AR-GE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
AR-GE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2014 Salı

ABD ve İsrail Türk mucidin peşinde



Özel dedektif Bilal Kartal’ın dünyada ilk ve tek diye nitelendirdiği cihazın yaklaşık maliyeti 50 bin TL civarında. Kartal, 15 senede geliştirdiğini belirttiği cihazı için, Amerika, İsrail ve Japonya’dan talep olduğunu söyledi. 
48 saat içinde kaybolan parmak izlerini yeniden belirginleştirebiliyor
Celal Bayar Üniversitesi’nin de Ar-Ge bakımından destek verdiği cihaz, 48 saatte kaybolan parmak izlerini yeniden belirgin hale getirebiliyor. 
Dünyada üç çeşit parmak izi alma sistemi olduğunu belirten Kartal, kendi icat ettiği sistemin dördüncü bir sistem olduğunu iddia etti. Cihazdan yüzde 95 oranında sonuç aldıklarını kaydeden özel dedektif Kartal, “Diğer sistemlerde var olan parmak izini elektronik ortamlara en iyi şekilde aktarma çalışmaları yapılmaktadır. Bizim sistemimizde parmak izine direkt müdahale edilerek parmak izinin hatlarını belirginleştirip, elektronik ortama alıyoruz. Yetişkin bir insanda 2-3 günde parmak izi kaybolur. Bizim cihazımızda bir hafta-10 gün geçse de parmak izini tekrar geri getirebiliyoruz” dedi.
“TÜRKİYE’DE ÜRETMEK İSTİYORUZ”

Cihazı birçok yabancı ülkenin de istediğini vurgulayan Kartal, bu teklifleri değerlendirmediğini ifade ederek, “Türkiye’de üretilmesini ve Türkiye’den satışının yapılmasını istiyoruz. 15 sene sonunda Celal Bayar Üniversitesi de projemize destek verdi. Onların da destekleriyle cihazımızın prototipini hazırladık” diye konuştu.
Dört termal kameranın bulunduğu cihaz, mor ötesi ışıklar sayesinde, ceset üzerinde herhangi bir yabancı madde 'saç kılı, sperm, kan, kimyasal kalıntı gibi olduğunda bu cisimler kayıt altına alınıyor.

21 Haziran 2014 Cumartesi

General Electric AR-GE'yi Türkiye'ye taşıdı


General Electric (GE), Türkiye'nin havacılık sektörüne destek olarak, havacılık mühendisliği ekibi için yeni bina açılışını duyurdu. GE, Türkiye'deki 900 milyon dolarlık yatırım taahhüdü kapsamında Türkiye Teknoloji Merkezi'ni büyütüyor.
GE'nin dünyadaki 9 mühendislik merkezinden biri olan Türkiye Teknoloji Merkezi (TTC), havacılıkla ilgili araştırma, geliştirme çalışmalarını desteklemeye odaklanıyor. TTC'de 300'e yakın Türk mühendisi, GE Havacılık'ın ticari ve askeri uçak, gemi tasarım ve teknolojisini geliştiriyor.
KİLOMETRE TAŞI
GE Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Canan Özsoy: 'Laboratuvarın açılması, havacılık sektörü için önemli kilometre taşlarıdır. D900 milyon dolarlık yatırım taahhüdümüz kapsamındaki bu büyüme, sahip olduğumuz mühendislik yeteneğini yansıtmaktadır. '

