7 Aralık 2013 Cumartesi

Sinan'ın 5 asırlık köprüsü yıkılıyor


Her gün yanından binlerce aracın geçtiği Mimar Sinan'ın Halkalı-Güneşli kavşağındaki az bilinen eserlerinden Odabaşı Köprüsü ihmalden çürüyor. Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi yazarı, tarihçi ve Mimar Sinan'ın eserleri üzerine araştırma yapan Osman Doğan, Sinan'ın cami, medrese, türbe gibi dini yapıların yanında sivil mimarinin en güzel örneklerinden sayılan çok güzel köprüler de inşa ettiğini kaydederek, tezkirelerden ve diğer vesikalardan Mimar Sinan'ın 12 köprü yaptığının anlaşıldığını bildirdi. Osman Doğan, Mimar Sinan'ın köprülerinden birisinin de İstanbul'da Basın Ekspres yolu kenarında Ayamama Deresi üzerinde Küçükçekmece ilçesini Bağcılar'a bağlayan Halkalı-Güneşli kavşaklarının arasında sıkışıp kalan üç gözlü Odabaşı Köprüsü olduğu bilgisini verdi.
BÜYÜK SAYGISIZLIK
Köprünün bugün yeni yolun seviyesinin altında kaldığını belirten Doğan, şu bilgileri verdi: 'Bu köprü yıllarca nice sellere dayandı ve ayakta kalmayı başardı. Ancak 9 Eylül 2009'daki sel felaketinde, Basın Ekspres Yolu Halkalı dönüşünde sel sularının 2 metreyi bulması üzerine yüzlerce araç suyla sürüklenerek köprünün sel yaranlarına ve gövdesine çarptı. Felaketin üzerinden 4 yıl geçti. Bu esnada Ayamama deresi üzerinde ve özellikle Çobançeşme mevkisinde belediye tarafından dere yatağı genişletildi ve köprüler yenilendi. Ancak devamlı övündüğümüz Mimar Sinan'ın köprüsüyle alakalı herhangi bir proje ve çalışma yapılmadı. Bu, Mimar Sinan'a saygısızlıktır.'

6 Aralık 2013 Cuma

1,5 saatlik yol 6 dakikaya düşecek!


