antalya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
antalya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mayıs 2017 Cuma

ipek böceği yetiştiriciliği ile 40 günde 15 bin lira kazanıyor

Antalya'nın Gazipaşa ilçesinde 8 yıldır ilkel şartlarda ipek böcekçiliği yapan çiftçi, Gazipaşa Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının ipekböceği ile ilgili destekleri olduğunu duyunca başvuru yaptı. Başvurusu olumlu yanıtlanan Gültekin Demiral, 90 metkerake büyüklüğünde ipekböceği evindeki 2 kutuluk üretimini 5 kutuya çıkardı. Demiral ailesi tohumu devletten, hastalıkta bakımı devletten , alımı yine devlet tarafından yapılan ve sadece 40 gün süren üretim safhasından 15 bin TL gelir bekliyor.
 
Daha önce 1-2 kutu ile üretim yapan Demiral, aldığı destek ile yaklaşık 100 bin ipekböceğine tekamül eden 5 kutuluk tohum ile üretime başladı. Şu an üretimin son evresi olan koza örme aşamasında olan çalışmalardan 10 gün sonra yaklaşık 200-250 kilogram ipekböceği kozası elde edilecek. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının projesini duyup yararlanmak istediklerini ve başvurusunun olumlu sonuçlandığın söyleyen Gültekin Demiral , " Aldığımız destek ile bu ipekböceği evini yaptık. Daha sonra gördük ki Türkiye'nin en kapsamlı ipek böceği yetiştirilen yeri burasıymış. Biz 40 gün içinde 200-250 kg koza üretiyoruz. Bu da 15 bin liraya tekamül ediyor. Riski yok. Tohumları kooperatif devlet yoluyla getiriyor. Herhangi bir hastalık olduğunda bir telefonla gelip tedavi ediyorlar. Yetiştirdiğinde de satma sıkıntısı yok. Hazır olduğunda gelip kapında alıyorlar. Ödeme banka yoluyla yapılıyor. Kısa sürede 40 günde 15 bin lira bir gelir çok iyi. Önceki sistemde en fazla 5 bin lira yapabildik. Dut fidanlarımız tam büyümediği için 5 kutu yaptık. Bunu ilerde 10 kutu olarak yapmayı istiyoruz. Herkese tavsiye ederim" dedi.
 
Sırtında bebeğiyle sabah ilk işi ipek böceklerinin karnını doyurmak olan Gültekin Demiral'ın eşi Ayşe Demiral, ipekböceği üretiminin zevkli ve sera işlerine oranla daha zahmetsiz olduğunu söyledi. Parasının da diğer işlere oranla daha güzel olduğunu ifade eden Ayşe Demiral, "Kısa sürede elimize güzel para geçiyor. Eşime yardımcı oluyorum, evime katkı sağlıyorum. Bunları sonraya koyarsan aç kalıyorlar ve hastalanıyorlar. Önce bunlarla ilgileniyorum. Çocuğumu sırtıma alıp bu işleri yapabiliyorum. Allah devletten razı olsun" diye konuştu.
Demiral ailesinin yaptığı üretimi yerinde görmek isteyen Gazipaşa Kaymakamı Nurullah Kaya ise aileyi tebrik etti. Unutulmaya yüz tutmuş bir sektörün yeniden dirilmeye başlamasını görmenin mutluluğunu yaşadığını belirten Kaya, "40 günlük bir süreçte üreticimizin ciddi kazanım sağladığı bir sektör bu. Sosyal Yardımlaşma Vakfımız ile Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğümüzün ortak yürüttüğü bu proje Türkiye'de tektir. Bu projenin ülkemize örnek olmasını ve çoğalmasını temenni ediyoruz" dedi.
 
Riski olmayan ve pazarı hazır olan bir sektör olan ipekböceği üretiminin ilçede yaygınlaşmaya başladığını dile getiren Kaya, 67 üreticinin 112.5 kutu ile toplamda 3 bin 200 kg üretim yaptığını belirtti. İçinde bulundukları tesisin tek başına 500 kilogram üretim yapma kapasitesi olduğunu ancak şu an yarı kapasiteyle faaliyet gösterdiğini söyleyen Kaya, "Devletlerimizin imkanlarıyla gelene yok demiyoruz. Üretim yapmak isteyen her bireye limit koymaksızın destek veriyoruz. 40 günde yaklaşık 15 binin üzerinde bir geliri elde edebilecek. Riski yok, ürünümü satamam diye bir kaygısı yok. Canlı bir sektör. Biz de görevimiz gereği mahallelerimizde her bireyimize anlatıyoruz. Her geçen gün davetimize icabet eden çayımızı içen vatandaş sayısı artıyor. Artacağına inanıyorum" şeklinde konuştu.