2 Nisan 2014 Çarşamba

Havelsan gözünü uzaya dikti


Yamaç, özellikle Orta Doğu'da yürüyen birçok projeleri olduğunu ifade ederek, bölgenin kendileri için çok önem taşıdığını belirtti.
Havelsan'ın simülatör alanında oldukça güçlü yetenekleri olduğunu ve bunu geliştirmeye devam ettiklerini kaydeden Yamaç, "Simülatör alanındaki yeteneklerimiz denizin altından başlıyor, uzaya kadar gidiyor. Burası gerçekten geniş bir çerçeve. Şu ana kadar ürettiğimiz simülatörler havacılık ağırlıklı. F-16'lara ilişkin 6 ayrı merkezdeki teslimatları aralık ayında törenle yaptık. Kara Kuvvetleri Komutanlığı için helikopter simülatörleri yaptık. Şimdi Atak helikopterlerinin simülatörlerini de Havelsan yapıyor. Bu çalışmalarımız devam ediyor" diye konuştu.
"Havelsan güvenirliliği ile ön planda"
Havelsan'ın, siber güvenlik noktasında kritik bir alan olan yazılım sektöründe güvenilirliliği ile ön plana çıktığını ifade eden Yamaç, yazılımların güvenilir yerlerden tedarik edilmesi gerektiğini, aksi takdirde verilerin çalınması gibi riskler yaşanabileceğini kaydetti.
"Havelsan'ın yaptığı işler sanki terzi işi gibi, müşterinin ihtiyaçlarına göre" diyen Yamaç, farklı ürünler geliştirebilmek için Ar-Ge yatırımlarına hız verdiklerini söyledi. Bu çerçevede Ar-Ge yatırımlarını 11 milyon liradan 22 milyon liranın üzerine çıkardıklarını belirten Yamaç, "Yerli ürünler çıkarma noktasında önemli adımlar attık. Şimdi uzayda da çalışmalar yapmak üzere girişimlerimiz var. Bunlar kaçırılmaması gereken adımlar. Önümüzdeki dönemde hedefimiz, Amerika'ya dahi yazılımla ilgili işler satmak olacak. İnşallah, 2014 yılında ihracat noktasında önemli gelişmeler olacak" diye konuştu.
"Simülatörde dünya ile yarışıyoruz"
Simülatör konusunda dünya ile yarıştıklarını ve bunun güzel bir gelişme olduğunu vurgulayan Yamaç, "Simülatörlerimiz sadece helikopter, uçak veya denizaltı değil. Füze simülatörleri, kara araçları simülatörleri, topçu simülatörleri ve sivil alanda yaptığımız simülatörler gibi çok farklı ürünlerimiz var. Yakın gelecekte yine Pakistanlı dostlarımızın Irak'a sattığı uçakların simülatörü konusunda önemli gelişmeler var. İnşallah yakın zamanda onları da imzalarız" ifadesini kullandı.
Havelsan'ın yeteneklerinin sadece simülatörle sınırlı kalmadığını, birçok alanda yazılım geliştirdiklerini anlatan Yamaç, "İç pazarda satmamızın ardından Pakistan ve başka yerlere de pazarladığımız 'Kurumsal Kaynak Yönetimi' dediğimiz sistemimiz de var. Aynı sistemin bir diğerinin Katar'a da yapılmasına ilişkin planımız var. Teklifimizi sunduk, gayet güzel gelişmeler var. Katar'da askeri yetkililerle yaptığımız toplantılarda bu konular gündeme geldi. Gelişmeler gayet güzel. Bölge kaçırmamız gereken bir bölge" değerlendirmesinde bulundu.
Yamaç, Katar'a Gemi Entegre Savaş İdare Sistemi (GENESİS) konusunda da teklif sunduklarını bildirdi. Söz konusu sistemle fırkateynler merkezi komuta ve kontrol, deniz top atış desteği ile savaş sisteminde yüksek otomasyon gibi kabiliyetler kazanabiliyor.

