Londra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Londra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Nisan 2015 Pazartesi

2012 Londra Olimpiyat logo illumunati








http://www.ahaber.com.tr/webtv/turkiye/siyonizmin-icyuzunu-anlatti  
Yukardaki linke Tiklayarak Videolu anlatimi dinleyin.!!


BİR düşünür, "Dünya bilimle, sanatla, parayla, siyasetle değil LOGOLARLA, amblemlerle yönetilir!" demişti...
Haklılık payı da yok değildi.
Dünya üzerindeki sinema, televizyon, gazete, dergi ve REKLAM AJANSLARININ ilişkisini bilmeyiz! Evimizin içine kadar gelenlerin kim olduğuna hiç kafa yormayız!
Arkada büyük bir aklın ve organizasyonun olduğunu hiç düşünmeyiz!
Durum böyle olunca da KİM, KİMİNLE KAVGA EDİYOR sorusunu da hiç ortaya getirmeyiz!
Bakın Başkan Obama'ya! Ne hale getirdiler BAŞKAN'ı...
ABD Başkanı olarak İran ile nükleer pazarlıkların kapısını araladı. Ancak daha dün Kongre'de NETANYAHU'yu ayakta alkışlayanlardan 47'si İran'a açık mektup yazdı! Mektup gerçekten çok açıktı: "Uluslararası anlaşmaların onay yetkisi Kongre'dedir.
Obama gidince yeni Başkan bir kalemde anlaşmayı geçersiz kılabilir..." Yani 47 CUMHURİYETÇİ Başkan'ın altını oyuyordu! Dünyaya rezil etmek için ellerinden geleni yapıyordu! Bu da bizim kaç zamandır yazdığımız Amerika içindeki savaşın dışavurumuydu! Obama Başkomutan'dı! Ama adamlar buna hiç itibar etmiyordu! 2 Numaralı isim Biden da isyan ediyor ve "36 yıllık senatörlük hayatımda böyle bir şey görmedim. Devlet geleneğimizi yıkmaya çalışanlar var!
Başkan'ın resmen kuyusunu kazıyorlar!" diyordu!
Dünyanın herhangi bir noktasındaki kavgayı böyle görmek durumundaydık!
Amerika'nın içindeki kavga haliyle bizi de etkiliyordu! Obama ise hiç kimsenin üzerinde durmadığı bambaşka bir cümle ile olayı özetliyordu. Bir cümleye adeta bir KİTAPsığdırıyordu. "İran'daki muhafazakar kesimle birlikte hareket eden senatörler, oldukça ilginç bir koalisyon meydana getiriyor!" diyerek İKİ KAMPIN DA ASLINDA AYNI olduğunu söylüyordu!
Yani bizim başımızın derdi olan MODEL! Bizden görünüp aslında YAHUDİ BARONLARA sırtını dayayan içimizdeki yabancılar. Pilavın içindeki beyaz taşlar!
Neden? Çünkü İsrail devlet geleneğinde ve yaşamında vardır! HİLELERLE GİDİN ve SAVAŞ ÇIKARIN! Bu onların çok önem verdiği bir sözdür!
Bizler Osmanlı'nın son dönemlerinde ve Cumhuriyet'te bize benzeyen ancak bizden olmayanları hiç göremedik! Anlayamadık!
Özellikle yeraltına inen ve orada güç toplayan örgütlerle, organizasyonlarla hiç baş edemedik! Oysa güç bunlarda ve bunlar da yerin altındaydı!
Karanlık ve bizim görmediğimiz yerlerdeydi! Obama da, Putin de, tıpkı Erdoğan gibi bunlarla uğraşmaktaydı!
Ancak Türkiye'nin farklı bir yönü vardı!
Sistemde bunların ağırlığı çoktu! Bir yanda İngiltere, bir yandan Yahudi Baronlar ülkeyi kimseye bırakmak istemiyordu! PARALARINA ve kurdukları İLETİŞİM AĞINA çok güveniyorlardı! Medya, sosyal medya ve iletişimin her türlüsünü kullanarak DÜŞÜNMEMİZİ İSTEDİKLERİNİ DÜŞÜNDÜRÜYORLARDI! Logolarıyla, amblemleriyle, sloganlarıyla hayatımızın bir parçası oluyorlardı! Ama biz bunlara hiç takılmazdık!
Sadece PARANIN yetmeyeceğini bilenler MEDYA ile bunu ayakta tutuyor ve hedef gördükleri ülkeleri çökertiyorlardı! Sistemler ya da liderler bu yöntemle gidiyordu!
Daha Londra Olimpiyatları'na 5 yıl varken birileri 2007'de oyunların LOGOSUNU sipariş verdi! 1 milyon dolarlık bir işti!
Birkaç çizgi çizecek ve milyon dolar yer değiştirecekti! Aslında paradan daha önemlisi buradaki MESAJ'dı!
Hiç önemsemediğimiz ve bilinçaltına yolladığımız mesaj! İki reklamcı arkadaş olan Michael Wolff ve Wally Olins 1965'te WOLFF OLINS isimli reklam şirketini kurdu! Hızla büyüdü! Hamburg, Paris, San Francisco, Dubai, Lizbon ve New York'a uzandı!