Orta açıklığı bin 550 metre, uzunluğu 2 bin 682 metre olduğu için dünyanın 4'üncü büyüğü unvanını alacak asma köprü için denizin ortasına inşa edilecek 252'şer metrelik iki dev kulenin oturacağı kesimlerde zemin iyileştirilmesi amacıyla 2 metre çapında, 34 metre boyunda 195'er çelik kazıkların çakılması tamamlandı.
Kulelerin temelini oluşturacak, imalatı Altınova-Kaytazdere mevkisinde süren, "17 katlı apartman yüksekliğinde" ve yaklaşık 38 bin 400 ton ağırlığındaki kesonlar, yüzdürülerek gelecek yıl mart ayında denize batırılacak.
Gebze-Dilovası ile Yalova-Hersek Burnu'nu bağlayacak İzmit Körfez Geçişi Asma Köprüsü tamamlandığında mevcut karayoluyla 1,5 saat, feribotla 1 saati bulan yolculuğun süresi, 6 dakikaya düşecek.
6 şerit yol
Projede görevli 400'ü mühendis 4 bin 300 personel, bin 70 iş makinesiyle özellikle asma köprü ve tünel yapımlarında günün 24 saati esasına göre çalışıyor.
Deniz seyrüsefer boşluğu bin metre uzunluk ve 64 metre yüksekliğe sahip olacak köprünün üzerinde ise her yöne 3 şeritten oluşan toplam 6 şerit yol bulunacak.
Bölgenin ağır sismik koşullara sahip olması nedeniyle "sismik taban yalıtım yöntemi" kullanılarak tasarlanan köprü, bu konuda dünyadaki uzun açıklığa sahip köprüler arasında ilk uygulama olacak.
Bitirildiğinde yılda yaklaşık 650 milyon dolar işletme kazancı sağlaması beklenen köprünün ömrünün en az 100 yıl olacağı tahmin ediliyor.
"Dünyanın sayılı projelerinden biri"
Kamu Özel Sektör Ortaklığı Bölge Müdürü İsmail Kartal, yaptığı açıklamada, Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu Projesinin, dünyanın sayılı projeleri arasında yer aldığını, maliyetinin ise yaklaşık 9 milyar doları bulacağını söyledi.
Otoyolun uzunluğunun yaklaşık 400 kilometre olduğu bilgisini veren Kartal, şöyle devam etti:
"Projemizin yapım süresi her ne kadar 7 yıl gibi öngörülmüş ise de en kısa sürede yapılmasını hedeflemekteyiz. Özellikle Bursa'ya kadar olan kesimi, 2015 yılı itibarıyla bitirmeyi planlıyoruz. İzmir kesiminde de özellikle Kemalpaşa'dan itibaren yaklaşık 20 kilometrelik kısmını ve Kemalpaşa bağlantı yolunu da yine 2015 yılı içinde, öngörülmeyen bir durum ortaya çıkmazsa bitirecek şekilde programımız devam etmektedir. Projenin tamamını öngörülmeyen durumların ortaya çıkmaması halinde inşallah 2017 yılı içinde bitirmeyi planlıyoruz."
İzmit Körfez Geçişi Asma Köprüsü 2015'te bitirilecek
Kartal, köprülerin büyüklüğünün, orta açıklığıyla mukayese edildiği bilgisini vererek, dünyanın en büyük projeleri arasında yer alan İzmit Körfez Geçişi Asma Köprüsü'nün, bu bakımdan şu anda 4'üncü sırada yer aldığını anlattı.
Gerek ayakların oturduğu gerekse ankrajların (çelik halatların bağlandığı beton blok) bulunduğu kesimin tamamen denizde yer aldığına işaret eden Kartal, zor koşullara rağmen dünyada bu ölçekteki köprülerin inşaat süresinin yarısı kadar bir dönemde çalışmaları tamamlamayı hedeflediklerini bildirdi.
Buna benzer köprülerin, başka ülkelerde 5 yıldan önce tamamlanamadığına dikkati çeken Kartal, "Bu köprüyü başlangıcından itibaren 3 yıl içinde bitirmeyi planlıyoruz. Bugün geldiğimiz noktada fiziki olarak yüzde 25-30'lardayız. İnşallah 2015 yılında bitirmeyi planlıyoruz" ifadesini kullandı.
Bir keson, "17 katlı apartman" yüksekliğinde
Köprü inşaatında gelinen aşamaya da değinen Kartal, Kuzey ve Güney kulelerinin temeli olan "keson" imalatlarının, iki aşamada yapıldığını aktardı.
Hersek Şantiyesi'ndeki kuru havuzlarda yapımı bitirilen kesonların, yüzdürülerek 5 kilometre uzaklığındaki Kaytazdere mevkisinde bulunan ıslak havuza (kıyıdan yaklaşık 300 metre açıkta inşa edilen geçici platform) taşındığını dile getiren Kartal, şunları kaydetti:
"Kaytazdere'deki kesimde de imalatımız yoğun şekilde, günde ortalama 600-700 metreküp beton dökecek şekilde devam ediyor. Islak havuzdaki imalatımız bittiği takdirde kesonumuzun yüksekliği 42 metreye ulaşacak. 2014 yılının mart ayında, 42 metrelik, 17 kat apartman yüksekliğinde, yaklaşık 38 bin 400 ton ağırlığında, taban alanı 3 bin 600 metrekare olan bir yapıyı, Kaytazdere'deki bu kesonları yüzdürerek denizin ortasına götürüp batırma işlemini gerçekleştireceğiz."
Mart ayında kesonlar yüzdürülüp batırılacak
Kartal, batırma işlemi sonrası deniz yüzeyinde ikişer metrelik bir kısmın görülebileceğini, kulelerin bu imalat üzerinde 252 metreye kadar yükseleceğini belirtti.
Şimdiye kadar çalışmalarının ağırlıklı olarak deniz tabanında gerçekleştiği bilgisini veren Kartal, şöyle konuştu:
"Kulelerin oturacağı kesimlerde yaklaşık 6 bin 400 metrekarelik alanda taban kazısı yaptık. Yine orada zemin stabilitesine yönelik 195'er adet, her bir ayakta 2 metre çapında, 34 metre boyunda kazıklar çaktık. Onun üzerine granül malzeme getirdik. Bu işlemlerin tamamı bitti; deniz altında. Daha sonra ıslak havuzdaki imalatımız bittiği takdirde bunlar da yüzdürülerek getirilip buraya batırılma işlemi yapılacak. Mart ayının ilk haftası ile 15'i arasında oradaki hava durumuna bağlı olarak yapacağız. Çünkü bu konu, denizin dalgasıyla ilişkilidir. Deniz şartlarının müsait olması halinde iş programımıza göre mart ayının ilk haftasıyla 15'i arasında batırma işlemlerini gerçekleştireceğiz."

