mucit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mucit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2016 Pazartesi

Tavuk dışkısını 'verimli toprağa' dönüştürüyor!

Bursalı fibrobeton ustası, geliştirdiği  kimyasal bileşim sayesinde, toprakla karıştırdığı tavuk dışkısını, düşük  maliyetle bir günde "kokusuz, organik, gözenekli, su tutma kapasitesi yüksek ve verimli toprağa" dönüştürüyor.
Fibrobeton ustası Sinen Özer, AA muhabirine yaptığı açıklamada,  geliştirdiği kimyasal bileşim için Türk Patent Enstitüsünden "Faydalı Model  Belgesi" aldığını belirtti.
Ürünü geliştirme sürecinin karbon ile ilgili olduğunu vurgulayan Özer,  "Üniversitedeki hocalardan fikir alarak, tavuk gübresindeki kokuyu yok etmek  amacıyla geliştirildi. TÜBİTAK'tan test ve analiz raporlarını da aldık. Bu  kompost değil, doğal bir dönüştürücüdür." diye konuştu.
Özer, hidrotermik reaksiyon ile dönüştürülerek tavuk dışkısından elde  edilen toprağın, organik, evsel atıklarla da karıştırılması halinde, bu atıkların  minerallerinin ikinci bir dönüşümle toprağa karıştığını ve toprağın element  yapısını güçlendirdiğini söyledi.
'MASRAF HARCAMADAN DÖNÜŞTÜRÜYOR'
Uludağ Üniversitesi (UÜ) Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr.  Ertuğrul Aksoy ise Türkiye'de 189 milyon civarında yumurtalık, 90 milyon kadar da etçil tavuk olduğunu bildirdi.
Yumurtalık tavuğun ekonomik ömrünün 1,5 yıl olduğunu hatırlatan Aksoy,  "Bu sürede bir tavuğun atık miktarı, 55 kilogram. Buna göre hesaplandığında, 8  milyon ton ile 10 milyon ton civarında tavuk atığı oluşuyor. Bunlar, hep atık  olarak lanse ediliyor. Aslında tavuk atıkları gübre hatta yüksek bir protein  kaynağı olarak düşünülebilir." diye konuştu.
Tavuk atıklarının iklim koşulları ve kullanım amacına bağlı olarak  çeşitli bertaraf ya da geri kazanım yöntemleri olduğunu aktaran Aksoy, "Bu  yöntemlerin hepsinde de ciddi maliyetler var. Bu dönüştürme işleminde ise atık,  kokusundan bir günde arıtılmış oluyor ve sağlığa zararlı bakterilerden arı bir  malzeme üretiliyor." ifadelerini kullandı.
Aksoy, yöntem ile ilgili şu bilgileri aktardı:
"Mesela kümesten çıkmış haliyle 100 kilogram tavuk atığı, 100 kilogram  da toprak, yüzde 10 oranında 'dönüştürücü' dediğimiz bu kimyasal bileşim ile  karıştırılarak, bir gün sonra insan sağlığına zararlı olan koliform bakteriden  arınmış, ph değeri yüzde 12'nin üzerine çıktığı için arı duruma gelmiş bir toprak  elde ediliyor. Hiçbir masraf harcamadan yapılan dönüştürme işlemi, ciddi koku  sorunu olan tavuk atığındaki bu sorunu da çözüyor. Bu haliyle rahatlıkla  depolanabilir, granüler toprağa benzer bir malzeme elde ediliyor. Bunun tarımsal,  mera alanlarında ve ormanlarda kullanımının desteklenmesi gerekiyor."
TÜRKİYE İÇİN KRİTİK ÖNEME SAHİP
Yapılan işlemi seralarında denediklerini dile getiren Aksoy, şunları  kaydetti:
"Bir günde dönüşümün sağlandığını, kokunun tamamen giderildiğini  gördük. Yaptığımız analizlerde de bakteri kalmadığını belirledik. Ayrıca bu  sayede elde edilen toprak ıslandığında tekrar kokmuyor. Gözenekli, su tutma  kapasitesi yüksek, bol miktarda organik madde barındıran bir hale geliyor çünkü  tavuk atığındaki bütün organik, bitki besin maddeleri, azot, fosfor, potasyum,  bakır, çinko gibi mineraller ve elementler direkt olarak toprağa geçmiş oluyor.  Böylece de ülkemizin en önemli meselelerinden biri olan 'organik madde sorunu' da  çözülebilir. Bu yüzden bu ürüne destek olunmasını istiyoruz."

24 Nisan 2016 Pazar

Zirai dona karşı öyle bir çözüm buldu ki!

