Gülen' etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gülen' etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2014 Pazar

İktidarı, muhalefeti, Türk'ü, Kürt'ü, dindarı, dinsizi ve vatanını seven herkes

Gülen Cemaati kontrolündeki paralel devletin mağdur ettiği çok sayıda insan var ülkede ama hiç kuşkusuz bütün bu mağdurlar arasında ünlü polis şefi Hanefi Avcı'nın yeri başka. Çünkü onun bu mağduriyeti yaşamasının tek nedeni Türkiye kamuoyunun henüz yüz yüze geldiği bu derin yapıyı o 2010 yılında yazdığı ve Haliç'te yaşayan Simonlar adını verdiği kitapta tek tek afişe etmiş olmasıydı. Eskişehir Emniyet Müdürü iken yazdığı kitapla cemaatin hedef tahtasına oturan, türlü entrika ve komplolarla tutuklanıp Silivri Cezaevi'ne konulan Avcı ile Adalet Bakanlığı'ndan aldığımız özel izinle SABAH ekibi olarak bir söyleşi yaptık. Dikkatle ele alınması ve sorgulanması gereken söyleşinin bugün ilk bölümünü okuyacaksınız. Ancak son derece kritik açıklamalarda bulunan Avcı'yla birlikte olmaya yarın da devam edeceğiz...

 Bugün tartışılan devlet içindeki paralel yapıyı siz 3 yıl önce yazdığınız kitabınızda ele almıştınız. Belli ki bu insanları çok yakından tanıyordunuz... Avcı: Eskiden biliyorsunuz insanlar 'dindar, İslamcı, Cemaatçi' diye fişlenir emniyet kadrolarında üst görevlere getirilmezdi. Ben geçmişte de hep karşı çıktım. Önemli olan liyakat sahibi olmasıydı. Bu yüzden o dönemde cemaatçi olduğu söylenen insanlara da sahip çıktım. Liyakat sahibi olanlara kritik görevlerde yer açtım. "Bu ülkenin geleceği için güzel insanlar yetişiyor" derdim. 

 Bir şeylerin yanlış gittiğini ne zaman fark ettiniz? - Taşkınlıklarına mani olmaya çalışanları tasfiye etmeye başlamaları üzerine farkına vardım. 

 Nasıl oldu bu? - Örneğin Emin Aslan... Celal Uzunkaya, Mustafa Gülcü ve Sabri Uzun gibi isimleri emniyette kurmaya çalıştıkları yapılanmaya engel olacaklarını düşündükleri için ekarte ettiler. Çok ilginçtir... 28 Şubat döneminde Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral'ın "Fethullahçılar raporu" hazırlandığında Emin Bey askere gidip rapora itirazını dile getirmişti. Askeri doğru bilgiler olmadığına ikna etmeye çalışmıştı. Sonra Emin bey Yüksek Şura'da bunların olmaması gereken atama, terfilerine, yanlışlarına karşı çıkınca sahte isimle dinlediler ve mesleğiyle oynadılar. Bir başka mağdur çok iyi bir polis olan Mustafa Gülcü'ydü. Ergenekon Davası başladıktan sonra savcılar emniyetin hazırladığı Ergenekonvari bir yapılanma olduğunu kabul etmesi için baskı yapmışlar. Kabul etmeyince hedef oldu. Bir polis muhbirinin ihbarıyla disiplin soruşturması geçirip pasifize edildi. Emin Aslan'ı yine bir polis muhbirinin ihbarıyla "uyuşturucu kaçakçısı ile ilişkisi var" deyip hapse attılar. Sabri Uzun gibi bir istihbaratçıyı isimsiz ihbar mektupları, sahte kararlarla dinleyip pasif göreve çektiler oradan da müfettiş görevlendirilerek soruşturma açıp 'haksız mal varlığı edindi' diyerek sicilini lekelediler. Bu yaşananlar olan bitenin farkına varmamı sağladı. 

