Papa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Papa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Aralık 2016 Cumartesi

Haclilarla sicaklik,ön aparetif ihanet mezelikler FeTö sentez

Reha ERUS / ROMA 
Fethullah Hoca, dün Vatikan'da, Katolik dünyasının lideri Papa II. Jean Paul ile yaklaşık 30 dakika süren bir görüşme yaptı. Resmi olmayan özel görüşmede Fethullah Gülen, Papa II. Jean Paul'e Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in davetini hatırlatarak, bir kez daha bu konuda kendilerine ev sahipliğinde yardımcı olabileceklerini belirtti. 1979'un Aralık ayında Türkiye'ye geldiğini hatırlatan Papa, Türkler'in misafirperverliğinden çok memnun kaldığını belirterek, Fethullah Hoca'nın davetinden duygulandığını söyledi. Papa, kendisine değerli bir Hereke ipek halısı ile işlenmiş bir gümüş vazo hediye eden Fethullah Gülen'e, Aziz Paulus ilePotrus'un altın kabartmadan oluşan tablosunu armağan etti. Görüşmeden sonra bir basın toplantısı düzenleyen Fethullah Hoca, geçen yıl anjiyo olması nedeniyle bir yıl geciken ziyaretinin çok olumlu geçtiğini söyledi, şöyle devam etti: ‘‘Kendisine, dünyayı daha iyi yaşanabilir bir mekân kılma yolunda üstlendiği misyonu hayranlıkla izlediğimizi, dünya barışı için işbirliği ve diyaloğun başlayıp, devam etmesini istediğimizi, sözde medeniyetler çatışmasının gerçekleşmesini görmek isteyen, yolunu şaşırmış ve şüpheci kimselere dalgakıran gibi karşı durabileceğimizi söyledim.’’ Fethullah Hoca, bir soru üzerine, Türkiye'de çeşitli din ve mezheplerin liderleriyle diyaloglar da kurduğunu hatırlatarak, amaçlarının üç büyük dinin inananları arasında hoşgörü ve anlayış yoluyla bir kardeşlik oluşturmak olduğunu söyledi. Gülen, bu görüşünü Papa'ya da yansıttığını belirtti.

ROMA'DA ÖLÜRSEM
‘‘İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur’’ diyen Fethullah Hoca, ‘‘Bunda en çok suçlanacak olan Müslümanlardır. Uygun bir ortamda zamanında bir gayret, bu yanlış anlamanın büyük oranda azalmasına katkı sağlayabilir’’dedi. Bu tür diyalogları Diyanet İşleri'nin kurması gerektiğini, ancak, hükümete bağlı bu kuruluşun özgürce hareket edemediğini hatırlatan Gülen, bu misyonu toplumlar adına üstlendiğini, ülkelerin geleceği ve kendi ülkesi ile çelişkiye düşmeden misyonu devam ettirmeyi hedeflediğini de sözlerine ekledi. Hükümetlerin, milletlerin dünya barışını sağlarken, bürokrasiye, yanlış anlaşılmalara takılabileceğini hatırlatan Fethullah Hoca,halklararası hoşgörünün daha önemli olduğunu vurguladı. Papa'nın kendisini hayret, hayranlık ve takdirle karşıladığını söylediğini ve bir işbirliği sürecinin başladığını yorumladığını yansıtan Fethullah Hoca, bir soru üzerine, Ağca'yla ilgili Papa ile bir şey konuşmadığını, ancak kutsal olan Roma'ya inananların vize almadan girebilmeleri için bir dilekte bulunduğunu belirtti.Fethullah Hoca, rahatsızlığı nedeniyle önceki gece Roma'da ölebileceğinin aklına geldiğini, ‘‘Gerek Papa ve gerekse benim yaşlarımız ilerlemiş. Bu bakımdan ben bu kutsal topraklarda ölürsem diye aklıma geldi’’ dedi. Fethullah Hoca bugün İstanbul'a dönecek.


