mimar sinan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mimar sinan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Temmuz 2014 Pazar

Mimar Sinan dan 400 Sene Sonrasına Mektup


400 Sene Sonrasına Mektup
Bir Mimar Sinan eseri olan Şehzadebaşı Cami´nin 1990´li yıllarda devam eden restorasyonunu yapan firma yetkililerinden bir inşaat mühendisi, caminin restorasyonu sırasında yaşadıkları bir olayı tv´de şöyle anlatmıştı.
Cami bahçesini çevreleyen havale duvarında bulunan kapıların üzerindeki kemerleri oluşturan taşlarda yer yer çürümeler vardı. Restorasyon programında bu kemerlerin yenilenmesi de yer alıyordu. Biz inşaat fakültesinde teorik olarak kemerlerin nasıl inşaat edildiğini öğrenmiştik fakat taş kemer inşası ile ilgili pratiğimiz yoktu. Kemerleri nasıl restore edeceğimiz konusunda ustalarla toplantı yaptık. Sonuç olarak kemeri alttan yalayan bir tahta kalıp çakacaktık. Daha sonra kemeri yavaş yavaş söküp yapım teknikleri ile ilgili notlar alacaktık ve yeniden yaparken bu notlardan faydalanacaktık.
Kalıbı yaptık.
Sökmeye kemerin kilit taşından başladık. Taşı yerinden çıkardığımızda hayretle iki taşın birleşme noktasında olan silindirik bir boşluğa yerleştirilmiş bir cam şişeye rastladık.
Şişenin içinde dürülmüş beyaz bir kâğıt vardı. Şişeyi açıp kâğıda baktık. Osmanlıca bir şeyler yazıyordu. Hemen bir uzman bulup okuttuk. Bu bir mektup idi ve Mimar Sinan tarafından yazılmıştı. Şunları söylüyordu:
"Bu kemeri oluşturan taşların ömrü yaklaşık 400 senedir. Bu müddet zarfında bu taşlar çürümüş olacağından siz bu kemeri yenilemek isteyeceksiniz. Büyük bir ihtimalle yapı teknikleri de değişeceğinden bu kemeri nasıl yeniden inşa edeceğinizi bilemeyeceksiniz. İşte bu mektubu ben size, bu kemeri nasıl inşa edeceğinizi anlatmak için yazıyorum."
Koca Sinan mektubunda böyle başladıktan sonra o kemeri inşa ettikleri taşları Anadolu´nun neresinden getirttiklerini söyleyerek izahlarına devam ediyor ve ayrıntılı bir biçimde kemerin inşasını anlatıyordu.
Bu mektup bir inşanın, yaptığı işin kalıcı olması için gösterebileceği çabanın insanüstü bir örneğidir. Bu mektubun ihtişamı, modern çağın insanlarının bile zorlanacağı taşın ömrünü bilmesi, yapı tekniğinin değişeceğini bilmesi, 400 sene dayanacak kâğıt ve mürekkep kullanması gibi yüksek bilgi seviyesinden gelmektedir. Şüphesiz bu yüksek bilgiler de o koca mimarin erişilmez özelliklerindendir. Ancak erişilmesi gerçekten zor olan bu bilgilerden çok daha muhteşem olan 400 sene sonraya çözüm üreten sorumluluk duygusudur.

24 Mart 2014 Pazartesi

Mimar Sinan'ın Sırları.





1.Olay: Birkaç yıl önce, Süleymaniye Camii’nin yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı anlaşılmış. Eğer çözüm bulunamazsa, koca cami kısa bir zaman içinde yıkılacakmış. Caminin tüm taşıyıcı yükü kemerlerindeymiş. Bu kemerlerin ortalarında bulunan kilit taşları zamanla aşınmış. Ama elde yazılı... bir proje olmadığı için nasıl değiştirileceği bilinmiyormuş. Hemen Türkiye’nin en yetkin mühendis ve mimarlarından oluşan bir heyet oluşturulmuş. Ortaya bir sürü fikir atılmış. Her kafadan bir ses çıkmış ama sonuç alınamamış. Tartışmalar sürerken caminin içinde büyük bir karmaşa sürüyormuş. Ülkenin çeşitli bilim kuruluşlarından bir sürü mimar, mühendis kemerleri inceliyormuş. Bu adamlardan biri ortalarda dolanırken, kazara, gizli bir bölme bulmuş. Bölmede, üzerinde eski yazı olan bir not varmış, Uzmanlara inceletilen kağıdın orijinal olduğu belgelenmiş. Bu kağıt parçası bizzat Mimar Sinan’ın imzasını taşıyan bir mektupmuş. Mektupta yazılanlar günümüz Türkçesine tercüme ettirilince ortaya söyle bir metin cıkmış.

” Bu notu bulduğunuza göre kemerlerden birinin kilit taşı aşındı ve nasıl değiştirileceğini bilmiyorsunuz.”

Koca Sinan, kademe kademe, kilit taşının nasıl değiştirileceğini anlatıyormuş.