İki kafadar işleri genişletti! Enerjiden, çikolata sektörüne kadar açılmışlardı! ÜST AKIL'dılar artık! Önemli operasyonlar onlara sorulmadan yapılmıyordu!
5 yıl öncesinden de çok özel bir sipariş aldılar! Londra Olimpiyatları'nın logosunu yapacaklardı! Çalışmaya başladılar!
Kimselere bir şey sızmadan hummalı bir tempo ile gittiler! Ve günü geldiğinde LOGO'yu açıkladılar! Tabii herkes HAZIR KITA durumundaydı! Eller havaya kalktı ve alkış kıyamet...
Oysa ortada son derece sıradan bir çalışma vardı! Ama kimse yazamıyordu!
Belki de kimse anlamıyordu! Ama verilen MESAJ çok netti!
İngilizler'in yani Kraliçe'nin PARASIYLA SİYONİZME hizmet ediliyor ve katkı sağlanıyordu!
Çünkü LOGO ortada ve her şeyi anlatıyordu...
2012 YAZMAK için ZİON yazılıyordu!
Karanlık ilişkiler, masonik bağlar Londra'ya bir kez daha damga vuruyordu! ZION yazısının üstüne bir de kamufle etmek için olimpiyat halkaları koyuluyordu!
Dünya, HALKALARIN eski Yunan'dan geldiğini sanıyordu!
Oysa gerçekte hiç böyle bir şey yoktu! Masonların anlayabileceği bir modeldi bu da! Fransız ünlü MASON Coubertin'in fikriydi olimpiyat! Yunan'la aslında hiç ilgisi yoktu!
Hele çember, halka ve dairenin Yunan kültürüne bir yakınlığı yoktu! Ama SİYONİZM için önemliydi! Olmalı ve her yerde görülmeliydi!
Londra'daki olimpiyat logosunu yapanlar da YAHUDİ'ydi!
Daha sonra 2001'de Wolff Olins'i bünyesine alan OMNICOM'da garip ve büyük bir devdi! Kimse ZAR ATMIYORDU! Günlük hayatımızda böyle onlarca yüzlerce LOGO elimizden, önümüzden geçiyordu! Bilmeden bu organizasyona boyun eğiyorduk!
Para, banka, reklam ve medya kazanıyor ne hikmetse ORTADOĞU kaybediyordu!
Aslında bizim paramızla bizi yönetiyorlardı! Üç kuruşluk maliyeti olan DOLARLA yani kağıt parçasıyla dünyayı titretiyorlardı! Londra olimpiyatlarında slogan BİR KUŞAĞA İLHAM VER'di...
Yani herkesi kendi istedikleri yaşam şekline ve düşünce kalıbına sürüklüyorlardı!
Günlük hayatta biz bunu asla ve kat'a göremez, hissedemezdik!
Çünkü yüzlerce binlerce AKILLI ADAM bir organizasyona çalışıyordu!
Ortak AKIL vardı!
Biz ise dağılmayı, kavga etmeyi, ötekileştirmeyi, dışlamayı, reddetmeyi, sabırsızlığı çok seviyorduk!
Büyük insan gibi davranıyor küçücük düşünerek yaşıyorduk!
Dediğim gibi onlarca ürün ve onlarca mesajı burada sıralayabilirim!
Bu onları büyütür! Ve yenilmez kılar!
Aslında güçlü olan bir azınlık değil MİLLETTİ! Ama doğru bir iletişimle konuşan kitle! Birbirinden kopmadan birbirini anlamaya çalışan insanlar güçtür!
Ülkeler de devletler de böyle büyürdü!
Dışarıdan gelen hiçbir şeyi sorgulamayan insanlar kendi siyasetçileri, kendi çocukları bir tek söz etti mi kıyamet koparıyordu! NEDEN? Obama ve onu getiren güç aslında bu organizasyona başkaldırdı! Putin de, Erdoğan da aynı şeyi yaptı!
Ama yeraltına inen ve birkaç koldan örgütlenen bir organizasyonla baş etmek hiç kolay değildi! Bugünden yarına olacak iş değildi! Ama yola çıkıldı! Parayı ve medyayı kullanarakVAROLAN güç bir yerde yıkılmasa bile SINIRLANDIRILMALI'ydı!
Türkiye bunların uzmanlık alanıydı!
Para, medya, tarikat, reklam, faiz, döviz ne ararsan var! Olimpiyat halkasındaki halkaların her biri ayrı anlam taşır! Bu adamların dünyayı nasıl parsellediğini anlatır! Barış, rekabet, yarışma, huzur değildir istenen!
Türkiye'nin başını çektiği coğrafya onların sözünü dinlediği sürece ayakta kalacaktı! Yaşayacaktı!
Bizim rolümüz söz dinlemekti!
Uslu çocuk olunca dövize, faize ve içerideki karışıklığa müdahale edemiyordun!
Sorunlarını çözmeye kalkınca YARAMAZ oluveriyordun!
Onların "KÖTÜ!" dediğini bir kez daha düşünmeye başladığımızda maç dengeye gelirdi!
İçimizden çıkan yani bu toprağın çocukları onlar için KÖTÜ ise bilin ki bizim için süperdi!
Hile ile geldiklerini hiç unutmayın!
Ergün Diler / Takvim

