TÜBİTAK tarafından geliştirilmiş NATO onaylı SIR (kriptolu bellek) ile arayüz uyumlama cihazı olan Interface Adaptorden (IA) oluşuyor. DTM cihazı, SIR'da güvenli bir şekilde saklanan gizli uçuş verilerini Ethernet arabirimi üzerinden uçağın kontrol bilgisayarına aktarıyor. Benzer şekilde cihaz, uçağın kontrol bilgisayarında bulunan uçuş raporlarını güvenli bir şekilde SIR'da saklıyor ve USB arabirim üzerinden yer bilgisayarına aktarma yapıyor.

6 Nisan 2014 Pazar

Savunma sanayii hizla ilerliyor


Tamamen yerli olarak geliştirilen milli seyir füzesi, beton delici bomba, lazer güdümlü füze dedektörü gibi TSK'nın gücüne güç katacak silah ve sistemler sayesinde Türkiye, savunma alanında dünyada daha fazla söz sahibi olmaya başlıyor.
TÜBİTAK, TSK'nın ihtiyacı olan üstün nitelikli modern silah sistemlerini milli imkanlarla geliştiriyor ve bu sistemlere ait teknolojileri yerli savunma sanayi şirketlerine transfer ederek üretime geçmesini sağlıyor.
Türkiye'de ilk kez geliştirilen seyir füzesi SOM, beton delici bomba NEB, akıllı bomba olarak bilinen HGK, lazer güdümlü füzelerin dedektörü, füze ve güdüm kitlerinde kullanılan ısıl piller, TSK'nın kullanımına sunuldu. TÜBİTAK, bunların dışında Türkiye'yi savunma alanında söz sahibi yapacak bir çok proje üzerinde de yoğun bir çalışma yürütüyor.
Öte yandan, silah ve sistemlerinde önemli bir yol alan TÜBİTAK, yazılım ve işletim sistemlerinde de tamamen milli projeler geliştiriyor.
F-16'ların elektronik harp sistemleri yerli olacak
TÜBİTAK, F-16 savaş uçaklarında kullanılan elektronik harp sistemini milli olarak geliştirecek yüksek bütçeli projeleri destekleyecek. Dünyada sadece 5 ülkenin üretebildiği ve F-16'ları hava savunma unsurlarına karşı koruyacak sistem, radar algılayıcı ve karıştırıcı özelliklere de sahip olacak.
Milli Savunma Bakanlığı (MSB) ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı işbirliğiyle yeni bir proje için düğmeye basan TÜBİTAK, F-16'ların olmazsa olmazı elektronik harp sistemlerinin milli olarak tasarlanması ve geliştirilmesi için hazırlanacak yüksek bütçeli projelere destek verecek.
Bu kapsamda, "F-16 Elektronik Harp Podu Sistemi"nin yerli olarak geliştirilmesi için çağrıya çıkan TÜBİTAK, projenin başarıyla sonuçlanması durumunda uçak başına maliyeti yaklaşık 2 milyon dolar olan sistem, tamamen yerli olarak üretilecek. Öte yandan Türkiye, söz konusu sistemleri ithal eden değil ihraç eden bir ülke konumuna yükselecek.
F-16'lara takılıp sökülebilen bir sistem olan elektronik harp podu, harekat esnasında savaş uçaklarını tehdit eden radarlar ve hava savunma sistemlerine karşı güvende olmasını sağlıyor. Sistemin, tehdit radar bulunduğunda pilotu ikaz eden ve otomatik olarak kendini izleyen radarları yanıltan özelliği de bulunuyor.
Türkiye, dünyanın tek nüfuz edici bombasını seri olarak üretiyor
TÜBİTAK tarafından geliştirilen bir başka modern mühimmat olan Nüfuz Edici Bomba (NEB) ise Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) tarafından seri üretime alındı. NEB, sahip olduğu Ardışık Delici Harp Başlığı ile dünyanın ilk ve tek uçak bombası olma özelliğini taşıyor.
Milli seyir füzesi
Satha Atılan Orta Menzilli Mühimmat (SOM), yoğun bir şekilde korunan kara ve deniz hedeflerine karşı kullanılmak üzere tasarlandı. Hava Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyacının karşılanması amacıyla geliştirilen SOM, Türkiye'nin ilk milli seyir füzesi olma özelliğini taşıyor.
Gerekli olan operasyonel esnekliği destekleyecek modüler tasarıma sahip olan SOM, yüksek hassasiyete ve düşük görünürlüğe sahip. SOM, tüm hava şartlarında görev yapabiliyor ve uçuş sırasında hedef tanımlanabiliyor.
Savaş uçaklarının bombası akıllı oldu
TÜBİTAK, uzun ve yoğun bir çalışma sonucunda savaş uçaklarında kullanılan bombaları akıllı hale getiren Hassas Güdüm Kiti'ni (HGK) geliştirdi. Dünyada sadece 4 ülkenin üretebildiği HGK'lar sayesinde uçaklar, hedeflerini 25 kilometre uzaklıktan, tam 12'den vurabiliyor.
HGK'lar ile akıllı hale getirilen bombalar, koordinatları belirlenen hedefi uydu ve özel algılayıcıları yardımıyla, en fazla 6 metre gibi düşük bir sapma değeri ile yok ediyor. Böylece ortadan kaldırılması istenen hedef dışındaki yerlere zarar verilmeden harekat yapılabiliyor.
Üzerindeki ilave kanatçıkları ve özel yüzeyi ile akıllı bombalar, havada süzülerek yol alıyor. Uçak, tehlikeli bölgeye girmeden görevini güvenli güvenli bir şekilde tamamlıyor.
Yeni nesil mayın tespit sistemi
TÜBİTAK tarafından geliştirilen yeni nesil mayın tespit sistemi ETMTS-2, içerdiği iki algılayıcı yapısı sayesinde metalik ve plastik mayınları tespit edebiliyor.
Sistemde bulunan LCD ekran, kullanıcının verileri görsel olarak takip etmesini sağlıyor. böylece operatör, tespit uyarılarını sadece işitmekle kalmayıp, görsel ikazları da takip ederek tespit başarımını artırabiliyor.
Yerli füzeye "göz"
Füze teknolojisinde bir ilke daha imza atan TÜBİTAK, lazer güdümlü füzelerin gözü olarak bilinen dedektörleri, tamamen milli kaynaklar kullanarak geliştirdi. Lazer dedektörler, ilk olarak yerli füze CİRİT'lerde kullanılmaya başlandı.
TÜBİTAK'ın geliştirdiği yerli lazer dedektörler, füze teknolojisinde kritik parçalardan biri ve yurt dışındaki örneklerine göre üstün teknik özelliklere sahip. "4 Kadranlı" olarak bilinen dedektörler, yüksek hız ve doğruluk, düşük parazitik kapasite, yüksek belverme gerilimi, düşük kaçak akımı, geniş dinamik çalışma aralığı ve yüksek tepkisellik özellikleri ile uluslararası pazarda öne çıkan yeteneklere sahip.
Isıl pil
TÜBİTAK güdüm kitleri, füzeler, tapalar, akustik karıştırıcı/aldatıcılar gibi sistemlerde temel güç kaynağı olarak kullanılan ısıl pil teknolojisini de Türk savunmasına kazandırdı.
Dünyada çok az ülkenin sahip olduğu teknoloji ile Türkiye, ithalatı yüksek maliyetli olan ve yüksek gizlilik derecesine sahip olan ısıl piller konusunda yurt dışına bağımlı olmaktan kurtuldu. Türkiye'nin tek ısıl pil tedarikçisi olan TÜBİTAK tarafından şu ana kadar farklı teknik ve özelliklere sahip 10 çeşit ısıl pilin tasarımı ve üretimi yapıldı.