10 Şubat 1998, HÜRRİYET Gazetesi

İslam Toplumu Milli Görüş Teşkilatı (IGMG), 2007 takviminde Hz. Muhammed'i Kelime-i Şahadet'ten sildi! Avrupa çapında dağıtımı yapılan takvimde, hat yazısıyla "Eşhedü en la ilahe illallah" sözüne yer verildi. IGMG Tanıtma Başkanı İlhan Bilgü, toplam 100 bin takvim bastıklarını, bunların 12-15 bininin bu hatla yayınlandığını söyledi.

"Eşhedü en lâ ilahe illallah" sözünün anlamı; tanıklık ederim ki, Allah'tan başka tanrı yoktur. "Söz" diyoruz, çünkü "Kelime-i Şahadet" desek, değil. Kelime-i Şahadet; Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhamme-den abdühû ve resulühu. İslam'ın birinci şartını yerine getirmek için söylenen kelam. Anlamı; tanıklık ederim ki Allah'tan başka tanrı yoktur ve yine tanıklık ederim ki Muhammed onun kulu ve elçisidir.

Kelime-i Şahadet'ten Hz. Mu-hammed'in çıkarılması, İslami çevrede Fetullah Gülen tarafından başlatılan güncel bir tartışma konusu.

Ne Demişti CIA'nın Kefil olduğu Fethullah

FETULLAH GÜLEN: 'MUHAMMED ALLAH'IN RESULÜDÜR' DEMEYİN

Fetullah Gülen "Fasıldan Fasıla" adlı kitabında şöyle diyordu: "Herkes Kelime-i Tevhid'i esas alarak çevresine bakışı yeniden gözden geçirmeli ve ıslah etmelidir.

Hatta Kelime-i Tevhid'in ikinci bölümünü; 'Muhammed Allah'ın resulüdür' kısmını söylemeksizin, sadece ilk kısmını ikrar eden kimselere rahmet ve merhamet bakışıyla bakmalıdır".

Görüldüğü gibi, ABD'nin emrine giren Fetullah Gülen, Müslümanlara açıkça Muhammed'i

anmamalarını tavsiye ediyor.
__________________


BU FOTOĞRALAR NE ANLATIYOR -FETHULLAH GÜLEN'in ALBÜMÜ-



BU FOTOĞRALAR NE ANLATIYOR 

-FETHULLAH GÜLEN'in ALBÜMÜ-

ALBÜM - 1

New Jersey’de ADL* Başkanı Abraham Foxman İle

09.10.1997









* ADL: Anti-Defamation League

B’nai B’rith’in bir koludur.

Yahudiliğe veya Siyonizme kenarından bile dokunanlara hemen Anti-Semitik damgası vurarak onları büyük bir insanlık suçu işlemiş durumuna düşürerek mahvetmeye çalışan ve her zaman bunu başarmış olan son derece saldırgan bir kuruluştur.

Bu kuruluş aynı zamanda Fethullah Gülen’in bazı kitaplarını bedava basıp dünyanın dört bir tarafına dağıtmaktadır.




ALBÜM-2



Papa Görüşmesi Sırasında Vatikan’da Gezerken

09.02.1998















Papa II. John Paul İle Hediyeleşirken



09.02.1998





Papa II. John Paul İle Görüşme Öncesi Reha Erus İle

09.02.1998




ALBÜM-3

Dünya Kiliseler Birliği CMEP Üyelerini Kabulünde
19.02.1998








Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nda İsrail Hahambaşısı Bahshi Doron İle

25.02.1998



Kültürlerarası Diyalog Sempozyumunda Süryani Lideri Yusuf Çetin İle

07.03.1998



Kültürlerarası Diyalog Sempozyumunda


07.03.1998





ALBÜM-4



Yahudi Liderler Heyeti İle

08.03.1998















Ortaköy Mecidiye Camii’nde Sezer Tansuğ’un Cenaze Namazında

19.03.1998




ALBÜM-5

Vatikan Ankara Büyükelçisi Pier Luigi Gelata ve George Marovitch’in Fethullah Gülen’i Ziyareti

14.04.1997













Vatikan İstanbul Temsilcisi Georges Marovitch’in Fethullah Gülen’i Ziyareti

19.11.1997



ABD’de Kardinal John O’connor İle

12.07.1997




30 Kasım 2014 Pazar

Papa'nın Yumurtaları!


