Rize etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rize etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Aralık 2015 Cuma

Türk çiftçisinin yeni umudu “Kivimon”

Geçim sıkıntısındaki çiftçilerimizin yeni gelir kaynağı: “Kivimon”
Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi mühendislerinin uzun ve yoğun çalışmaları sonucunda ürettiği hibrit meyve, çok yakında sofralarımızı süsleyecek gibi gözüküyor.
Çukurova Üniversitesi Ziraat Mühendisliği bölüm başkanı Doç Dr. Zeki Öztorun, meyvenin özellikle yağışlı ve nemli iklimde kolayca yetişiğini belirterek “Meyvenin tadı gerçekten çok ilginç. Limondan çok kiviye benziyor ama en az onlar kadar lezeetli ve bir o kadar da faydalı. Şu an için Rize’de ki ilk denemelerimizden çok olumlu sonuçlar aldık. Bu meyve önemli bir ihracat geliri yaratacağı gibi, kredisini ödeyemeyen, borç batağındaki çiftçimiz için de önemli bir gelir kaynağı yaratacak” dedi

19 Temmuz 2015 Pazar

Rize'de 'asrın bitkisi' üretildi

Anavatanı Güney Amerika olan stevia bitkisi dünyada önemini her geçen yıl arttırmaya devam ediyor. Şekere oranla 400 kat daha fazla tatlandırma özelliğine sahip olan bitki kalori ve protein içermiyor. Kalori ve protein oranı sıfır olarak ölçülen bitkinin ilerleyen yıllarda insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen şekerin yerini alacağı tahmin ediliyor.
 
  Rize’de ÇAYKUR Genel Müdürlüğü tarafından son üç yıldır deneme üretimi yapılan bitki olumlu sonuçlar verdi. Bitki yetişmesi için bol yağmur istiyor. Rize’nin bol yağışlı olması ise deneme üretimlerinde ürün kalitesinin yüksek olmasına neden oldu. ÇAYKUR Genel Müdürlüğü deneme bahçelerinde bu yıl ayrı kökten 3. hasat gerçekleştirildi. Hasadı başlayan ÇAYKUR Genel Müdürü İmdat Sütlüoğlu, Türkiye’de şimdilik şeker otu olarak adlandırdıkları stevianın çok önemli bir bitki olduğunu belirtti. Sütlüoğlu, “Steviamız Rize’de 3. yılını yaşıyor. Üçüncü yılında da topraktan verimli bir şekilde çıktı. Bu bitkinin anavatanı Güney Amerika. Arjantin ve Paraguay. O bölgede yerliler buna ‘tatlı ot ve şeker otu’ diyorlar. Üç yıldır sürdürdüğümüz deneme üretimlerinde gayet iyi sonuç verdi.  Bundan sonraki aşama sanayileştirilmesidir. Ürüne dönüştürülüp dünya piyasalarına sunulması. Bütün bu deneme ve araştırma çalışmaları bittikten sonra inşallah nihai adımlarımızı atacağız. Bu bitki dünya için de çok yeni. Dünya henüz bunu tanımıyor. Asrın bitkisi olarak adlandırılıyor. Şekere oranla 15-20  kat daha tatlandırıcı özelliğe sahip. Fabrikasyon işlemlerden geçtikten sonra ise şekere oranla 300-400 kat daha tatlandırıcı özelliğe sahip. Buna rağmen sıfır kalori ve sıfır proteini olan. Şekerin barındırdığı zararların hiçbirini barındırmayan mucizevi bir bitki. Asrın bitkisi. Dünya piyasasında steviaya olan talep 4-5 milyar dolarlık bir işlem hacmi ile artıyor” şeklinde konuştu.

