enerji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
enerji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Temmuz 2014 Cuma

Ceyhan enerji üssü oluyor


Türkiye tarımının merkezlerinden Çukurova'da, uzun yıllar boyunca tarımsal faaliyetlerin yoğun yapıldığı, ekonomik ve sosyal yapının da bu yönde geliştiği Adana'nın Ceyhan ilçesi, artık petrol merkezi olarak anılıyor. Türkiye'nin iki temel boru hattı Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) ve Kerkük-Yumurtalık ham petrol boru hatlarının bulunduğu ilçe, enerji koridorunun önemli bir ayağını oluşturuyor. BTC'nin yıllık 50 milyon ton, Kerkük-Yumurtalık ham petrol boru hattının ise 70 milyon ton da kapasitesi bulunuyor.
Türkiye'nin Rotterdam'ı olarak gösterilen Ceyhan, enerji üssü olma yolunda hızla ilerlerken, ilçede istihdamı daha da artıracak yatırımların hayali kuruluyor. Başta enerji olmak üzere büyük ölçekli yatırımları çekmesi hedeflenen Ceyhan'da, yatırımların ilerleyen yıllarda artması bekleniyor.
Ceyhan Ticaret Odası Başkanı Şeref Can, AA muhabirine yaptığı açıklamada, petrol boru hatları ile ilçenin enerji açısından önemli bir merkez haline geldiğini belirterek bu durumu daha da ileriye taşımak için somut hedefler üzerinde çalıştıklarını söyledi.
İlçenin önemli bir potansiyele sahip olduğunu ancak yeteri kadar değerlendirilemediğini anlatan Can, bunun Ceyhan'da karma organize sanayi bölgesi olamayışından kaynaklandığını ifade etti.
Öncelikli hedeflerinin Ceyhan'daki istihdam olanaklarını artırmak olduğunu bildiren Can, karma organize sanayi bölgesi ve petrokimya tesislerinin kurulmasıyla yatırımcıların ilçeye geleceğini kaydetti.
İstihdama yönelik yatırımcıları bekliyoruz
Can, Ceyhan'da 14 bin 500 dönümlük enerji ihtisas bölgesinin bulunduğunu anımsatarak, "Buraya petrokimya tesisleri kurulması planlanıyor. Bunlar gerçekleşirse daha yatırımcı ilçeye gelecek. Ayrıca cirodan çok istihdama yönelik yatırımcıları bekliyoruz. Böylece bölgeye daha da katkı sağlamış olunacak" dedi.
Ceyhan'da karma bir organize sanayi kurulması halinde ilçenin istediği noktalara daha kolay gelebileceğini anlatan Can, "Organize sanayi kurulduğu vakit sadece Adana, Ceyhan'ın önü değil, Güneydoğu ve Güneydoğu Anadolu'nun, Hakkari'den Iğdır'a kadar olan bölgenin yükünü çekebilecek, Mersin'in İskenderun'un yükünü hafifletecek bir bölge olacak burası" diye konuştu.
Ceyhan'ın geleceği uzun vadede çok parlak
BTC ve Kerkük-Yumurtalık ham petrol boru hatlarının milli ekonomiye oldukça katkı sağladığını ve Ceyhan'ın adını duyurması açısından stratejik öneme sahip olduğunu belirten Can, şunları kaydetti:
"Ceyhan demek Türkiye'mizdir. Nihayetinde Türkiye'mize bir gelir getiriyorsa burada Adana'nın ya da Ceyhan'ın mevki olarak, bireysel olarak menfaati söz konusu olamaz. Ama biz isteriz ki buraya gelen yatırımcılar da Ceyhan ve çevresinden alışveriş yapsınlar ve buradaki insanlara istihdam sağlansın. Ceyhan'ın geleceği uzun vadede çok parlak. İnanıyorum ki Başbakanımızın göstermiş olduğu 2023 hedefinin yüzde 15-20'lik payını burası karşılayacak. Bugün dünyada Ceyhan ismi çok büyük ama sadece büyüklük yeterli olmuyor, içerisini de doldurmak lazım. Ticaret ve sanayi odaları hep birlikte uyum içerisinde çalışıyoruz. İstenilen seviyeye gelebilmek için öncelikle liman farkı yaratacak karma bir organize sanayi bölgesi ve petrokimya tesisinin Ceyhan'da faaliyete geçmesini hedefliyoruz. Daha önceden arsalarının tahsis edilip, yapılmış olan bazı firmaların 3-5 yıldır bir çivi çakmadıklarını görüyoruz. Hedefimiz Türkiye'nin 2023 hedeflerini gerçekleştirmesinde Ceyhan'ın pay sahibi olmasıdır."