5 Aralık 2013 Perşembe

GAP ve muhtesem yükselis


Bayraktar, bölgede, 1991-2012 döneminde buğday üretiminin 1,8 milyon tondan 3,9 milyon tona, mısır üretiminin 7 bin tondan 1,3 milyon tona, kütlü pamuk üretiminin 318 bin tondan 1,4 milyon tona yükseldiğini vurguladı.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şırnak ve Şanlıurfa'dan oluşan 9 ili kapsayan GAP'ın, bölge kaynakları değerlendirerek bu yörede yaşayan insanların gelir düzeyini ve yaşam kalitesini yükseltmeyi ve ulusal düzeyde ekonomik gelişime katkıda bulunmayı amaçladığını belirtti.
TÜRKİYE'NİN SULANABİLİR ALANIN ÇOĞU GAP'TA
Güneydoğu Anadolu Projesi tamamlandığında bölgede 1,82 milyon hektar alanın sulamaya açılacağını, hidroelektrik santrallarından yılda 27 milyar kilovatsaat (kwh) elektrik enerjisi üretileceğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:
'Sulamaya açılacak 1,82 milyon hektar alan, Türkiye'nin toplam ekonomik olarak sulanabilir alanının 5'te birinden fazla. Türkiye'nin en önemli tarımsal alanı Çukurova'nın 4 katından büyük bir alan. Hidroelektrik santrallarından üretilen elektrik enerjisi miktarı GAP'ta 27 milyar KWH olacakken, Türkiye'de 2012 yılında 44,8 milyar kwh üretildi. GAP, tarım, sanayi, enerji, ulaştırma, eğitim, sağlık, kırsal ve kentsel altyapı yatırımlarıyla bölgenin ekonomik ve sosyal göstergelerini ülke ortalamasına getirecek. Bölgede toplam 3,8 milyon kişiye istihdam olanağı sağlanacak. Bölge halkının yaşam kalitesi ve refah düzeyi yükseltecek. Dicle ve Fırat havzasında; 2012 sonu itibarıyla Devlet Su İşleri (DSİ) ve TİGEM tarafından toplam 377 bin 672 hektar alan sulamaya açıldı. 99 bin 215 hektar alanda ise sulama şebeke inşaatı devam ediyor.1 milyon 323 bin 113 hektar alanın sulama yatırımları planlama aşamasında. DSİ tarafından yürütülen sulama projelerinin yüzde 20,7'si işletmede.'
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin 7,5 milyon hektar olan toplam arazi varlığının yüzde 43,6'sı bitkisel üretim, yüzde 29,4'ü çayır-mera, yüzde 19,2'si orman-fundalık arazisi olduğunu bildiren Bayraktar, 'Bölgede 3,29 milyon hektar bitkisel üretim, 2,2 milyon hektar çayır-mera, 1,45 milyon hektar orman-fundalık alanı var.' dedi.
PAMUĞUN YÜZDE 59,7'Sİ GAP BÖLGESİNDE
Türkiye'de ortalama işletme büyüklüğü 61 dekar iken, bölgede 104,8 dekar olduğunu belirten Bayraktar, bölgenin Türkiye pamuk üretiminin yüzde 59,7'sini, kırmızı mercimeğin yüzde 98,1'ini, Antep fıstığının yüzde 90,7'sini, arpanın yüzde 17,5'ini, buğdayın yüzde 19,2'sini, mısırın yüzde 27,5'ini karşıladığı bilgisini verdi. Bölgede arpa üretiminin yüzde 5,2 düşüşle 1 milyon 313 bin tondan 1 milyon 245 bin tona inmesine karşın, yonca üretiminin 34 kat artışla 5 bin tondan 171 bin tona, fiğ üretiminin 741 tondan 95 bin tona, domates üretiminin 274 bin tondan 645 bin tona, biber üretiminin 50 bin tondan 150 bin tona yükseldiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
'Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde hayvancılıkta da bir değişim yaşanıyor. Özellikle kültür ırkı hayvan sayılarında önemli artışlar var. Tabii bu verimi de etkiliyor. Bölgede yerli sığır sayısı, 1991-2012 döneminde 645 bin baştan 348 bin başa inerken, kültür sığırı sayısı 16 bin baştan, 298 bin başa, kültür melezi sığır sayısı 64 bin baştan 322 bin başa çıktı. Koyun sayısı 5,7 milyon baştan 4,4 milyon başa, keçi sayısı 2 milyon baştan 1,8 milyon başa geriledi. Yalnız et ve süt verimi arttı. Sağılan koyun başına yıllık ortalama süt alımı 61 kilogramdan 81 kilograma, keçide ise 61 kilogramdan 106 kilograma yükseldi. Sulama yatırımlarının devreye girmesiyle birlikte özellikle yaş sebze, meyve ve endüstri bitkilerinin üretimlerinde büyük artışlar meydana geldi. Yonca, fiğ gibi sulanabilen alanlarda yetiştirilen yem bitkilerinin üretimindeki büyük artış da hayvancılığı geliştiriyor.'
BÖLGENİN ÜLKE TARIMINDAKİ PAYI
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin, 2004 yılında ülke tarımında yüzde 9 olan payının, 2010 yılında yüzde 10,3'e çıktığını belirtti. Şemsi Bayraktar, GAP illerinden Şanlıurfa ve Diyarbakır'ın payının 2004-2010 döneminde yüzde 5,2'den yüzde 5,4'e, Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt'in yüzde 2 olan payının yüzde 2,6'ya, Gaziantep, Adıyaman ve Kilis'in yüzde 1,8 olan payının yüzde 2,3'e yükseldiğine dikkati çekti.
Bayraktar, GAP'ın, suyun önemi bir kez daha ortaya koyduğunu bildirerek, 'Çorak topraklarda tarım yapmak mümkün değil. Su bereket demek. Bunun en iyi örneğini de GAP veriyor. Toprak suyla kavuştuğunda ortaya bereket çıkıyor. Türkiye, GAP dahil, ekonomik olarak sulanabilir 8,5 milyon hektarlık alanının tamamını sulayacak alt yapı yatırımlarını bir an önce tamamlamalı, toprağı suyla buluşturmalı, çiftçimizi ve ülkemizi refaha ulaştırmalıdır.' dedi.
Bayraktar, GAP'ın bölgede huzur ve güvenin sağlanmasıyla çok daha kısa sürede tamamlanacağını, tamamlandığında da ülkeye ve bölgeye huzur, güven ve refah getireceğini sözlerine ekledi.