28 Mayıs 2015 Perşembe

Karadeniz'e çılgın proje

Sehir merkezinin yüzde 70'lik kısmı deniz dolgusu üzerinde bulunan Rize'de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 3 bin dönüm deniz alanın daha doldurulması için onay verdi. Rize'nin kıyı kenar çizgisini ve haritasını değiştirecek proje ile ilgili bugün tanıtım toplantısı düzenlendi. Toplantıda projenin aşamaları ve ilk aşamada yapılacak olan Mavi Şehir Projesi hakkında bilgiler verildi. Rize Belediye Başkanı Prof. Dr. Reşat Kasap'ın başkanlık yaptığı toplantıda sunumlar yapıldı.
Proje, 17 farklı kurumdan 55 kişinin 10 aylık bir çalışma neticesinde hazırladı. Projenin dolgu imar planı bin 150 sayfadan oluşuyor. Projenin 1. etabında, Cami-külliye, Kütüphane, Müze, Çay Çarşısı, Stadyum, Teleferik ve Üniversite Retreatif Alanı oluşturulacağı belirtildi. Projenin 1. etabının 300 dönümlük bir alanda inşa edileceği 2. etapta ise toplamda 3 bin dönümü kapsayan deniz alanının doldurulacağı kaydedildi. Yapılan açıklamada Rize şehir merkezinin kurulu bulunduğu alana eş oranda gerçekleştirilecek dolgu alanında kesinlikle özel mülkiyetlere izin verilmeyeceğinin altı çizildi.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN YAKINDAN TAKİP EDİYOR
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Rize'nin kara sınırını 3 bin dönüm genişletecek olan dev projeyi yakından takip ettiği belirtildi. Tanıtım toplantısında söz alan Ak Parti Rize Milletvekili Hasan Karal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın projeyi yakından takip ettiğini belirterek projenin kendisine sunulduğunu ve projenin onayladığını belirtti. Rize şehir merkezinin, üzerinde çok katlı binalarında bulunduğu yüzde 70'lik kısmı 1960'lı yıllarda deniz doldurularak elde edilen alan üzerinde kurulu bulunuyor. Öte yandan proje çalışmaları süren Rize Havalimanı'nın da deniz dolgusu üzerinde yapılması kararlaştırılmıştı.

1 Aralık 2014 Pazartesi

Türkler üretti Japonlar keşfetti

Türkiyede faaliyet yürüten Augustus İlaç Mühendisliği ile Çay Teknoloji Şirketi Euro Çay'ın yöneticisi Dr. Ozan Fidan, bu yıl Çaykur tarafından ilk kez üretilen doğal ve organik beyaz çayın insan sağlığı açısından faydalarının araştırılması amacıyla, Çaykur Genel Müdürlüğü ile Japonya Araştırma ve Geliştirme Fonu desteğiyle bir proje hazırladı. Beyaz çay numuneleri, proje kapsamında Japonya'nın başkenti Tokyo'da bulunan ve saygın ilaç araştırma ve geliştirme üniversitesi olarak bilinen Meiji Pharmaceutical Üniversitesi'ne gönderildi. Dr. Ozan Fidanın da içerisinde yer aldığı araştırma geliştirme ekibi, Türkiye'de üretilen beyaz çayla ilgili olarak laboratuvar ortamında uzun süreli deneysel çalışma yürüttü.
Meiji Pharmaceutical Üniversitesinde laboratuvar ortamındaki bilimsel çalışmalarda beyaz çaydan elde edilen farklı fraksiyonlar üzerinden çalışıldı. Bu çalışmada beyaz çayın etil asetatlı fraksiyonundan elde edilen ve Rize'nin plaka numarası da göz önüne alınarak JP53 kod adı verilen maddenin kanser hücrelerini yok ettiği tespit edildi. Yapılan çalışmada, JP53 kodlu maddenin sağlıklı insan hücrelerine zarar vermediği ve sadece kanserli hücreleri yok ettiği, içerdiği antioksidan yapıdan dolayı da DNA hasarının onarılmasını sağladığı belirlendi. Tokyo Meiji Pharmaceutical Üniversitesi, beyaz çaydan elde edilen ve kanser hücrelerini yok eden madde ile ilgili 13 sayfalık rapor hazırladı.
Akciğer ve mesane hastalarına umut ışığı
Augustus İlaç Mühendisliği ve Euro Çay Yöneticisi Dr. Ozan Fidan, beyaz çaydan elde edilen ve kanserli hücreleri yok eden madde ile ilgili olarak Japonyada yapılacak son klinik çalışmasının ardından ilacın formülasyonu aşamasına geçileceğini söyledi. Tüm çalışmaların Japonyada sürdürüleceğini ifade eden Fidan, şöyle konuştu:
"Beyaz çay üzerinde bu boyutta ve detayda ilk defa yapılan araştırma sonucunda, kanserden korunma amaçlı ilaç destek ürünleri ve kanser hastalarının tedavisinde tedavi protokolüne eklenebilecek ilaç geliştirilecek. Bu ilaç sayede hastanın hayatta kalım süresi ve yaşam konforu artırılacak. İlaç, 2016 yılı içerisinde Japonya ve ABD'deki kliniklerde hastalar üzerinde denenmeye başlanacak. JP53 kod adlı maddenin özellikle akciğer ve mesane kanseri hastalarına umut ışığı olacağı değerlendiriliyor. İlacın piyasaya çıkışı 2019 yılını bulabilir.
Fidan, yeni bir ilaç molekülünden yıllık 4 milyar dolara yakın gelir elde edildiği düşünüldüğünde JP53 kod adlı maddenin kaynağı olan Türk beyaz çayının son derece değerli olduğunun görüleceğini ekledi.
Beyaz çay
Doğu Karadeniz Bölgesinde Rize, Trabzon, Artvin ve Giresun illerinde gerçekleştirilen çay tarımında bu yıl ilk kez beyaz çay üretimine geçildi. Çaykur tarafından başlatılan uygulama ile tomurcuk olarak bilinen çayın üst filizleri üreticiler tarafından elle toplandı ve elde edilen bin 531 kilo çaydan yaklaşık 575 kilo beyaz çay üretildi. Çaykur üreticilere beyaz çay alımı karşılığında kilosu 300 liradan toplam 460 bin lira ödeme yaptı. Dünyada kilosu 1000 dolardan 15 bin dolara kadar değişen fiyatlarla satılan beyaz çayın başta vücut direncini artırarak bağışıklı sistemini güçlendirmesinin yanında insan sağlığına önemli faydalarının bulunduğu biliniyor.