27 Mart 2014 Perşembe

Türk öğrenciden pil ömrünü uzatan buluş


Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Makine Mühendisliği öğrencisi Ceyhun Derinboğaz, akıllı telefon, tablet bilgisayar gibi ürünlerin en büyük sorunu batarya kullanım süresini 4 kata çıkaracak "grafen" maddesinden pil üretti.
Derinboğaz, yaptığı açıklamada, Rus bilimadamları tarafından bulunan nanoteknoloji ürünü grafen maddesini, üniversitede geliştirdikleri reaktör ile üretmeyi başardıklarını belirtti.
Geliştirdikleri makinenin patentini almak için başvurduklarını ifade eden Derinboğaz, şu bilgileri verdi: "Günümüzde bütün elektronik aletlerde, elektrikli otomobil, motosiklet gibi vasıtalarda lityum iyon piller kullanılıyor. İşlemciler, bilgisayarlar çok hızlı çalışıyor ama en büyük sorunu batarya süreleri oluşturuyor. Lityum iyon piller, enerji yoğunluğunu en iyi sağlayan batarya türü olmasına rağmen bu dahi yetmiyor. Bunu çok önemli bir sorun olarak görerek, bu konuda bir çalışma yapmak istedim. Rus bilimadamlarının geliştirdiği grafen malzemesinden pil ürettik. Bu pil, lityum iyon pillere göre iki kat hızlı şarj oluyor. Şarj olduktan sonra ise kullanım süresini yüzde 400 oranında artırıyor."
Pilin henüz piyasaya çıkacak düzeyde olmadığını aktaran Derinboğaz, "Geliştirdiğimiz pilin en büyük sorunu, 10 kez şarj edip deşarj ettikten sonra pilin ömrünün azalmaya başlaması. Azalıp en sonunda lityum iyon pillerle aynı performansa düşüyor. Ancak bu sorunu da aşacak fikirlerimiz var. Grafenle birlikte, başka bir madde ile pilin dayanıklılığını 1-2 yıl aynı seviyede kalacak şekilde artırmayı düşünüyoruz. Bunun için de araştırmalara devam etmemiz, daha fazla deney yapmamız gerekiyor" diye konuştu.
"Sponsor ya da şirket ortağı arıyoruz"
Öğrenci Ceyhun Derinboğaz, pilin prototipini de hazırladıklarını belirterek, şunları kaydetti: "Bu konuda bir şirket kurduk. Projemiz için Bilim , Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından 100 bin lira destek aldık. Ürettiğimiz grafeni de satmaya başladık. Çok sayıda üniversiteden akademisyenler çalışmak istedikleri için bizden bu malzemeyi alıyor. TÜBİTAK 1507 desteği almak için başvurduk. Ancak bu desteğin yüzde 20'lik bölümünü KDV'siyle birlikte ödememiz gerekiyor. Bu desteği sağlamak için de sponsor bulmayı ya da şirketimizin hisselerinin bir bölünü satmayı düşünüyoruz.