9 Ağustos 2016 Salı

Takvimlerdeki tuhaflik

TRT, TRT Müzik Kanalı'nın promosyon olarak bastırdığı takvim hakkında, “Promosyon olarak dağıtılan takvimle ilgili şüpheli durum fark edildiği andan itibaren konu, zaten devam eden soruşturmalara eklenmiş savcılığa intikal ettirilerek detaylı inceleme başlatılmıştır” ifadelerini kullandı.
TRT’den yapılan açıklamada, “Birkaç gündür çeşitli internet sitelerinde yer alan, TRT Müzik Kanalı'nın promosyon olarak bastırdığı takvimle ilgili haberler üzerine açıklama gereği duyulmuştur. Haberlerde yer aldığının aksine şu ana kadar TRT'den resmi olarak bir açıklama yapılmamıştır. Promosyon olarak dağıtılan takvimle ilgili şüpheli durum fark edildiği andan itibaren konu, zaten devam eden soruşturmalara eklenmiş savcılığa intikal ettirilerek detaylı inceleme başlatılmıştır. Farklı haberlere itibar edilmemesi hususu kamuoyuna saygıyla duyurulur” denildi.
NE OLMUŞTU
TRT Müzik Kanalı'nın bastırdığı takvimde 15 Temmuz 2016 tarihi resmi tatil olarak gösterilmişti.  
Odatv.com

 takvim tuhaflığı da Antalya'da ortaya çıktı. Antalya Müze Müdürlüğü’nün yanı sıra, birçok firma için hazırlanan 2016 yılı masa takvimlerinde darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz tarihinin olmadığı, yerine ’14’ kullanıldığı görüldü.
Antalya Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Antalya Müze Müdürlüğü 2015 yılınınson aylarında 2016 yılı için bir masa takvimi hazırladı. Takvimde konu olarak ise Perge Antik Kenti’nde 2014 yılında ortaya çıkarılan Carakalla Çeşmesi ve burada bulunan heykeller kullanıldı. Antalya’nın 18 kilometre doğusundaki Aksu İlçesi’ndki Perge Antik Kenti’nin genel tanıtımına yer verilen takvimin Ocak ayı sayfasında imparator Caracalla heykeli ile başlayan tanıtımda aynı alanda bulunan Asklepios, Tykhe, Aphrodite, Nemesis, Helios, Selene heykelleri, Yılanlı Heykel, Giyimli Erkek Heykeli, Giyimli KadınHeykeli, At Heykeli ve Aphrodite’nin farklı bir heykeline ait fotoğraflarla antik kentin genel görüntüleri kullanıldı.
Takvimdeki hata ise Temmuz ayı sayfasında yaşandı. Müze Müdürlüğü’ne ait takvimde farkedilen hatanın, takvimi hazırlayan firmadan kaynaklandığı ve birçok firma için de hazırlanan takvimlerde aynı hatanın yapıldığı belirlendi.
Müze Müdürlüğü’nün Selene Heykeli’nin tanıtımının yapıldığı Temmuz 2016’da, darbe girişimi tarihinin bulunmadığı ve ’15’ yerine ’14’ kullanıldığı ortaya çıktı. Darbe girişiminin durdurulması sonrasında ’Demokrasi Günü’ ilan edilen 15 Temmuz’un Müze Müdürlüğü’ne ait takvimdeki tek tarih hatası olduğu görülürken, hatanın matbaadan kaynaklandığı açıklandı
Bir takvim skandalı daha... 15 Temmuz yok!
'TASARIM MATBAAYA AİT'
Kültür ve Turizm İl Müdürü İbrahim Acar, Müze Müdürlüğü’nün takvimle ilgili sadece tanıtım amaçlı kullanılacak tarihi eserler ve bilgilerini verdiğini, takvim ve tasarımlarının ise matbaa firmasınca hazırlandığını, hatanın Müze Müdürlüğü ile ilgisi olmadığını söyledi. Müze Müdürlüğü yetkililerince de hatanın matbaa kaynaklı grafik tasarım hatası olduğu dile getirildi.
1000 adet basılıp hem Antalya hem de Türkiye’de çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarına gönderilen takvimi basan matbaanın yetkilileri ise hatanın kendilerinden kaynaklandığını, sadece müzeye ait takvimde değil, başka takvimlerde de aynı hatanın yaşandığını açıkladı. Hatanın basıldıktan sonra Ocak ayında fark edildiğini anlatan firma yetkilileri, basılmış olduğu için de değiştirilemediğini savundu.
Firmanın bastığı diğer masa takvimlerinde de aynı hatanın yapıldığı görüldü.