26 Mart 2014 Çarşamba

Acem kızına Adana'dan güzellik

Son yıllarda kimya sektöründeki atılımıyla dikkat çeken Çukurova ekonomisi, butik kozmetiğe yöneldi. Başta İran olmak üzere birçok Ortadoğu ve Körfez ülkelerine özel kozmetik ürünleri tasarlayan firmalar, bu sayede küresel arenadaki dev markaların önüne geçmeyi başardı. İranlı kadınların ciltlerinin daha kalın olduğunu tespit eden firmalar, kremden makyaj malzemesine kadar ürettikleri tüm ürünleri bu durumu dikkate alarak geliştirdi. Ekonomi Bakanlığı'nın da desteğini alan Çukurova Bölgesi'ndeki 18 firma, Ortadoğu'ya özel 41 farklı yeni ürüne imza attı. 3 yıldır saç bakımı üzerine faaliyet gösteren Three Kozmetik, İranlı kadınlara özel bir şampuan geliştirdi. Yalnızca güneşten alınan vitaminleri içeren şampuanı hazırlayan kozmetik firması kısa sürede ihracata başladı. Saç boyası da üreten şirket, dünya devlerinin standart üretimlerinin aksine saç telleri daha kalın olan İranlı kadınlara özel boya da geliştirdi. 

KADIN GİRİŞİMCİNİN BAŞARISI 

Adana'da fark yaratan başka bir firma ise Münevver Yalçın tarafından kuruldu. Saç dökülmesine karşı ilk patentli buluşlardan birine imza atan Yalçın, çıtayı bir üst lige taşımayı başardı. Yalçın "Saç rahatsızlıklarına karşı eşsiz bir ürün oldu. Hiçbir kimyasal karışım içermiyor. İkinci buluşumuz ise yanıklara karşı. Bu ürünle yaralar iz bırakmadan iyileşiyor" dedi. 

5 Ocak 2014 Pazar

Türkiye kürk üretiminde dünyanın zirvesinde

Türkiye, ‘yünlü deri’ diye bilinen kürk üretiminde, İtalyan ve İspanyollar’ı sollayarak dünyanın bir numarası oldu. Dünya jet sosyetesinin kürkleri Türk dericilerden gidiyor.

Son yıl­lar­da­ki atı­lım­la­rıy­la dün­ya pa­zar­la­rın­da­ki ağır­lı­ğı­nı ar­tı­ran Türk de­ri sek­tö­rü, yün­lü de­ri­de dün­ya­nın bir nu­ma­ra­sı ol­du. De­ri­ci­ler, pi­ya­sa­da ‘kür­k’ ola­rak bi­li­nen yün­lü de­ri­de, hem üre­tim mik­ta­rı hem de ka­li­te açı­sın­dan ra­kip­siz. En önem­li­si de Tür­ki­ye­’de üre­ti­len kürk­le­rin, av hay­van­la­rın­dan el­de edi­len de­ri­ler ol­ma­ma­sı. Türk De­ri Vak­fı Baş­ka­nı Ru­ken Mız­rak­lı, “Dün­ya­ya kürk sa­tı­yo­ruz ama av hay­va­nı de­ğil, eti için ke­si­len hay­van­la­rın de­ri­le­ri­ni kul­la­nı­yo­ru­z” de­di.

Mil­li ser­vet çö­pe gi­di­yor

Yıl­da 4 mil­yar do­lar­lık ih­ra­cat ya­pan ve ta­sa­rım­da­ki ba­şa­rı­sı ile yurt­dı­şın­da bü­yük ta­lep gö­ren Türk de­ri sek­tö­rü, yur­ti­çin­de­ki yan­lış hay­van ke­sim­le­ri se­be­biy­le, ham de­ri­de it­ha­lat­çı du­ru­ma düş­mek­ten şi­kâ­yet­çi. Ham de­ri­nin bü­yük kıs­mı­nı it­hal et­mek zo­run­da kal­dık­la­rı­nı be­lir­ten Mız­rak­lı, şöy­le de­vam et­ti: “Kü­çük­baş­ta it­ha­lat ora­nı yüz­de 85’i bu­lu­yor. Za­ten az olan de­ri­yi bir de iyi sak­la­ya­mı­yo­ruz. Yan­lış ke­sim ya­pı­lı­yor. Mil­li ser­ve­ti­miz çö­pe gi­di­yor.”