23 Mart 2014 Pazar

TÜBİTAK‘ın imamları ‘hayalet gemi ‘ de


Marmara Araştırma Gemisi'nde paralel yapılanma...

Kurumda görevli bir personelin açık kimliğiyle Sanayi Bakanlığı’na gönderdiği ihbar mektubu TÜBİTAK’taki paralel yapılanmayı deşifre etti. Kuruma ait Marmara adlı gemide casusluk faaliyetleri yapıldığı öne sürüldü.
Erdal ŞİMŞEK-ANKARA
Paralel yapının, TÜBİTAK'ın Gebze'de bulunan Marmara Araştırma Merkezi'nde (MAM) ve bu merkeze bağlı görev yapan Marmara Araştırma Gemisi'ndeki kadroları deşifre oldu. MAM'da görevli bir personelin açık kimliğini belirterek Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na gönderdiği ihbar mektubunda, kurumu ve gemiyi ele geçiren derin örgütün elemanları isim isim belirtildi. İhbar mektubunda MAM ve gemideki imkanlarla casusluk faaliyetleri yürütüldüğü de ileri sürüldü.
GİZLİ PROJELER KOPYALANDI
İddialar arasında, Marmara Araştırma Gemisi tarafından Milli Savunma Bakanlığı (MSB) adına yürütülen ve ulusal güvenliğimizi doğrudan ilgilendiren gizlilik dereceli bazı projelerin, paralel yapının gemideki elemanları tarafından kopyalandığı da ileri sürüldü. 
17 ARALIK SONRASI YOĞUNLAŞTI
MAM ve gemideki teknolojik imkanların, dinleme faaliyetleri içinde kullanıldığı ileri sürülen ihbarda, bu yolla çok sayıda dinleme yapılmış olabileceği ifade edildi. Kurumdaki cemaat imamlarının zaman zaman gemide toplantı yaptıkları iddiasına da yer verilen mektupta, bu toplantıların İstanbul merkezli derin operasyonun gerçekleştiği 17 Aralık tarihinden sonra yoğunlaştığı da vurgulandı. İhbarda, paralel yapının toplantılarında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Kabine'nin bazı üyelerine yönelik iftira ve hakaretlerin dile getirildiği ve hükümetin kitlesel eylemlerle düşürüleceği değerlendirmeleri yapıldığı da ifade edildi. 
HİMMET VERMEYENE TEHDİT
Mektupta, paralel yapının Marmara Araştırma Merkezi ve bu merkeze bağlı görev yapan Marmara Araştırma Gemisi'ndeki kadroları isim isim belirtildi. Her ismin yanında, o kişinin cemaatteki konumu ve görevine ilişkin ayrıntılı bilgilere de yer aldı. AKŞAM'ın ulaştığı mektupta, cemaatin Marmara Araştırma Merkezi personelinden "himmet" adı altında para toplaması da ayrıntılı şekilde anlatıldı. Toplanan paraların nereye gittiğinin kimse tarafından bilinmediği ifade edilen mektupta, "himmet" vermeye yanaşmayan personelin "işten atılma" ile tehdit edildiği belirtildi.     
BAKANLIK SORUŞTURUYOR
Açık kimliğini belirterek ihbarda bulunan MAM personeli, mektup gönderme kararını "bir vatan borcu" olarak verdiğini de vurguladı. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakan Fikri Işık, "casusluk" boyutunda iddialara yer verilen ve paralel yapıyı deşifre eden ihbar mektubu üzerine olaya el koydu ve soruşturma talimatı verdi. Görevlendirilen Bakanlık müfettişleri iddiaları tek tek araştırmak için harekete geçti. Denizde görevde olduğu belirtilen Marmara Araştırma Gemisi de ihbarın ardından Gebze'ye çağrıldı. İddiaların doğrulanması durumunda adli yönden de ceza soruşturması başlatılacak.
SON TEKNOLOJİYLE DONATILDI
İlk milli araştırma gemisi olan ve yapımı geçtiğimiz yıl tamamlanarak törenle denize indirilen Marmara Araştırma Gemisi, sismik çalışmalardan boru hatlarının gözlenmesine, denizlerdeki enerji kaynaklarının araştırılmasından kirlilikle mücadeleye varana kadar birçok alanda kullanılıyor. 41 metre uzunluğundaki gemide, son teknoloji ürünü elektronik cihazlar bulunuyor.