28 Haziran 2014 Cumartesi

ÇAYKUR, sıfır kalorili şeker bitkisi üretti

ÇAYKUR Genel Müdürü İmdat Sütlüoğlu, Çay ve Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü bahçesinde, Arjantin'den getirilen fidelerle deneme amacıyla yetiştirilen ilk ürünlerin hasadını yaptı.

Hasat sonrası basın mensuplarına açıklama yapan Sütlüoğlu, stevya bitkisinin ana vatanının Güney Amerika olduğunu ifade ederek, ''Yaptığımız çalışmalara göre stevya, normal şekere göre 10-15 kat daha tatlandırıcı özelliğe sahip. Bazı işlemlerden geçirilip sıvı hale getirildiğinde ise 300-350 kat daha fazla tatlandırıcı özelliği olan bir bitki. Şeker olmayan, şekerin olumsuz özelliklerini taşımayan, kalorisi, protein değerleri sıfır çıkan çok sağlıklı bir tatlandırıcı. Kimyevi tatlandırıcıların birçok yan etkisi oluyor. Stevya, herhangi bir olumsuzluğu olmayan, geniş kapsamlı kullanılabilecek bir bitki" dedi.

Bu bitkinin soğuğa dayanıklı olduğunu tespit ettiklerini anlatan Sütlüoğlu, "Doğu Karadeniz bölgesinde, çayın yetiştiği alanlarda rahatça yetişiyor. Bir yıllık çalışma sonucunda önemli değerler elde ettik. Yaprak değerlerini tahlil ettirdik ve çok güzel değerler elde ettik. Diğer bölgelere göre sıcaklığın az olması da avantaj. Son derece güzel ve eksi 6-7 dereceye kadar dayanabiliyor. Kış şartlarını da tahlil ettik ve güzel sonuç elde ettik" diye konuştu.

Sütlüoğlu, yapılan denemelerin bölge insanının geleceği için önemli olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Geçmişte çayda ve kivide yaptığımız gibi stevyada da öncülük yapmak istiyoruz. Sonuçlar umut verici, çalışmalarımız devam edecek. Stevya ile ilgili her şeyi tam olarak bilmiyoruz. Çaya göre üretimi çok daha kolay yapılıyor. Fabrika işlemleri de sadece kurutulduğu için çok daha kolay. Kurutulduktan sonra öğütülerek toz halinde veya likit olarak kullanılabiliyor. Çok geniş kullanım alanı var ve değeri dünya piyasalarında çok yüksek. Sağlıklı olduğu için tercih edilen, dünyanın yeni yeni tanıdığı ve ilgi duyduğu bir bitki."

"BÖLGE ÜRETİCİLERİ İÇİN YENİ BİR EK GELİR KAYNAĞI OLABİLİR"

Stevyanın bölge üreticileri için yeni bir ek gelir kaynağı olabileceğine dikkati çeken Sütlüoğlu, "Arazilerimiz çok daraldı ve küçüldü. Küçük arazilerde insanımızı geçindirebilme arayışı içindeyiz. Stevya buna çok önemli katkı sağlayabilir. Gelecekte çayda olduğu gibi çok büyük sonuçlar doğurabilir. Bölgeye büyük kaynaklar, stevya üzerinden akabilir" ifadesini kullandı.