 Siz bunu yetkililere anlatmayı denediniz mi? - Birçok görüşmem oldu. O zaman İçişleri Bakanı Beşir Atalay'dı. Beni samimiyetle dinledi. Ama Başbakan'ın ikna olmadığını sanıyorum. Çünkü paralel yapının bu kadarını yapabileceğine inanmadı. Benim kısa bir süre önceki halim gibiydi durumu yani. Bana da başka biri gelip bu şekilde anlatsaydı, görmeseydim, şahit olmasaydım inanmazdım. Başbakan ve çevresini benden soğutmak için de yanlış bilgiler yaydıklarını düşünüyorum. Örneğin KOM Başkanıyken KOM'un İstanbul'da dinlediği bir yeri Başbakan'ın eşi Emine Hanım aramış. O telefon tapelerini Başbakan'a götürüp "Hanefi Avcı eşinizi dinliyor" demişler. Sonradan gerçeğin bilindiğini, böyle bir dinleme yapmadığımızın anlaşıldığını öğrendim. Ancak benimle ilgili Başbakan'a başka neler söylendi onu bilmiyorum. 

 Yani siz derdinizi kimseye anlatamadığınız için yazdınız 'Haliç'te Yaşayan Simonlar'ı... 
- Kayıtlara düşmek ve sonrasına ışık tutmak, kamuoyuna aktarmak için yazdım. Zaman beni haklı çıkardı. Hani derler ya; Olaylar yeniyken müdahale ederseniz çabuk önlem alırsınız. Öyle olmalıydı ama olmadı ve o olaylar büyüdü, büyüdü ve şimdi hükümetin karşısına büyük bir kaos olarak çıktı. Ama şükrediyorum ki iyi ki şimdi oldu. İllaki olacaktı sonunda ama Allah şaşırttı ve Başbakan'a çok erken saldırdılar. Bir anormallik vardı ve çok şükür en azından bu hükümet erkenden farkına vardı bu anormalliğin. 
BU YAPININ HİÇBİR ŞEYİNE İNANMAM O zaman siz 17 Aralık operasyonuna sadece yolsuzluk perspektifiyle bakmıyorsunuz. - Başıma onca işi gelmişken bu yapının yaptığı hiçbir şeye inanmam. Hem böyle yolsuzluk operasyonu mu yapılır? Soruşturmanın nereye gideceğini bilmiyorsunuz ama herkesten saklıyorsunuz. Neden? Çünkü en başından beri niyetiniz belli! 

 Usule aykırı mı demek istiyorsunuz? - Evet. Ben de görevdeyken bazı yolsuzluk operasyonları yaptım. Ama yaparken üstlerimi bilgilendirdim. Mesela Enerji Bakanlığı'nda ihalelere fesat karıştırma soruşturması vardı. Bizzat gidip hem Enerji Bakanı'na hem de İçişleri Bakanı'na bilgi verdim. Kim olduklarını, kimlerin adının geçtiğini olayın ne olduğunu anlatmadım ama o bakanlıkta tahkikatlar yaptığımızdan haberdar ettim. Ha yolsuzluk yapan bakanın oğludur, kardeşidir ayrı. Oğlun kardeşin yolsuzluk yapmış demezsin ama bakanlığıyla ilgili bir soruşturma yaptığının bilgisini hem bakanlığına hem de amirlerine haber vermek zorundasın. Validen, Başsavcıdan ya da Adalet Bakanı'ndan niye saklıyorsun? Burada bakıyorsunuz vali şehri yönettiğini sanıyor ama yönetmiyor. Emniyet Müdürü emniyeti yönettiğini sanıyor ama yönetemiyor. İçişleri Bakanı bakanlık yaptığını sanıyor ama gereken bilgiyi alamıyor. Başsavcı da habersiz. Hiçbir amirin haberi olmadan yapılan bir soruşturma var. Böyle bir devlet anlayışı olabilir mi? Bediüzzaman der ki; Hakimiyetin şenni müdahaleyi reddeder. Yani bir yerde bir tek iktidar olur. Çift başlı iktidar olmaz! 

SORUN YALNIZ HÜKÜMETİN DEĞİL HERKESİN Mücadele için geç mi kalındı? - Geç kalındı ama yine de Türkiye bir şans yakaladı. İyi değerlendirmek lazım. Hükümet kararlı ve cesur olmalı. Ancak bu bir yılda iki yılda bertaraf edilebilecek bir yapı değil. Bu sadece polis ya da kriminal hamlelerle de çözülemez. Mücadele uzun bir zaman alacak. Devletin kilit noktalarına yerleşmeleri bu hükümet döneminde oldu. Başbakan kendileri gibi geçmişte dışlanmış bu insanları sahiplendi. Devletin kritik noktalarında görev almalarına hep olumlu baktılar. 