Türk kahvesine büyük onur



103 ülkeden yaklaşık 800 delegenin katıldığı toplantıda, İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi'ne aday gösterilen 31 dosya incelendi. Türk kahvesinin listeye girmesiyle UNESCO, Türk kahvesi kültürünün etrafında şekillenen gelenek ve toplumsal uygulamaların korunmasına yönelik ciddi adımlar atacak.
Kültür ve Turizm Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, mart ayında adaylık dosyası UNESCO'ya ulaştırılan "Türk kahvesi ve geleneği", Bakü'de gerçekleştirilen Somut Olmayan Kültürel Miras Hükümetler Arası Komitenin 8. Toplantısı'nda Temsili Liste'ye alındı.
Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, sosyal paylaşım sitesi Twitter'daki paylaşımında, "Türk kahvesinin geleneksel sohbet toplantıları ve yemek kültürüne olan etkisiyle günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası" olduğunu belirtti.
Türk kahvesinin Temsili Liste'ye kabul edildiğini duyuran Çelik, Twitter'da şunlara yer verdi:
"Böylece Temsili Liste'ye Türkiye adına kaydedilen unsur sayısı 11 oldu. Kendine özgü pişirme tekniği ve sunumuyla eşsiz bir tada sahip olan Türk kahvesi, geleneksel sohbet toplantıları ve yemek kültürüne olan etkisiyle günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçasıdır. Tarih boyunca, kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze ulaşan ve somut olmayan kültürel mirasımıza ilişkin pek çok ögeyi içinde barındıran Türk kahvesi kültürü ve geleneğinin Temsili Liste'ye kaydedilmesi son derece önemli ve sevindirici bir gelişmedir."

