tohum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tohum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2017 Pazar

7 bin yıllık buğday. tohumu

Metin Öztürk, 4 yıl önce  Çamlı Mahallesi Ilıca Mevkisi'inde 10 dönüm arazi kiralayıp organik tarıma başladı. Arazide hiçbir zirai ilaç kullanmadan organik olarak domates, biber, patlıcan, bamya, börülce, fasulye, salatalık, kavun, karpuz, çilek, dut, yer fıstığı üretmeyi başardı. Yetiştirdiği ürünlerin bir kısmını tohum olarak ayırıp, geriye kalanları da hem kendisi tüketti ve hem de komşları ve dostlarına verdi.
KÜLTEPE'DEN MARMARİS'E
Üç yıl önce de, Kayseri Kültepe kazıları sırasında bulunan küplerden birinin içinden  ve arpa taneleri çıktığını duyan Metin Öztürk, bu tohumların peşine düştü.
Uzun uğraşlar sonunda, geçmişi 7 bin yıl öncesine dayanan ata yadigarı hakiki Anadolu buğdayı 'Siyez'den birkaç tohum alabildi. Bunları tarlasına ekip, çoğaltmak için kolları sıvadı. Üç yıl boyunca ekip, tek bir buğday tanesinden yüzlerce ürün elde eden Metin Öztürk bu yıl farklı bir yöntem denedi.
HER GÜN SULAMAK GEREKLİ
Metin Öztürk bu yıl tek bir Siyez buğday tanesini ayrı bir yere ekerek, her gün suladı. Her geçen gün diğerlerine oranla bu buğdayın çok daha fazla büyüdüğünü, tek buğday tanesinin topraktaki kökünden 20 ayrı sürgün kardeş ve çok sayıda başak çıktığını gördü. Bu buğday ile özel olarak ilgilendiğini kaydeden Öztürk şunları anlattı:
"Diğer ürünlerde olduğu gibi buğdayda da hiçbir kimyasal kullanmadan organik gübre, keçi gübresi, solucan ve yarasa gübresi kullandım. Normalde yağmur sularıyla kendi kendine büyüdüğünde bire 2- 3 bin verirken, özel olarak her gün sulama yöntemiyle bu buğday bire 8 bin verdi. Tane buğday, toprakta ortalama 20 kardeş sürgünle dışarıya çıktı. 2 metreyi geçen her sürgün üzerindeki başakların ise en az 40 taneden oluştuğunu gördüm. Bazı başaklar o kadar büyük oluyor ki, dalı dayanmadığından, aşağıya bile sarkıyor."
Metin Öztürk devlet desteği ve biraz daha bilgi donanımı ile bu buğdayın üretilmesi halinde Türkiye'nin buğday ihtiyacını bir iki yıl içinde karşılanabileceğini önemli miktarda ihraç bile yapılabileceğini sözlerine ekledi.
TARIM MÜDÜRÜ: YAKINDAN İZLİYORUZ
Marmaris İlçe Tarım Müdürü Ziraat Mühendisi Nejmettin Kaya, Metin Öztürk'ün büyük bir başarı elde ettiğini vurgulayarak şunları söyledi:
"Ülkemiz buğdayın anavatanı. Önce son yıllarda ülkemizde buğday ile ilgili yanlış tartışmaları açıklamakta yarar var. Ülkemizde GDO'lu buğday kesinlikle yok. Ülkemizde 14, 28 ve 42 kromozomlu buğdaylar var. Bunlar hiçbir zaman 49 veya 51 kromozomlu (Tek sayı kromozomların hatalı ayrılması sonucu oluşmuş genetik bozukluk) olmamıştır. Metin Öztürk beyin çalışmalarını yakından izliyoruz. Şu andaki durumu gerçekten çok iyi. Bu arkadaşımız bir gram bile ilaç kullanmıyor. Bundan sonraki durumunu da tespit etmek istiyoruz. Eğer başarı sürerse, ülkemiz adına gerçekten mükemmel olacak.
.

8 Aralık 2013 Pazar

Tohum atilimlari

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın özel şirketler ve üniversitelerle 2004'te başlattığı tohum geliştirme çalışmaları üreticinin yüzünü güldürüyor. Yatırımlarda yüzde 50 teşvik alan tohum şirketleri, dünya trendlerini takip etmenin meyvesini Antalya'daki Growtech Tarım Fuarı'nda topladı. Fuarda özellikle geçmiş yıllarda zirai kalıntı olduğu gerekçesiyle gümrük kapılarından geri gönderilen Türk malı domatesler yabancı müşterilerce kapışıldı. Antalya'daki seralarda geliştirilen ve Kanka adı verilen, bitki hastalıklarına dayanıklı domates türü, Çin'den İran'a kadar birçok ülkeden sipariş aldı. 

SİYAH DOMATES ÇILGINLIĞI 

Lezzeti ve yüksek verimliliğiyle Avrupa'da da trend olan Kanka domatesinin en büyük müşterisi ise Çinliler oldu. Fuara 43 şirketle katılan Çin, domates tohumlarıyla yakından ilgilendi. Fuarın ilk üç gününde 1 milyon 750 bin dolarlık domates tohumu alan Çinliler, diğer ülkelerle de 7 milyon dolarlık ön anlaşmaya imza attı. Böylece Türkiye ilk kez bu ülkeye tohum ihracatının kapılarını aralamış oldu. Çinli şirketlerin en çok ilgilendiği tohum türlerden biri de kansere çare olduğu ileri sürülen siyah domatesti. Yüzde 100 yerli siyah domatesle fuarda ilgi gören Yüksel Tohumculuk'un Genel Müdürü Mehmet Yüksel, bu yılki fuarda domates tohumlarının tavan yaptığını belirtti. Yüksel, "Firma olarak 5 çeşit yüzde yüz yerli domates sunuyoruz. Bunların içinde en fazla ilgi göreni anti-kanserojen özelliğine sahip, likopen açısından yoğun siyah domates oldu. Avrupalı ziyaretçiler siyah ve küçük oluşlarıyla sofralarda kullanılan çeri domatese de büyük ilgi gösterdi" dedi. Fuarda 42 ülkeyle ihracat bağlantısı yaptıklarını söyleyen Mehmet Yüksel, lezzetli ve sulu olan pembe domatesin de ilk kez ihraç edilebilir hale geldiğini ifade etti. Yıllar önce Avrupa ve Ortadoğulu müşterilerin ilaçlı diye geri gönderdiği domateste alınan darbenin artık yerli tohumlarla bertaraf edilir hale geldiğini de vurgulayan Yüksel şöyle konuştu: "Özellikle pembe domatese hem Ortadoğu hem de Avrupa'dan büyük ilgi vardı. Daha sulu, lezzetli ve güzel görünen bu türü çok dayanıklı olmadığından ihraç edemiyorduk. Tohumunu sert domatesle aşılayarak özelliklerini kaybetmeden daha dayanıklı olmasını sağladık. Fuarda görücüye çıkan ürünümüz birçok ülkeden sipariş aldı." 

Komşu'nun tarlasına Osmancık pirinci ektik
Antalya'daki Growtech Eurasia Fuarı'nda ayrıca Anadolu'ya özgü tahıl tohumları da ön plana çıktı. TAGEM Genel Müdürü Doç. Dr. Masum Burak, "Türkiye'nin geliştirdiği ayçiçeği, buğday Şili, İspanya ve İran'a, ünlü Osmancık pirincinin tohumu ise Yunanistan'a satıldı" dedi.