Katolik inancı gereği evlenmeleri
yasak olan Papalar arasında, aşkları,
gayrimeşru ilişkiler sonucu çocuk
sahibi olmakla şöhret kazanmışları
bulunduğu gibi, eşcinsellikleri, akli
dengelerinin bozuk olmasıyla ünlü
olanları da mevcuttur…
Ancak hiçbirinin öyküsü, adı Vatikan
dâhil tüm arşivlerden silinmeye
çalışılan 'Kadın Papa Joan' kadar
ilginç değildir!

Joan, dokuzuncu yüzyılda yaşadı ve
asıl adı 'Gilberta' idi…
On iki yaşındayken, hayatta erkeklerin
daha avantajlı olduğunu değerlendirip
erkek gibi giyinmeye ve davranmaya
başladığı biliniyor!
Dini eğitim aldı, manastıra girdi ve
Roma'da rahipler, kardinaller arasında
geniş bir çevre edindi…

847 yılında Papa Leon'un ölümüyle,
Kardinal çekişmelerinin de etkisiyle
'IIX. Joan' adıyla Papa seçildi…
Tarihi kaynaklar, yedi-buçuk yıl kadar
Papalık yaptığını yazar!
Taaa ki…

Taaa ki, hizmetkârlarından biriyle
yaşadığı ilişki sonucu hamile kalıp,
9 ay bunu geniş giysilerle gizleyip,
855 yılında bir ayin sırasında sancısı
tutup bebek doğurması, yani kadın
olduğunun ortaya çıkmasına kadar…

'Papa Joan'ın akıbeti konusunda
farklı söylentiler vardır ama doğum
sonrası olay yerinde öldürüldüğü
neredeyse kesindir…

Ancak bu olay, kendisinden sonraki
Papa seçimlerinde tedbir amaçlı bir
uygulamanın yerleşmesine de vesile
olmuştur!

'La Sedia Gestatoria' adı verilen,
kırmızı mermerden oyulma ve oturma
yerinde geniş deliği olan bir koltuk
vardır, Vatikan müzesinde muhafaza
edilmektedir…
Bir eşi de Napolyon tarafından
Roma'dan alınıp Paris'e götürülmüş,
Louvre müzesinde konulmuştur…

1099 ile 1513 yılları arasındaki Papa
adayları oylama sonucu bu koltuğa iç
çamaşırsız oturur, genç bir papaz da
koltuğun deliğinden elini sokar, yeni
Papanın alt kısmını inceleyip kontrol
eder, cinsiyet tespiti yapardı!

Papaz muayeneyi bitirince Papanın
erkek olduğunu işaret eder ve törene
katılanlar sevinçle;
'Habe ova noster Papa!'…
(Babamızın yumurtaları var!)
diye bağırıp yeni Papayı kutlarlardı!

Sonraları bu gelenek terk edildi…

Döndüğünde anlatacaklarını merak
ettiğimiz Papa da, dileriz, dilimizde
farklı bir kelimeyle ve vurgulu olarak
ifade edilen 'yumurtalı' cinstendir!
Hem de 'çift sarılı'…