4 Aralık 2013 Çarşamba

Avrupaya vizesiz seyahat


Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, "Tahmin ediyorum en geç üç yıl içerisinde bütün vatandaşlarımız AB üyesi ülkelere vizesiz seyahat edebilecek" dedi.
Bakan Bağış, EMC Forum çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
AB ile vize muafiyeti konusunda imzaların atılacağına ilişkin bir soru üzerine Bağış, bunun, üzerinde yıllarca çalışılan bir proje olduğunu belirterek, "Bugüne gelinmesi için sadece Türkiye üzerinden AB ülkelerine giden üçüncü ülke vatandaşlarının geri kabuluyle ilgili müzakere dört yıl sürdü ve üç yıl evvel bitti. İki yıl önce o metin paraflandı. Biz imzalamak için bir ön koşul koyduk. Ne zaman Türkiye vatandaşlarının vize muafiyetinin önü açılır, bunun yol haritası üzerinde anlaşırız, o zaman biz bu metni imzalarız dedik" diye konuştu.
Bağış, Türkiye'ye sunulan vize muafiyeti yol haritası konusunda ciddi bir müzakere yapıldığına dikkati çekerek, şunları söyledi:
"Kısa bir süre içerisinde AB yetkilileri ülkemize gelecek ve vatandaşlarımızın vize muafiyet sürecini başlatmak için yol haritasını resmiyete döküp imzalar atılacak. Geri kabul anlaşmasını eş zamanlı yapmayı öngörüyoruz. Bu konuda Sayın Başbakanımızın ilk günden itibaren çok büyük hassasiyeti oldu. Vatandaşlarımızın haklarının korunması için çok net talimatları oldu."
"En geç üç yıl içerisinde bütün Türkiye vatandaşlarının AB üyesi ülkelere vizesiz seyahat edebileceğini tahmin ettiğini" vurgulayan Bağış, " Vize kolaylığı önerisini bundan dört yıl evvel reddettik. Biz dört yıl dik durduk ve bunun neticesindevize muafiyet görüşmelerine başladık. Vize kolaylığına başlasaydık orda kalırdı bu iş" ifadelerini kullandı.