Bu oyuk içinde yer alan bir şişe ve şişe içindeki notta söyle bir şey yazıyormuş:

” Her kim bu tas eskidiğinde yenisiyle değiştirmek isterse eski taşın yerine takılacak. Yeni kilit taşının iki tarafından yağlı iple taşı bir taraftan sokup öteki taraftan çeksin ve sonra ipin dışarıda kalan kısımlarını kessin”.

Heyet Sinan’ın söylediklerini aynen yapmış. Süleymaniye camisi böylelikle kurtarılmış. Bu mektup su an Topkapı Sarayı’nda saklanıyor.

2.Olay: Bir gün Selimiye Camii’ne girenler,kubbenin altında bir Japon’un ayaklarını kıbleye doğru uzatmış sırtüstü yattığını görmüşler.Tabii hemen Japon’u, “Burası kutsal bir yer. Bu şekilde yatmak bizim inançlarımıza göre saygısızlıktır. Lütfen oturun veya ayakta durun” diyerek uyarmışlar.Ancak, Japon trans vaziyetteymiş, gözlerini kubbeden ayırmadan söyle sayıklıyormuş;

”Bu imkansız Ben yılların mühendisiyim. Bu kubbe var olamaz. Hayal görüyorum Bu kubbenin orada o şekilde durması fizik ve matematik kurallarına aykırı. Bu imkansız orada hiçbir şey yok orada hiçbir şey yok.”

3.Olay: Selimiye camisisinin zemini gevsek toprakmış.Bu nedenle minarelerinin yakin zamanda yıkılacağı fark edilmiş.Uluslar arası bir grup bilim adamı toplanmışlar.Nasıl kurtarırız bu tarihi minareleri diye kafa kafaya vermişler. Sonuçta en son teknoloji olan metal kelepçelerle minarelerin temellerini sabitlemenin en iyi çözüm olduğuna karar vermişler. Minarelerin temellerini açınca, koymayı düşündükleri kelepçelerin aynısıyla karsılaşmışlar. Mimar Sinan bilmem kaç yüzyıl önce ayni şeyi düşünmüş meğerse?

4.Olay: Mimar Sinan’ın Selimiye Camii’nin kubbesini o genişliğe oturtmak için 13 bilinmeyenli bir denklemi matematiğin bilinen 4 ana işleminden farklı besinci. bir işlem yaratarak çözdüğü söylenir.
Ayrıca minarelerin şerefelerine çıkanların yolda birbirlerini görmemeleri ise büyük bir bir dehanın urunudur. Almanlar ayni sistemi meclislerinin önündeki dev kürede kullanmışlar. Mimar Sinan bu sistemi 2 metre çapındaki minarelere yüzyıllar önce monte edebilecek bir dehadır.Almanların dehası ise, o çirkin metal yığınına Selimiye’den fazla turist çekebilmelerindedir.

7 Aralık 2013 Cumartesi

Sinan'ın 5 asırlık köprüsü yıkılıyor


Her gün yanından binlerce aracın geçtiği Mimar Sinan'ın Halkalı-Güneşli kavşağındaki az bilinen eserlerinden Odabaşı Köprüsü ihmalden çürüyor. Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi yazarı, tarihçi ve Mimar Sinan'ın eserleri üzerine araştırma yapan Osman Doğan, Sinan'ın cami, medrese, türbe gibi dini yapıların yanında sivil mimarinin en güzel örneklerinden sayılan çok güzel köprüler de inşa ettiğini kaydederek, tezkirelerden ve diğer vesikalardan Mimar Sinan'ın 12 köprü yaptığının anlaşıldığını bildirdi. Osman Doğan, Mimar Sinan'ın köprülerinden birisinin de İstanbul'da Basın Ekspres yolu kenarında Ayamama Deresi üzerinde Küçükçekmece ilçesini Bağcılar'a bağlayan Halkalı-Güneşli kavşaklarının arasında sıkışıp kalan üç gözlü Odabaşı Köprüsü olduğu bilgisini verdi.
BÜYÜK SAYGISIZLIK
Köprünün bugün yeni yolun seviyesinin altında kaldığını belirten Doğan, şu bilgileri verdi: 'Bu köprü yıllarca nice sellere dayandı ve ayakta kalmayı başardı. Ancak 9 Eylül 2009'daki sel felaketinde, Basın Ekspres Yolu Halkalı dönüşünde sel sularının 2 metreyi bulması üzerine yüzlerce araç suyla sürüklenerek köprünün sel yaranlarına ve gövdesine çarptı. Felaketin üzerinden 4 yıl geçti. Bu esnada Ayamama deresi üzerinde ve özellikle Çobançeşme mevkisinde belediye tarafından dere yatağı genişletildi ve köprüler yenilendi. Ancak devamlı övündüğümüz Mimar Sinan'ın köprüsüyle alakalı herhangi bir proje ve çalışma yapılmadı. Bu, Mimar Sinan'a saygısızlıktır.'