yavuz sultan selim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yavuz sultan selim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ağustos 2016 Pazartesi

Yavuz Sultan Selim Köprüsü Akçansa ile yükseldi

Sabancı Holding ve Türkiye’nin lider yapı malzemeleri şirketi Akçansa, 59 metrelik genişliğiyle dünyanın en geniş, 1.408 metre açıklığıyla üzerinden raylı sistem geçen dünyanın en uzun asma köprüsü olan Yavuz Sultan Selim Köprüsü için; Betonsa markasıyla geliştirilen özel ürünle Türkiye’nin geleceğine önemli bir yatırım yaptı.  Akçansa, Yavuz Sultan Selim Köprüsü için Betonsa markasıyla bakım gerekmeksizin 100 yılın üzerinde dayanım gücüne sahip ve asırlarca kullanılacak özel ürün üretti. Akçansa’nın AR-GE gücüyle yarattığı özel ürünler kullanılarak inşa edilen dünyanın en yüksek betonarme asma köprüsü için, 1,5 milyon metreküp hazır beton üretimi gerçekleştirildi.
322 metreyi aşan ayak yüksekliğiyle aynı zamanda dünyanın en yüksek betonarme asma köprüsü ünvanını da alan Yavuz Sultan Selim Köprüsü için, Akçansa Büyükçekmece Fabrikası’nda uzun yıllara dayanan deneyim ve AR-GE gücüne dayanarak proje ihtiyaçlarına özel üretilen çimento ile çevresel etkilere karşı yüksek dayanıklı beton üretildi. 100+Beton, özel olarak üretilmiş beton hatları ve yüksek basınçlı sabit beton pompaları ile tek noktadan sevk edildi.
Kurtul: “Dünyadaki örnek operasyonlardan biri”
 Sabancı Holding CEO’su Zafer Kurtul
Sabancı Holding CEO’su Zafer Kurtul konuya ilişkin yaptığı açıklamada şöyle dedi: “Türkiye’nin Sabancı’sı olarak ülkemizin geleceğine inanıyoruz. Ülkemize bugüne kadar çok büyük yatırımlar yapmış bir topluluk olarak, bu büyük projenin içinde yer almaktan ve Akçansa şirketimizle imza atmaktan dolayı oldukça gururluyuz. Betonsa’nın bu önemli proje için özel olarak tasarladığı ve hazır beton tesislerinde ürettiği ürünle ve yürüttüğü operasyonla hem dünyada hem de Türkiye’de örnek olacak bir projeye imza atmış olduk. Emeği geçen herkesi kutluyor, ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.”
Zenar: “Zamana karşı yarıştık, başardık!”
Akçansa Genel Müdürü Umut Zenar
Akçansa Genel Müdürü Umut Zenar da Yavuz Sultan Selim Köprüsü için 150 kişilik bir ekiple çalıştıklarını ve ihtiyaçlara yönelik beton üretimi gerçekleştirdiklerini belirterek, “Projeye özel olarak tasarlanan, beş hazır beton tesisinde taze beton sıcaklığı, buz ve ısıtma ünitelerinin yardımıyla mevsim şartları ne olursa olsun korunmuştur. Yönettiğimiz bu operasyon, dünyadaki örnek uygulamalar arasında yerini aldı. Boğaz’ın zorlu koşulları altında zamana karşı yarışılan bu projede kazandığımız büyük tecrübenin hem ülkemizde hem de dünyada yüksek yapıların yapılması noktasında inşaat sektörü adına yeni ufuklar açtığına inanıyoruz. Rekor sürede inşa edilen bu büyük projenin tedarikçisi olmaktan gurur ve mutluluk duyuyoruz” dedi.
Öte yandan Betonsa Garipçe Hazır Beton Tesisi, bu operasyon sırasında kurduğu İSG odaklı çalışma sistemleri ve özel uygulamaları sayesinde kaydettiği ‘sıfır iş kazası’ başarısıyla, HeidelbergCement Grubu’nun dünyadaki 625 tesisi arasından birinci seçilerek, İş Sağlığı ve Güvenliği Büyük Ödülü’nü almaya hak kazandı