29 Mayıs 2016 Pazar

Avrupa'nın ünlü peynirleri Antalya'da üretiliyor




Antalya'nın Manavgat ilçesinde oteller zinciri bulunan turizmci Yılmaz Sezer, hobi amaçlı kurduğu çiftlikte İtalya, Hollanda ve Fransa'nın dünya çapında marka olmuş peynirlerini üretiyor.200 DÖNÜMLÜK ÇİFTLİK
Sezer'in, Manavgat'ın Evrenseki Mahallesi'nde bulunan 200 dönümlük çiftliğinde yaklaşık bin 200 keçi, 6 bine yakın koyun, 300'e yakın manda ve bine yakın inek doğal ortamda yetiştiriliyor ve hayvanların sütleri, İtalya, Fransa ve Hollanda menşeli peynirlerin yapımında kullanılıyor.

Yaklaşık 5 yıldan beri İtalyan ustaların gözetiminde üretilen peynirlerin ünü giderek artarken peynirlere yurt dışından da talep gelmeye başladı.
İTALYA, FRANSA, HOLLANDA...
Girişim hikayesini anlatan Sezer Group Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Sezer, çiftliği para kazanmak amacıyla değil, emeklilik döneminde 1994 yılında hobi amaçlı olarak kurduğunu söyledi.

Çiftlikte üretilen İtalya, Fransa ve Hollanda peynirleri ile keçi peyniri, manda yoğurdu, manda kaymağı ve süt ürünlerinin öncelikle kendi otellerinde tüketildiğini, ününün giderek yayılmasıyla ürünlerin market raflarında da yer almaya başladığını kaydetti.

İTHAL EDİLİYORDU
Türkiye'nin gelişmesi için üretmek gerektiğini anlatan Sezer, şöyle konuştu:

"Üretmeden muasır medeniyetler seviyesine ulaşmamız mümkün değil. Yani üretin de ne üretirseniz üretin. Burada ürettiğimiz parmesan Türkiye'nin ithal ettiği peynirler arasındaydı. Hollanda menşeli gouda, edam, maasdam, Fransa menşeli mimolette gibi peynirler de döviz karşılığı yurt dışından ithal edilen peynirler
İTHALAT YÜZDE 70 AZALDI
Türkiye'de belli kesimin kullandığı bu peynirler de yılda yaklaşık bin 500-2 bin ton arasında ithal ediliyor. Biz çiftlikte İtalya, Hollanda ve Fransa menşeli 24-25 çeşit peynir üretiyoruz. Bu kadar çeşit peyniri bir arada üretmek hakikaten zor. Biz bunu başardık. Sürdürmek için de bütün gücümüzle çalışıyoruz. Bizim üretimimizle bu boşluğun yüzde 70'ini doldurduk. Yani bizim üretimimizle ithalat yaklaşık yüzde 70 azaldı. Peynirlerimizi tamamen çiftlikte doğal koşullarda üretilen hayvanlardan elde edilen sütlerle yapıyoruz."
İTALYA İLE YARIŞABİLECEK DURUMDAYIZ

İtalya'ya özgü parmesan ve mozzarellanın İtalyan usta Simone Manfredini tarafından yapıldığını kaydeden Sezer, "Bu peynirlerin tadını İtalya dışında tutturmak çok zor. Bu peynirler için makinelerin ve kazanların tamamını İtalya'dan getirttik. Peynirlerin bekletildiği tahtalar ustalarımız tarafından tasarlandı.
USTA ALTIN MADALYALI
Şu anda İtalya ile yarışabilecek durumdayız. Peyniri yapan ustamız Simone İtalya'dan altın madalya almış. İlk peynir üretimine başladığımız tarihten beri bizimle çalışıyor." diye konuştu.

