yazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Haziran 2016 Salı

Sahi neden mutsuzuz?

Asr-ı Saâdet insanı mutluydu...
Oysa bizim sahip olduklarımızın yüzde birine bile sahip değillerdi...
Selçuklu/Osmanlı insanı da mutluydu...
Onlar da bizim sahip olduklarımızın yüzde birine bile sahip değillerdi.
Söyler misiniz lütfen, mutluluk çok şeye sahip olmakta mı, yoksa sahip olduklarımızın kıymetini bilmekte mi saklı?
Osmanlı Devleti ve Osmanlı insanı üzerine gözlemleriyle meşhur Fransız yazarlardan (1830’larda İstanbul’da dokuz yıl kalmış, hatıralarını “Neuf anne’es a Constantinople” ismiyle kitaplaştırmıştır) A. Brayer diyor ki: “Osmanlı insanının yakındığını hiç görmedim. Hangi halde iseler şükrederler. Bu yüzden de istikbal endişesi taşımazlar.”
Osmanlı’nın torunları (bizler) için bugün aynı şeyleri söylemek sanırım mümkün değil. Şükrün yerini şikâyet aldı. “İstikbal endişesi” ise Allah’ın her güne serpiştirdiği güzellikleri algılamamızı ve yaşamamızı engelliyor...
Durmadan şartlardan yakınıyoruz. Zaaflarımızı, yenilgilerimizi, korkularımızı şartlarla izah etmeye çalışıyoruz...
Bence bu, mağlubiyetimize mazeret uydurma çabasıdır! Çünkü aynı şartları yaşayıp paylaşan başka insanlar pekâlâ şartların esiri olmadan yaşayabilmekte, hedeflerine ulaşıp başarılı olabilmektedirler.
Daha açık ifade etmeye çalışayım...
Eğer Peygamberlerimiz şartlardan yakınıp dursalardı, Hz. Âdem’in ömrü Cennet’ten çıkarıldığı için, Hz. Nuh’un ömrü tufana tutulduğu için, Hz. Yunus’un ömrü denize atıldığı için, Hz. Yusuf’un ömrü kuyuya itildiği için,Hz. İbrahim’in ömrü Nemrut’la, Hz. Musa’nın ömrü (onlara selam olsun)Firavun’la karşı karşıya getirildiği, Hz. Âlişan Efendimiz’in ömrü iseEbucehil gibi bir düşmanla savaşmak zorunda kaldığı için, Hz. Havva’nın ömrü yasak meyveyi yediği için, Hz. Asiye’nin ömrü Firavun’la evlendiği için, Hz. Hacer’in ömrü çölde aç-susuz bırakıldığı için, Hz. Meryem’in ömrü iftiraya uğradığı için yakınmayla geçerdi...
Hâlbuki içlerinde mevcut imanı ve iman eksenli enerjiyi harekete geçirip ortaya atıldılar: “Allah Kerim” diyerek olumsuz şartların üzerine yürüdüler ve şartlar değişti...
Unutmayalım: Hz. İbrahim’i, Nemrud gibi, kendini “tanrı” sanan bir “gurur âbidesi” karşısında galip getiren Kudret, Hz. Musa’yı Firavun’un sarayında büyüten Kudretin tâ kendisidir!
Aynı Kudret, Efendimiz’in üzerine de tecelli edince, Efendimiz, bir süre önce kovulduğu Mekke’ye, muzaffer bir komutan olarak döndürüldü...
Ramazanı bu açıdan da yaşamamız gerekiyor. Ama hayır! Yakınmaya devam ediyoruz. “Bir dokun bin ah işit kâse-i fağfurdan...” (Şair Âli Efendi) modunda yaşıyoruz.
Kiminle konuşsanız dert döküyor... Herkesin bir çözülmezi, bir girifti, bir hallolmazı mutlaka var şu dar-ı dünyada... Kime sorsanız “işler kötü”demeye getiriyor.
Caddeler dolusu araba (en lükslerinden), arabalar dolusu cep telefonu (en akıllısından ve pahalısından), cep telefonlarında envai çeşit ulaşım düzeneği...
Her biri şu kadar aylık masraf...
Evlerimiz tıkış tıkış eşya, bir sürü gereksiz incik-boncuk...
Bilin bakalım: Az mı kazanıyoruz, yoksa çok mu harcıyoruz?
Neyse: Bu hamur çok su götürür, iyisi mi noktayı koyalım.