Zirai+dona+kar%C5%9F%C4%B1+%C3%B6yle+bir+%C3%A7%C3%B6z%C3%BCm+buldu+ki%21;

Mut ilçesinde son 3 yıldır yaşanan don olayı nedeniyle yaz aylarında  ürün almakta zorlanan çiftçi Rüstem Selbi, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İlçe  Müdürlüğü yetkilileriyle fikir alışverişinde bulunarak tedbir almaya karar verdi.
Selbi, bahçesindeki sulama sisteminden faydalanarak, ağaçların  aralarına 2 metre yükseklikte fıskiyeler kurdu. Bahçeye termometreler de bırakan  Selbi, sıcaklık 2 derecenin altına düştüğünde çalışan sistemle ağaçların  gövdesinin sulanmasını ve bahçedeki nemi artırarak kırağı oluşmasını engelledi.
'ZİRAİ DONU EN AZA İNDİRECEK'
Akören'de 15 yıldır çiftçilik yapan Selbi, AA muhabirine, son yıllarda  zirai don nedeniyle büyük sıkıntı yaşadıklarını söyledi.
Geçimini bahçesindeki kayısı ağaçlarından sağladığını anlatan Selbi,  "Son 3 yıldır ağaçlarımız don nedeniyle ürün vermiyor. Ben de zirai donu en aza  indirecek, ağaçlardaki ısıyı artıracak sistem geliştirdim." dedi.
Araştırmalarının ardından uyguladığı fıskiye yöntemiyle don olayının  ağaçlarına zarar vermesini engellediğini dile getiren Selbi, şöyle konuştu:
"Merkezi sulama sisteminden faydalanarak ağaçların aralarına 2 metre  yükseklikte büyük fıskiyeler kurdum. Ayrıca bahçe içine ve dışına termometreler  yerleştirdim. Termometreler sayesinde hava sıcaklığının 2 derecenin altına  düşmesi halinde sistem devreye giriyor. Böylece fıskiyeler, ağaçların üzerini  suyla kaplayıp kırağı oluşmasını önlüyor ve don olayını engelliyor. Geliştirdiğim  sistemle ağaçların üzerinde kırağı dediğimiz su nemi olmuyor. Bu sayede hava akımı sirkülasyonu sağlanıyor ve don yaşanmıyor."
Bölgedeki bütün çiftçilere bu sistemi öneren Selbi, "Az maliyetle  yapabilirler. Benim bahçenin yanındaki diğer bahçeler tedbir almadıkları için  ağaçlarda meyve yok. Geçtiğimiz günlerde yaşanan don olayından sadece benim  yapmış olduğum sistemle bahçeleri kurtardık." ifadelerini kullandı.
Mut Gıda,Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürü Levent Abaş da çiftçilerin  don olayından etkilenmemeleri için büyük gayret gösterdiklerini belirterek,  kendilerinin de Meteoroloji müdürlüklerinden aldıkları bilgileri üreticilere  ileterek uyarılarda bulunduklarını anlattı.
Çiftçilerin don olayına karşı çeşitli tedbirler aldığını aktaran Abaş,  şöyle konuştu:
"Bunlardan bir tanesi rüzgar gülü. Don olayına karşı rüzgar gülü çok  etkili bir yöntem olarak görülmektedir. Ayrıca vatandaşlarımızın don olayına  karşı geleneksel olarak aldığı bir diğer tedbir ise bahçede saman veya lastik  yakmaktır. Bu yöntem zaman zaman faydalı olabilmekte ancak yeteri kadar ihtiyacı  karşılamamaktadır. Bunun yanı sıra diğer bir metot ise Mut'taki çiftçinin  uyguladığı yağmurlama sistemi ile sis verilmesi ve havanın bahçede birkaç derece yumuşamasının sağlanması. Burada çiftçilerimiz yüksek yağmurlama sitemi ile  sisleme yaptığı zaman yaprakların üzerinde kırağı oluşmasını önlüyor. Bu da  ürünün zarar görmesine engel oluyor.  Yapraktaki buzlanma ise meyvenin kalitesine  herhangi bir zarar vermiyor." AA

17 Mart 2016 Perşembe

"Hiç yakıt almadan 100 bin kilometre yol giden motor yaptı"

Kayserili makine teknisyeni ve işadamı İsmail Arıca, geliştirdiği sistem sayesinde pillerin sürekli şarj olmasını sağladığını ve böylece otomobillerin hiçbir yakıt almadan 100 bin kilometre yol gidebildiğini bildirdi. Arıca, "Lityum pillerimizden elde ettiğimiz ilk hareket enerjisiyle, yaptığımız düzenekte ayarladığımız enerji giriş çıkışlarıyla motorumuz çalışıyor ve aynı zamanda enerji üretip pillerimizi dolduruyoruz" dedi.