2 Aralık 2013 Pazartesi

Tarihin en büyük otoyol projesi


İstanbul - İzmir arasında TEM, D-100 ve E-130 karayollarındaki trafiği de büyük ölçüde rahatlatacak olan otoyolun en önemli geçiş güzergahlarından 2 bin 682 metre uzunluğundaki Körfez Köprüsü inşaatı da tüm hızıyla devam ediyor. Gece gündüz demeden devam edilen çalışmalarda, 4 katlı apartman yüksekliğinde ve yaklaşık 16 basketbol sahası büyüklüğünde keson denize indirildi. 100 yıllık servis ömrü ile dizayn edilen, toplam 220 bin metreküp özel betonun imalatı, testleri ve dökümü denizin içerisinde devam ediyor. Köprü ayaklarının temeli vazifesini görecek kesonların betonarme, su alma sistemi ve 27 metre yükseklikteki çelik şaft montajları, yaklaşık bir süre denizde devam ettikten sonra, şaft bağlantı kirişlerinin inşaatına başlanacak.
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK OTOYOL PROJESİ
Körfez Projesi'nin sadece köprüsü değil, otoyolu çalışmaları da hızla sürüyor. Köprünün hemen üzerinde bulunacak otoyolun ayaklarının yapımı tamamlandı. Proje, İstanbul'da yapılan Yavuz Sultan Selim Köprüsü'ne otoyol ile bağlanacak. Böylelikle, sürücüler körfezi dolanmak yerine direk olarak karşı tarafa geçebilecek. Proje çalışmaları hızla ilerlerken, Şubat ayı sonuna kadar Körfez'in içerisine, biri güney'de biri kuzey'de, denizin 40 metre dibinde hazırlanan temellere beton yerleştirme işlemi yapılacak. Bunlar temellere yerleştirildiği zaman, donatılarla birlikte deniz yüzeyinin üzerine 2 metrede çıkılmış olacak ve Mart ayı sonuna kadar denizden 42 metre yükseklikte ayaklar konulacak.
DEV ÇUKURLARDA GECE GÜNDÜZ ÇALIŞIYORLAR
Dilovası'nda merkezi bulunan köprü yapım çalışmalarında, Körfez'in her 2 yakasında da kazılan dev çukurlar dikkat çekti. Proje sadece Türkiye'nin değil, dünyanın da en ilgi çekici projelerinden biri oluyor. Körfez Projesi'nin tüm otoban bağlantıları tamamlandığında, 427 kilometrelik bir uzunluğa ulaşacak olması projenin bugüne kadar tek seferde tamamlanan en uzun yola sahip olması bakımından da oldukça ilgi çekiyor. Projenin, İstanbul-Bursa arası kısmının, 2015'in ortalarına kadar tamamen bitirilmesi bekleniyor. Körfez'in üzerinde inşası yapılan köprü tamamlandığında, feribot ile 45 dakikada bitirilen Körfez geçişi, 2 dakikaya inecek.
KÖPRÜNÜN YÜZDE 28'İ TAMAMLANDI
Çalışmalar hakkında bilgi veren Karayolları 1. Bölge Müdürü İsmail Kartal, Körfez Geçiş Köprüsü'nün yapı ve tasarım itibariyle dünyanın en büyük köprüleri arasında yer aldığını vurguladı. Köprünün toplam uzunluğunun 2 bin 682 metre olduğunu belirterek, 'Gerek kuzey gerek güney yaklaşımı viyadüğünü de dikkate aldığımızda, toplam köprümüzün boyu 4 bin 510 metre civarındadır. Bugün gelinen noktaya baktığımız da deniz ortasında yer alan köprü ayaklarımızın, kazı çalışmaları, keson çalışmaları imalatları devam etmektedir. 37 adet viyadüğümüzün 11'inde yoğun çalışmalarımız devam etmektedir. Toplam boyutu 3 bin 500 metre olan viyadüğümüzün de kireçlerinin döküm aşamasına gelinmiştir. Ufak ve büyük sanat yapılarının yaklaşık yüzde 40'ını tamamladık. Yani köprümüzün yüzde 28'inin tamamlandı diyebiliriz' dedi.
Köprünün tamamlanması için her geçen gün, işçi ve makine sayısının arttırıldığını belirten İsmail Kartal, 4 bin 500 civarında eleman, bin 500 civarında da iş makinesi çalıştırdıklarını sözlerine ekledi. İsmail Kartal sözlerini şöyle sürdürdü: 'Bursa'ya kadar olan kesimin 2015 yılına kadar bitirilmesi bekleniyor. Kemalpaşa- İzmir 20 kilometrelik kesimin, Kemalpaşa bağlantısıyla birlikte 6 buçuk kilometre dahil olmak üzere yine 2015 yılına kadar bitirilmesi hedeflenmektedir. Kalan kısmın ise tamamının 2017 yılının bitirilmesi üzerine, programımız devem ediyor.'
GÜNLÜK MALİYET 2.5 MİLYON DOLAR
İsmail Kartal, sahadaki çalışmalar için günlük harcanan yapı maliyetinin 2.5 milyon doları bulduğunu söyledi. 'Köprünün şuan ki ismi Körfez Geçiş Köprüsü'dür' diyen İsmail Kartal, 'Bu tür yapılar çok özellik sarf etmektedir. Bu yüzden ileri dönemde köprünün ismi değişebilir' diye konuştu.
Köprünün dünyadaki sayılı projeler arasında yer aldığını vurgulayan İsmail Kartal, projenin Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük projesi olduğunu, bu tür projelerin dünyada 5 yıla kadar bittiğini ancak Türkiye'de 3 yılda tamamlanacağını ifade etti.
KÖPRÜ GEÇİŞ ÜCRETİ 35 DOLAR OLACAK
Vatandaşların rahat bir yolculuk yapacağını söyleyen Kartal, sözleşme gereği köprüden geçiş ücretinin 35 dolar, her kilometresi için de 5 cent olacağını söyledi. İsmail Kartal, 'Mevcut yerleşimleri dikkate aldığımızda, 90 kilometrelik kesime yaklaşık 1 buçuk saatte ulaşılmaktadır. Ancak biz bu köprüyü tamamladığımızda yaklaşık 12 kilometrelik mesafeyi 6 dakikada tamamlayacağız. Bu yüzden 1 buçuk saatlik karadan ulaşımı köprüyle birlikte 6 dakikaya indiriyoruz' dedi.