18 Nisan 2014 Cuma

PDF gabriel garcia marquez yüzyıllık yalnızlık Kitabi


yzyllk

Gabriel Garcia Marquez kimdir?

Nobel ödüllü yazar Gabriel Garcia Marquez hayatını kaybetti.

Marquez'in ailesine yakın kaynaklar, Marquez'in, Meksiko'daki evinde 87 yaşında hayata veda ettiğini açıkladı.
İspanyolca dilinin en yetkin kalemlerinden biri olarak gösterilen Marquez, 30 yıldan uzun süredir Meksika'da yaşıyordu ve son yıllarda çok az kamuoyu karşısına çıkmıştı.
"Büyülü gerçekçilik" akımının en önemli isimlerinden Marquez, 31 Mart'ta hastaneye kaldırılmıştı. Ünlü yazara aşırı su kaybının yanı sıra akciğer ve idrar yolları iltihabı teşhisi konulmuş, antibiyotik tedavisinin ardından taburcu edilmişti.
"Yüzyıllık Yalnızlık",  "Kolera Günlerinde Aşk", "Kırmızı Pazartesi", "Albaya Mektup Yazan Kimse Yok", "Labirentteki General", "Aşk ve Öbür Cinler" ve "Bir Kayıp Denizci" gibi unutulmaz eserlere imza atan Marquez, 1982'de Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü.
Marquez, yaşam öyküsünü anlattığı "Anlatmak için Yaşamak" adlı son eserini 2002'de yayımladı.
1967'de yayımlanan roman tüm dünyada 30 milyon adetten fazla sattı.
YAZMAYI BIRAKMIŞTI
Kardeşi, iki yıl önce, ünlü yazarın demans (bunama) hastası olduğunu ve yazmayı bıraktığını açıklamıştı.
New York Times gazetesi, "Yüzyıllık Yalnızlık"ı, tüm insanlık için "Eski Ahit'ten bu yana okunması gereken ilk edebiyat ürünü" olarak tanımlamıştı.
1928’de Kolombiya'nın kuzeyindeki yoksul Aracataca kentinde doğan ve büyükannesi ve büyükbabasının yanında büyüyen Garcia Marquez, çocukluk yıllarını tüm eserlerinin kaynağı olarak niteliyor.
İki iç savaşa katılan, liberal bir insan hakları eylemcisi olan büyükbabasının siyasi çizgisinden etkilenen yazar, büyükannesinin anlattığı hurafeler ve halk hikayeleriyle büyüdü. Büyükannesin söz ettiği, evin etrafında, ifadesiz bir şekilde dans eden ölü ataları ve hayaletler en büyük romanında yer buldu.

Cizvit okulunda hukuk öğrenmi görmeye başlayan Garcia Marquez, gazetecilik yapmak için okulu bıraktı.
1954'te çalıştığı gazete tarafından Roma'ya gönderildi.
O zamandan sonra ömrünün büyük bölümünü Paris, Venezuela ve son olarak da Mexico City olmak üzere yurt dışında geçirdi. Romanlarıyla ünlenmesine rağmen hep gazeteciliğe devam etti.
William Faulkner'dan derin bir şekilde etkilenen Garcia Marquez, ilk romanını 23 yaşında yazdı.
1955'te yayımlanan "Yaprak Fırtınası" ve sonrasındaki üç kitabı, yazarı büyük bir ticari başarıya ulaştırdı.
Yüzyıllık Yalnızlığın ilk bölümünü yazma fikri Acapulco'ya giderken aklına geldi. Geri dönüp, günde altı paket sigarayla odasına kapandı. 18 ay sonra "geri döndüğünde" ailesinin 12 bin dolar borca girdiğini öğrendi. Ama elinde çok satan romanına dönüşecek 1300 sayfa vardı.
Romanın İspanyolca ilk basımı bir hafta içinde tükendi. Sonraki 30 yıl içinde kitap 30'dan fazla dile çevrildi.
Yazılarının canlılığı, dil zenginliği ve derin hayal gücüyle hayranlık uyandıran yazar "sürrealizminin Latin Amerika'nın realizminden kaynaklandığını" söylemişti.
Garcia Marquez'in, Şilili bir göçmenin memleketine dönüş deneyimini anlattığı romanının 15 bin nüshası Şili hükümetinde yakıldı.
Yazar, eski Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterand ile kişisel dostluk kurdu ve Bogata'dan eski Küba lideri Fidel Castro'nun ajansını idare etti.
1982'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan yazar, 1986'da bir başka çok satan romanı Kolera Günleri'nde Aşk'ı yayımladı