13 Haziran 2016 Pazartesi

Yavuz Sultan Selim' in verdiği büyük ders

Yavuz Sultan Selim Han döneminde, 


İran hükümdarı Şah İsmail, kıymetli mücevherler ile dolu bir hediye sandığı gönderiyor, hünkâra.
Sandık açılır. İçinden çeşit,çeşit 
değerli taşlar, kıymetli atlas, kadife kumaşlar çıkar. 
Fakat, sandık açılır açılmaz, etrafa pek fena 
bir koku yayılır.Önce, hiç kimse bir anlam veremez, nadide mücevherler ile dolu sandıktaki bu fena kokuya.
Sonra, mesele anlaşılır.Sandığın dibine insan dışkısı doldurulmuş.
Yani, Şah İsmail, aklı sıra, cihan padişahına hakaret ediyor… (!)Cihan padişahı emir verir,
"herkes düşünsün, bu edepsizliğe, Osmanlı'nın şanına yakışacak şekilde bir mukabelede bulunmalıyız.“
Ve çözümü yine kendisi bulur
Aynı şekilde değerli mücevher ve kumaşlarla süslü bir sandık hazırlatılır. Sandığın içine, o zamanın en nefis gül kokulu lokumlarından hazırlanmış bir kutu yerleştirilir. Kutunun altına da, bir satırlık yazıdan ibaret pusula (not) iliştirilir.. 
Hediye sandığı, itina ile süslendikten sonra, 
Şah İsmail'e gönderilir.Sandık, Şah'ın huzurunda açılır. 
Sandık açılır açılmaz, etrafa mis gibi gül kokusu yayılır. Mücevher vs. gibi hediyeler takdim edildikten sonra, Osmanlı Elçisi –Şah’ın tedirgin olmaması için, önce kendisi tatmak kaydıyla- büyük bir saygı ve nezaketle,Şah İsmail'e lokumdan ikram eder.
Bilâhare, görevliler,huzurda bulunanlara teker,teker 
ikram etmeye başlarlar, lokumdan. Şah, bütün bu olup bitenlere bir anlam veremez.
Osmanlı Elçisi, Şah'ın şaşkınlığını gidermek için, Lokum kutusunun altına iliştirilmiş mütevazı pusulayı uzatır.Pusulayı okuyan Şah'ın yüzünde, 
bu sefer, şaşkınlığın yerini büyük bir utanç ifâdesi alır;

"İSMAİL HERKES YEDİĞİNDEN İKRAM EDER!!..."

Yavuz Sultan Selimİran Seferi'ne çıkmak için 19 Mart 1514 tarihinde Edirne'den İstanbul'a hareket etmişti. Bir ay sonra Üsküdar'a geldiğinde, Şah İsmail'in halifelerinden olan Kılıç adında biri vasıtası ile Şah'a Farsça name gönderdi. Sultan Selim, İzmit'ten gönderdiği hicri takvime göre 920 Safer tarihli namesinde: Şah'ın Müslümanlığa uygun olmayan hareketlerinden, mezaliminden bahis ile kendisinin Müslümanlığı takviye ve mezalimi kaldırmak için faaliyete geçtiğini, yaptığı işler nedeniyle katline fetva verildiğini ve kılıçtan evvel İslamiyeti kabul etmesi lazım geldiğini ve atlarının Safer ayında İstanbul'dan hareket ettiğini ve bizzat muharebeye hazır olacağını bildirmişti. Yavuz namesinde şöyle diyordu: "Fitneler çıkardınız, İslam büyüklerine küfürler ediyorsunuz, bunun cezası katlidir, üzerinize geliyorum, işgal ettiğiniz Osmanlı memleketlerini geri veriniz." Elçi Kılıç, Şah İsmail'i Hemedan'da bularak nameyi vermiş, o da muharebeye hazır olduğunu bildirmiştir. Şahın bu cevabı Osmanlı ordusuErzincan'a geldiği sırada alınmıştır. Lütfi Paşa tarihine göre Şah İsmail, nameyi getiren Kılıç'ı öldürtmüştür.
Şah İsmail, muharebeye hazır olduğunu belirten namesinde: "Er isen meydana gelsin, biz de intizardan kurtuluruz" demiş ve Yavuz'a bir kadın elbisesiyle, yaşmak yollamıştır. Yavuz bu nameye cevabını 920 Cemaziyelevvel sonunda Erzincan'dan yollamıştır. Yavuz bu namesinde Şah İsmail er meydanına davet ediliyor ve hala kendisinden bir eser olmadığı beyan ediliyordu. Şah İsmail bu nameye cevap olarak; gerek II. Bayezid zamanındaki ve gerek kendisinin Trabzon valiliğindeki dostluklarından bahsederek aradaki düşmanlığın neden ileri geldiğinin bilinmediğini, Osmanlı Hanedanıyla kadim dostluklarından ötürü Timur zamanındaki gibi fena bir neticenin olmasını istemediğini beyan etmektedir. Ayrıca Yavuz'un namesinde hakaretvari tabirlerden şikayet ile name yazan katiplerin yazılarını afyon tesiriyle yazdıkları için bir altın hokka ile afyon macunu yolladığını da namesinde belirtmiştir. Şah İsmail'in afyon macunu yollaması yoluyla, II. Bayezid'ın afyonkeşliği sebebiyle oğlunun da babası gibi olduğu ima edilmektedir.