1 Aralık 2013 Pazar

Üç baba rock'çıdan Sevinç Pekin'e aşk mektupları


Üç baba rock'çıdan Sevinç Pekin'e aşk mektupları


Bir dönemin ünlü vamplarından Sevinç Pekin, dört ünlü şarkıcı Ertan Anapa, Cem Karaca, Barış Manço ve Ersen ile aşk yaşamıştı.
20 Ocak 2013 Pazar 01:07

Tarihsatırında, «Gün, ay ve yıl yok. Sen de yoksun çünkü.» yazılı olan mektup şöyle devam ediyor:

«İçimin balı, yürek suyum, önce bi merhaba sana, sonra da sonsuz iyi olman
dileklerim bi dolu.

... Sultan, seni çok özledim. Bu kesin, yüreğim sana dönük. Gün sayar birgaribim desem yeri. Türkü söylüyorum akşamları. Düşümde geceleri ılıklığın,gündüz hayalimde sen kere sen.

Sana seni seviyorum demek öyle soyut ve de öyle kılıksız ki, gel diyorum tezkere bekleyip, tesbih çeken usta er gibi 16 Eylül'e ki, somutlaşsın yüreğimizin sıcaklığı ve en güzel giysileri giysin sevgimiz.

Bindallım, yazmam, bağlamam benim.

Öperim.»
(Üstteki fotoğraf: Cem Karaca ile Sevinç Pekin mutlu günlerinde...) 

Cem Karaca'nın Sevinç Pekin'e yazdığı bu aşk mektubunda hasretle beklediği 16 Eylül'e gelince iki sevgili buluştular mı, buluşmadılar mı bilmiyoruz. Bunlar onların aşkının derinliklerinde kalmış sırlar. Elimizde sadece bu mektubun yazılışından üç ay kadar sonrayazılmış bir başka mektup var. Yine Cem Karaca'dan Sevinç Pekin'e yazılan mektup 30 Ekim tarihini taşıyor.

Bu "30 Ekim", 1971 yılının Ekim'i olsa gerek. Ama her zaman oduğu gibi aşıklar için yıl, ay, gün yok olmuş.

Karaca bu kez mektubuna hitapsız başlamış. Bunu şöyle açıklıyor mektubunilk paragrafında:

«İnsanlar genellikle birtakım kelamlar ederek başlarlar mektuba. Ancak bir dolu düşünmeme rağmen ilişkilerimize uygun bir başlangıç bulamadım. Sen prensiplerimin katılığında neydin? Bunu bulup çıkarmak olanaksız.

Seni sevmek mantığın laboratuvarında analiz yapıldığında veba, ya da cüzzam ile eş değerli. Ancak yüreğimin gizlisinde insan sevgisi 'N'olur' diyordu bana 'Sevinç'i yalan sevinçlerden arıtmayı, iyiye, güzele götürmeyi dene.' Mantığım güzel bir kadın olduğun için, sana yakın gelip üç kağıtçı bir davranışla meyvelerini yemeyi de söylüyordu bana açıkçası...

Cem Karaca bu uzun mektubu şu cümlelerle bitiriyor:

... Yaşantımda önemli bir yerin oldu, inan hem de sandığından daha olumlu. 
Sana bugüne kadar söylediğim bi dolu şey gibi bunun da bir iyicene senin tarafından anlaşılacağına emin değilim. Ama yine de yazdım. Seni (İnsan Sevinç'i) buradan oraya öperim.

Cem diye biri.»
(Üstteki fotoğraf: Barış Manço ile Sevinç Pekin, Ankara'da tanıştı, İstanbul ve Avrupa'da flört etti.)

Bu mektup büyük bir aşkın bitiminin bir kara habercisi. Cem Karaca sizin de dikkat ettiğiniz gibi «sevmekten» bahsederken bir önceki mektupta olduğu gibi içinde bulunduğumuz zamanı değil, de, geçmiş zamanı kullanıyor. 

Mektubun buraya almadığımız pasajlarında ise ünlü şarkıcı, sevgilisinin evinde kalan bazı elbiselerini göndereceğini söylüyor ve «Senin berberdeki arkadaşların herhalde şimdi biten aşkımız için seni teselli edip 'İyi ki şu suratsız heriften ayrıldın' diyorlardır» şeklinde yazıyor.

(Solda: Sevinç Pekin'in en kısa aşklarından biri, genç şarkıcı Ersen oldu.)