Londra Olimpiyatları ve Illuminati
1995 yılında Illuminati, paravan bir şirket vasıtasıyla “Illuminati Card Game” isimli bir oyun setini piyasaya sürdü. Bu kartların üzerinde çeşitli çizimler ve altında o çizimlerle ilgili bilgiler yer almakta. Bu çizimlerde, Illuminati’nin dünyayı yönetmekte kullandığı yöntemler ve gelecekte yapacağı bazı işler yer almakta.
İşte o kartlardan biri, ”Combined Disasters”
Bu kartın Japonya depremiyle ilgisi olduğu düşünülüyordu. Çünkü kartta görüken yıkılan saat kulesi Japonya’da ki Wako Saat Kulesi’ne çok benziyordu. Saatte akrep 3’e çok yakın bi yerde duruyor, yelkovan ise 11’de. Japonya depremi 11 Mart’ta oldu. Yani 11 03. Ee tabi ayı başa alarak yazıyor. Al sana 3 11.
Şimdi bu saat kulesinin bir benzeri de Londra’da bulunmakta. Hepimizin bildiği bir ikon bu, hatta bu saat kulesi çok meşhur, Doctor Who’da zırt pırt çıkıyor “Big Ben”. 
Olay şu; karttaki önde duran elemanların kıyafetlerinin renklerine dikkatli bakın. 
Beyaz, yeşil, sarı, mavi ve kırmızı değil mi? 
Gelin bi de olimpiyat halkalarının rengine bakalım.
Allah Allah tesadüfe bak ya? Arkadaki elemanlar renksiz, öndekiler renkli hem de bu renklerle aynı renkte.
Londra Olimpiyatları’nın maskotlarını gördünüz mü? Tanıştırayım, Wenlock ve Mandeville.
Şu ana kadar olimpiyatlarda maskot olarak hep hayvanlar kullanıldı. Ne diye bunları seçtiler? Niye tek gözlüler? Şirin gibi tanıtsalar da hiç şirin değil. Bu Deccal’dir.
Bir de olimpiyat stadı var ki, takdire şayan. Hele şu ışıklara bak sen, üçgen üçgen. ÜÇGEN. O kadar şekil varken insan niye stadyumun ışıklarını üçgen şeklinde yapar ki? Tam olarak üçgen de değil, üst kısmı alt kısımla ayrılmış. Şimdi ben çok iyi bilmiyorum daha mı iyi aydınlatır daha mı kötü aydınlatır ama şu ana kadar en meşhur stadlarda hiç bu tip bir ışıklanırma kullanılmamıştı? İnsanoğlu o kadar teknolojiyi buldu, uzaya çıktı da bulunmadık bi stad ışıkları mı kaldı? Afedersiniz her kuşu uçurduk da bi leylek mi kaldı?
Uyan


20 Temmuz 2014 Pazar

Dünya dönüyor ama nasilmi?