15 Haziran 2014 Pazar

Dalga gecmeyin;Dalgalardan elektrik üretti


Türk mühendis Yalçın Güneş, Ankara'da enerji teknolojileri üzerine kurduğu şirketi ile deniz dalgalarından elektrik üretimi gerçekleştirdi. İlk test çalışmasını 2011'de Akçakoca'da denize indirdiği cihazıyla yapan Güneş, o tarihte saatte 1,5 kilovat elektrik üretebildi. Yalçın Güneş, saatte 100 kilovat elektrik üretme kapasitesine ulaştı. Bu da 200 evin elektrik ihtiyacını karşılıyor.
İTÜ'YLE PROTOKOL
Türkiye'de bin 800 km sahilin olduğunu belirten Güneş, 'Bazı bölgelerinde yoğun enerji var. Bazı bölgelerinde de zayıf enerji var. Yoğun olan enerji bölgeleri turizm alanlarından uzak yerlerde' diye konuştu. Güneş, İstanbul Teknik Üniversite ile protokol imzalandığını, artık makinanın gelişimini ünivesite ile
beraber yapacağını belirtti.
DENİZ ZEMİNİ UYGUN
Makine üzerinde 4 yıldan bu yana çalıştıklarını belirten Güneş, 'Önce zemin etütü yapıldı. Türkiye'de deniz zemini uygun. Zaten bu cihaz üretilip vinç ile getiriliyor ve deniz zeminine yerleştiriliyor. Makinenin patentini aldık. Patent, mevcut teknolojinin bilinen seviyesini aşmış anlamına geliyor' şeklinde konuştu. Güneş, makinenin deniz canlılarına bir zararının bulunmadığını, cihazın içinde balıkların yumurtlaması için bir alan bile oluştuğunu sözlerine ekledi

2 Mayıs 2014 Cuma

Dünya bu adamın peşinde

Kamışlı, madeni atıklardan üretilen enerjinin ucuzluğuna dikkat çekerek, '100 litre benzinden elde edilen enerjiyi bu sistemle 10 liraya mal etmek mümkün' dedi. 

Alternatif enerji üretiminde büyük bir buluşa imza atan Turgay Kamışlı, üç bakanlığın destekleme kapsamına aldığı ve birçok ödül alan buluşuyla hidrojen enerjisini kendi tasarımı olan prototip reaktörle üretiyor. Literatürde benzeri olmayan bir yöntemle, geleceğin enerjisi olarak adlandırılan hidrojeni, katalizör ve tetikleyici kullanmadan elde ediyor. Kamışlı, çok sayıda üniversite ve araştırma merkezinden, kendi buluşu reaktörlerin yüzde 100 hidrojen ürettiğine dair test ve analiz raporları aldı. 

Alüminyum ve borun geri dönüşümü olmayan tehlikeli ve zehirli atıklarını kullandığını söyleyen Kamışlı, mevcut maden atıklarını reaksiyonla fermente ederek zararlı ve tehlikeli muhteviyatı pastörize ettiğini belirtti. Kamışlı, reaktörlerin çalışmasıyla dışa vuran egzotermik dış ısıdan yararlandığını kaydetti. Reaktörlerin iklim şartlarına göre 20 dakikayla 1 saat içerisinde reaksiyona geçtiğini ifade eden Kamışlı, fermente sonrası oluşan pastöre atığın tarım alanlarında ve inşaat sektöründe kullanılabileceğini dile getirdi.