Dün­ya­da de­ri ar­zı son yıl­lar­da sü­rek­li aza­lı­yor. Bun­da hem hay­van­cı­lı­ğın hem de et tü­ke­ti­mi­nin düş­me­si­nin önem­li ro­lü var. Mız­rak­lı­’ya gö­re bu du­rum sek­tör­de fi­yat­la­rı ar­tır­dı. De­ri sek­tö­rü ham de­ri­de it­ha­lat­çı ol­sa da, ham de­ri­yi iş­le­ye­rek yük­sek kat­ma de­ğer­le sat­ma­sıy­la öne çı­kı­yor. En bü­yük ih­ra­cat pa­zar­la­rı Av­ru­pa ül­ke­le­ri­nin ya­nı sı­ra Rus­ya ve Çin. Mız­rak­lı, “İ­tal­ya­’dan bi­le ham de­ri alı­yo­ruz ve on­la­ra iş­len­miş ola­rak ge­ri sa­tı­yo­ru­z” de­di.

Ta­sa­rım ve Ar-­Ge

Ru­ken Mız­rak­lı Tür­ki­ye gi­bi ül­ke­le­rin ih­ra­cat­la­rı­nı ar­tır­ma­sı­nın yo­lu­nun ar­tık mik­ta­rı de­ğil kat­ma de­ğe­ri ar­tır­mak­tan geç­ti­ği tes­pi­ti­ni ya­pa­rak, de­ri sek­tö­rü­nün de bu­na odak­lan­dı­ğı­nı söy­le­di. De­ri ürün­le­rin­de en faz­la ha­fif­li­ğin ta­lep edil­di­ği­ni vur­gu­la­yan Mız­rak­lı, de­ri ce­ket­te 600 gra­ma ka­dar düş­tük­le­ri bil­gi­si­ni ver­di. Rus­ya gi­bi çok so­ğuk böl­ge­ler­de, so­ğuk­tan ko­run­mak için de­ri­nin zo­run­lu­luk ol­du­ğu­nu ha­tır­la­tan Mız­rak­lı, ta­sa­rım ve Ar-­Ge ile çok so­ğuk ol­ma­yan böl­ge­ler­de de de­ri­yi ter­cih edi­le­bi­lir ha­le ge­tir­dik­le­ri­ni ifa­de et­ti.

Çizmeleri çekip fabrikaya gidiyorum

Ruken Mızraklı, tamamen erkek egemen bir sektördeki tek kadın üretici. 1990 yılından bu yana ortağı Seyit Ali Gündüz ile deri üretimi yapan Mızraklı, “Çizmeleri çekip fabrikaya girmeden bu iş olmaz. Gereğini yapmak zorundayız. Ben de öyle yapıyorum ama işimi seviyorum” ifadesini kullandı.

Mızraklı: Bütçemizi içeride kullanamıyoruz

Dış pi­ya­sa­da çok ta­nı­nan ve ta­lep gö­ren Türk de­ri­si­nin, içe­ri­de ay­nı oran­da bi­lin­di­ği söy­le­ne­mez. Bu­nun en önem­li se­be­bi ta­nı­tım büt­çe­le­ri­nin yurt­dı­şın­da kul­la­nıl­ma zo­run­lu­lu­ğu. Mız­rak­lı, “Ta­nı­tım büt­çe­si ken­di pa­ra­mız ama dev­let bu­nun yüz­de 90’nı­nı yurt­dı­şın­da kul­lan­ma zo­run­lu­lu­ğu ge­ti­ri­yor. De­ri Ta­nı­tım Gru­bu da­ha çok dı­şa­rı­sı için ça­lı­şı­yo­r” de­di.