 Peki bu yapıyla mücadeleden başarıyla çıkılabilecek mi? - Çıkmak zorundayız. Bir de bu sadece iktidarın sorunu değil. Hepimizin sorunu. Bütün Türkiye'nin. Bugün AK Parti yarın CHP, öbür gün MHP! Kim gelirse gelsin bunlarla mücadele etmek zorunda zaten. O nedenle bu ülkeye aidiyet hisseden herkes, iktidarı muhalefeti, Türk'ü Kürt'ü, dindarı ve dinsizi herkes Başbakan'ın yanında tavır almalı. Bu bir fırsattır, değerlendirilmelidir. Bakın. Bunlara ön ayak olduğu için kızılabilir hükümete. Eleştirilebilir ama hükümet zayıf düşsün Erdoğan iktidardan gitsin diye gidip öbür tarafa destek verilemez. Ben bir mağdur olarak, bunların iftiralarıyla, sahte belge ve komplolarıyla hapse düşmüş hayatı karartılmış bir kişi olarak söylüyorum bunu. Ben de çok kırgınım hükümete. Herkesten daha çok kırgınım çünkü bunların başıma ördüğü çorabı göremediler ve önlem almadılar vaktinde diye. O zaman bana kulak verip bunlara tavır alsalardı ben şimdi görevimin başında bunlarla mücadelede en ön saftaydım. 

MUHALEFETİN TAVRINA İÇERDEKİLER KIZIYOR Sizce operasyonu yapanlar istedikleri algıyı toplum nezdinde yaratabildiler mi? - Tam tersi oldu. Dışarının nabzını bilemiyorum. Ama bizim mahallede (gülerek cezaevi ortamını kastediyor) algı oldukça farklı. Balyoz ve Ergenekon davalarından yargılananlar şu anda hükümetin yanında tavır alınması gerektiğine inanıyor, muhalefetin tavrına kızıyorlar. 



14 Ocak 2014 Salı

Gülen'in skandal ses kaydı ortaya çıktı

Fethullah Gülen telefonla kendisini arayan kişiye Pensilvanya'daki malikanesinden talimatlar verirken şok ifadeler kullanıyor. Gülen'in birçok ünlü iş adamıyla yakın temasta olduğu ve ülke içerisinde paralel yapılanmayı bizzat kendisinin takip ettiği de görülüyor.
Mustafa Koç ile ilgili yapılan görüşmede Fethullah Gülen, Mustafa Koç'a yapılan vergi denetimleri ile ilgili "Bir şey yapamazlar" diyor ve temaslarla ilgili "büyük patron bilmesin" ifadesini kullanıyor.
Gülen'in iş adamlarının kurduğu TUSKON'dan yapılan aramada çeşitli konularda Fethullah Gülen'den izin isteniyor.Konuşmanın bir bölümünde Mustafa Koç'un kendilerine sponsor olduğu vurgulanırken araya giren Fethullah Gülen, "Hükümet onlara müfettiş falan göndermiş. Bir sıkıntıları var mı? Bir sıkıntıları varsa haberimiz olsun. Ona bir şey yaptırmayız" diyor.
Arkasından da sıkı sıkı talimat veriyor, "Bunlarla ilişkimizden büyük patronun haberi olmasın" 

Gülen, Afrika'daki bir petrol işine KOÇ grubunu ortak alıp almama konusunda da, "Şimdilik onları değil başka bir grup bulalım." cevabını veriyor.

Arayan kişi attıkları adımların takip edildiğini anlattığında Fethullah Gülen, "Takip ederler kendinize dikkat edin" uyarısında bulunuyor.
Son bölümde işadamı Mahmet Nazif Günal'la ilgili bir sıkıntıyı çözdüğünü belirtilyor.

Bu görüşme dışında "Kasım 2013 FG Turgay Ciner Ve Ali Sabancıya Talimat, Ekim 2013 FG Mustafa Koç, Takip - Sponsor - TUSKON, Aralık 2013 FG Bank Asya Talimatı/ BDDK'da adamlarımız var, FG Thy Para Çekmesi" başlıkları ile telefon görüşmeleri internete yüklendi.

İŞTE SKANDAL GÖRÜŞMELERİN SES KAYDI


- Alo

- Aloo

- Tamam bir görüşeyim dedi ama uzun olmasın tamam mı

- Tamam

- Fettullah Gülen: Efendim.