Sütlüoğlu, stevya deneme üretim çalışmalarının sürdüğünü belirterek, şunları söyledi:

"Dünyada da çok fazla örneği yok. Stevya ile ilgili sanayi ürünlerini inceleyeceğiz. Çaylıklarımız 60-70 yıllık, verimli ömürlerini doldurdu. Çaylıklarımızı yenilememiz gerekiyor. Bunu, verimli klonlarla yenileyeceğiz. Çaylıklar 4-5 yılda yenilendiği için bu ara dönemde stevya ile tarlalarımızı değerlendirebiliriz. Vatandaşımız bu dönemde gelir kaybına uğramaz, daha çok gelir elde edebilir. Deneyerek değerlendirme yapacağız. Çayla ilgili denemeler 30 yıl sürdü. Stevyada da aşama aşama yapılması gerekenleri gerçekleştireceğiz."

19 Haziran 2014 Perşembe

Turkish Tea dünya markası olacak


Rize Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Erdoğan, "Türkiye'nin 2023 hedefleri doğrultusunda, dünyaya adını duyuran Türk markalarından birinin 'Turkish tea' yani Türk çayı olması için çok büyük avantajlarımız var. Avrupa Birliği'ne üye olabilecek ülkeler arasında tek çay üreten ülkeyiz" dedi.
Erdoğan, Türk çayının standardı noktasında sorunları olduğunu, üründe kalite farklılığı olması durumunda dünya pazarına açılma şansının olmadığını belirtti.

Türk çayının markalaşması için tarladan bardağa kadar olan sürecin kontrol altına alınması noktasında çok sayıda çalışma yapıldığını ifade eden Erdoğan, çıkarılacak Çay Kanunu ile 206 bin üretici ve dolaylı olarak 1,5 milyon insanı ilgilendiren bir sektörün güvence altına alınacağını söyledi.

Türkiye'nin, kuruluşunun 100. yılında dünyada söz sahibi ekonomi ve markalara sahip olmak için çalışma yürüttüğünü kaydeden Erdoğan, "Türkiye'nin 2023 hedefinde en az 10 Türk markasını dünyaya açmak var. Türkiye'nin 2023 hedefleri doğrultusunda dünyaya adını duyuran Türk markalarından birinin 'Turkish tea' yani Türk çayı olması için çok büyük avantajlarımız var. Avrupa Birliği'ne üye olabilecek ülkeler arasında tek çay üreten ülkeyiz. Kabiliyetlerimiz de çok fazla" diye konuştu.


"TÜRK ÇAYI DÜNYADA ORGANİĞE EN YAKIN ÜRÜN"

Erdoğan, Türkiye'de ÇAYKUR ve özel sektör eliyle yaklaşık 240 bin ton kuru çay üretildiğini, bunu 300 bin tonlara çıkarmanın kolay olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"İhracat hedefimizi 50 bin ton koyabiliyorsak bunun için katma değeri yüksek çay üretmek lazım. Avrupa'nın tercihlerini Türk çayına yönlendirecek, doğal, naturel ve organiği öne çıkartacak bir ürün ortaya koymamız lazım ki farklılığımızı ortaya çıkaralım. Son yıllarda çay tarlalarında oluşturulan organik havza çalışması bu anlamda Türk çayının gücünü artırıyor. Türk çayının üzerine kar yağması ve kimyasal gübre kullanılmaması da çok büyük avantaj. Avrupalı tüketici organik ürüne çok büyük değer veriyor. Türk çayı dünyada organiğe en yakın ürün. 2023 yılına kadar tam organik tarıma geçerek dünyanın çayda en büyük marka değerini oluşturabiliriz."

Erdoğan, bu yıl üretimine başlanan beyaz çayın da Türk çayının marka değerini yükselteceğine dikkati çekti.

Türk çayının standarda oturtulup, dünyada marka oluşturmak için çayla ilgililerin bir araya gelerek Türk Çay Derneği ve Çay Sanayicileri Derneğini oluşturduklarını ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Bilimsel çalışmalara destek olmak, Türk çayının dünya çapında marka olması için gerekli çalışmaları yapmak, üretim kalitesini artırmak, negatiflikleri ortadan kaldırmak için bölgede aynı kalitede yükselen ürün üretme amaçlı çalışmalar yapıyoruz. Çay Kanunu ile sektör bölgede belli seviyeye gelip hizmete başladığında Türk çayının önündeki en büyük hedef dünya markası olmak olacak. Bugün yaklaşık 1,5 milyar dolar arasındaki bir hacmi oluşturan Türk çayının, kanun ve düzenlemelerle 3 milyar dolarlara hükmetmesi kesinlikle öngörülür bir amaç olacak. İhracatta madencilik sektörünün yanında çay sektörü de lider konuma gelebilecek."

Erdoğan, Türk çayının milli marka olabilmesi için kaliteden ödün verilmemesi, ürün kalitesinin daha yukarı taşınması için herkesin çalışması gerektiğini sözlerine ekledi.