19 Kasım 2013 Salı

İlk yerli piyade tüfeğini


Türkiye’nin ilk yerli piyade tüfeğini üreten Sarsılmaz Silah Sanayi’nin Yönetim Kurulu Başkanı Latif Aral Aliş, Ar-Ge çalışmalarında TÜBİTAK’tan büyük destek aldıklarını söyleyerek “2014’te 5 ülkeyle ihracata başlıyoruz, bu sayı zamanla artacak.” dedi.
Sarsılmaz Silah Sanayi’nin Yönetim Kurulu Başkanı Latif Aral Aliş, ‘Türkiye’nin ilk yerli piyade tüfeği’ diye nitelenen SAR223’ü ocak ayında ihraç etmeye başlayacaklarını söyledi. 4 yıl süren Ar-Ge çalışmaları esnasında TÜBİTAK’tan ciddi destek gördüklerini kaydeden Aliş, “Türkiye’nin ilk ve tek yerli piyade tüfeğini her yere satacağız. İlk yıl hedefimiz 5 ülkeye ihraç etmek. Yaptığımız ürün emsallerinin en iyisi ve en üstü.” dedi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) SAR223’ü şu ana kadar almaya yanaşmadığını aktaran Aliş, devlet lisansıyla Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu’nda (MKE) üretilen MPT’nin tercih edildiğini vurguladı. Aliş, bu çerçevede TSK için MPT lisansıyla fason üretimde yapabileceklerini kaydederek “İlla bizim ürettiğimiz alınsın diye bir ısrarımız yok. Sevindirici olan ithal alalım gitsin zihniyetinin yerine içeride ürettiğimiz silahı hem TSK’da hem de Emniyet Genel Müdürlüğü’nde kullanalım hassasiyetinin olmasıdır. Yıllarca bunun mücadelesini verdik. Yerli sanayi çok zorluklar yaşadı. Hükümetin destekleri çok önemli. Savunma Sanayi İcra Kurulu tarafından alınan kararın akabinde biz hem kendi tüfeğimizi hem de devletin kendisinin sahip olduğu projedeki tüfeği imal edebiliriz. Devlet kuruluşunun imalatıyla birlikte bu özelliğe sahip kuruluşlara da imal etme hakkı verilmesi öngörülüyor.” değerlendirmesinde bulundu. Aliş, savunma sanayiindeki son gelişmeleri SKYTÜRK360’ta Zaman Ekonomi Editörü Turhan Bozkurt’un hazırlayıp sunduğu Üç Nokta’da anlattı. Aynı zamanda Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçı Birlikleri Başkanı olan Aliş, Türkiye’nin 4,5 milyar dolar savunma sanayi bütçesi olduğunu belirtti. Dünyada 200’den fazla ülkenin savunma ihracatını yaptığına dikkat çeken Aliş, bu kadar ülke içinde sadece 7 ülkenin pastanın yüzde 74’ünü elinde bulundurduğunu söyleyen Aliş, “Bunlar; Amerika, Rusya, İngiltere, Çin, Fransa, İtalya, Almanya’dır. Yani dünyaya 7 ülke hâkim, bu hâkimiyeti hiç kimse kaybetmek istemez. Dolayısıyla bizim yerli sanayiciler olarak ciddi rakiplerimiz var.” şeklinde konuştu. Savunma sanayii ile teknolojik gelişmeler arasında kuvvetli bir bağ olduğunu ifade eden Aliş, “Dünyadaki bütün büyük gelişmeler savaşlarda olmuştur. İnternet, Körfez Savaşı’nda bulundu. Dünyadaki bütün kimyasal ve elektronik atılımlar savaşlardan sonra oluştu.” dedi.
    Türkiye’nin savunma sanayii ihracatı 1 milyar 370 milyon dolara ulaştı, 2023’teki hedefi ise 25 milyar dolar. Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçı Birlikleri Başkanı Aliş, ihracat kalemi içinde en hızlı artışın kendi sektörlerinde olduğunu bildirdi. Aliş, Milli Savunma Bakanlığı’nın ihracatı önemsemesi, Ekonomi Bakanlığı’nın da ihracatı ayağa kaldırmak için yapmış olduğu katkılarla şu an savunma sanayii ihracatının önemli noktalara geldiğini söyledi.
    Ülkemizde tabanca almak isteyenlerin çok büyük bürokratik zorluklar yaşadığını söyleyen Aliş, Türkiye’nin silaha ilgi duyma konusunda son sıralarda yer aldığını ifade etti. “Amerika’nın nüfusu 300 milyon, Amerika’daki silah sayısı 285 milyondur. Almanya Türkiye’nin 5 misli, İtalya’da Türkiye’nin silah sayısının 10 misli.” bilgisini veren Aliş, ruhsatlı silahlarla suç işleme oranı düşük olduğundan dolayı Türkiye’de magandaların arttığını söyledi Aliş, emniyetin verilerine göre ruhsatlı silahla yapılan suçun yüzde 1’den daha düşük, ruhsatsız silahta ise yüzde 10 olduğunu aktardı.