15 Mayıs 2014 Perşembe

GÜLEN'LE İLGİLİ KAN DONDURAN GERÇEK


Fethullah Gülen'in, “Ege’de talebe hizmetini en güzel yapan O'dur” diye tarif ettiği 20 yıl önceki talebesi Münip Erdem, canlı yayında çok çarpıcı açıklamalarda bulundu. Erdem, "Bu hususu 20 yıl sır olarak sakladım, fitneye sebep olmamak için hiç kimseye söylemedim. Fethullah Gülen hakkındaki benim kanaati katiyem fevkalade müspet idi. Fakat 17 Aralık’tan sonra Latif Erdoğan kardeşimin söylediklerini dinledikten sonra uzun uzun düşünmeye başladım, kanaatlerim değişti eski kanaatimin müspet olduğu karşılığında bugün menfi bir kanaat hasıl oldu. Hocaefendi’nin en yakınında bulunan talebeleri Hocaefendi’nin Hz. İsa olduğu kanaatini taşıyor hoca efendinin cemaat tarafından Hz. İsa olarak bilinmiş olması kendi aralarında bir sır olarak saklandı senelerce saklandı. Hoca efendinin kendisine dedim ki hocam siz Hz. İsa mısınız? Yüzü kıpkırmızı oldu tutarsız cümleleri peşi peşine eklemeye başladı. ”Ben Hz. İsa’yım” diyemedi “Hz. İsa değilim” de diyemedi. O kadar sıkıntılı bir hava meydana geldi ki soruyu sorduğuma bin pişman oldum.” şeklinde konuştu…
Programda söz alan İttihad Yayınları Genel Müdürü Mesut Zeybek de Munip Erdem’in iddialarını desteklerken sözlerini şöyle sürdürdü “İzmir'de İmam Hatip'te okudum. Fethullah Hoca 1967 -68'lerde Kestane Pazarı'nda vaaz verirdi. Orada tanıştık. Kestane pazarı Camii'ne 50 metre mesafede dükkanımız vardı. İzmir'de 1971 muhtırasının ardından Nurculuk davasında ileri gelenleri topladılar ben de mahkemeleri takip etmek için gittim. Orada Nurcuları daha yakından tanıdım. Mahkemeler devam ederken Nur talebeleriyle tanıştım ve derslerine gitmeye başladım. Sonraki dönemde ben de 5-6 ay hapis yattım. Gülen'in Nurlarla ilgisi olmadığını ilk o dönemde öğrendim. Gülen'in Hz. İsa olduğu iddiaları 40 yıl öncesine dayanıyor. Cemaatin dar çevresi de buna inandırılmış. İzmir'de bu yöndeki dedikoduları kendisine sorduk. Öfkelendi. İddiaları da yalanlamadı.” dedi...
“HEDEFLERİ MÜSLÜMANLARI HRİSTİYANLAŞTIRMAK”
Programın, Dinler arası diyalog kimin projesi ? Cemaat nasıl bir İslam istiyor? Fethullah Gülen”in Allah ile konuştuğu iddialarına ilahiyatçılar ne diyor? Sorularına yanıt arandığı bölümünde, İlahiyatçı Prof.Dr. Mahmut Aydın çok çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Aydın “Gülen 98 yılında Vatikan’a gidiyor o gün ki Papa ile görüşüyor. Papa ile görüşmesinde verdiği bir mektup var ki bu çok tartışılan bir mektup. Tabi ki orda biz sizin diyalog misyonunuzun bir parçası olmaya geldik bu misyonun tahakkuk edişini gönülden arzu ediyoruz bu konuda size her hangi bir hizmetimiz olursa kendimizi bahtiyar hissederiz türünden ifadelerle başlıyor mektup. Mektubun ilerisinde yine aynı sıkıntılar devam ediyor. Örneğin şöyle bir ifade var. İslam batıda yanlış algılanan bir din olmuştur bununda sorumlusu Müslümanlardır. Halk komisyonunda şöyle bir ifade geçiyor diyor ki; tanrı peygamberler vasıtasıyla insanlarla konuşur bu genel kurula gelince diyorlar ki bir dakika eğer konsil metninde böyle bir ifade koyarsak bu dolaylı olarak Hz. Muhammet’in peygamberliği kabul anlamına gelir onun için metni alt komisyona tekrar geri gönderiyorlar metin şöyle düzeltiliyor tanrı kutsal ruh vasıtasıyla insanlarla konuşur .19. yy da sömürge güçleriyle beraber İslam coğrafyasına hücum eden batılılar 19.yy da tüm dünyanın Hıristiyanlaşacağına inanıyorlar böyle bir hayalleri var.” Şeklinde konuştu..