Yirminci asırda Cem Karaca kadar romantik fazla erkek kaldı mı bilmiyoruz.
Ancak bir başka ünlü şarkıcı, Barış Manço'nun aynı kadına yazdığı mektuplarhiç de öyle fazla aşk cümleleriyle dolu değil. Hatta mektubu şöyle dikkatliokumasanız herhangi bir arkadaşa yazılan bir mektuptan ayıramayacaksınız.

Barış Manço'dan Sevinç Pekin'in kaldığı Köln'deki Haus Metropolis 
Oteli'ne gelen mektup 16 Aralık 1970 tarihini taşıyor. Mektup aynen şöyle:

«Sevinç,

Ben İstanbul'dan ayrıldıktan sonra, doğru Belçika'ya gelmedim. Planlarımızın tersine, önce Tunus'a gittim. Oradan Marsilya-Paris üzerinden Liege'e geldiğimde kartını buldum. Kartta yazdığın Berlin adresini postadan soruşturdum. Eksikmiş. Bu yüzden daha tafsilatlı bir adres bekledim. Bu sabah Köln'den kartın geldi.

Köln, Liege'e çok yakın. Hemen atlayıp gelebilirim. Ancak çok acele Paris'e gitmem gerekli. Bu gece yola çıkacağım. İşlerimi bitirir bitirmez tekrar Liege'e döneceğim. Herhalde cumartesi (19 Aralık) ya da pazar (20 Aralık) Köln'e gelebilirim. Seni görmek için tabii.

Dediğim gibi en geç cuma dönmüş olurum Liege'e. Böylelikle hafta sonunda buluşmuş oluruz Köln'de. Ben de seni çok özledim. Yakında buluşmak üzere.

Barış.»


(Solda: Sevinç Pekin'in sahne dünyasından ilk büyük aşkı Ertan Anapa'ydı...)

Barış Manco'nun mektubu bu kadar... Gelişi güzel bir dosya kağıdına karmaşık 
bir yazıyla yazılmış. Aceleyle yazıldığı belli. Cem Karaca'nınki ise aksine kalın mektup kağıtlarına, düzgün bir yazıyla yazılmış...

Sinema ve sahne yıldızı Sevinç Pekin'e gelen aşk mektupları bu kadarla bitmiyor. Ersen'den de iki kart var elimizde. Kartlardan birisi bayram için yazılmış. Hangi bayram olduğu belli değil. Hayli büyük olan kartın üzerinde kocaman bir kedi resmi ve şu sözcükler var: 

«Gülü seven dikenine katlanır, sevgilinin bayramı kutlanır.» 

Bu matbu yazının altına Ersen kendi yazısıyla şunları yazmış:

«Şimdiden bayramını kutlamak biraz erken fakat seni bu kutsal günde bulamama korkusu ancak şu kartımla heyecanımı yeniyor. Neyse şimdiden kutlarım. Belki de hiç görüşemeyiz. Sevgiler - Ersen»

Bir başka kart yeni yılda gelmiş Ersen'den Sevinç Pekin'e. Aynı cinsten, üzerinde kocaman bir Noel Baba olan renkli karta «Sana layık olamamak belki yanlış. Biliyorum. En güzel yılların senin olması dileğiyle. Mutlu ol.» yazmış genç sanatçı.

Sevinç Pekin'in geçmişte kalan aşk hikayelerinin kahramanları bugün hepsi sevdikleri kadını unutmuş, yeni hayatlarına adapte etmişler kendilerini.

Sevinç'in ilk önemli şarkıcı aşkı Ertan Anapa, Funda Postacı ile evliliğini 
sürdürüyor. Pekin'e o ateşli aşk mektuplarını yazan Cem Karaca sanki o günleri hiç yaşamamış gibi genç eşinin başından bir an ayrılmıyor, baba olması için yaklaşan ayları sayıyor heyecanla. Ersen ve Barış Manço ise kısa süreli flörtler ve müzik çalışmaları ile geçiriyorlar günlerini...

Zaman her şeyde olduğu gibi aşkta da hükmünü 
gösteriyor anlayacağınız, yaşandığı anda ne kadar büyük olursa olsun aradan aylar, yıllar geçince belki de gün geçtikçe değerini kaybeden birkaç hatıra kalıveriyor sevenin, sevilenin hafızasında. O zaman insan ister istemez Mario Simmel'in bir büyük aşk hikayesini anlatan romanının adını hatırlıyor: 
"Aşk Dediğin Laftır"...


(25 Ağustos 1973)