Başbakan Erdoğan önceki gün "Nerede bu İslam dünyası, Gazze katliamına neden sessizler" diyor haklı olarak.
Gerçekten çocuklar bombalanırken, bebeler HAYDUTLARtarafından öldürülürken Araplar nerede?
Haydi gelin iz sürelim.
22 Arap ülkesi var.
Büyük çoğunluğu petrol milyarderi.
İngiliz ve Amerikan şirketleri petrolü çıkarıyor, büyük vurgun yapıyor.
Ülkelerin başındaki krallar ve şeyhler de artan parayı cebe indiriyor.
İngiliz, Amerikan ve İsviçre bankalarının kasaları, bu kralların ve şeyhlerin milyarlarca dolarıyla tıka basa dolu.
Müthiş bir sistem kurdular yüz yıl önce.
Petrol yatakları ile dolu Osmanlı'yı içerideki yerli HAİN'lerle paramparça ettiler.
Ortaya çıkan Arap ülkelerini kendilerine bağladılar. En ufak isyan düşüncesinde bile darbelerle indirdiler tepedekileri.
Arap ülkelerinde kral veya yöneten olmak istiyorsan Londra'da diz çökecektin, Amerika'da el öpecektin, Tel Aviv'de üç maymun olacaktın. Sahipler ve efendiler böyle diyordu, düzen böyle kurulmuştu.
Onun içindir Londra Arap kaynıyor.
Petrolden kazanılan milyarlarca dolar burada emlakçıları zengin ediyor.
2011 verilerine göre İngiltere de tam 114 bin 500 seçkin, sosyete milyarder Arap yaşıyor. "Tanrı Kraliçe'yi korusun"diye slogan atan İngilizler'in Başbakanları da "Tanrı Şeyhleri korusun" diye dua ediyor.
Geliyor bir Arap petrol şeyhi Arsenal'i satın alıyor. Sadece Arsenal Stadı'nın isim hakkına Emirates Havayolları'ndan 100 milyon sterlin geliyor.
Birleşik Arap Emirlikleri kraliyet ailesi 210 milyon pound ödeyerek Manchester City'e patron oluyor, sadece transfere 100 milyon sterlin ayırıyor.
En zengin kulüp başkanı Chelsea'nin Yahudi Patronu Abromowich'di.
İngiltere liginde en zengin ünvanını 1 trilyon dolarlık servetiyle Birleşik Arap Emirlikleri Kraliyet ailesi aldı.
Londra ve New York'a Müslüman Araplar'ın petrol kuyularından çıkan milyar dolarları akıyor.
2008'de Araplar'ın petrol geliri 465 milyar dolardı. 2010'da ham petrolden kasalarına 450 milyar dolar girdi.
2011'de ise 11 petrol ihraç eden Arap ülkesinin geliri 624.8 milyar dolara yükseldi.
2012'de rakamlar 1.2 trilyon dolara çıktı.
Onun içindir Londra'nın en sosyetik iki semtinde yaşayanlar içinde Arap nüfusu birinci sırayı alıyor.
Kralların, şeyhlerin çocukları İngiliz okullarında okuyup en zengin semtlerde alışverişe çıkıyor, bir mağazadan 100 bin sterlin boşaltarak ayrılıyor.
Hem petrollerini çıkarıyor İngilizler, hem de en çok payı alıyor kuyulardan.
Ve Araplar'a bıraktıkları paraları da Londra'da geri alıyorlar.
Lordlar kamarasının her toplantsı kilise tarafından atanan 26 psikoposun duasıyla başlarken, Londra sosyetesi Araplar için de tam 85 Şeriat mahkemesi kuruluyor.
İngiliz aklı Arap parasını soyup soğana çevirmek için her yolu deniyor.
Sadece Körfez İşbirliği Konseyi'ne üye 6 Arap ülkesinin 2012 bütçe fazlalığı tam 558 milyar dolardı.
Sadece 2012'deki fazlalığı Filistin'e verseler, bugün ortada İsrail diye bir devlet olmazdı.
14 yıl önce Türkiye'nin de Arap ülkelerinden farkı yoktu.
Bizim de tıpkı bugünün Araplarında olduğu gibi kafamızı kuma gömerek yönetiyorlardı.
Tek farkımız petrolümüz yoktu.
Var olan paramızı da bankalarımızı hortumlayarak götürüyorlardı.
Göbekten bağladıkları medyamıza "Aman yeşil sermaye, Arap parası gelmesin, İRTİCA" diye yaygara attıyorlardı.
Borç-faiz batağına gırtlağa kadar sokarak soyuyorlar, köleye çevirip istedikleri İngiliz somunseverini başımıza seçtiriyorlardı..
Bizim de Londra sosyetesinde ağırlanan zenginlerimiz hep vardı. Ve hala var.
Erdoğan "Nerede İslam dünyası" derken aslında sorunun cevabını biliyor.
Londra'dalar, New York'talar, para harcıyorlar.
O paralardan da İsrail'e vergi gidiyor, silah olarak dönüyor.
Dünya da böyle dönüyor işte!!!