- Hürmet ederim efendim inşallah daha iyi afiyettesinizdir

- Fettullah Gülen: İnşallah

- Bu Aziz Bey vardı efendim. O gelecek olan beyefendi.Pasaportunu elden almak için rica etti. Pazartesi günü verecekler

- Fettullah Gülen: Kimin dediniz?

- O Bursa'dan gelecek olan Aziz Bey. Osman Hoca söylemişti Hocam.

-Fettullah Gülen: Ha Tamam evet hatırladım evet tamam peki

- Ali Sabancı'yla beraberdim dün Hocam. Çok Selamları var. Sağlığınızı sıhhatinizi sordu. En çok da o arayıp sordu bu süreçte.Ceyda Hanım bir mektup verdi. O da o şekilde telefonla olmayabilir dedi. Turgay Ciner Bey'e uğradık bugün. Hasan beyle bir koşe yazarının menfi yazı yazma durumu vardı. Onu öğrenmiştik. Kendisini aradık. Bizzat devreye girdi. "Bu gazetede aleyhinize hiçbirşey çıkamaz" dedi. Hepsi bunların 'Hizmet Müessesesi' dedi. "Büyüğümüzün (Fettullah Gülen) aleyhine de ben burada bir şey çıkartmam" dedi.Öyle güzel bir görüşme geçti efendim kendisiyle.

- Fettullah Gülen: Çok iyi. Allah Razı olsun

- Bu dostlarımıza Uganda'dan ananas falan gelmiş. İşte efendim onlara göndermiştim. Bugün teşekkür mektubu yazmış o Koç. Adamı da aradım. Yardımcısıyla görüştük. Bu iftar meselesini de orada tekrar görüşürken Mustafa (Koç) Bey'in Adnan Bey Polat'ın aramasından rahatsızlık duyduğunu ifade etti efendim. Ben Süleyman abiyle de paylaştım bunu, söyledim kendisine. herhangi bir şey olursa ben görüştüreyim, Federasyon Başkanı'nı da tanıştırdık zaten dedim. Siz arada kalacak olursanız bizim üstümüze atın en azından. Siz kötü olmayın Adnan Bey'le dedim. Böyle bir şey çıktı ortaya hocam.

- Fettullah Gülen: Meseleyi çözün bence. Yumuşakça inşallah.

RAFİNERİYİ KİME VERELİM

- Bir de efendim rafineri meselesini ben şeye götürmedim. Koç'a. Fatih Baltacı Bey o ortağı olan iki ayrı ülkedekilerle görüştü. İlgilenmiyorlar. Akın İpek Bey'e söyledim. O da ilgilenmiyor. Bu ayın 8′inde de müraacat etmek için son tarihi. Onlara bildirelim mi bunu Koç'a . Başka bir alternatif gelmedi aklımıza.

- Fettullah Gülen: Evet olabilir bence de. Gönüllerine girmiş olursunuz.

- Başüstüne hocam.

- Hürmet Ederim. Allah'a afiyetler versin inşallah

Fettullah Gülen'in Bank Asya'ya para yatırılması ile ilgili talimatları: BDDK'da adamlarımız var.

Görüşme Tarihi: 21 Aralık 2013

- Aloooo

- Buyur

- Ya Abdullah Bey.

- buyur Abdullah

- Bi saniye burda bi Şivan sana bi şey söyliycek.

- Söylesin

- Aloo. Abi.

- Efendim

- Ben Osman.

- Buyur.

- Nasılsınız abi, iyisiniz inşallah.

- Teşekkür ediyroum sağolun.

- Abi bu Bank Asya'yla alakalı bir Başbakan'ın talimatıyla Bank Asya'ya girilme durumu vardı da. Onunla alakalı arkadaşlar bir değerlendirme yaptılar. Toptan teknik olarak bir şeye imkan var mı diye. Normalde mümkün değil dediler. Olsa bile kademelerde arkadaşlar var. Bunların hepsinden geçiyor olması lazım. Ben de onları anlattık. Fakat bir çözüm önerisi olarak bir şey söylemişler notlarımın arasında. bunu da sizinle paylaşmamı istedi. Diyor ki abi arkadaşlar yani herhangi bir şekilde bize bakan yönüyle BDDK yönüyle bir sıkıntı olmaz ama arkadaşların tavsiyesi şöyle. Bank Asya hakkında bir söylenti, şayia çıkması banka açısından çok tehlikeli. Şu anda twitterdan bunu yaymaya çalışıyorlar. paranın çekilmesi vs ile alakalı endişeler vatandaşta oluşursa mudilerde, daha önceden böyle bir uygulama yapmışlar mesela

- Biliyorum. Mesela 2001′de oldu.