DÜNYA ENERJİ KONSEYİ'NDEN DESTEK

Teknolojisi gelişmiş ülkelerde hidrojenin suyun elektroliziyle elde edildiğine işaret eden Kamışlı, 'Bunun haricinde alternatif deformasyonlarla, mesela doğal gazla, kömürle hidrojen elde edersiniz, suyu ayrıştırırsınız. Benim sistemimde, alüminyum ve bor gibi maden atıklarını kullanarak suyu ayrıştırıyorsun, hidrojeni elde ediyorsun. Devletin ve üretim tesislerinin zehirli ve tehlikeli madeni atıkları, çimento ve demir fabrikalarında bertaraf edilen atıkları ya da kayıt dışı olarak araziye dökülen atıkları enerjiye çeviriyorum. Bununla ilgili birçok üniversite ve Türkiye Hidrojen Araştırma Merkezi ile müşterek çalışmalarım oldu. Dünya Hidrojen Enerjisi Konseyi Başkanı Prof. Dr. Nejat Veziroğlu da üretim şekliyle yeni bir buluş olduğunu bildirdi' dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın kendi projesini sanayi-devlet iş birliğiyle destek kapsamına aldığını anlatan Kamışlı, 'Buluşum, 18 Nisan 2013 tarihinde Enerji Bakanlığı ile yapılan toplantıda, atıkların bertarafı ve Türkiye'de hidrojen enerjisinin eldesi olarak desteklenen en iyi projelerden biri kabul edildi. İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliğinin 2012 yılında düzenlediği 'Metalik Fikirler Ar-Ge Proje Pazarı' yarışmasında 'metal ve cevherlerin (alüminyum, demir, bor gibi) atıklarının değerlendirilmesi ve enerji üretilmesi' projesi olarak üçüncü oldu. 2010 yılında Gaziantep'te yapılan sempozyumda bu sistem TÜBİTAK tarafından Türkiye'nin en iyi 8 projesinden biri seçildi. Çalışmalarımda üniversitelerden büyük destek gördüm, bana kapılarını açtılar' diye konuştu.


'HAYATA GEÇERSE ENERJİYE YÜZDE 20-25 KATKISI OLUR'

Kamışlı, hidrojen enerjisinin elektrik üretiminde, araç yakıtlarında, ısınmada, her türlü gaz motorunda rahatlıkla kullanılabildiğini, ABD, Rusya, İngiltere gibi gelişmiş ülkelerin uzay çalışmalarında da kullandıklarını kaydetti. Bir litre hidrojenin 5 litre petrol türevi yakıta muadil olduğunun altını çizen Kamışlı, 'Şu an dünya birim fiyatı olarak hidrojenin metreküpü 25-30 lira civarında. Ben bu sistemle hidrojen enerjisini çok çok ucuza, 50 kuruş ile 1 lira arasında bir maliyetle üretiyorum. Üniversitelerdeki ilgililer kar marjı olarak devlete bire 9 katlayacağını, katma değer olarak devletin patentten büyük gelir sağlayacağını söylediler. Bu enerji türü ülkemizde hayata geçsin istiyorum. Hayata geçerse ülkemizde yüzde 20-25 enerjiye katkısı olur. Çünkü tehlikeli atıklarla çalışıyor. Bu atıklar pastörize oluyor, fermente kazanında reaksiyona giriyor' ifadelerini kullandı.