Parmesan üretiminin oldukça meşakkatli olduğunu anlatan Sezer, peynirin mayalandığı odanın sıcaklığından temizliğine çok dikkat etmek gerektiğini söyledi.
ÖZEL KAZANLARDA ÜRETİM
Sezer, "Parmesan İtalya'dan getirdiğimiz özel kazanlarda üretiliyor. Kazanlardan özel küreklerle kalıplara dökülüyor. Tuzda bekletiliyor ve ondan sonra dinlenmeye bırakılıyor. Tahtalarda her gün çevrilerek yaklaşık bir yıl bekliyor. Parmesan bekledikçe güzelleşen bir peynir. Bizde 3 yıl bekleyen parmesan var." dedi.
Gouda, edam, brie, maasdam, mimolette, emmental, cheddar gibi Hollanda ve Fransa'ya özgü peynirlerin de İtalyan usta Marcello Fichele ve Türk ustalar tarafından yapıldığını kaydeden Sezer, bu peynirlerde de Hollanda ayarının yakalandığını belirtti. Bu peynirlerin de bir kısmının 2-3 ay, bir kısmının 6-7 ay bekleyerek olgunlaştığını ifade etti.
RUSYA'DAN DA TALEP

Ürettikleri peynirin tümünün şu anda yurt içinde tüketildiğini aktaran Sezer, geçen yıl Rusya ve İsrail'den teklif aldıklarını, pazarlık aşamasında biraz da siyasi olaylarla ihracatyapmamaya karar verdiklerini söyledi.
Peynirin satış fiyatının yurt dışından getirilen fiyatlara göre uygun olduğunu belirten Sezer, "Burada kar gayesinden ziyade ülkemizde öncülük yapmak istedik. Üretimin giderek artacağına inanıyorum." diye konuştu.Parmesanın Türkiye'de kullanımının yavaş yavaş arttığını ve pazarın büyüdüğünü ifade eden Sezer, önceki yıllarda genelde toz şeklinde makarna sosu olarak kullanılan parmesanın genel tüketiminin arttığını dile getirdi.


Çiftliğimde çalışmak için ön şart hayvanlarla ilgilenilirken asla sopa kullanılmaması." dedi.

9 Kasım 2015 Pazartesi

Antalya Gazipaşa'da ilk kez ejder meyvesi yetiştirildi

Mersin’de ilk olarak tropikal meyve yetiştiriciliği yapan Mehmet Tanrıverdi tarafından yetiştirilmeye başlanan ve büyük ilgi gören , şimdi de Beyrebucak Mahallesi’nde Mahmut Yüksel ve Mehmet Emin Yüksel tarafından yetiştirilmeye başlandı.