26 Eylül 2013 Perşembe

Türk mühendislerden müthiş buluş


Yüzde 99'luk başarı
Türk kimyacıların geliştirdiği boya sayesinde elektromanyetik radyasyon yüze 99 oranında engellenebiliyor. Geliştirilen boya İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik elektronik laboratuarlarından ve Fizik Mühendisleri Odası onay aldı.Kimya mühendisi Ercan Tokdemir, oluşturduğu Ar-Ge ekibiyle beraber 3 yıldır üzerinde çalıştığı boyayla büyük bir başarıya imza attı. Astar boya şeklinde duvara uygulanan boyanın üzerine normal boya yapılıyor. Boyanın çocuk odalarında, hastane ve okullar dahil tüm yaşam alanlarında kullanımının elektromanyetik radyosyona engelleyeceği belirtiliyor. Ürünü İstanbul Teknik Üniversitesi elektrik elektronik laboratuarları, fizik mühendisleri odası inceleyerek onaylamış durumda. Ayrıca boya için patent başvurusu da yapıldı.
Dünyada bu boyanın bir benzeri daha var fakat içeriğinde ağır kurşun olduğu için tercih edilmiyor. Kurşun maddesi insan sağlığı için tehlike oluşturmakta yerli üretim boyada ise sağlık açısından her hangi bir sakınca bulunmuyor. Geliştirilen boyanın uygulandığı odada ölçülen elektromanyetik radyasyon değeriyle boya uygulanmamış odadaki radyasyon değerleri arasında yüzde 99'luk fark görülüyor.
Başardık
Yüksek Kimya Mühendisi Nalan Gülçin Kaykaç, "Firmamız yaklaşık 2,5 yıldır yürütmekte olduğu bi Ar-Ge çalışmasının sonucunda elektromanyetik radyasyonu kalkanlayan bir boya geliştirmeyi başardı. Ürünümüzün etkinliği İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından fizik mühendisleri odası tarafından ve çeşitli dernekler tarafından test edildi. Elektromanyetik radyasyonun çocukları yetişkinlerden daha çok etkilediği deneysel çalışmalar sonucunda kanıtlanmış bir şey dolayısıyla geliştirdiğimiz bu ürünün özellikle bebek odalarında, çocuk odalarında ve yatak odalarında kullanılması gerektiğini düşünüyoruz." bilgisini verdi.
Kimya mühendisi Ercan Tokdemir de "3 senedir bu elektromanyetik radyasyondan koruma üzerine çok etkin bir ürün geliştirdik. Bu arada patent başvurularımızı yaptık umuyoruz ki çok etkin bir ürünü piyasaya yakın zamanda süreceğiz" dedi.
Yakın zamanda piyasaya sürülecek olan elektromanyetik radyasyonu kalkanlayan boyanın yalnızca Türkiye de değil dünyada ilgi görmesi bekleniyor.