100 LİTRE BENZİN ENERJİSİ 10 LİRA

Projesine yurt dışından da ilgi olduğunu, birçok bilim adamının kendisiyle görüştüğünü anlatan Kamışlı, 'Geri dönüşümü olmayan metal ve cevherlerin atıklarının değerlendirilerek hidrojen gazı üretilmesiyle ülke ekonomisine büyük katkı sağlanacağını düşünüyorum. Ben şov yapma ya da pazara çıkarma niyetinde değilim. Şu an başvuru yapsam zaten dış ülkelere giderim. Bu ülkemde hayata geçsin, ülkemin olsun istiyorum, amacım budur. Bu sistemle 100 litrelik bir benzin enerjisini 10 liraya üretebiliriz. Bu mübalağa değil, gerçektir' dedi.


"BAZILARININ RAHATI KAÇIYOR"

"Bu buluş yüzünden bazılarının rahatı kaçıyor" diyen Kamışlı şunları söyledi: 

"Ben bu çalışma sebebiyle 125 ve 160. maddeden yargılandım. Bazı elçiliklere çağrıldım. Vatandaşlık başvurusu yapmamı istediler. Hatta bir elçilik Enerji Bakanlığı toplantısına katılmak istedi fakat kabul edilmedi. Dışarıdan gelen bilim adamları bizlerden bir şey alıp götürmeye geliyor. Bazı projelerin güvenliği yok. Benim projemin de güvenliği olduğuna inanmıyorum. Bu projenin Türkiye'de kalmasını istiyorum, fakat başıma etik olmayan olaylar geliyor. Maddi ve manevi baskılar ve etkisizleştirmeyle karşılaşıyorum. Bu konuda saldırıya da uğradım. Kıbrıs'ta Cumhurbaşkanı Eroğlu'nun yemeğinden 1 saat önce kaldığım yerin camları kırıldı. Bu konuyu Kıbrıs'ta ülkemin imajı sarsılmaması için gündeme getirmedim. Maalesef o saldırıyı yapan da Türkiye'den bir bilim adamıydı."

27 Ocak 2014 Pazartesi

Dünyanın enerji haritasını toryum değiştirecek


TAEK CERN Bilim Komitesi Üyesi Prof. Dr. Sultansoy: "Yeşil nükleer enerji olarak adlandırılan toryum, dünyanın enerji problemini çözebilecek en önemli kaynaklardan biri. Toryumu enerjide kullanmaya başladığımızda dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alabiliriz. 2030'larda elektrik enerjimizin yüzde 50'sini yerli kaynağımız toryumdan üretebiliriz. Türkiye enerji devi olabilir, yeter ki biz bu teknolojiye sahip çıkalım. OECD ve IAEA verilerine göre dünyadaki toryum rezervinin yüzde 11'i Türkiye'de bulunuyor"
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) Bilim Komitesi Üyesi Prof. Dr. Saleh Sultansoy, "yeşil nükleer enerji" olarak adlandırılan toryumun, dünyanın enerji problemini çözebilecek en önemli kaynaklar arasında bulunduğunu belirterek, "Toryumu enerjide kullanmaya başladığımızda dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alabiliriz" dedi.

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesinde de öğretim üyesi olan Sultansoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin cari açığının en önemli iki nedeninin enerji kaynakları ve ileri teknoloji ürünlerin ithalatı olduğunu söyledi.

Sultansoy, 2030 yılında gelişmiş ülkeleri seviyesine çıkabilmek için en az 100 gigavatlık ek güç kurulması gerektiğini belirtti. Yılda 50 ton toryum ile 50 gigavat enerji üretilebileceğini belirten Sultansoy, bu miktarın Türkiye'nin toryum rezervinin onbinde birinden daha az olduğunu ifade etti.