- Bize değil de bir başkasına da yapmışlar. O bankayı batırmışlar mesela. Dolayısıyla böyle bir şey tehlikeli olabilir. Şöyle bir şey teklif ediyor arkadaşlar. Bunu çok yaymadan 10 tane büyük işadamı abiyle paylaşılsa da bunlardan 5 tanesi veya 10′u bir şekilde 300 milyon TL kadar mevduat getirseler bankaya ve 5 tanesi de kağıt üzerinde Asya Emeklilik Şirketi var ya abi,

-Evet

- Bir kısmını da bunlar satın alsalar. Buradan da 300 milyon TL gibi bir giriş olsa bu durumda şey iyicene sağlamlaşır. Bunların girmesinin önü kapanır. Dolayısıyla Hocaefendi bu yapılabilirsa yapılsın dedi. Size söylememi istedi.

- Bana söyledi de ben detayını bilmiyordum. Bu işin tekniğini yani o bankada teknik olarak kim bilir?

- Şöyle abi, bizim bi ekibimiz, sizin adınıza biz bir ekip kuracaktık ya arkadaşlar destek verecekti.

- Ha anladım

- 3 kişi bir araya geldiler Orada Yakup diye bir arkadaşımız vardı. o sivil bir arkadaşımız. Onlar biraraya geldiler. Bunların bu ihtimaline binaen biz BDDK olarak durumumuz nedir, nasıl koruruz diye.

- Mesela şimdi orada Zafer Bey var. Zafer Beyle kim görüşecekse görüşse Zafer Bey bize ne yapılması gerekiyorsa anlatsa. Yönetimde ya.

- Zafer kim abi?

- Orada (BDDK) Yönetim Kurulu'nda ya. Teknik arkadaş.

- Bununla alakalı olabilir. O da olur ama teknik dili konuşan Ahmet de olabilir.

- O zaman ya Ahmet olsun ya Zafer

- Tamam. aynı dili konuştuklarından teknik bi şey olacaksa Ahmet olursa size daha rahat izah edebilirler bunlar.

- Olsun. O izah etsin o zaman

- Dolayısıyla. Tamam. Yani işadamlarının bulunması ve bu iki husus diyorlar bankayı daha kemikli hale getirir. Dolayısıyla bu süreci baltalar. Bu süreçte böyle bir duruş sergilememizde fayda var diyorlar çünkü fon açısından biraz daha bankanın mevduata ihtiyacı var diyorlar. Hocaefendi bunu yapalım o zaman dedi. "Şu süreçte bir zarar görmemek için bunu yapalım" dedi. Ama normal şartlar altında endişeye mahal bir durum yok. Çünkü orada Başkan Yardımcısı'nı geçmeleri lazım. Daire Başkanı'nı geçmeleri lazım. Onun altında Daire Başkan Yardımcısı'nı geçmeleri lazım. Bunların hepsi bizim arkadaşımız. ama olur da yani bir talimat gelirse endişesinden dolayı bunu yapıyoruz.

- Mühim değil. Ben anladım. Sizin ilgili arkadaş görüşsün. Bize mesela yarın nasıl ulaşacaksa ulaşsın. Yarın ilgili arkadaş teknokrat arkadaş bizi bilgilendirsin.

- Tamam. bizi bilgilendirsin derken Ahmet'i çağırıp ona mı söylesinler abi, yoksa

- Tabi Ahmet'e söylesinler. Ahmet bizi bilgilendirsin.

- Tamam. öyle yapalım. Tamam abi

- Teşekkür ederim.

- Görüşmek üzere kolay gelsin

Fettullah Gülen'in Mustafa Koç, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Mehmet Nazif Zorlu ve TUSKON ve İş Takibi ile ilgili talimatları

Görüşme Tarihi: 14 Ekim 2013

- Aloo

- Fettullah Gülen: Efendim

- Efendim hürmet ederim. Bir iki husus vardı efendim müsaade ederseniz arzetmek istiyordum. arzetmek istiyordum

- Fettullah Gülen: Buyrun

- Zatıalinizle görüştükten sonra geçen gün Mustafa Bey aradı Koç. Sizin orada başkentteydi (Washington) bir süredir. aile içinde de teyit ettiler dedi. Memnuniyetle biz sponsor olmak istiyoruz buna dedi. Kendisi de bizzat bulunmak istiyor efendim. Adnan Polat Bey de kendisini aramış efendim o görüşmeden sonra. Süleyman abi de teyit etti onu. Bu şekilde bilgi vermek istedim o konuyu.