Yavuz Sultan Selim bu ağır nameye yine ağır bir nameyle cevap vermiştir. Namesinde şöyle demiştir: "Davete icabet edip uzun yolları kat ile memleketine girdik; fakat sen meydanda görünmüyorsun. Padişahların ellerindeki memleket onların nikahlısı gibidir; erkek ve yiğit olanlar kendisinden başkasının ona elini dokundurtmazlar; halbuki bunca gündür askerimle memlektine girip yürüyorum, hala senden bir haber yok. Seni korkutmamak için askerimden 40.000 kişiyi ayırıp Sivas ile Kayseri arasında bıraktım; hasma mürüvvet ancak bu kadar olur. Bundan sonra da saklanıp gözükmezsen erkeklik sana haramdır, miğfer yerine yaşmak ve zırh yerine çarşaf ihtiyar eyleyip serdarlık ve şahlık sevdasından vaz geçesin." Yavuz bu namesiyle beraber Şah İsmail'in gönderdiklerine karşılık kendisinin kökenini telmihen hırka, şal, asa, misvak ve şedden (kuşak) ibaret tarikat levazımı yollamıştır. Böylece Yavuz, Şah İsmail'in dervişlikten geldiğine gönderme yapmıştır.

13 Temmuz 2014 Pazar

Yavuz Sultan Selim ve Kiyafeti

Yavuz Sultan Selim bir Yabancı Heyeti Huzuruna Kabul Etmiş. 
Bu Merasimde Herkes Şık Giyinirken Yavuz Sultan Selim Belinde
 Kılıcı İle Her Zamanki Savaşa Hazır Görüntüsü ile Tahtından Heyeti 
İzlemiş. Görüşme Bitip Yabancılar Giderken, Padişah Vezire Emir Vermiş 
-Git Yabancılara Kıyafetimi Nasıl Bulduklarını Sor Demiş. Vezir Sorup Gelmiş ve Padişaha
 -Yabancı Heyetin Başına Sordum Padişahın Kıyafetini Beğendiniz mi diye Şu Cevabı Aldım "Heyetler Görüşürken Bir Ara Padişahınıza Doğru Başımı Çevirip Baktım Belinde Parlayan Bir Kılıcı Vardı Gözümü Kılıçtan Alamadım Dolayısıyla Padişahınızın Ne Giydiğini Hatırlamıyorum" Dedi der. PADİŞAH DA DERKİ
- İŞTE KILICINIZ KUVVETLİYSE NE GİYDİĞİNİZE KARIŞAMAZLAR GÖREMEZLER.
 KILICINIZ KUVVETLİ DEĞİLSE HER ŞEYİNİZE KARIŞIRLAR!!!