Gelecek 20 yıl içerisinde dünyanın enerji haritasının toryum ile değişeceğini savunan Sultansoy, şunları kaydetti:

"Gelişmiş ülkeler, enerjilerinin büyük kısmını nükleer santrallerden sağlamaktadır. Fransa, enerjisinin yüzde 85'ini nükleer santralden karşılarken, biz yıllardır bu santrallerin kurulup kurulmamasını tartışıyoruz. Şu anki bilimsel verilere göre, Türkiye toryum rezervinde dünyada ikinci sırada bulunuyor. Türkiye'nin gelişmesini istiyorsak toryumdan enerji üreten santraller kurmalıyız. 1 gigavatlık enerji için 3,5 milyon ton kömür veya 200 ton uranyum gerekiyor. Aslında 1 ton toryumdan da bu enerji elde edilebilir. Toryum yakıtlı reaktörlerin 2020'li yıllarda ticarileşmesi öngörülüyor. 2030'larda ise elektrik enerjimizin yüzde 50'sini yerli kaynağımız toryumdan üretebiliriz. Türkiye enerji devi olabilir, yeter ki biz bu teknolojiye sahip çıkalım ve uluslararası işbirliklerine katılabilelim."


"Dünyanın toryum yerine uranyuma yönelmesinin nedeni nükleer silahlanma yarışı"


Toryumla çalışan santraller konusunda dünyada en büyük ilerlemeyi sağlayan ülkenin Hindistan olduğunu belirten Sultansoy, ABD, Norveç, Kanada, Japonya ve Çin gibi ülkelerin toryumu elektrik santrallerinde kullanmak üzere proje ürettiklerini söyledi. Türkiye'nin elektrik enerjisi üretimini OECD ortalamasına yükseltebilmesi için mevcut kapasitesini üç katına çıkarması gerektiğine dikkati çeken Sultansoy, ülkedeki toryum rezervlerinin bin yıllar boyunca enerji gereksinimini karşılayacak kapasitede olduğunu vurguladı.

Sultansoy, toryumun tabiatta şu anki nükleer santrallerde kullanılan uranyumdan yaklaşık üç kat fazla bulunduğu belirterek, dünyanın toryum yerine uranyuma yönelmesinin tek nedeninin nükleer silahlanma yarışı olduğunu savundu.


"Türkiye'nin bu işten karlı çıkması bazı güç odaklarının işine gelmiyor"


Dünyada toryum rezervi açısından üç ülkenin başı çektiğini ifade eden Sultansoy, şöyle devam etti:

"Bilinen toryum miktarı açısından Hindistan ilk sırada bulunuyor. Onun hemen ardından Türkiye ve Brezilya geliyor. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) ve OECD verilerine göre 880 bin ton ile dünyadaki toryum rezervinin yüzde 11'i Türkiye'de bulunuyor. Diğer bağımsız kaynaklar ise ülkedeki rezervlerin bundan 3-4 kat daha fazla olduğunu ve Türkiye topraklarındaki toryumun değerinin 120 trilyon dolar olabileceğini tahmin ediyor. Isparta'da bulunan Çanaklı Madeni'nde kolay işlenebilen torit minerali şeklinde 20 bin ton rezerv var ve sadece bu rezerv 100 yıl boyunca elektrik enerjimizi karşılayabilir. Toryumla beraber atom bombası yapılamayan bir enerji üretilecek. Daha da önemlisi, hızlandırıcı sürümlü toryum yakıtlı sistemler nükleer atık problemini çözmeye imkan sağlayacak. Yüksek miktarda toryum rezervine sahip olan Türkiye'nin bu işten karlı çıkması bazı güç odaklarının işine gelmiyor. Toryumu enerjide kullanmaya başladığımızda dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alabiliriz."

Sultansoy, Türkiye'nin yakın gelecekte kalıcı bir stratejik değer oluşturabilmek için toryumla ilgili ulusal yol haritasını belirlemesi, gerekli insan kaynağını yetiştirmek amacıyla nükleer teknoloji üniversitesinin ve laboratuarların kurulması gerektiğine dikkati çekti.

Eskişehir'de 2003'te yaklaşık 100 bilim insanının katılımıyla toryum çalıştayı düzenlediğini anımsatan Sultansoy, uzun vadeli bir program hazırlandığını ancak sürecin devam etmediğini sözlerine ekledi.