- Fettullah Gülen: Evet iyi olmuş. Yani onların bulunması da iyi. Vaka onlara karşı da yukarıdan bir tavır var da. Fakat mali şeyleri karışık yoksa problem olabilecek yanları yoksa bi şey yapamazlar yani. Üzerlerine müfettişler salınsa bile bi şey yapamazlar.

- Rahat duruyorlar efendim.

BÜYÜK PATRON BİLMESİN

- Fettullah Gülen: Evet. Zannediyorum tedbir aldılar. Haberdardılar.

- Evet Efendim. Teşekkür ettiler efendim o hususta. Davetiye taslağı gibi kendisini istişare makamında şeyler yapalım mı efendim. Temas yapalım mı bu konularda.

- Fettullah Gülen: İyi olur. ama şey, Büyük Patron pek bilmesin. Onunla temasımızı çok bilmesin.

- Başüstüne efendim. O konuda zannedersem bir takip altındayız. Ben bazı hususlar var. O gelen arkadaşlar zatıalinizin o tarafa geldiler. Geçen başıma bir vakıa geldi. Onları aktarıcam efendim. Size de gelip aktarıcam. Zannedersem o konuda takip ediyorlar orayala alakalı.

- Fettullah Gülen: Doğrudur

- O gittiğimiz gün akşam bazı şeyler oldu da efendim. Telefonlar geldi. Bir de efendim bu Uganda Devlet Başkanı'ndan haber geldi. Orda bir rafineri meselesi vardı. Uzun süredir gündemdeydi. Çıkarmamışlardı. Türkiye'den büyük bir firma getirirseniz memnun oluruz dediler. Onlara (Koç holding) teklif edelim mi edelim. Onların da ilgisi var bu konuya.

- Fettullah Gülen: Onların dışında başkası öyle ağır bir yükün altına girebilir mi?

- O yükün altına girebilecek bizim çevremizde pek bildiğimiz bir insan yok efendim. Türkiye'dekiler de büyükler efendim genelde içerde şeylere giriyorlar. Onlar sizin göstereceğiniz insanlarla ortaklık yapmak isteriz gibi bir üslupları da var. İsterseniz biraz daha çalışalım Öyle şey yapalım.

- Fettullah Gülen: Öyle yapalım. Biraz da böyle dediğimizi yapacak, diyeceğimiz şeyleri derken rahat olabileceğimiz birisi olsa daha iyi olur. Olmazsa onları tercih ederiz.

- Başüstün efendim. bir efendim bu Mehmet Nazif Bey'in büyük bir işi vardı. Çinliler alacak gibiydi. Sonra başka iki işi onlara vermiş. O iş için dışişleri bakanı tekrar davet etti bayram sonrası gelseniz dedi bu işi alabilicez dedi. O konuda nasıl yapalım. Gidelim mi Nazif Bey'le tekrar?

- Fettullah Gülen: Olaiblir. Nazif Bey'i de sıkı tutmak lazım.

- Başüstüne efendim. Görüştük Hacca gitmeden. Bir de efendim twitter'da TUSKON'la alakalı bir kampanya yapıyorlar. Müspet gibi görünüyor ama farklı bir siyasi içerikten atıyorlar mesajları. Kapatılmayla iligili malum gündem şeyleri söylüyorlar. O konuda müspet bir mail atıp, onun gündemmizde olmadığını, ülkemize hizmete devam ettiğimizi falan söyleyip. çünkü yanlış insanları heyecanlandırır tarzları var. Böyle bir şey yapsak müsaade ederseniz.

- Fettullah Gülen: Kapatma ne?

- Daha önce bir Önder Bey Malatya mahreçli bazı haberleri geçmişti. İşte dersanelere karşılık TUSKON'un kapatılması gibi haberler geçtiler. Üzerinde durmadık o zaman.

- Fettullah Gülen: Onların elinde mi öyle bir şey yapmak?