'da ilk kez yetiştirilen ve ilk meyvesini veren , mahalle halkı tarafından büyük ilgi gördü. İlk meyve Mehmet Tanrıverdi tarafından kesildi ve mahalle halkına ikram edildi. Mahalle halkı tarafından beğenilen meyvenin kavun, kivi, muz ve şeftali tadını andırdığı söylendi.
12 YILLIK ÇALIŞMANIN ÜRÜNÜ
Ejder meyvesini ilk olarak Mersin'de yetiştirmeye başlayan ve bu konuda araştırmalar yapan Mehmet Tanrıverdi, bu meyveyi 12 yıllık bir çalışma sonucunda çiftçilere kazandırdıklarını dile getirdi. Tanrıverdi, "12 yıllık çalışmam sonucunda bu meyvenin tüm Akdeniz Bölgesi'nde yetişeceğini anladık.
Gazipaşa, Muğla ve Mersin'in değişik yerlerinde tesisler, üniteler kurduk ve çiftçilerimize bu ürünü kazandırdık. Burası bir yaşında bir bahçe, burada çok sağlıklı bir şekilde yetişti. İnşallah gelecek sene bu bahçede daha çok ürün hasat edilecek" dedi.
"BU ÜRÜNÜ TÜM AKDENİZ BÖLGESİ'NE YAYMAYA DEVAM EDECEĞİM".
Yapılan araştırmalar sonucunda bu bitkinin tüm Akdeniz Bölgesi'nde yetiştirilebileceğine değinen Tanrıverdi, konuşmasına "Bu ürünü tüm Akdeniz Bölgesi'ne yaymaya devem edeceğim. Mersin, Muğla, Adana, İzmir, Aydın ve Denizli'de de çalışmalarımız var, görüşmelerimiz devam ediyor. İnşallah ülkemiz için çok hayırlı olacak. Türkiye'ye, Gazipaşa'ya ve tüm çiftçilerimize hayırlı olsun" diye devam etti.
"BİZİM ÜRETTİĞİMİZ ÜRÜNLERLE ASLA REKABET EDEMEZ"
İthal ürünlerin büyük marketlerde yer aldığını değinen Tanrıverdi, "Meyvenin tanesini 12 liradan satıyoruz. Ejder meyvesi, büyük marketlere ithal geliyor, 300 gramını 25 TL'den satıyorlar. Bizim meyvemiz 600 ile 900 gram arasında geliyor, bu bakımdan çok büyük şanslarımız var. İthal edilen ejder meyveleri bizim ürettiğimiz ürünlerle asla rekabet edemez" dedi.
"ÜRÜNLER NİSAN VE ARALIK AYLARI ARASINDA ALINABİLİR"
Bitkilerin periyodik olarak meyve verdiğine değinen Tanrıverdi, "Nisan'ın ortalarında çiçek veren bir bitki Haziran'da meyvesini verir. Meyve kopartıldıktan sonra tekrar çiçek açar ve 40-45 gün sonra yeni bir meyve daha verir. Bitkilerden Haziran ve Aralık arasında ürün alınabilir" diye konuştu.
"ÜLKEMİZ BU İŞTEN ÇOK GELİR ELDE EDECEK"
2-3 yaşındaki 1 dönümlük bahçeden 32 bin adet meyve alınacağını söyleyen Tanrıverdi, bu ürün sayesinde ülkenin çok gelir elde edeceğini dile getirerek, "Meyvenin ana vatanı Tayland ve Vietnam. Ejder meyvesi bu ülkelerin milli meyvesi olarak geçiyor. Bu üründen çok para kazanıyorlar. Bizim de kazanmamamız için hiçbir engel yok.
Biz bu ülkelere göre Avrupa'ya daha yakınız, bu bizim için büyük bir avantaj. Avrupa'da bu meyve, ananasın krallığına son verdi ve çok popüler oldu. İhracat konusunda geç kalmış değiliz, dünya piyasasında İsrail'le rekabet içindeyiz, çok iddialıyız, ülkemiz bu işten çok gelir elde edecek" şeklinde konuştu.
Mahmut Yüksel, Mehmet Emin Yüksel ve Mehmet Tanrıverdi ortaklığındaki bahçede bin kök dikili alan bulunmakta.
azırda ise üç bin kök ağacın ekim için hazır olduğunu söyleyen Mahmut Yüksel, "Biz bu bitkiyi, geçen sene Eylül ayında poşetlere diktik. Bu yıl Nisan ayında toprağa ektik. Nisan ayından bu yana bitkiler büyük gelişim gösterdi ve bu hale geldi. Bugün ilk meyvemizi aldık ve arkadaşlarla yedik" dedi.
TAM BİR SAĞLIK DOSTU
Meyvenin insan sağlığına faydalı olduğuna değinen Yüksel, "Ejder meyvesi, kalsiyum, potasyum, magnezyum ve fosfor bakımından zengin
Kan basıncını dengeler, kemikleri ve dişleri güçlendirir, morlukların ve yaraların çabuk iyileşmesini sağlar, solunum problemlerini engeller, bağışıklık sistemini güçlendirir, kanser ve kalp hastalıklarına çok iyi gelir. Çocuklar ve yaşlılar için tam bir sağlık deposudur, insanlar için çok özel bir meyve, herkesin yemesini tavsiye ederim" diye konuştu.