MEHMET ALİ ÖNEL: İSLAM ŞEREFLİ BİR DİN. PAPA GELSİN BURADA DİYALOG ARASIN NİYE BİZ GİDİP BU DİYALOGU ARAYALIMDA EL ETEK ÖPELİM ….
Prof .Dr. Mahmut Aydın’ın açıklamaları üzerine Deşifre Genel Yönetmeni Mehmet Ali Önel “bir diyalog söz konusuysa İslam şerefli bir din onun mensuplarının da ona sahip çıkması gerekir değil mi? şimdi böyle bir diyalog varsa o halde niçin papa kalksın gelsin burada diyalog arasın niye biz gidip bu diyalogu arayalım da el etek öpelim oralarda. Diyalog başladığında önceki papa, Papa Benedictus Papa olduktan sonra Almanya’da Regermburg üniversitesine yaptığı konuşmada ne dedi? Hz. Muhammet ne getirdi ki dedi İslam’ı kılıçtan şiddetten başka kılıçla yaymaktan başka ne getirdi? bunda sakınca görmüyorum söylemekte oraya dinlerarası diyalog amacıyla giden heyet daha sonraki tarihlerde Hz. Peygamber’i Avrupa çapında bir çok ülkede terörist olarak gösteren gazeteleri mecmuaları lanetlemediyse eğer Vatikan o mektubun geri alınması gerekirdi şerefli bir Müslüman şerefli bir heyet bu İslam’ın şerefine sahip çıkması gerekirdi ben de burada bir vatandaş olarak dile getirmekte hiç bir şey görmüyorum madem peygamberimizi bu kadar alçakça iftira atıyorlar terörist gibi gösteriyorlar ve Vatikan da buna kayıtsız kalıyor yarım ağız bir kınama hatırlıyorum ben böyle kınama falan değil oda bunu basın özgürlüğü olarak görüyorlar o zaman o mektubu geri çekmek haysiyetli onurlu insanların yapacağı iştir.” Dedi
“CEMAAT TAŞERONLUK YAPIYOR”
Programda söz alan İlahiyatçı Prof. Dr. İbrahim Sarmış da Gülen Cemaati’ni topa tuttu..
Sarmış “bunlar çıkarlarına hizmet edecek şekilde devletler oluşturdular bu devletlerin rejimlerini oluşturdular hatta eğitim felsefelerini siyasi sistemlerini de onlar oluşturdular ve kendi çıkarlarına hizmet edecek mankurtuları bu Müslüman halkların başına getirdiler o günden beri batı İslam alemini kültürel olarak sömürüyor ekonomik olarak sömürüyor siyasi olarak yönlendiriyor ve kendi çıkarlarına hizmet ettiriyor.
kendi çıkarlarına hizmet edeceği düşüncesiyle Arap Baharı’nı yaptılar fakat ama bugüne kadar bakın Arap Baharı gerçekleşen hiç bir ülkede Müslümanlar İslam’ı bir yönetim kuramadı kurdurmuyorlar.Müslümanların toparlanması birlik olması kendine gelmesi için çalışan İslam coğrafyasında liderlik konumunda iki devlet vardır biri mısır biri Türkiye. Mısır da Müslümanların biraz ayağa kalkmasını gördükleri anda ayaklarını kırdılar darbeyle oradaki Müslümanları terörist ilan ettiler Müslümanlara doldurdular geriye ne kaldı Türkiye kaldı .Türkiye’deki bu misyonu bitirmek için batı bir kaç manevra yaptı işte gezi eylemleri yapıldı bilmem kaç harekat yapıldı şu bu yapıldı fakat Türkiye’deki iktidarı değiştiremediler.bunun için bu iktidarı ve başbakanı devirecek değiştirecek geniş bir güce tabana ihtiyaç vardı dalmaları gerekiyordu bir taşerona ihtiyaçları vardı.bu cemaatte bunlara taşeronluk yaptı.cemaat batıya veyahut emperyalizme taşeronluk yaptı.bugün Türkiye’de oluşturulmak istenen kaos mu iktidar değişikliğimi toplumsal hareketler mi bunların hepsinin altında bu çabalar bu düşünceler yatıyor. İster şeyhülislam olsun ister alim olsun ister cemaat lideri olsun hiç bir kimsenin İslam üzerinden pazarlık yapma hakkının olmadığına inanıyorum.” şeklinde konuştu…