- Yani mümkün değil efendim bu. Sivil toplum kuruluşu. Denetlerler. En fazla kamu yararımızı almaya çalışırlar elimizden ama kendi kayıtlı teşekkür ve takdirleri var. Herşeyi de bakanlıklarla müştereken yapıyoruz. yani gayrı-cebri bi şey olmazsa herhangi bir şey olmaz efendim.

- Fettullah Gülen: O zaman o yapmak istediğiniz şeyi yapın inşallah.

- Başüstüne efendim

- Fettullah Gülen: Allah afiyet versin

- Hürmet ederim.

- Fettullah Gülen: Bayramınız mübarek olsun.

- Allah razı olsun. Ellerinizden öperim. Bayramınızı tebrik ederim hocam.

- Fettullah Gülen: Arkadaşlara selam söyle. İsmail Bey burdaydı dün.

- Bahsetti efendim. O Şükrü Beye de çok teşekkür ediyrouz. O kendisi bilet almış. Israrla görmek istedi. Ben de Mehmet Yaşar Bey'e yazdırdım. O da çok memnun olmuş. Teşekkür etti efendim.

- Fettullah Gülen: Estağfirullah. Öyleydi yani. Geçen de memnundu. Bi daha gelince çok kalırım dedi bana.

- Allah razı olsun hocam. çok iyi oldu. Hürmet ederim.

Bank Asya'ya para yatırılması ile ilgili talimatları. Hüseyin gülerce'nin Sulh yazısı ile ilgisi olmadığını anlatıyor.

Görüşme Tarihi: 25 Aralık 2013

- Aloo

- Fettullah Gülen: Efendim
- Efendim hürmet ederim. Bu Ali Bey'in işyeriyle alakalı bu büyük müşterilerden bir kaç tanesi almış yani almış şeylerini. tabi o bayağı büyük. bunlar içerisinde henüz belli olmayan THY var bir de Banka var. O da alırsa biraz zorlanacak gibi görünüyor. Acaba biz bu arkadaşlarla beraber olacağız birazdan onlarla böyle usturubuyla görüşsek böyle önde gelen olanları 2001′de olduğu gibi şeylerini yatırmalarını istesek uygun olur mu?

- Fettullah Gülen: Ben size demiştirm o elinizdeki şeyler olmuyor mu?
- Onlar küçük kalıyor efendim.

- Fettullah Gülen: Öyle mi?
- Evet. Yani bu büyük. Bayağı büyük. Böyle yani bayağı bi arkadaşların da paniğe maniğe sevketmeden külli şeyin olması ancak o şeyleri kapatabilir.

- Fettullah Gülen: Var mı? yolu var mı onun?
- İşte efendim şu anda bazıları mesela şimdi ihtiyaçtır deyip kendileri aramış. ama biz bunu aşarız diye bir hafta içerisinde şey olmuş ama fakat şu andaki görüntü THY ne yapacak belli değil? Büyük. 300 küsur. Bir de o Banka'nın 300 küsur. Öyle büyük toplu şey yaparlarsa o şeymiş. yapma ihtimalleri çok yüksek şu anda. Çekme ihtimalleri.

- Fettullah Gülen: Ne yapılabilir?
- Efendim arkadaşlarla görüşerek, arkadaşlar bu yakın çevrelerin yani şeylerini oraya 2001′de olduğu gibi yatıracaklar.

- Fettullah Gülen: Mümkün mü o?
- İşte o daha önceden malumalleri yapmıştık zatıalinizin tensibiyle 2001′de.

- Fettullah Gülen: Yapın. Yapın. hiç ahesteler hissetmeden çarçabuk hemen yapın. Çarçabuk.
- Başüstüne efendim. Bir de efendim bugünkü şeyle alakalı, bugünkü Hüseyin Gülerce'nin yazısı o sulh mü o zatıalinizin bilgisi dahilinde mi yoksa kendiğilinden mi yazdığı bir şey?

- Fettullah Gülen: Hatırlayamadım. Nedir O?
- Efendim 3 şart koşuyor. 1. yolsuzlukların üzerine gidilsin diyor. Yani paralel yapı varsa onları tasfiye edebilir. 2. Dedikodu gıybet etmeyelim. Bu bütün ülkeyi rahatsız ediyor. Sulh yolunu teklif ediyor.

- Fettullah Gülen: Önemli değil.
- Başüstüne

- Haberim yok. Siz şimdi o meseleyi halledin. O meseleyi halledin.
- Başüstüne efendim. Hürmet ediyorum. Allah sağlık sıhhat versin.