İşyerindeki bir bölümde buluşları ve geliştirdiği sistemler üzerinde çalışmalarını sürdüren Makine Teknisyeni İsmail Arıca, Türkiye'de neden yerli otomobil yapılmadığını göz önüne alarak bu projeyi yapmaya karar verdiklerini söyledi.
Arıca, şöyle dedi:
"BABAM 25 YIL MERCEDES'TE ÇALIŞTI"
"Babam Ahmet Şahin Arıca , Almanya'da 25 yıl Mercedes fabrikasında şef teknisyen olarak çalıştı. Onun her Türkiye'ye gelişinde arabalar ve motorlar üzerine onunla görüşmeler yapardım ve hobi olarak başladım. İlk olarak benzin ve dizel yakıtlar üzerine çalışmalar yaptım. Daha sonra dünya piyasasında rekabet oluşabilmesi için elektrikli araca dönmeye karar verdim. Sonuçta ilk enerjimizi otomobil üzerinde yaptık. Enerjimizi oluşturduk. Bu çalışmalar sırasında birkaç buluş da yaptık.
"BİRÇOK MÜHENDİS GELİP TEBRİK ETTİ"
Evlerde, sanayide, elektriğin kullanıldığı her yerde, istediğimiz her yerde enerjimizi oluşturabiliyoruz. Bunu küçük bir baraj olarak düşünebiliriz. Güneş enerjisi ya da diğer alternatif enerjilerle hiçbir alakası yoktur. Bir havuz düşünün, bir havuzdan çıkan su miktarı, yukarıdan istediğimiz kadar üretebiliyoruz. Birçok mühendis arkadaşla bu konuda ters düştük. Ancak gelip projemizi incelediler, gördüler. Hepsi de tebrik etti, takdir etti."
"EN AZ 100 BİN KİŞİ İSTİHDAM EDİLEBİLİR"
Geliştirdikleri sistemle ürettikleri AC (Alternatif akım) elektriği, DC (Doğrusal akım) elektriğe çevirdiklerini kaydeden Arıca, şunları söyledi:
"Şu anda bulmuş olduğumuz proje, yüksek katma değer sağlayan, ülkemizde geliştirilebilecek, en az 100 bin kişiye istihdam sağlayacak bir projedir. İnşallah milli gelirimizi de kişi başı 40 bin dolara çıkarabilecek bir çalışmadır bu. Vatanımıza, milletimize hayırlı uğurlu olsun. Lityum pillerimizden elde ettiğimiz ilk hareket enerjisiyle, yaptığımız düzenekte ayarladığımız enerji giriş çıkışlarıyla motorumuz çalışıyor ve aynı zamanda enerji üretip pillerimizi dolduruyoruz. Sistemin tek bir yerinden değil, birkaç yerinden enerji üretiyoruz.
"OTOMOBİL HİÇBİR YAKIT ALMADAN 100 BİN KİLOMETRE GİDEBİLİR"
Ürettiğimiz bu enerjiyi de istediğimiz yerde kullanıyoruz. Bir evin ya da binanın elektrik ihtiyacını karşılayabiliyoruz, otomobilde kullanabiliyoruz. Bir otomobil, hiçbir benzin, mazot gibi yatık kullanmadan, 100 bin kilometre gidebiliyor. Bir otomobilin 100 bin kilometre gitmesi de sadece 5 bin TL'ye mal oluyor. Bu para da sadece lityum pillerin değişmesi için. Çünkü sürekli enerji alıp verdiği için pillerin ömrü bitiyor ve değişmesi gerekiyor. Tabii bu sistem, AR-GE çalışmalarıyla geliştirilebilir."
"BU BULUŞUMU DEVLETİME MİLLETİME HEDİYE EDİYORUM"

İsmail Arıca, şu anda üretilen ve piyasada kullanılan elektrikli (hibrid) araçların bir şarjla otomobilin 600-800 kilometre gidebildiğini vurgulayarak, ''Bizim sistemimizde ise otomobil, kendi pillerini sürekli şarj ettiği için, piller bitene kadar başka hiçbir şeye ihtiyaç duymadan gidebiliyor. Buluşumuz sayesinde amperi yüksek elektrik enerjisini çok rahat elde edebiliyoruz. Elde ettiğimiz elektrik enerjisini ölçtüğümüzde, 390 amper olarak ölçtük. Bunu 220'ye çevirebiliyoruz ve evlerde ya da sanayi tesislerinde her türlü elektrik ihtiyacımızı karşılayabiliyoruz. Bu buluşu, devletime, vatanıma, milletime hediye ediyorum. Bu çalışmaları yaparken, çok sayıda elektrik çarpmasına ve yaralanmalara maruz kaldık ancak yılmadık, çalıştık ve başardık'' ifadelerini kullandı.