24 Mayıs 2015 Pazar

Altın Portakal Yat Limanı ve kruvaziyer liman

Antalya’ya Dubai modeli dev yatırım
Dubai'deki palmiyenin bir benzeri de Antalya'ya geliyor. Türkiye'de eşi olmayan proje ile Antalya önemli bir cazibe merkezine daha kavuşacak. Ulaştırma Eski Bakanı ve Ak Parti Antalya Milletvekili Adayı Lütfi Elvan'ın yeni projesi büyük ilgi çekti.
HAVADAN GÖRÜNÜŞÜ PORTAKAL TASARIMLI
Bakan Lütfi Elvan'ın Antalya için dev projeleri açıkladığı lansmanda ilk kez görücüye çıkan yat limanı Antalya'nın simgesi olan portakal şeklinde tasarlandı. İsmi de Altın Portakal olarak belirlendi. Hazırlanan tasarıma göre yat limanına havadan bakıldığında portakal tasarımı görülecek. Limanın kara ile bağlantısı sadece yoldan ibaret olacak.
1400 YAT BAĞLAMA KAPASİTESİ
Antalya Altın Portakal Yat Limanı için 1400'e yakın yat bağlama kapasitesi planlanıyor. Projenin Dubai'deki benzeri ile en önemli farkı ise üzerinde yerleşim alanı olmaması. Liman sadece yat bağlama alanı olarak kullanılacak, üzerinde yapılaşma olmayacak.
BAKANLIK BÜROKRATLARI YER TESPİTİ İÇİN SAHADA
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Antalya Muratpaşa açıklarında yapılması planlanan Altın Portakal Yat Limanı ve Lara bölgesinde planlanan kruvaziyer limanı için yer tespiti çalışmalarında bulundu. Bakanlık Müsteşar Yardımcısı Dr.Özkan Poyraz, Deniz ve İçsular Genel Müdür Mehdi Gönülalçak ile Bölge Müdürü İlker Çelik' ten oluşan heyet tarafından yapılan çalışmaların yer belirleme, etüd ve fizibilite projelerine altlık oluşturacağı bildirildi. Heyet daha sonra Kaleiçindeki tekne işletmecilerinin sorunlarını dinledi.
YENİ KRUVAZİYER LİMANLARI
Altın Portakal Yat Limanı dışında Antalya için iki önemli projesi daha bulunan Lütfi Elvan, Lara ve Demre de inşa edilecek kruvaziyer limanları için de startı verdi. Daha önce Yat limanı Antalya için olmazsa olmazların başında geldiğini söyleyen Lütfi Elvan " 2 bin 750 yat bağlama kapasitemiz var. Antalya için yıldızı parlayan kente çok daha fazlası gerekli. Altın Portakal Yat Limanını yapacağız. Demre ve Lara'da kruvaziyer limanlarımızı yapacağız. Manavgat'ta başka bir yat limanı yapacağız. Serik'te Finike'de veya başka bir bölgede yat limanı ihtiyacı olursa onu da gerçekleştireceğiz" demişti.

4 Aralık 2014 Perşembe

Yabancı firmalar Antalya’da yerli ürünlere akın etti


Avrupa ve Balkan ülkelerinden Ortadoğu’ya, Kuzey Afrika’dan Türki Cumhuriyetleri’ne kadar uzanan Growtech Eurasia Tarım Fuarı, Antalya Expo Center’da kapılarını açtı. Ulusal ve uluslararası alım heyetleri organizasyonu ile sektörün ticari hacmine katkıda bulunan fuar, bu yıl 7 salonda toplam 40 bin metrekare alanda 650’nin üzerinde ulusal ve uluslararası markayı buluşturuyor. Bu yıl Growtech Eurasia Tarım Fuarı’na, Türk mühendisler tarafından geliştirilen yeni teknolojiler, dünyaya ihracat kapılarını açan yüzde yüz yerli tohumlar ve yerli tarım üreticilerinin başta Afrika ülkeleri olmak üzere yurt dışında arazi, sera satın alarak yurt dışında da üretime başlaması vurdu. Fuarda, bu yıl 250 milyon lira ihracat bağlantısı kurulması ve 400 milyon lira civarında ticari hacim hedefleniyor.
Ağaç kabuğundan toprak Baran Tarım’ın ağaç kabuklarından toprak üretti. Hindistan ve Srilanka’da üretilen topraklarda meyve ve sebze üretiliyor. Bu üründe gübreden tasarruf sağlanırken, istenilen hacimde üretim yapılabiliyor. Toprak torbalarının fiyatları 1 ila 2 Euro arasında değişiyor.
Kebapçıların gözdesi olacak
Dünyanın suyunu bırakmayan ilk domatesi olan Intense; Türk mühendisler tarafından, yüzde yüz yerli tohumlarla geliştirildi. İntense; sert ve etli yapısı sayesinde dilimleme ve küp şeklinde kesim esnasında suyunu bırakmasıyla büyük kolaylık sağlıyor. Domateste hacim kaybını önleyen ve uzun süre dayanıklılık sağlayan Intense domates, salata, sandviç, domates reçeli yapımında suyunu hemen salmadığı için kolaylık sağlıyor.
Çocuklara tarımı sevdirecek buluş
Türk girişimcisi Burçin Karakaba tarafından üretilen ürün çocukların tarımı tanımasını sağlıyor. Toprak, tohum ve plastik setten oluşan Green House adı verilen ürünün satış fiyatı 55 lira. 5 ayda okullara 600 adet satılan ürün önümüzdeki günlerde D&R’larda da satışa sunulacak. Karababa, kızının bir katkı maddesine gösterdiği reaksiyondan yola çıkarak geliştirdiği ürün ile çocukların tarımı deneyimleyerek öğrenmesini sağlıyor.